
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben de Uğur Kara.
Bu haftaki bölümümüzde unutamadığımız oyun karakterlerinden bahsedeceğiz.
Tahminimize göre bu seri 3 part halinde olacak.
Belki daha kısa da olabilir ama çünkü bu bölümde hepsinden bahsedemeyeceğiz.
Çünkü o kadar çok güzel işlenmiş oyun karakterleri var ki hem oynanabilir karakterler olsun hem takipçi, yan karakterler olsun.
ciddi anlamda insanın üzerinde etki bırakan karakterler var.
Bunları da tek bir bölümde ele almak kolay değil.
Çok uzun bir bölüm olur o zaman.
Biz de böyle ara ara gündemin müsaitlik durumuna göre Bu bölümlere devam edeceğiz.
İstersen ilk önce herkesin dillerine pelesenk olmuş, aslında yanlış pelesenk olmuş bir karakterin çıkardığı sesle başlayalım.
Neydi bu? Haduken.
Aslında Haduken ama...
Artık Aduket. Aduket olarak belirliyoruz.
Hatta bir ara geyiği falan da olmuştu.
La hevle vela aduket diye böyle.
Aduketi bilmeyen yok gerçekten.
Karakterin kişiliğinden, isminden çok daha çok...
Hadouken'i biliyoruz.
Biz de bu hareketin sahibi Ryu'dan bahsedelim dedik.
İlk karakterimiz Ryu.
Karakterimiz oyun dünyasında 1987'de Street Fighter'la giriş yaptı.
Hem de öyle bir giriş yaptı ki herkesin beğenisini topladı.
Kısaca karakterimizden bahsetmek gerekirse 10 yaşındayken babasını faili meçhul bir cinayet sonucunda kaybediyor.
Ondan sonra babasının yakın arkadaşı Master goyken bu arkadaşı alıyor yanına eğitmeye başlıyor.
Hem ona sahip çıkıyor hem de eğitimlerini yapıyor.
Tabi bir de bunun yanında Ken Masters da var.
Bu da farklı bir karakter.
Ken Masters ile Ryu'nun hareketlerinin Birbirine bu kadar çok benzemesinin en büyük sebebi de...
Aynı ustadan eğitim almış. Aynı ustadan eğitim almış.
Şey ve belli yani. Fabrika aynı bu fabrika.
Bu arada Ryo kimsenin yenemediği Seiget'i yenmiştir.
Seiget'in göğsündeki o yara izi de bu dövüş sonrasından kalıyor hatta.
O zaman Hadouken deyip...
Hadouken diyerek diğer karakterimize geçelim.
Duke Nukem. Oyun dünyasının en egolu ve en erkeksi karakteri diyebiliriz Duke Nukem için.
Testosteron fırlıyordum ben.
fırlıyor. Aşırı derecede böyle maşoluk var adamda.
Beyefendideki ego ve kapris süper kahramanlarda yok.
Değil mi? Öylesine kendine güveniyor.
Öylesine ayakları yere basan bir karakter.
1991 yılında Duke Nukem adlı oyunla bizlerle buluşmuştu.
Kendin adını taşıyan oyunla Duke Nukem'la.
Duke Nukem'ın en büyük özelliği kullanmış olduğu silahlardaki ustalığından geliyor.
İnsan üstü bir yeteneği yok arkadaşın ama elindeki imkanları gayet güzel bir şekilde kullanabiliyor.
Bildiğin adam otomatik silah kullanımında ustaydı.
Evet. Bununla beraber aksiyon oyunu olan Duke Nukem yani aksiyon dünyasının da sevilen isimlerinden biriydi.
Her şey ne kadar seri daha sonrasında birçok oyun gibi vokasarsa da Duke Nukem en azından karakter olarak oyun dünyasında kendine yer edinmeyi başardı.
Sıradaki karakterimiz hepimizin aşık olduğu bir kötü karakter aslında.
Bir kötü karakter için bu duyguları beslemek kolay değildir.
Ama bu arkadaşa beslenir.
Gelmiş geçmiş en iyi kötü karakterlerden bir tanesi.
Tabii ki kim?
Vas Montenegro.
Bir kişinin ismini söyleyip kenara çekilmek gerekiyorsa o Vas için doğru bir hareket olur diye düşünüyorum.
Çünkü Vaas öyle bir karakter ki Far Cry serisinin önüne geçmeyi başarmış.
Hatta Far Cry'ın serisindeki ana karakterlerin birini önüne geçmiş bir karakter.
Hatta gelmiş geçmiş tüm Far Cry serisinin en iyi kötü karakteridir.
O kesin bununla beraber oyun dünyasında en kötü karakterler arasında da kafe oynar yani.
En iyi kötü karakter. En iyi kötü karakter.
En kötü dersen şimdi yanlış anlaşılabilir.
En iyi kötü karakter. Neden bu kadar başarılı oldu?
Bir kere çok güzel bir senaryo.
Yo-Yo sahip. Was karakteri.
Bir diğer olay da Was düz bir psikopat değil.
Delilik de var. İşte. Böyle olunca da Was için ben hep şunu söylüyorum.
Oyun dünyasının Joker.
Hani hem deli hem psikopat hem manyak hem kötü.
Was yani Başka söylenecek fazla bir şey yok yani.
Vaz diyelim geçelim direkt.
Bir sonraki karakterimiz de mafya oyunundan geliyor.
Vito Scaletta. Şimdi mafya serisinde iki isim her zaman tartışmalıdır.
Biri Vito, diğeri de Tommy.
Hangisi daha iyi bir karakter, hangisi daha unutulmaz karakter tartışmaları hep süre gelmiştir.
Ben en azından ilk bölüm işi...
Vito daha ön plandaydı.
Onu seçtim ama diğer arkadaşlar da ya Tommy daha iyidir dediği zaman da evet haklısın.
Tommy de iyi. Bu benim tercihimdi.
İlk tercihim Vito'dan yanaydı.
Vito'nun Hayat hikayesi beni daha çok cezbetti.
Daha çok kendine bağladı. Gariban ya adam o yüzden.
Gariban aynen. Etkiledi bizi.
Garibanın dostu garibandır.
1925 yılında yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor.
Erken yaşta babasını kaybediyor.
İşte hayat mücadelesi verebilmek için.
Hapse giriyor. Gayet resmi işler yapıyor ve ondan dolayı hapse giriyor.
Tabi o hapse girmeden önce bir hırsızlık olayında yakalanıyor.
Mahkemeye çıkıyor ve diyorlar ki ya askere gideceksin ya hapise atacaksın.
Bu da askere gideyim o zaman. Aradan çıksın diyor ve askere gidiyor.
Sonra ne oluyor? Tabii ki askerden geliyor.
Yine aynı bok yiyor. Aynen.
Ve en kötüsü de oyunun sonunda yaşamış olduğu o acı dram.
Yani burada söylemeyelim. Belki oynamayan yoktur gerçi ama o acı dram.
Spoiler var burada. İstemeyen 10 saniyeleri atsın.
En yakın arkadaşını gözünün önünde vuruyorlar.
Ve hiçbir şey diyemiyorsun. İşte tamam hayat.
Şimdi senin... en sevdiğin karakter geldi.
Sadece benim değil, oyun dünyasında birçok kişi tarafından sevilen bir karakter.
Oyunu sevilmese bile kişi tarafından bu karakter sevildiğini ben düşünüyorum.
Çünkü karakter, karizma bir karakter şimdi.
Ağırlığı olan bir karakter.
Giralt of Rivia. Rivial'ı Geralt.
Şimdi sen gerçekten bu karakteri sevmiyor musun misal ya?
Oyun için konuşmuyorum. Karakter için konuşuyorum.
Karakter güzel. Neden güzel?
Dizisini de izlediğim için oradan tabii ki bir...
İşte oyunu da oynasaydın karakterin güzelliğini daha iyi anlardın.
Sevmedim. Oynadım. Sevmedim.
Sevmek zorunda değilim ben. Geralt enteresan bir karakter.
Geralt'ı herkes şey biliyor böyle acımasız, zalim bir karakter olarak biliyor ama aksine...
Para göğsü. Para göğsü.
Biraz parayı seviyor. Varlık mücadelesi abi.
Ne yapacaksın? O da karnını doyurmanın derdinde.
Geralt hem büyü yapmada hem de kılıç kullanmada usta bir karakter.
Bunun haricinde bir Witcher zaten.
Witcher olabilmek için de Kyr Morgan kalesine gidiyor.
Gönderiyorlar bu arkadaşı.
Çok ciddi eğitimler alıyor.
Çok ciddi mutasyonlar geçiriyor.
Ağır eğitimlerden geçiyor ve bunun sonucunda bir Witcher oluyor.
Hani o saçların boşuna ağartmadığı derken boşuna demiyoruz o lafı yani.
Ve oyun dünyasının kazanavalarından biridir.
O da ayrı bir konu yani. Hiç affetmez yani.
Uçanı kaçanı. Çok can yakmıştır.
Ben bir ara şey korktum ya oyun oynarken.
Lan Siriye'de sulanacak diye korkmadım değil yani.
Üvey kızın... Gözüyle bakıyordu ona mesela.
Korkuttu beni yani kazanamalı.
Şimdi ise bir takipçi karakter.
Ama takipçi karakter diyorsak öyle boş beleş bir karakter değil.
Oyun dünyasının en iyi takipçi karakteri gibi yani tartışılır belki ama çok iyi bir karakterdi.
Normalde oyunlardaki takipçi karakterler şu işi yapar.
Senin peşinden gelir. Bir de onun sağlığını düşünmek zorundasın.
Yani şöyle sağlıklandırırken canını düşünmek zorundasın.
Öldüm mü kaldı mı?
Nerede? kaldı mı? Arkada mı?
Önde mi? Durmadan hep aklın onda oluyor.
Ve bu yüzden mesela birçok takipçi karakterli oyunlar belli bir noktada insanı sıkmaya başlıyor.
Aynen öyle. Ama Bioshock Infinity çok büyük bir istisna.
Elizabeth. Elizabeth. Elizabeth.
İki gözümün çiçeği. Hem tatlılığıyla hem zekasıyla hem yardımseverliğiyle insanı alıyor götürüyor başka diğerlere gerçekten.
Elizabeth niye bu kadar iyi bir karakter?
Çünkü Kendi düşüncesi olan bir karakter.
Duyguları olan bir karakter.
Nerede ne yapması gerektiğini bilen bir karakter.
O karakter için çok ayrı bir çalışma yapmışlar.
Ve çok da başarılı olmuşlar bence.
Ben şunu çok rahat bir şekilde söyleyebilirim.
Elizabeth ile oynarken gerçekten yanımda biri varmış gibi oynadım.
Gözün arkada kalmıyor yani.
Canım bitiyor. Oradan bir yerden bana bir can potu buluyor gönderiyor.
Mermim bitiyor. Mermi gidiyor getiriyor sana.
Portalaşıyor. siperlik yapıyor.
Ya insan baba evladını yapmaz onun yaptığını öyle diyeyim sana.
O yüzden Elizabeth çok iyi bir takipçi karakter.
Çok iyi bir takipçi bir karakter.
Eğer oynamayan kaldıysa Bioshock Infinity muhakkak Elizabeth için oynasınlar.
Oynayanlar da Elizabeth için bir daha oynasın ya.
Şimdiki karakterimiz.
O da bu da senin karakterin.
Hadi bakalım. Benim belki 150-200 saat gömdüğüm bir oyundan.
Carl Johnson. Belki bu isimle çoğu kişi bilmiyordur Carl Johnson olarak ama.
Bana da ilk başta böyle bir yabancı geldi.
Değil mi? Karakterimiz CJ.
CJ deyince akansular durur.
Los Santos'un sefiri ve dair iftarımız Nigga'mız CJ.
CJ'yi unutulmazlar arasına sokan en büyük özellik ailesi için vermiş olduğu mücadele.
Los Santos inanılmaz varoş bir şehirdi.
Hırsızlık, kaps, cinayet, uyuşturucu ticareti ne ararsan var burada.
Her şey var. CJ de bu ortamdan sıkıldı ve ben artık buradan gidiyorum diyor ve Basu'ya gidiyor.
Sonrasında çok kötü bir olay yüzünden geri dönmek zorunda kalıyor.
Kardeşi Sweet'i öldürmek için gelen çete annesini öldürüyor.
O da Los Santos'a geri dönüyor.
Hem ailesini geri kalan ailesini korumak hem de annesinin intikamını almak için başlıyor mücadeleye.
Ve vermiş olduğu kararlarda birçok yerde ailesine vermiş olduğu önemi çok net bir şekilde oyuncuya aktarabiliyor.
Evet yani GTA serisinin de en unutulmaz karakterlerindendir bence.
Katılıyorum yani mesela en son oynadığımız GTA 5'te mesela.
Trevor vardı mesela ama.
Ha ben Trevor ile mesela CJ arasında çok gittim geldi.
Ben CJ diyorum ya. Trevor'da kendine aslında tabii ki şeyi var ama ben yine CJ diyorum.
Yani CJ'yi almasaydım Trevor'ı alırdım kesinlikle.
Hani mesela şeyi de vardı mesela.
Vice City'deki arkadaş da olabilirdi belki ama.
Ama benim için Trevor acayip bir karakter yani.
Orijinal bir karakter. Bence en orijinal karakterler diye bir şey yaparsak, bölüm yaparsak Trevor oraya girmeye hak eder yani.
Başa girer yani. Şimdi sırada bir leblebi gibi nazi ayıklayan.
Naziyutan. Nazisavar.
Nazisavar. William J.
Blazkowicz. Wolfenstein serisini peş peşe oynamış biri olarak söylüyorum.
Benim tavsiyem ne? Tamam senin tavsiyen ne?
Şu Return to Castle Wolfenstein'da da oyna ilk çıkardıkları oyna.
Çok gözüme batıyor ama ya.
Abi. Alışamıyorsun yani.
Vuruş hissinden tuttu diye bir dünya şeyiyle alışamıyorum.
Ben oynayacağım onu yakın zamanda.
Tamam sen oyna. Wolfenstein serisini baştan sona oynamış biri olarak söylüyorum ki.
Blazkowicz inanılmaz bir karakter.
O savaş hissini sana o kadar güzel veriyor ki ve başına gelen o dramatik olaylar neden bu kadar psikopatça hareket ettiğinin alt metninin verilmesi çok güzel oyuncu.
Sana bir şey söyleyeceğim aslında.
Şimdi baktığın zaman Wolfenstein serisi ağır böyle bam gün bir FPS olarak gözüküyor.
Saf aksiyonlardan bir tanesidir.
Saf aksiyon olarak gözüküyor ama oyunun hikaye anlatımı da çok güzel.
Karakter analizleri ben çok beğendim.
Biraz Kovic'ten bahsediyorum.
Diğer karakterlerin de hikayelerini mesela ara ara görüyorsun.
Onlar da çok hoş aktarılmış.
Saf aksiyon bir oyununda aramayacağın bir hikaye kalitesi var oyunda.
Aynen öyle. Yani Yonkbul o tarih tabii ki.
Yani adam defalarca vuruldu.
Sayısız savaşa katıldı.
Komada kaldı.
Kafası koptu. Başka bedene taktılar.
Hala savaşa gitti.
Ama ne oldu sonra? Evet sonra geldi.
İki tane ergen kızla adamın tüm karizmasını yerle bir ettiler.
Gitti. Gitti yani. Blaskovic gitti yani.
Seri de gitti bu arada yani.
Yani Bethesda'nın serisi de gitti.
Bethesda burada bir hamle yapabilir.
Hani şimdi Xbox'da satın aldı ya.
Xbox özel oyun çıkartacaklar şu an.
Ancak geriye dönük oyun çıkartacak.
Geriye dönük bir seri çıkartırsa eğer çok daha başarılı olur.
Çünkü gerçekten Blazkowicz sevenler çok fazla.
Ya hikayeyi zaten yok bulaktan sonra yürütmek.
Çok iyi bağlamaları lazım yani.
Bağlayabilecek kapasite var ama yaparlarsa tabii.
Aynen. Şimdi de oyun dünyasının en gizemli karakterinden bahsetmek lazım.
Evet unutulmaz bir karakter mi?
Evet unutulmaz bir karakter. ama ondan önce gizemli bir karakter.
Ne üdüğü belli değil. Bunu bilse bilse sen bilirsin.
Ben o yüzden bu karakter hakkında çok fazla konuşmayacağım.
Direkt seninle başlayıp seninle bitirelim.
Ben de mesela sayısız videolar izledim bu karakter hakkında ama herkesin bir teorisi var.
Sadece hani gerçekliğinden emin olmadığımız şeyler bunlar.
O yüzden ben de çok bir şey söyleyemeyeceğim.
Bu arada karakterimiz tabi ki G-Man.
Hifelife serisinin kötü adamı mı desem iyi adamı mı desem yani ne olduğu belli olmayan biri işte.
Bu G-Man aşılımı Garip man olabilir mi?
Garip adam. Muhtemelen öyle bir şey.
G-Man'in açılımı var mı bu arada?
Bilmediğim şu soruyu. Bakmışsındır sen muhakkak.
Bildiğim kadarıyla yok. Baktın mı?
G-Man nedir diye bakmadım ama yoktur yani.
Ama bakacağım. Kaydalalım ondan sonra bakacağım.
Şimdi aklıma kuşku düşürdü.
Belki oradan bir şey çıkartırsın diye diyorum.
Öyle bir karakter yapmışlar ki yani Cosmos'un şifresi çözülür.
Bu G-Man'in şifresi çözülmez.
Adam yeri geliyor bize yardım ediyor.
Yeri geliyor kombinelere yardım ediyor.
Zaman değiştiriyor.
Zamanı büküyor. Acayip acayip bir şeyler yapıyor.
Bir orada bir burada. Alyx'e yardım ediyor.
Yani çok enteresan bir karakter.
Ben bunun ne olduğunu çözemedim.
O Matrix filminde şey vardı ya.
bir tane. Beyaz saçlı adam.
Ne diyor dolardan ona? Kain'den mi?
Yok kain değil. Şey yaratıcı.
Onun gibi bir karakter aslında yani.
Çünkü her şeye hakim.
Zamana yolculuk yapabiliyorsun.
Zamandan eşya getirebiliyorsun.
İnsan getirebiliyorsun. Hani Alex'teki o son sahnedeki diyaloglar aklıma geliyor şimdi.
Ondan dolayı diyorum. Enteresan bir karakter.
Half-Life 3 çıkarsa bence bu sorularımıza cevap da bulabiliriz.
Hadi bakalım hadi. Yine Half-Life 3 dedi.
Şimdi sırada da Assassin's Creed serisinin sevmemize sebep olan en iyi karakterlerinden biri Ezio Auditore da France.
Eğer hala Assassin's Creed serisinin bizzat...
sevgim, saygım kaldıysa bunun en büyük sebebi Ezio.
Çünkü serinin ilk karakterlerinden ve üzerine düşünülmüş bir karakter.
Karakterin bir hikayesi var.
Doğumu falan her şey detaylı yani.
Bir de neden savaştığı da açık açık gösteriyorlar yani.
Ben oyunlarda şeye çok dikkat ediyorum.
Bir mücadelenin içerisindeysem o mücadelenin sebebi nedir?
Niye ben bu mücadeleyi veriyorum?
Hani oyunla bütünleşebilmem lazım.
İşte Ezio karakterinin unutulmaz olmasının sebebi de bu.
Karakterle bütünleşebiliyoruz.
intikam ateşini yaşıyoruz ve hissediyoruz.
Normalde klişedir intikam hikayeleri ama Ezio karakterinin intikam olayı çok güzel işlenmiş bir hikaye.
Asil bir ailenin çocuğu nereden nerelere geliyor yani.
Aynen öyle. Yani asil bir ailenin çocuğuyken unutulmaz bir suikastçıya dönüşüyorsun.
Diğer karakter de yine senin çok sevdiğin karakterlerden bir tanesi.
Last of Us'ın Joel'i.
Bizim için sevginin, cefanın, merhametin yürüyen temsili.
Baba gibi baba. Babadan da baba.
Yani Sonu kötü oldu ama neyse o kısma çok girmek istemiyorum.
Joel gerçek anlamda sevince sahip çıkınca neler yapmamız gerektiğini, neler yapılması gerektiğini en güzel şekilde oyunculara aktarmayı başarmış bir karakter.
Yani adeta öz kızı gibi üzerine titrediği eli için yaptıklarını gördük yani.
Ya hem... Ellie işin vermiş olduğu mücadele var.
Hem de Ellie'nin kendisiyle yapmış olduğu mücadele var.
Ellie büyüdükçe onunla triplerini çekiyor, nazlarını çekiyor.
Aslında ikisi birbirini tamamlayan çok iyi karakterlerdir.
Ellie varsa Joel vardır, Joel varsa Ellie vardır.
O yüzden mesela Last of Us 3 bekleyenler için nasıl olacak yani?
Joel'siz bir Last of Us ya da Joel'siz bir Ellie.
Zor biraz ya. Bir de bırak yani hani.
Bırak efsane kalsın.
Bitti artık bence o çünkü o seri bitti bence.
Yok böyle bir muhabbet döndürmeye başladı.
Var ama bilmiyorum yani.
Yapmayın ya. Bu oyundaki hikayeden çok...
linç yediklerinden bir de hani bilmiyorum.
Belki ara bir dönem işlerler.
1 ile 2'nin ortası. Öyle bir şey sanmıyorum ama.
Zaten o ara dönem oyunları sıkıştığı dönemde böyle kurtarıcı.
Aslında böyle olması gerekiyordu diyerek.
Bilmiyorum bakacağız. Şimdiki de aslında oynanabilir bir karakter değil.
Evet yine Eli gibi takipçi karakter.
Bak Eli aklımda kaldı.
Elizabeth gibi bir takipçi karakter.
Aslında takipçi karakter değil.
Neden takipçi karakter değil abi?
tam bir takipçi karakter değil.
Çünkü sana bir yardım dokunmuyor.
Takipçi karakter. Operasyonlara beraber gidiyorsun.
O zaman oyunu oynadığın bütün karakterler takipçi karakter oldu.
Operasyona gidiyorsun mesela. Blazkowicz'e de gidiyorsun operasyona.
Blazkowicz'e kim var? Wolfenstein'da da mesela Blazkowicz'e gidiyorsun.
Blazkowicz'in yanında kim var operasyona giderken?
Birlikte gittiğin operasyonlar da vardı.
3-5 kişi oluyordu yanında.
Onlar da mı takipçi karakter? Bu tam takipçi karakter değil aslında.
Ne karakter? Yan karakter bu.
Buna şimdi bir şey demem gerekiyor ama Rütük var mı?
Yok burada yok. Taşyaklı karakter bu.
Bence. Hadi öyle olsun bakalım.
Captain Price. Değil mi?
Biz hep şey yapıyoruz böyle.
İsmini söylemeden tartışmaya başlıyoruz.
Geçiyor prosunu yakıyor ya.
Adam harbiden billurlu yani.
Ağır bir karakter gerçekten.
Yani böyle iş çözen, iş bitiren.
Yani bu adamla gir Normandiya'ya alırsın.
Alırsın hakikaten. Üçüncü dünya savaşa çıkar alırsın.
Her şeyi yaparsın bu adamla.
O kadar ihanet görmüş.
O kadar... puştluk görmüş.
Ona rağmen mücadeleye devam ediyor ya.
Benim başıma gelse sokarım lan böyle orduya deyip bırakırdım askerliği herhalde yani.
Yani ne suikastler.
İmran Zakiyev suikasti.
Ondan sonra Makaroğlu'nun peşinden gittiler.
Sonra General Shepard'ın peşinden gittiler.
Yani neler neler döndü yani.
O yüzden. Karakter için söylenebilecek çok şey var.
Ama en iyisini zaten ben başında söyledim.
Captain Price gerçekten unutulacak bir karakter değil.
Yani Call of Duty serisinin efsane isimidir yani kendisi.
Kesinlikle katılır. Şimdi de son bir karakterimiz.
var. Bu zamana kadar eğer Elizabeth'i saymazsak saymış olduğumuz tüm karakterler oynanabilir karakterler erkek karakterlerdi.
Oyunun yazının en büyük sıkıntılarından bir tanesi kadın karakterlerin olmaması.
Evet. Ama olan kadın karakterlerde maşallah birçok erkek karakteri taş çıkartır kalitede.
Kimden bahsediyoruz? 1996 yılında bizlerle buluşan Lara Croft'la.
Evet. Tom Ryder.
Tom Ryder. Üçgen memeli abla.
Şimdi öyle dersem daha iyi anlarlar belki.
O zaman üçgen... Kendi sonradan onu yuvarladılar.
Rodajladılar. Remake mi yuvarladılar kadını?
Ama yani o üçgen memeler çok konuşuluyor da çıktığında.
Yani herhalde Tomb Raider oyununu oynamaya kimse yoktur ya.
Ben mesela bilmiyorum. Yani herhangi en azından...
Bir tanesini muhakkak oynamışlardı.
Çünkü Tomb Raider'ın en büyük güzelliği her yere çıkardı.
Tost makinesine bile çıkarttılar neredeyse Tomb Raider oyunu.
O ilk çıkan oyunu ben PlayStation'da oynamıştım hatırlıyorum yani.
O zaman beni kendine hayran bırakan oyunlardan bir tanesiydi.
Peki ben ilk Tomb Raider oyunu nerede oynadım biliyor musun?
Tost makinesi. Yani ona yakındı yani.
Ben ilk Tomb Raider oyunu oynadığımda 66-0 vardı Nokia 66-0.
Onda oynadım abi. Mobil oyunda oynadım ben.
İlk Tomb Raider deneyimi onda oldu lisedeyken.
Bayağı ağır oldu. yani.
Neyse sağlık olsun. Ondan sonra oynadın serileri tabi.
Seriye devam ettik biz. Böyle emektar bir tost makinesi makinemiz vardı.
Onu da oynadım yine. Diğer bilgisayardaki oyunların ama.
Yani şunu demiştim. Bundan dolayı herkes muhakkak Tomb Raider'a bir el atmıştır.
Oynamıştır. Tomb Raider'a el atıyorsa Lara Croft'u da muhakkak sevmişsindir.
Şu da var. Eğer oyununu oynamadıysanız muhakkak zaten filmlerini izlemişsinizdir.
Kesinlikle. Bir sürü filmi vardı yani.
O yüzden yarattı Angelina Jolie ablamız.
Orada zaten baya bir yükseğe kaladı.
Orada yani satış patlaması.
Bir de normal patladı.
Böyle saçında şey yapıyor da böyle.
Ucunda böyle. Ne diyorlar da?
Bütle mi böyle? Neyse bu konuyu geçelim.
Zira benim... deyiz. Hanım da içeride.
Sen tabii rahat rahat konuşuyorsun.
Yenge bölümleri de dinlemiyor. Pek dinlemiyor Allah'ta.
Kafam rahat değil. Bizden rahatız ama ben şu an çok rahat değilim.
Bu konuyu geçelim. Lara Croft efsanedir.
Yani listeyi bitirdik.
Hani bizim için şu an için hani zaman olarak kısıtlı olduğumuz için tabii ki daha çok karakter var.
Çok var. Direkt mesela şu an aklıma gelenleri pat pat sayalım mesela.
Mr. Gordon Freeman.
Öyle diyordu ya Gmail. Gordon Freeman.
Samus Aran, Max Payne, Dante, Kratos, Solid, ondan sonra Tommy.
Başka var mı senin aklına gelen?
Saydın oğlum zaten benim aklımdakileri.
Kratos. Onu söyledin.
Söyledim mi? Bir daha söyleyeyim o Kratos iki kere söylenecek adamı.
O zaman Gordon Freeman, Gordon Freeman, Gordon Freeman.
Arthur Morgan. Ooo.
Mesela bak şu listeye böyle kafadan girecek adamdır mesela.
Oğlum biz niye onu konuşmadık?
Çok uzun sürer diye ben bilerek almadım.
Buna bir bölüm yapalım o zaman.
Çünkü Arthur Morgan'ın hikayesi uzun bir hikaye.
Tam bir dramatize bu. Doğru söylüyorsun.
Demem o ki... Bu bölümü dinleyen arkadaşlar ya şu karakterler niye yok diye soracaktır.
Haklısınız. Evet onlar da bu listeye girmeyi lisedekiler kadar en az hak ediyor.
Ama şimdilik böyle hazırlayalım dedik.
Büyük bir ihtimal ilerleyen bölümlerde.
Bunun ikinci bölümünü yaparız yani.
Üçte çıkabilir. Üçte çıkar.
Çok karakter var abi. Oturup düşününce.
Biz düşüne duralım.
Sizler dinleye durun.
Bu haftalıkta bölümümüzün sonuna gelelim.
Haftaya görüşmek dileğiyle diyorum ben.
Kendinize iyi bakın. İyi günler arkadaşlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
