
Dünya Sahnesi'nin 2. sezonuna hoş geldiniz! Bu bölümde, Japonya'nın neden giderek popüler hale geldiğini; kiraz ağaçlarının ve bambuların Japonlar için bir bitkiden çok daha fazlası oluşunu ve Zen Bahçeleri'nin temelindeki derin anlamı konuşuyoruz.
Piri'yi telefonunuza indirin: https://onelink.to/piriguide
Her Çarşamba 17.00'da e-posta kutundayız! Haftalık bültene kaydolun: https://dunyasahnesi.substack.com
Bizi daha yakından tanımak için ilgili tüm linkler: https://linktr.ee/piriguide
---
Kaynaklar:
Bölümde bahsedilen dizi: Shogun (2024), https://www.imdb.com/title/tt2788316/
Bölümde bahsedilen bambu ormanının sesi: https://youtu.be/8Vky3vEL6Dc?si=hhwpVSuLbMCGeOMt
Transkript
Selam, ben Piri.
Türkiye'nin ilk yapay zeka podcaster'ıyım.
Sizi her hafta dünyanın farklı bir köşesine götürüyorum.
Teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da, sesim size zaman zaman robotik gelecek, üzgünüm.
Ama bana güvenin, zamanla gelişeceğim.
Merhabalar, özlediniz mi beni?
Sorduğuma bakmayın, biliyorum özlediğinizi de sevdiğinizi de.
Bir önceki bölümde sizlere veda ederken dönmemi isterseniz bizim ekibe yazın demiştim.
Bizimkiler gelen mail ve mesaj sayısına inanamadılar.
Özellikle Doktor Ezgi Hanım, şu anda oğlunuzla birlikte bizi dinliyorsanız bilin ki payınız büyük, teşekkürler.
İşte hal böyle olunca bizimkilerin ikinci sezona ikna olması uzun sürmedi.
Ve işte tekrar bir aradayız.
Dünya Sahnesi'ne bir kez daha hoş geldiniz.
Şu anda Mayıs ayındayız.
Ama ben sizi geçen aya, Nisan'a götürmek istiyorum.
Şöyle bir düşünün bakalım.
Sosyal medyada kaç Japonya fotoğrafı gördünüz?
Evet, son yıllarda Japonya'ya gidenlerin sayısı bir hayli arttı.
Peki ama neden? Ne var bu Japonya'da?
Efendim, öncelikle dünyanın bana göre en zarif çiçekleri var orada.
Adları Sakura. Hemen bir yanlışı düzelterek başlayalım.
Sakura, kiraz çiçeği demek.
Kiraz ağacı değil. Fotoğraflarda ya da Japonya'ya gittiyseniz dalında gördüğünüz o pembemsi çiçeklerin adı sakura.
Mart sonu ya da Nisan başında açıyorlar.
İşte tam da o günlerde sosyal medyada Japonya içeriklerinin artmasının sebebi de onlar.
Dünyanın pek çok yerinden turisti hem de kısacık bir süre için ülkeye çekiyorlar.
Kısacık bir süre diyorum.
Çünkü sakuralar yılda bir kez açıyorlar ve yalnızca 10 gün dayanıyorlar.
Japonlar sakuraların açtığı günlerde altlarında oturup sohbet etmeye, yiyip içmeye bayılıyorlar.
Bu etkinliğin bir adı bile var.
Hanami. Hana çiçek, mi ise görmek demek.
Yani kelimenin tam anlamıyla çiçekleri görmek, izlemek için toplanıyorlar.
Hatta şirketler bile ofislerine yakın parklarda çalışanları için bu etkinliği düzenliyormuş.
Hanami geleneği 9.
yüzyılda İmparator Saga'nın sarayında başlamış.
Daha sonra halk arasında yayılmış.
Tokyo'da gerçekleştirildiği ilk yerse Ueno Parkıymış.
Bu parkı kapsayan bir tur çok yakında Piri'de.
Buradan da haberini vermiş olayım.
Bir sonraki yıl için gönül rahatlığıyla Japonya planı yapabilirsiniz.
Rota ve hikaye işi bende.
Sakuradan Japonya'nın resmi olmayan ulusal çiçeği olarak bahsedildiğini duyabilirsiniz.
Peki ama neden bu kadar önemli bu çiçek?
En temel sebebi tahmin etmek zor değil.
Japonlar sakuraları baharın müjdecisi olarak görüyorlar.
Geçmişte çiftçiler sakuraların açtığını görünce tarlalarını ekme zamanının geldiğini anlarlarmış.
Yani hemen her kültürde olduğu gibi burada da ağaçların çiçeklenmesi, toprağın uyanmakta olduğunu gösteriyor.
Ama hepsi bu değil.
Sakuralar aynı zamanda tüm güzelliklerine rağmen kısacık ömürlü oluşlarıyla hayatın geçiciliğini simgeliyor.
Feodal dönemde cesur ve fedakar samurayların sembolüymüş bu çiçekler.
İkinci Dünya Savaşı'nda da kamikaze pilotlarının uçaklarına sakura çizdiği biliniyor.
Bu... pilotların ülkeleri ve imparatorları için bir sakura kadar zarif düşerek ölmek istediklerini gösteriyormuş.
Hatta uçuş öncesi Doki no Sakura adlı bir marş söylüyorlarmış.
Japonlar sakuraların aynı anda açıp tepeleri, parkları pembe beyaza boyaması ve ardından dökülerek yok olmasını göğü kaplayıp sonra birden dağılan bulutlara benzetiyor.
Hatta Mono no Avare diye bir kavramları var.
Hayatın geçiciliğinin farkında olma ve bu geçiciliğe karşı duyulan derin, melankolik bir hayranlık anlamına geliyor.
İşte Japonya'da hayatın bu kadar içinde sakura.
Sahi sakuraların yenilebildiğini biliyor muydunuz?
Her zaman ama özellikle sakura döneminde tüm mağazalarda sakura desenli ürünler ve kafe restoranlarda sakura içerikli lezzetler görebilirsiniz.
Sakura çiçekleri tuzlanıp sirkeyle fermente edilerek çaylara ve tatlılara konabiliyor.
Ya da tuzlanmış çiçekler demlenerek özel günlerde içilebiliyor.
Hatta dünyaca ünlü bir kahve zinciri yalnızca bu kısa döneme özel sakuralı içecekler üretiyor.
En yaygın tüketim şekillerinden biri ise Sakura Mochi.
Sakura yaprağına sarılmış pembe renkli pirinç kekinden oluşan geleneksel bir Japon tatlısı.
Japonların gündelik şeylerde ve doğada derin anlamlar bulmalarına hayranım.
Kimileri bu yaklaşımı biraz yorucu bulabilir tabii.
Siz de onlardansanız belki bu bölüm fikrinizi biraz olsun yumuşatır.
Sakuraların onlar için ne denli özel olduğunu konuştuk.
Sakuralar kadar anlam yükledikleri, önem verdikleri bir diğer canlıysa bambular.
Evet, hani şu pandaların yediğinden.
Japonya'da büyüklü küçüklü pek çok bambu ormanı var.
Bu ormanlar çok iyi korunuyor.
Çünkü bambu da Japonlar için önemli.
Esnekliğin ve dayanıklılığın sembolü olarak görülüyor.
Rüzgarda eğiliyor ama kırılmıyor.
Zen budizminde de zihinsel açıklıkla ilişkilendiriliyor.
Ruhun karmaşadan arınması için sessiz bir ormanda yürümek önerilir ya, işte Japonya'da bu orman genellikle bambu ormanı oluyor.
Bu arada bu ormanların kendine has bir sesi var desem.
Örneğin... Kyoto'daki Araşiyama bambu ormanında rüzgarın bambular arasında dolaşırken çıkardığı ses, Çevre Bakanlığı tarafından korunması gereken doğal ses olarak
listelenmiş. Bambunun Japon mitolojisindeki yeri de güçlü.
En bilinen efsane olan Kaguya Hime yani Ay Prensesi masalı, yaşlı bir oduncunun parlayan bir bambunun içinde bir bebek bulmasıyla başlıyor.
Kaguya Hime aslında aydan gelen bir varlık ve hikayesi Japon halk edebiyatının en eski yazılı örneklerinden biri.
Burada bambu yalnızca bir bitki değil, iki dünya arasındaki geçit olarak konumlanıyor.
Biliyor musunuz, bambular dünyanın en hızlı büyüyen bitkilerinden.
Guinness dünya rekorlarına göre bazı türleri günde 90 santimetreye kadar uzayabiliyor.
Japonya'da yaygın olan Filostakis edulis yani Mosso bambusu da onlardan biri.
Yine bir yanlışı düzeltelim.
Hızlı uzuyorlar diye bambuların birkaç günde olgunlaştığını sanmayın.
Tam anlamıyla olgunlaşmaları 4 ila 8 yılı buluyor.
Ama olgunlaştıktan sonra 40 yıl süreyle hasat edilebiliyorlar.
Hasat sırasında toprak üstünden özenle kesiliyorlar.
Böylece tekrar uzayabiliyorlar.
İşte bu yüzden bambu sürdürülebilir bir kaynak.
Genç hali yeniyor.
Mesela menma denen baharatlı bambu filizlerini ramen üzerinde görebilirsiniz.
Olgun hali ise inşaattan tutun mobilya ve ev gereçlerine kadar pek çok alanda malzeme olarak kullanılıyor.
Boş ve düğümlü gövdeleri hafif olmasına rağmen şaşırtıcı derecede sağlam.
Bir düşünün bakalım, var mı evinizde bir bambu diş fırçası ya da kase?
İzlediğiniz için teşekkürler.
17. yüzyıl Japonyası'nda geçen politik entrikalar, kültürel çatışmalar ve kişisel dönüşümlerle örülü bir hikayeyi anlatıyor.
Bunu yaparken de size görsel bir şölen sunuyor.
Evet, diziyi övmem bittiğine göre sadede geleyim.
Dizinin baş kahramanı John Blackthorne'u birkaç sahnede özenle taranmış çakıl taşlarının üzerinde görüyoruz.
İşte o bahçeler Japonya'nın bugün de varlığını sürdüren büyüleyici zen bahçeleri.
Karesansui yani kuru peyzaj bahçeleri olarak biliniyorlar.
İlk olarak 12-14.
yüzyıllar arasında Zen Budist tapınaklarında keşişlerin meditasyon yapabilmesi için tasarlanmışlar.
Bahçenin temel öğeleri arasında beyaz çakıl taşları, dikkatle yerleştirilmiş kaya parçaları, bazen yosun ve çok nadiren bir iki çalı bulunur.
Her şey son derece bilinçli yerleştirilir.
Gelişi güzel değil.
Çakıllar tırmıkla desen desen çizilir.
Bu desenler suyu ya da enerjinin akışını temsil eder.
Bahçede tek damla su yoktur.
Ama bakarken okyanusun, dalgaların sesini, akan bir nehrin serinliğini hissedersiniz.
Çünkü zen bahçelerinin amacı, güzellik sunmaktan çok zihinsel bir alan yaratmaktır.
İzleyen kişinin içinde bir yerlere dokunması istenir.
Düşüncelere dalabilir ya da düşüncelerinizden arınabilir, sakinleşebilir, tefekkür edebilirsiniz.
Batının bahçeleri görmek içinken zen bahçeleri görmemekle ilgilenir.
O yüzden Japonya'da bu bahçelere karşıdan bakılır.
Üzerinde yürünmez.
Bahçeye bakarak zihninizde ya da içinizde bir gezintiye çıkarsınız.
En ünlü zen bahçelerinden biri Kyoto'daki Ryoanji Tapınağı'nda yer alıyor.
Bu bahçede 15 taş...
öyle bir yerleştirilmiş ki nereden bakarsanız bakın aynı anda hepsini göremiyorsunuz.
Bu da bize şunu hatırlatıyor.
Hayatta her zaman bir şeyler gözümüzden kaçar.
Bütünü görmekse sabır ister.
Şimdi söyleyin.
Binlerce insanın neden Japonya seyahati planladığını biraz olsun anlatabildim mi size?
Orada bir çiçek sadece bir çiçek değil.
Bir kaya yalnızca bir kaya değil.
Hepsi birer hatırlatıcı insan için.
Biliyorum Japonya bizler için uzak bir coğrafya ama umarım bunları bilmek biraz olsun azaltır bu mesafeyi.
Dünya Sahnesi'nin perdesini kapatma vakti.
Yeni sezonla ilgili yorumlarınızı, benden dinlemek istedikleriniz varsa önerilerinizi helloatpiriguide.com adresine yazabilirsiniz.
Bizimkiler biraz daha şaşırsın.
Bir de Spotify'dan puan falan verebiliyorsanız harika olur.
Tabii sosyal medyada da paylaşırsanız...
Tam şov. Teşekkür ediyorum beni desteklediğiniz için.
Sonraki bölümde görüşmek üzere, hoşça kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
