
Bu bölümde cinsel isteksizliği sadece “isteğin azalması” olarak değil; ilişki dinamikleri, duygusal yakınlık, kırgınlıklar, beden algısı ve öğrenilmiş mesajlar üzerinden ele alıyoruz.
“Ben mi sorunluyum?”
“Partnerim artık beni istemiyor mu?”
Yoksa mesele aslında aramızda olan şeyler mi?
Uzman Klinik Psikolog Fatma Kurt Genç ile bu bölümde;
cinsel isteksizliğin nedenlerini, ilişkilerde yarattığı döngüleri ve cinsel terapinin nasıl bir süreç olduğunu konuşuyoruz.
Çünkü bazen beden, zihnin söyleyemediklerini anlatır.
🎙 Bundan Bahsedelim Mi?
Transkript
Merhabalar, ben uzman klinik psikolog Fatma Kurtgenç.
Bundan Bahsedelim mi? podcastime?
Hoş geldiniz. Bugün çok konuşulmayan, konuşulsa bile çoğu zaman fısıltıyla konuşulan ama aslında birçok ilişkinin tam merkezinde yer alan bir konudan bahsedeceğiz.
Cinsel isteksizlik.
Belki şu cümleler size tanıdık geliyor olabilir.
Eskisi gibi hissetmiyorum, istemiyorum.
Eşim beni artık arzulamıyor.
Ben mi sorunluyum yoksa sorun onda mı?
Problem kimde? Ve çoğu zaman mesele şu soruya sıkışıp kalıyor çiftler arasında.
Sorun kimin? Problem kimde?
Problem olan ne? Ama bugün bu soruya biraz farklı bir yerden bakacağız.
Belki de mesele soru olarak kimin sorunu değil, aramızda ne oluyor sorusudur.
Ve bugün bunu birlikte anlamaya çalışacağız.
Hazırsanız Bundan Bahsedelim mi??
Önce en temel yerden başlayalım.
Cinsel isteksizlik nedir?
Her isteksizlik bir problem midir?
Cevap hayır. İnsan bedeni bir makine değil.
İstek dediğimiz şey de sabit değil.
Dönem dönem isteğimiz azalabilir.
Stresli bir süreçte, yoğun iş temposunda, duygusal zorlanmalarda.
İsteğin azalması oldukça doğaldır.
Burada önemli olan şu ayrımdır.
Geçici mi yoksa kalıcı mı bu problem?
Eğer bu durum uzun süredir devam ediyorsa, ilişkide mesafe yaratmaya başlamışsa, çift arasında bir gerilime dönüşüyorsa, o zaman bu sadece bir durum değil, üzerinde durulması
gereken bir sinyal haline gelir.
Ve şunu söylemek çok önemli, cinsel isteksizlik bir bozukluk değildir her zaman.
Çoğu zaman bir mesajdır ilişkide.
Bu mesajı görebilme, o sinyali okuyabilme, burada artık bir şeyler belirgin hale geldi diyebilmek çok önemlidir çiftler arasında.
Peki cinsel işsizlik ne söyler bizlere?
Bazen beden zihni söyleyemediğini söyler.
Bunu biraz açmak gerekirse, örneğin bir danışanım şöyle demişti, onu seviyorum ama içimden artık gelmiyor.
Bu cümle çok şey anlatır çünkü burada mesele sevgi değil.
Bağ, güven, yakınlık ve duygusal temastır.
Cinsel isteksizlik çoğu zaman şunu sorar.
Bu ilişkide kendimi güvende hissediyor muyum?
Görülüyor muyum?
Bu ilişkide değerli miyim?
Benim partnerime, eşime karşı kırgınlıklarım var mı?
Ve bazen cevaplar zorlayıcı olabilir.
O yüzden şunu söylemek çok önemli.
Cinsel isteksizlik çoğu zaman problemin kendisi değil, sonucudur.
Şimdi biraz daha derine inelim.
Cinsel isteksizliğin nedenlerini üç katmanda ele alarak aktarmaya çalışacağım.
Birincisi bireysel faktörler.
Bazen mesele gerçekten bireyseldir.
Örneğin kişinin depresyon ya da anksiyete rahatsızlıkları bulunabilir.
Beden algısıyla ilgili sorunlar yaşıyor olabilir.
Aynanın karşısında kendini çok kilolu ya da çok zayıf, kendini bedenini beğenmeme gibi durumlar söz konusu olabilir.
Bunun yanı sıra da hormonal değişimler etki edebilir.
Kişi kendini iyi hissetmediğinde bedeniyle barışı zayıfladığında istek de azalabilir.
Çünkü cinsellik sadece fiziksel değil psikolojik bir deneyimdir.
İkincisi ilişkisel faktörler.
En kritik katman burası çünkü çoğu zaman cinsel isteksizlik ilişkinin içinden doğar.
Çözülmemiş kırgınlıklar varsa, ifade edilmeyen öfke, iletişim kopukluğu, duygusal uzaklık devam ediyorsa şöyle düşünelim.
Gün içinde anlaşılmadığın, kırıldığın, görülmediğin bir ilişki içinde birliktelik söz konusu olduğunda bedenin yakınlık kurmak ister mi?
Çoğu zaman hayır.
Çünkü cinsellik sadece fiziksel bir temas değil, duygusal yakınlığın da bir yansımasıdır.
Ve üçüncüsü de kültürel ve öğrenilmiş faktörler.
Bir de büyürken öğrendiklerimiz var, doğru bildiğimiz yanlışlar, cinsel mitler olarak da ele alabiliriz bu bölümü.
Cinsellik ayıptır mesajı, iyi kadın istemez inancı, performans baskısı.
Bunlar fark etmeden bedenle kurduğumuz ilişkiyi etkiler.
Ve kişi şunu bile fark etmeyebilir.
Ben aslında hiçbir zaman rahat hissetmedim.
Ve hemen ardından...
En kritik yere gelelim.
Çiftler genelde terapiye şu cümleyle gelir.
Hocam sorun onda, hayır onda tarzında.
Ama burada küçük ama önemli gerçek var.
İlişkilerde sorun çoğu zaman bir kişiye ait değildir.
Çünkü ilişkiler bir sistemdir ve bu sistemde biri uzaklaşır, diğeri yaklaşır, biri talep eder, diğeri geri çekilir.
Bu bir döngü oluşturur ve zamanla taraflar birbirini suçlamaya başlar.
Ama aslında olan şey şudur.
İki kişi aynı döngünün içinde sıkışıp kalmıştır.
Ve burada bir dışarıdan alabileceği bir desteğe ihtiyacı vardır.
Tam da destek burada doğmaya başlar.
Burada birçok kişinin aklında o döngüyle devam eden ilişki sürecinde şu soru oluşur.
Peki bu durumda ne yapılmalı?
Cevap cinsel terapi.
Ama burada çok önemli bir yanlış algıyı da ben düzeltmek istiyorum.
Cinsel terapi zorlayıcı değildir.
Utandırıcı değildir, kimseyi rahatsız edecek uygulamalar içermez.
Tam aksine konuşma temellidir.
Güvenli bir alan oluşturulur terapi sırasında.
Çift ya da birey kendini ifade etmeyi öğrenir.
Bedenini anlamayı öğrenir.
İlişki dinamiklerini fark eder.
Ve süreç adım adım ilerler.
Kimse hazır olmadığı bir şeye zorlanmaz.
Cinsel terapi aslında şunu sağlar.
İnsanın kendisiyle ve partneriyle yeniden bağ kurmasını.
Peki ne zaman bir uzmana başvurmalıyız diye sorarsak, eğer çiftler arasında isteksizlik uzun süredir devam ediyorsa, çift arasında çatışma yaratmaya başlamışsa artık, kaçınma
başlamışsa, kişi kendini yetersiz hissediyorsa, çünkü bu noktada destek almak çok kıymetlidir, bekledikçe sorun büyümez sadece, ilişkinin diğer alanlarına da sıçramaya
başlar. Tam bu noktada terapi çiftler arasında bir...
Çözüm yolunun ilk adımıdır.
Şimdi terapiye başlamayla ilgili konuşuyoruz ama terapiye dair çekinceler de var.
Eğer bireyin herhangi bir terapi geçmişi, deneyimi yoksa...
Birçok kişi terapiye başvurmaktan çekiniyor.
Çünkü açık konuşmak gerekirse cinsellik gibi özel bir konuyu, mahrem bir konuyu bir başkasına nasıl anlatırım, nasıl paylaşırım, daha kendi aramızda cinselliği konuşamıyorken bunu bir uzmanla
nasıl ele alabilirim tarzında bir utanç hissedebiliyor bireyler.
Yargılanacağını düşünüyor.
Yani problem sende ya da ondayı duyarım endişesi taşıyor.
Ya da dediğim gibi bu konuşulur mu tarzında.
Bir önyargı oluşuyor.
Ama şunu bilmek önemli.
Bu yaşananlar çok yaygın.
Ve yardım almak bir zayıflık değil.
Tam tersine bir farkındalıktır.
Çünkü kişi şunu diyordur kendisine.
Ben bu ilişkiye değer veriyorum.
Ve değer verdiğim için bunu çözmek de karşılıklı olarak konuşmak da en güzel çözüm yollarından biridir.
Doğru bir uzmanla başladıktan sonra.
Bugün fısıltıyla konuşulan ve çoğu zaman konuşmaktan çekindiğimiz cinsel isteksizlik konusunu ele aldık.
Bugün belki kendinizden bir parça duydunuz, belki şu soruyu sordunuz kendinize.
Sorun bende mi? Ama belki de bugün şu soruya biraz daha yaklaştık.
Bizim aramızda ne oluyor?
Partnerimle, eşimle aramda neler olup bitiyor?
Çünkü cinsel isteksizlik çoğu zaman bir son değil, bir başlangıçtır.
Bir şey fark etmenin, bir yere bakmanın başlangıcı.
Ve şunu unutmayın, bu bir kimin sorusu ya da kimin sorunu meselesi değil.
Bu bir ilişkiyi anlama meselesi ve birçok şeyde konuşularak, anlaşılarak ve gerektiğinde destek alınarak değişebilir.
Eğer bugün bu bölümde konuşulanlardan bir cümle bile sizi düşündürdüyse o zaman bu sohbet biraz olsun amacına ulaşmış demektir.
Doğru bilgi kaynaklarından, doğru uzmanlardan desteklerinizi alarak sorunlarınıza çözüm bulabilirsiniz.
Sorunları yan yana durarak masaya yatırmak ve destek almak çok kıymetli.
İyi ki dinlediniz. Podcast'ımızı ve Instagram hesabımızı takip etmeyi unutmayın.
Bir sonraki bölümde yine farklı bir konuda görüşmek dileğiyle.
Sevgilerle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
