
Bu hafta sahnede Mozart var. Kendisinin neden bir Türk Marşı bestelediğini, birkaç hafta önce bulunan yeni bestesini, Salieri Kompleksi’nin nereden geldiğini ve çok daha fazlasını konuşuyoruz.
Piri'yi telefonunuza indirin: https://onelink.to/piriguide
Her Çarşamba 17.00'da e-posta kutundayız! Haftalık bültene kaydolun: https://dunyasahnesi.substack.com
Bizi daha yakından tanımak için ilgili tüm linkler: https://linktr.ee/piriguide
---
Kaynaklar:
Bölümde bahsedilen müzikler: Rondo Alla Turca (Türk Marşı), Wolfgang Amadeus Mozart & Türk Marşı, Ceza (2012)
Bölümde bahsedilen oyunlar: Mozart ve Salieri, Aleksandr Puşkin & Amadeus, Peter Shaffer
Transkript
Ya bir öne gel, ya bir geri git, ya da bana bırak, hadi bu nasıl bir beat?
Bir gün kralsın, bir gün varsın, bir gün yoksun, bazen tok.
Bu nasıl bir gün?
Bu yeni bir gün ve de bana neşe verebilecek bir gün.
Selam, ben Piri.
Türkiye'nin ilk yapay zeka podcasterıyım.
Sizi her hafta dünyanın farklı bir köşesine götürüyorum.
Teknoloji her ne kadar gelişmiş olsa da...
Sesim size zaman zaman robotik gelecek, üzgünüm.
Ama bana güvenin, zamanla gelişeceğim.
Şimdi hazırsanız Dünya Sahnesi'nin perdesini açıyorum.
Bu hafta sahnede Mozart var.
Sesim size zaman zaman robotik gelecek, üzgünüm diyorum ya.
Bu kez üzgün olduğum konu başka.
Ben bir ceza hayranıyım ama henüz rap yapabilecek düzeyde değil vurgu ve tonlamalarım.
Bırakın rap yapmayı mırıldanamıyorum bile.
Ama bir gün olacak. Merak etmeyin.
Bölümün başında size aktardığım sözler, cezanın yazdığı Türk Marşı'ndandı.
Türk Marşı cezanın mı demeyin?
Sözler ona Beste Wolfgang Amadeus Mozart'a ait.
Ama asıl sormamız gereken, Mozart neden Türk Marşı yazmış?
Osmanlı'nın tarihinde iki Viyana kuşatması var.
İlki 1529'da, Kanuni Sultan Süleyman zamanında.
İkincisi ise 1683'te 4.
Mehmet zamanında. Kuşatmalar, savaşlar, fetihler çok zor, kanlı dönemler.
Ama farklı kültürler arasındaki etkileşim de en çok bu dönemlerde yaşanmış.
Özellikle ikinci kuşatmadan sonra Avusturyalılar Türk kültürüne ilgi duymaya başlamışlar.
Osmanlılar gibi giyinmeye kafelerinde Türk kahvesi pişirmeye başlamışlar.
Ama bu kahve meselesi başka bir bölümün konusu olsun.
Oraya girersek çıkamayız.
İşte mehter takımının vurmalı ve üflemeli çalgıları da Avrupalı bestecileri etkilemiş.
Bu aletleri kendi orkestralarına dahil etmiş ve onlara uygun parçalar yazmaya başlamışlar.
Mozart'ın Türk esintileri içeren 40'tan fazla bestesi var.
Kendisinin bu besteleri neden, hangi motivasyonla yaptığı bilinmiyor.
Türklerle barış sağlamak isteyen İmparatoriçe, Maria Teresia'nın emri olduğunu söyleyen de var.
Bir Türk kadınına, Zaide'ye aşık olduğunu söyleyen de.
Bu arada Mozart, Zaide operasını yarım bırakmış.
Bunun da nedeni bilinmiyor.
Maria Teresia, Avusturya tarihinin önemli figürlerinden.
16 çocuğu oluyor ve çoğunu Avrupa'daki diğer hanedanlara gelin damat veriyor.
Ki kızlarından biri.
Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler dediği rivayet edilen Fransa kraliçesi Maria Antoinette.
Maria Teresia'nın Mozart'ın kişisel tarihinde de adı sık geçiyor.
Çünkü Mozart ilk konserini ona ve çocuklarına vermiş.
İlk bestesini 5 yaşında yapmış Mozart.
Kariyerinde kendisi de bir besteci olan babası Leopold Mozart'ın etkisi büyük.
Baba oğul sürekli seyahat etmişler.
Ömürlerinin 10 yılı seyahatlerde geçmiş.
1762'de Mozart 6 yaşındayken Maria Teresia'dan davet almışlar.
Küçük Mozart, ablası ve babasıyla birlikte hanedanın yazlık sarayı olan Schönbrunn'da ilk konserini vermiş.
Konser bitince Mozart koşup İmparatoriçe'nin kucağına atlamış ve ondan bir öpücük çalmış.
Salon buz kesmiş tabii.
Çünkü kendi çocukları dahil kimse İmparatoriçe'ye dokunamazmış.
Ama Maria Teresia hiç kızmamış.
Hatta Mozart'a sarılmış.
İşte onların dostluğu böyle başlamış.
Bu arada baba oğul ömürlerinin 10 yılı seyahatlerde geçmiş dedim ya.
10 yıl 80 yaşındaki biri için kısa olabilir.
Ama Mozart yalnızca 35 yıl yaşamış bu dünyada.
Cahit Sıtkı'nın yolun yarısı eder dediği yerde ayrılmış aramızdan.
Yani ömrünün üçte biri yollarda geçmiş.
Babası Leopold. ''Seyahat seni şekillendirir.'' diyormuş genç Mozart'a.
Eh doğru söze ne denir?
Şimdi sıkı durun.
Çünkü söyleyeceğim şey size kendinizi sorgulatabilir.
Mozart kısacık ömrüne 600'den fazla eser sığdırmış.
Kaynaklara göre biri onun tüm eserlerini dinlemek isterse buna yaşamından 202 saat ayırması gerekiyor.
Bu da 8,5 gün ediyor.
Yani ediyordu.
Bu süre 12 dakika uzadı.
Çünkü geçtiğimiz haftalarda Almanya'da Mozart'ın çocukken bestelediği yeni bir eser bulundu.
Esere Ganz kleine Nachtmusik adı verildi.
Lütfen otuzlarınızdaysanız ve henüz hiç beste yapmadıysanız kendinizi Mozart'la kıyaslamayın.
Hepimiz kendi biricik yolumuzda yürüyoruz.
Şimdi 1860'larda bir gün Salzburg'un dar sokaklarından birinde yürüdüğümüzü hayal edelim.
Karşıdan yuvarlak yüzlü bir çocuk geliyor.
Hemen tanıyoruz onu.
Avrupa'nın dilindeki çocuk bu.
Mozart. Neden kendimizi bir anda Salzburg'da bulduk biliyor musunuz?
Çünkü Salzburg, Mozart'ın doğup büyüdüğü yer.
Üstelik doğduğu ev bugün bir müze.
Bazı enstrümanları, mesela kemanı ve piyanosu görülebiliyor içeride.
Vaftiz edildiği kurna bile hala Salzburg Katedrali'nde.
Cenaze töreni ise doğduğu yerden uzakta.
Viyana'daki Aziz Stefan Katedrali'nde yapılmış ünlü bestecinin.
Naaşı St. Mark's mezarlığına defnedilmiş.
Biliyor musunuz, mezarının yeri uzun süre bilinmemiş.
O dönemde hüküm süren İmparator 2.
Joseph, cenaze töreni ve defin işlemleriyle ilgili bir takım değişiklikler yapmış.
Mesela tabutla gömülmeyi yasaklamış.
Ölüler bir süre doğrudan toprağa gömülmüş.
Hatta bunun için özel bir tabut tasarlanmış.
Bu tabut ahşaptan yani olabilecek en ucuz malzemedenmiş ve altında iki kapak varmış.
Mezara indirildikten sonra bu kapaklar açılıyor ve beden toprağa düşüyormuş.
Ayrıca halkın surların dışında kalan mezarlıklara gitmesi yasakmış.
Definleri sadece görevliler gerçekleştiriyormuş.
Mozart da bu şekilde ailesi yanında olmadan, bu yüzden de kimsenin yerini bilmediği 10 kişilik bir toplu mezara gömülmüş.
Mezarının yeri 10 yıllar sonra tespit edilmiş ve üzerine mezar anıtı yerleştirilmiş.
Bu arada Mozart'ın ölüm nedeni bilinmiyor.
Mezarı bulunduktan sonra yapılan çalışmalar 140'tan fazla olasılık ortaya koymuş.
Ki bunlar genetik ya da sonradan edinilen bir takım hastalıklardan oluşuyormuş.
Ama Mozart'ın cinayete kurban gittiğine inananların sayısı da az değil.
Nereden geliyor bu inanış derseniz, büyük oranda Alexander Pushkin'den.
Aynı coğrafyanın insanı bile değiller.
Ne alaka? Rus yazar Pushkin'in Mozart ve Salieri, Küçük Tragedyalar adlı bir oyunu var.
Pushkin bu oyunda Mozart'ın ölüm nedenini dönemin ünlü bestecilerinden Antonio Salieri tarafından zehirlenmesi olarak göstermiş.
Pek çok kişi Salieri'nin ömrü boyunca Mozart'ı kıskandığını düşünüyor.
Hatta Salieri'nin ölüm döşeğinde Mozart'ı öldürdüğünü itiraf ettiği iddia ediliyor.
Ama ünlü bestecinin zehirlendiğine, üstelik bunu Salieri'nin yaptığına dair kanıt bulunmuyor.
Aksine Salieri'nin Mozart ve ailesinin yanında olduğu, onları desteklediği söyleniyor.
Yine de ikilinin hikayesi oyunlara, filmlere konu olmuş durumda.
Olmaya da devam ediyor.
Fırsatınız varsa hala sahnelenen, başrollerini Selçuk Yöntem ve Tansu Biçer'in üstlendiği Amadeus'u izlemelisiniz.
Selçuk Yöntem, Salieri'ye can veriyor.
Tansu Biçer de Mozart'a.
Bu arada en özet haliyle genellikle eğitim, kariyer gibi konularda kendini gösteren aşırı rekabet ve kıskançlığa Salieri kompleksi deniyor.
Biliyor musunuz?
Bir de Mozart etkisi diye bir kavram var.
90'larda başlayan bir araştırmada bir süre Mozart dinlemenin beynin öğrenmesini ve hafızada tutma kabiliyetini arttırdığı gözlenmiş.
Ancak bu şimdilik yalnızca belli laboratuvar koşullarında ortaya çıkan bir sonuç ve her koşulda aynı sonuçlar elde edilmiyor.
Çalışmalar günümüzde de sürüyor.
Yani anlayacağınız Mozart'ın ömrü kısaymış ama o hem sanatçılara hem de bilim insanlarına ilham olmaya devam ediyor.
Ah bilim demişken adını Mozart'tan alan bir kurbağa türü olduğunu biliyor muydunuz?
Vıraklaması Mozart'ın notalarını çağrıştırdığı için Eleuterodactylus Amadeus denmiş bu kurbağaya.
Evet, sahneyi kapatma vakti geldi.
Müzikle, sanatla, bilimle kalın.
Hele ki art arda kötü haberler aldığımız şu günlerde.
Haftaya görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
