
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
hata yapmaktan korkmanın aslında hayatı ertelemek olduğunu hatırlamak isteyenler için.
Transkript
Altyazı M.K.
Bugün yine o sayfalardan birini daha açıyorum ve bu defa konuşacağımız şey hepimizin içini birazcık sıkıştıran ama aslında düşündüğümüz kadar korkunç olmayan bir şey.
Hata yapmak. Bunu konuşmak istedim çünkü son zamanlarda hem kendimde hem çevremde hep aynı şeyi fark ediyorum.
Aydesa böyle görünmez bir sınırla geziyoruz sanki.
Yanlış yaparsam ne olur?
Ya rezil olursam?
Ya herkes benden daha iyi biliyorsa?
Bu sorularla kendimizi durduruyoruz.
Ama şunu fark ettim ki bu korku yüzünden durduğumuz her an aslında kendimizden bir parçayı da eksiltiyoruz.
O yüzden bunu konuşacağız.
Çünkü çocukken böyle değildik.
Küçükken mesela bisiklete binerken düşeceğinizi bilirsiniz.
Ama yine de binersiniz, yine de denersiniz.
Çünkü o zaman kafanızda bu kadar ses yoktu.
Hata yaparsam ne olur sorusunu hiç bu kadar düşünmezdik.
Direkt yapardık.
Belki de o yüzden çocukken birazcık daha cesurduk.
Çünkü yanlış kavramı bizim gözümüzde o kadar büyük bir şey değildi.
Sonra büyüdük.
Büyüdükçe o korku sessiz sessiz çöktü bizim içimize.
Belki bir öğretmenin söylediği bir söz, belki aileden gelen bir beklenti, belki dışarıdan duyduğumuz bir eleştiri.
Yani fark etmeden kendimize dikkatli olmalısın modunu aldık ve bazen bu dikkat bizi korumak yerine kısıtlamaya başladı.
Ama işte tam da burada söylemek istediğim bir şey var.
Hata yapmak aslında hayatın çalışma prensibidir.
Yani bence bir şeyleri doğru yapmayı öğrenmemizin yolu önce yanlış yapmaktan geçiyor.
Bunu bir bilgisayar oyunu gibi düşünebilirsiniz.
İlk seferde tüm oyunu bitirebiliyor muyuz ki biz?
Önce duvara çarpıyorsun, yanlış yöne gidiyorsun, tuşa geç basıyorsun ama her seferinde o bölümü geçecek bir şeyler öğreniyorsun.
Ve bir bakmışsın aslında o yanlışlar seni oyunun sonuna götüren tek araç olmuş.
Bence bu gerçek hayatta da böyle.
Öyle değil mi? Mesela bazı ilişkiler.
Hepimizin geçmişinde neden böyle davrandım dediği şeyler vardır.
Ama belki de o yanlış yaptığım dediğin şey olmasaydı bugün çok daha sağlıklı davranmayı öğrenemeyecektin.
Belki de o hata olmasaydı karşına çıkacak doğru insanlara yer açamayacaktın.
Ya da kariyer kısmına bakalım.
Yani yanlış bir bölüm seçmek, yanlış bir işte aylarca belki yıllarca dayanmak.
O dönemlerde felaket gibi geliyor ama yıllar sonra dönüp bakınca diyorsun ki iyi ki böyle olmuş.
Yoksa bugün olduğum yerde olamazdım diyorsun.
Çünkü bazı yolların doğru olduğunu anlamanın tek yolu...
Önce yanlış yollara sapmak oluyor.
Ve bence bizi burada en çok zorlayan şey hata yaparsak herkesin göreceği korkusu.
Burası da çok komik çünkü kimse aslında bizimle o kadar ilgilenmiyor.
Herkes kendi hayat telaşında, herkes kendi hatalarıyla uğraşıyor.
O yüzden millet ne der diye düşünmek hem çok ağır bir yük hem de çok boşa bir çaba.
Çünkü kimsenin bizim hatalarımızı bizim düşündüğümüz kadar düşünmeye zamanı yok.
O yüzden burada bir anlaşalım.
Ve şunu da konuşalım.
Kendimize acımasız davranıyoruz.
Burada anlaşalım. Her hatayı dünyanın sonu gibi büyütüyoruz.
Ama sevdiğimiz biri aynı hatayı yaptığında ne olsun yani ne var ki diyebiliyoruz.
Demek ki mesele hatanın kendisi değil.
Mesele kendimize verdiğimiz o sert, o gereksiz hüküm.
O yüzden bazen kendime şunu söylüyorum ben ki Instagram'da bir seri yapmıştım ben.
Hayatımı değiştiren alıntılar tarzında.
O videoların birinde şöyle giriyordum videoya.
Bir arkadaşın senin kendine konuştuğun gibi senin de konuşsa onunla arkadaş kalır mıydın?
gibi bir cümleyle başlıyorum.
Ve çoğu zaman cevap hayır oluyor.
O yüzden ben bazen kendime şunu hatırlatıyorum.
Keşke kendime, arkadaşlarıma davrandığım kadar iyi davransam.
Belki sen de böyle hissediyorsundur şu an.
Belki kendine karşı hep en yüksek beklentiyi koyuyorsundur.
Ama bunu yapan tek kişi sen değilsin.
Merak etme hepimiz böyleyiz.
Ama bir şeylerin farkına varmak zaten onları değiştirmenin ilk adımıdır.
Ve şu da çok önemli bir gerçek ki bazı hatalar hak ettiğin harika şeylere giden kapının anahtarıdır.
Eğer o yanlış adımı atmasaydın belki o kapı hiç görünmeyecekti.
Bazen hayat sana bir şeyler öğretmek için seni bir düşürür.
Ama o düşüş aslında seni bir sonraki adıma hazırlıyordur.
Ki gerçekten böyle çok fazla örnek gördüm hayatımda.
Çevremdeki insanlarda da.
O yüzden günlüğüme zamanında yazdığım şu alıntıyı okuyacağım.
Bu alıntı biraz şey hani bazen bir düşünceyi yıllar önce yazmış olursun ama asıl anlamını yıllar sonra çözersin ya.
Tam öyle bir şey benim için.
Bu alıntıyı hatırladığım gibi dedim ki bunu paylaşmam lazım bu bölümde.
Çünkü zamanında bu hata yapma meselesini ben de kendimce çok düşündüm.
Çok fazla tarttım.
Neyse günlüğüme şöyle yazmışım.
Yanlış yaparsam mahvolma.
Bu cümle o zamanlar yazarken çok sıradan gelmişti bana.
Hatta pek üstünde bile durduğumu hatırlamıyorum yani.
Ama şimdi dönüp bakınca o günkü halimin kendine nasıl küçük bir cesaret verdiğini görüyorum.
Çünkü hepimiz bu cümleyi duyuyoruz aslında ama içimize yerleşmiyor.
Hata yaparsam mahvolmam.
Bunun ne kadar güçlü bir cümle olduğunu tahmin edemezsiniz.
Ve şu an bugünkü Zeynep...
Çok başka bir yerden bakabiliyor bu cümleye artık.
Hata yapmak her zaman bir şeyin bittiği anlamına gelmiyor.
Tam tersine bir şeyin başladığı anlamına geliyor.
Çünkü hata yaptığın anda aslında iki şey oluyor.
Birincisi kendini tanıyorsun.
İkincisi hayatın sana ne söylemeye çalıştığını fark ediyorsun.
Mesela bir işte başarısız oluyorsun ve belki de o iş senin yolun değildi zaten.
Ya da biriyle iletişimin kopuyor.
Belki de o insan seni zaten olduğun gibi sevmiyordu belki.
Yani hata dediğimiz şey bazen ileri de itiyor bizi.
Bunu unutmamak lazım.
Yani istemediğimiz bir yerden olması gereken yere itiyor.
Ve biz bu insanlık bazen hata yapmaya o kadar odaklanıyoruz ki aslında hata yapmadan da kaybediyoruz.
Çünkü denemiyoruz, bir adım atmıyoruz, bir şeyleri risk etmiyoruz.
Ve sonra kendi kendimize oturuyoruz böyle dertleniyoruz ve keşke diyoruz yani.
Oysa belki o küçük adımı atsaydık ya efsanevi bir şey olacaktı ya da minicik bir yanlış olacaktı.
Ama o yanlış bile bizi bir adım ileri taşıyacaktı.
O yüzden bence hata yapmanın en güzel tarafı seni olduğun yerde bırakmaması.
Bir de şu taraftan bak.
Yani bu hayatta herkes hata yapıyor.
Ama herkes hatalarının üzerine aynı şekilde düşünmüyor.
Bazısı hatayı kendine ceza olarak görüyor.
Bazısı hatayı bir işaret olarak görüyor.
Ben artık ikinci gruba inanıyorum.
Çünkü bazı hatalar yol tabelası gibi geliyor bana.
Yani sana buradan değil öbür taraftan diyor gibi geliyor.
Ama söyleyiş şekli biraz sert olabiliyor bazen.
O kadar. O yüzden bu alıntıyı bugün söylemek istedim.
Yanlış yaparsam mahvolmam.
Sadece öğrenirim.
Belki sen de bunu kendine hatırlatmalısın.
Belki bu cümle bugünden sonra biraz daha içeri sızar.
Biraz daha hafifletir seni.
Ama bu hata yapmak konusunu konuşacağım deyince...
Aklımda ilk beliren şey yani hata yapmaktan bu kadar korkmamızın asıl sebebi bence hatanın kendisi değil.
Seyirci. Yani biri görürse ne olur?
Biri yargılarsa? Biri ya bak yine beceremedi derse?
Garip. Ama çoğu zaman korkumuz kendi iç sesimizden çok dışarıdaki insanlar.
Ve bunu fark etmek insana biraz tuhaf geliyor.
Çünkü mantık şöyle diyor.
Bu benim hayatım.
Bu benim adım, bu benim deneyimim.
Ama içimizde bir taraf var.
Hala yanlış yaparsam...
diye fısıldıyor bize. Belki bu taraftan bakmamışsındır daha önce ama bazen hata yapma korkumuz aslında başkalarının gözünde mükemmel görünmeye çalışmamızın bir yan etkisi gibi.
Ama bunları daha önce konuştuk.
Mükemmel olmak diye bir şey yok.
Ki bir de şöyle bir şey var.
Hepimizin içinde büyürken öğrenilmiş bir temiz sayfa takıntısı var ya.
Yani hani bir defter yanlış bir şey yazınca silgiyle sile sile kağıdı yırtardık ya.
Biz hayatı da o defter gibi sanıyoruz.
Bir yanlış yaparsam tüm sayfa bozulur.
Sayfa bozulursa defterin tüm anlamı kaçar sanıyoruz.
Oysaki zaman geçtikçe fark ediyorsun ki o yırtılmış sayfalar seni çok daha iyi anlatıyor.
Çünkü orada senin çaban var, senin korkuların var, senin hevesin var.
Ve komik ama en çok hataların seni insana benzetiyor.
Ama benim tabii ki bu konuya bakmamızı istediğimiz bambaşka bir taraf daha var.
Biz bazı hataları...
Bilerek yapıyoruz aslında.
Farkında olmadan değil gayet farkında olarak.
İçimizde bir his bunu yapma sinyalleri verirken başka bir his ama merak ediyorum diyor.
Ve o merak yüzünden kendimizi ateşe atıyoruz.
Bu kötü bir şey mi? Hayır.
Çünkü bazen merak öğrenmenin ta kendisidir bence.
Ve merakla yapılan hata içimizi bambaşka bir yerde açıyor bence.
Ve hayat şöyle diyor.
Tamam bu yolu seçtin.
Bak ne öğrendin şimdi.
O yüzden hatalarınıza bu taraftan bakmak bana çok iyi geliyor.
Bir de bazı hatalar var ki onlar olmasa gerçekten nerede durduğunu anlamıyorsun.
Mesela birine haddinden fazla iyi davranıyorsun.
Sonra anlıyorsun ki bu sende bir eksiklikten değil, karşındakine sana sınır koymayı öğretmesinden kaynaklanıyor.
Yani bu bir işi çok uzun süre taşıyorsun.
Sonra bırakıyorsun ve diyorsun ki ben bunu zaten yıllar önce bırakmalıymışım.
O keşke daha erken fark etseydim dediğin şeyler aslında hatanın içindeki dersti.
Ve o ders seni hafifletiyor.
O yüzden benim hata konusunda bakmayı en sevdiğim taraf kimi hatalar seni çok daha güzel bir şeye hazırlıyor.
O zaman bunu kavrayamıyorsun ama sonra dönüp baktığında diyorsun ki iyi ki o gün saçmalamışım.
İyi ki şunu yapmışım diyorsun.
Bazı kapılar kapanıyor çünkü kalman gereken yer orası değil.
Bazı insanlar gidiyor çünkü yanında o yolculuğa çıkmamaları gerekiyor.
Bazı işler olmuyor çünkü bambaşka bir yerde daha iyi bir şey seni bekliyor.
Yani hata yapmaktan korkmamız çok normal.
Ama keşke korkunun kendisi...
bizi bir yere kıpırdayamaz hale getirmesi.
Çünkü korkarak geçen her gün aslında öğrenebileceğimiz bir dersi ertelediğimiz bir gün oluyor.
Hatta bazen şöyle oluyor.
Hata yapmaktan korktuğumuz için uzun süre yerimizde sayıyoruz ve bu sırada hayat bizden çok daha cesur davranıp önümüze bambaşka yollar çıkarıyor.
Sen adım atmıyorsun diye dünya durmuyor ya yani.
Tam tersine bir bakmışsın hayat seni böyle itekliyor birazcık.
Hadi yani bir şeyler dene artık diyor.
O yüzden bazen hata değil de hiç denememiş olmak çok daha fazla yaratıyor o iç sıkışmasını.
Çünkü deneseydin belki kötü olacaktı.
Belki iyi olacaktı ama en azından bir şey olacaktı.
Yani o belirsizlikten kurtulacaktı.
Bence belirsizlik dediğimiz şey hatanın kendisinden bile ağır bir şey gibi.
Geliyor bana. Ve zaten hani bu konuyu çok düşünen bir insansan fark ettiğini bilmiyorum ama en çok korktuğumuz hatalar genelde başımıza geldiğinde o kadar da büyük çıkmıyor.
Yani bir yanlış karar verdiğini düşünüyorsun.
Sonra bir bakıyorsun kimse seni sandığın kadar yargılamıyor.
Dünya da batmıyor.
Sen de bitmiyorsun.
Hatta bazen o hata seni o kadar özgürleştiriyor ki ya kafamda ne kadar büyütmüşüm diyorsun.
Bu insana acayip bir hafiflik veriyor.
Çünkü o gerginliği bir kere yaşadıktan sonra aynı korku bir daha seni o kadar tutamıyor bence.
Ben bir şey yaşadım ve her zaman ders çıkarmaya çalışan bir insan olarak bu hata yapma konusunda da aslında bazı hataların insanı kendine daha çok yaklaştırdığını düşünüyorum.
Yani zorluyor, düşündürüyor, bazen çok ağlatıyor ama sonunda şöyle bir cümle kuruyorsun.
Aslında ben kim olmak istiyorum?
Yani o sorunun cevabı yaptığın hatanın içinden çıkabiliyor.
Yani hata seni dağıttı diye korkuyorsun ama farkında olmadan yine o seni kendine topluyor.
Bu insanın fark ettiğinde sarılıp teşekkür edesi gelen bir gerçek bence.
O yüzden her zaman bu kadar kapıları kapatmamak lazım.
Hatadan kaçarken çoğu zaman hayata da kapı kapatıyoruz çünkü.
Ama hata ihtimalinin hiç olmadığı bir yerde Öğrenme de yok bence.
Heyecan da yok. Yeni bir şey de yok.
O yüzden bazen cesurca yanlış yapabilen insanlar aslında en doğru yolu buluyorlar.
Çünkü deniyorlar. Çünkü adım atıyorlar.
Çünkü korkuya rağmen bir şey yapmayı seçiyorlar.
İşte tam da bu yüzden hata yapmaktan korkmak çok anlaşılır.
Evet. Ama korktuğun için geri durmak uzun vadede daha büyük bir pişmanlık yaratıyor bence.
Ben bu konuyu düşünüyorum, düşünüyorum.
Böyle günlüklerimi de karıştırdım biraz.
Düşündüğüm şey şu hata yapmamaya çalışırken aslında ne kadar yorulduğumuzu düşünüyorum.
Hep tetikteyiz ya. Hep aman yanlış bir şey olmasın diye uğraşıyoruz ya.
Ama sonra dönüp baktığımızda bizi büyüten şeylerin çoğu zaman o yanlışlar.
Olduğunu fark etmiyor muyuz?
Yanlış olduğunu o anda anlamadığın kararlar, seni bambaşka yere götüren o ufak kaymalar, planladığın gibi gitmeyen yollar, hepsi aslında hikayenin en güçlü yerlerini oluşturuyor.
Keşke o anlarda bunu görebilsek.
Keşke hemen kendimize bu kadar yüklenmesek.
Ben şunu biliyorum ki, bence bu cümleye dönmeye hepimizin çok ihtiyacı var.
Hata yapabilirsin. Hata yaptığın için kötü biri, başarısız biri, yetersiz biri olmuyorsun.
Sadece insan oluyorsun.
İnsan olmanın içinde de yanılmak var, düşmek, kalkmak, yeniden denemek var.
Bazen aynı hatayı iki kere yapmak bile var.
Ama bu seni eksiltmiyor.
Seni şekillendiriyor.
Belki de hayat seni hazırlamak için önce birazcık dağıtıyor.
Çünkü dağılmadan toplanmayı da öğrenemiyorsun.
O yüzden bugün kendine birazcık daha yumuşak bakabilirsin.
Bugün yaptığın ya da yapamadığın şeyler yüzünden kendini suçlamak yerine ben de öğreniyorum diyebilirsin.
Bu kadar basit bir cümle bile içini çok ferahlatır inan bana.
Çünkü hata korkusu çoğu zaman kimsenin senden beklemediği bir mükemmelliği kendine dayatmandan geliyor.
Birazcık bıraktığında o dünyanın da genişlediğini göreceksin.
Ve bence en güzeli de şu ki hayat...
O kadar çok fırsat saklıyor ki içinde.
Yani yanlış yaptın diye kapılar kapanmıyor.
Hatta tam tersine bazen o kapılar o yanlış sayesinde açılıyor.
Bir şey batıyor, başka bir şey filizleniyor.
Bir plan çöpe gidiyor, daha iyisi geliyor.
Yeter ki denemekten vazgeçme.
Yeter ki kendine bir daha hakkı tanımaktan korkma.
Bugün hata yapmaktan korkan herkes için ben şunu söylemek istiyorum.
Korkmak seni geri tutsa da...
Adım atmak her zaman bir şey öğretir.
Düştüğünde kalkarsın, yanıldığında düzeltirsin.
Denediğinde ise mutlaka bir yere varırsın.
Belki de en güzel şeyler en çok korktuğumuz adımların arkasında saklıdır.
O yüzden hata yapmaktan korkma.
Hikayenin en güzel yerleri bazen oralarda başlıyor.
Beni dinlediğin için çok teşekkür ederim.
Bunları sadece günlüğümü biliyordum.
Ama artık sen de biliyorsun ve bu beni çok mutlu ediyor.
Ben de buradaydım dinledim demek istersen bana ulaşabileceğin sosyal medya hesaplarını açıklamalar kısmına bırakıyor olacağım.
Kendine çok iyi bak.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
