
Bu haftaki bölümümüzde çıkardığı her oyunla dönemine damga vuran Valve firmasının artık neden oyun çıkarmadığını kendimize has üslüpla dile getirdik ...
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan.
Ben de Uğur Kara. Bu hafta sizlerle oyun dünyasının efsaneleşmiş ismi Valve firmasından ve onun kurucusu olan Gabe Newell'ın bizlere yaşattıklarından bahsedeceğiz.
Bir oyun firmasının amacı nedir abi?
Tabii ki de oyun yapmak, oyun geliştirmek.
Peki Valve bu zamana kadar kaç tane oyun yaptı?
1996'da kurulan Valve ilk oyunu 1998 yılında Half-Life ile başlıyor.
Oyun yayıncılığına yani oyun yapımcılığına daha doğrusu.
Daha sonra 2012 yılına kadar bayağı oyun yapıyor.
Ama ondan sonra özellikle Dota 2'den sonra olay tamamıyla farklı bir boyut kazanıyor Valve işin.
Evet bir dönemin efsanesi olmuş.
Yani herkesin birkaç defa oynadığı oyunları yayınlamıştır.
Oynamasa bile duyduğu, ismini duyduğu.
Yok ki oynamıştı yani. İyi kötü böyle oyunlara aşina olan bir insan muhakkak oynamıştır abi onun oyunlarını.
Evet yani özellikle Half-Life.
Counter Strike. Başkına var.
Dota. Portal var.
Dota var. Hani bir de öyle bir şey ki tamam oyun sayısı belki az ama hemen hemen her kitleye hitap edecek oyunlar da yapmayı başarmış.
Yani zamanının deveydi.
Şu anda dev değil, farklı boyutlarda dev.
Aynen öyle. İşte bu hafta bunları detaylıca konuşacağız.
Yani kısaca şöyle söyleyelim.
Oyun yapmayan oyun firması Valve.
Bu haftaki konumuz tam olarak da bu.
Evet, Gabe Neville'dan bahsedelim o zaman ilk önce.
Kısaca bahsedelim.
Gabe Neville 13 yıl boyunca Microsoft firmasında çalışmış bir adam.
Sonra arkadaşıyla, Mike'la.
Diyor ki biz kalk bir oyun yapalım, ayrı bir firma kuralım, kendi oyunumuzu yapalım diyorlar ve Valve firmasını kuruyorlar.
1996 yılında.
Sonra dönemin efsane oyunlarından biri olan Quick.
Quick 2. Quick 2'nin oyun motoru olan ID Software ile beraber anlaşıyorlar ve o oyun motorunu kullanıyorlar.
Ama öyle bir kullanıyorlar ki oyun motorunu böyle bildiğin, böyle yazılımcı olarak değil de böyle sanayi ustası gibi altından üstünden giriyorlar.
Oyun motorunu çok farklı bir boyut kazandırıyorlar.
Direct 3 desteğini ekliyorlar oyun motoruna.
Farklı animasyonlar ekliyorlar.
Aynı şekilde. Ve oyun motoru yepyeni bir süliyet kazanıyor onların elinden.
Şimdi tamam oyunu yaptılar ama nasıl, nerede yayınlanacağı da önemli bir sorun olmuştu onlar için.
Dönemin önemli yayıncılarından olan Sierra firmasıyla anlaşıyorlar.
Ama şöyle bir sıkıntı var orada da.
Yapmış oldukları oyun FPS oyunu.
Korku, gerilim, aksiyon, macera, bulmaca ne ararsan var oyunda.
Ve oyun o zaman...
Quake 2'ye rakip olarak haliyle çıkmış olacak.
E tabi bu da yeni bir oyun için iddialı bir durum.
Yani bir çoğu yayıncı firma buna yanaşmıyor.
Aynen öyle çünkü Quake'in altında ezileceğini düşünüyorlar ve zar zor Sierra ile anlaşıyorlar ama o da bir yıllık bir anlaşma.
Uzun valili kimse hiçbir anlaşma yapmak istemiyor.
Neyse uzatmayalım.
Oyunu yayınlıyorlar ve Oyun ciddi anlamda patlama yaşıyor.
Beklentilerin de üstünde bir başarı sağlanıyor.
Oyun dünyası için büyük bir yenilik Half-Life 1.
Evet mekanikleri olsun, hikaye anlamında olsun.
Birçok kişi hikayesini beğenmese de.
Beğenmesi değil aslında anlayamasa da diyelim.
Yani anlayamadıkları için beğenmiyorlar.
Çünkü çok farklı bir hikaye anlatım tarzı vardı Half-Life'da.
Şimdi insanlar şunu da işte half life 1'in hikayesi o kadar da şey değil.
Abi tamam da onun anlatım tarzı normal klasik hikaye anlatım tarzından çok çok farklı.
Ha tamam ben mesela çok büyük bir half life hayranı değilim ama hani ortada elle tutulur gözle görülür de bir gerçek var.
Bunu da yatsıyamazsınız yani.
Yani şöyle bir durum var.
İlla eleştirme olacak ki, kötüleme olacak ki bence bu yönüyle vuruyorlar.
Çünkü o dönem için konuştuğumuzda vurulabilecek başka bir yanı yok.
Şu anda vurulacak bir yanı yok da işte enteresan şeyler.
Devam edelim. Half-Life serisinden sonra Game Level baktı, boyun tuttu.
Peş peşe oyunları sıralamaya başladı.
Ondan sonra Team Fortress çıkardı.
Counter-Strike geldi. Richard geldi.
Ve birçok oyun daha çıkardı.
Aynı şekilde aynen. Bir de Half-Life'a böyle DLC'ler tarzında böyle genişleme paketleri, ek paketler.
Yeni modlar çıkartmaya başladı.
Gabe Reiss aldı gazı yürüdü oradan.
Yürüdü bayağı yürüdü. 2012'ye kadar böyle haldır hüldür yürüdü yani.
Sonrasında kendi oyun motorlarını geliştirmeyi başardılar.
Source oyun motorunu kurdular.
Ki şu an bana göre en iyi oyun motorlarından bir tanesidir.
Yani hem grafiksel anlamda hem fizik hissiyat anlamında çok başarılı bir oyun motoru.
Bunun yanında bir de optimizasyon noktasında çok başarılı.
Tabii günümüzün oyun motorlarının hantallığı ve optimizasyonu.
sorunlarını göz önüne alırsak eğer sörsün abi.
Hiçbir şey söyleyemem yani.
Onların yanında sıfır hatalı gibi bir şey oluyor yani.
Yok gibi bir şey. Tabii en büyük noktaya geliyoruz şu an.
Evet. Valve firması için 2003 yılı daha doğrusu Gabe Neville için 2003 yılı dönüm noktası.
Dönüm noktası. Miank taşı 2003 yılı.
Çünkü 2003 yılında Steam'i kuruyorlar.
Bu oyunları nerede yayınlayacağız, nasıl yayınlayacağız sıkıntısından artık Gabe Neville illallah ediyor.
Diyor ki kalkıyor ben Steam platformunu kuruyorum diyor.
Tabi o zamanlar hem internet altyapısının çok fazla gelişmemiş olması hem de oyuncu kültürünün, oyun kültürünün çok gelişmediğinden dolayı kurulduğu dönem çok büyük bir sansasyonel
yer atmadı. Hatta Valve şöyle bir şey yaptı.
Benim oyunlarımı oynayabilmek istiyorsanız Steam'i mecbur kuracaksınız.
Bir zaruriyetli dayatmayla başladık ilk başta.
Daha sonra tabii gelişti, gelişti.
2016 yılında...
125 milyon bir kullanıcı sayısına erişti.
Şu anki kullanıcı sayısı çok çok daha fazla.
Açıklanmıyor çok fazla. Evet açıklanmıyor.
Hani baktık ettik araştırdık.
Mesela şey de açıklanmıyor mesela.
Şu an Steam'de kaç tane oyun var?
2019 yılında galiba 30 bini geçtiğini söylemişti.
Ama şimdi oyun dünyası Her yıl katlanarak büyüyor.
Normal bir büyüme şeyi yok.
Grafiği yok. Hal böyle olunca şu an artık o ne kadar bir oyun sayısı var Steam'de belli değil.
Dolayısıyla Gabe Neville'da baktı.
Oyun yapmakta para yok.
Oyun yayıncılığındaki temiz para hoşuna gitti.
Evet işte tüm mesele buradan sonra başlıyor.
Dediğimiz gibi 2012 yılı Gabe Neville için bir dönüm noktası.
Dota 2 ile beraber. Dota 2'yi yayınladıktan sonra tamamıyla şeye yönelmeye başladı.
Steam'e yönelmeye başladı.
2013 yılından sonra sanki böyle sigarayı bırakır gibi böyle yavaş yavaş oyun yapmayı bırakmış.
Öyle ki... Hayran kitlesi böyle deli gibi bekliyor.
Çünkü çıkartmış oldukları oyunlar gerçekten kendine has özgü oyunlar.
İşte Half-Life, Left 4 Dead, Portal, onun dışında...
Team Fortress. Team Fortress.
Her ne kadar şu an ismini birçok oyuncu bilmese de Rışıt.
O da çok enteresan bir oyundu.
Kendine has bir oyunun işi vardı en azından.
Var da var. Ama Valve ne yaptı?
Birçok oyuncunun beklediği oyunları çıkartmak yerine Dota'nın kart versiyonunu 2018 yılında Artifact'e yayın.
Yani adamların tam ümitlerimizi bitirdik değil mi?
Valve artık oyun yapmaz diyorduk.
Yapmıyorduk. Yapmıyorduk da zaten.
Bir anda pat. Half-Life Alyx geldi.
Half-Life Alyx'i getirdi.
Güzel bir şey yaptı. Oyun çıkarttı ama.
Kime çıkarttı? Niye çıkarttı?
O da şöyle. Gabe Neville 2016 yılında bir VR özelliği getirdi Steam'e ve bu VR teknolojisini baya bir üzerine durmaya başladı.
Half-Life Alyx bir teknoloji demosu gibi kaliteli, performans gerektiren, zengin içerikli bir oyun ama o kadar çok ağır bir oyun ki şey anlamında yani ona ulaşmak noktasında o kadar uzak
bir yerde ki. Fiyatı 92 lira zaten.
Fiyat konusunda değil. Ekipman noktasında.
Ama sonuç olarak büyük bir ihtimal Half-Life Alyx Valm'in son oyunu olacak.
Ben bu saatten sonra Half-Life değil Half-Life başka oyun çıkartacağını bile artık düşünmüyorum.
Ben sanmıyorum çünkü spoiler olacak bu biraz ama.
Ya tamam onu... Alex'in sonunda bazı belirtileri verdi.
Tamam bazı belirtileri verdi.
Şöyle bir şey var. Half-Life 3 ile alakalı o kadar çok haber çıktı ki.
Hani şunu biliyoruz mesela.
Game Level'ın Half-Life 3 ile alakalı bu çalışması yaptığını biliyoruz.
Özellikle Episode 2'den sonra Episode 3 gelecekti.
İptal oldu. İptal oldu.
4'ün taslağı hazırdı.
İşte 3 gelmediği için Epsilon 4 de gelemedi.
Dolayısıyla? Bunların hepsi Half-Life 3'e bağlanacaktı.
Böyle bir kurgu vardı. Bunlar gelmeyince o da iptal oldu.
Yani bir dünya tasarım yapıldı.
İnternette bununla alakalı bir dünya içerik var zaten.
Half-Life, Valve'in iptal edilen oyunları da yarattığınız zaman zaten görürsünüz.
Adamların 25 yıllık oyun geçmişi yarısı oyun yapmakla diğer yarısı da biz oyuncuları kanser etmekle geçti.
Şimdi şöyle bir şey var.
Biraz olaya Valve tarafından, Gabe Neville tarafından bakmamız lazım.
Kendimizi biraz onun yerine koyalım.
Yani sen anlık oyuncu sayısı, yani kullanıcı sayısı anlık şu an, anlık kullanıcı sayısı 20 milyon bandında olan bir platformu sahibisin.
Yani dünyada şu an çıkmış tüm oyunlar hemen hemen neredeyse Steam'e geliyor.
Ve her yaşayan gün daha da büyüyecek.
Sen biraz şey diyorsun. Horoz misali.
Yani şimdi böyle bir güce sahipsin.
Neden o eskideki ünvanını kaybedeyim?
Neden ben oyun yapayım?
Beklentileri karşılayamam ve riskinin altına gireyim mi?
Çünkü şu an Valve öyle bir noktada ki yaptığı her oyun devrim niteliğindeydi.
Özellikle Half-Life serisi için konuşuyorum devrimsel anlamda.
Yoksa Portal ya da Counter-Strike için konuşmuyorum.
Şimdi böyle bir sıfata sahipsin ve şu an çıkartacağın Half-Life 3 büyük bir ihtimal şu an kanser kitle dediğimiz kitle tarafından beğenilmeyecek.
Beğenilmeyecek. Muhtemelen.
Ben Game Level'ın yerinde olsam hiç uğraşmam yani.
Yani zaten daha önce denediği şeyler de vardı.
Kendine ait bir konsol çıkarmaya çalışmıştı hatırlıyorsun.
Evet konsolun...
Yanında şeyi çıkarttı adam ya.
Kendine özellikle işletim sistemi yapmaya çalıştı.
Ama o da başarısız oldu maalesef.
SteamOS diye yani. Adam kendi kullanmadı ki abi.
Bir şeyi var. Steam bir kontrolörü var sadece.
Onun üzerinde hani biraz şey yapıyorlar.
Yarım yamalak. Yarım yamalak ama işte artık tüm ağırlığını adam Steam'e vermiş.
Bir de GSGO'ya vermiş.
Tabii. En önemli iki tane.
Gabe Neville almış yanına iki tane çocuğunu.
Sağ tarafında Steam var, sol tarafında CSGO var.
Yansın dünya, su veren ihtimalle hortumunu keseyim diyor yani.
Para sayma makinesiyle meşgul şu an.
O yüzden böyle bir güce sahip olan, böyle bir konuma sahip olan bir oyun firmasında eski oyunların devamını beklemek maalesef biraz hayali bir beklemek.
Yani Steam artık başlı başına bir dünya oldu.
En yakın rakibi olarak görebileceğimiz Epic Games var.
Ama aralarında hala çok mesafe var.
Mesafe bile farkı olarak da çok fark var ya.
Hani şeyi söylemiyorum bile bak hani bu sabit kur olayını falan söylemiyorum bile.
Ama Steam, şimdi Gabe Neville'ı eleştirdik.
ama bu konuda sabit kur olayı hakkında özellikle bizim ülkemizde bu kadar doların yükselmesine rağmen sabit kur dolayısıyla oyuncuları üzmemesi de bizi sevindiren bir şey.
Sadece o değil. Mesela ben de hani bir ara epiye kayar gibi oldum ama Steam gerçekten oyuncu dostu.
Şu anlamda da oyuncu dostu. Oynarken her türlü imkanı sana sunuyor.
İstersen yayın yap diyor.
İstersen ekran görüntülerini tek tuşta al diyor.
Oyunla alakalı bir sıkıntın varsa hemen yaz.
Anında cevap verelim diyor.
Teknik bir sıkıntıyla yaşarsan diyor çözelim.
Oyunu aldın beğenmedin.
İade et diyor iki saat içerisinde.
Hiç sıkıntısız. En ufak bir zorluk çıkartmıyor.
Onun yanında böyle oyun içerisinde düşürdüğünüz Kartlarla para bile kazanabiliyorsunuz.
Evet yani o kartlarla bile oyunlar alabiliyorsunuz satıp Steam cüzdenden oyunu alabiliyorsunuz.
Oyun oynayarak para kazanabiliyorsun orada.
E şimdi böyle bir güce sahip, böyle bir imkana sahip bir platform varken diğerlerin gerçekten pek fazla şansı yok.
200 liralık, 300 liralık oyunları bedaveli vermekle çok şey olmuyor maalesef.
Ya sadece değil mi? Oyun sunmak mesele değil.
Tamam sunun ama bana ondan sonra bir destek daha ver.
Hani yanımda olduğunu bileyim.
Bir sıkıntı olduğu zaman...
Muhatap olabilecek biri bulayım karşımda.
O da yok yani. Ama Steam her zaman senin karşında, yanında.
Neyse abi biz bir çay koyalım.
Dönüşte de şunu konuşalım.
Oyunların devamını neden yapmıyor?
Yapmıyor. Ve diğer tüm oyunları ikiye kadar yapıp neden üçüncü oyunları yapmadığını özellikle konuşalım.
Geliyoruz hemen. Çayları koyduk geldik.
İlk önce biz bunu 3 sebepte sıraladık.
3 sebep belirdik kendimizce.
Daha fazla farklı sebepleri de vardı ama bize göre 3 sebebi var.
Steam artık öyle bir platform haline geldi ki adeta...
Dünya Merkez Bankası gibi durduğu yerden para basıyor abi.
Sadece parası anlamında değil ama yani yoğunluk anlamında da çok ciddi bir yoğunluk var.
Çünkü durmadan sunucularını yenilemek zorundasın, bakımlarını yapmak zorundasın.
En ufak bir hatada, en ufak bir sunucu sıkıntısında bizim oyuncu kitlesi de artık sabırsız bir kitle.
Maalesef öyle. Hemen hop farklı yere geçip ihtimali var.
O yüzden... iş yoğunluğunun bir çoğunu Steam'e odaklanmış durumda.
Anlık oyuncu sayısı zaten 20 milyon üzerinde söylemiştik.
Bu da ciddi bir iş yükü anlamına geliyor.
Dolayısıyla oraya ayıracağı vakti, yeni bir oyun yapmaya ayıracağı vakti, ayıracağı ekibi kendi sunucularını iyileştirmek için kullanıyor.
Zaten sadece 1-2 milyona yakın CSGO oyuncusu var sadece kendi oyunları olan.
Anlık ben bakıyorum mesela CSGO oynarken 800 bin, 900 bin aktif.
Klasik artık yani. Bu anlık tabii.
Gün ışığına vurduğu zaman bu rakam milyonları geçiyor tabii.
Muhtemelen daha da fazladır.
Belki göstermiyordur.
Nazar olmasın diye. Değil mi?
Var. Diğer bir sebep zaten bundan biraz bahsetmiştik.
Beklentileri karşılayamama korkusu.
Yakın zamanda çıkan Alyx ile biraz aslında bunu hissettim.
Alyx gibi bir oyun çıkartıyorsun.
Teknoloji anlamında oyun dünyasına yeni bir soluk getirmeye çalışıyorsun.
Ona rağmen eleştirilebiliyorsun.
Bunun suçlusu da biraz Valve ama yani.
Çünkü yaptığı yenilikler, çıkardığı oyunlar sayesinde bizi öyle bir noktaya ulaştırdı ki oyuncuları.
Artık kafamızı başka bir yerden söksek, başka bir yere taksak yine bir şeyler eksik olabilir.
Burada aslında yine oyuncular da yani bizler de bitiyor.
Bir oyundan ne beklediğimiz, bir oyun firmasından ne beklediğimiz çok önemli.
Hakeza yine yakın zamanda Cyberpunk'ı bu konu hakkında çok fazla konuşmuş.
Aşırı derecede linçlenmişti.
Hani Cyberpunk gibi bir oyun çıkıyor ve hayatında hiç RPG oyun oynamamış, açık dünya oyun oynamamış ya da ne bileyim o tarzda bir oyun oynamış.
Cyberpunk demasında bir oyun oynamamış biri kalkıp büyük bir cesaretle, büyük bir cüretle oyunu eleştirebiliyor.
Ya eleştiri açık olması lazım ama şimdi şöyle bir durum var.
Nasıl eleştirdiğin çok önemli abi.
Ya tamam o konuya girme. Eleştiri konusuna girmiyorum ama Cyberpunk'ın hani yaptığı bizlerde oluşturduğu hype çok yüksekti.
E şimdi bunu Half-Life 3 ile eğer kıyaslarsan belki 5 katıdır.
Belki daha fazladır. Half-Life 3'ün beklentisi oyuncular üzerindeki beklentisi Cyberpunk'tan 5-6 kat daha fazladır bence.
Tabii ki. Yani şimdi 10 ile 10'u asla kıyaslayamayız.
Ama ortak noktaları şu.
Beklentiler çok büyük.
Ve şöyle bir şey var. Ne bekliyoruz?
Mesela sen büyük bir Half-Life hayranı olarak soruyorum sana.
Gerçekten samimi bir şekilde soruyorum.
Yarın çıktı. Gabe Neville dedi ki ben Half-Life 3 çıkarıyorum.
Bir yıl içerisinde sizlere kusursuz bir oynanışa sahip aynı kalitede bir oyun sunacağım dedim.
Peki Half-Life 2 yani Epsodları saymazsak eğer 2004 yılında çıktı.
Yaklaşık 16 yıldan beri Half-Life 3 bekleniyor.
Episodu da sayarsak eğer.
Episod 2'de 2007 yılında çıkmıştı.
15 yıldır. 14-15 yıldır.
14-15 yıldır bekleniyor.
Şimdi yarın Half-Life 3 çıkıyor.
Bu oyundan senin beklentilerin neler oldu?
Nasıl bir Half-Life 3 bekliyorsun?
Hiç düşünmedim desem? Bunu anlatmaya çalışıyorum.
Gabe Neville'da büyük bir ihtimal bu soruyu kendine soruyordur.
Ne yapacağım? İnsanlar ne bekliyor?
İnsanlar ne bekliyor?
Ya da onların beklentileriyle bizlerin sunacakları ölçecek mi?
Hani yapımcıyla, bak yapımcıyla oyuncunun aynı zihniyette, aynı kafada düşünebilmesi önemli demiştik hatırlarsan.
Erzurum oyununu incelerken.
Yani ben şöyle söyleyeyim.
Benim için çok bir önemi yok.
Neden? Düzgün elle tutulur.
Devam. Yani oyunun devamı, hikayenin devamı olsun.
Zaten grafiksel olarak, mekaniksel olarak bir sorunu yoktu.
Benim için yeterli abi.
Şu an günümüz grafikleriyle, günümüz mekanikleriyle çok daha güzel bir şey olabilir.
O zaman remake yapsın ya da remaster yapsın yani.
Ben ona da razıyım. Bak mesela Black Mesa.
Abi tamam Valve biraz destek verdi.
İşin içinde değildi tamamıyla ama.
Yani şimdi High Flash 1'i oynuyorum.
Sonra ardından Black Mesa'yı oynuyorum.
Dağlar kadar fark var. Gerçekten çok hoşuma gitti Black Massive.
Tamam da işte bak şunu demek istiyorum ben.
Half-Life 1 oyun dünyası için büyük bir devrim.
Hakeza Half-Life 2'de bu devrimi katlayarak devam etti.
Ve Half-Life 3'ün de aynısını yapması gerekiyor.
En azından Game Level böyle düşünüyor.
Kasmasa kendini tamam mı?
Komplekse girmese. Belki çoktan Half-Life 5 çıkmıştı.
Yani şu Half-Life oyunu düşünsene Ubisoft'un elinde olduğunu.
Uuuu Half-Life 8.
Tamam mı yani? 18 yani.
Ne 8? DLC'lerle beraber 18.
Mantıklı. O yüzden. Ama bir de şöyle bir şey var.
Half-Life belki de bu sayede efsane oldu.
Böyle de bir şey var. Onun da etkisi var tabii ki.
Şimdi BSA-C'den örnek vermek istiyorum.
Ya da Kurtlar Bahası'ndan örnek vereyim.
Diziden örnek vereyim. İlk yayınlandı.
O 97 bölümlü Kurtlar Bahası yayınlandı.
Efsaneydi. Tüm ülke onu konuşuyordu.
Gıyabin... Cenaze namazları kılındı, helvalar dağıtıldı vesaire vesaire.
Kendi gününde, kendi saatinde.
Ya bir sloganı vardı yani. Türk dizi tarihinin bir efsanesiydi.
Peki ne oldu abi sonra? Devamını getirdiler.
Ve efsane olacak bir dizi bunlar oldu git.
Bak şimdi yine devam, yine Kut Davazi gelecekmiş.
Yeni bir serüven var.
Ama ne oluyor? Çıkarttıkça tamam belki bunu oyunculara tatmin ediyorsun ama efsane olma şansını elinden kaybediyorsun.
Bazı şeyler efsane olarak kalmalı bence.
Dediğin doğru ben bu konuda katılıyorum sana.
Bırak hep özleyelim ya. Hep öyle özlemimizde kalsın bazı oyunlar en azından.
Yani bu kadar baskıya da ben dayanamazdım mesela.
Geyip Neville'ın yerinde olsam tamam kardeşim Steam'de bir yere kadar derdim.
Çıkartırdım mesela. Bence biz de...
Kafa buluyor. Game level.
Diğer sebebe geçelim o zaman.
Daha fazla uzatmayalım. Çok uzadı konu çünkü.
Abi Valve hiçbir zaman hiçbir oyunun üçüncüsünü çıkarmadı.
Evet. Sadece Half-Life'e özel bir durum değil bu.
Yaklaşık 6-7 tane farklı oyunu var ve bunların hiçbirinin 3'ü yok.
3'ü yok. 3'ü olmayınca 4'ü de olmuyor dolayısıyla.
Haliyle. Şimdi mesela Episode 3 Half-Life için böyle duyurulmuştu, geliyordu.
Tak iptal oldu. Sonra Gabe Newell dedi ulan ben ne yapayım?
Bunun üçünü çıkartırsam diğerlerini de bir üç yapmam lazım.
Bir korku yaptı orada hemen iptal edin.
İptal edin sat sat sat koyamına sat sat sat.
Evet biraz oma da girdi belki ama.
Ama asıl sebebi bunun Gabe Newell ilkokul öğretmeni.
Mesela burada İsmini vermeyeceğiz.
Range'i de etmeyeceğiz. O öğretmenin.
Matematik öğretmeninin. Matematik öğretmeninin.
Kendisine 2'ye kadar sayma öğretmiş.
3 yok. Adamda 3 yok.
3 yok. Bununla alakalı bir video vardı internette.
Orada bir seslendirme yaptığı yerde.
Gabe Neville. Gabe Neville'a soruyorlar işte.
Kaçıncı oyun falan diye. 2'yi gösteriyor.
2'yi gösteriyor sonra. Yok yok değil.
Bundan sonra ne olacaktır?
Dördü gösteriyor parmağıyla.
Adamın parmağı üçü de yapamıyor.
O kadar yapamıyor. Adamın da üç fobisi var.
O yüzden hiçbir oyunun üçüncüsünü çıkartmadı.
Belki de bu da kendine göre bir totem yapıyor.
Bilemezsin yani. Sonuç olarak Half-Life 3 gelmedi.
Diğerleri de gelmeyecek.
Bu böyle devam edecek. Bu goy goy böyle devam edecek.
Muhtemelen. Yani bir de şu var ama.
Tamam hadi yeni oyun yapmıyorsun.
Ama eski oyunlarda biraz bizce...
Özen göstermesi lazım.
Mesela bir remake yapabilir. Sahip çıkması lazım.
Bir remaster yapabilir.
Onu da geçtim. Şunu yapabilir.
Eski oyunlarda mesela Half-Life'da, orijinal Half-Life'da bir arkadaşınızla girip Steam üzerinden iki kişi olarak oyun oynayamıyorsunuz.
Aynen öyle. Herhangi bir X bir server'a girmeniz gerekiyor.
Orada 500-600 kişi var atıyorum giriyor çıkıyor bilmem ne oluyor.
Veya çok uzun uğraşlar sonucunda bir server açmayı deneyebilirsiniz.
Ki onunla çok detaylı ya.
Meydan Larus'u alacaksın eline.
ansiklopediyi böyle. Başka türlü iş ödemezsin ya.
Yani. En kötü ihtimal şey yapacaksın ya da.
Hamaç. Hamaç'ı kuracaksın.
Ama ben abi şimdi bu oyunu Steam üzerinden almışım.
Birçok Steam'de oynadığım oyunu arkadaşımla direkt oradan davet etti.
Oynayabiliyorsam eğer sen niye kendi oyununa bunu entegre etmiyorsun?
Yani enteresan yani bir artık çapraz platformlar desteği Birçok oyunda varken.
Bunu ilk yapanlardan biri de Steam'dir ha.
Çapraz platform desteğinde.
Ama bunu kendi oyunlarında yapmıyorsun.
Uygulamıyorsun. CSGO'ya girdiğim zaman nasıl seni davet ediyorum tak giriyoruz beraber.
Bunu sadece ikimiz karşılıklı yapalım yani.
Mesela bir Crossfire'da atalım ya da bir Assault atalım beraber yani.
Ama işte maalesef yok.
İlla iki tane LAN kablosunu birbirine bağlayıp mı yapmamız lazım ya?
Çok saçma bir durum. Çok kolay bence.
Baksana ben de LAN kablosunu açalım.
Şey yapalım mı podcast'tan sonra?
Geçen gün yaptık denedik.
Bu yapamadık ya. Bir deneriz.
Crossfire atarız. Neyse son bir şey daha söyleyelim.
Bu arada wife'den çok konuştuk.
Biliyorsunuz bu vana muhabbeti vardı.
Gözünde vana ve ensesinde vana olan adam.
Bir ara bunun çok dedikodusu döndü.
Nedir bunun hikmeti sırrı?
Adamın biri bizim gibi meraklı biri Gabe Newell'a mail atıyor.
Hayırdır birader neyin nesi bu?
Sen necisin vana filan filan.
İlluminatici misin kardeş falan diyor böyle.
Kendisi de Ne hikmetse maile cevap veriyor.
O günde cevap verisi gelmiş.
Yani. Bir de ben yazayım lan belki.
Hive Live 3 ile ilgili cevap verir belki.
Ve adı Gate Novel'da diyor ki mailde işte el sesine takılan vana işte zihninizi açmanızı göze takılan vana da gözünüzü açmanızı sembolize ediyormuş.
Yani bu kadar önemli bir bilgi.
Bu kadar önemli bir sembol haline gelmiş bir olay.
Bir maille mi açıklandı o da belli değil.
Yani böyle bir dedikodu var ki bu gerçek mi o da belli değil.
Hani böyle bir internete girdiğiniz zaman böyle bir dedikodu dönüyor.
Mantıklı mı? Ya olabilir.
Mantıklı olabilir. Yani şu da olabilir mesela.
Ümüğünüzü sıkacağım da olabilir mesela.
Gözünüzü kör edeceğim. Değil mi yani?
Beyninizi emcükleyeceğim falan da olabilir abi.
Ama Gate Neville bununla alakalı benim bildiğim, benim duyduğum, gördüğüm resmi başka bir şey yapmadı.
Yapmadı ama böyle biliniyor.
Yani. Neyse çok uzattık konuyu.
Arkadaşlar valve olunca konu uzuyor.
Half life olunca dayanamadık.
Bu haftada gündeme yer ayıramadık.
Haftaya toparlayalım inşallah gündemi.
Bizlerden bu haftalık bu kadar.
Haftaya görüşmek dileğiyle.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
