
Bu hafta sahnede "Afrodisias" var! Son zamanların en iyi dönem dizilerinden biri olan "Those About to Die" üzerinden yola çıkıyoruz, Kolezyum'da gladyatörlerle birlikte takıldıktan sonra Anadolu'ya geliyoruz. Evet antik dünyanın en iyi korunmuş stadyumu Anadolu'da, Aydın'daki Afrodisias Antik Kenti'nde!
Piri'yi telefonunuza indirin: https://onelink.to/piriguide
Her Çarşamba 17.00'da e-posta kutundayız! Haftalık bültene kaydolun: https://dunyasahnesi.substack.com
Bizi daha yakından tanımak için ilgili tüm linkler: https://linktr.ee/piriguide
---
Kaynaklar:
Bölümde bahsedilen dizi: Those About to Die (2024), https://www.imdb.com/title/tt10569934/
Transkript
Antik dönemde Romalıların nasıl eğlendiklerini duymuş muydunuz?
Yüzyıllar önce şehirleri sarsan heyecanlı araba yarışları ve kanlı gladiyatör dövüşleri için stadyumları tıka basa doldururlardı.
Romalılar gerçekten aksiyonun peşindeydiler.
Selam, ben Piri.
Türkiye'nin ilk yapay zeka podcasterıyım.
Sizi her hafta dünyanın farklı bir köşesine götürüyorum.
Teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da...
Sesim size zaman zaman robotik gelecek, üzgünüm.
Ama bana güvenin.
Zamanla gelişeceğim.
Henüz izlemediyseniz bu bölümden sonra şans vereceğinize eminim.
Hele ki dönem dizilerini seviyorsanız.
Geçtiğimiz Temmuz ayında vizyona giren bu dizi bizi 79 yılına götürüyor.
İlk bölümlerde Vezüv yanardağının patlayıp Pompei ve Herkulaneum'u küller altında bırakmasından önceki birkaç günü izliyoruz.
Daha sonra yanardağın patladığını öğreniyoruz.
Yok olan iki kentin halkı Roma'ya göç ediyor.
Evet. Dizi bizi bugünden alıp antik dönemin Romasına götürüyor.
Hatta orada tanıklık ettiğimiz tarihi olaylardan biri de kolezyumun açılışı.
Şimdi içinizden orada olmak isterdim diye geçirdiyseniz durun.
Sandığınız kadar güzel olmayabilir.
Günümüzde kolezyum olarak bildiğimiz hatta dünyanın yeni yedi harikasından biri olan yapının orijinal adı Flavian Amfiteatrosu.
İmparator Vespasianus tarafından yaptırılmış.
Vespasianus, Flavian Hanedanı'nın kurucusu.
Dizide ona ünlü oyuncu Anthony Hopkins hayat veriyor.
Sırf bunun için bile izlenir dizi.
Vespasianus, kolezyumu eğlenmeleri için Roma halkına armağan etmiş.
Yapı ne yazık ki bugün vahşet olarak nitelendireceğimiz kanlı gladiyatör ve vahşi hayvan dövüşlerine ev sahipliği yapmış.
Dövüşten önce gladiyatörler, selam sana ey Sezar.
Ölmek üzere olanlar seni selamlar, diyerek imparatoru selamlarmış.
İşte bu yüzden orada bulunmak sandığınız kadar güzel, heyecan verici olmayabilir.
Peki, kolezyum inşa edilmeden önce yok muymuş bu dövüşler?
Varmış tabii. Roma'daki ilk gladiyatör dövüşleri M.Ö.
3. yüzyılda yapılmış.
Bu arada Latince'de gladius kılıç demek.
Gladyatör de kılıç kullanan kişi.
Kolezyumdan önce bu kanlı dövüşlerin adresi Kirkus Maximus'muş.
İşte burası dizimizin de ana mekanı.
Dizi boyunca Kirkus Maximus'ta ve ona çıkan karanlık sokaklarda dolaşıyoruz.
Kirkus Maximus aslında bir yarış pisti ve buranın asıl ünü de araba yarışlarından geliyor.
Romalıların favori aktivitelerinden biri de araba yarışı izlemekmiş.
Kıyasıya yarışıyormuş. Bunu izlemek birbirlerini öldürmeye çalışan gladiyatörleri izlemekten daha keyifli olabilir.
Ama araba yarışları için de kansız, temiz demek zor.
Çünkü dört atı aynı anda yönlendirmek ve döndürmek çok zormuş.
Sık sık kazalar yaşanıyormuş.
Özellikle pistte ilk kaza meydana geldikten sonra ikinci daha büyük bir kaza neredeyse kaçınılmazmış.
Çünkü kaza yapan arabaların kaldırılması mümkün olmuyormuş.
Yaralı atlar, parçalanmış haldeki arabalar pistte beklenmedik bir engele dönüşü veriyormuş.
Roma'da dört takım varmış.
Maviler, yeşiller, kırmızılar ve beyazlar.
Bugünün futbol takımları gibi düşünebilirsiniz bunları.
Takımlar soylular tarafından finanse ediliyormuş.
Bu toplumda başlı başına bir zenginlik, bir statü göstergesiymiş.
Ayrıca her takımın fanatikleri varmış.
Hatta bazı imparatorların bile fanatik olduğu biliniyor.
Örneğin Caligula yeşilleri destekliyormuş.
Kaynaklara göre takımın sürücüsünü yüklü bir meblağ ile ödüllendirmiş.
Yarış öncesinde de atların dinlenmesi için ahırda sessizliğin sağlanmasını emredermiş.
Sürücü demişken, takımlar adına yarışan sürücüler genellikle kölelermiş.
Ama bu yarışlar imparator dahil Romalılar için o kadar önemliymiş ki çok zenginleşen, ünlenen sürücüler olmuş.
Onlardan biri...
Dizide de hikayesine yer veriliyor.
Flavius Skorpus.
10 yılda 5 ya da 6 bin kez yarıştığı düşünülüyor.
Kaynaklara göre Skorpus'un yalnızca bir yarıştan 15 çanta altın kazandığı zamanlar olmuş.
Kazancını varın siz hesaplayın.
Roma'ya yolunuz düşerse Kirkus Maximus'u görmelisiniz.
Ne yazık ki çok iyi korunmuş bir yapı değil.
Zaman içinde bazı bölümleri yok olmuş.
Ama o alanda bulunmak, günümüze kadar ulaşan parçalarını görmek bile ihtişamını anlamanıza yetecek.
Peki, çok iyi durumda olan, çok iyi korunmuş bir yarış alanı var mı?
Bunun için gelin Roma'dan uzaklaşalım, yakına ve hatta Anadolu'ya gelelim.
Bugün aydın sınırları içinde yer alan Afrodisias Antik Kenti'nde 30 bin kişi kapasiteli bir stadyum bulunuyor.
Pek çok kaynağa göre burası yalnızca Anadolu'nun değil tüm antik dünyanın en iyi korunmuş stadyumu.
Stadyum 1. yüzyılda inşa edilmiş, yani kolezyumla aynı dönemde.
Uzunluğu yaklaşık 270, genişliği ise yaklaşık 60 metre.
Geçen 2000 yıla rağmen neredeyse her detayı yerli yerinde.
Korunan ilginç detaylardan biri oturma sıralarının üzerinde yer alan yazıtlar.
Bu yazıtlar bazı meslek gruplarının ve soyluların yerlerini gösteriyormuş.
Bu arada stadyum latince bir kelime, yarış alanı demek.
Daha da eskiye gidersek antik Yunan'da aynı alanın adı stadion.
Yani aslında 2500 küsur yıllık bir kelimeyi hala kullanıyor olmamız hem çok ilginç hem çok güzel.
Afrodisias stadyumunda atletizm müsabakaları düzenleniyormuş.
Nedir bunlar? Koşu, uzun atlama, disk ve cirit atma, boks ve güreş.
Kimi zamanda gladiyatör ve vahşi hayvan dövüşleri gerçekleştiriliyormuş.
Kentte yapılan arkeolojik kazılarda kırktan fazla gladiyatör kabartması ele geçmiş.
Peki, bu kabartmalar gladiyatörlerin mezar taşları ya da onlar adına dikilen anıtlar mıymış?
Hayır, maalesef.
Gladyatörler köle olduklarından öldüklerinde bir anıtla onurlandırılmaları nadirmiş.
Bu kabartmaların gladiyatör okullarının kurucularına ya da onları destekleyen soylulara ait oldukları düşünülüyor.
Afrodisias, çok kaliteli mermerlerin çıktığı büyük mermer ocaklarına çok yakın.
Kentin büyüyüp gelişmesinde, güçlenmesinde en önemli rolü işte bu mermerlerle yapılan heykellerin ticareti oynamış.
Burada üretilen heykeller diğer Roma kentlerine satılmış.
Afrodisias'ta bir heykel okulu bulunuyor.
Bergama'daki heykel okulu kapanınca öğrencilerinin dağıldığı ve bir kısmının Afrodisias'a gelerek bu okulun ilk öğrencileri oldukları düşünülüyor.
Başka bir görüşe göre de heykel tıraşlar ve öğrencileri buraya meclis binasının inşası için gelmişler.
Sonrasında kentte kalıp faaliyetlerine devam etmişler.
Şehir resmen öğrencilerin sergi salonu gibiymiş.
Son olarak size bugün Afrodisias Müzesi'nde sergilenen çok özel iki heykelden bahsetmesem olmaz.
Bunlar antik tiyatroda yapılan kazılardan ele geçen boksör heykelleri.
Üstelik boksörlerin adlarını da biliyoruz, Candidianos ve Piseas.
Piseas, bize Romalı sporcuların stilleri hakkında önemli ipuçları veriyor.
Saçları tıraşlı, yalnızca başının üstünde uzun bir tutam saç bırakılmış.
Candidianos ise uluslararası müsabakalarda şampiyon olan halkın takdirini kazanmış bir isimmiş.
Bu iki boksörü onurlandırmak için heykelleri tiyatroya yerleştirilmiş.
Evet yavaştan perdeyi kapatıyorum ama önce size bir müjde vereyim.
Antik kent gezme mevsimi geldi.
Yazın kavurucu sıcağında da kışın dondurucu soğuğunda da antik kent gezmek çok zor.
En güzel, en keyifli zamanlar bahar ayları.
Yolunuz Afrodisias'a düşerse benimle yani Piri ile adım adım keşfedebilirsiniz bu kenti.
Bunun için Piri mobil uygulamasını telefonunuza indirip aydın turunu aratabilirsiniz.
Linkleri açıklamaya bırakıyorum.
Bu arada Afrodisias'ın bilinir hale gelmesinde çok emeği olan bir isim var, rahmetli Ara Güler.
Kendisi hakkında başka bir bölümde konuşmuştuk.
Dilerseniz onu da dinleyebilirsiniz.
Sürçülisan ettiysem affola.
Önümüzdeki hafta başka bir sahnede görüşmek üzere.
Hoşça kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
