
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
bu bölüm 2022’deki zeynep için.
Transkript
Bugün yine o sayfalardan birini açacaktım ama bu defa farklı.
Çünkü bugün... 3 sene önce kendime yazdığım bir mektubu okuyacağız.
Bugün benim doğum günüm.
14 Ekim. Ve bu podcast'ı da 14 Ekim'de çekiyorum.
Saat gece 2.30 şu an.
3 sene önce üniversitedeyken sosyal medyada bir içerik görüp kendime bir mektup yazmaya karar verdim.
Ve öyle hani 5 sene, 10 sene sonrayı bekleyemedim.
Ve en yuvarlak 2025 geldi.
Ya da 2030'a yazacaktım bunu.
2025'teki Zeynep'e bu mektubu yazdığımdan beridir normalde aklımdan çıkması gerekirken her sene doğum günüm geldiğinde dedim ki yani artık 2025 gelsin ve ben
bu mektubu okuyayım yani bunu istiyorum sadece.
2025'in 1 Ocağında bile aklıma direkt şu geldi tamam.
Bu yıl benim o mektubu okuyacağım yıl.
Çok güzel sakladım onu ve hiç açmadım.
İnanır mısınız? Hiçbir şey de hatırlamıyorum.
O yüzden çok heyecanlıyım şu an.
Ellerim titriyor yani.
Niye böyle oldu bilmiyorum.
Yani bugün seninle birlikte bu bölümde o mektubu ilk defa okuyacağım.
Biraz da konuşacağım.
Hazırsan başlıyorum.
Sevgili 2025'teki Zeynep.
Merhaba. Bu satırları 2022'de bir Ekim akşamında yazıyorum.
Evet, doğum gününde.
Umarım ağlamam o bölümde.
Zaten doğum günlerinde hep duygusal hisseden bir insanımdır o yüzden.
Evet, yine doğum günüm.
3 yıl geçmiş ama his tamamen aynı.
Kahvem var yanımda.
Yine bir gece vakti.
Ama o zamanki Zeynep'ten birazcık daha huzurluyum galiba.
Neyse, devam ediyorum.
Hala Karabük'teyim.
Küçük tek başıma yaşadığım o 1 artı 1 evdeyim.
Dışarısı biraz serin.
Ben de bu akşam kahvemle birlikte sana bir mektup yazmaya karar verdim.
Başım biraz ağrıyor. Bunları da neden yazıyorum bilmiyorum.
Belki 3 sene sonra sen bu satırları okurken bir anlığına beni hissedersin diye.
O yüzden bu satırları yazarken sana sadece bir mektup değil bir parça kalbimi de bırakıyorum.
Tatlı bir şey. Yani 3 sene sonra bunları hissederim diye yazdığım mektubu gerçekten hissediyorum.
Yani o ev gözümün önünde canlanıyor.
Masam. Dışarıda karabüğün o inanılmaz soğuğu.
Ve o bir parça kalbimi bırakıyorum kısmı.
Yani gerçekten bırakmışsın.
Teşekkür ederim. Şu anda diş hekimliği 4.
sınıftayım biliyorsun. Klinikte günler bazen bitmiyor gibi geliyor.
Sabah erkenden gidip akşam eve geldiğimde bazen o kadar yoruluyorum ki sadece çayımı demleyip kolcağa yayılıyorum.
E tabi bir de notları yazıyorum bildiğin gibi.
Çok fazla yorulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.
Ama bir yandan da içimde bir gurur var.
Çünkü zorlanıyorum.
Evet. Ama yapıyorum.
Yavaş yavaş adım adım kendi hayatımı kuruyorum.
Zeynep ya. Evet.
Yaptın, gerçekten yaptın.
Yani şu an çok garip hissediyorum.
Çünkü o notları yazıyorum dediğim kısımda bir işte çalışıyordum.
Ve geçtiğimiz haftaya kadar da o işte çalışıyordum aslında.
Ama geçen hafta oradaki çalışma hayatım bitti.
Biraz da böyle bir boşlukta hissediyordum kendimi.
Ve bu mektupta bununla karşılaşacağımı da pek düşünmüyordum.
Ama vardır her şeyde bir ayır.
Yeni kapılar açılır.
Çalışmaya devam ederiz.
O yorgunluklar, o uykusuz günler hepsi bir yerlere çıktı ya.
Hani o küçük adımlar kocaman bir cesarete dönüşüyor bir yerde.
O yüzden o gururu hala hissediyorum seninle birlikte.
Evet, ağlamayacağım, ağlamayacağım.
Devam ediyorum. Ev sessiz ama o sessizliği sevmeyi öğrendim.
Bazen mutfaktan bulaşıkları yıkarken kendi kendime konuşuyorum.
Bazen podcast açıyorum.
Kendi başıma olmayı öğreniyorum.
Ve biliyor musun o kadar da kötü değilmiş yalnızlık.
İnsana kendini tanıtıyormuş.
Evet yalnızlık kötü bir şey değilmiş gerçekten.
Yani herhalde bu mektubu yazdıktan sonra bunu anlamaya başladım diye düşünüyorum.
Üniversite dördüncü sınıf.
Güzel bir örnek olabilir bunun için.
Bazen sessizlikle çok güzel konuşabiliyormuş insan o yüzden.
Haklıydın yani o sessizlikte ben de kendimi duydum.
Zamanla ilk geldi. İnsana gerçekten kendini tanıttı.
O yüzden hak veriyorum.
Merak ediyorum şimdi.
2025'teki Zeynep nasıldır acaba?
Hala sabahları kahveyi sütle mi içiyorsun yoksa o alışkanlığımı bıraktın mı?
Bıraktım tatlım.
Süt birazcık rahatsız ediyor sabahları.
O yüzden sade içiyorum kahveyi ama hala sabah küçük bir keyif niyetine kahvemi içiyorum.
Bazı şeyler değişiyor gibi gözükse de değişmiyor galiba.
O yüzden mutluyum bunun için.
Mezun olduktan sonra neler yaptın?
Çok güzel bir klinik hayali kuruyorum ben.
Umarım sen de hala aynı hayali kuruyorsundur.
Belki de bir şeyler bile yapıyorsun bu hayal için.
Senin elin değdiyse çok güzel olacağına eminim.
Benim kadar duygusal bir insan böyle bir mektubu okumamalı bence.
İyiyim. Sıkıntı yok.
Kuruyorum hala o hayalim.
Elim yavaş yavaş değiyor bazı şeylere.
Belki tamamlanmadı ama yolunda her şey.
Senin o heyecanın o inancını taşıyorum.
Hala içimde o yüzden güzel bir şey bu.
Çabalıyoruz. Üniversitenin bazen çok zor geçtiğini biliyorum.
Ben de oralardaydım.
Ama şu an gerçekten mutlu hissediyorum.
Kendime iyi geliyorum yazmışım.
Ne kadar güzel yazmışım bunu ya.
Kendime iyi geliyorum.
Bu mektubun en güzel cümlesi seçtim bunu şu an.
Evet, ben de artık kendime daha iyi davranıyorum.
O kadar da sert değilim kendime karşı.
Senin sayende yumuşadım biraz galiba o yüzden.
Mutluyum onun için. Bunun için çabaladığım için bile mutluyum.
Bunun farkında olmak ve bu konuda çabalamak bile çok kıymetli bir şey bence.
Çok sevdiğim bir insan var yanımda.
Biliyorum ki şu anda da hep yanındadır.
Bu konuda cümle kurarken umarım diye başlamıyorum.
İçimden bir ses çok emin çünkü.
Evet. O ses haklıymış yani gerçekten.
Yanımda. Umarım bu cümleyi okurken böyle bir kalbim...
Çünkü o güven hala içimde.
İyi ki yazmışım bunu.
Çok mutlu oldum bunu eklediğime.
Neyse ki hayat beni seviyor ve böyle şanslar sunuyor bana.
Çok mutluyum bir konuda.
Ve umarım hala...
Ben yazıyorsundur Zeynep çünkü yazmak sana iyi geliyor.
Kelimelerin senin için hep bir sığınak oldu.
Bu mektubu yazarken bile içimde bir sakinlik var.
Sanki o anki tüm karmaşanın içinden bir ip bulmuşum da onu geleceğe atıyorum gibi sana.
Yazmak hala sığınığım.
Benim şöyle derin bir nefes alıyor gibi hissettiğim bir yer.
O yüzden hala yazıyorum.
Yazmak bana çok çok iyi geliyor.
Ve burada yazmak derken aslında o zamanki Zeynep'in neler kastettiğini de biliyorum.
Hala aynı hayalleri kurmaya devam ediyorum.
O yüzden umarım ki bir gün çok güzel şeyler yazarım.
Sonra demişim ki ve biliyorum ki sen bu satırları okurken Ben artık çoktan başka bir hale evrilmiş olacağım.
Belki daha güçlü, belki daha kırık.
Ama yine de ben.
İkisi de oldum sanırım.
Yani hem daha güçlü de oldum.
Hem biraz daha kırık da oldum.
Büyümek böyle bir şey galiba.
Ama evet hala ben.
Tam da dediğim gibi.
En azından zaman geçtikçe insanın...
Kırılabileceğini de öğrendim.
Yani bazen her şeyi çok doğru yaptığını düşünse bile kırılabiliyor insan.
Ben çoğu konuda hep çok doğru bildiğim şeyleri yaptım.
Hep çevremdeki insanları, karşımdaki insanı düşünerek doğru bildiğim şeyleri yaptım.
Ama her zaman karşımızdaki insan bizim gibi düşünmeyebiliyor.
Bizim kadar karşıdakini kırmayayım düşüncesi olmayabiliyor.
Bunu öğrendim. O zamanki Zeynep bunu çok yeni yeni.
O yüzden mutluyum bunun içinde.
Sonra demişim ki şunu hiç unutma.
Buradaki Zeynep seni çok merak ediyor.
Ama bir yandan da sana çok güveniyor.
Biliyorum ki ne kadar zorluk yaşarsan yaşa.
Sen yine hayattan keyif alacak yolu bulacaksın.
Çünkü hep öyle yaptın.
Teşekkür ederim. Gerçekten teşekkür ederim.
Bu bölüm garip bir bölüm oldu.
Ama bu satır iyi geldi bana.
Üç yıl sonra bile hala ihtiyacım varmış bunu duymaya galiba.
Hayatta keyif alacak bir şeyleri hep bulmaya çalışıyorum.
Hayata bunun için geldiğimizi düşünüyorum.
Keyif almak için, mutlu olmaya sebepler bulmak için.
O yüzden hala devam ediyorum o yolları bulmaya.
Tabii ki de buna engel olacak şeyler olabilir.
Hayat bu. Her zaman böyle pırıl pırıl yollar olmuyor tabii ki ama yine de mutlu olunacak şeyler bulunuyor.
Hala aynı düşüncedeyim.
O yüzden geldi bana okumak.
Sonra demişim ki umarım şu anda yazdıklarımı bir yerlerde okuyorsundur.
Belki kendi kendine bir gece yarısı.
Eğer öyleyse bir saniyeliğine dur.
Derin bir nefes al ve bil ki bu satırları yazan halin seni çok ama çok merak ediyor ve çok seviyor.
İzninle derin bir nefes alacağım şu an.
Gerçekten teşekkür ederim.
2022'deki Zeynep.
Çok tatlı bir doğum günü hediyesi oldu.
İnsanın 3 sene önceki yazdığı mektuptan bu sevgiyi hissetmesi çok farklı bir duyguymuş.
Mektubun en sonunda da şu yazıyor.
Umarım mutlusundur Zeynep.
Seni 2025'de çok mutlu hayal ediyorum.
Ne olursa olsun eminim hala içten gülüyorsundur ve eğer öyleyse benim için yeter.
2022'deki Zeynep.
Bu mektubu bir podcast bölümünde okumak ne kadar doğruydu bilmiyorum ama evet hala içten gülüyorum ve ne biliyor musun gerçekten yetiyor bence de yetiyor bu.
O yüzden mutluyum bu konuda.
Kelimelerin zamanı aşan bir yanı var gerçekten yani 3 yıl önceki halinin bugünkü haline dokunabiliyor olması ve bunu hissetmek.
Çok çok kıymetli bir şey.
Yani böyle bir zaman makinesi bulmuşum da 3 sene önceki Zeynep'le konuşuyorum gibi falan hissettim.
Kıymetli bir şey. O zamanki Zeynep'in bunu yazarken neler hissettiğini o kadar net hissediyorum ki şu an.
Çünkü çok fazla şey de değişti hayatında.
Dostluklar konusunda bir şeyler değişti.
İş hayatında bir şeyler değişti.
Kalbi kırıldı tabii ki.
Ama yine de şu an...
O kapanıştaki mutlu musun sorusuna mutluyum diyebilmek çok kıymetli bir şey benim için.
Çevremde çok sevdiğim...
Ve sevgilerini hissettiğim insanlarla olmak ve bu mutluluğu hissetmek çok çok kıymetli bir şey.
Ve 3 sene sonra o öğrenci evindeki salona ışınlanmış olmam şu an gerçekten çok enteresan.
Sanki benim bir leğe koltuğum vardı.
Eşyalı tutmuştum ben o ev zaten.
Bir leğe koltuğum vardı ve ben onun üzerinde yaşadım.
O evde gerçekten. Onun üzerindeyken çalıştığım, orada yattığım, her şeyimde o koltuk benim için.
Ve bu mektubu o koltukta iken yazdım.
Çok da soğuk bir gün olduğunu şuradan hatırlıyorum.
O zamanlarda bu, eve ilk taşındığım sene bu.
Ve bu aylarda balkonuma bir kuş girmişti benim.
Ve o kuşu ben asla çıkaramadım balkondan.
Çünkü camı açık unutmuşum ve çıkaramıyorum yani.
Ben içeri hareket ettikçe o oradan oraya uçuyor falan çok üzülmüştüm.
Ve balkonumun kapısını kapatıp o şekilde bıraktım balkonu.
Ve hani kuşa aitti o balkon artık.
O ne kadar süre orada yaşamak isterse onundu.
Ve o yüzden çok soğuk oluyordu bazen salonum.
Neyse ki sonradan başka bir yere göç etmeye karar verdi kendisi.
tatlı anılarım var o evde.
O yüzden bu mektup sanki seneler öncesine gidip o Zeynep'le o koltukta bir kahve içip sohbet ediyormuşum gibi hissettirdi.
Doğum günleri hep çok nostaljik hissettirir bana.
O yüzden zaten duygusal hissediyorken bu mektubun bana böyle bir etki yaratacağını aslında tahmin etmem gerekiyordu.
Ama İyi geldi.
Hem kalbime hem aklıma çok iyi geldi.
İyi ki yazmışım ve iyi ki bugün okumuşum.
Eğer buraya kadar dinlediysen bir gün gerçekten bir kağıt, kalem al ve kendine bir mektup yaz.
Bugünkü halinden gelecekteki sana.
Okumasan bile fark etmez ama yaz.
Çünkü bazı cümleler ancak zamanı geldiğinde iyi geliyor insana.
İyi ki doğdun ve iyi ki hala benimle bu kadar içten kalabilmişim.
2022'deki Zeynep de iyi ki doğdu.
Umarım ki çok güzel bir yaş olur.
Çok güzel anılarla anarım 26 yaşımı diye umuyorum.
Teşekkür ederim beni dinlediğin için.
Ben de buradaydım, dinledim.
Ben de kendime bir mektup yazacağım diyorsan bana ulaşabileceğin sosyal medya hesaplarını açıklamalar kısmına bırakacağım.
Kendine çok iyi bak.
Gelecekteki sana da çok iyi bak.
Görüşmek üzere. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
