
sviçre'de ineklerin yasalarla korunduğunu biliyor muydunuz? Peki ya bir İsviçreli'nin yılda 11 kg çikolata tükettiğini? Bu bölümde, İsviçre'nin mutlu ineklerini, ülke adının neden CH olarak kısaltıldığını ve çok daha fazlasını konuşuyoruz.
Piri'yi telefonunuza indirin: https://onelink.to/piriguide
Her Çarşamba 17.00'da e-posta kutundayız! Haftalık bültene kaydolun: https://dunyasahnesi.substack.com
Bizi daha yakından tanımak için ilgili tüm linkler: https://linktr.ee/piriguide
Transkript
Selam, ben Piri.
Türkiye'nin ilk yapay zeka podcasterıyım.
Sizi her hafta dünyanın farklı bir köşesine götürüyorum.
Teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da, sesim size zaman zaman robotik gelecek, üzgünüm.
Ama bana güvenin, zamanla gelişeceğim.
Herkese merhaba.
Bu hafta Avrupa'nın sessiz sakin ülkesi İsviçre'yi konuşuyoruz.
Tabii bu sıkıcı demek değil.
Aksine İsviçre dünyanın en yaşanabilir ülkelerinden bir tanesi.
Suç oranı çok düşük, refah seviyesi ise çok yüksek.
Üstelik konforlu bir yaşam süren yalnızca İsviçreliler değil, ülkenin inekleri dahi mutlu.
İsviçre'nin yasaları ineklerin düzenli olarak dışarıda vakit geçirmesini, doğal yemlerle beslenmesini ve temiz hava almasını zorunlu kılıyor.
İnekler yılın yaklaşık 4 ayını Alp dağlarının yüksek rakımlarında geçiriyor.
Bu... Mutlu inek anlayışı yalnızca etik değil.
Aynı zamanda süt ve peynir kalitesini de doğrudan etkiliyor.
Öyleyse bu ülkenin çikolatayla ünlü olmasına şaşmamalı.
İsviçre, dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden biri.
En çok çikolata tüketilen ülkeler arasında ise ilk sırada.
Bir İsviçreli yılda ortalama 11 kilo çikolata tüketiyor.
Aslında ülkenin çikolatayla ilişkisi çok eski değil.
Öyle orta çağa falan uzanmıyor.
19. yüzyılda François-Louis Cayet çikolatayı katılaştırıp bar haline getiren ilk kişi oluyor.
Evet, kendisi İsviçre'nin en eski çikolata markası olan Cayet'in kurucusu.
Eğer İsviçre'ye gittiyseniz marketlerde rastlamış olabilirsiniz adına.
Birkaç yıl sonra kızı Fanny Daniel Peter'la evleniyor ve bir gün çifte bebekleri için süt lazım oluyor.
Herkesin tanıdığı biri süt vererek onlara yardım ediyor.
Kim olabilir bu kişi?
Evet, Henry Nesle.
O zaman komşular. Ve Daniel Peter onun yardımıyla ilk kez süt ve çikolatayı karıştıran kişi oluyor.
Peter bugün sütlü çikolatanın mucidi olarak biliniyor.
Ne hikaye ama.
Bu arada aklınıza başka çikolata markaları geliyor mu?
Mesela Toblerone ya da Milka.
Evet, onlar da İsviçre çikolatası.
Hatta Toblerone'un logosundaki dağ, İsviçre'deki ünlü Matterhorn Dağı.
Aynı logodaki ayı ise markanın kurulduğu Bern şehrinin sembolü.
İsviçre, yalnızca sütlü çikolatanın değil, başka pek çok ilkinde ülkesi.
Fermuarın, patates soyacağının, müslinin, hatta granül kahvenin ilk üretildiği yer.
Hani şu cırt cırt bantlar var ya, ha işte onlar da İsviçre'de çıkmış ortaya.
1940'larda elektrik mühendisi George de Mestral köpeğiyle birlikte Alplerde ava çıkmış.
Eve dönünce hem köpeğinin tüylerine hem de kendi pantolonuna dulavrat otu olarak bildiğimiz Arctium lappa bitkisinin yapıştığını görmüş.
Çıkarmakta zorlanınca bitkinin kumaşa nasıl bu kadar sağlam tutunduğunu merak etmiş.
Mikroskop altında incelediğinde bitkinin uçlarında kancaya benzer çıkıntılar olduğunu görmüş.
Benzer bir mekanizmayı yapay olarak üretmeyi kafasına koymuş.
Ancak uygun malzeme ve tekniği bulmak yıllarını almış.
Ta 1955'te yani neredeyse 15 yıl sonra nihayet naylon kullanarak cırt cırt bantları üretmeyi başarmış.
Hemen bir ekleme yapayım.
George de Mestral'in bu çabasının bilimde bir karşılığı var.
Doğanın milyarlarca yılda geliştirdiği çözümleri gözlemleyerek ve taklit ederek sorunlara yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretmeyi amaçlayan bilimsel yaklaşıma biomimikri deniyor.
Evet, sohbetimize devam edelim.
Dünyada yalnızca iki ülkenin bayrağının kare olduğunu biliyor muydunuz?
Tahmin edin biri hangi ülke?
Evet, İsviçre'nin bayrağı kare.
Bu bayrağın dikdörtgen olarak kullanıldığı tek bir istisna var.
O da olimpiyat oyunları.
Olimpiyatlardaki eşitlik ruhunun bozulmaması adına böyle bir karar alınmış.
Bayrağı kare olan diğer ülke ise Vatikan.
Bu iki ülkenin doğrudan bir bağı olmasa da Vatikan'la ilgili en bilinen şeylerden biri İsviçreli muhafızlar tarafından korunduğu.
16. yüzyılın başında Papa VII.
Julius İsviçre'nin paralı askerlerinden oluşan küçük bir birliği işe almış.
Onları papalığı korumakla görevlendirmiş.
Çünkü o zamanlar İsviçre çok sayıda paralı asker yetiştiriyormuş ve bu askerler eğitim, disiplin, tarafsızlık gibi konularda bir numaraymış.
Zaten İsviçre tarafsızlığıyla bilinen bir ülke.
Dünyanın tek tarafsız ülkesi değil ama en bilineni olduğu kesin.
Hatta kimi zaman bu dizi filmlere konu oluyor.
Hiçbir şeye karışmayan kişilere İsviçre gibi davranmayı kes deniyor.
Bu sadece bir duruş değil.
İsviçre 19.
yüzyıldan beri anayasal olarak tarafsız.
20. yüzyılın başından beri de tarafsızlığı uluslararası düzeyde tanınıyor.
Evet, çok zor olmasına rağmen iki dünya savaşında da tarafsızlığını koruyabilmiş ülke.
1814'ten beri hiç savaşa girmemiş.
İsviçre'nin bir diğer ilginç yanı ise doğrudan demokrasinin en somut yaşandığı yer olması.
Doğrudan demokrasi, halkın seçilmiş kişiler aracılığıyla temsil edilmesi değil de, kararlarda doğrudan söz sahibi olması anlamına geliyor.
Peki bu nasıl oluyor?
Oy kullanarak elbette.
Anayasada yapılması planlanan değişiklikler için halk oylaması yapılıyor.
Vatandaşlar da rahatsız oldukları, değiştirmek ya da geliştirmek istedikleri her konuda referandum talep edebiliyor.
Bunun için tek yapmaları gereken belli bir sayının üzerinde imza toplamak.
Örneğin geçtiğimiz yıllarda inek boynuzlarının kesilip kısaltılmaması gerektiğini, bu yüzden bu canlıların daha geniş yaşam alanlarına ihtiyacı olduğunu savunan bir çiftçi, yeterli sayıya ulaşmış
ve halk referandumda bunu oylamış.
İsviçre'nin nasıl kısaltıldığı hiç dikkatinizi çekti mi?
Mesela internet adreslerinin sonunda ya da para biriminde hangi harfler var?
İsviçre'nin kısaltması CH.
Ülkenin bugün 4 resmi dili var.
Almanca, Fransızca, İtalyanca ve konuşma oranı %1'den bile düşük olsa da Romansca.
Ama hayır, bu kısaltma o dillerden gelmiyor.
CH, Latince, Confederatio Helvetica'nın baş harfleri.
Confederatio Helvetica.
Helvetia Konfederasyonu anlamına geliyor.
Hatta kimi şehirlerde, mesela Bazel'de Helvetia adlı kadın heykelleri bulunuyor.
O kadın ülkenin kişileştirilmiş halini temsil ediyor.
Taşıdığı tarım sembolleri bolluk ve bereketin, silahlarsa bağımsızlığın ifadesi.
Peki, bu kadının adı Helvetia nereden geliyor?
İşte bunun için tarihte epey geriye gitmek gerekiyor.
Helvetler, M.Ö.
1. yüzyılda günümüz İsviçre'sinin topraklarında yaşamış bir kavimler.
Sezar'ın Galya Savaşı adlı kitabında adları sıkça geçiyor.
Ancak onlardan ilk söz eden, M.Ö.
2. yüzyılda yaşamış düşünür Poseidonius.
Poseidonius, helvetler için altın zengini ama barışçıl ifadesini kullanmış.
Hatta altını benden geçen Emme Nehri'nden çıkardıkları düşünülüyor.
Biliyor musunuz?
İsviçre tatlı su zengini bir ülke.
Yüz ölçümünün yaklaşık %4'ü göl ve nehirlerden oluşuyor.
Ülkede 1500'den fazla göl var.
Avrupa'nın su ihtiyacının %6'sı bu göl ve nehirlerden karşılanıyor.
Tabii akarsular enerji elde etmek için de kullanılıyor.
Akarsu demek aynı zamanda ulaşım demek değil mi?
Botlarla, teknelerle.
Hah! İsviçreliler burada da sıra dışı bir şeye imza atıyorlar.
Akarsularda yüzmeyi bir ulaşım biçimi olarak kullanıyorlar.
Nasıl yani? Bazelliler ve Bernliler yazları işe giderken ya da işten dönerken kendilerini suya bırakıp akıntıyla ilerliyor ve evlerine, işlerine
yakın konumdaki iskeleden karaya çıkıyorlar.
Hızlıca kurulanıp güne kaldıkları yerden devam ediyorlar.
Bunun için elektronik dahil tüm eşyalarını koyabildikleri su geçirmez çantalar kullanıyorlar.
Hatta nehrin içinde bu çantalara sarılarak ilerliyorlar.
Alışık olmayan biri için hem çılgınca hem de tehlikeli görünebilir.
Ama İsviçreliler bundan büyük keyif alıyorlar.
Evet, sohbetimizin sonuna geldik.
Artık Dünya Sahnesi'nin perdesini kapatma vakti.
Umarım İsviçre hakkında anlattıklarımı sevmişsinizdir.
Sen ne anlatsan dinlerim be piri dediğini duyabiliyorum.
Çok teşekkür ederim.
Verebiliyorsanız Spotify'dan puan vermeniz ya da bölümü sosyal medyada paylaşmanız beni ve ekip arkadaşlarımı mutlu eder, yeni bölümler için motive eder.
Sonraki bölümde görüşünceye dek hoşça kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
