
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
kapanan kapıların ardında kalanları merak eden, ama belki de bazen hiçbir şey yapmamanın en doğru karar olduğunu hatırlamaya ihtiyaç duyan herkes için.
Transkript
Altyazı M.K.
Bugün yine o sayfalardan birini daha açıyorum.
Ve bu defa konu belki de hepimizin içini biraz acıtan ama konuşmaya da ihtiyaç duyduğu bir şey.
Bazı kapılar. Hani açmaya çekindiğimiz ama zaman zaman önünde durup acaba dediğimiz o kapılar.
Bazen geçmişten biriyle, bazen bir anıyla, bazen de eskiden kalma bir hayal ile ilgili oluyorlar.
Kapalı kalmalarının nedenini biliyoruz aslında ama yine de elimiz hep o kapının koluna gidiyor.
Merhaba, ben Zeynep.
Bu Bunları Sadece Günlüğün Biliyordu podcastinin 17.
bölümü. Hoş geldin.
Bazen bir şarkı, bir fotoğraf ya da sadece bir kokuyla o kapının önünde buluyoruz kendimizi.
Bir baksan ne olur ki diyoruz.
Ama içten içe biliyoruz ki o kapıyı her açışta içeriden huzur değil de bir ağırlık çıkıyor sanki.
Çünkü bazı şeyler iyileşmek için değil unutulmak için kapanıyor ve biz bazen bu gerçeği kabullenmekte çok zorlanıyoruz.
Ve şunu düşünüyorum ki bence hepimizin içinde o tuhaf merak var.
Hani acaba şimdi açsam bu sefer farklı olur mu?
Belki bu sefer başarırım.
Belki karşımda başka birini bulurum.
Belki artık geçmişteki gibi acıtmaz.
Ama o kapının ardında değişmeyen tek şey o hissin kendisi oluyor.
Ne kadar zaman geçerse geçsin bazı şeyler aynı kalıyor.
Çünkü orası artık yaşanacak bir yer değil.
Hatırlanacak bir yer ve bunu kabullenmek insanın en zor öğrendiği şeylerden biri.
Bunun hakkında büyük bir savaş verdiğim bir dönemde günlüğüme şöyle bir not düşmüşüm.
Bir dostluğu kurtarabileceğime inandım ama çoktan bittiğini fark ediyorum.
Ben kapıyı zorluyorum ama içeride kimse yok.
Ya ben bu cümleyi yazarken o kadar üzgündüm ki.
Yani günlük yazarken insan rahatlar ya böyle kafasını boşaltır ya.
Ben o gün o kelimeleri yazdıkça yoruluyordum sanki.
Çünkü dostluklar bitmeyeceğini sandığın şeylerdir yani.
O yüzden bittiğinde kabullenmesi bir ilişkiden bile daha zor olur bazen.
Çünkü bir dostu kaybettiğinde sadece bir insanı değil bir versiyonunu da kaybediyorsun.
Eskisi gibi güvenen, eskisi gibi anlatan halini kaybediyorsun ve insan en çok o halini özlüyor aslında.
Ama şimdi geriye dönüp baktığımda şunu daha net görebiliyorum.
Her dostluk sonsuza kadar sürmek zorunda değil.
Bazı insanlar sadece belli bir dönemde yanımızda olmaları için geliyorlar ve gittiklerinde de o dönemin bize kattığı şeyleri alıp gitmemiz gerekiyor.
Fakat biz bazen hala aynı yerdeyiz sanıyoruz.
Oysa onlar gitmiş. Biz hala o kapının önündeyiz.
Bir dostluğu yeniden canlandırmak eski bir fotoğrafı renklendirmeye benziyor bence.
Hani görüntü tanıdık ama renkler artık aynı değil.
Konuşmalar, espriler, birlikte gülmeler bir süre sonra yapaylaşıyor.
Çünkü o dostluk o haliyle bitmişti.
Biz sadece hatırına bir süre daha tutunmaya çalışıyoruz.
Ve o tutunma çoğu zaman geçmişin ağırlığını bugüne taşıyor.
Ben bunu fark ettiğimde çok canım acıdı.
Ama bir yandan da bir şeyleri bırakmanın aslında kaybetmek değil, kendini alana açmak olduğunu fark ettim.
Her kapanan kapının ardında bir sessizlik oluyor, evet.
Ama o sessizlik bazen insana gerçekten çok iyi geliyor, çok iyileştiriyor.
Çünkü bazı kapılar gerçekten açılmamalı.
İçeride bir zamanlar çok güzel şeyler olmuş olabilir ama artık orası geçmişin evi.
Ve o evi ziyaret etmek yerine bazen sadece minnetle selam verip yoluna devam etmek gerekiyor.
Bir süre bu konu hakkında üzerine düşünüp düşünüp gecelerde düşünüp günlüğüme şunu yazmışım.
Belki de o kapı benim iyiliğim için kapalı kaldı.
Çünkü her içeri girdiğimde biraz daha kendimi kaybediyordum.
Bu cümleyi şimdi okuyunca...
O halime sarılmak istiyorum.
Bu podcast boyunca herhalde ben günlüğümden azıcık sarılmak istiyorum.
Çünkü o zamanlar anlamamıştım.
Bazı kapılar kapanınca insan ilk başta çok terk edilmiş gibi hissediyor.
Oysa bazen kapalı kalmak da bir koruma şekli.
Belki oradan geçseydim bugün olduğum kişi olmayacaktım.
Ama tabii insan bunu zaman geçtikçe fark ediyor.
O kapının ardında kalanı değil.
O kapının bana ne öğrettiğini hatırlamak gerekiyor.
Ve bence büyümek de biraz bu demek.
Açamadığın kapılara küsmemek.
Her şeyin anlamını hemen bulmaya çalışmamak.
Çünkü bazı cevaplar sessizliğin içinde bir oturuyor.
Öyle olgunlaşıyor.
Biz acele ettikçe o cevaplar bizden uzaklaşıyor sanki.
O yüzden artık bir şeyin neden böyle olduğunu anlamadığımda kendime diyorum ki Zeynep belki bu da...
Benim için kapalı kalması gereken bir yer.
Ama tabii bu farkındalığa gelmek öyle kolay olmuyor bence.
Kapanmış kapıların ardına hep merak kalıyor çünkü.
Ya bu defa farklı olurduysa cümlesi.
İnsanın içini kemiren bir şey kesinlikle.
Fakat bir noktadan sonra anlıyorsun ki farklı olsa bile sen artık aynı kişi değilsin.
Kapının ardındaki şey değil yani mesele.
Senin artık oradan geçmek istememin.
Ben bazen geçmişte kapalı kalan o kapılara hala minnet duyuyorum.
Çünkü o zamanlar anlam veremediğim şeylerin bugün beni koruduğunu fark ediyorum çok fazla.
O kapılar kapanmasaydı belki kendimi bu kadar tanımayacaktım ben.
Belki hala bir başkasının hikayesinde figüran olacaktım.
Bak şöyle bir şey diyeceğim sana.
Eksilmekle sadeleşmek çok farklı şeyler.
Ben şu an biliyorum ki bazı bitişler insanı eksiltmiyor.
Aksine sadeleştiriyor.
Yani hayatındaki fazlalıkları değil, fazlalık gibi görünen yükleri bırakıyorsun aslında.
Yine de dürüst olayım. Ben bazen hala o kapıların önünde duruyorum.
İnsan tamamen hiçbir şey geride bırakamıyor çünkü bence.
Acaba hani şöyle olur muydu diye düşünmeden edemiyor.
Ama sonra içimden başka bir ses yükseliyor ve diyor ki belki o zaman sen de bu halinle olmazdın.
Bu cümle beni hep sakinleştiriyor.
Çünkü bazı yolların devam etmemesi o yolun yanlış olmasından değil artık bize ait olmamasından kaynaklanıyor.
Ben şuna inanırım ki zaman geçtikçe şunu öğrendiğime inanıyorum.
Her kapanış kötü bir şey değil.
Hatta bazen en huzurlu dönemler bir şeyleri ardında bıraktıktan sonra başlıyor.
Çünkü o anda boşalan yere dolduracak yeni şeyler geliyor.
Yeni insanlar, yeni duygular, yeni kapılar.
Ama sen hala eski kapının önünde bekliyorsan bunların hiçbiri gelmiyor.
Hayat biraz da böyle bence yani.
Bir kapı kapanmadan...
Diğeri açılmıyor. Ve belki de asıl mesele her kapıyı açmaya cesaret etmek değil.
Hangi kapının artık bize ait olmadığını anlayabilmek.
Çünkü olgunlaşmak bazen bir adım atmak değil, bir adımı atmaktan vazgeçmekle oluyor.
O yüzden bugün biri bana bazı kapılar açılmamalı diye sorsa, evet yani bazıları açılmamalı derdim.
Çünkü bazen kapalı kalmak unutulmak değil korunmak demek.
Ve bazen o kapıların ardında bir insan değil bir hayal kalıyor.
Eskiden çok istediğin ama artık seni heyecanlandırmayan şeyler mesela.
O kapının ardında belki o şehir var.
Taşınmayı hayal ettiğin ama sonra vazgeçtiğin o şehir.
Belki o meslek, o plan, o bir gün yaparım dediğin fikir.
Ve biz o hayalleri bırakmayı sanki pes etmekmiş gibi görüyoruz.
Oysa ki bazen vazgeçmek kendini yarı yolda bırakmak değil de kendine başka yollar açmak demek.
Çünkü bazı hayaller sadece o dönemdeki halimize hitap ediyor.
O kişi... O zaman o şartlar hepsi bir araya geldiğinde çok anlamlıydı.
Ama şimdi o kapının ardına tekrar baktığında aynı heyecanı bulamıyorsun.
Belki artık başka bir şeye dönüşmüşsün.
Belki o hayali taşıyacak halde değilsin.
Ve bu kötü bir şey değil.
Aksine bence büyümek tam da bu.
Bir zamanlar çok istediğin şeyi artık istememek.
Ben bazen o kapalı kapıları geçmişte bıraktığım hayaller gibi düşünüyorum.
Yani onları açmıyorum çünkü içeriye bakınca eski halimi görüyorum.
Ve o halimi artık özlemle değil şefkatle anıyorum.
Yani o zaman öyle istemiştim diyorum.
Çünkü o isteği duymak da çok güzeldi.
Peşinden gitmek de çok güzeldi.
Ama zamanı geçti.
Ve her kapı gibi...
O da beni bugünkü halime getirdi.
Belki de bu yüzden artık her kapıyı açma isteğim kalmadı.
Bazılarını orada olduğu gibi bırakıyorum.
Çünkü biliyorum ki her kapının ardında aynı manzara yok.
Kimi geçmişin gürültüsünü saklıyor, kimi eski hayallerimi saklıyor.
Ama yine de her birinin bana kattığı bir şey var.
O yüzden dönüp baktığımda artık kapalı kalmış kapılara kızmıyorum.
Kapanmaları gerektiği için kapanmışlar.
Ve ben de artık o kapıların ardındaki halimi değil, o kapıları kapatabilecek halimi seviyorum.
Bazen bazı şeylerin neden bittiğini anlamaya çalışırken aslında kendi içimizi de çok yıpratıyoruz ya hani.
İşte neden böyle oldu?
Ben başka türlü davransaydım değişir miydi?
Gibi gibi sorular.
Bunlar insanın içini kemiren şeyler.
Ama bazen hiçbir neden yok.
Yani hiçbir açıklaması yok, hiçbir anlamı yok.
Sadece bittiği için bitiyor.
Ve bunu kabullenmek bir şeyleri bırakmanın en sessiz ama bence en güçlü hali falan oluyor.
İnsan zamanla öğreniyor ki kapanan kapılara kızmamak lazım.
Çünkü kapanan her kapı seni biraz daha kendine yaklaştırıyor.
Eskiden kaybettim dediğin şeylerin aslında seni koruduğunu fark ediyorsun.
Kırıldığın yerler seni büyütüyor, sustuğun anlar seni olgunlaştırıyor.
Tabii ki her yerde susuyoruz demiyorum.
Ve bir gün geçmişe dönüp baktığında iyi ki açmamışım o kapıyı diyorsun.
Hayatta zaten bir sürü kapıdan oluşuyor.
Kimi ardına kadar açık, kimi aralık, kimi tamamen kapalı böyle zincirli falan.
Bizim görevimiz hepsinin ardını görmek değil ki.
Hangisinin bize iyi geldiğini fark edebilmek.
Çünkü bazen kapalı kalan bir kapının ardında bir başkasının hikayesi var.
Senin hikayesi bambaşka bir kapıdan başlıyor.
Ve belki de en güzeli şu artık her şeyin nedenini bilmek zorunda hissetmiyorsun.
Yani bazen sadece böyle olması gerekiyordu diyebiliyorsun ve o sakinlik geldiğinde içindeki bütün o karmaşa bir anda duruluyor bence.
İşte o an gerçekten özgür hissediyor insan bence kendini.
Çünkü bazı kapılar açılmıyor diye eksilmiyorsun.
Aksine sonunda kendi evini buluyorsun.
Bunları sadece günlüğün biliyordum.
Ama artık sen de biliyorsun ve bu beni gerçekten çok mutlu ediyor.
Çok seviyorum burada seninle konuşmayı.
Beni dinlediğin için çok teşekkür ederim.
Ben de buradaydım. Dinledim Zeynep demek istersen bana ulaşabileceğin sosyal medya hesaplarını açıklamalar kısmına bırakıyor olacağım.
Kendine çok çok çok iyi bak.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
