
Çift Terapisi “Ben Gitmek İstiyorum, O Gelmiyor”: Tek Taraflı Çabaların Yorduğu İlişkiler”
15 Nisan 2026 · 7 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
İlişkin için çabalıyorsun ama yalnız hissediyorsun…
Çift terapisine gitmek istiyorsun, o ise “gerek yok” diyor.
Peki tek başına bir ilişkiyi değiştirmek mümkün mü?
Yoksa bazı gerçeklerle yüzleşmenin zamanı mı geldi?
Bu bölümde, tek taraflı çabanın yorduğu ilişkileri ve senin aslında ne yapabileceğini konuşuyoruz.
Transkript
Selamlar, ben uzman klinik psikolog Fatma Kurtgenç ve burası Bundan Bahsedelim mi? mikrofonu.
Yeni bölüme hoş geldiniz.
Şöyle bir mesaj alıyorum bazen.
Hocam ben artık dayanamıyorum.
Çift terapisine gitmek istiyorum ama eşim gerek yok diyor.
Ben tek başıma ne yapabilirim?
Ve bu cümlede çok yalnız bir şey var aslında.
Çünkü aslında o kişi şunu söylüyor.
Ben bu ilişki için savaşmak istiyorum ama yalnızım.
Bugün biraz bunun hakkında konuşacağız çünkü bazı ilişkiler kavga yüzünden değil, tek kişinin çabası yüzünden yorulur.
Hazırsanız Bundan Bahsedelim mi??
Bugün çift terapisi hakkında konuşacağız ve partnerin
birinin terapiye gelmek isteyişinin, diğerinin terapiye katılmak istemeyişinin üzerinden.
Peki sorun yok diyen taraftan başlayacak olursak, ilişkilerde çok tanıdık bir sahne vardır.
Bir taraf der ki konuşmamız lazım.
Diğeri de der yine ne var, yine ne oldu.
Bir taraf hisseder, diğeri kaçınır.
Bir taraf yakınlaşmak ister, diğeri uzaklaşır.
Ve genelde terapiye gitmek isteyen kişi o ilişkide daha çok düşünen, daha çok hisseden, daha çok taşıyan taraftır.
Ama işin zor kısmı şu, diğer taraf kendinden bir parçada bir şeyler olduğunu ya da ilişkide bir sorun olduğunu sorun olarak görmez.
Peki hemen ardından terapiden neden kaçılır diye soracak olursak bunu anlamadan ilerleyemeyiz.
Çünkü insanlar terapiye gelmiyorsa çoğu zaman sebep umursamamak değildir.
Bazen sebep şunlardır.
Ben suçlanacağım korkusu, yetersiz görünürüm endişesi, kontrolü kaybederim hissi ya da en derini eğer buraya girersem gerçekten bir şeylerle yüzleşmem gerekecek.
Ve herkes hazır değildir terapiye.
Sana çok net bir şey söyleyeyim.
İlişkilerde problem çoğu zaman kişiler değil aralarındaki döngüdür.
Sen yaklaştıkça o uzaklaşıyorsa, sen konuştukça o içe kapanıyorsa, sen çözmeye çalıştıkça o yok sayıyorsa bu bir karakter problemi değildir sadece.
Bu bir ilişki dansıdır.
Ama kötü haber şu bu dansı iki kişi yapar.
İyi haberse ritmi bir kişi de değiştirebilir.
Yeri geldiğinde bu ilişkiye liderlik de edebilir.
Peki eşim ya da partnerim çift terapisine gelmek istemiyor.
Ben tek başıma gitsem ne olur?
Sorusu geliyor hemen ardından.
Danışanlarımın en çok sorduğu soru bu.
Cevapsa tek başına terapiye gitmek ilişkiyi kurtarmanın garantisi değildir.
Ama şunları sağlar kişinin kendisi için.
Kendini daha net görmeni, ne yaptığını fark etmeni, nerede fazla verdiğini anlamanı ve en önemlisi aynı döngüyü tekrar etmeyi bırakmanı.
Çünkü bazen sorun şudur.
Sen çözmeye çalıştıkça ilişki daha çok tıkanır.
Peki hala kafamızda dönen soru şuna gelirse.
Çift terapisine gitme konusunda partnerini zorlamak neden işe yaramaz?
Şunu açık söyleyeyim.
Birini terapiye sürükleyemezsin, zorla getiremezsin.
Zorladığında ne mi olur?
Daha çok direnir, daha çok kapanır ve seni baskı yapan kişi olarak görmeye başlar.
Yani sen ilişkiyi kurtarmaya çalışırken ilişkideki rolün daha da ağırlaşır.
Peki bunları konuşuyoruz.
Ne yapacaksın? Burada sihirli bir çözüm yok ama gerçekçi şeyler var.
Birincisi çabanın yönünü değiştirmek gibi.
İlişkiyi değiştirmeye çalışmayı bırak.
Önce kendini anlamaya başla.
İkincisi dili değiştir.
Örneğin terapiye sen gelmiyorsun zaten sen her fırsatta beni yalnız bırakıyorsun şeklinde değil.
Ben bu ilişkide yalnız hissediyorum ve senin de bana eşlik etmeni istiyorum gibi.
Bu küçük fark büyük kapılar açabilir ilişki dilini değiştirdiğinde.
Üçüncüsü kovalamayı bırak.
Yani bu çok zor ama çoğu ilişkide kırılma noktası burasıdır.
Çünkü bazen sen durmadan diğerinin sana dönme ihtimali yoktur.
Dördüncüsü ve en önemlisi gerçekle temas et.
Ve bu en zor kısmı partnerin değişmeyebilir ve o zaman soru şu olur.
Ben bu haliyle bu ilişkiyi istiyor muyum?
Açık bir şekilde kendimize bunu sorup artılarını eksilerini yapıp burada bu sorunun cevabını kendimizde aramamız gerekiyor.
Ve en zor yere geldiğimizde ise konu şu.
Bazı insanlar terapiye gelmez.
Bazı insanlar değişmez.
Bazı ilişkiler tek taraflı yürür.
Ama hiçbir ilişki tek taraflı iyileşmez.
Bunu kabul etmek çok acıtır insanı.
Ama özgürleştirirdi.
Eğer sen bu podcast'ı dinliyorsan muhtemelen ilişki için bir şey yapmak isteyen taraftasın.
Düşünen, sorgulayan, böyle gitmemeli diyen taraf.
Belki de yoruldun aynı şeyleri konuşup hiçbir yere varamamaktan.
Kendini anlatamamaktan ya da anlatıp anlaşılamamaktan.
Ve belki de en çok şu his ağır geliyor insana.
Ben bu ilişkiyi tek başıma taşıyorum.
Bugün şunu konuşmaya çalıştık aslında.
Bir ilişki iki kişiliktir.
Ama farkındalık bazen tek kişi de başlar.
Senin terapiye gitmek istemen, bir şeyleri düzeltmeye çalışman, bu ilişkiye emek vermen bunların hepsi çok kıymetli.
Ama bir noktada şu soruyla da karşılaşıyoruz.
Ben bu ilişkiyi kurtarmaya mı çalışıyorum?
Yoksa kendimi mi kaybediyorum?
Çünkü bazen insan ilişkiyi sürdürmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını, sesini yavaş yavaş susturur.
Ve belki de asıl dönüşüm tam burada başlar.
Karşındaki insan değişir mi, değişmez mi?
Bunu her zaman kontrol edemezsin.
Ama senin neye razı olduğun, neye artık yeter dediğin ve nasıl bir ilişkide var olmak istediğin bunlar tamamen senin alanın.
O yüzden belki bugün bu bölümden alacağın en önemli şey şu olabilir.
İlişkiyi değiştirmek zorunda değilsin ama kendinle olan ilişkiyi değiştirebilirsin.
Ve bazen en büyük adım karşındakini ikna etmek değil kendine dürüst olmaktır.
Şunu kendine sormayı unutma.
Ben bu ilişkide nasıl bir hayat yaşıyorum?
Ve bu hayat benim gerçekten istediğim hayat mı?
Cevap hemen gelmek zorunda değil ama bu soruyu sormak bile çok şey değiştirir.
Beni dinlediğin için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle.
Sevgilerle.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
