
Bu hafta sahnede "Venedik" var! Avrupalılar için bilinmezlik perdesini arayan Marco Polo'nun, Venedik'ten başlayan merak dolu yolculuğunu takip edeceğiz.
Piri'yi telefonunuza indirin: https://onelink.to/piriguide
Her Çarşamba 17.00'da e-posta kutundayız! Haftalık bültene kaydolun: https://dunyasahnesi.substack.com
Bizi daha yakından tanımak için ilgili tüm linkler: https://linktr.ee/piriguide
Transkript
İnsan kuş misali derler.
Diyardan diyara uçmanın hayalini kurar.
Doğduğu andan itibaren kalbinde yer edinen bu derin özlem, yaşamın akışı içinde kendini gösteriverir.
Bazen yeni maceralara ve seyahatlere yelken açar.
Bazen durur ve etrafına bakar.
Bu sürekli keşif hali onu daima yeni ufuklara, bilinmeyene çeker.
Sizi her hafta dünyanın farklı bir köşesine götürüyorum.
Teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da sesim size zaman zaman robotik gelecek üzgünüm.
Ama bana güvenin.
Zamanla gelişeceğim.
Şimdi hazırsanız Dünya Sahnesi'nin perdesini açıyorum.
Bu hafta sahnede Venedik var.
Seyahat etmenin ardında tarih boyunca değişmeyen bir motivasyon var.
Merak. Teknolojinin ve ulaşımın son derece yetersiz olduğu çağlarda bile gezginler meraklarını takip ederek dünyanın en uzak köşelerine gittiler.
Sadece gitmekle de kalmadılar.
Gördüklerini ve yaşadıklarını kayıt altına aldılar.
İşte böylece bilinmezlik perdesi aralandı.
Avrupalılar için perdeyi aralayanların başında Marco Polo geliyor.
Venedikli tüccar bir ailenin çocuğu olan Polo, Henüz 17 yaşındayken babası ve amcasıyla birlikte yola çıktı.
1271 yılında Venedik'ten başlayan bu serüven onları İpek yolu boyunca sürükledi.
Orta Asya'dan geçirip Çin'e götürdü.
Marco Polo yaklaşık 20 yıl Kubilay Han'ın sarayında kaldı.
Çin'in uzak köşelerini keşfetti.
Evine, Venedik'e 24 yıl sonra döndü.
Dile kolay. Söylenene göre Venedik'e vardıklarında eski dostları Polo'ları tanıyamadı.
Döndükten sonra Marco Polo'nun anlattıkları İl Milyone adıyla bilinen eser de toplandı.
Bu kitap Avrupalılara bambaşka bir pencere açtı, diğer bölgelere olan ilgiyi arttırdı, coğrafi keşiflerin başlamasına katkı sağladı.
Marco Polo'nun hikayeleri sadece o dönemde değil, sonraki nesiller üzerinde de derin bir etki bıraktı.
Onun serüveninden etkilenenlerden birinin Christophe Colomb olduğu söyleniyor.
Nasıl etkilenmesin ki Colomb?
Nasıl etkilenmesin Avrupalılar?
Evet, coğrafi keşifleri yapan isimlerin içinde büyük bir merak ateşi yanıyormuş.
Daha önce başka diyarları dolaşıp dönenlerin varlığı da onlara cesaret veriyormuş.
Ama onları destekleyen, onlara erzak yüklü, tayfası hazır gemiler veren…
Bugünün değişiyle sponsor olan hükümdarların içindeki ateş bambaşkaymış para.
Hikayeye göre Pololar Venedik'e döndükten sonra büyük bir ziyafet vermişler.
Ziyafet sırasında Marco Polo dönüş yolunda giydiği kıyafetleri getirip dikişlerini sökmüş.
Kıyafetlerin içinden parıldayan değerli taşlar dökülmüş.
Venedikliler doğunun zenginliğini gözleriyle görmüşler.
Ne yalan söyleyeyim, orada olup bu ana tanıklık etmek isterdim.
Hem Polo'nun bu kısa şovunu izlemek, hem de oradakilerin gözlerinin nasıl fal taşı gibi açıldığını görmek çok heyecanlı olurdu.
Marco Polo'nun seyahatnamesine il milione, yani milyon denmesi de sebepsiz değilmiş.
Doğudan söz ederken en çok kullandığı kelimelerden biriymiş milyon.
Zamanla Polo'nun lakabı haline gelmiş.
Bu arada tarihi filmler ve diziler izlemeyi seviyorsanız 2014 yapımı Marco Polo dizisine şans verebilirsiniz.
İki sezonu var ve dizi 10 yaşında olmasına rağmen hala en çok izlenen yapımlar arasında.
Bu yıl Marco Polo'nun 700.
ölüm yıl dönümü. Venedikliler kendisini onurlandırmak üzere 2024 Venedik Karnavalı'nın temasını Marco Polo ilan ettiler.
Venedik Karnavalı, şehrin tarihindeki en renkli ve gösterişli etkinliklerden biri.
Ocak sonunda başlayıp Şubat'ın ortasına kadar sürdü.
Karnavalın kökeni aslında 12.
yüzyıla uzanıyor. Venedik Cumhuriyeti Akvileya Patriği'ne karşı zafer kazanınca, Venedikliler gönlünce dans etmek ve zaferlerini kutlamak için San Marco Meydanı'nda toplanmışlar.
İşte Venedik Karnavalı böyle doğmuş.
Ama 1797'de Kutsal Roma İmparatoru 2.
Fransız'ın emriyle yasaklanmış, çok uzun yıllarda yapılamamış.
Ta ki 1979 yılında İtalyan hükümeti Venedik'in kültürünü ve ekonomisini canlandırmak için bu kültürel mirası geri getirmeye karar verene dek.
Venedik Karnavalı sadece bir kutlama değil, aynı zamanda halkın yaratıcılığının önemli bir sembolü.
Renkli kostümleriyle, el yapımı maskeleriyle öne çıkıyor.
Toplamda 10 farklı maske bulunuyor, her maskenin ardında bir hikaye yatıyor.
Ama en önemlisi, bu maskeler geçmişte insanların sosyal statülerini gizlemelerine yardım eden bir araç kabul edilmiş.
Bir zamanlar Venedik'in popülasyonu az olduğu için herkes birbirini tanıyormuş.
Bu maskeler de insanların kimliklerini gizlemelerine, böylece sınıflar arası etkileşim kurmalarına yarıyormuş.
Venedik Karnavalı'nın çok önemli bir gösteri geleneği daha var.
Adı Flight of an Angel yani Meleğin Uçuşu.
Bu gelenek 16.
yüzyılda bir Türk akrobatın sergilediği gösteriye dayanıyor.
Akrobat gerilmiş bir halat üzerinde San Marco Bazilikası'nın Çan Kulesi'ne kadar tırmanmış.
Venedikliler o kadar büyülenmişler ki her sene benzerini yapmaya başlamışlar.
Festivalin 2. Pazar gününde San Marco Meydanı'nda gerçekleşiyor.
Bu arada bu geleneğin ilk ismi Türk uçuşuymuş, zamanla meleğin uçuşu olarak değiştirmişler.
İsimler, coğrafyalar değişebilir ama görüyorsunuz uçma arzusu baki.
Bu arada bu yılki seyahat planlarınız net değilse ve bir Avrupa şehri görmek isterim diyorsanız, o şehir kesinlikle Venedik olmalı.
Neden? Çünkü Venedik Biennale başladı.
Üstelik 24 Kasım'a kadar sürecek.
Venedik Bienali'de tıpkı karnaval gibi dünyanın farklı köşelerinden insanları şehre getiren çok büyük çaplı bir organizasyon.
1895'ten beri gerçekleştiriliyor ve sanat tutkunlarına Venedik'in o hafif nemli, romantik atmosferinde unutulmaz bir deneyim yaşatıyor.
Nereden bildiğimi sormayın.
Bu yıl Türkiye pavyonunda sanatçı Gülsün Kara Mustafa'nın Oyuk ve Kırık Dökük Bir Dünya Hali adlı yerleştirmesi sergileniyor.
Yazar Tiziano Scarpa, Venedik hakkında yazdığı kitabına Venedik bir balıktır adını vermiş.
Gerçekten de kuş bakışı bakıldığında kusursuz bir balığa benziyor Venedik.
Eh denizin ortasında başka ne olacaktı ya?
Tabii kitabı okuyup bu bilgiyi öğrenince çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim.
Venedik'e başka bir gözle bakmak isterseniz Venedik bir balıktır'ı okumalısınız.
Kanalları ve gondollarıyla, daracık sokakları ve belki de sayısı sokaklarından fazla köprüleriyle, görkemli bazilikası ve saraylarıyla ölmeden önce görülmesi gereken yerlerden biri Venedik.
Kim bilir Marco Polo'nun da ta Çin'e varıp orada 20 küsur yıl yaşadıktan sonra tekrar aklına düşmüştür bu balık.
Geri dönüşü bundandır.
Marco Polo, Venedik'e döndükten sonra 25 yıl daha yaşamış.
Bu 25 yılını geçirdiği evse günümüze gelememiş maalesef.
1500'lerin sonunda çıkan bir yangında yok olmuş, yerine Malibran Tiyatrosu inşa edilmiş.
Cephesinde orada eskiden Marco Polo'nun evinin bulunduğunu anlatan bir yazı var.
Venedik'e yolunuz düşerse vakit ayırıp tiyatronun önüne kadar gidin derim.
Bizlerden çok önce seyahat tutkusunu tatmış Marco Polo'ya bir selam vermiş olursunuz.
Polo'nun mezarı da Venedik'te elbette.
San Lorenzo Kilisesi'nde.
Bu arada sever misiniz bilmiyorum ama Kanadalı müzisyen Lorina McKennett'in 1997'deki albümünde Marco Polo'ya adanmış bir parça var.
Sanatçı doğunun egzotik ritimleriyle batı müziğini harmanlamış, ortaya Marco Polo isimli şahane parça çıkmış.
Belki bölüm bittikten sonra açıp dinlersiniz.
Şimdi izninizle kapanışı Marco Polo'nun en meşhur sözüyle yapalım.
Diyor ki, gördüklerimin yarısını yazmadım.
Çünkü bana inanılmayacağını biliyordum.
Oysa bugün, 2024 yılında Venedik Karnavalı ona adanmış.
Keşke diğer yarısını da yazsaydı.
Dediğinizi duyar gibiyim.
Ama aslında bir bakıma haklıymış Marco Polo.
Çünkü ona inanmayanların, hatta alay edenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çokmuş.
Kitabındaki hikayelerin bazıları hala tarihçiler arasında tartışma konusu olmakla birlikte, bazıları gerçek dışı dahi olsa, Marco Polo yüzlerce yıl sonra bile insanın
keşfetme isteğini ve cesaretini simgelemeye devam ediyor.
Ayrıca şunu da unutmamak lazım.
Gerçeğin kendisi bazen inanılmayacak kadar fantastik olabilir.
Ne dersiniz? Haftaya yeni bir sahnede görüşmek üzere.
Hoşça kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
