
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben Davul Kara.
Bu haftaki oyunumuz Running to Souls.
Ve bu oyunu yine konuşurken bizlere eşlik edecek bir misafirimiz var, konuğumuz var.
Öncelikle hoş geldin diyoruz Muhterem Ateş.
Hoş bulduk, merhabalar.
Öncelikle kırmayıp geldiğiniz için, bu yoğunlukta bizlere zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum ben.
Ben teşekkür ederim, estağfurullah.
Ne demek. Nasılsınız?
İyisiniz? Bir hal hatır soralım önce.
Direkt konuya girmeyelim. İyiyim.
Çalışıyoruz. Yorgunuz.
Sürekli hata düzeltiyoruz.
Çalışıyoruz. O şekilde gidiyor işte.
Bir sıkıntı yok. Yoğun olarak takip ediyoruz sizleri yani.
Uyumuyorsunuz yani. Bazen diyorum bu adamlar ne zaman uyuyor?
Sürekli baktığımız zaman Discord'dan aktif bir şekilde çalışıyorsunuz yani.
Biraz öyle abi. Bu işler sanırım böyle ilerliyor.
İyi olana kadar çalışmamız lazım.
Ben direkt şunu sormak istiyorum.
Ronin nasıl ortaya çıktı?
Yani oyunu konuşmadan önce, oyunun öncesini ben hep merak etmişimdir.
Ronin ilk düşünce olarak da ne zaman çıktı ve ilk ne zaman bunun fiziki olarak, somut olarak çalışmaları devam etti?
Biz bu işe bir 7 yıl önce başlamıştık.
Şu an 8 olacak. Yani oyun yapımı nasıl olur?
hangi neyi kullanmalıyız gibi fikirlerimizi en azından şey yapacak, toparlayacak şeyleri.
Ondan sonra 7 yılın ardından son bu 2 senede biz gerçekten bir proje yapmak istedik.
Öncesinde hep prototipleme yapıp yok ediyorduk.
Dedik ya bir proje yapalım, başlayalım böyle.
Küçük bir şey olsun, eğlenceli olsun, ilk oyunumuz diye koyarız ve oradan ilerleriz.
Çünkü bu işi gerçekten yapmak istiyoruz, öyle söyleyeyim.
Gerçekten istekliyiz.
dedik ki bir konsept belirleyelim.
Ne olsun işte Samuraylar çok havalı.
Zaten Samuray oyununda yoktu bizim başladığımız zamanlar.
Sekiro falan hiçbir şey daha yapılıyor bile yapılıyor olsa bile duyurulmamıştı yani.
O yüzden biz dedik ki Samuraylar havalıdır.
Bir side scroll oyun yapalım.
İşte hızlı olsun, mekanik deliksi olsun falan filan diye başladık.
Bundan 2 yıl önce. Ama oyun sürekli güncellene güncellene böyle running oldu.
TPS, FPS, RPG.
Zelda var işte, Açık Dünya falan filan her şey eklendi oyuna.
Süre çok şekildeydi.
Rolün için herkes şu sözü söyledi maalesef.
İşte Ghost of Tojima'dan aşırı da şeyde esin elinde işte Ghost of Tojima benzeri hatta bazı aklı evveller demek istiyorum.
İşte ukalaca bir şekilde Ghost of Tojima çakması bile deme cüretinde bulundu.
Öncelikle bu arkadaşların ben oyunu oynadığını düşünmüyorum.
Bizzat ben oyunu yaklaşık 6 saatlik bir deneyim sonunda inanılmaz bir keyif aldım öncelikle onu söyleyeyim.
Tekrardan elinize sağlık.
Çok teşekkür ederiz. Tabii ki eksik yönleri var.
Tabii ki daha geliştirmesi gereken yönleri var.
Ama zaten bu oyun erken erişim.
Yani ne demek erken erişim?
Bu oyun daha çıkmadı, bitmedi.
Bu oyuna daha eklenecek çok daha şeyler var.
O yüzden acele etmeyin.
Yaftalamak için de sabırsızlanmayın.
Ben onu söylüyorum.
Oyunun gelişim sürecini zaten sizler hem YouTube sayfalarınızda hem de diğer sosyal medyada paylaşıyorsunuz.
Burada merak eden arkadaşlar girip bakabilir.
Tavsiyem de gidin ilk videoları bir izleyin.
Oyunun daha protip...
Evet YouTube'daki videolarını bir izleyin.
Protip aşamasındaki...
tasarımla oyunun şu anki hali inanılmaz farklı.
Çok değişmiş yani.
Şu an oyuna girdiğin zaman diyorsun ki triple bir oyun oynuyorum sanki.
O havayı bana yaşatıyor yani.
O havayı veriyor bana yani. Eğer bu oyunun duymamış olsan Türk oyunu olduğunu kimse yani bu oyun Türk oyunu demez yani.
Çünkü o kalitede bir oyun gerçekten.
Benim için şu olarak en azından konsept olarak tasarım olarak Sizler peki bu konuda geri dönüşler nasıl onu sormak istiyorum.
Oyunun hakkında geri dönüşler ne alemde?
Geri dönüşlerin hepsi yani hepsi demeyeyim de %90 bir şey sanırım olumlu.
Genellikle çok olumlu zaten bu Steam'de de yazıyor.
Yani Türklere bakacak olursak en azından bizim oyunumuzu oynayan Türk arkadaşlarımız olumlu tepki veriyorlar.
Aa işte çok güzel gelişime açık.
Beğendim. Görselliği çok güzel.
Şusu güzel, bu su güzel falan diye eksiklerimizi söylüyorlar.
Allah razı olsun. O eksiklerin hepsini biz bir kenara not alıyoruz.
Yapmak için uğraşıyoruz.
Çok kötü bir geri dönüş almadık şu ana kadar.
Hani şu su çok berbat, bu su çok kötü falan denmedi.
Zaten erken yaşam olmamızın...
Evet. Erken yaşam olmamızın en şeyi de o.
Bizi kurtaran aslında bir yanında oldu.
Yoksa bazı kısımlarda biraz eksik olduğumuzun farkındayız.
Ama o eksikliğimiz... tecrübe kaynaklı değil de zaman ve maddi durum kaynaklı.
Örnek vermek gerekirse kombat sisteminden mesela çok yakın insanlar var.
Bir kombat sistemine bir vuruş yapmak aşırı zor.
Kodlama bakımından olsun.
Çünkü çıkan bugler oluyor. Bugleri temizlemek, ona kafa patlatan kişi bırak.
Ben sadece görsellikle ilgileniyorum ama az çok bir şey biliyorum.
Sonra o animasyonları yapmak için gereken zaman ki o zamanı kısaltmanın tek yolu da motion capture dediğimiz sistemler.
Ona ulaşabilmemiz lazım.
Türkiye'de İttü ve Ottü sanırım İttü'de ve Ottü'de vardı bu sistemler.
Tam emin değilim ama duymuştum.
Onlardan birine gidip bizim kayıtları bir şekilde almamız lazım.
Kendi odabü sanatındaki pozisyonları ve vuruşlarına ki elimizde bir data olsun.
İnternette çünkü çok fazla şey yok.
Olsa da bile çok pahalı oluyor ve bizim politikamıza aykırı oluyor.
Bizim politikamız her şeyi bizim yapmamız.
Gerçekten bunun bizim oyunumuzun olması gerektiğini düşünüyoruz biz.
Yani böyle kimseye de böyle işte size Ghost of Tsushima'yı yaşatacağız, Red Dead Redemption'ı yaşatacağız demiyoruz.
Bizim kendi standartlarımız, kendi profilimiz var.
Bizim profilimizdeki oyun bu.
Beğenirseniz çok güzel.
Beğenmezseniz de belki oyun güncellendikten sonra, bir şeyler değiştikten sonra tekrar bir göz atmanızı öneririm.
Ama dediğim gibi globale hitap etmeye çalışıyoruz.
Arayüz tasarımları olsun, şey olsun...
Oyun için mekanikler olsun.
Seslendirme şu an İngilizce olmasa da en azından profesyonellerle çalıştık.
Müzik de aynı şekilde. Bu adam oyun oynayan bir adam.
Bu oyun iyi. Tek kelime bu olsun adamın.
Çok sevmesin de çok yermesin de.
Ortasını tutturursak bizim için yeterli olur.
Zaten hem ilk projemiz hem de bütçe çok düşük.
Bu dengeyi sağlamalıyız diye düşündük.
Aynen öyle. Çok güzel söyledin.
Bir şey sormak istiyorum. Globaldeki satışlar nasıl?
Globaldeki satışlar çok düşük.
Genelde şu an %85 falan Türkiye büyük ihtimal.
Düşük olmasının bir diğer sebebi de reklam yok.
Biz şimdi yurt dışına reklam yapmaya çalışacak örnek veriyorum 200 dolarlık bir reklam maliyeti ayırdık.
O 200 dolar 7 ile çarptığımızda 1400 TL gibi bir para yapıyor ki bizde o kadar para...
Neyi verebilir miyiz bilmiyoruz.
1400 liraya çünkü biz yeni bir ses ekleriz.
Belki yeni bir ekipman falan alır ona gider.
Çok zor.
Bir şekilde ya yurt dışında birisi oynayacak ünlü bir youtuber.
Oradan elde edeceğiz satışları.
Bizim satış hedefimiz de çok yüksek değil yani.
Ortalamaya baktığımızda yani Türkiye yurt dışı falan toplamda 7K 8K satsak bizim için çok da fazla bir şey olur yani.
Satış olur. Ona daha ulaşamadık ama inşallah ulaşırız.
Bu rakamlara ben çok rahat ulaşabileceğini düşünüyorum.
Çünkü oyunun o potansiyeli ve kalitesi var.
Gerekirse de şey yapalım ya. Böyle toplanalım.
Yayıncılara böyle baskı yapalım.
Gidin şunlarla konuşun. Önerin diye.
yabancı yayıncılara şey yapmak lazım.
Bu oyunu denettirmek, oynattırmak lazım.
Hatta siz de yapabilirsiniz.
Yani böyle kod gönderebilirsiniz belki.
Hani birkaç tane yabancı yayıncıya. Gönderiyoruz abi.
Zaten sürekli şey geliyor bize.
Mail geliyor. Ben herkese kod yolluyorum.
Kaç tane işte iki tane istiyor, üç tane istiyor da bazı yabancı kuratörler paylaşıyor.
Bazıları da cukkalıyorlar. Ortadan yok oluyorlar.
Yani adam şey bile yapmıyor. Olumsuz yorum bile yapmıyor.
Büyük ihtimalle oynamıyor bile. Alıyor sadece belki satıyordur.
Bilmiyorum artık günahlarını almayayım onların da.
Çünkü çok fazla meyil geliyor ama geri dönüşler çok az.
Neredeyse yok gibi bir şey.
Ben daha hızlı olacağını düşünmüştüm.
Biraz farklı işliyormuş bir süreç.
Bizler de hep oyunların bu tarafında olan kesimiz.
Arka taraflarda neler dönüyor, ne kategoriler oluyor pek bilmiyoruz.
Demek ki orada da bayağı sıkıntılar var o zaman.
Evet, bir daha bir şu ghost otuşma sorusuna ben cevaplamak istiyorum.
Ghost otuşma çakması. Oraya gelmek istiyordum.
Özellikle onunla alakalı bir yorumda biriyle tartıştınız.
Böyle kötü bir tartışmaya girdiniz.
Bu konuda da üzerinize gelindiğini düşünüyorum.
Hem bu konuyu anlatın bize.
Bu olay nasıl gelişti?
Bu tartışma nasıl oldu? Sonrasında nereye bağlandı?
Onun hakkında da fikirlerinizi, düşüncelerinizi merak ediyorum açıkçası.
Ya bu tartışma aslında çok saçma bir şey yani.
Ben de anlamadım da böyleymiş yani.
Biz de bilmiyoruz. Büyüyünce susmamız gerekiyormuş.
Çünkü bazı kesimleri rahatsız edebiliyormuşuz.
Ben bunun farkında değilim. Bizim normal videolarımız belli bir kitleye hitap ediyor.
Yani aslında ben bu videonun altına şey, bizim şey hesabımız olsa da bizim tavrımız belli zaten.
Biz öyle çok... Ciddi bir firma.
Biz bir firma değiliz. Öncelikle bunu söyleyeyim.
Hani orada M11 Studio yazıyor da.
Gidip bir yere başvurdunuz işte bunun vergi numarasını M11 Studio mu?
Niye öyle bir şey yok falan diyebilirler.
Çünkü yok firma değiliz biz.
Orada sadece bizim M11 Studio'yuz.
Biz aslında bir YouTube kanalıyız şu an.
Ve ben böyle samimi olmayı...
Evet buyurun. Çok özür dilerim.
Böldüm ama şu an kafama takıldığı için.
M11'in bir manası var mı bu arada?
Nedir yani? Sırrı ne? Oyun yapma işine 11.
sınıfta başladık. M11'de Mechatronic 11'di.
Yani sınıfımızın şeyiydi.
Güzel, güzel ama.
Ben devam edeyim mi?
Tabii tabii lütfen. Özür dilerim ben böldüğüm için.
Yok canım estağfurullah.
İşte yani biz bir de samimiyiz.
Ben çok samimi açıklamalar yaparım.
Mesela oyunumuzu oynadığımızda o çayımızı da hazırladık.
Konsoloslu oynadığımızda yerimizi alalım şöyle falan filan.
Seviyorum çünkü. Bunu yapan stüdyolar var.
Mesela Şeyi geliştiren, Kingdom Come Delivers'ı geliştiren Warhost mıydı o ismini tam?
Umarım doğru. Galiba. Onlar da böyle bazı yorumların altına açıklama yapıyordu.
Ama onlar mesela şirket. Ama hoşuma gidiyor benim.
Böyle çok sıcak hissettiriyor bana.
Ben de onu biraz şey yaptım.
Ve bizim şeyimiz küçüktü yani abonemiz falan.
En son videoyu sanırım Ekşi'de bir patlama oldu.
Ekşi'de biri post açmıştı bizden birisi.
Oradan 19.000 falan izlenmiş.
19.000 gerçek mi yoksa fake mi bilmiyoruz.
Bazıları bot basmış falan diyor da.
Başkası da basmış olabilir yani ondan emin değilim.
Yani çünkü diğer videolar falan az izlenirken o çok izlenmiş ya.
Hani bir de sebebini bilmiyorum.
Olabiliyor bizde de oluyor bazen öyle şeyler.
Sonra işte kötü yorumlar gelmeye başladı.
Böyle işte yok Ghost of Tsushima çakması yok şunun şeyi bu ne falan filan diye.
Ben de oradan hani samimi olduğumu düşünerekten hala samimi bir nefret cevabı yazdım.
Nasıl oluyorsa artık samimi bir nefret cevabı.
Güzel oluyormuş. Orada hiçbir oyuna veya kesime şey demedim.
İşte sizin oyununuz, sizin kitleniz şöyle böyle demedim.
Sadece hani bakın bunu diyorsunuz da beyler.
Bir sakin olalım.
Biz AAA oyun değiliz.
Cyberpunk değiliz biz. Durun durun.
Bizim bütçemiz şu. Biz öğrenci gibi oyun geliştiriyoruz falan demek.
Tabi biraz sert dilde dedim de onu mesela düzelttim.
O sert kelime dedi. Yorum hala duruyor bu arada.
Hani gidip şey yapabilirsiniz. Ama hani lanığı falan filan sildim.
Bir de üzerine özür mesajı da yazdım.
Çünkü işte bazı kesimler veya kişiler alınmış.
Onlardan da tekrardan özür diliyorum buradan da.
Yapmamam lazımmış. Onu öğrendim.
Ben kendi adıma yazdım. Hani Burak yapmadı onu.
Ben yaptım. Ben samimiyim dediğim gibi.
Yani şu an developer olsam da büyük bir şirket olsam da yine samimiliğimi korumak istiyorum.
Çünkü bana keyif veriyor başkasıyla böyle samimi şekilde iletişime geçmek.
Hoşuma giden şeylerden.
Ne diyeyim? Tarzımdan birisi.
Sıkıntı şurada hocam işte.
Siz buna yıllarınızı veriyorsunuz.
Emek sarf ediyorsunuz.
Gecenizi gündüzlere katıyorsunuz.
Kendine ölüm vererek bir şey yapıyorsun.
Ve birinin o yorumu atması o videonun altına...
insanı gerçekten çileden çıkartabiliyor.
Yani orada verdiğiniz tepki tabii ki olmaması gereken bir şey ama o sinirle çok doğal yani.
Bunu biz de yaşıyoruz. O yüzden sizi anlayabiliyoruz.
Az bile demişsin abi. Anlıyorum ama tabii işimizden.
Şahıs hesabıma geçip yazacağım bundan sonra.
O zaman problem olmuyormuş. Geçeceğim, yardıracağım oradan.
Umarım ona da şey demezler.
İşte bu M11 stüdyodun kurucusu ya hani bak Şahıs hesabına geçmiş.
Bunu şeyde yapıyormuş.
Ben birinden duydum. God of War'ın sanırım Neil Druckmann'da falan sallıyormuş böyle.
Yani adam kendi hesabından yazıyor ama sonuçta şey yapıyor God of War diyorum.
Sallamadığı kimse yok ki Neil Druckmann'ın yani.
O değişik bir adam o da ya gerçekten.
O da adamın samimi olmak istiyor.
Biraz troll falan ama şahsen benim hoşuma giden bir şey.
Benim gibi seven de vardır, sevmeyen de vardır tabii tartışılır o.
Bizim Türk milletinin şeyi yok pek fazla.
Ortamız yok. Sevdiğimizi acayip seviyoruz.
Öyle sevmediğimizde yerden yere vuruyoruz.
Ben oyunlara şu gözle bakıyorum.
Hiçbir oyun dört dörtlük değildir.
Ve hiçbir oyunda böyle istisnalar kaydıyı bozmamak şartıyla beraber leş, gömülecek, şöyle kötü böyle kötü hani böyle olacak bu oyun olduklarını düşünmüyorum.
Çünkü orada bir emek var. Her şeyden önce bir emeğe bir saygı olması gerekiyor.
O yapmasın kardeşim.
Güzel değil dersin.
Geçersin kenara. Ben beğenmedim.
Aynen öyle. Herkes kendi fikrini söyleyebilir.
Ronin'de de mesela Ronin bana göre en büyük eksiklerinden bir tanesi oyunu sürekli oynayabilmek için.
Dünyası çok güzel bu arada.
Atmosferi çok güzel. Adanın atmosferi mükemmel.
Ama bu adada böyle Her yerden bir şey çıksın istiyorum.
Bir şeylerle karşılaşayım.
Biri karşıma çıksın.
Bana hikayesini anlatsın.
Bir macera olsun istiyorum.
Sonuçta yanlış biliyorsam düzeltin lütfen muhtarım hocam.
Oyunun ana hikayesi Kenji'nin samurai olma yolundaki mücadelesi.
Doğru mu? Evet doğru.
Ve Kenji Toşa Adası'nda herkesin bildiği bir usta tarafından yetiştiriliyor.
Ve ustası vefat ettikten sonra bu mücadele tek başına kaldığı yerden devam ediyor.
Ama ada sakinleri bu karakterimizi biliyor, tanıyor.
Hatta adadaki böyle NPC'lerin, karakterlerin birçok yardımına hep kenci koşuyor.
Evet. Mahallenin çocuğu böyle, bıcırık çocuğu.
Aynen. Korucusu, adanın korucusu bir nevi aslında.
Bazı diyaloglarda da söylüyorum.
Tabii siz seçersiniz. Şimdi hal böyle olunca da şey diyor işte yani.
O zaman bir şeyler daha görmek istiyorum.
Çünkü dolaşıyorsun ya muhterem hocam.
Benim için sıkıntı yok.
Ben dediğim gibi ben yeşilliği doğayı seven bir insanım.
Böyle koy beni sabahtan akşama kadar yürürüm ama belli bir noktadan sonra insanlar başka bir şey yok mu sorusunu soracak.
Mesela hayvan. Evet hiç hayvan yok abi niye hani hayvan hani büyük bir ihtimalle hani hayvan seversinizdir ama niye oyunda hiç hayvan yok evet.
Kedileri var ya. Bir de kediniz de var sizin yani.
Abi hayvan yapay zekasıdır.
Hayvanın modelidir yani.
Kötü olmaktansa hiç olmasın daha iyi.
Çünkü kötü olduğunca batıyor yani.
Onun için. Yani böyle direkt düz böyle hüüü hüü diye koşan önüne bir tane şey gelmesi.
Çünkü ona emek harcaman lazım.
Çok emek harcaman lazım.
Böyle kolay bir şey değil. Hiç olmaması daha iyi.
En azından kuşları ekledik. Havada uçan kuşlarımız.
Evet. Kuşlar ve yapraklar on numara.
Ona lafım yok zaten. Onları ama bölüm 2 ile falan halledeceğiz.
Sadece dediğim gibi kötü dururdu eğer yapsaydık.
Biz bunu biliyoruz. Biz neyin yapıldığında kötü neyin yapıldığında tamam bu olmuş dedirttiğini biliyoruz.
O yüzden onu yaptığımızda kötü duracaktı.
Biz dedik ki atmosferi tamam iyi yapabilir ama kötü olunca Ne atmosfer kalır ne bir şey kalır.
Orada giden bir tane canavar var.
Bir şey var. Salak saçma hareket ediyor.
Bir yerlerde takılıyor falan. Çünkü çok fazla bug'ı çıkacak onun.
Ve onları çözmek için de şu an zamanımız falan da maalesef yok.
O yüzden bölüm 2'ye kaldı.
Ya bir de şey işte zaten.
Bölüm 1 aslında bir prolog.
Ne kadar bazıları 5 saat oynuyor.
Bazıları 6 saat oynuyor. Kimisi 2 saat oynuyor.
Yani bir prolog. Kenji'nin tanıtımı aslında.
Kenji kim? Kenji nereden geliyor?
Tamam bu. Hikaye nasıl başlıyor?
Bu bitti. Bence de şey.
Tabii ben daha çok şey olmasını isterdim.
Ama bu komple bir oyun olacağını düşünürsek.
Bölüm bölüm yayınlanan bir oyun olacağını düşünürsek.
Tamamlandığında. En azından.
Hikaye şöyleydi. Neden bu böyle değil?
Neden bu böyle değil? Denilebilir.
Çünkü. Bir hikayenin başlangıcı.
Başlangıçta çok fazla şey.
Vermemeyi tercih ettik biz.
Verebilseydik de güzel olmayacaktı.
Bir de şunu yapmak istemişsiniz herhalde anladığımız kadarıyla.
Bir şey sırıtacağına kötü olacağına hiç olmasın.
Olabilecek en iyi kalitede olsun.
Bizim yapabileceğimiz en üst limitleri yapalım.
Yapamayacağımız hani düşük kalitede olacak bize sıkıntı çıkartacak şeyleri şu an için erteliyelim dediniz.
Aşağı çıkıyor kötü olan şey iyileri de otomatikman.
Aynen öyle. Şeyi ben sadece bir öneri olarak söylüyorum.
Hazır oyun hakkında konuşmaya başlamışken şu rüzgar efektini kaldırmayı düşünüyor musunuz?
Yani onunla alakalı muhakkak geri dönüşler olmuştur size.
Ya yarısı çok seviyor yarısı kaldırın diyor.
Bir seçenek koyabiliriz belki.
Ben de çok seviyorum ama şundan dolayı işte yani oyuna baktığı zaman direkt o efekti görüyor.
Aa işte bak bu şeyde vardı.
God'da vardı. Git God oyunu o zaman arkadaş yani.
Abi o rüzgar efekti sadece God'da yok ki ya.
Skydives olan nerede? %95 oyunlarda var.
Adamlar şunu da biliyoruz. Siz bu oyunu 2 yıl önce geliştirmeye başladığınızda Ghost of Tsushima bile ortada bile yoktu neredeyse.
Duyurulmamıştı. O da geliştiriliyordu da.
Barış Özden'in bir videosu var.
Bazı fikirler aynı anda düşünülebilir diye.
Gayet olan bir şey. Sadece ilk kim çıkartırsa biliniyor.
Yine söylüyorlar. Benim için hiçbir sıkıntı yok.
Ben sırf size laf gelmesin diye.
Yani çünkü bu oyun o kadar çok benim şeydim ki kendi işimde ben.
Abi laf getirme. Ara yüzde de laf ediyorlar da kimse şey dememiş.
Ya bu ara yüz Assassin's Creed'lerde yok mu?
Ben ara yüzü eğer çaldıysam büyük ihtimal Assassin's Creed'den çalmışımdır hiç.
Kimse Odyssey'in ara yüzünden çıkıp bakmadı mı?
Ghost of the Shaman'ı. Ghost of the Shaman'ın ara yüzüyle alakası yok.
Ghost of the Shaman'ın yukarıdaki seçenek borusu olduğu haritası 3D.
Tamam ikonları benzetebilirsin de Japonların renkleri belli zaten.
Ya beyaz kullanıyorlar ya siyah kullanıyorlar.
Ardındaki çok nadir kırmızı.
Yani şey standartları var.
Ülkelerin kendi kültürlerinin renkleri var, sembolleri var.
Mesela Japonlardaki kare yuvarlak.
Türklerinki nedir? Genelde hilal kullanılır, dairesel şeyler kullanılır, eciz bücüz şeyler pek kullanılmaz.
Yıldız kullanır mesela. Bunları kullanırsın eğer oyunu yaparken.
Ama kimse şey dememiş ya abi oyun arayüzü neden Assassin's Creed'e benziyor dememiş.
Deseydi evet benziyordu çünkü ben baktım yani.
Bunun sebebi şu muhterem hocam.
Bunun sebebi şu hiçbir yayıncı hiçbir inceli böyle belli bir kitlesi olan kişi kalkıp Assassin's Creed'in şeyidir demedi bu.
Hep Ghost of Tojima'nın arayüzü var.
İşte Ghost of Tojima herkes ondan den vurduğu için.
Japon oyunu olduğu için bu sırf.
En yakın çıkan benzer oyun o olduğu için direkt onu yayınlandırdılar.
Her şeyi oradan bulmaya çalışıyorlar.
Ben dostu otuşmanın arayüzünü yapamam ki.
Benzetemem. Benzetiyorsunuz da siz.
Şunu ben çok şey yaptım.
Bu inceleme videomuzda da ben bu konuda baya bir dem vurdum.
Derdinizi paylaştım diyeyim daha doğrusu.
Her uzak temalı oyun Ghost of Tujma şakması değildir abi.
Yani bunu bir kafanızdan bir silin abi.
O zaman her gizlilik sekansına sahip oyunda Assassin's Creed midir ya da Hitman 3 müdür yani?
O zaman Ghost of Tujma da bir Assassin's Creed'tir.
Çünkü gizlilik falan var yani.
Gerçi bazıları diyor ama ben çok da duymuyorum onun şeyini.
Ben diyor abi aynı arkasına gidiyorsun tuşa basıyorsun sokuyor çıkarıyor.
Bir de şu var Ghost of Tujma aksiyon macera bir nebze gizlilik kategorilerindeyken Sizinkisi RPG.
Aksiyon, macera, RPG unsurları var.
En büyük farkı zaten RPG unsurları dediğim.
RPG diyemiyorum.
REO diyelim. REO.
Bu arada REO mu, RPG mi, RPG mi?
Hangisini kullanmak lazım muhterem hocam?
Türkçe'de REO'yu kullanmamız gerekiyor.
REO yapma oyunu ya.
RPG İngilizce olduğu için.
Biz de şu an Türkçe konuştuğumuz için REO kullanmamız gerekiyor.
İnsanlar buna takılıyor gerçekten.
Ben REO kullanıyorum Türkçe yazarken.
Sanırsın kendisi Oxford mezunasını satayım.
İnsanlar iğneyleyebilecekleri bir şey arıyorlar.
Mesela yazım yanlışlarına Allah'tan çok tepki gelmedi.
Bu arada benim Türkçem de İngilizcem de o kadar iyi değil.
Evet kabul ediyorum. Türkçem mükemmel bir Türkçeye sahip değilim.
Hala bazen de genelde deyleri dağları.
Yanlış yazarım. Ama bence dil dediğin şey basit olmalı.
Çünkü benim anlaşabilmem lazım.
İngilizce neden globalde çok tutuyor?
Çünkü basit bir dil. Bildiğin basit.
Ne osu var ne busu var.
Çok küçük şeyleri var da adamlar bile takılmıyorlar bazen konuşurken.
Çünkü sen orada amaç ne?
Anlatabilmek. Türkçede bir şey yazılı da olsa, konuşarak da olsa anlatman çok zor bence.
Japonca'da öyle mesela. Japonca'da da bir şeyleri anlatman ve yazman çok zor.
Bunlar o yüzden çok şeyi de tutan bir dili değiller.
O yüzden Türkçedeki yazım hataları için kusura bakmayın.
En yakın zamanda güncellemeleri düzelteceğiz.
Canınızı sıkmayın arkadaşlar.
Onları da toparlayacağız.
Çok sinirlenmeyin. Masa başında titreyenler falan oluyor galiba.
Değil. Kusura bakmayın.
Özür dilerim. Onlar da oradan şey yapıyor kendilerine ya eğlence çıkartıyor.
Orada takılıyorlar kendileri.
Yoksa ben Rıcal Türkçemizi bozmak istemem yani.
Aslında öyle bir niyetim yok. Sadece benim cahiliyim.
Düşmana seni falan diye böyle linçleyebilirler yani.
Hiç şey yapmamak lazım.
Siz oyuna bakın. Oyun sizi eğlendiriyor mu?
Oyunun temel amacı eğlendirmesi.
Eğer eğleniyorsanız oyun oynarken amaç yani oyun amacına kavuşmuştur.
Ve o oyundur yani. Eğlenmiyorsanız demek ki sizin için o oyun Oyun değildir yani.
Ben bu oyunu oynamam arkadaş.
Onun bunun çakması ya falan.
Adamlar bu kafayla yanaşıyor yani.
Bir tane yorum gelmişti abi.
Birisi şey yazmıştı yok olsa o tuşuma çakması falan diye.
Sonra çocuk gidip oynamış.
Yoruma gelip özür dilemişti.
Abi kusura bakmayın hakkınızda yanılmışım.
Oynadıktan sonra fark ettim.
Oyun çok farklıymış. Özür dilerim falan yazmıştı.
O zaman yani çok özür dilerim.
Yani arkadaş oyuna ondan sonra konuş.
Ama yok çünkü birilerinden öyle pompalanıyorlar abi.
Bir yerden böyle bilgi akıyor dışarıdan.
Açmışlar musluğu. Ne derseler o.
Sen farklı bir şey söylediğin zaman da bu sefer sen ne biliyorsun oluyor.
İşte kalkıyorsun bazı arkadaşlar tweetler atıyor böyle çatır çatır tweet atıyor.
Yok vuruş oyundaki mesela vuruş hissini övüyorsun diye adam diyor ki işte oyunlardaki vuruş hissinin mühim değil.
Ya tamam hani Sana göre olmayabilir.
Bana göre öyle arkadaş. Niye bu kadar dert ediyorsunuz?
Adam şey diyor işte en çok ben biliyorum.
Ben nasıl yorulmuyorsam öyle olması gerekiyor.
Onun üzerinden farklı bir şey söylediğiniz zaman sen cahil oluyorsun.
Hiçbir şey bilmiyor oluyorsun.
Ya arkadaşım ben bu oyunu oynarken keyif alıyor muyum?
İnsanlar rolünü oynarken keyif alacak mı?
Bana bunu söyle muhterem hocam.
Yani kişiden kişiye göre değiştir.
RPG seviyorsan...
Biraz da macera keşif işini seviyorsan mesela Zelda gibi keyif alırsın.
Ama Zelda'yı sevmiyorsan, RPG'yi de sevmiyorsan alamazsın.
Çünkü yani sevmiyorsun.
Çünkü biz onların aslında örnekleriyiz.
Olması gereken de bu.
Mesela şunu diyebilir miyiz?
Aksiyon seven bir oyuncu kitlesi bu oyunu oynarken aradığı keyfi bulabilir mi?
Yani çok bulamaz.
Neyi beklediğimiz önemli.
Bunları şu yüzden sordum Muhterem Hocam.
Oyunlarda ne bekliyoruz?
Bir oyunu oynarken mesela Hitman oynarken aksiyon beklersen o oyun senin için dünyanın en kötü oyunudur.
Ya da ne bileyim şimdi aklıma da gelmiyor.
Bir FPS Half-Life oyununa bir gizlilik arıyorsan sana göre Half-Life bile dünyanın en kötü oyunu olabilir.
Çünkü oyundan Bekletin çok farklı senin.
Ben bunu şu yüzden soruyorum.
İnsanlar Ronin'den ne beklemeli?
Nasıl bir oyun var karşımızda?
Bu oyunu kimler daha çok oynamalı?
Şu oyunları seven kesinlikle oynamalı diyebildiğimiz oyun tanımı nedir?
Bunu sormaya çalışıyorum ki daha farklı tepkiler gelmesin diye.
Bizim oyunu öncelikle keşif etmeyi seven insanlar oynamalı.
Yani bir ada var, bir toşi adası var ve sen orada bir kişisin.
Ve etrafta bir sürü şey var işte.
Maskelerdir, şapkalardır, değişik değişik görevlerdir.
Ne bileyim, aa burada da böyle bir yer varmış, aa bak burası sarıymış, burası kırmızıymış.
Yani keşif hissini tetiklemeyi seven insanlar oynamalı.
Ondan sonra RPG seviyorsan, ne RPG işte ya da REO.
Ben bir şey seçeceğim ve o bir anda etki edecek.
Görev yapısı değişecek.
Başka görevler alacağım.
Aa lan oyun şöyle oldu.
Bak ben bu adamı sevmiyordum.
Kişiliği tersti. Bana laga luga yaptı.
Onu kestim. İşte şunu çok sevdim.
Tipi güzel. Bak ben bunun zırhını alırım.
Bununla bir anlaşma yapayım. Satın alayım falan filan diyen insanlar da sevebilir.
Ama ben saf aksiyon arıyorum.
Aksiyonundaki o cool hareketleriyle beni etkilesin oyun.
İşte ben coşayım. Sağa sola vurayım.
artistlik yapayım diyenler için de bunu şu anlık yapamıyoruz.
Umarım gelecekte motion capture'ımız olursa yapabiliriz.
Onlar birazcık bekleyebilirler.
Ya da hani çok da istiyorlarsa gerçekten hoşlarına gitmişse tabi o oyun.
Onu da oynayabilirler. Artı olur.
Bizim temel amacımız keşif hissini tetiklemek.
Rol yapmak. Bir de görselliğimiz yani atmosfer.
Ben şeyi çok bekliyordum oyundan.
Şimdi dedik ya beklentiler önemli.
Mesela ben rolüne girdiğim zaman bir samuray teması olduğu için dövüşlerin beni gerçekten kendine hayran bırakmasını bekliyordum.
Böyle durmadan kılıç sallayayım böyle çatafata insanlarla böyle ciddi bir mücadeleye girmek istiyordum.
Bu konuda ben istediğimi bulamadım diyeyim.
Hayal kırıklığı yaşadım diyeyim de yani istediğimi bulamadım.
Tek temennim de oyunla alakalı bu.
Samuray teması olduğu için yine söylüyorum bunu.
Dövüş mekaniklerinin, dövüş atmosferinin biraz daha keyifli hale gelmesi ki geleceğine ben inanıyorum en azından.
Söyledin zaten onu da yani. Çok daha iyi.
Böylece cümleyi tamamlayamadım senin yüzünden.
Bıraksaydın cümlemi tamamlasaydım keşke.
Devam et tamam. Bitti işte.
Takıldım şimdi. Konuşamıyorum.
Biz bazen böyle anlaşamıyoruz zorla yani.
Böyle beraber yapınca kayıtlarımızı.
Ya adam Cyberpunk'ı öven bir adamdan ne bekliyorsun yani?
Niye ben Cyberpunk'ı övdüm ama yerdiğim köyler de vardı.
Beklentim çok yüksekti işte.
Ne oldu? Ben de evet dedim. Cyberpunk sunumu olarak çok güzeldi.
Beklentiler. Sunum olarak sadece güzeldi.
Şey bekliyordum ben şimdi.
Cyber evreni falan ya böyle.
Ubisoft mesela çok güzel beceriyor onları.
Kostümizasyondur. İşte karakterini giydir, tipini, saçını, maşını...
Tamam tip oluşturma çok güzel.
Ama kıyafet falan giydireceğim bir kere FPS yani.
Ne anladım? Üzerime platin malatini takamıyorum.
İlk şeye gittiğimizde, sekansa gittiğimizde böyle adam eli bize bir şeyler yapıyordu ya ve görüyorduk orada yapıldığını.
Oha dedim ha acaba oyunda böyle üzerime taktığım her şey için oturacağım ve bir ara sahne mi izleyeceğim dedim.
Böyle elime altın mesela şey kaplatıyorum.
Bunu izleyecek miyim dedim. Yokmuş.
Tıklıyorum böyle üzerine pat diye geliyor.
Çok güzel pazarlama yaptılar ama.
Bak adamlar çok güzel pazarlama yaptılar ama.
Şimdi bunu inkar edemem yani. Evet.
Oyun o halde olmasına rağmen 13 milyon satmıştı.
Şu an belki daha da fazladır.
Fazladır. Şimdi Ronin'in de artık tek ihtiyacı bana göre ilk önce dövüş anlamında, dövüş sisteminde güzel bir iyileştirme ve pazarlama.
Bu ikisi tamamladıktan sonra sıkıntı yok.
Ben en çok şeyi istiyordum. Videoda bunu söylemiştim.
Değişen hava koşulları zaten zaman döngüsü var ama daha sonra işte biraz daha araştırınca bir de yapmış olduğunuz diğer söyleşileri de ben dinledim.
Böyle tekrar sorulmuş şeyleri çok fazla sormak istemediğimden dolayı.
Bayağı bir şey yapmıyorum. Araştırmam bile yaptım yani anlayacağınız.
Orada siz söylediniz zaten hani hava koşulları eklenecek.
Sadece hava koşullarında mesela şeyim var ki kış gelecek ve kar...
Mevsimini görecek miyiz? Şöyle.
Oyun bölüm bölüm ilerlediği için mevsimler de bölüm bölüm ilerliyor.
Şu an biz ilkbahardayız.
Bölüm 2'de yaz.
Biraz yazda ilkbahar arası.
Bölüm 3'te sonbahar.
Bölüm 4'te de kış. Her mevsimi farklı haritalarda yaşatmak istiyoruz.
Bayağı bekleyeceğim ben o zaman.
Onun dışında normal şeylerde bölüm 1, bölüm 2, bölüm 3'te işte bulutlu hava, rüzgarlı hava, fırtınalı hava falan olacak.
Yani onları ayarlayacağız. Ama genel bölümleri mevsimsel olarak ayırdınız yani.
Evet evet. Bir de bölümsel olarak.
Bölüm 2 mesela ova olacağı için bölüm 3 vadimsi böyle kayalıkların arası.
Bölüm 1 de dağda geçecek, tepede geçecek.
Bunu soracaktım ben de.
Her bölümde haritalar veya mekanlar değişecek değil mi diye soracaktım.
Peki mesela bölüm 2 ya da bölüm 3'ün haritasına geçtiğimiz zaman bölüm 1'in haritasına gidecek miyiz?
Ya da gidebilir miyiz?
Onu da sorayım o zaman. Bağlantılar devam edecek mi yoksa tamamıyla bağımsız olarak mı yayınlanacak çaptırlar?
Onu tam düşünmedik. Mantıken aslında gidemiyor olmamız lazım.
Hikaye anlamında. Ama keyfi gidilebilir.
Ama hani oraya gittiğimizde ne yapabiliriz?
Köydekilerle falan sohbet edebiliriz belki ayrıyeten.
Ama onun dışında Toşi Adası zaten çok aktif bir ad olmadığı için bölüm 1'de haydutlar falan gelmiş de sırf o gün gelmiş hepsi.
Onun dışında çok pasif bir ada.
Hani sadece NPC'lerle falan sohbet etmeye, evini görmeye, işte katana standlarındaki katanalarına şu an yok da o eklenecek.
Katanalarına bakmaya, ha ben bu katanayı almıştım falan filan şöyle yapmıştım diye.
Gidebilirsin, kendin orada bir şey oluşturabilirsin.
Kendi havzun. Ama bölüm 2'de hikayesi olarak pek bir bağlantısı olmayabilir.
Hemen bir şey daha sormak istiyorum.
Büyük bir ihtimal bu oyuna gelmeyecek ama gelse ne iyi olur dediğim bir özellik.
Kılıcımı elime alıp gezebilecek miyim?
Olabilir niye olmasın? Çok sıkıntı bir şey değil sadece yapmamız lazım.
Ama şimdi böyle aldığın zaman sırf böyle elimde deli dana gibi meşale tutar gibi tutmayacağım.
Ben onu sallayacağım bir yerlere vuracağım.
İster istemez bir... nesnelerle fiziksel bir şey olacak.
Bu da onlara karşı bir tepkimi olacak mı?
Yani sadece elimize tutacağız.
Hiçbir yere vuramayacak mıyız?
Bambuları kesebilecek miyim?
Benim derdim o. Çok sık abi onlara seyreltilmesi lazım.
Bambu kesilmez ya.
Bambu kesme hiçbir oyunda yok.
Yani herkes diyor da yapan olsaydı ghost otuşma falan yapmışız şu ana kadar ama yapmadık.
Çünkü yapılamaz. Yapılır da hani Şimdi sen 2 dakika zevk alacaksın diye koskoca bir mekanik yapmak çok şey.
Gereksiz kalıyor. Ama şey yapılabilir mesela.
Ghost of Tsushima'daki bambu keserek bir şeyler yapıyorsun.
Sırf zevkine mesela öyle yapıp.
Training alanlarında onu yapabilirsin.
Doğru böyle mini oyunlar olur böyle.
Doğru tuşa basarsın. Doğru tuşa basarsın.
Flüt çalar. Doğru tuşa basarsın.
Havaya elma atılır.
Keser onu falan. O bir tane mobil oyun vardı ya böyle.
Fruit Ninja. Fruit Ninja'yı ekleyelim lütfen.
İnsanların da gazını almış oluruz aynı zamanda.
Onlar olabilir ama spesifik olarak spesifik olur.
İstediğin zaman şunu çıkartayım vurayım falan o biraz zor.
Sıkar yani. Bizi sıkar.
O zaman ben çok da fazla uzatmadan sizlerin de vaktini almadan Son bir sorumu soracağım ben.
Ondan sonra Uğur eğer sormak istiyorsa ona bir sorusunu sorabilir.
Şunu sorayım. Toplamda beş bölüm halinde olacak bu.
Dört. Beş olacak.
Dört oldu. Beşti dörde mi düştü o?
Evet dört. Şu an dört.
Dört. Dört bölüm olacak.
Birinci bölüm zaten yayınlandı ama büyük bir ihtimal daha geliştirecek şeyleri vardır diye düşünüyorum ben.
Belki eklenecek, çıkartılacak şeyler vardır.
O yüzden onunla beraber onu saymazsam eğer Üç bölümün çıkış tarihleri hakkında konuşan bilgi vermemiz mümkün müdür?
Şu tarihleri arasında çıkartmayı düşünüyoruz diyebilir miyiz?
Bir sıkıntı olmaz. Biz şimdi 6 ay askere gideceğiz.
Büyük ihtimal Nisan gibi gideriz.
Bilmiyoruz ama Mart'ta olabilir.
Mart'ın ortası falan da olabilir. Çünkü bizim CHP'miz Mart'tı.
Şu an daha yapmadık şeyimizi.
Ama koronadan dolayı sanırım ertelenir falan da diyorlar da.
Orada hiçbir açık bir bilgi yok.
O yüzden bir anda da gitmiş olabiliriz.
Ama şey... Askerden geldikten sonra yani 6 ay sonrasında bedelli askerlik neden yapmıyorsunuz diye sordunuz.
Zamanı geçmişti biz başvurduğumuzda.
Bir de yapsak bile şu anki parayla fiyatı çıkmıyor onun.
O yüzden gelse bile olmazdı yani.
Kusura bakmayın. Şey diyordunuz videolarınızda vloglarda işte oyunlar eğer istediğimiz status rakamına ulaşırsak belki oyunun parasıyla askerliği aradan çıkartırız demiştiniz ama belli ki olmadı herhalde.
Yok. İşte askerden geldikten sonra bölüm 2'ye otururuz.
Eğer hani bölüm 1'in başında da belirttik.
İstediğimiz, bizim istediğimiz sayı çok yüksek değil.
6000-7000 arası.
Oraya geldik. Eğer oraya gelirse otururuz.
Bir 5 ayda sanırım. 5 ay veya 4 ay.
Ama bence o 6 ay olacak.
6 ayda bölüm 2 gelir.
Tabi bölüm 1'e yine güncellemeler gelecek.
Çünkü bölüm 2 yaptığımız şeyler genel oyunu etki ettiği için bölüm 1'de güncellenecektir.
Bölüm 2 yapacağız. Sonraki şeyler zaten.
Bölüm 2'de çok büyük bir şey geliyor.
Bölüm 3'de büyük bir şey geliyordu.
Ama bölüm 3'deki gelen şey mekaniksel değil de daha çok oyuncular için.
Koop mekaniği mesela. Nasıl olur onu bilmiyoruz.
Onun dışındaki bölüm 3, bölüm 4'lerde sadece hikaye ilerleyecek.
Bir de yeni karakterler eklenecek falan yani standart işler.
Yeni custom bir şey yapmamız gerekir mi bilmiyoruz.
Ama bölüm 2'de gizlilik geleceği için biraz uzun sürebilir.
Çünkü gizlilik mekaniklerine falan uğraşmamız lazım.
Dediğim gibi 6 ay artı 5 ay da oradan gitsek toplamda 11 ay bölüm 2 gelmez.
Ama biz askerden geldik 6 ay sonraki 5 ayda çalışıp bölüm 2'ye gideceğiz.
Sonra... 4 ayda bölüm 3.
Belki 3 ay olur o. Sonraki bölüm 4.
Ve bitireceğiz orada oyunu.
2 senesi, 2-2,5 senesi var yani.
Yani 1-2,5 senemiz var yani oyunu tamamlamak için.
Umarım şey olur hani sürekli insanlar görür bak bak bölüm güncellenmiş hadi oynayalım gidelim bir şey yapalım falan derler.
O şekilde. Ben de o zaman son bir soruyla programımızı sonlandıralım.
Peki bu Ronin bittikten sonra, bütün bölümleri yayınlandıktan sonra başka bir oyun üzerinde çalışmayı düşünüyor musunuz?
Tabii düşünüyoruz.
Aklımızda iki tane proje var.
Birisi daha çok tam bir indie oyun olan ve görselliği, atmosferiyle insanları büyüleyecek olan bir oyun.
Biraz Journey, biraz Death Stranding.
Birazcık da ne diyeyim?
Long Dark gibi diyeyim ama çölde diyeyim.
Çöl veya dağ. Çok karışık o ya.
O baya bambaşka bir şey yapmak o.
Muhterem hocam Jornay dedi.
Bakın Jornay dedi. Jornay dedi.
Jornay dedi. Askerden sonra.
Direkt ben bağladım. Ben Jornay'in deli hayranıyım yani.
Öyle böyleydi. Ben de çok sevdim.
Bir oyuna eğer ben hiçbir oyunun fanboyu olduğumu düşünmüyorum ama eğer bir oyun.
Ha değilim.
Bak değilim bak. Ama eğer bir oyunun fanboyu olacaksam eğer Jornay'dir o yani.
Benim için. Hatta bununla alakalı eğer oyuna başladığın zaman tekrardan sizlerle de görüşelim.
Elimden geldiğince o konuda size maddi manevi destek olmaya çalışırım yani.
Onun sözünü de vereyim buradan sizlere şimdiden.
O projeyi ben çok istiyorum.
Hatta ismini de buradan tizledim.
Mecnun diye. Şu anki proje ismi Mecnun.
Çok kıymetli. Bunun üzerine daha da bir şey konuşmaya gerek yok gerçekten.
Güzel bitirdi. Sadece kafamızda kenarda duruyor.
Bir de bizim AAA yapmak istediğimiz bir oyun var.
Eğer o kadar büyürsek yapmak istediğimiz bir oyun var.
O da mafya oyunu. 1800'lerde geçen 1800'ün sonlarında geçen Türkiye'de İstanbul'da geçen bir mafya oyunu.
RPG. Sen ne yapıyorsun başkan ya?
Bu programı bitirtmeyeceksin.
Senin niyetin o. Onu yapmak istiyoruz.
Ama o AAA olacağı için işte onun her şeyinin profesyonelce hazırlanması lazım.
Konsept çizimleridir. Önce yatırımcıları tavlamaları lazım.
Bakın burada iş vardı. Çünkü o dönemlerdeki İstanbul falan çok egzotikti.
Yabancılar için de şey olabilir.
Ooo ne güzelmiş. Bak mafya falan filan diye.
Baya hoş olur diye düşünüyoruz o konuyu.
Hem de Türkiye'de. Bu iki projeyle bence yatırımcıları bağlayacağınızı düşünüyorum.
Ki Rony çok güzel bir referansınız olacaksınız.
Evet referansımız olacağı için ben de öyle inanıyorum.
Bakın biz de bu işi yaptık.
Bize inanın. Tecrübemiz.
Bunu parasız yaptık.
Para ver bak neler yapıyorum ben başkan yani.
O olacak. O kaleminiz çok kuvvetli olacak yani o yüzden.
İnşallah inşallah. İnşallah bizi anlarlar bu yatırımca.
Çünkü yatırımcısız olmuyor ya.
Yani para bu işin kilit anahtarı.
Ve o parada yatırımcılar da yurt dışında yatırımcıyı almak zorunda bırakmayın yani bizi lütfen.
Elimizden geleni biz desteği vermeye çalışacağız.
Hem tavsiye anlamında hem insanlara bunu anlatma anlamında.
Tekrardan hoş geldiniz.
Ayağınıza sağlık. Zamanınızı ayırdığınız için tekrardan teşekkür ederim.
Başarılarınızın devamını diliyorum ben.
Sizin eklemek istediğiniz, söylemek istediğiniz bir şey varsa Onu da soralım size.
Benim eklemek istediğim buradan şunu da anmadan geçmek istemiyorum.
Biz bu oyunu iki kişi yapıyoruz ama bizim de aslında destek aldığımız kişiler var.
İşte Müzik Derimiz için mesela Yağız Oral buradan teşekkür ediyorum.
Seslendirme için Yiğit Özen.
Tan Şahin Kanat, Tan Production diye YouTube kanalı var.
Belki oradan o sesi tanıyor olabilirsiniz.
Böyle oyunlara veya filmlere trailer yapıyorlar.
Onlara da selam göndermek istiyorum.
Çeviri için Görkem ve Betül'e teşekkür ediyorum.
Lokalizasyon için. Küçük küçük destekler aldık.
Onlar sayesinde zaten işi profesyonelleştirdik.
Müzik, ses anlamında.
Lokalizasyon anlamında. Teşekkür ederim onlara da.
Buradan sadece bunu demek istedim.
Biz de başarılarınızın devamını diliyoruz.
İnşallah diğer çıkan bölümlerde çok başarılı bir şekilde çıkar.
Ve diğer projelerde hayata geçer.
İnşallah. Geldiğiniz için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.
Evet bu haftalıkta bölümümüz o kadar.
Haftaya tekrardan görüşmek dileğiyle.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
