
Uruz İle Türk Mitolojisine Yolculuk ve Linç Yiyen Milyonluk Yayıncı
9 Ekim 2020 · 20 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Yeni bir Türk oyunu olan Uruz bizleri tarih de güzel bir yolculuğa çıkartıcak, Cyberpunk gold statüye ulaştı, Need for Speed Hot Pursuit remastered olarak çıkış yapıcak. Sony oyun fiyatlarıyla ilgili yorumda bulunan milyonluk yayıncı birçok yerde linç yedi.
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben de Uğur Kara.
Bu hafta sizlerle sohbetimize Dede Korkut hikayelerinden uyarlama bir Türk oyunuyla başlıyoruz.
Uruz, er kişinin geri dönüşü.
Bir tarihçi olarak ilk önce sözü sana vereyim o zaman.
Teşekkür ediyorum Uğur'cum.
Senin de dediğin gibi oyunun hikayesi...
Dede Korkut hikayelerine dayanıyor.
Dede Korkut hikayelerinden Kazan Bey ve oğlu Uruz'un tutsak olması hikayesinden esinlenilmiş.
Bu oyunu neden biz bu haftanın gündemine aldık?
Ondan bir bahsedelim.
Daha önce de Türk oyunları çıkmıştı.
Hatta birkaç ay önce hatırlayanlar bilir Koleli oyun geliştirildiğini biliyoruz.
Bağımsız bir Türk geliştirici ve seslendirme vardı.
Türkçe dublaj vardı oyunda.
Harun Can'ın yaptığı. Hem de Harun Can.
Mesela Koleli neden bu kadar gündem olmadı da?
Urus bu kadar gündem oldu onu anlatmak istiyorum ben.
Urus bir Türk oyunu olmasından ziyade Türk mitolojisine dayandığından dolayı oynayan herkesle bir duygu yoğunluğu olmuş oldu.
Klasik hani bu yabancı filmlerde de olur ya mesela Türk bayrağı görürsün.
Türkiye'de geçer hemen sesini açarsın bir şeyler yaparsın.
Biraz milli duygularımıza dokundu.
Bannerlord da mesela Türk oyunuydu.
Ama niye Urus bu kadar gündem olmayı başardı?
Türk mitolojisine dayanan hikayesinden kaynaklı.
Daha önce benim hatırladığım kadarıyla Türk mitolojisini içeren veya anlatan bir oyun yok.
Türk kültürü anlatan bir oyun yok.
Türk firmaları çıkıyor.
Evet diyor biz Türk oyunu yapıyoruz diyor.
Bu oyun Türk oyunu diyor.
Oyunda... Bırak Türkçe dublajı, Türkçe altyazı desteği bile yok.
Ha bu satış stresidir, farklıdır o ayrı bir konu ama.
Uruz'da ise baştan sona Türk motifleriyle dokunmuş bir oyun.
O yüzden herkes üzerine atladı oyunun tabiri caizse.
Müzikleri olsun, geçtiği atmosfer olsun, görevler olsun, içinde geçen isimler olsun.
Baştan aşağı hatta bir kısmında oyunun şey var.
Göktürk alfabesi falan geçiyor.
Gördün mü sen orayı? İnternete giriyorsun, araştırıyorsun.
Göktürk alfabesine bakıyorsun yani.
Harflere bakıyorsun. Bulmacayı çözmek için.
Çok özel bir oyun aslında Urus.
Ben beğendim. Şundan dolayı beğendim.
Bu tür oyunlara ihtiyacımız var.
Elin Amerikası, İngiliz'i, gavuru neyse.
Çıkıyor kendi kültürünü, kendi mitolojisini gayet güzel bir şekilde dünyaya pazarlıyor.
Biz ise bunu yapamıyoruz. 3-4 tane Türk oyun geliştiricisi çıkıyor.
Bir Türk oyunu yapıyor. Ama oyuna bakıyorsun hani nerede?
Hani bizden bir şey arıyorsun bulamıyorsun.
Ya Allah aşkına soruyorum size. Bannerlord oynamış insanlar.
Bannerlord oynamış insanların %90'ı arkaya Mehter Marş'ı açarak oynuyor.
Çünkü oyun içerisinde böyle bir şey motif bulamıyor.
Ya en azından hani Mehter Marş'ından ziyade Türkçe altyazı desteği yapabilirsin.
Ya şunu ne demek istiyorum?
Hani bunu yapsınlar ya da şunu etsinler diye demiyorum.
Bir oyun Türk oyunuysa hani biz şeyde çok tartışmıştık bunu hatırlarsan.
Crytek'in Crysis oyunu Türk oyunu mu değil mi?
Evet. Hani şimdi bir oyuna nasıl Türk oyunu dersin?
Hangi özelliklerinden dolayı dersin?
Geliştirici firmasının Türk olmasından dolayı mı?
Yoksa geliştirici firmanın merkezinin Türkiye'de olmasından dolayı mı?
Bunların hepsi birer sebep olabilir ama Urus baştan sona Türk motifleri var diyoruz ya işte bundan dolayı.
Teması Türk, hikayesi Türk.
Müzikleri Türk. Oyuncusu Türk.
Oyuna girdiğin zaman diyorsun ki ya bu belli artık bu Türk oyunu.
Hani ismini boşver. Geliştirici firmanın ismini boşver.
Kör sağır biri oyuna girse der ki evet bu oyun bir Türk oyunu.
Oynanışa biraz değinmemiz gerekiyor.
Şimdi buraya kadar her şey çok güzel.
Duygulandık, kaza geldik.
Ama oyun çıktığında çok ciddi sıkıntılarla çıktı.
Ama kısa sürede düzeltildi.
Evet ama her zaman...
Kısa sürede bir güncelleme aldı, düzeldi oyun.
Şimdi her zaman diyoruz ya ilk izlenim çok önemlidir oyunlarda.
Ve en çok örnek verdiğimiz oyunlardan bir tanesi de Mafyosh.
İlk izlenim kötü olduğu zaman oyunun sonradan almış olduğu yamalarla kurtarmak bazen çare olmuyor.
Ama burada geliştirici firmayı tebrik etmek gerekiyor.
Oyun çıkar çıkmaz hemen eleştirilere açık olduğunu gösterdi.
Ve hemen... bir güncelleme ile oyunun ana dinamiklerinden olan kamera açısı sorununu ve diğer oynanış mekaniklerini düzelttiler.
Onlardan şimdi bahsederiz hepsinden tek tek.
Oyun 2 Ekim'de çıktı. 2 gün sonra hemen bir güncelleştirme aldı yani.
Bütün hataları düzeltti.
Var yine birkaç tane daha var.
Bütün hepsini demeyelim de yani bariz olan şeyleri düzeltti.
Özellikle kamera açısı zıpladığımızda çok hızlı hareket ediyordu.
Yani karakterden daha hızlı hareket ediyordu.
Bu da inanılmaz bir rahatsızlık veriyordu insana.
Biz 2 numara miyopuz.
O oyunu bitirmek isteseydik her 4 numara miyop olurduk herhalde.
Çok insanın gözünü alan bir şey.
Oyunu bu şekilde bitirmek mümkün değildi.
Sadece kamera açısı da değil.
Oynanış mekanikleri de çok sıkıntılıydı.
Hani çok küt duruyordu.
Robot gibi. Vuruş hissi yok.
Vuruş hissi yok. Mekanikleri hissedemiyorsun.
Yürüdüğünü hissedemiyorsun. Vurduğunu hissedemiyorsun.
Koştuğunu hissedemiyorsun. Zıplama mesela zıplama mekaniği.
Saldırıyı yaparken zıplayamıyorsun.
Saldırı bittikten sonra ancak zıplayabiliyorsun.
Onun dışında bir de bölüm tasarımı da çok hatalıydı.
Şöyle hatalıydı. Karşıdan bir düşman geliyor.
Düşmanın birine vurabiliyorsun.
Onunla mücadele ediyorsun. Blok yapıyorsun.
Kaçıyorsun neyse. Arkasından bir tane daha düşman geliyor.
Ondan sonra bir tane daha geliyor. Ama sen çevrendeki tüm düşmanlara alan vuramıyorsun.
Tek tek vuruyorsun.
Niye o zaman hepsi üzerime geliyor?
Ben bunlara vuramayacaksam bunların benim üzerime gelmemesi lazım.
Bu da bir bölüm tasarım hatasıydı.
Ama bunu da düzelttiler. Bu da ortadan kalktı.
Vurduğun zaman artık alan olarak vuruyorsun.
Bütün düşmanları etkileyebiliyorsun.
Onun dışında oyun Türkçe desteği vardı.
Hikayeyi Türkçe olarak takip edebiliyordun.
Ama itemleri, eşyalara ya da bilim ayar kısımlarına girdiği zaman birçok yerde İngilizce kalıntıları vardı.
Bu da düzeltilebilir bir şey bence.
Çok şey değil. Şuna ben çok üzüldüm.
Zoru başardılar aslında. Hikayeyle, atmosferle...
sanat tasarımıyla zor olanı yaptılar.
Ama bu tür ufak teknik hataları nasıl görmezden geldiler, nasıl bunu fark etmediler onu anlamadım açıkçası.
Müziklere de yer vermek lazım.
Çünkü şöyle bir durum var.
Tamamıyla kendi kültürümüze ait ezgiler var oyunda.
Yani dinlediğin zaman at üstünde böyle harbe çıkasın geliyor yani değil mi?
İşte atmosferle müzik birleşince böyle güzel bir oyun ortaya çıkmış oluyor.
Diyorum ya zoru başardılar. İnsanlara o Türk duygusunu yaşatıyorlar.
Evet. Son olarak da geliştirici ve yayıncı firma Berzah Games'den bahsedelim.
Firmanın bu ikinci oyunu.
İlk oyunları da daha yeni çıktı aslında.
Rhythmic Retro Racer. 6-7 ay önce çıktı.
Hani oyun hakkında konuşmak doğru olmaz.
Hani ilk oyunlarıydı. Biraz bayağı bir bağımsız bir oyun havasında bir oyundu.
80'lerin neon aydınlatmalı dünyasında retro spor arabayla bir arcade oyunu.
Berzak Games firmasının en büyük özelliği herhalde şu olacak.
Yapılmamışı yapmayı kendilerine ilke edinmiş gibi.
Hani kaç tane Ritmix, Retro Ranger tarzında bir oyun var ki?
Eskidendi. 80'lerde vardı.
Kalmadı yani. Atari salonlarında oynuyorduk yani öyle oyunları.
Şunu yapıyor adamlar.
Cesurca hareket edebiliyorlar.
Korkusuzca hareket edebiliyorlar.
Koca koca firmaların elini taşının altına koymaya cesaret edemediği işleri kendi...
yapabiliyorlar. Daha yolun başındalar.
Oyun anlamında ama bir sonraki oyunları gerçekten çok daha kaliteli olacaktır.
Başarılı ve güzel oynanabilir bir oyun yapmışlar.
Güncelleştirmeleri aldıktan sonra daha da iyi olacaktır.
Bir sonraki oyunlarını sabırsızlıkla bekliyoruz şimdiden.
Başarılılığın devamını diliyoruz.
Ve gelelim artık gündem haberlerine.
Bu hafta yine bir remaster haberimiz var.
Her hafta olduğu gibi yine fiyatlardan bahsedeceğiz.
Son olarak da magazinsel bir haberimiz var.
İlk olacak belki de bu.
Oyun dünyasının magazin gündemini de artık takip eder olduk.
Flaş flaş flaş. Milyonluk yayıncı linç edildi.
Ekşi Sözlük'te ve Twitch'te tartışmalar yaşandı.
Detaylar az sonra. Gündem haberlerinin ilkiyle başlayalım.
Her hafta olduğu gibi bu haftada bir remaster haberiyle karşınızdayız.
Olmazsa olmazlarımızdan biri oldu bu remaster haberleri.
Need for Speed'de remaster furyasından nasibini aldı.
EA Games dedi, herkes bir remaster yapıyor ben de bir çıkartayım dedi yani.
Sonuçta para var işin ucunda.
Abi çıkart çıkart lan neden bu oyun ya?
Hani gerçekten merak ediyorum neden?
Abi yapsana on the grant'ı ya.
Hani elinde mis gibi bir marka var.
Hala oynayanları var bu oyunu.
Benim bilgisayarımda hala kurulu duruyor.
Zaten fazla yer kaplamıyor.
Underground 2 düşünsene abi ya.
Yeni görev tasarımlarıyla, yeni modifiye araçlarıyla.
Bunu niye yapmıyorsun sen ya?
Remake yap o oyunu ya.
Remaster'a razıyım.
Remaster'a razıyım ya.
Neden Hot Borset? Ben oynadığımı bile hatırlamıyorum bu oyunu.
Yani ben de çok hatırlayamıyorum.
6 Kasım tarihinde çıkacakmış.
Ve de fiyatı? 280 lira.
Evet. Bir kazık da burada.
Hani underground dış kart 500 lira vereyim bak hani niye?
Bende hatırası var, mazimiz var.
Eder ama o da 500 eder.
Veririm yani hani bu oyuna vermem ama abi yani.
Bence de abi yani çok...
Tutulacağını tahmin etmiyorum.
Belki yurt dışında tutulabilir ama ülkemizde çok rağbet göreceğini sanmıyoruz.
Hani belki şey olabilir. Bu Electronic Arts ile Game Pass'in bir birleşimi sonucunda belki Game Pass'e gelirse orada erişime sunulursa belki oyun oynanılır yani.
O da bence şu an çıkarmaz onu.
Daha ileriki zamanlarda oyun çıktıktan atıyorum 6 ay sonra oraya gelir muhtemelen.
Geç abi. Baba. Cyberpunk 2077.
Gold statüsüne ulaştı.
Hayırlı uğurlu olsun oyun dünyasına.
Sonunda çok güzel bir haber.
Bu yılın en güzel haberi buydu diyebiliriz.
Artık erteleme yok.
Gold statü ne oluyordu?
Bilmeyenler için hemen üzerinden bir tekrar edelim.
Geliştirilen oyunun dijital veya kutulu halinin artık piyasaya sürülebilir olduğu anlamına geliyor.
Yani dememiz şu ki artık erteleme haberi yok.
Türkçe altyazı desteğiyle Cyberpunk saatlerimizi sömürmeye geliyor abi.
Bu arada yine bir sızıntı var.
Yani sonunda yine sızıntıyla bir şey öğrendik bu arada.
Oyunun haritası sızdırıldı.
Hayırlı uğurlu olsun. Cyberpunk'ın harita büyüklüğü Witcher 3'e göre daha küçük olacağı açıklanmıştı.
3'te 1 ebatında hemen hemen.
Ama Night City tasarlanırken...
Dikey tasarıma çok ciddi yer verildi oyunda.
Ve gerçekten inanılmaz bir şehir bizi bekliyor.
Çok detaylı olacak. Ciddi anlamda detaylı olacak.
Haritanın bu kadar küçük olması insanları şöyle bir düşünceye düşürmesin.
Oyun hani sığ mı olacak falan diye.
Kesinlikle hayır. Firma şunu söyledi.
Dikey tasarımda inanılmaz detaylara yer verdiklerini söylediler.
Çok daha güzel olacak bence.
Devam abi. PlayStation 5'in depolama alanı bizleri patlattı.
Zaten alamayacaktık.
Bu alanı zaten almam abi.
660 GB gibi bir şey veriyor bana kullanılabilir alan.
Ne gerek var abi? 1 TB'lık modelini alıyorsun abi.
Neredeyse yarıya yakını yani.
Aynen. 350 GB gibi bir alanı kullanamıyorsun.
Ki bu... çıktığında 825 GB'ni kullanabileceğimizi söylemişlerdi.
664 oldu.
Yine sızıntılarla.
Net değil ama muhtemelen öyle olacak.
Öyle olacak abi. Yine bir alan demişken Modern Wi-Fi 250 GB'ı aştı.
Bu da demektir ki bu oyunu oynamayacağız.
Abi yine SSD almak lazım bunun için.
Ayrı bir SSD'nin olması lazım.
Call of Duty Modern Warfare SSD'si olması lazım.
Bence bu çok büyük bir başarısızlık.
Kim ne derse desin. Bu kadar alana bir oyunu yaymak oyuncular başka oyun oynamayacak mı bu oyundan başka?
Abi Ağustos'ta zaten 200 GB'nın üzerine çıkmıştı.
Şimdi bir güncelleme daha yapıyorsun 250 GB.
Dolar bu kadar hızlı yükselmiyor abi.
Vallahi bilmiyorum ya. Dolardan daha hızlı yükselen bir oyun var ya.
Çok kötü bir durum bence. Devam abi.
Payday 3 geliştirilmeye başlandı.
Evet. Unreal Engine oyun motoru ile geliştirilmeye başlandı.
Aynen. Ama... Hangisini kullanacaklar daha belli değil.
Hani 4'ümü kullanacaklar, 5'imi kullanacaklar.
Sadece böyle bir söylenti var.
Sizlerle paylaşalım dedik.
Ki Payday'in de oyuncu kitlesi azımsanacak kadar değil.
Aynen öyle. Oynayan var.
Aynen öyle. Devam abi. Silent Hill 4.
CD Projekt durmuyordu.
Piyasanın altın üstüne getirmeye devam edeceğim diyordu.
Ve Silent Hill'i...
GOG üzerinden oyuncularla buluşturdu.
GOG'du bu arada yürümeye başladı.
GOF'tu gitti abi. Gerçekten GOG, GOF'tu gitti.
Böyle bir şey oldu. Geçen hafta verdi oyunları.
Konami'nin oyunlarını vermişti.
Silent Hill 4 geldi.
GOG da Steam ve Epic Games arasında yavaş yavaş yerini alacak.
Umarım alır. Ne kadar çok çeşitlilik olursa biz oyuncular için o kadar da avantajlı olur.
Microsoft Flight Simulator 1 milyon kopya sattı.
Game Pass hariç. Böyle bir başarı beklemiyordum açıkçası ben.
Yani Microsoft gümbür gümbür geliyor.
Bethesda'yı satın aldı.
Ardından buradaki başarısı ve bu oyunu şu an VR'a taşıyacaklar.
VR ile ilgili bir çalışmaları var.
Muhtemelen bu oyun VR'da da tutar.
Tutar çünkü oyun kaliteli bir oyun oldu.
Özgün bir oyun oldu. Daha önce görmediğimiz kalitede bir oyundu.
Gerçekten bir simülatör.
Uçak simülatör oyunu olmuş yani tam anlamıyla.
Gerçek bir simülatör. Türkiye'deki konsol fiyatları yurt dışında konuşulur oldu.
Birçok oyun haber sitesinde bu konu tartışılır oldu.
240 kat daha pahalıymış bizdeki fiyatlar.
Ve hatırlarsan Xbox fiyatlarını açıklamıştı.
Bir hafta sonra hemen fiyatları geri çekti.
9000 üstü fiyatıyla.
Yeni fiyatları da karşımıza çıktı.
5400S serisi, X serisi de 9000 küsür civarında.
Bizi yine çok ilgilendirmiyor. Yok yok ben eskişiyorum artık.
Bu fiyat haberlerini ben eskişiyorum.
PlayStation olsa bir nebze ama Xbox bilmiyorum yani.
Çok fazla da konuşmaya gerek yok.
Çünkü konuşanı linç ediyorlar.
Aynen öyle. Çok güzel bir yere bağladın.
Konuşanı linç ediyorlar.
Konuşmayanı da kınıyorlar.
Enteresan bir durum gerçekten. Geçen hafta Pinti Panda.
Tuna Akşen. Tuna Akşen.
Oyun fiyatlarıyla ilgili bir tweet attı.
Sony Türkiye'ye bu kadar fazla yükleniyorsunuz.
yüklenmeyin. Asıl sorumlusu Sony Türkiye değil dedi.
Aynen öyle. Haklı mıydı?
Bu olay biraz komplike bir olay.
Öncesi var. Oyuncuların bir öfkesi vardı.
Pintipan da bunu biraz körüklemiş oldu.
İnsanlar birilerine günahkiyesi ilan etmeye çalışıyordu.
Bizce söylediği yanlış bir şey değil.
Sony Türkiye'nin üstüne yüklenmemek gerekebilir ama insanlar bu kadar fiyat politikasında sinirliyken ortaya çıkıp böyle bir şey söylemesi yanlış oldu.
Pintipan da şunu söyledi. Bu olayın sorumlusu Sony Türkiye'yi değil.
Bizzat Sony'nin kendisidir dedi.
Hani eğer birine kızacaksanız ulaşabiliyorsanız sesiniz yetiyorsa Sony'e bağırın dedi.
Sony Türkiye burada bir dispiratördür.
Sony yukarıdaki abisi ne derse onu yapan bir satıcıdır, firmadır diyor.
Haklı mı? Baktığın zaman haklı.
Ama şimdi insanlar hani bir tabir vardır.
Gücü yeten yettiğine.
Birilerine bağırmak istiyor.
Sesini duyurmak istiyor. Bir oyuna 800 lira vermek istemiyorlar.
Tuna Akşener kalktı.
İnsanlar bu kadar kızgın bir durumda durumdayken Sony'nin arkasına geçti.
Ya geçme dur abi bırak sen karışma.
Sony'nin arkasına geçmedi aslında.
Sadece orada bir açıklama yaptı yani.
Sana mı kaldı Sony'nin avukatlığını yapmak abi?
Daha sonrasında zaten bununla ilgili Ekşi Sözlük'te birçok başlık açıldı.
O günü o kadar çok linç yedi ki Twitch'den 2 saat canlı yayın yapmak durumunda kaldı.
Sadece Ekşi Sözlük'te açılan başlıkları cevap sandı.
Sadece ben o yayını baştan sona izledim.
Sadece baştan sona sadece 1 saat Ekşi Sözlük'teki anlık atılan yorumlara cevap verdi.
Bir de anlık atılıyordu onlara yani.
Ama sonrasında tatsız olaylar yaşandı.
Çok yani şimdi biz yayıncıları...
Bizden çok eleştiren yoktur belki de oyun sektöründe.
Ha kimi duyuyordur, kimi duymuyordur.
Biz kendimize doğru bildiklerimizi, yanlış gördüklerimizi dile getiriyoruz.
Ama bu zamana kadar bizden hiçbir zaman...
Bir yayıncıya küfür ettiğimizi duymadınız, duymadılar, duyamazlardı.
Biz sadece şunu savunuyoruz.
Yayıncılar, özellikle yüksek kitlelere hitap eden yayıncılar yaptıklarına, oynadıklarına dikkat etsinler diyoruz.
Çünkü onları rol model olan birçok genç arkadaşımız var.
Onları taklit edenler var, onlardan bir şeyler duyup yapmaya çalışanlar var.
O yüzden biz her zaman söylediğimiz şu, kendilerine daha çok dikkat etsinler.
Biz bunu söylerken çoğu kimse bize kulak asmıyor ama Tuna Akşen'in yaşamış olduğu durum çok sinir bozucu bir durum gerçekten.
Tuna Akşen'in annesinin durumunu çoğu insan bilmez.
Ailesinin durumunu çoğu insan bilmez.
Tuna Akşen kaç kere burada gecenin köründe kalktı gitti annesinin yanına gitti.
Hasta annesinin yanına gitti. Çok ciddi rahatsızlıkları vardı.
Ve böyle bir kadına millet ağza alınmayacak küfürler etti.
Ya anne bu ya. Ne olursa olsun yani.
Tuna Akşen şunu demiş lan.
ne dediyse dedi ya. Yani eleştirebiliyorsan eleştir.
Kızabiliyorsan kız. Ama bir insanın annesine bacısına kendisine küfür etmek, hakaret etmek bu yetkiyi sana kim veriyor ya?
Tükürünün oyununa tükürünün parasına ya.
İşte burada eleştiri artık eleştiri diye bir kavram.
Daha önceki haftalarda aslında bundan bahsetmiştik.
Eleştiri kavramı artık küfür.
Biz bu ilk podcast'e başlarken ilk konumuz da zaten o değil miydi abi?
Eleştiri. Eleştiri nedir?
Nasıl yapılır? Biz edebiyatçı değiliz.
Biz insanlara bir şeyi dikte etmeye çalışmıyoruz.
Ama bilmiyorlar ya gerçekten.
Şu adam bir... Bir şey söyledi ve o şuna gitmedi.
Ay senin gelmişini yapmayın ya.
Zaten ülke olarak sıkıntılı günlerden geçiyoruz.
Hem ekonomik olarak hem sosyal ve kültürel anlamda sıkıntı yaşıyoruz.
Bir de bu tür şeyler. Bir oyun oynayacağız, eğleneceğiz.
Kalkıyorsun insanların annesine başına küfür ediyorsun.
Yazık ya gerçekten yazık.
Bu tarz insanlar bitmeyecek.
Bitmez de. Yani ekşi sözlüdeki insanlar YouTube'daki insanlara küfür ediyor.
YouTube'dakiler onlara küfür ediyor.
Neyi paylaşamıyorsunuz ki ben onu anlamıyorum.
Böyle devam eder uzun bir süre.
O yüzden her zaman dediğimiz gibi biz yayıncıların düşmanı değiliz.
Biz kimsenin düşmanı değiliz.
Hiçbir firmanın da değiliz.
Hiçbir yayıncının da değiliz. İstediğimiz tek şey bunları gençler takip ediyor.
Çok küçük yaşta insanlar takip ediyor.
Rol model kabul ediyorlar kendilerine.
Bunu bilerek hareket etsinler.
Bu tür duruma düşmesinler.
Ya sen Tuna Akşensin ya artık hani oyun sektöründe belli bir ismin var senin.
Ya senin ne işin olur böyle gereksiz insanlarla?
Yani... Üzücü olaylar yaşandı ama inşallah kısa sürede...
kapanır bu olaylar. Bir daha da gündeme gelmez.
Kapanmaz. Tuna Akşen biraz sivri değil.
Hani böyle bir şey olduğu zaman hiç tutamıyor kendini.
O da küfür etmişti değil mi?
Küfür et dediği yerde hani adamın anasına küfür ettiler.
Onun ettiği küfür bunun yanında şey kalır yani.
Bir şey de değil tabii ki de ama sonuçta.
Ya abi kusura bakma. Ben bak orada Tuna Akşen'e ben hak verelim.
Şöyle hak verelim. Abi kalkacak senin biri senin anana küfür edecek.
Ne diyeceksin abi? Ya tabii ki çok zor bir durum ama.
Ha nedir? Yayıncı olduğu için.
Milyonluk. Yayıncı olduğu için.
Daha dikkatli olmak gerekiyor.
Göze batıyor. Tuna'ya ettikleri küfür kimsenin zoruna gitmez.
Ama Tuna'nın sen kimsin benim anama küfür ediyorsun diye karşı küfür ettiği zaman vay Tuna küfür etti.
İşte linç tekrar bir linç şey.
Aynen öyle. O yüzden daha da fazla konumuzu uzatmayalım.
Küfürleşmeler bitmez. Aynen öyle ama bugün Tuna'nın başına gelen yarın diğer yayıncıların da başına gelebilir.
Ve geliyor da yani bilmediğimiz belki.
Gözden kaçırdığımız. Oluyordur.
Yayıncılar yaptıklarına ve yapacaklarına dikkat etsinler.
Çünkü gerçekten büyük kütlelere hitap ediyorlar.
Daha fazla uzatmayalım. Bu haftalık bizden bu kadar.
Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
