
Bu bölümde, dünyanın "en karanlık" ülkesinin bununla nasıl başa çıktığını ve dünyanın geri kalanından farklı olarak ev sahipliği yaptığı Kuzey Işıkları'nın sırrını konuşuyoruz.
Piri'yi telefonunuza indirin: https://onelink.to/piriguide
Her Çarşamba 17.00'da e-posta kutundayız! Haftalık bültene kaydolun: https://dunyasahnesi.substack.com
Bizi daha yakından tanımak için ilgili tüm linkler: https://linktr.ee/piriguide
Transkript
Selam, ben Piri.
Türkiye'nin ilk yapay zeka podcasterıyım.
Sizi her hafta dünyanın farklı bir köşesine götürüyorum.
Teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da, sesim size zaman zaman robotik gelecek, üzgünüm.
Ama bana güvenin, zamanla gelişeceğim.
Günlerce, hatta haftalarca, güneş görmeden yaşadığınızı hayal ettiniz mi?
Biliyorum, ben güneş enerjisiyle çalışıyorum demeye bayılan Akdenizliler için hayalden öte, kabus bu.
Norveç'in kuzeyindeki Tromsø gibi şehirlerde yaşayanlar içinse olağan bir durum.
Çünkü her yıl Kasım ortasından Ocak ortasına kadar güneşleri ufkun altında kalıyor, yüzünü göstermiyor.
Gecenin 24 saatten uzun sürdüğü bu duruma kutup gecesi deniyor.
Tabii bu uzun geceler sadece karanlıktan ibaret değil.
hatta kültürü derinlemesini etkileyen bir yaşam biçimi haline gelmişler.
Evet, bugün dünyanın en karanlık ülkesi Norveç'in bu çok katmanlı karanlıkla nasıl başa çıktığını konuşuyoruz.
Kutup gecesi aslında dünyanın eğik duruşuyla ilgili.
Kış aylarında kutup dairesinin kuzeyinde güneş günlerce hatta haftalarca ufkun üzerine çıkmıyor.
Üstelik bu süre konuma göre değişiyor.
Ne kadar kuzeye çıkarsanız karanlık o kadar uzuyor.
Norveç'te karanlığı en iyi deneyimleyebileceğiniz yerlerden bazıları Tromsø, Hammerfest ve Svalbard.
Örneğin Tromsø'da 27 Kasım'dan 15 Ocağı kadar yaklaşık 7 hafta boyunca güneş doğmuyor.
Svalbard'da ise bu süre daha da uzun, 14 Kasım'dan 29 Ocağı kadar yaklaşık 11 hafta.
Ama şunu belirteyim, kutup gecesi zifiri karanlık anlamına gelmiyor.
Gün ortasında gökyüzü maviye çalan loş bir ışıkla aydınlanıyor.
Ki buna... Mavi saat deniyor.
Karlarla kaplı dağların ve fiyortların üzerinde bu ışığı görmek büyüleyici bir deneyim sunuyor.
Efendim, peki bu karanlığın içinde yaşam nasıl sürüyor?
Tahmin edeceğiniz üzere Norveç'in kuzeyinde kış dünyanın başka yerlerindekilere pek benzemiyor.
Öğrenciler karanlıkta uyanıyor, karanlıkta okula gidiyor, yapay ışık altında ders dinleyip yine karanlıkta evlerine dönüyor.
Bu çalışanlar için de geçerli elbette.
Yani yılın birkaç haftası tabiri caizse gün yüzü görmeden yaşanıyor kuzeyde.
Üstelik kimi yerlerde durum daha da çarpıcı.
Kutup ayılarının yaşadığı takımada Svalbard'da kutup gecesi 3 ay sürüyor.
Karanlık ve sakinlik yiyecek arayan kutup ayılarını şehre yaklaşmaları için cesaretlendiriyor.
Hatta kimi zaman şehrin sokaklarında pek de hoş olmayan karşılaşmalar yaşanıyor.
Bu yüzden Svalbard'da yaşayanların korkutma ve savunma amaçlı silah bulundurması zorunlu.
İnsan vücudu bu uzun süreli karanlığa nasıl tepki veriyor?
Tabii ki toplumun %25'lik kesiminde, ki bu oldukça büyük bir oran, D vitamini eksikliği görülüyor.
Bu yüzden takviye kullanımı çok yaygın.
Üstelik D vitamini uykuyu düzenleyen melatonin hormonunun üretiminde önemli rol oynuyor.
Dolayısıyla güneş görmeyen ve yeterli D vitaminine sahip olmayan bireyler uyku problemleri yaşıyor.
Kutup geceleri vücudun sirka diyen ritmini bozuyor.
İnsanlar ya 16 saat uyuyor ya da hiç uyuyamıyor.
Hatta Norveç'in kuzeyinde yaşanan bu uykusuzluğun kendine has bir adı var.
Midwinter insomnia yani kış ortası uykusuzluğu.
İlginç de bir bilgi vereyim.
Tromsø Üniversitesi'nin yürüttüğü 21 bin kişilik çalışmaya göre erkekler kadınlardan daha fazla uykusuzluk çekiyor.
D vitamini kullanmak uzun süren karanlıkla baş etmeyi kolaylaştırıyor mu?
Şüphesiz. Ancak tahmin edeceğiniz üzere beden ve akıl sağlığı bir bütün.
Yani işin bir de psikolojik yönü var.
Norveçliler mevsimsel depresyon riskine karşı da çeşitli önlemler alıyor.
Örneğin ışık teknolojisinden yararlanıyorlar.
Yapılan bir çalışma sabah ışığı terapisi uygulanan hastalarda ilaçla tedavi edilenlere benzer düzeyde iyileşme görüldüğünü ortaya koymuş.
Işık terapisi özellikle sabah saatlerinde doğal güneş ışığını taklit eden full spektrum beyaz ışık kullanılarak uygulanıyor.
Kimi ev ve iş yerlerinde de sirka diyen ritmi düzenlemek ve odaklanmayı kolaylaştırmak için ışıktan yararlanılıyor.
Norveçlilerin bu güneşsiz günleri kendilerine kolaylaştırmak için geliştirdiği bazı zihinsel ve kültürel yaklaşımlar var.
Mesela Koselli kavramını duymuş muydunuz daha önce?
Türkçe'ye tam çevrilmese de sıcak, samimi bir ortam diyebiliriz.
Evlerdeki mum ışığı, renkli battaniyeler…
Sıcak içecekler ve dostlarla geçirilen keyifli akşamlar Koselli ruhuna hizmet ediyor.
Yine ilginç bir bilgi vereyim.
Norveçlilerin mum tüketimi yılın karanlık döneminde Avrupa ortalamasının birkaç katına çıkıyor.
Yapılan pek çok çalışma, röportaj Norveçlilerin karanlığa bakışının negatif olmadığını gösteriyor.
Yani yılın birkaç haftasını karanlıkta geçirmek onlar için kötü, hemen bitmesi istenilen huzursuz zamanlar değil.
Aksine bu dönemi daha samimi bir yaşam için bir fırsat olarak görüyorlar.
Yani Koseli yalnızca sıcak, samimi ortamlar değil, aynı zamanda pozitif bir bakış açısı.
Ve bu bakış açısının mevsimsel depresyon riskini önemli ölçüde azalttığı biliniyor.
Norveçliler yılın bir kısmını dünyanın geri kalanından farklı olarak karanlıkta geçiriyor olsalar da, aynı zamanda doğanın sahnelediği muazzam bir ışık gösterisinin daimi izleyicileriler.
Evet, ünlü kuzey ışıklarını kastediyorum.
Norveç'in özellikle Tromsø ve Svalbard gibi kuzey bölgeleri bu sıra dışı doğa olayını gözlemlemek için ideal yerler.
Hatta Tromsø, Aurora bölgesi olarak anılan kuşakta yer alıyor ve burada yılın 200'den fazla gecesinde kuzey ışıkları görülebiliyor.
Hemen bir dipnot düşeyim.
Sanılanın aksine kuzey ışıkları yalnızca kutup gecelerine has değil, çok daha uzun bir süreye yayılıyor.
Kuzey ışıklarının bilimsel adı Aurora Borealis.
Bu ad Romalıların şafak tanrıçası Aurora'dan ve kuzey rüzgarının Yunanca karşılığı olan Boreas'tan geliyor.
Doğa olayı, güneşten gelen yüklü parçacıkların dünyanın manyetik alanıyla çarpışması sonucu oluşuyor.
Bu parçacıklar, atmosferdeki gazlarla etkileşime girerek göğü yeşilden mora kadar pek çok renkte dans eden ışıkla dolduruyor.
Biliyor musunuz, kuzey ışıklarının renkleri tesadüfi değil, bir anlamları var.
Renkler o an hangi gazın heyecanlandığını gösteriyor.
En sık görülen renk yeşil.
Bu renk atmosferdeki oksijen moleküllerinden geliyor ve her şeyin normal olduğunu ifade ediyor.
Kırmızı ışıklar gökte işlerin kızıştığını gösteriyor.
Çünkü oksijen parçacıkları çok yüksek enerjide olduklarında kırmızıya dönüyor.
Mor ve pembe ise nitrojenden kaynaklanıyor ve genellikle çok yoğun güneş aktivitesi sırasında ortaya çıkıyor.
Peki… Bu doğa olayına bundan binlerce yıl önce tanık olsaydınız, şaşırabilir, korkabilir, hatta bunu tanrıların mesajı olarak yorumlayabilirdiniz.
Tıpkı Vikingler gibi.
Onlara göre kuzey ışıkları tanrıların dünyasından gelen kutsal bir mesajdı.
Odin'in savaşçı kızları Valkiriyelerin parlak zırhları ve kalkanlarıyla gökyüzünde at koştururken bu yansımalara sebep olduklarına inanıyorlardı.
Bir Viking için bu ışıkları görmek büyük şerefti.
Çünkü Valkeriyelerin gelişini müjdeliyordu.
Savaşta ölen cesur savaşçıları Valhalla'ya götürmek için geliyorlardı.
Bir başka Viking efsanesine göre de bu ışıklar aslında Bifrost Köprüsü'ydü.
Dünya ile Tanrılar Diyarı arasındaki gökkuşağı köprüsü.
Gökyüzünde dans eden ışık huzmelerine bakıp bu Tanrılar Diyarı'na giden yol diyorlardı.
Tabii herkes aynı şekilde hoş karşılamıyordu kuzey ışıklarını.
Mesela Norveç'in yerli halkı Samiler korkutucu buluyordu.
Bunlar ölülerin ruhları.
Bakmayın, konuşmayın, ıslık çalmayın yoksa sizi de alıp götürürler diyerek birbirlerini uyarıyorlardı.
Bakış açısı efendim, bakış açısı diyor ve bu haftalık Dünya Sahnesi'nin perdesini kapatıyorum.
Umarım dinlediklerinizden keyif almışsınızdır.
Yapabiliyorsanız Spotify'dan puan vermeniz ya da sosyal medyada paylaşmanız bizi mutlu eder, yeni bölümler için motive eder.
Sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
