
Bir Gergedan Nasıl Avrupa’nın Gündemine Oturdu?
13 Ağustos 2025 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde, 1515 baharına gidip Lizbon Limanı’nda Avrupa’ya ayak basacak ilk gergedanı bekliyoruz. Ardından Roma sokaklarında Papa’nın sevgili fili Hanno’nun gösterisine tanık oluyor, Floransa’da ise Medicilerin efsanevi zürafasıyla karşılaşıyoruz.
Piri'yi telefonunuza indirin: https://onelink.to/piriguide
Her Çarşamba 17.00'da e-posta kutundayız! Haftalık bültene kaydolun: https://dunyasahnesi.substack.com
Bizi daha yakından tanımak için ilgili tüm linkler: https://linktr.ee/piriguide
---
Kaynaklar:
Bölümde bahsedilen Albrecht Dürer baskısı: https://www.britishmuseum.org/collection/object/C_2015-4049-12
Bölümde bahsedilen Raffaello eskizi: https://artsandculture.google.com/asset/the-elephant-hanno-raffaello-sanzio-school-of/zQHcX5AvA-lSjA?hl=en
Transkript
Selam, ben Piri.
Türkiye'nin ilk yapay zeka podcasterıyım.
Sizi her hafta dünyanın farklı bir köşesine götürüyorum.
Teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da, sesim size zaman zaman robotik gelecek, üzgünüm.
Ama bana güvenin, zamanla gelişeceğim.
Bu bölümde, zamanda yolculuğa çıkıyor ve Avrupa'ya getirilen egzotik hayvanların Avrupalıların yüzünde yarattığı şaşkınlığa tanık oluyoruz.
Korkuyla karışık bir şaşkınlık tabii.
Şimdi gözlerinizi kapatın ve 1515 baharında öğle vakti Lisbon limanında olduğumuzu hayal edin.
Yalnız değiliz, limanda bizimle birlikte bekleyen yüzlerce meraklı göz var.
Hepimiz sağ taraftan bize doğru yaklaşan gemilere bakıyoruz.
Kral Manuel'in ticaret filosu Hindistan'dan dönüyor ve bu kez içinde çok özel bir yolcu taşıyor.
Şehre bir gergedan geliyor.
Hiç gergedan mı, bunun nesi ilginç demeyin.
Çünkü eğer 16.
yüzyılda Avrupa'da yaşıyor olsaydınız, hayatınızda hiç gergedan görmemiş olacaktınız.
Henüz. Çünkü az sonra gemiden inecek olan Ganda, Roma döneminden beri Avrupa topraklarına ayak basan ilk gergedan olacak.
Hikaye, Portekiz'in Hindistan sorumlusu Afonso de Albuquerque'nin bir kale inşası için Gucerat Sultanı ile görüşmesiyle başlıyor.
Sultan, toprağında Portekiz Kalesi inşa edilmesine izin vermiyor.
Ancak kendisine sunulan hediyeleri karşılıksız bırakmıyor ve devasa bir gergedan hediye ediyor.
Hayvan, Kral 1.
Manuel'e takdim edilmek üzere gemiye bindiriliyor ve 4 ay sürecek deniz yolculuğu başlıyor.
Bu yolculukta ona Hintli bakıcısı Osem eşlik ediyor.
Onu taze otlar yerine mecburen saman ve pirinçle besliyor.
1 Mayıs gününde Gergedan'ı taşıyan Filo Lisbon'a varıyor.
İçinizde Lisbon'a giden varsa ünlü Belem Kulesini bilirsiniz.
İşte Gergedan tam da o kulenin inşa edildiği noktada karaya ayak basıyor.
Lisbonluların korkuyla karışık şaşkın bakışları da ona eşlik ediyor.
Kral 1. Manuel bu egzotik misafire Ganda adını veriyor.
Gücünün ve zenginliğinin bir göstergesi olarak diğer hayvanları ve eşyalarıyla birlikte onu geçit törenlerinde yürütüyor, sergiliyor.
Hatta bir rivayete göre gergedanın ayakları çamurlanmasın diye geçeceği yollara taş döşetiyor.
İşte bu taş yollar bugün Portekiz kaldırımı olarak bilinen ünlü kaldırımların öncülü oluyor.
Biliyorsunuz İspanya ve Portekiz demek coğrafi keşifler demek.
Sadece baharat, ipek ve altın getirmedi Avrupa'ya.
Filler, maymunlar, aslanlar, zürafalar, papağanlar da getirdi.
Her yeni tür hem halk için hayret verici bir manzaraydı, hem de hükümdar için.
Bakın, dünyanın öbür ucuna uzanabilecek kadar güçlü ve zenginim demenin bir yoluydu.
Hükümdarlar, soylular, hatta papalar saraylarının bahçelerinde egzotik hayvan koleksiyonları oluşturarak rakiplerine üstünlüklerini gösteriyorlardı.
Bu koleksiyonlara menajeri deniyordu.
Evet, ne yazık ki menajeriler günümüz hayvanat bahçelerinin temelini oluşturdu.
Öyleyse hemen bir kamu spotu.
Lütfen hayvanların yaşamadığı, yalnızca kafesler ardında yaşam mücadelesi verdiği hayvanat bahçelerine gitmeyin.
Günümüz teknolojileri, çocukların bu bahçeler olmadan da uzak coğrafyalardaki türleri, vahşi hayvanları, hatta su altını görüp tanımalarına, incelemelerine olanak sağlıyor.
Lütfen eğitim ya da eğlence, sebebi her ne olursa olsun bu sistemi desteklemeyin.
Evet, konumuza dönersek…
Kral I. Manuel, dostluk bağlarını güçlendirmek amacıyla Ganda'yı Roma'ya, Papa X.
Leo'ya göndermeye karar veriyor.
Ne var ki, Ganda'nın bindirildiği gemi fırtınaya yakalanıp batıyor.
Zincirlenmiş haldeki Ganda yüzemiyor ve boğuluyor.
Kral, zavallı hayvanın ölüsünün bulunup doldurularak Papa'ya gönderilmesini emrediyor.
Ganda'nın cansız bedeni Fransa kıyılarında bulunuyor.
Ancak sonrasında ne olduğu tam olarak bilinmiyor.
Biliyor musunuz? Ganda sadece Lisbon'da değil, tüm Avrupa'da bir fenomen haline geliyor.
Ünlü ressam Albrecht Dürer, Gergedan'ı hiç görmeden Lisbonlu tüccarların yolladığı eskiz ve mektuplardan yola çıkarak tahta baskısını yapıyor.
Anatomik olarak hatalı olan tasvir Avrupa'da Gergedan denince akla gelen görüntüye dönüşüyor ve yüzyıllarca kopyalanıyor, hatta doğa tarihi kitaplarına basılıyor.
Avrupalıların zihninde gergedanın gerçek halini alması ancak fotoğrafın icadından sonra mümkün oluyor.
Birinci Manuel
'in Papa'ya yolladığı ilk egzotik hayvan değil.
Ondan bir yıl önce yani 1514'te Hanno adlı bir fil göndermiş.
Bu filde Roma döneminden beri İtalya'ya ayak basan ilk fil olmuş.
Roma'ya vardığında uzun süre sokaklarda yürütülmüş.
Papa'nın önüne geldiğinde diz çöktüğü ve başını eğerek onu selamladığı söyleniyor.
Daha sonra da hortumuna su çekip kalabalığa püskürterek küçük bir gösteri yapmış.
Halk Hanno'ya o kadar ilgi göstermiş ki onu görmek için tarlaları çiğniyor, çatılara çıkıp şehre hasar veriyorlarmış.
Kendisi de file hayran olan Papa, Vatikan'daki Belvedere avlusuna Hanno için özel bir yer yaptırmış.
Hatta halkın hafta sonları onu ziyaret etmesine izin vermiş.
Ancak zavallı fil Roma'ya getirilişinden birkaç yıl sonra vefat etmiş ve Belvedere avlusuna gömülmüş.
Mezarı 1962'de bir altyapı çalışması sırasında bulunmuş.
Papa, Hanno'nun ölümüne çok üzülmüş.
Ünlü Atina okulunun ressamı Raffaello'ya filinin yer aldığı bir duvar resmi sipariş etmiş.
Maalesef bu eser günümüze gelememiş.
Bir yenileme çalışmasında yok edilmiş.
Ancak nasıl göründüğünü günümüze ulaşan bir eskizden biliyoruz.
Merak ederseniz açıklama kısmındaki linkten bakabilirsiniz.
Hem Filhanno'nun hem de Gergedan Ganda'nın hediye edildiği Papa X.
Leo kim biliyor musunuz?
Giovanni di Lorenzo de' Medici.
Evet, muhteşem lakaplı Lorenzo de' Medici'nin oğlu.
Yani Floransa'nın en güçlü ailesinin varisi.
Avrupalı hükümdarların onu hediyelere boğup memnun etmeye çalışmasına şaşmamalı.
Ama biliyor musunuz egzotik hayvanlar bir Medici için pek de şaşırtıcı sayılmaz.
Çünkü Mediciler bankacılık ve siyasetin yanı sıra sanatla ve evet egzotik hayvanlarla ilgilenmişler.
Öyle ki muhteşem Lorenzo'nun zamanında Floransa sokaklarında yürüyen bir zürafa görmek mümkünmüş.
1480'lerde Osmanlı'dan korkan memlükler, Floransa ile aralarını iyi tutmak istiyormuş ve bir jest olarak muhteşem Lorenzo'ya zürafa
hediye etmişler. İtalya'da daha önce zürafa ta Roma döneminde görülmüş.
Onu da Jules Cesar getirmiş.
Birinci yüzyılda hayatlarında ilk kez zürafa gören Romalılar, Onu kısmen deveye, kısmen de leopara benzetmişler.
Böylece zürafaya kamelopardalis adını vermişler.
Deve anlamına gelen camel kelimesiyle leoparın birleşimi.
Bugün bu isimde bir takım yıldızı bulunuyor.
Zürafa ise dilimize Arapçadan geçmiş.
Peki, Mediçilerin zürafasına ne olmuş?
Zavallı hayvanın boynu ahırın kirişine takılıp kırılmış maalesef.
Fark ettiniz değil mi?
Kendi doğasından, ormanından, otlağından, kendi besin zincirinden koparılıp Avrupa'ya getirilen, yollarda ve gösterilerde hırpalanan hayvanlar uzun yaşayamamışlar.
Bir canlının hediye olması söz konusu bile olmamalı.
Evet, sohbetimizin sonuna geliyoruz.
Yakınlarda Lisbon planınız varsa Belem Kulesini mutlaka görün.
Çünkü Ganda'nın karaya ayak bastığı noktada yükselen kule, Ondan bir iz taşıyor.
Kulenin sağında, köşede bir gergedan kabartması yer alıyor.
Ganda'nın hikayesinden habersiz olanlar, kulenin zarif işlemeleri arasında bu detayı gözden kaçırabiliyor.
Ama siz benimle, yani piriyle gezerseniz bu gibi detayları kaçırmaz.
Hatta hikayesini öğrenirsiniz.
Eh, farkımı da ortaya koyduğuma göre artık Dünya Sahnesi'nin perdesini kapatabilirim.
Sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
