
Yeni Nesil Oyuncular ve Eleştiri Kültürünün Yozlaşması
4 Eylül 2020 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Son dönem oyuncularının değişen oyun kültürü ve bunlarla beraber yozlaşan eleştiri kültürünün çarpıklığının etkisi üzerine konuştuğumuz yeni sohbetimizle karşınızdayız..
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Uğur Kara. Ben Necmettin Turan.
Bu haftaki konumuz değişen oyun kültürü ve de eleştiri kültürünün artık aşırı derecede yozlaşması.
Bu haftaki konumuz biraz daha sohbet odaklı olacak.
O zaman ilk konumuzdan başlayalım.
Yeni nesil oyuncular. Şimdi artık her şeye bir yeni sıfatı koymaya başladık.
Yeni nesil konsollar, yeni nesil oyunlar.
O zaman oyunculara da bir yeni sıfatı koymamız gerekiyor.
Çünkü... Bizim akranlarımız artık 30'lu yaşlardaki oyuncu tipiyle yeni nesil oyuncuların yaşları itibariyle ki oyun kültürleri inanılmaz farklılık gösteriyor.
Evet. Kuşak farkı bilemem.
Artık Z kuşağı geldi.
Artık bu kuşaktan sonra hangi isimde bir kuşak gelecek bilmiyoruz ama inanılmaz fark var bizim aramızda.
Hem oyun kültürü anlamında hem yaşam kültürü anlamında inanılmaz değişik farklılık var.
İki kuşak arasında inanılmaz bir adaptasyon sorunu da var.
Şimdi biz bunun yaşam kültürüne...
girmiş olurdu. Sosyologların işi.
Biz kendi alanımıza biraz yönelim.
Oyun kısmına. Oyun kısmına yönelim.
Mesela yeni nesil oyuncularda şunu ben çok fazla görüyorum.
İnanılmaz derecede anlamsız bir rekabet içerisine giriyorlar.
Her oyunda bunu yaşıyorlar ve yaşatmaya çalışıyorlar.
Yani kendini kanıtlama çabası çok artık.
Eskiden mesela ne vardı?
İnternet kafeye giderdik. Bir counter oynardık.
Aynen. Oynardık hepimiz belli bir süre.
Ondan sonra evlerimize çekilirdik.
Hani ben seni bu kadar öldürdüm, bu kadar öldürdüm.
Böyle bir... bir şeyler de yoktu aslında yani.
Güzel güzel oyunumuzu oynardık.
Önümüze giderdik. Bunun maalesef şimdi bir önceki haftada bayağı üzerine durduk.
Yayıncılar. Hani kimse kusura bakmasın.
Bunun temel sebebi oyun yayıncıları.
Çünkü Gereksiz bir rekabet içerisinde onlar sokuyor insanları.
Evet birazcık da bu.
Şimdi bunları izleyen kuşağın yaş ortalaması 12 yaşından başlıyor.
Daha küçük bir adam ortalama 12 yaşından başlıyor.
12-15 diyebiliriz. Hani 20-23 yaşlarına kadar da devam ediyor.
Ve bu yaşta insanlar gördüğü her şeyi...
kendilerini idol olarak kabul ediyor.
Bakıyor abi adam oyun oynuyor.
Rekabet içerisine giriyor.
Onunla yarışıyor. İşte ben senden çok kadar kill aldım.
Ben bu kadar kill vurdum. Çocuk da ne yapıyor bu sefer?
Bu alana yönelmeye başlıyor.
Evet birazcık da bunun aslında hani başta dediğimiz gibi oyun kültürünün değişmesiyle de alakalı.
Mesela Battle Royale diye bir kavram çıktı.
Bu tamamıyla bu söylediklerimizi aslında yansıtan bir şey Battle Royale.
Amaç ne? Belli bir kişi sayısı var.
O kişilerin hepsini öldürerek birinciliğe uğraşmak.
Yani kendini ispatlamak.
Ben Battle Royale oyunlarına karşı bir insan mıyım?
Evet karşı bir insanım.
Onun sebebi de şu. Bir oyun oynarken ben her zaman şunu söyleyeyim.
Benim yaşım 30 o. Bir oyun oynuyorsam ve ben buna bir vakit ayırıyorsam bana en azından bir şey katsın isterim.
Hikaye olarak katsın, bilgi olarak katsın ya da hissiyat olarak katsın.
Böyle çok güzel oyunlar var.
Oynadığın zaman insanın içindeki merhameti bile sorgulatan oyunlar var.
Mesela bunun... En son oynamış olduğum Detroit Become Human mesela.
Yani insan gerçekten biz nasıl bir insanız dedim ki oyunu oynadıktan sonra.
Bazı oyunlar oyunu bitirdikten sonra insana bazı sorular sordurmak zorunda.
Battle Royale oyunlarında bu yok.
Öldür abi öldür de nereye kadar öldürürüm ya da ben bu adamları niye öldürüyorum abi ne yaptılar bana ya.
Battle Royale'de bir amaç yok ki aslında hani tabii ki buradan oynayanlara bir şey söylemiyoruz ama bizim çok tercih ettiğimiz bir oyun türü değil.
Yani oyuna giriyorsun. Başlıyorsun.
Lootlanıyorsun, lootlanıyorsun, lootlanıyorsun.
Sonra bir bakmışsın biri gelmiş arkadan seni vurmuş.
Yani 15 dakikan boşa gidiyor aslında.
Bizim kuşağımızın istediği, bizim istediğimiz daha doğrusu bir oyunda bir ilerleme kaydedelim.
Bir hikaye yaşatsın bize.
Farklı yerler görelim.
Ama yok. Battle Royale mantığında aynı haritalar.
Kolay geliyor. Aynı şeyler.
İnanılmaz paralar dönüyor bu.
Deli paralar dönüyor. Evet.
Oyun içi eşyalara inanılmaz para yatırıyor.
Biz yıllarca birçok oyuncu elektronik arsını çıkartmış olduğu hemen hemen her oyundaki mikro ödemelere laf yaptık.
Laf söyledik. Hala da yapıyoruz.
Hala da söylüyoruz. Çünkü ben bir oyuna 200 lira 300 lira veriyorsam ben oyuna ekstra mikro ödeme yapmak istemem abi.
Bana her şeyi sunmak zorundasın sen.
Kesinlikle öyle. Şimdi zamanında elektronik arsına laf söyleyenler, laf çakanlar.
Şimdi diğer Böyle oyun işi ödemelerin bol miktarda olduğu oyunları oynuyor.
Yayıncılıklı yayıncılarını takip ediyor ya da yayın yapıyor ve bundan para kazanıyor.
E ne oldu? Daha sen 5 sene önce ortada PUBG yokken ya da ne bileyim diğer Battle Royale oyunlar yokken mikro ödemeli oyunlara laf söylüyordun.
Şimdi niye bu oyunların pezevekliğini yapıyorsun?
Yani bu dediğine çok katılıyorum.
Hatta burada acayip paralar dönüyor.
Mesela CSGO'da bir silah skinine dünya para veren insanlar var yani.
Abi benim aklım almıyor, gerçekten almıyor.
Bir insan oyunu keyif almak için oynar, eğlenmek için oynar.
Hani para kazanmak için oyun oynamak oyun kültürüne bana göre ters.
Kim ne derse desin. Oyununu oynar.
Eğlencelerini yaşar. Ama yani bunu paraya döktüğün zaman başka bir ticaret oluyor.
Bu eğlence değil. Evet. Oyun ticareti olmaz.
Oyun ticareti çok mantıklı.
Bana göre çok mantıklı bir şey değil yani.
Ben bu konuda Hideo Kojima'ya hayranım.
Gerçekten hayranım. Adamın bir duruşu var.
Sırf bundan dolayı Konami.
Konami dediğin oyun dünyasının devlerinden bir tanesi.
Sırf bu kafada gidiyor diye ben seninle yapamam dedi.
Bütün her şeyini bıraktı geride.
Ya sıfırdan ya sıfırdan ceketini aldı çıktı Konami'den ya.
Ve ne yaptı? Bir yıl içerisinde kalktı şirketini kurdu.
Ve destekçide inanılmaz derecede özel bir oyun yaptı.
Bakın güzel bir oyun demiyorum. Çünkü bu oyun herkese hitap edecek bir oyun değil.
Değil. Ama inanılmaz bir özel bir oyun yaptı.
Bakın böyle şeyler de yapılabilir.
Ben bunu yaptım. Varsa sizin cesaretiniz daha da geliştirin bunu demek istedi.
Ama adamlar kalktı. Aaa yürüme simülasyonu.
Yurt içi kargo. Adamın mantalitesinden o kadar uzaklar ki.
Kargo simülasyonu oyunu yaptılar.
O zamanlar tabii yakından takip etmeye başladık.
Şimdi oyunda çok ilgi çekici olunca bir röportajı da şunu diyor.
Ben eğer çok para kazanmak isteseydim.
Battle Royale oyunu yapardım.
Ama şöyle diyor bak. 100 tane insanı bir adaya atar.
Birbirlerini öldürmesini izler.
Bu gerçekten oyun dünyasının bana göre altın harflerle yazılması gereken sözüdür.
Katılıyorum buna. Yani burada Hideo Kojima dediğimiz adam.
Bütülüyorsun yani. Metal Gear Solid ile çığır açmış.
Ondan sonra her şeyi bırakıp.
Bambaşka bir türde, bambaşka bir atmosferde inanılmaz farklı bir oyun yapmış.
Umarım yakın zamanda diğer oyun yapımcıları ve giriştiricileri de bu tarz cesaret gereken işler de yapar diyerek bu konuyu da yavaştan bitirelim.
Ve benim en çok üzerinde dert yandığım eleştiri.
Aslında hepimizin dert yandığı ve uzun bir süre konuşacağımız bir konuya geçelim.
Sadece bu haftanın konusu olmayacak.
Büyük bir ihtimal ilerleyen haftalarda da bu konu üzerine konuşacağız.
Çünkü insanlar artık eleştiri yapmayı unutmuyorlar.
unutmuşlar. Her türlü hakareti eleştir adı altında rahat rahat yapabiliyorlar.
Yani yaptığın işe hiç kimsenin saygısı yok artık.
Misal bir oyun inceleme videosu açıyoruz.
Bakıyoruz hani bu oyun hakkında adamlar neler söylemiş, neler paylaşmış, düşünceleri nelerdi merak ediyoruz.
Sonra bir de yorumlara bakıyoruz.
Bakıyoruz ki ben hani yorumları hakikaten çok merak ediyorum.
Okumayı da seviyorum. Evet çünkü şöyle bir şey var.
Tamam oyunu incelemişler bir yorum katmışlar ama bu oyunu oynayan başkaları acaba ne yorum yapmış?
Biz aslında onun için bakıyoruz.
Aynen öyle. İstiyoruz ki hani insanların düşüncelerini öğrenelim.
Ona göre bizler de hani varsa eksiğimiz tamamlayalım.
Ya da bilmediğimiz bir nokta olur.
Oradan fark edelim diye. Ama adamlara bakıyorum.
Adam 10 dakikalık inceleme videosu yapmış.
Hikayesinden girmiş. Mekaniklerinden çıkmış.
Geliştirme sürecinden bahsetmiş.
Adam altına yazıyor. Boş yapmış.
Boşuna yaşıyorlar. Gerçekten boşuna yaşıyorlar.
İşte insanlarda artık hiç saygı kalmadı.
Adam orada bir emek sarf etmiş, araştırmış, etmiş.
Yani müziklerinden, yapımcısından, geliştirme sürecinden bir sürü şeye ilgilenmiş, bakmış ve bunu bir metne döküp seslendirmişler.
Ama bir tane yorum.
Gerçekten bitiriyor her şeyi.
İşçilik üreticileri bizim için gerçekten özel kategoride.
Yani oyun yayıncıları bir yana işçilik üreticisi dediğimiz işte oyun incelemeleri yapan sayfalar, kanallar, kişiler.
Bizim için gerçekten özel insanlar.
Çünkü oyun yayıncılığı kimse kusura bakmasın.
En kolay iş. Açarsın oyunu, oynarsın.
Oradan Discord'dan 2-3 kişi de sana sohbetini eşlik eder.
Oradan yürür gidersin.
Ama işyerik üretmek, oyunlar hakkında konuşmak, oyunların incelemesini yapmak hakikaten kolay bir şey değil.
Bir videonun çıkması için, bir inceleme videosu, kaliteli bir şey yapmak istiyorsan en az 4-5 güne ihtiyacın var.
Çünkü onun metnini yazacaksın, metnini yazabilmen için oyunun...
hikayesine sahip olacaksın, oynanış mekaniklerine sahip olacaksın.
O oyunu iyi kötü bir oynamış olman gerekiyor.
Oyun hakkında yapılan yorumlara bakman gerekiyor.
Biniyor etken konu var.
Bunlar adam yapmış, toparlamış, derlemiş, video yapmış.
Adam altına geliyor. Ne anlatıyorsun sen diyor.
Ya da ne bileyim boş video olmuş diyor.
Çok mu biliyorsun diyor. Acayip acayip şey var.
Yani bir de bunun tam tersi var aslında.
Çok fazla rastlanmasa da kendi fikirlerini oyun oynayıp, kendi fikirlerini beyan edip seviyeli bir tartışmaya giren insanlar da var.
Ama şu dönemde onları bulmak gerçekten...
Yok yok artık eleştiri ayarı kaşan bir konu oldu.
Herkes kendince bir şeyleri eleştiriyor.
Ama eleştirirken küfür...
edebiliyorsun. Hakaret edebiliyorsun.
Her türlü istediğin şeyi yapabiliyorsun.
Buna da eleştir. Artık küfür etmek eleştiri oldu bence.
Ne olacak abi? İzlediği her yayıncı küfür ediyor.
Evet bu küfür konusu da maalesef.
Ya bayanından erkeğine kadar ya.
Hani biz küçükken mahallede küfür ettiğimiz zaman abilerimiz direkt yine kulağımızı çekerdi.
Sen ne ne biçim konuşuyorsun diye.
Şimdi abi küfür çok normal bir şey gibi şey yapıyor.
Ben şimdi kimseye şey yapmaz.
Duyar falan kastığımız yok burada.
Yeri geliyor biz de küfür ediyoruz.
etmiyor değiliz. Ama küfür ederek prim yapmak başka bir şey.
Bunu gören ufak ergenlerde veletlerde kusura bakmasın etkileniyor.
Geliyor senin yorumun altına, videonun altına her türlü hakareti yapabiliyor.
Küfür edebiliyor. Kendinde o hakkı görebiliyor.
Artık küfür etmek çok basite indirgen.
Eleştirinin kalitesi de kaçtı.
Her şeyin tadı kaçtı. Gerçekten kaçtı.
Ben bazen diyorum ki biz hakikaten yalnız zamanda mı yaşıyoruz?
Ya biz çok geride kaldık.
Bu nesile bu zamana ayak uydurmakla zorlanıyoruz.
Bence çok ileride onlar.
Gerçekten çok ileride.
Bu kadar modernizm, bu kadar rahatlık Türk milletine uygun bir durum değil gerçekten.
Evet. Yani fazla konumuzu dağıtmadan toparlayalım bence.
Yani eleştiri artık ülkemizde özellikle oyun sektörü için söylüyorum.
Eleştirileri biraz ucu kaçtı.
Hiç kimse... İnsanların hiç kimseye, birbirlerine saygısı kalmadı.
Özellikle içerik üreticilerine de saygısı kalmadı fazla.
O yüzden her zaman ben şunu diyorum.
Hiç kimse, hiç kimsenin, hiçbir şeyin fanı olmasın.
Her şeyi sevebilir, sevin.
Her şeyi takip edin, ilginiz olsun.
Ama fanatizmden uzak durun.
Gerçekten uzak durun. Bu kötü bir şey.
Evet, maalesef her şeyde olduğu gibi fanatizm çok zararlı bir şey.
Ben bir... oyunun fanatizminin yapılması o oyuna da zarar veriyor.
O oyunu oynayanlara da zarar veriyor.
Eleştirinin anlamını da kaçırıyorlar.
Eleştiri yaptığın zaman karşındaki insana bir şey katması gerekiyor.
Hem bilgi anlamında hem deneyim anlamında.
Eğer bu yaptığınız şey karşınızdaki insana bir katkı sağlamıyorsa herhangi bir olumlu etki vermiyorsa ya da olumsuz bir etki.
Bu eleştiri olumsuzlukta da olabilir.
Bu eleştiri değil. Bu bildiğiniz kıskançlıktır.
Hasetliktir. Ve bunlar da gerçekten hoş şeyler değil.
Bize, bizim Türk kültürüne yakışan şeyler değil.
Aslında dediğimiz gibi ilk başta yeni nesil oyuncular, yeni nesil yayıncılar diyebiliriz.
Hepsi bunlara etken. Yani aslında genel bir konuya bakarsak hepsi birbirine tetikleyen şeyler.
O yüzden mikrofon başında olan herkes, ekran başında olan herkes, ağzından çıkan her şeye inanılmazca dikkat etmek zorunda.
Çünkü sizin bir sözünüzden etkilenecek...
Binlerce insan var ve bunların birçoğu çok küçük yaşlardalar yani.
Gerçekten çok küçük yaşlardalar.
Lütfen onları düşünerek yayınlarınızı yapın.
Onları düşünerek ilişkilerinizi üretin.
Onlara saygıyı öğretin, sevgiyi öğretin, hoşgörülü olmayı öğretin.
Bunlar bizim olmazsa olmazlarımız olmak zorunda.
Bunlardan taviz vermemiz söz konusu bile olamaz.
Yarın öbür gün sizlerin de çocukları olacak, sizlerin de evlatları olacak.
Aynı şeyleri onların da yaptığını düşünün.
Ona göre hak edin. Evet yani genel olarak bakarsak maalesef çok küçük yaşta çocuklar artık küfür etmeye başlıyor.
Birçoğu çocuğun elinde tablet, telefon, YouTube'a giriyorlar, bir şey izliyorlar, bir yerden bir şeyler dinliyorlar ve çok çabuk kavruyorlar her şeyi.
Dolayısıyla özellikle yayıncılar ve içerik üreticileri çok daha dikkatli olmaları lazım.
Onlar üzerinde çok büyük baskı var.
Bilsinler. Ona göre davransınlar.
Ona göre davransınlar. Sırf izlenme uğruna insanları, onları takip edenleri farklı yönlere sevk etmesinler.
Bilerek ya da bilmeyerek.
Ama buna dikkat etsinler. Bizlerden şimdilik bu kadar.
Bir sonraki sohbetimizde görüşünceye kadar oyununa kalın.
Dorukluğuna çıkacağız. Sonuna kadar hissediyorsun aksiyonu.
Direkt zaten Trabzon'dan başlattılar.
Havalimanından başlattılar oyunda.
Yayını izlerken arkadaşım biri yazdı.
Abi diyor. Oyun Türkiye'de geçiyor.
Trabzon'da geçiyor ama Türkçe dublaj yok.
Hadi boşver Türkçe altyazı yok diye.
Haklı bir isyanı vardı onun da.
Ya o çok ileriki bir iş ya.
Çok zor bir iş bu ya. Türkçe dublaj.
Dublaja geçtim. Altyazı olsun bari.
O da yok. Yok yapmazlar abi ya.
Zor bir şey o ya. Koca koca firmalar bunu yapmıyor.
Ben onu hayret ediyorum ya. Türkiye pazarını gerçekten önemsemiyorlar.
Oyun firmalarının böyle bir sıkıntısı var.
Steam'e giriyorsun. Desteklenen dillere bakıyorsun.
Abi 10 tane Çince var böyle.
Farklı farklı lehçelerde dil desteği vermişler.
Abi Türkçe? Yok. Afrika kabilesinin dilini eklemişler abi Türkçe yok yaşıldırırsın ya.
Afrika'da kaç kişide bilgisayar var ya.
Değil mi yani? Hiç ciddiye almıyorlar Türkiye pazarını.
Artık bunda Torrentçilerin etkisi mi var bilmiyorum ama.
Onun dışında PlayStation 4 oyunları da PlayStation 5'e port edilecek.
Bir çoğu. Bir çoğu oyunu gösterdiler burada.
Fallout 4 vardı mesela.
Fallout 4, God of War, Uncharted 4 de vardı.
Ve birçok oyun vardı hani PlayStation 4'e çıkmış.
Hani böyle kült olmuş güzel oyunlar vardı.
Hepsi yeni grafiklerle yeni nesil oyun özelliğine sahip olarak gelecek belli yani.
Ama asıl bomba en son ufak bir kısım gösterdiler.
Bir şey de göstermediler aslında.
Göstermediler. Bir logo çıktı orada.
God of War Ragnarok.
Şey gibi. Winter is coming.
Altına şey yazdı böyle. Ama tamamıyla yani o 50 dakikayı beklediğimize değen bir şey.
Ve 2021'de geliyor oyun.
Büyük şaşkınım yani.
Çok büyük şaşkınız. Çünkü God of War çıkalı ne kadar oldu?
Çok bir zaman olmadı yani. 2 sene oldu abi.
2018'de çıktı. Bu oyun tekrardan PlayStation sattı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
