
Bu bölümde bir yazarı değil, bir vicdanın nasıl şekillendiğini dinliyoruz.
Çocuklukta yaşanan kaybın, travmanın ve adalet arayışının;
sözcüklerden dağ yapan adam Yaşar Kemal’in edebiyatında nasıl bir destana dönüştüğüne yakından bakıyoruz.
Yaradan doğan kelimelerin izini sürmek için…
Bundan bahsedelim mi?
Transkript
Bazı insanlar hikaye yazmaz, bazı insanlar hikayenin içinden doğar.
Bir çocuk düşün, bir gözünü kaybetmiş, bir gün babasının öldürüldüğüne tanık olmuş ve sonra hayatı boyunca adaleti kelimelerle aramış.
Bugün bir yazarı değil, bir vicdanın nasıl oluştuğunu konuşacağız.
Sözcüklerden daha yapan adam Yaşar Kemal'i.
Ben uzman klinik psikolog Fatma Kurtgenç.
Ve hazırsanız Bundan Bahsedelim mi??
1923 Cumhuriyetle aynı yıl doğar.
Osmaniye'nin Hemite köyü.
Toprak serttir.
Güneş yakıcıdır.
Çocuklar erken büyür.
Kemal Sadık. Sonradan Yaşar Kemal olacak o çocuk.
Köy hayatı serttir.
Su uzak. Ekmek kıymetlidir.
Çocuklar erken büyür.
Henüz 5 yaşındayken Elindeki bıçak gözünü yaralar.
Bir göz kararır.
Dünya yarım görünür.
Ama yıllar sonra şöyle diyecektir.
O günden sonra daha iyi gördüm.
Çünkü dışarıdan çok içeriye bakmaya başladım.
Bu cümle aslında bütün yazarlığının çekirdeğidir.
Ama hikayenin asıl kırılma noktası biraz sonra gelir.
Kemal henüz küçük bir çocuktur.
Babası köy camisinde namaz kılarken köyde husumetli oldukları biri tarafından bıçaklanarak öldürülür.
Çocuk babasının kanını görür, yetişkinlerin feryadını duyar ve ilk kez şu gerçekle tanışır.
Dünya adil değildir.
Bu olaydan sonra uzun süre konuşamaz, kekemelik başlar, geceleri kabuslar görür.
Psikolojik olarak baktığımızda bu erken yaşta yaşanan travmatik bir kayıptır.
Ve bu kayıp onda iki temel iz bırakır.
Birincisi şiddetin anlamsızlığı, ikincisi ise adalet arzusunun köklenmesi.
Yani Yaşar Kemal'in bütün romanlarında gördüğümüz zulme karşı duran karakterlerin ilk tohumu burada atılır.
İnce Mehmet'in dağa çıkışı aslında Küçük Kemal'in babam neden öldü sorusuna verilen edebi bir cevaptır.
Hafızayı taşıyan bir çocuk adeta Yaşar Kemal.
Babadan sonra ev yoksullaşır, Kemal çalışmak zorunda kalır.
Pamuk tarlalarında ırgatlık yapar, köy köy dolaşmak zorunda kalır.
Ama o her gittiği yerde şunu yapar, dinler.
Masal anlatan yaşlıları, ağıt yakan kadınları, köy odasında anlatılan destanları.
Ve zihninde şu düşünce büyür, insan acısını anlatmazsa taşlaşır.
O yüzden yazmaya başlar.
Önce defterlere, sonra gazetelere, sonra romanlara.
Aslında yazarlığının doğumu kelimeyle adalet aramaya dönüşür onun hayatında.
Adana'ya gider, gazetecilik yapar, röportaj yazar.
Ama her röportajında şunu yapar.
Görünmeyeni görünür kılar.
Yoksuluğu, işçiyi, köylüyü, ezileni yazar hep.
Ve 1955'te İnce Mehmet doğar.
İnce Mehmet eseri travmanın destanı dönüşüdür onun hayatında.
Mehmet zalim ağaya karşı çıkar, dağa çıkar, adalet arar.
Bu yalnızca roman değildir.
Bu yazarın içindeki çocukla yaptığı konuşmadır.
Babam öldü ama adalet hala aranabilir deyişidir adeta.
Doğa romanda bir karakterdir, dağlar korur, rüzgar haber taşır.
Ve biz bunları okuruz ama aslında bir bilinçaltı hikayesine gireriz onun kelimeleriyle.
Yazarın eserlerine ve hayatına baktığımızda bir psikolojik okuma yapacak olursak, yazarın bir ruh haritasını çıkaracak olursak aslında, Yaşar Kemal'in metinleri travmadan
doğan anlam arayışıdır.
Adalet ihtiyacının sanatsal ifadesidir.
Aidiyet kaybına karşı kök yaratma çabasıdır.
O yüzden onun edebiyatı iyileştirici bir anlatıdır.
Ve 2015'te beden gider ama ses kalır.
Çünkü bazı insanlar ölmez.
Onlar rüzgara karışır, toprağa siner ve kelimelerde yürümeye devam eder.
Ve şimdi sözü toprağın diline bırakalım.
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
Su olsan içilmez, gölge olsan oturulmaz.
Güneş yakar, rüzgar keser, toprak çatlamıştır.
Ama yine de insan inadına yaşar, umudu eker, kelimeyi tohumu gibi bir toprağa bırakır ve bilir ki bir gün mutlaka yeşerecektir.
Bugün bir yazarı anlatmadık, bir çocuğun yarasından doğan sesi dinledik.
Ben uzman klinik psikolog Fatma Kurtgenç ve bu bölümde sözcüklerden daha yapan adam Yaşar Kemal'den bahsettik.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Sevgilerle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
