
Half-life 3 çıkacak mı? Oyun dünyası nereye gidiyor? Yayıncılar ve oyun basını hakkındaki gerçekler? Hepsi ve daha fazlası oyun dünyasının Kasparov'u ile yaptığımız keyifli sohbetimizde. İyi dinlemeler.
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben de Uğur Kara.
Bu hafta yine çok kıymetli, çok değerli bir konuğumuzla bir podcast kaydımız, sohbetimiz olacak.
Kendileri bizim çocukluk hayranımız.
Bu konuda kendimizi idol gördüğümüz hem düşüncesiyle, hem tecrübesiyle, hem de duruşuyla bu sektörde bizim için en azından çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir abimiz,
kıymetlimiz. Oyun dünyasının kas para bu.
Kesinlikle. Allah'ım yarabbim ya.
Dur abi bölme. Ben utanıyorum burada.
Sen bölme abi. Sen yoksun abi.
Şimdi kim bu abimiz?
Oyun sektöründe 20 yıldan fazla bir deneyime sahibi olan bu işe dün başlamamış çok daha evveli olan Sinan Akkol ile beraberiz.
Maalesef kendisini tanımayan çok insan var.
Çünkü kendisi hep arka planda kaldı.
Bunu da özellikle soracağım kendisine.
O zaman ben direkt sözü kendisine bırakayım hiç uğra vermeden.
Sinan abi hoş geldin ve sen kimsin diyerek kendimi ufakça bir tanıtmanı istiyorum.
Gerçi böyle kısaca tanıtmak da Sinan'a konu nasıl mümkünse.
Biz beceremedik sen becerirsin inşallah.
Ya sıradan bir insanım ben aslında.
Siz bunları söylerken ben burada ezilip üzülüyorum açıkçası.
Şans eseri oyun sektörü Türkiye'de daha başlangıcındayken, hatta av medyası da başlangıcındayken orada bulunan, o ideal yaşta bulunan, o
dönemlerde bilgisayara erişimi olabilen bir insanım.
Ama işte geçmişimde yazmayı çok sevdiğim için.
Belki biliyorsunuzdur Foggle yayıncılık bünyesinde Level dergisinde editör olarak başladım.
Daha sonra yazı işleri müdürlüğü, birkaç dergi ve web sitelerinin yayın yönetmenliğini yaptım.
Oradan ayrıldım daha sonra.
İki arkadaşımla birlikte seti yayıncılığı kurduk.
Orada kendimiz tamamen bağımsız olarak Oyun Gezer dergisini ve onun alt markalarını çıkarttık.
Yaklaşık 9 seviyede orası sürdü.
Daha sonra medyadan biraz elimi eteğimi çekti başkası.
Biraz da farklı bir şeyler denemek istedim.
İlk çocuğumun doğmasıyla birlikte.
Yaşım da biraz olsa sıralar işte 40'a yaklaşıyordu.
Ayrıldık. Çocuklar için mobil oyun üreten bir firmaya girdim.
O sıralarda biraz şeye takmıştım ben.
Yahu 20 senedir hep...
Oyunları övüyoruz övüyoruz ama kendi çocuğum oldu şimdi.
Bu övdüğüm oyunları rahatlıkla çocuğuma oynatabilir miyim sorusu baskın bir hale gelmişti bende.
Bu endişemle eşlişik olarak Maya Damandı firmada çocuk oyunları, mobil çocuk oyunları üreten bir firmada çalışmaya başladım.
Orada mobil oyunlarla ilgili bilgi eksiklerimi giderdim diyebilirim.
Buradan ayrıldıktan sonra da Çocuk İçin İçerik Derneği diye bir derneği kurduk.
Bu işe gönül vermiş akademisyen, eğitmen, çocuk pedagogları ile birlikte.
3 sene hem oranın başkanlığını yürüttüm hem de aynı zamanda tüm içerik incelemelerini yapan içerik ekibini yönettim.
Şu anda hala aktif durumda zaten çocukicinicilik.com'dan.
Türkiye'de hakikaten eşi benzeri olmayan çok değerli bir site şu anda.
Hali hazırda orada yönetim kurulundaki bazı yükümlülüklerimi devam ettiriyorum.
Ama bu arada da Fiverr Games'i kurdum.
Fiverr Games'de eski...
Çalışma arkadaşlarından ikisiyle birlikte, Olkan Turan ve Faruk Akıncı ile birlikte kurduk.
İlk etapta bir içerik ajansı olarak, dijital içerik ajansı olarak çalışıyorduk.
Ama daha sonra mobil oyun veya oyun stüdyosuna evrilme planımız vardı.
Bunu yine çocuklara yönelik bir IP, bir fikri mülk olan Kral Şakir'in resmi oyununu yaparak biraz da erkene çektik.
2019 Mayıs'ında yapmaya başladık Kral Şakir'in oyununu.
Daha sonra 2020 başında Türkiye'de patlayan hyper casual oyun sektöründe ilklerden biri olduk.
O dönemde çok ciddi bir rekabet vardı.
Hala artarak devam ediyor o rekabet ama biz bir ilk hitimizi çok erken yakalayarak orada rekabetten biraz sıyrıldık.
Bir kaynakçılık oyunu olan Veldit 3D ile kendimize iyi bir yer edindik.
Ekibimizi büyüttük şu anda.
Fiber Games çatısı altında 4 markamız var.
Fiber Games, GameDev, Fiber Cem ve Disket Kutusu.
Sizin de takip ettiğiniz YouTube kanalımız.
Ondan sonra Fiber Games bünyesi altında oyun üretiyoruz.
Hyper Casual oyunlar üretiyoruz.
Çok büyük yoğunlukta.
Disket Kutusu altında haftalık hafta haftada 3 tane video yayınlıyoruz.
GameDev altında Türkiye'de oyun üreten gençlere, genç firmalara yönelik hem danışmanlık veriyoruz hem yatırım aşamasında yani sıfırdan yatırım aşamasına kadar danışmanlık sağlıyoruz.
Fibergem ile de hyper casual oyun üretme kabiliyeti olmayan gençlere sadece fikirleriyle bir hyper casual olası bir hyper casual hit oyununa ortak
olma şansı veriyoruz.
Benim hikayem bu kadardı.
Onu takip ediyoruz abi özellikle her ay.
belli kişilerde fikirlerine dayanarak oyun üretimi yapıyorsunuz.
Bizler de fikirler bekliyoruz açıkçası.
Yani neden olmasın olabilir ama böyle düşünmemiştik mesela.
Senin söylediğin bir şey hani çocuğum olduğundan sonra yıllardır bu işi yapıyorum.
Çocuğum acaba benim eleştirdiğim oyunları oynayabilecek mi?
Hala işte bir şekilde 20 sene boyunca oyunları eleştirip oyunları övdük.
Yani alın bunu alın bunu alın bunu almayın.
Bir noktada çocuklar üstündeki bunun etkisi ne?
Kafa yormaya başlayınca şey başladı zaten.
O araştırma başladı.
Bir şekilde beni buldu zaten çocuk için içerik derneği sorumluluğu.
Orada da kendimi geliştirdim.
Hoşuma gidiyor açıkçası.
Yani gönlüm rahat.
Sadece şu anda tüketime yönelik hala çalışıyor olsaydım, yani meslek hayatım sadece tüketime yönelik, sadece...
oyun tavsiye edip insanlara hangi oyunun paralarını hak ettiğini söyleme üstüne olsaydım büyük ihtimalle çoktan kopmuştur sektörden.
Beni ruhen hiç tatmin etmeyen bir noktadaydı.
Ama şimdi hem ebeveynleri, eğitmenleri, öğretmenleri...
Oyunlar, dijital oyunlar sadece dijital oyunlar değil bu arada.
Kitaplar, televizyon filmleri, çizgi filmler hepsini inceleyip o konuda değerlendirmelerimizi yayınlıyoruz.
Uzman pedagoglar ve çocuk psikologları yayınlıyor.
Bir taraftan Türkiye'de zaten parlayan bir sektör olacağını yıllardır dile getirdiğimiz oyun sektörünün Türkiye'deki üretim kanadına.
katkıda bulunuyoruz.
Benim için açıkçası 5-6 sene öncesinden çok daha rahat şu anda oyun sektöründe bulunmaktan dolayı.
Sinan abi şimdi öyle bir konuya girdin ki bir kere zaten kafadan soracağım 4-5 soruyu direkt egale ettin zaten.
Ben öyle yaparım.
İyi oldu.
Zaman kaybettik. Hazır soruyla gelen çoğu insan böyle bir ay bitti soruların.
Bunları da cevaplamıştınız diye.
Başka bir kanala şimdi yöneleceğim ben.
Benim orada sorularım yüklenmesi önemli değil.
Sinan Akkol gerçekten kendine çok farklı bir misyon yüklemiş durumda.
Gerçekten seni takip eden, ismini en azından duyan insanlar bunu biliyor.
Çünkü sektörün yıllarca içerisinde olup daha...
Burada milyonluk yayıncılar, oyun içerik üreticileri yokken, yani burada isim vermekte de sıkıntı yok.
Mesela daha enes kirazoğlu yokken ya da tunalar, meteler yokken siz buradaydınız hep.
Bu sektörün içerisindeydiniz.
Onlar sizin yanınıza geldi ve onlar bir şekilde farklı bir yol izleyip...
hayatlarına devam ettiler.
Çok da güzel başarılar elde ettiler.
Ayrı bir konu. Ama Sinan Akol...
Bizim yerimize de geçti aslında belli noktada.
Çünkü genç nesile biz ulaşamıyoruz artık.
Biz genç nesile dolaylı yoldan ulaşıyoruz.
Yani genç nesile ulaşabilen kişilere ulaşarak ulaşıyoruz diye düşünüyorum ben.
Şöyle mi acaba Sinan Akol soruyor mu?
Ben gençlere belki ulaşamam ama gençleri yetiştireyim.
Yarının gençlerine hitap edecek çocuklara varis olmazsa ele alayım mı dedi acaba Sinan Akkol burada?
Emin olun bunların hiçbiri planlı olmadı.
Yani ne oyun gezeri kurmamız planlı oldu, ne oyun gezerden ayrılmam planlı oldu, ne mayademe girip mobil oyun konusundaki
bilgi açığımı gidermem.
Ne daha sonra kendi firmamızı kurmamız hiçbiri planlı olmadı.
Gençlere ulaşayım da faydalı olayım da planlı olmadı.
Bunu ne şekilde yapacağımın basamaklarını üst üste dizerek çıkmadım.
Hepsi bir şekilde yolda karşıma çıkan hem fırsatları hem insanları doğru analiz edip Benim de o sıralarda içimdeki endişeler, rahatsızlıklar,
beni rahatsız eden konumlarım, kendimle ilgili sorunlarımı nasıl üstesinden gelebileceğimi düşünerek attığım adımlar.
Yani tevafuk diyebilirim şu anda bir noktaya ama bu benim hayatımın hikayesi gerçekten.
Yani bütün hikaye zaten şeyle başlıyor.
96 senesinde yani tarih öncesi gibi gelecekti büyük ihtimalle size arkadaşın evinde yazın otururken yazın otururken canımızın sıkılıp bir level dergisi
almamız o level dergisinde bir yazarlık yarışması olmasıyla ortaya çıktı her şey pamuk ipliğiyle bağlı gidiyor yani ben Müthiş bir misyonu kendime dert edinmiş
değilim. Ama bazı şeyler çok rahatsız ediyor beni.
Beni rahatsız eden şeyleri nasıl egale edebilirim kendi gücümle, kendi imkanlarımla?
Hep onun peşindeyim aslında.
Bu konuda özellikle Türkiye'deki oyun sektöründeki gelişmeler dünyada zaten artık çok saçma bir noktaya geldi zaten oyun sektöründeki yaşanan olaylar.
oyun içeriği üreticileri hem oyun üreticileri hem de bu yayıncı kesiminde ciddi sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı.
Bu noktaya geleceğim ama ondan öncesinde Türkiye bazlı baktığımız zaman Türkiye'deki oyun sektörü de maalesef belli bir nokta yaşamadı hala.
Yani kendi kabuğunu bir türlü kıramadı.
Bu konuda siz tamam bir mobil oyun noktasında bir daha çok çocuklara yönelik bir çalışmanız var.
Tamam. Peki daha ciddi bir atılım yapmayı düşünür müsünüz?
Yoksa yine aynı bu şekilde bu misyonla ve vizyonla devam edecek misiniz?
Açıkçası şu an yaptığımız şey, yani hypercasual prototip üretimi bizim gelirimizi elde ettiğimiz taraf.
Yani tabii ki hepimizin gönlünde bir...
AAA bir bağımsız veya oyun yapmak var.
AAA demiyorum yani bir Santa Monica stüdyosunun Türkiye'den çıkması için Türkiye'nin Hollywood benzeri bir oyun üretim havuzunun olması gerekir.
O biraz şu anda hayal diyeyim.
Ama neden bir Witcher çıkmasın?
Yani doğru adımlarla.
Mount & Black çıktı eninde sonunda.
8 sene gecikmeli de olsa Bannerlord da çıktı.
Hepimizin gönlünde bu var ama oyun yapım işine girdikçe görüyorsunuz ki edindiğiniz tecrübe o an elinizdeki işle ilgili oluyor.
Yani neyse yaptığınız iş oyun tarafında onunla ilgili tecrübe ediniyorsunuz, onunla ilgili insan kaynağı arıyorsunuz.
Farklı bir platforma, farklı bir türde oyun yapmak bambaşka bir iş gücü, bambaşka bir tecrübe birikimi gerektiriyor.
Ben isterim tabii ki dünyada ses getirecek daha büyük çaplı bir oyun bizim altında imzamız olarak çıksın.
Ama şu anda yakın dönemde en azından bizim açımızdan yani benim şirketim açısından planlar arasında gözükmüyor.
Bazı şeylerimiz var işte düşüncelerimiz ve atmayı...
hedeflediğimiz adımlar var.
Onlar gerçekleşirse o tarafa doğru yaptığımız işi bırakmadan ama yani ana gelir kaynağımızı bırakmadan o tarafa doğru expand etme, büyüme gibi bir planımız var.
Yani zaman gösterecek birazcık da.
Zaman gösterecek evet.
Yani yine o pamuk iplikleri bir yöne doğru bizi çekiştirecek ve onun sonunda orada doğru kararı vermeye çalışacağız.
Bir sonraki soruma geçeyim Sinan abi müsaadenle o zaman.
Şimdi oyun sektörü hem Türkiye hem dünyada iyi kötü bir gelişiyor, büyüyor.
Hem de korkutucu derecede büyüyor.
İyi kötü dedin sen ben orada dalacaktım araya.
Hakikaten akıl almaz seviyelerde büyüyor şu an oyun sektörü.
Şimdi bu korkutuculuk hem çıkan oyunların insanlar üzerindeki etkisi noktasında olumsuz etkileri var.
Tabii ki bu oyunlar her ne kadar sanal da olsa bundan etkilenecek insan sayısı çok fazla.
Bunu hem haberlerde şahit olduk hem okunmuş olduğumuz makaleler, dergilerde görüyoruz.
Oyunlardan etkilenerek farklı gayrimeşru, gayri yasal şeyler yapıldığını görüyoruz.
Oyun sektörü bu kadar büyürken hala özgün, kaliteli bir oyun çıkarma noktasında daha da sığlaşıyoruz.
Oyun sayımız artıyor belki dünya çapı içerisinde.
Oyun sayımız artsa da bir Half-Life ya da bir ne bileyim Assassin's Creed 2 şeklinde Diablo 2 şeklinde bir kaliteli bir oturmuş bir
oyun yok maalesef. Türkiye'den bahsediyorsun değil mi?
Türkiye'de zaten bu konuda çok gerideyiz.
Öcüme eksikliği zaten Türkiye'de bizi geride tutuyor.
Türkiye'den böyle şeylerin çıkmasını yakın tarihte beklemiyorum zaten ama dünyaya baktığımız zaman da dünyada artık şöyle bir kavram oluştuğunu düşünüyorum ben.
Bir oyun yaparken oyun firmaları şunu diyor.
Bu yayıncıya özel bir oyun yapalım.
Yani yayıncı oyunu diye bir oyun kavramı çıkmış oldu gayri ihtiyarı.
Hani yaptığımız oyunları yayıncılar oynar mı?
Yayıncılar bundan keyif alır mı?
1 kişiye ya da 5-10 kişiye sayılı insanların keyif alacağı oyunlar yapılmaya başlandı adeta.
Bu da özgünlüğü azalttı, kaliteyi azalttı.
Bu ne kadar daha böyle devam eder?
Yani buna kim dur der ya da öyle söyleyeyim.
Buraya piyasa dur der.
Yani her zaman öyle olmuştur.
Ben bu sene mesela pandemi senesi olmasına rağmen oynadığım bağımsız oyunlardan çok memnunum.
Yani Road 96.
Ondan sonra Loop Hero, dur bakayım şuraya birkaç oyun, hatta disket kutusunda video çekeceğimiz için şey yapmıştım, The Artful Escape, Unpacking, In
Skyruption. Bunlar çok güzel bağımsız oyunlar.
Yani benim bayağı vaktimi çalan, çok hoşuma giden, sanatsal yönü de çok tatmin edici oyunlar.
Yani evet, bir tarafta...
Streamer'lara yönelik hazırlanan oyunlar varken bir tarafta birbirinin kopyası AAA oyunlar varken ama diğer tarafta da böyle bağımsız oyunlar da var.
Biz biraz şeyi istiyoruz aslında.
Bir yandan mesela Hyper Casual'ı nereye koyacaksın?
Ben kendi yaptığım işi çöpe mi atayım o zaman?
Yaptığımız oyunlar çünkü otobüste giderken telefonu tek parmakla kullanmaya yönelik oyunlar ama bir pazarı var bunun.
buradan bir gelir elde ediliyor.
Büyük firmalar büyük risklerle oynadığı için bu oyunu riski minimize etmeye çalışıyor ama bunlar pazarı büyüttükçe arada oluşan boşluklara da bu saydığım bağımsız
oyunlar gibi pek çok başarılı oyun giriyor.
Galiba biz biraz şeyi istiyoruz.
Bizim gençliğimizde çıkan her oyunu oynardık ve çıkan her oyun Bize yepyeni bir dünya, yepyeni bir macera, yepyeni bir sanat hissi verirdi.
O dönemde değiliz artık.
Artık o dönem gitti ve geri gelmeyecek maalesef.
Buna çok zor oldu ama barıştım bu fikirle.
Yani kendi stüdyomu kurmadan önce de barışmıştım ben açıkçası bu fikirle.
Çünkü belki sevmiyorsunuzdur diye örnek veriyorum.
Çıkan her Far Cry 6'ya karşın...
2-3 tane çok güzel, bağımsız, AA oyun çıkıyor.
Evet. Şunu diyebilir miyiz Sinan abi?
O güzel oyunlar o güzel atlara binip gitti bu.
Diğerlerden diyebilir miyiz yani?
Gitti. Aslında bizim o güzel gençliğimiz o atlara binip giden.
Oyunlar da değil, şimdiki nesillerin de şu an ilk karşılaştıkları oyundan bizim aldığımız keyfi alıp almadığını bilemeyiz.
Tabii ki bizim zamanımızda çok az oyun vardı yani sen bir oyun alıp oynadığında Bursa'daki bir kişi de aynı oyunu oynuyordu, Antalya'daki de onu oynuyordu, Varşova'daki de o oyunu
oynuyordu ve o konu oluyordu.
Şimdi zamanını bölmen gereken milyon tane farklı içerik ve oyun var.
O yüzden doğru içeriye zaman harcamadığın hissiyatı da biraz rahatsız ediyor senin.
Yaş ilerledikçe, sorumluluklar arttıkça.
Kesinlikle. Bu konuda katılıyorum.
Bizim de evliyiz ve iki tane çocuğumuz var.
Ve yarın öbür gün benim en büyük hayallerimden biri şudur.
İki tane kız çocuğumla beraber oturup oyun oynayabileceğim oyunları görmek istiyorum ben.
Var var. Neden olmasın?
Gerçekten bunları bulmak için uğraşmamız gerekiyor.
Bunlar hani Far Cry gibi, Assassin gibi gözümüze sokunmuyor.
Aksine böyle sümen altı edilmiş oyunlar gibi orada kalıyorlar.
Senin gerçekten araştırman gerekiyor.
Gerçekten uğraşman gerekiyor bu tür oyunları bulabilmek için.
Kızlarınla zaten oturup Far Cry, Assassin's Creed oynama bence.
Yok hayır. Yaşları küçük bildiğim kadarıyla.
Tabii tabii. Onlarla oyun oynamışım.
Biraz daha bir 4-5 sene daha ihtiyacım var.
Şunu diyecektim ben.
Ben hala Mario dışında onlarla oynayabileceğim bir oyun göremiyorum neredeyse.
Onu diyecektim açıkçası. Çok var.
Bakayım. Belki bunu dinleyiciler göremeyecek ama.
Bizim çocukin içerik.com'daki tüm oyun incelemelerimizin sayfasını gönderdim size.
Tüm yaşlara göre süzülmüş olarak buradan seçini oynayın.
Yaş uygunluğu, içerdiği pozitif, negatif ve riskli içerikler vs.
hepsine göre süzebileceksiniz buradan.
O zaman Sinan abi biz bunu şöyle yapalım.
Bir sonraki haftaki podcastımız en azından seninle olmasa bile Uğur'la beraber oturup...
çocukların da oynayabileceği oyunlar diye ayrı bir özel bir bölüm yapalım o zaman biz bununla alakalı.
Mantıklı. Valla çok iyi olur.
Yani ben mesela benim ufaklıklarla oturdum Metroid Dread oynuyorum.
Platform oyunu yani sonuçta.
Evet yaşlarına göre çok uygun değil ama çok korkunç öğeler de yok içinde.
Şiddet de çok kartun bir şiddet.
Sürekli şey yapıyordu. Çocuk ikinci günde şey yapmaya başladı.
4,5 yaşındaki oğlumdan bahsediyorum.
Harita okuyabilmeye başladı.
Baba dedi şurada sarı kapı var bak sarı kapıyı açacak şeyi almıştın.
Üçlü ateşi almıştın falan diye.
Ben şoka uğradım.
O senin oğlun oyunundan abi.
Genel tarımından. Ama ilk defa benimle oturup oyun oynuyor.
İlk yani 4,5 yılda.
Bir de benim öyle bir şeyim var. Biz çok katı demeyeyim ama güzel uygulanmış kurallar koyduk.
Mesela hiç ellerine telefon vermedik.
Hiç ellerine tablet vermedik.
Hiçbir zaman alışmadılar buna.
Sadece ve sadece benim iş bilgisayarımdan bir şeyler izleme hakları olduğunu biliyorlar.
Diretmiyorlar da dışarıdayken veya bir yerdeyken baba telefon, baba tablet diye.
Bu bizim farkında olmadan yaptığımız çok güzel bir şey oldu.
Benim tavsiyem odur.
Çocukların eline kesinlikle telefon, tablet vermeyin.
Kesinlikle. Bu biraz şey gibi oldu.
Babası oyun oynuyor ama çocuğuna oyun vermiyor.
Biraz öyle tabii ama ne yapsın babası oyuncu.
Evet bir de evet. Öneren bir şey.
Ben sizinle oyun yaptım ama oynamayın.
Ablasının eğitim oyunları var mesela çok güzel.
Sago mini serisi vs.
Duymamışsınız da bunları çoğunlukla.
Çok güzel oyunlar var yani çocuklara yönelik yapılmış eğitim odaklı vs.
Toka serisi mesela. Bunlarla vakit geçiriyor ve şeyi de hissediyorsun.
Geliştiğini hissediyorsun. Yani oyunların gerçekten Doğru seçilmiş oyunların çocukların üstünde olumlu çok etkisi var.
Bir ara ben hatta YouTube'da oyun makinesi bir tane bir video yapmıştım böyle öldüren oyunlar diye.
Oyun oynadığı için, oynadığı oyuna kendisini kaptırdığı için...
İntihar edenler vardı.
Kendi çocuğunu, daha 3 aylık çocuğunu boğazlayanlar vardı.
Neler neler gördüm.
Hani biraz araştırınca ben biraz daha böyle biraz meraklıyım bu tür şeylere.
Neler olmuş, neler bitmiş şeklinde.
Kanım çekildi adeta.
Böyle şeyleri görünce...
Bir şey olmaya başlıyorsun.
Oyunlar yararlı mıdır, zararlı mıdır sorusunu sormaya başlıyorsun.
Burada da sizin dediğiniz şeyler oraya giriyor.
Yani yönlendirme.
Nereden baktığına bağlı, nasıl baktığına bağlı gerçekten.
Her türlü şiddeti içeriye oynadık biz.
Küçüklüğümüzde de oynadık.
Hala da oynamaya devam ediyoruz.
Ama hayatımda iki kere iki kişiye tokat attım.
Uyguladığım şiddet budur.
Biri askerdeydi, birisi SGK'da önüme sıraya giren bir üçüncü kez giren kişiydi.
Ona patladım yani. Ya çocukları veya gençleri veya insanları şiddete yönelten şey oyunlar değil.
Evet yani çalışmalar gösteriyor ki şiddet içeren oyunlar şiddete karşı hissizleştirebiliyor insanları.
Yani özellikle çocuk yaşta olanları.
O yüzden şiddet içeren veya onlara yönelik olmayan içerikleri içeren oyunları tüketmemeleri gerekiyor.
insanların yönelmesinin sebebi hayata dair anlamsızlık yani anlam boşluğu.
Bir anlam bulamamaları oyunda.
Ben çok yerde de bunu söyledim.
Oyun oynadığı için insanlar psikopatlaşmıyor.
Zaten asosyal oldukları için psikopatların çoğu oyunlara ayırabiliyorlar vakitlerini.
Evde, yalnızken, özellikle online oyunlarda hayal dünyalarındaki kötücül hareketleri hayata geçirebiliyorlar.
Aynı şey kitaplar için de söylenebilir.
Televizyon dizileri için de söylenebilir.
Bir kişi taksi driver'ı seyredip aynı şeyleri yapmak için sokağa çıkabilir.
Ama o kişinin psikolojik olarak rahatsız olduğunu ve bir dinamit gibi fitili dışarıda gezdiğini gösterir bence.
O fitili ateşleyen şeyin bir oyun veya bir kitap veya bir film olması o tarafı, o sanat eserini, o fikri mülkü
karalamamalı.
İnsanlarda çok büyük bir şu anda değersizlik ve anlam arayışı var.
bütün hayattaki başarının paraya endekslenmiş olduğu günümüzde, 2000'li yıllarda her türlü pozitif değerin içi boşaltıldı.
Mertlik, dürüstlük, ondan sonra doğruluk bunların alaya alındığı bir dönemde yaşarken haliyle bu
tür psikopatça davranışları göreceğiz.
Yani bir kısmımız da belki buna dönüşüyoruzdur.
Bilmiyorum yani. Dünyanın bizi zorlaması nedeniyle buna dönüşüyoruzdur.
Oyunlar o dönüşüm sırasındaki yalnızlığı biraz bastırmak için sığındığımız yerler.
Yine şeye geliyoruz yani.
Oyunlar manyaklaştırmıyor insanları.
Hayat manyaklaştırıyor. İçindeki şeyi ortaya çıkarmışlar.
Bir de ben şuna şahit olmuş biri olarak söylüyorum.
Özellikle YouTube ve benzeri platformlarda içerik üreten, yayın yapan insanların belli bir seviyeye geldikten sonra ben demeye başladıklarını
ben gördüm. Bu işe ilk girdiklerinde bu bencilliği yıkmak için gidiyoruz biz, biz bunlara alternatif olmak için gidiyoruz deyip o zehiri kaptıktan sonra tamamıyla
o canavara dönüştüklerine şahit olduğu olan biri olarak söylüyorum.
Bu platformların gerçekten ciddi anlamda denetime tabi tutulması gerekiyor.
Çünkü artık bunu izleyen kitlenin ben bireysel olarak bunu düşünüp, bunu iğdeleyip düşünce süzgecinden geçirebileceği hem
kalitede olduğunu düşünmüyorum hem kapasitede olduğunu düşünmüyorum.
Ki Twitch'teki muhabbetlerden bir tane sebeplerinden biri de budur bana göre.
Sırf insan donate atıp, bağış atıp abi bana söver misin, abi arkadaşıma küfür eder misin şeklinde küfür yemeyi bundan keyif alıyor insanlar.
Ya da başka bir yayıncı normal hatta etmeyeceği kadar küfürleri daha çok izlenme, daha çok böyle maddi gelir elde edebilmek adına yayınlarını
da yapabiliyor. Ben içeriklerimi üretirken affedersin en ufak bir argül kelime kullanmamaya çalışıyorum.
Hani lanı bile kibarlaştırıp len demeye çalışıyorum.
Hani biraz daha mizahi olsun diye.
Kabı olmasın diye. Benim videolarımı ben şunu bir türlü şey yapamıyorum.
Kafamda oturtturamıyorum Sinan abi.
Bunların gerçekten anaları babaları yok mu?
Yani bu yayıncı kitlesinin çoğunun zaten yaş ortalaması 25-30 arasında zaten.
Bunun eşi yok mu?
Arkadaşı yok mu? Kimse demiyor mu?
Lan oğlum sen ne yapıyorsun yani?
Manyak mısın? Aklın yerinde mi?
Demiyorlar yani. Aklım almıyor.
Sen tamamla 5'e gideceğim ben.
Bu yayıncılarında onları izleyen kitlesinin de kalite noktasında zayıflattığını düşünüyorum ben en azından.
Kesinlikle öyle. Kimi izliyorsa gençler, çocuklar ona benzemeye başlıyor.
Futbol takımı gibi onun fanatiği oluyor.
Doğrusunda da yanında oluyor ama yanlışında da işin kötüsü yanında oluyor.
O şey bir durum.
Apayrı sosyokültürel bir durum.
Hem yayıncıyı hem de onu izleyenleri aslında kapsayarak söyleyeceğim.
Ben birisi şeyse, saygısızsa ondan sonra belli değerlere sahip değilse, sürekli küfür ediyorsa vesaire dönüp aile yaşamına bakmak gerekir.
Özellikle çocuk yaştakileri dışarıda küfür ediyorsa, sokakta bağırıyor, çağırıyorsa yanında...
efendi efendi duran anne babasının evde nasıl davrandığını az çok anlayabiliyorsunuz.
Çocuk çünkü yansıtır aynalar.
Evde bir huzursuzluk varsa, küfür varsa, şiddet varsa çocukta da onun yansımasını direkt olarak görürsünüz.
Yansıtır çünkü çocuk.
Aile yaşantısı yok ki abi.
Ne anne baba yaşantısı var, ne karı koca yaşantısı var.
Böyle bir aile kavramı Ne kadar zayıflarsa işte bunun etkilerini bu şekilde görürüz.
Kimse hani bana göre ahlak evrenseldir.
Yani öznel bir kavram değildir.
Küfür ahlaksızlıktır.
Hani ben etmiyor muyum?
Tabii ki yeri geliyor ediyorum. Ağzımda kaşıyor.
Ya da bazen yeri geliyor metinlerimde kullanıyorum.
Youtube videolarımda kullanıyorum ama bunu küfür etmek için değil de buraya da cuk oturdu dediğim bazı yerler vardır ya Sinan abi.
Oraya koyuyorum ama inan koyarken de ulan şimdi bunu anam görecek şimdi kesin bana bir laf diyecek.
Çünkü yan yanayız onlar biz.
Annemle babamla yan yanayız.
Benim o attığım videoyu herkesten önce benim anne babam izliyor.
Benim onların gözüne düşmemem gerekiyor.
Ama işte yayıncıların böyle bir kaygısı olmadığı için rahat rahat takılıyorlar.
Ama onu izleyen insanların bir ailesi var, anne babası var, çevresi var.
Ve izlediği yayıncılar maalesef olumsuz etkileniyorlar.
Yani yayına art 18 işareti koymak ya da engeli koymak bir şey değiştirmiyor.
Seni o günahlarından suçlarından arındırmıyor yani.
Buna çok yapabileceğimiz bir şey yok ya.
Yok maalesef. Zamanı böyle.
Dışarıda biz biraz dışarıdan hani o yüzden kaldığımız için memnunum ben.
İşin içinde olup da o duruma gelmek de vardı.
Bazı çok az sayıda şeyi var.
Hakikaten yaşı ilerlemiş olup hala tutunabilmek için bu tür küfür düğü vesaireydi.
Negatif içerikler üreten içerik üreticiler var.
Yaş deyince direkt aklıma Murat abi geldi ama o küfür etmiyor o yüzden sıkıntı yok.
Yok canım yok kesinlikle.
Çok kıymetli bir hamiz bu da.
Şahsen tanımadığım insanlar hepsi.
Benden büyüktür Murat Sönmez.
Benden bir çıt büyüktür diye tahmin ediyorum.
Büyük bir ihtimal ya. Ama onları tanışmadınız yani.
Zaten hiç Allah'tan tanımadığım insanlar yani.
Tanımak istemediğim insanlar.
Ama çok şey yani böyle ben çok üstünde kafa yordum.
Düzeltebilir miyim? Nasıl düzeltebilirim?
Zamanın ruhunun karşısında sen ben duramazsın.
Çünkü dünya yozlaşmak üstüne kurulu bir düzene sahip.
Gittikçe yozlaşacak. Sen, ben, birileri mücadele edeceğiz.
Mücadele ederken birbirimize destek olacağız.
Ve bir noktada bitecek bu hikaye.
Hepsi bu. Abi çok ağır oldu bu şey ya.
Hani böyle... Ben inan çok şu an keyif alıyorum.
Hiç bitmesin istiyorum bu sohbet ama...
Biraz yine de soruyla değiştirelim.
Ha o soruyu mu soracak?
Tamam. Oyun basını ve yayıncılar.
Sen de zamanında basın kısmında bulunduğun için bu soruyu aldık abi.
Oyunları yer yer abartı derecede dönmekte veya gömmekte midir?
Hiç böyle bir durumda karşılayamıyorum.
Atıyorum bu oyun ona benziyor.
Daima. Çoğunlukla öyle oluyor yani.
Sadece o da değil. Türkiye özelinde bahsedeyim mesela konuda.
Biz şu anda sadece disket kutusu kanalımız var ama bir medya geçmişimiz olduğu için hala bizi medya tarafında görüp sayıp sevenler ondan sonra kodlu
vesaireydi gönderenler oluyor.
Hemen hemen herkes gönderiyor yani bütün publisherlar.
Ondan sonra tabii şey yapıyor adam karşılığında en azından bir içerik üretmeni bekliyor.
Yani bizim konumumuz itibariyle bizi zorlayamıyorlar.
Ya işte oyunu da gömmüşsünüz, kötü konuşmuşsunuz falan filan diyemiyorlar.
Ama çok fazla kötü konuşulduğunda firmalarla ilişkinin bozulduğu bir gerçek ve firmalarla ilişki dengesini sağlamak için oyunları öven çok
var. Tam tersi ibrenin diğer tarafında...
takipçilerini memnun etmek veya clickbait yapmak için haksız yere oyunu gömenler de var.
Yani bu iki ucu boklu değnek.
İkisi de var, yapılıyor.
Yapılmaya da belki de devam edecek.
Özellikle yeni girenler, sektöre yeni girenler tutunabilmek için büyük yayıncıların, büyük youtuberların, içerik üreticilerinin karşısında Bu tür
konulara daha açık olabiliyorlar.
Eskiler de yapıyor, yapmıyor değil.
Ama dediğin doğru.
Çok öven de var, çok yeren de var.
İkisi de sakıncalı bence.
Hakkı neyse onu söylemen lazım.
sana bedava gelen oyunu överken belki seni izleyen 10 kişi 50 kişi birbirinden 300 lirasını çıkartıp oyuna verecek.
Ya sen o oyunu yerdiğinde gereksiz yere gömdüğünde daha fazla kullanıcının şak şakını almak için o oyunu üretmek için yıllarını veren üretici
ekibin hakkına girmiş oluyorsun bu sefer.
Bir de bu oyunu geliştireceği arkadaşlara da faydası yok.
Yani en son çıkan oyun için hani Merhaba.
Guardian of the Galaxy.
Yani oyunun bariz bir şekilde oynanış noktasında sıkıntısı var.
Yani bu belli. İki saat sonra oyun kendisini oynatamaz bir seviye noktasına getiriyor.
Çünkü farklı yerlerde daha fazla ağırlığını vermiş.
İşte hikaye sunumuna vermiş, diyaloglara vermiş, belli nokta atmosferlere vermiş, katsinlere vermiş.
Vermiş de vermiş ama gel gör ki oynanış kısmına geldiğinde sanki Square Enix demiş ki geliştirici firmaya yeter abi bu kadar tamam daha fazla yere gitmene gerek yok.
Bundan sonra siz hallederiz demiş gibi öyle bir durum var.
Ama gel gör ki abi o kadar yayıncıdan izledim.
Özellikle izledim Türkiye'dekileri kastediyorum.
Biri de demedi ki arkadaşlar bu oyunun oynanışı kötü ya.
Biri de demedi ki bu oyunun iş yani 2 saat sonra sıkıyor arkadaşlar demedi.
Hepsi aa diyaloglar çok güzel aa oynanış eğlenceli çok keyif aldık.
Lan nereye keyif aldın? Her zaman öyle.
Yapmayın ya bunu çıldırıyorum abi.
Bununla alakalı bugün mesela eleştiri videosu attık bir tane.
Adam yayıncılardan izlemiş olduğu onlardan duymuş olduğu şeyleri bana sıralamış böyle 10 tane madde yapmış.
Tebrik ederim. Üşenmemişsin yazmışsın yani.
Sağ ol. Bu gerçekten oyunculara da zarar veriyor.
Oyunu oynayacak olan 5-10 lira parası olan insana da zarar veriyor.
Daha iyi oyun yapabilme potansiyeli olan firmalara da zarar veriyor.
Aa benim oyunum iyiymiş ya fena değilmiş diyorlar yani.
Değil kardeşim senin oyunun güzel değil.
Senin reklamın güzel.
PR artık. Zaten eskiden oyunu tester'lara oynatırlardı şimdi yayıncılara oynatıyor maalesef maalesef öyle bir şey var öyle bir şey var evet yani çünkü iyi bir takipçi kitlesi
olan yayıncı oynadığında zıplatabiliyor her oyunu şu tepeden görünüşlü 2D içerideki uzaylıyı aradığın imposter'ı aradığın oyun neydi unuttum
ismini şu an Among Us az daha oyunu artık kapatalım gidelim dedikleri noktada parladı patladı bir streamer'ın oynaması nedeniyle.
Evet yani oyunu özellikle keyif için oynayanlar çoğunlukla şey yapmıyor.
Hani negatif taraflarından çok fazla bahsetmiyor.
Belki fark etmiyor. Ben Guardians'ı çok az oynadım.
Oynadığım... İlk bir saat falan bayağı keyifliydi.
Sürekli niye susmuyorlar diye şey yaptım.
Diyalogları takip etmeye çabalıyorum çünkü bir yandan oyunu oynarken.
Demek ki monotonlaşıyor ileride yani sürekli.
Aynı şeyi yapıyorsun.
Zaten şey belli artık dümdüz single player oyun yaptığın zaman çok sırıtıyor.
Guardians'ın öyle bir sıkıntısı olacağı belliydi yani ilk bir saatinde.
Yapan ekibi ben çok severim.
Tomb Raider'ı yapan ekip.
Yanlış hatırlamıyorsam.
Eidos Montreal. Deus Ex'i yaptı.
Benim orada eleştirim şey olur.
Ya bunu yapacağınıza Deus Ex'i yapsaydınız da kardeşim.
İşte orada da Square Enix Factory devreye giriyor zaten.
Biz tavanın dibini sıyırıyoruz aslında.
Square Enix bir noktada Marvel'la bir bağlantı kurmuş belli ki.
Marvel oyunu yapacağım ben size diye.
Marvel Avengers çıktı, patladı.
Bu çıktı. Ortalama, ortalamanın bir tık üstü bir oyun.
Bilmiyorum başka Marvel oyunu var mı Square Enix'ten gelen ama.
yavaş yavaş başka hayır Square Enix'den gelen başka Marvel oyunu olmaması bir sıkıntı yani.
Marvel ve IPC'de belli ki bir anlaşma yapmışlar.
İki oyunu yapalım size ondan sonra paylaşalım gelirini diye.
İkisi de çok şey çıkmadı yani matah çıkmadı.
Bu konuda şu ana kadar en iyisi şey Sony o da 2-3 tane daha Marvel oyunu birden yapıyor.
Ben Marvel'dan kustum zaten.
Yani benim sıkıntım o.
Yani otururdum geçenlerde bir belgesel var Netflix'te.
The Movies That Made Us diye.
Çok sevdiğimiz 80'ler 90'lar filmlerinin yapım hikayelerini anlatıyor.
Ya arkadaş yani yılda 5 tane olmasa da yılda 1-2 tane hakikaten hayatımızda iz bırakan film izlemişiz.
Yakın zamanda hani izleyip de beni son derece etkileyen filmlere bakıyorum.
Herhalde en son Interstellar falandı.
Gerçekten hoşuma giderek izlediğim, bana bir duygu yaşatan film.
Zaten sinemalar vesaireler kalmadı.
Marvel'da Marvel yani bütün hayatı süper kahraman oldu sinema sektörünün.
Neyse ki şey bitti.
Endgame'de bir silsile bitti de toparlayamayacaklarını da düşünüyorum bundan sonra gelecek olan şeyler.
Çünkü çıtır çeliriz karakterler.
Zaten Elementals olsun bu Shangri'ydi galiba en son Çinli süper kahramanımsının olduğu.
Onlarla hiç yani belki Doctor Strange olur.
Yeni Spider-Man filmi olur ki o Sony'nin filmi.
Birazcık toparlar ama şey yani sinema sektörünün de tadı tuzu yok.
Sadece oyunların değil. O konuya girmiyorlar.
Diziler, filmler zaten onlar.
Oraya bir girdik mi Sinan abi?
Bu sabaha kadar sürer bu muhabbet yani.
Hazır Sony demişken abi Sony ile ilgili bir soru soralım.
Sony oyunlarını artık bilgisayara port ediyor abi.
Evet. Dünyadaki oyun konsol oyunculuğunu nasıl etkileyecek?
Bir de senin görüşlerin nedir bununla ilgili?
Bununla ilgili de bir video çektik.
Herhalde cumartesi falan yayınlanır diye tahmin ediyorum.
Ya ben olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.
Olumsuz değil. Neden?
Çünkü Sony kendine özgü IP'leri olan 3 konsol üreticisinden bence en güçlüsü.
Yani Nintendo'nun da kendi IP'leri var ama çok mesela bizim kullanıcı kitlemize hitap etmiyor Nintendo oyunları.
Daha global oyunlar yapıyor Sony.
Bir God of War olsun, Horizon olsun çok daha geniş bir kitle tarafından sevilebilecek oyunlar.
Daha çocuksu bulunuyor Nintendo oyunları.
Ama Sony'nin üretim maliyetleri logaritmik olarak artıyor.
Özellikle görsel kalite, işlemci gücü arttıkça onu Utilize edecek, onu kullanacak oyun sanatçısı maliyeti,
oyunların geliştirme maliyetleri logaritmik olarak artıyor.
En son 150-200 milyon dolar arasına gelmişti bir AAA oyun üretimi maliyeti.
Sony'de bakıyor, PlayStation sahibi, 15 milyon PlayStation 5 sahibi var, 120 milyon PlayStation 4 sahibi var şu anda.
Onlara bir oyun yapıyorum, satıyorum.
25 milyonu alıyor.
Tamam güzel, çok güzel.
60 dolarla çarptığında kendine geliyorsun.
Ama beri tarafta PC'ciler var.
Belki. 1-1,5 milyar PC sahibi var.
Microsoft bakıyor ne yapıyor orada?
Game Pass ile işte Xbox'a çıkan oyunu, PC ile PC'ye çıkan oyunu Xbox'da oynatabilmesiyle falan burayı Hızlı bir şekilde domine ediyor son 3 sene de.
Eyvah diyor yani burayı biz kaçıracağız.
Maliyetler de deli gibi artıyor.
Ben buraya çıkartırım.
Şimdi ben bir PlayStation sahibi olarak tepki göstermiyorum.
Çünkü o oyunları çoktan şeyde oynadım.
PlayStation'da oynadım. Ama sadece PC sahibi olsaydım müthiş mutlu olurdum.
Çünkü Uzaktan kedinin ciğere baktığı gibi bakıyor olurdum o oyunlara.
PlayStation sahiplerinin az bir kısmı kızıyor.
Ay ben bu oyunu sadece bu var diye almıştım şuydu buydu ama bence haksızlık ediyorlar.
Çünkü PC sahiplerinden 2 sene önce oynadınız zaten o oyunları.
Hatta bedava verdiler God of War, PlayStation 5 alanlara.
PlayStation Plus üstünden zannediyorum bedava verdiler.
PC sahipleri de 300 lirasını çıkartıp versin oynasın yani bir zahmet.
Bence şey yapmamaları lazım buna.
Negatif bakmamaları lazım.
Konsol sektörünü ben bunun olumlu etkilediğini ve etkileyeceğini düşünüyorum.
Bir tek şu anda direnen Nintendo kaldı.
Bırakın PC'ye getirmeyi indirim bile yapmıyor.
4 yıllık oyununu hala 60 Euro'dan itelemeye çalışıyor.
Güzel de oyun yapıyor. Yok yapıyor ya çok güzel oyunlar yapıyor.
Bizim radarımıza çok girmiyor işte.
Ben Metroid Dread oynuyorum mesela.
Çok keyif alıyorum.
Ben çok severim Metroid'i, Vania tarzı oyunları ama mesela Ori'yi bitirmedim.
Bir noktadan sonra sıktı.
Hollow Knight'ı bir noktadan sonra bırakmıştım.
Metroid Dread'i sonuna kadar oynayacağım gibi gözüküyor bu türün.
İlk örneklerinden biri yani Metroid serisi.
İsimini veriyor zaten türe.
Metroidvania. O yüzden Nintendo zırt pırt oyun çıkartıyor.
Çok da güzel oyunlar çıkartıyor. Bizim radarımıza hiç girmiyor Türkiye'de olduğumuz için.
Ben konsol sektörünün olumsuz etkilenmeyeceğini düşünüyorum Sony'in bu hareketiyle.
Eğer ki Sony'e ömür katacaksa, gelir katacaksa bu çok da olumlu karşılıyorum.
Bunu yapsınlar ki daha sık, daha fazla iyi oyun görebilirim.
Bence birazcık da geç kalınmış bir şey bu.
Bence geç kalınmış bir şey tabii.
Çok fazla back katalog kaldı.
Uncharted şimdi bence 4'ü çıkartacaklar.
Hatta durdular mı Uncharted 4 PC'ye resmi olarak?
1, 2, 3 nerede?
Gitti. PlayStation 4'ün hatta 3'ün back katalogunda Yüzlerce güzel oyun var PC'de de hala iş yapabilecek.
Yani o kayıp bir şey Sony için.
Kaynak. Keşke yapabilseler oraya geri dön.
Geç kalmış demişken biz de bayağı bir şeyi de uzattık Sinan abi.
Seni de çok... Yavaş yavaş toparlayalım evet.
Yavaş yavaş toparlayalım. Ben tavuk gibiyimdir.
22'de kapatmaya başlarım kepenkleri.
Tamam abi ben hemen kısaca şöyle bir iki tane sormak istediğim özellikle basit sorular var böyle.
Fikrini anlatmaya çalışacağım.
Kısa tutmaya çalışacağım. Hemen mesela GTA 6 hakkında düşündüğün neler?
Çıkar mı? Ne zaman çıkar? Çıkar.
Bu GTA 6'nın habercisi midir yoksa yeni bir IP'nin habercisi midir acaba?
Bence bu da şeyin yani Rockstar'ın işte kazanın dibini kazıma projesi.
Herkes yapacak bunu bundan sonra.
Remastered, remake falan filan gırla göreceğiz.
Maliyetleri çünkü daha...
hesaplı sıfırdan bir IP üretmektense yapsınlar.
Bence çok olumlu bir şey.
Ama tutup da GTA 6'yı böyle servis bazlı bir oyun yaparlarsa çok sinirlenirim.
Çok kızarım. GTA 6 için söylüyorsun herhalde değil mi?
GTA 6 için söylüyorum.
Niye? Far Cry 7 servis bazlı bir online oyun olacak dedikoduları var ya.
Aklım oraya gitti. Kusura bakma.
Yok yok GTA 6 için onu söylüyorlardı.
İnşallah öyle bir şey yapmazlar.
GTA 6 kesinlikle çıkacak.
Ama 24-25 yani 2024-2025 gibi bekliyorum ben.
Bir de şu arkadaşın herkese sorduğu bir soru var abi.
Ama senin cevabın büyük bir ihtimal çok daha kıymetli olacaktır.
Sektörün daha bir eskisi var.
Hafif hafif gelmeyeceğini arkadaşa bir söylersen abi.
Çıkar mı abi? Çıkar.
Çıkar. Yani ben artık şuna inandım.
Şaşırttım seni Uğur ama.
Hiçbir IP kuyuda kalmaz.
Hiçbir fikrim kuyuda kalmaz.
Yani Half-Life Alyx'i görmeden önce çıkmaz diyordum ama tam tahmin ettiğim gibiymiş.
Yapım belgesellerini falan da izledim Half-Life Alyx'in.
Half-Life öyle bir efsane durumuna gelmiş durumda ki Valve içinde.
Kimse onu ele alıp Ben Half-Life 3 projesini yönetmek istiyorum içeride diyemiyormuş korkudan.
Çünkü hem firma için de çok büyük bir efsane.
Half-Life, Valve'ı Valve yapan, Steam ile PC oyunculuğunu tamamen değiştiren, tamamen bugün hala var olmasını belki de sağlayan şeyi
oluşturan oyun Half-Life.
Mihink taşı değil Mihink'in kendisi yani temelin kendisi neredeyse PC oyunculuğunda.
Şimdi ben bunun üçüncüsünü yapıyorum diye Valve'da kendini ortaya atan olmuş çok ezilmişler.
Daha yeni dün bir 2013'ten mi Stars of Blood diye Valve'ın başlayıp çöpe attığı bir oyunun videoları düştü internete.
Hani şu anda 8 senelik videolar ağzınız açık kalır.
Yani istese hık diye yapacak durumda.
Final olarak da ekip olarak da Half-Life 3'ü istemiyor.
Neden? O çöpe attığı oyunun görselliğini görünce anlıyorsunuz.
Adamlar bir şeyleri devrimsel olarak yapmak istiyor bence içeride.
Ve içeride de bunu bu şekilde sırtlanmak isteyen bir ekip yok.
Ama Half-Life Alyx bunu bence değiştirdi.
Half-Life Alyx'i hala oynayamadım.
Bir Oculus Quest 2 satın almam gerekiyor ama Göz bozukluğundan dolayı da korkuyorum.
İyice bozmayayım gözlerimi diye.
Almıyorum. İzlemedim spoiler yememek için ama bazı şeylere baktım işte.
Mesela şarap şişesini alıyor. Işığa tutuyor.
Işıkta şarap şişesindeki renklerin dönüşümü falan.
Akıl almaz şeyler yapabiliyor Valve.
Yani Valve yapmak istesin.
Sony'nin yapamayacağı, Microsoft'un yapamayacağı oyunları yapar.
Çatır çatır yapar. Valve istemiyor.
Yani mükemmelden ayrı bir oyun yaptı.
Gerçi kendimle çelişiyorum şimdi.
Artifact diye bir oyun çıkarttılar.
Rezil rüsva oldu. Oyunu kapattılar da gerçi ama.
Tembellik var mı abi Valve'de?
Bence sanki biraz da tembellik var.
Bu Steam'in vermiş olduğu tembellik var bence ya.
Babcan böyle çıkır çıkır çıkır sürekli yani uyurken Neville Allah bereket versin bugün gece de 1 milyon dolar daha ya uyu bu gece diye toparlıyor parsa gibi.
Bence en büyük sebep bence bu ya.
Steam onu tembelleştirir bence yani.
Kesinlikle yapabilecek bir anlamı var ama yapmamasının sebeplerinden biri bence kesinlikle bir mükemmelliyet zihniyeti var onu da kabul ama birazcık da tembellik.
Bir de Gabe abi üçü bilmiyor diyorlar.
Öyle de bir şey var.
Üçlü şeyleri yapmıyor.
Bak şimdi Steam Deck geliyor ya eğer Steam Deck'i tutturabilirlerse bu Steam Machine'ler gibi gümbürteye gitmezse Steam Deck için bir Half-Life bir Portal projesi
görürüz diye düşünüyorum ben.
Ama 3 olarak değil de normal D'si gibi 3 olur diyorsun.
Tabii tabii. Half-Life 3'den önce episode 3'ü bitirmeleri, bağlamaları bir şey lazım.
O havada kaldı öyle. Eli kızının kollarında kalıverdi öyle.
Onu hadi bırakıp Half-Life 3 yapamazlar.
Abi işte Alex'in sonunda bağlantı var aslında ama...
Muhtemelen bilmedi. Tamam.
Yok. Spoiler. Verme verme.
Konuyu değiştireyim ben o zaman.
Özellikle bizim takipçimizden biri sordu.
Belli ki dertli hepimizin gibi.
Paramızın yettiği değil de istediğimiz oyunları alabileceğimiz bir gün gelecek mi?
O zamanları görecek miyiz? diye soruyor abi.
İnşallah. Yani ben ümidi hiçbir zaman kaybetmeme taraftarıyım.
Şimdiki ekonomi üstüne çok konuştuk.
Kendi kanalımızda da konuştuk.
Daha da konuşulur. İstediğimiz oyunu alabildiğimiz bir zaman bence gelecek.
Ama ne şekilde olur?
Nasıl olur? Bunun cevabı bende yok.
Çünkü bu olmaz.
Hayatta olmaz. Türkiye'de hiçbir şey düzelmez.
Kafa yapısı var. Bu kafa yapısı da düzelmemesinde başrolü çekiyor.
Çünkü bu kafa yapısı Güzelmeyecekse ben yolum olayım nasıl olabilirsem düşüncesini getiriyor hemen peşi sıra.
Yoldan para kazanma şeyi var.
Aynen öyle. Hemen hızlı bir soru daha soruyorum Sinan abi.
Half-Life ya da GTA ne bileyim bu benzerde bu kalitede yeni IP'leri görme ihtimalimiz var mıdır?
Hani yeni oyunları görürüz mu hakkı mı?
Gerçekten... Miank taşı olabilecek, kendinden sonraki döneme böyle ilham olabilecek oyunlar görür müyüz bundan sonra?
Valla seyrekleşiyor ya.
Yani o aralık seyrekleşiyor.
Görürüz elbette yeni IP'ler.
Witcher lise nasıl aradan sıyrıldı, geldi, her şeyi kaptı.
Mutlaka görürüz.
Ama sıklığı azalıyor fark ettiyseniz.
Çünkü özellikle büyük projeler yapanlar aynı büyük projeyi tekrar tekrar temcit pilavı gibi yapmaya devam ediyor.
Risk de alamıyorlar. Bununla alakalı geçen haftalarda bu Crytek firmasının topluluk yöneticisiyle yapmış olduğumuz bir podcastimiz vardı.
Ona da aynı şeyi sormuştum açıkçası.
Şöyle bir şey cevap vermişti bana.
neden yeni IP'ler ya da yeni oyunlar çıkmıyor da bu tür şeyler yapılıyor tekrar kopya oyunlar yapılıyor diye dedik yani bir oyun firması oyun yapsa da yapmasa
da kendi bünyesinde çalıştırmış olduğu tüm stüdyolara ve tüm o stüdyodaki çalışanlarına parasını vermek zorunda ve onların kaybedecekleri bir para yok maalesef
çünkü sen oyun yapsan da yapmasan da bunların maaşını vermek zorundasın ve Banka oynamak zorundasın.
Bu riski göze alamıyor artık oyun firmaları.
Çünkü giderleri çok fazla oldu dedi.
Böyle bir durum söz konusu maalesef.
Aynısını söyledim işte az önce.
Maliyetler 150-200 milyon dolar civarına gelince yani çöpe atma lüksü olan firmalar var.
Projeleri. Sony'nin stüdyoları çöpe atabilir.
Atıyorum CD Projekt çöpe atabilir.
Ama çoğunluk çöpe atamaz.
Pek çok firmada şey hikayesini duyuyorsunuzdur.
İstedikleri gibi satmadı, stüdyo kapandı, çalışanları da başka şehirlere taşındı vs.
Bu çok sık yaşanan bir şey oyun sektöründe.
Çalışanlar için de çok yıpratıcı.
Yani oyun sektörü, oyun üretimi gerçekten güllük gülistanlık bir alan değil.
Stresli, uzun çalışma saatleri gerektiren, ondan sonra emeğinizin karşılığı da başarılı olup olmadığınızı yıllar sonra belki göreceğiniz ve sizin başarınızın sizin haricinizde yüzlerce
insanın da işinde iyi olmasına bağlı olduğu bir sektör.
O yüzden firmaların riske girme iştahı giderek azalıyor.
Yani oyun sektörü geliştikçe, büyüdükçe azalıyor.
Daha banko nereden para kazanabilirimin peşine düşüyorlar ama bu tabii ki arada dediğim gibi bağımsız ve çok zekice, çok güzel
hazırlanmış oyunların ortaya çıkması için de alan açıyor.
Abi son soruyu soralım.
En iyi Asus Secret oyunuyla en iyi fark var mı?
Onu soruyor bizim arkadaşlar da.
Sence hayal edelim mi? Şeyim belli de hani 2 ile 3 ama size de sana göre hangisidir onu bir sorayım dedim.
Merak etti arkadaşlar. Sormasam şimdi laf ederler.
2 ile 3. Değil mi?
2 ile 2 diyebilirim ben aslında.
Ben Far Cry 2'yi de çok severim.
Hakikaten Far Cry 2'deki mekanikler, çatışmadaki gerçeklik vs.
başka hiçbir oyunda olmadığı.
Hakikaten öyle değil. Bence Far Cry...
Far Cry 3'ü keyifle sonuna kadar oynadım, bitirdim.
Far Cry 2'de bir noktadan sonra kendini tekrar eden düşman saldırılarını, paternlerini vesairelerine katlanamamıştım.
Ama Far Cry 2'nin çevre etkileşimini alıp Far Cry 3'e tam olarak entegre etsen ideal FPS olur.
Yani silahların yavaş yavaş elinde paslanması, kitlenmesi...
Hala şeyde olmayan, Far Cry'lerde olmayan orada mesela şey vardı.
Bir ağacın dallarını tek tek ateş ederek kesebilirsin.
Gidip geri geldiğinde o dalların yavaş yavaş uzadığını görürsün.
Veya elindeki bazookayla ateş edersin.
O bazookanın mermisi yere belli bir açıyla çarparsa patlaması seker.
Tepenin arkasından aşar bir yere düşer.
Düştüğü yerde de cephanelik varsa cephaneliği patlatır.
Cephanelikteki mermiler etrafta kaos yaratır.
Kapıları işte barakaları deler.
Oradakileri haşat eder falan.
Yani beklenmedik sandbox tabiri vardır ya.
Sandbox'ı Far Cry'ın böyle beklenmedik kaos ortamları yaratma konusunda mükemmeldi Far Cry 2'nin.
3 çok daha kontrollü bir oyundu.
Evet sonuna kadar.
Çok daha keyifli oynuyordun.
Far Cry 2 bir noktada çok keyifsizleşiyordu.
Ama oynadığın anda hakikaten beklenmedik şeyler yaşatma konusunda Far Cry serisinin en iyisiydi diyebilirim.
O yüzden Assassin's Creed 2 ve Far Cry 2 bence.
Bence çok güzel bir açıklama.
3 deyip bırakabilirdi ama işte Sinan Akkol farkıyla bir oyun nasıl yorumlanır?
Ondan bir detay görmüş olduk.
Estağfurullah, estağfurullah. Çok güzel bir sohbet oldu benim için.
Ağzınıza sağlık. Gerçekten bizim için hem büyük bir mutluluktu hem büyük bir onurdu seninle tanışmak, seninle sohbet edebilmek.
İnşallah yine böyle fırsatımız olur da bir sohbet etme imkanı sağlarsak bizim için çok büyük mutluluk üzerine mutluluk olmuş olur herhalde.
Çok teşekkür ederim. Çok sağ olun.
Dinleyen herkese çok çok teşekkür ediyoruz.
Ben teşekkür ederim. Tekrardan ayağına sağlık.
Yere gitmedim ya. Salonumda oturuyorum.
Çay içeceğim şimdi. Bir Çay Bir Oyun değil mi?
Evet. Biz sohbete daldık.
Neşe çay koyabildik. Bir de biraz panikle geldim.
Biraz geç kaldım açıkçası.
Neşe çay yapabildiğim ne bir şey.
Aman Sinan abi.
Çay var aslında. Çay kaynadı.
Kaynadı bitti. Grupun gitmiyor değil mi?
Gitmiyor abi gerçekten. Bir de sohbet gitmiyor.
Biz yayıncı olmadığımız için, sohbetçi olduğumuz için ister istemez çay oluyor abi.
Bize şey yok böyle. İçecek markaları sponsor olmadı bize.
Biz kendi sponsorluğumuzu sağlıyoruz.
En güzeli sarı Rize çayı ya.
Kesinlikle. Ama bir de çay diyorsan abi çayı ben sana göndereyim o zaman abi.
Sarı çay güzel değil ama.
Sen de çaycıysan o zaman ben harmanımı kendim yaparım.
Eğer sende özel bir harman varsa güzel değil.
Ben sana özel bir çay göndereyim abi.
Bizim özel yöremize götürüp dur şu kaydı bitireyim abi bir dakika.
Akibi ne yaparım? Bak söyleyeyim.
Tamam dur. Kaydı bitireyim Sinan abi.
Bu haftalık da bizden bu kadar diyelim.
Sinan abi bekliyor. Biz kapatıp Sinan abiyle sohbetimize biraz daha devam edeceğiz.
Çay arası vereceğiz. Haftaya görüşünceye kadar kendinize iyi bakın diyelim ve kapatalım.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
