
Ubisoft'un yeni yarış oyunu The Crew Motorfest'i konuştuk.
Transkript
Festival tadında bir oyunun incelemesini yapmadan önce Ubisoft'a buradan teşekkürlerimizi iletmemiz gerekir.
Zira kendileri oyunu bize önceden gönderdi.
Oynayalım, deneyelim diye. Artılarıyla, ekseriyle bugün The Grove Motor Fest oyununun incelemesini yapmaya çalışacağız elimizden geldikçe.
Uzun zamandır beklenen yarış oyunlardan bir tanesiydi.
Özellikle içinde barındırdığı haritalar, değişkenlik, oyunun hızlılığı, akışkanlığı, vasıtaların çok olması...
VASITA! Çok enteresan oldu aslında.
Yanlış değil de enteresan geldi.
Vasta kelimesini uzun zamandır duymamıştım.
Güzel. Araç mı?
Ne denir? Vasta doğru bir kelime aslında ya.
Nerede vasıtaların? Vasıtaların çok olduğundan bahsediyordun.
Vasıtaların çok olması ve bir anda karada, suda, havada her yerde ilerleyebildiğin çok eğlenceli vakitler geçirebileceğin bence yarış oyunlarının en büyük eksiği odur.
Eğer bir yarış oyunu hastası değilseniz saatlerce oturup yarış oyunu oynamazsın.
İki oyun oynarsınız, iki yarış yaparsınız, çıkarsınız.
Ama bu oyunda size çok şey var ediyor.
Sıkıldığınız zaman sürekli harita değiştirip, araç değiştirip farklı yerlere gidebiliyorsunuz.
Bu arada bir düzelteyim. Harita değiştirmiyoruz.
Kullandığımız aracı değiştirdiğimizde yarışacağımız yarış türleri.
değişiyor. Harita yine sabit.
Onu da belirteyim yani. Yine ama lokasyonlar değişiyor yani.
Aynı harita. Havaii Adası'ndayız ve bir festivalimiz var.
Bu festivalde yarış yapıyoruz.
Farklı haritalar da var. Farklı haritalar yok.
Farklı yarış bölümleri var.
Tamam ben onu kastetmek istedim aslında ama yanlış oldu yani.
Farklı harita derken farklı yarışlar demek istedim yani.
Harita demişken evet devasa bir haritamız var ama buradaki devasalık alan olarak diyeyim.
D.Crew serisinin ikinci oyunu mesela daha geniş bir alana sahipti.
Alan olarak, kilometre olarak.
Burası biraz daha dar bir alan ama çok daha dolu.
Her bir köşesinde bir etkinliğin olduğu, bir yarışın olduğu, her an böyle farklı bir yarışa girebileceğiniz, size bu imkanı sunan güzel bir harita tasarımı olmuş.
Bu arada haritanın kullanımı da hoşuma gitti.
İstediğin zaman 2D'ye geçiyorsun ya da 3D'ye geçiyorsun.
Güzel bir, minimalist bir harita tasarımı olmuş.
Oyunda playlistler mevcut.
Sıkıldığınız zaman farklı bir playliste geçip farklı bir yarış deneyimi sunabiliyorsunuz.
Bu playlistlerde kullandığımız araçlara göre karşımıza çıkıyor.
Atıyorum bir spor aracı kullanıyorsak böyle spor yarışlarının olduğu playlist...
Playlist aşılıyor. Bir ATV kullanıyorsak ATV'lerin motocrossların olduğu playlistler aşılıyor.
Ya da böyle vintage bir arabanız varsa eski tostoslarla güzel yaraşabildiğiniz farklı playlistler de aşılıyor.
Evet playlist çeşitliliği fazlasıyla mevcut.
Kısa bir parası. Japon arabaların olduğu bölüm var ya sen uzak doğuyu seviyorsun.
Orayı sevdin mi? Güzeldi.
Biraz fazla karanlıktı.
Çünkü bayağı bir hani bildiğin orada şeyi çok fazla kullanmışlar.
Network Speed'den bayağı bir esinti almışlar orada mesela.
Birçok oyundan esinti var. Onu biraz sonra değiştireceğiz.
Yani oyundaki eğlenceyi playlistlerde böyle arttırmışlar, çeşitlendirmişler.
Bu da sizi sıkmıyor az önce de söylediğimiz gibi.
Aynen öyle. Bir araç türünden sıkıldığın zaman, belli bir araç türünü kullanmaktan sıkıldığın zaman anında diğer araca geçip farklı playlistler açabiliyorsun.
Ama ben şeye hayran kaldım.
600 tane araç çeşitliliği var ya.
Hatta vasıta çeşitliliği var.
Klasiklere bittim abi.
Klasikleri çok güzel yapmışlar.
Araçlarda modifikasyon da var ama çok çeşitlendirmemişler.
Hani Need for Speed gibi değil ama bir çoğu yerine müdahale edebiliyorsun.
Seni tatmin ediyor bence. Çok detaylı değil.
Böyle komplike bir modifikasyon yok.
Ama seni tatmin ediyor. Hoşuna gidiyor yaptığın işlemler.
Ya abi ben klasiklere bayıldım ya.
Çok hoşuma gidiyor. Ben eski araçları zaten çok severim.
Vintaj araçları da çok güzel.
Klasikler haricinde vintage'lar da çok iyiydi ya.
Özellikle sadece ara ara açıp...
O araçlarla oynamak isterim yani.
Diğerleri böyle hani Koniksler falan, Ferrariler, Lamborghiniler çok dikkatimi çekmiyor.
Eski araçlar çok daha hoşuma gidiyor.
Onun sebebi de bence şu. Bu tür araçları çok fazla oyunda görmüyoruz.
Yani hep böyle spor araçlara böyle modern, yüksek performans araçlar görüyoruz yarış oyunlarında.
Tabi bu sefer Ubisoft biraz daha böyle klasiklere kayarak oradaki insanların da dikkatini çekmeye çalışmış.
Ve bence de başarılı olmuş aslında.
Çok başarılı olmuş bence. Yani takdir ediyorum burada.
Oynanış olarak da hani son...
O zamanlarda çıkan yarış oyunlarının hemen hemen aynısında kullanılan bir mekanik var oyunda.
Arcade sim dediğimiz. Hem simülasyon hem arcade'i ortaya karıştırıp harmanlayıp bir şey yapmışlar.
Yani tam böyle bir ne Gran Turismo havasında da değil ne de Need for Speed havasında böyle ortaya karışık bir şey olmuş yani.
Bu tür artık baya baya popüler olmaya başladı.
Yani şeylerden kaçıyorlar herhalde.
Tek bir türe sabit kalmaktan korkuyorlar.
Çünkü daha geniş kitlere hitap edebilmek adına istersen simülasyon havasında da oynayabilirsin diye istersen arcade tarzında da oynayabilirsin diyor.
Bu ayarıda işte profesyonel ayar kısmı var oyunun ayarlar kısmında.
Oradan girip ayarlarını yaptığın zaman aracı istediğin şekilde kullanabiliyorsun.
Sürüş zorluluğu çok mu yüksek?
Bence değil. Şunu söyleyeyim ama klavye mouse'da ciddi anlamda zorlandım.
Yani ben klavye mouse çok iyi kullanan biri olmakla beraber gamepad'de çok daha rahat kullanabildiğini söylemem lazım.
Ama zaten şöyle bir şey var.
Yarış önlerinin genel hepsini Ben buna katacağım.
Kontrolcüyle çok daha kolay oynanıyor yani.
Kesinlikle haklısın. Bunu bir dipnot olarak düşelim.
Oynamak isterseniz Game Fat'i kullanmanızı tavsiye ederim.
Bölümlere de biraz değinelim. Bölümlerde böyle çok kendini tekrar etmiyor.
Böyle sanki böyle havaisinin böyle bir festival tadında gibi böyle.
Hepsi renkli renkli farklı farklı.
Hoşuma gitti benim açıkçası. Oyunun ismini bence fazlasıyla hak ediyor.
Motorfest yani bir yarış festivali olduğunu her anlamda istiyor.
Adının her bir köşesinde festival tadında yarışlar var.
Şey çok güzel yani. O playlistlerin çeşitliliği çok güzel.
Motor kullanabiliyorsun, ATV kullanabiliyorsun, yarış arabası, vintage'ı, Toyota'sı, Japona var da var anasını satayım.
Bu da hakikaten evet bir festival var ve bu ada sadece bu festival için ayarlanmış diyor.
Gayet de güzel olmuş bence. Ada o atmosferi fazlasıyla ısıtıyor.
Aynen öyle. Ya oyunda her şey iyi hoşta kardeşim.
Yıl olmuş 2023. Bu oyun bana nedense 2023 yılında çıkan bir oyunun tadını vermedi.
Oyunda DLSS yok, RTX yok.
Kaplamalar neredeyse çamur gibiydi yani.
Yalnız o kadar överken bu kadar sert de gömmezsin ya.
Ama abi şimdi bak. Biz her zaman bunu yaptık.
Olan neyse onu söylüyoruz yani.
Tamam güzelleyenler çok güzel ama araçların üzerinde biraz oynamışlar.
Araçları güzellik modellemişler.
Onda sıkıntı yok. Ama çevre atmosferine baktığın zaman gerçekten sırıtan bir durum vardı orada.
Çok fazla copy paste şeyler vardı.
Kaplamalar vardı. Modellemeler vardı.
Evet yani hakikaten ben şeye çok şaşırdım.
Yani bir RTX yoktu.
DLSS yoktu. Ya da fiyat ayarı yoktu.
Tamam o oyun güzel optimist.
edilmiş. Buna lafım yok. Ama yine insan yine de bir bekliyor.
Bunlar artık standart özellik olması gerekir diye düşünüyorum ben.
Ama şunu da söylemem lazım. Bu özellikler olmaması rağmen hem optimizasyon noktasında gayet başarılıydı.
Hem de ışık yansıma kalitesi çok çok iyiydi.
Onu da söyleyeyim. Biz oynadığımız süre boyunca zaten herhangi bir teknik sorunla karşılaşmadık.
Onda bir kez daha söylediğin gibi tebrik ediyoruz yani.
Son zamanında çıkan oyunlara göze alırsak bunda bir hata olmaması gayet güzel.
Gerçi bir yarış oyununda ne kadar çok hatayla karşılaşabilirsin ama yine de Olabilir tabii ki.
Olmayacak bir şey değil. O yönden tebrik ediyoruz Ubisoft'a.
Oyunu tek başınıza oynayabildiğiniz gibi çok oyunculu modları da mevcut.
Yani bana göre tek oyunculu modları yeterince sizi tatmin ediyor.
Onu söyleyeyim ama yine de böyle arkadaşlarınızla da yine yarışlara girebiliyorsunuz.
Ya da hiç tanımadığınız insanlarla bir parti oluşturup hep beraber PUBG tadında şeyler yapıp online modları da oynayabiliyorsunuz.
Ben bir kere girdim denedim baktım ama hani bana göre değil.
Hani ben zaten çok fazla yarış tutkunu bir adam değilim.
Ama yine de böyle yarış tutkunu farklı modları seven oyuncular için de bu tür modlardan.
mevcut. Onu da söyleyelim.
İlerleyen dönemlerde daha da etkinliklerin geleceğini en azından Ubisoft tarafından söylendiğini biliyoruz.
Yani yarış oyunlarında online mod zaten o kadar zaman oynadım birçok yarış oyunu hiç denemedim.
Abi sana bana hitap etmiyor ama çok fazla insan kullanıyor.
Özellikle Forza'da mesela birçok oyuncu bunu fazlasıyla kullanıyor.
Oradan biliyoruz. Erkan abi.
Yükleyeceğim Forza'yı. Şu eve bir taşınalım yükleyeceğim arkadan.
Şimdi az önce sen oyunu bir grafik olarak gömdün.
Ben de yavaştan senden bayrağı alayım.
Ben de hafiften gömmem gerekiyor.
Çünkü... Bir iki kürek de ben atayım.
Bir de atmam lazım. Çünkü gerçekten şöyle bir sıkıntı var.
Bu oyun ciddi anlamda yenilikçi olmaktan çok uzakta bir oyun.
Evet başarılı yaptığı işler var.
Oynarken eğleniyorsunuz.
Keyif alıyorsunuz. Ama...
size yeni bir oyun hissiyatı vermiyor.
Bunun da en temel sebebi özgün bir oyun olarak çıkmak için uğraşmamış.
Tamamıyla bir Forza alternatifi olarak ortaya çıktığı bariz bir şekilde belli oluyor.
Hem harita tasarımından, hem yarış işliliği noktasında, hem araçlar noktasında, kullanım noktasında, sürüş noktasında.
Sadece Forza'dan değil, Need for Speed serisinden de özellikle Unbound'dan bayağı şeyden almış ama temeli tamamıyla Forza'ya dayandı.
Şimdi hal böyle olunca insan şey diyor ya Forza Bu ilk sırasında gidip geliyorsun.
Şimdi aslında bak yanıldığımız yanıldığımız demeyeyim de bizim oyuncular gözünden baktığım zaman bir şey var kafamızda.
Yarış oyunları dediğimiz zaman en son çıkan dönemde yani şöyle bir değerlendirdiğin zaman ne geliyor aklına?
En iyisine Forza. Şimdi başka bir oyun çıktığı zaman genelleme yapıyoruz.
Biz hep diyoruz ki ulan Forza'ya benzedi.
Değil mi? Evet. Bu aslında bizim de biraz mantıken baktığın zaman yanlış yaptığımız şeylerden biri.
Aslında o da iyi bir şey yapmaya çalışmış ama ona benzerliği yüzünden eleştiriyoruz hep bu oyunu.
Kendinden bir şeyler koymak zorunda sen.
İlham almak, esinti almak tamam mı?
Esinti almak, ilham almak okey.
Buna ben karışmıyorum ama şimdi bu işlerini yapan Forza olduğu için ona yaklaşan birine de biz hemen bu yaftayı vuruyoruz maalesef.
Birazcık da kendi içimizde öyle öz eleştiri yapmak istiyoruz.
Ama yine de ben yine söylüyorum çok fazla benziyor.
Ciddi anlamda çok fazla benziyor.
Bunun sebebi de yine dediğim gibi işini iyi yapmaya çalıştığı için ondan kaynaklanıyor.
Aslında farklılığını ortaya koymaya çalışmış.
Forza'nın haritası da mesela çok büyük.
Mesela burada Motorfest haritayı daraltıp etkinlik sayısını arttırarak farklı bir alan açmaya çalışmış kendisine.
Hani bunu söylüyorum, bunu ifade ediyorum zaten.
Ama yine de yeterli olmamış.
Bir şeyler eksik kalmış oyunda.
Bir şeyler eksik kalmış.
Ya şimdi şöyle de bir durum var. Forza çıtayı çok yükseğe çıkardı özellikle 5.
oyunuyla. O yüzden ona yaklaşabilecek şu an herhangi bir oyun yok bence yarış oyunları arasında.
Başkaları için pek büyük sorun olmasa da benim için önemli detaylardan bir tanesi çevre etkileşimiydi.
Bu oyunda çevre etkileşimi hem var hem yok.
Yani varla yok arasında bir şey.
Yolda görmüş olduğunuz birçok nesneye çarpabiliyorsunuz.
Onu kırabiliyorsunuz. Elektrik direğinden tut da duvarlara, çitlere kadar ya da ne bileyim çalışırpı ya da ufak ağaçlara kadar birçok şeyi kırabiliyorsunuz.
Gayet güzel. İnsanın böyle bir hoşuna geliyor.
Ford'a da var bu haykaza. Lakin araç hiçbir hasar almıyor abi.
İster arcade kalitesinde olsun ister simülasyon kalitesinde olsun.
Ya ben bir araç kullanıyorsam bu aracın hasar almasını isterim arkadaş.
Ya da performans olarak düşmese bile bir kaplama olarak bu aracın bir fiziğe sahip olduğunu hissetmek isterim abi.
Abi araç hiçbir şekilde hasar almıyor.
Hiçbir şekilde takla atamıyorsun.
Crow 2'de de böyle bir şey vardı yanlış hatırlamıyorsam.
Orada da takla atamıyorsun.
Motor kullanıyorsun. Uçuyorsun kaçıyorsun abi ama yok bir türlü ters takla atamıyorsun.
Burada da yine aynı muhabbet var.
Motorda da, ATV'de de, araçlarda da takla atamıyorsun.
Dağ tepeye tırmandım hani arabayı vurdum yukarılara.
Bana mısın demiyor. Takla atamıyorsun.
Hasar alamıyorsun. Bu da insanı bir tat kaşırdı.
Benim için tat kaşıran bir mevzulu.
İşte bu gerçekçiliği Need for Speed serisinde çok güzel yapıyorlardı.
Hasar alması ve taklaları falan filan.
Özellikle o ağır çekimler falan çok hoştu.
Araç fiziği noktasında Need for Speed serisi gerçekten çok başkaydı.
Özellikle Need for Speed Underground 2 benim için hala özeldir.
Mosfantit de güzeldi bu arada.
Gelecek. İncelemesi gelecek inşallah.
Şimdi hazır Need for Speed demişken Need for Speed deyince aklımıza ne geliyor?
Bu oyunda hiçbir şekilde gaza gelemiyorsun abi.
Müzikler çok ağır kalıyor.
Çok slow kalıyor. Yani sanki açmışsın ETS oynuyorsun alttan Ferdi Baba çalıyor yani.
Bana hiç işlemedi.
Slow demeyelim de yani seni gaza getirmiyor.
Doğru tabir bence o.
Seni hiç gaza getirmiyor abi. Yarış oyunda o müziğin...
Alttan seni böyle körüklemesi lazım bence.
Yanlış mı düşünüyorsun? Kesinlikle doğru.
Yani Need for Speed serisini Need for Speed yapan en büyük özelliklerden bir tanesi de müzik kalitesi çok iyi.
Yani bak ses efektlerini söylemiyorum.
O çok çok başarılı değildi belki ama müzikler çok güzeldi.
Seni oyunda tutuyordu, yarışta tutuyordu.
Geriye düştüğün zaman o müziğin de vermiş olduğu gazla, hazla bir daha gayret diyordun ama burada olmadı o ya.
Aşağıdan ben normal müzik açsam çok daha rahat oynarsın yani.
Bu arada fiyatına da değinelim.
Hani fiyata değinmeden önce şunu da söyleyelim.
Yani uzun soluklu bir oyun olmaz.
Hani girip arada böyle 2-3 yarış atabileceğiniz bir oyun olur.
Steam'de yok bu arada oyun. Epic'de veya Ubisoft Store'dan alabilirsiniz oyunu.
Konsollarda da mevcut işte Play Store'da ya da diğer marketlerde de alabiliyorsunuz.
Ama 1200 liracık eder mi?
O da ayrı bir konu. 1200 liracık bir de bu arada standart sürümü sana onu da söyleyelim.
Ultimate sürümü en azından PlayStation'da 2200 mi 2100 lira mı öyle bir şeydi abi.
Yani yarış oyunu hastasıysanız olabilir.
Veya hani... Ubisoft'un bu aylık aboneliği kaç?
180 lira falan. 180 lira Uplay üzerinden.
Oradan isterseniz Uplay'iniz varsa oradan da abonelikten de oynayabilirsiniz.
En mantıklısı o bence ya. Çok deneyimlemek istiyorsanız 180 lirayı verirsiniz.
3-5 oyun daha var orada onlara da bakarsınız.
3-5 oyun değil bir sürü oyun var da.
3-5 oyuna da bakarsanız bir aylık süre için söylüyorum ben.
Oradan değerlendirebilirsiniz.
Evet bence konuşmamız gereken konuların hepsini konuştuğumuzu düşünüyorum.
Sadece şunu söylemek istiyorum ben.
Şu an günümüzde birçok oyuncu yarış oyunlarına karşı bir mesafesi var.
Ama zamanında birçoğumuz D Need for Speed 1-2'den başlıyor.
Bakın Underground serisinden demiyorum.
Kırmızı arabayla Ferrari ile gezdiğimiz piksel piksel olan oyundan bahsediyorum.
O zamandan bu zamana kadar birçok yarış oyunu oynadık.
büyük bir hayranıydık. Türk millet olup da yarış oyunu sevmez mi?
Bir şey oldu. Bir yarış oyundan da bir kopukluk oldu ve bu türden koptuk.
Uzaklaştık. Bence bunun sebebi şu.
En son mesela Unbound çıkmıştı hatırlarsın.
O da çok güzel bir havası vardı ama yarım kaldı.
Yani devam ettiremedik. Sanki bu yarış oyunlarında bu eskiden çıkan oyunlar mesela bir lineer yapısı vardı.
Açık dünyası olmakla beraber hani bitirebiliyordun ve bitirebileceğine inanıyordun.
O hevesle oynuyordun. Hikayesi her ne kadar böyle wow olmasa bile.
Hikayesi olmasa bile. Seni böyle hani şu yarışa gideyim hikayeyi tamamlayayım.
Oraya gideyim acaba ne olacak böyle bir hikayede ilerliyordun.
O yüzden tatminkar bir şey oluyordu yani.
Ama şimdiki çıkan yarış oyunları açık dünyaya seni atıyor.
Her yerde bir yarış, her yerde bir telaş, her yerde bir koşturmaca.
Ooo diyorsun. Oh my god.
Bu ne?
Çok fazla kalabalık.
İşte bence o yarış oyunları artık biraz daha o lineer yapısına dönse sanki bizleri en azından eski oyuncuları, eski yarış severleri daha fazla elde tutacaktır diye düşünüyorum.
Bu benim kendi şahsi fikrim. Yok ben de seninle aynı fikirdeyim.
Tamam açık dünyada gezinmek güzelmiş ama ne kadar gezebilirsin ki bir arabayla açık dünyada yani.
Bir de eskiden şu vardı. Aşık dünyada araçla gezemiyordu.
Hani oyunlarda gezemiyordu.
Ama şimdi hemen hemen her oyun Açık Dünya ve hemen hemen her oyun Açık Dünya ile gezebiliyorsun.
Bu da sendeki o şeyi doldurdu.
Açlığı fazlasıyla doldurdu.
E şimdi ben bir yarış oyunda da bir de Açık Dünya'da sırf konuşun arabayla gezmek bana çok cazip gelmiyor.
Bana bir yarışı ver, bir hikaye ver, bir ilerleyim.
Bir yerde birinci olduğumu hissedeyim.
Ben bunu daha çok istiyorum gibi sanki.
Katılıyorum sana. O zaman ne diyelim?
Sürçülisanımız olduysa affola diyelim.
Unutmayın ki oyunlar öznel bir nesnedir.
Kişiden kişiye farklılık göstermesi de gayet doğaldır.
Bir sonraki podcastta görüşünceye kadar oyunla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
