
yeni bir yılı karşılamak değil, yeni bir ben’e yer açmak
30 Aralık 2025 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
yeni bir yılı değil, kendine biraz daha alan açmayı isteyenler için.
Transkript
Altyazı M.K.
Bugün yine o sayfalardan birini daha açıyorum.
Bu defa yeni bir yılı karşılamak için değil.
Daha çok böyle içimde bir yerlere bakmak için.
Çünkü son zamanlarda şunu fark ettim.
Yeni bir yıl geliyor diye hemen yeni bir ben olmamız gerekmiyor.
Ama belki de yeni bir bene yer açmamız gerekiyor.
Yeni yıl yaklaşırken etrafta bir telaş başlıyor yani işte liseler, kararlar, hedefler herkes bir şeyleri düzeltme peşinde.
Daha disiplinli, daha güçlü, daha üretken, daha iyi.
Ve bunların hepsi kolay çok tanıdık geliyor ama ben bu sene o kelimelerle arama birazcık mesafe koymak istedim.
Çünkü fark ettim ki ben değişmekten çok yorulmuşum.
Halbuki ihtiyacım olan şey de bu değilmiş.
Bazen insanın yeni bir versiyonuna değil biraz boşluğa ihtiyacı oluyor bence.
Hayatın içine sıkışmış şeyleri fark etmeye, bu gerçekten bana ait mi?
diye sormaya ihtiyacı oluyor.
Taşıdığı bazı alışkanlıkları, bazı düşünceleri, bazı beklentileri sessizce yere bırakmaya da ihtiyacı oluyor.
Ve bunu kimseye göstermeden, böyle büyük bir dönüşüm ilan etmeden sadece kendim için yapmak istiyorum.
Yeni bir bana yer açmak dediğim şey de tam olarak bu aslında.
Kendime daha fazla görev eklemek değil, daha çok şey başarmaya çalışmak hiç değil.
Daha çok dinlenmek, daha az zorlamak ve belki de ilk defa dürüstçe şunu söylemek.
Ben şu an olduğum halimle de tamamım ama bazı şeyler bana artık ağır geliyor.
Bir süredir şunu düşünüyorum.
Biz yeni yılları sanki bir kapıdan geçiyormuşuz gibi hayal ediyoruz.
Kapıyı açıyorsun ve içeride bambaşka bir sen var.
Daha motive, daha net, daha düzenli.
Ama gerçek hayatta öyle olmuyor.
Yani yeni yıl geliyor ama sen hala aynı sensin.
Aynı düşünceler, aynı yorgunluklar, aynı sorular.
Ve belki sorun da burada değil.
Belki sorun her sene kendimizi geride bırakmaya çalışmamızda.
Ben bu sene kendimi geride bırakmak istemiyorum.
Tam tersine kendime biraz daha yaklaşmak istiyorum.
Hayatıma girsin diye zorladığım şeyler yerine hayatımdan çıkmak isteyen şeylere fark etmek istiyorum.
Çünkü bazen yenilenmek dediğimiz şey bence bir şeyler eklemek değil bir şeylere yer açmak demek.
Ve bunu düşünürken üzerimde çok garip bir rahatlama hissettim.
Sanki üzerimden böyle görünmez bir yük kalktı.
Çünkü yeni bir ben yaratmak zorunda değilsen Yarış da yok demek, acele de yok demek.
Sadece olduğun yerden devam etmek var ve bu bana çok iyi geldi.
Bir de bu konuda günlüklerimde yazdığım şeyleri şöyle bir kurcalarken şunu da fark ettim.
Biz çoğu zaman yeni bir yıla girerken ekleme yapmaya odaklanıyoruz.
Hayatıma ne katacağım, ne öğreneceğim, neyi başaracağım?
Ama çok nadir şunu soruyoruz.
Ben neyi artık taşımak istemiyorum?
Çünkü bırakmak gerçekten çok zor bir şey.
Alıştığın şey bir yük olsa bile onu bırakmak insanı çok ürkütüyor.
Ama bazen insanın asıl ihtiyacı da omzundaki o çantayı birazcık yere bırakmak oluyor bence.
Ben şimdi kendimden örnek vereyim.
Ben bir süredir şunu yapıyorum.
Gün içinde beni geren, içimi sıkan ama normal sandığım şeyleri fark etmeye çalışıyorum.
Her mesaja hemen cevap vermek zorunda hissetmemek.
Mesela her davete gitmek zorunda olmamak.
Her şeye yetişmeye çalışmamak.
Bunlar çok küçük gibi duruyor ama fark ettiğim şey şu oldu benim.
O küçük bırakışlar insan...
Sana gerçekten çok büyük alanlar açıyor.
Ve o alanlarda nefes almak da mümkün oluyor.
Yeni bir bene yer açmak.
Bence biraz da şunu kabul etmekle ilgili.
Her şey net olmak zorunda değil.
Her şey planlı olmak zorunda değil.
Hayat bazen belirsizken de akabiliyor.
Biz belirsizlikten korktuğumuz için kendimizi sürekli bir forma sokmaya çalışıyoruz.
Ama belki de yeni yılın bize sunduğu şey bu belirsizlikle biraz daha barışmak.
Bu noktada şunu da hissediyor olabilirsin.
Sosyal medyada gördüğümüz o yeni yıl, yeni ben halleri insanı iyi gelmekten çok baskı da yaratabiliyor.
Herkes bir anda çok motive, çok düzenli, çok kararlı ama kimse zorlandığı yerleri göstermiyor.
Kimse ben hala şunu çözemedim demiyor.
O yüzden insan kendi içindeki dağınıklığı görünce yanlış bir şey yapıyormuş gibi hissediyor.
Halbuki dağınıklık insan olmanın bir parçası.
Bunu herhalde her bölümde söylüyorum.
Ben tam burada günlüğümde yazdığım bir alıntıyı okumak istiyorum.
Böyle çok sade, çok bana ait bir cümle.
Yeni bir şey olmaya çalışmıyorum.
Sadece artık bana iyi gelmeyen şeyleri taşımak istemiyorum.
Yazmışım. Bu cümleyi yazdığımda bile kendimi çok hafiflemiş hissetmiştim ben.
Çünkü bu bir hedef değil, bir niyet.
Bu yıl şunu yapacağım demek gibi değil.
Daha çok bunu artık mecbur değilim demek gibi.
Ve bu cümle bana şunu hatırlatıyor.
Hayatta bazen ilerlemek hızlanmakla değil, yük azaltmakla oluyor.
Bu alıntının etrafında dönerken ben çok şey fark ediyorum.
Onlardan biri de şu.
Kendimize alan açmak demek her şeyden vazgeçmek demek değil.
Hayat hala devam ediyor.
Sorumluluklar hala var.
Ama aradaki fark şu.
Kendini zorlayarak mı yapıyorsun yoksa seçerek mi?
Yeni bir ben yaratmaya çalıştığında kendini zorluyorsun.
Yeni bir bene yer açtığındaysa kendinle iş birliği yapıyorsun.
Bence. Belki de bu yüzden bu yıl kendime şu soruyu sormak istiyorum ben.
Hani ben bu yıl kim olmaya çalışacağım değil de ben bu yıl kendime nerelerde daha yumuşak davranabilirim?
Bu soru bana çok daha gerçek geliyor ve şunu da fark edeceksin şimdi ben bu konuyu konuştuktan sonra.
Bazı şeyleri sürdürmemizin tek sebebi alışkanlık.
Bizi mutlu ettiği için değil, yıllardır öyle olduğu için böyle.
Aynı düşünce biçimleri, aynı tepkiler, aynı ben böyleyim cümleleri.
Oysa ki insan değişmese bile yer değiştirebiliyor içinde.
Aynı kişi kalıp...
Bazı köşeleri boşaltabiliyor ve bu çok rahatlatıcı bir şey.
Mesela benim eskiden kendime çok sert davrandığım anlar vardı.
Hala böyle anlarım var ama törpülediklerimden bahsedeceğim tabii ki.
Bir şey yetiştiremediysem, bir kararı ertelediysem, bir konuda net değilsem hemen içimden bir ses başlıyordu benim.
Disiplin böyle bir şey değil, işte daha çok şöyle yapmalısın, bu böyle becerilmez şöyle olur falan gibi gibi.
Şimdi o ses hiç mi gelmiyor?
Tabii ki geliyor ama eskisi kadar yüksekti.
Çünkü ona her seferinde kulak vermek zorunda olmadığımı öğrendim.
Yeni bir ben olmak değil bu.
Sadece kendime birazcık daha alan açmak.
Anlatabildim mi? Bence yeni yıl meselesi tam burada kırılıyor.
Çünkü yeni yıl geldiğinde herkes sanki bir şeyleri başarmış, tamamlamış, çözmüş olmak zorundaymış gibi davranıyor.
Oysa ki gerçek hayat hiç öyle ilerlemiyor bence.
Hayat daha çok yarım kalanlarla, ertelediklerinle, sonra bakarım dediklerine akıyor.
Ben şöyle düşünüyorum.
Bence her şeyi toparlamaya çalıştığında değil, dağınıklığı kabul ettiğinde kendine yaklaşıyorsun.
Ve bunun da çok kıymetli bir şey olduğunu düşünüyorum.
Ha bir de şu var. Kendine yer açmak için bazen başkalarına hayır demen gerekiyor.
Yani bununla başlıyor çünkü.
Ama asıl zor olan ne biliyor musun?
Kendine hayır demek. Her şeyi aynı anda yapma isteğine, herkese yetişme arzusuna, her rolde iyi olma beklentine hayır demek.
Yani bunları bırakmak cesaret istiyor.
Çünkü bırakınca çok büyük bir boşluk oluşuyor içinde.
Ama o boşluk kötü bir boşluk değil bence.
İçine nefes dolan bir boşluk.
Benim günlüğümde bununla ilgili yazdığım bir başka cümle var.
Bunu bölümün birazcık sonlarına doğru saklamıştım.
Çünkü şu an çok daha güzel oturuyor.
Bu ilk kendime hedef değil.
Biraz alan vermek istiyorum demişim bir yıl.
Bu cümleyi yazarken çok net bir şey hissetmiştim.
Baskı değil, ferahlık.
Çünkü ben hedef koyduğumda hep bir şeylere yetişmeye çalışıyorum.
Alan açtığımdaysa olduğum yerde durabiliyorum ve durabildiğimde neye gerçekten ihtiyacım olduğunu çok daha net görüyorum.
Belki bu yılın bana öğrettiği şey de bu olacak.
Daha az zorlamak, daha çok dinlenmek.
Yeni bir bana yer açmak.
dediğim şey tam olarak bu.
Öyle büyük laflar değil, büyük dönüşümler hiç değil.
Daha çok böyle küçük fark edişler.
Burada kendimi sıkıyorum.
Bu bana ağır geliyor.
Bunu yapmak zorunda değilim.
Bu cümleleri kendine söyleyebildiğinde zaten bir şeyler değişmeye başlıyor.
Ve belki de bu bölümden sonra aklında kalmasını istediğim tek şey şu.
Yeni bir yılı karşılamak zorunda değilsin.
Ama kendine biraz yer açabilirsin.
Ve bu bazen sandığından çok daha yeterli bir şey.
Ben kendime şunu soruyorum bazen.
Ben gerçekten neye yetişmeye çalışıyorum?
Çünkü çoğu zaman... Acelemizin net bir hedefi yok bence.
Sanki bir şeyleri kaçırıyormuşuz gibi hissediyoruz ama neyi kaçırdığımızı da tam bilmiyoruz.
Ve bu hisse yaşayınca yıl değişse de içimizdeki o sıkışıklık değişmiyor.
O yüzden yeni bir bana yer açmak önce bu aceleyi fark etmekle başlıyor bence.
Durmam gereken yer burası mı diye sormakla başlıyor.
Peki diyeceksin ki şimdi kendimize yer açmak illa hayatı kökten değiştirmek demek mi?
Hayır. Öyle hani işi bırakmak, şehir değiştirmek, her şey sıfırdan başlamak gibi büyük kararlar değil bazen mesele.
Daha küçük şeyler. Her şeye anında cevap vermemek, bir gün hiç falan yapmamak, bir konuda şu an bilmiyorum diyebilmek.
Bunlar çok basit gözüküyor ama insanı inanılmaz rahatlatıyor.
Çünkü kontrolü biraz gevşetiyorsun.
Ve şunun da altını çizmek istiyorum özellikle.
Yeni bir bene yer açarken eski beni de hırpalanmamak gerekiyor aslında.
Neden böyleydim, neden bunu yaptım, neden bu kadar yoruldum diye kendini suçlamak yerine demek ki o zaman buna ihtiyacım var diyebilmek lazım.
Bunu söylediğinde içindeki sertliği biraz yumuşatıyorsun çünkü.
Ve o yumuşamı insana tahmin ettiğinden çok daha iyi geliyor.
Ve bence bu bölümün insanlara iyi gelmesini istediğim yeri de tam olarak burası.
Her şeyin bir anda netleşmesi gerekmiyor.
Hayat zaten netlikten çok deneme yanılma yeri.
Yeni bir yılda bunun sadece bir bahanesi ama güzel bir bahane.
Kendine şu izni verebilmek için güzel bir bahane.
Ben bu yıl kendime birazcık daha nazik olabilirim.
Ve belki de yeni bir bene yer açmak dediğimiz şey geleceği planlamaktan çok bugünü hafifletmek demek.
Üzerinde taşıdığın yüklerden birkaçını.
Yere bırakmak demek. Herkes gibi olmaya çalışmayı biraz kenara koymak demek.
Çünkü sen zaten yeterince sensin.
Değişmen gereken bir şey varsa da o zaten kendi zamanında olur.
Sen zorlamasan bile olur.
Bu bölümün başlığı böyle çok büyük büyük bir laf gibi geliyor.
Hani yeni bir ben'e yer açmak.
Ama aslında çok daha sade bir şey.
Kendini arandaki mesafeyi birazcık azaltmak gibi düşünebilirsin bunu.
Kendini sürekli bir yerlere yetiştirmeye çalışmadan ben buradayım diyebilmek gibi bir şey.
Ve bunu her gün başarmak zorunda da değilsin tabii ki.
Bazen sadece fark etmek bile yetiyor.
Bildiğin gibi. Eğer bu bölümü dinlemek sana ufacık bileği geldiyse tamam ya o kadar da acele etmeme gerek yok dediysen bence zaten olması gereken oldu.
Çünkü hayatın tamamını çözmek zorunda değiliz.
Sadece bugün için birazcık daha kendimize alan açabilsek yeter.
Sadece bugün için birazcık daha kendimize alan açabilsek yeter.
Gerisi bir şekilde geliyor.
Belki bu yıl... Kendinden beklentilerini birazcık düşürürsün.
Belki daha az plan yaparsın.
Belki daha çok dinlersin.
Belki de hiçbir şey yapmazsın.
Hepsi olur. Yeni bir ben bazen çok büyük kararlarla değil küçük kabullenişlerle ortaya çıkıyor.
O yüzden hepsi çok kıymetli.
Şunu da bil bu arada.
Nerede olursan ol. Nasıl hissedersen hisset.
Şu an olduğun halinde bu hikayenin bir parçası.
Kendini itmeden, zorlamadan.
Yavaş yavaş yavaş yer açarak.
Çok teşekkür ederim beni dinlediğin için.
Bu bölüm 2025'in son podcast bölümüydü.
bunları sadece günlüğüm biliyordu podcasti.
2025'de başladı bildiğiniz gibi.
O yüzden bu yılın yeri bende hep çok ayrı olacak.
Bu yılın son bölümü olması da birazcık duygusallaştırıyor beni.
Ama iyiyim. Sıkıntı yok.
Çok teşekkür ederim. En büyük iyikilerimden biri bu podcast oldu çünkü.
Çok mutluyum. İyi ki yapmışım.
Her bölümden sonra onlarca yüzlerce mesaj alıyorum.
Elimden geldiğince de okumaya çalışıyorum.
Bu bölümün sonunda da tabii ki ben de buradaydım.
Dinledim Zeynep demek istersen bana ulaşabileceğin sosyal medya hesaplarını açıklamalar kısmından bulabilirsin.
Kocaman sarılıyorum.
Diliyorum ki 2026 hayal ettiğimizden bile daha güzel olsun.
Sene bu zamanlar öyle 2026 hakkında konuşurken ya ne kadar güzel bir seneydi.
İyi ki yaşandı diyelim.
Umarım ki. Sağlıkla geçsin.
Sevgiyle geçsin.
Sevdiklerimizle geçsin.
Hepinize kocaman sarılıyorum.
Şimdiden mutlu yıllar diliyorum.
Hoşçakalın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
