
Oyunlarda gerçekçilik algısı hangi seviyede olmalı sorusunu bizlere sorduran Ready Or Not oyunu konuştuğumuz ve oyunlardaki gerçekçilikten bahsettiğimiz keyifli sohbetimiz sizlerle...
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar ben Necmettin Turan.
Ben de Uğur Kara. Bu haftaki sohbetimizin konusu mükemmel bir oyun.
Çoğu kişi tarafından bilinmeyen, bazı yayıncılar tarafından oynanan ama bence gerekli değeri bulmayan bir oyun.
Ne oyunumuz? Ready or Not.
SWAT eskilerde SWAT oyununu herkes oynamıştır.
Oynamıştır demeyeyim de herkes duymuştur, görmüştür.
Yenilerden de Rainbow Six oyununu biliyorlardır.
Taktiksel gerçekçilik noktasında bu iki oyun SWAT ve Rainbow Six baya bilindik ve popüler iki oyun.
Ready or Not ise bunların harmanlanmış hali bence.
Ve birazcık daha gerçekçilik katılmış hali diyebiliriz.
Biraz değil baya bir gerçekçilik katılmış hali.
Uzun zamandır oyunun hakkında bilgim var ama oynamak nasip olmadı ancak bugüneymiş oynama fırsatı yakalamak.
Evet bugüne değil aslında geçen haftalara.
Evet ya bugüne gittik yani sohbetini yapmak, konuşmak bugüneymiş diyelim.
Biz bir girdik oyuna, bir kere girmedik daha doğrusu.
Birkaç kere mi girdik?
Birkaç kere girdik, çok beğendik.
Oyunun hikayesi nedir diyeceğim böyle klasik böyle şey yapıyoruz ya oyundan hikayesi şu.
Bunda hikaye yok haliyle.
Bir online co-op oyunu olmasından dolayı.
Aslında online co-op demek de yanlış olur.
Single player'da girebiliyorsunuz aslında oyuna.
Yani evet single player'da var.
Single player grip. Bir ekibi de yönetebiliyorsunuz.
Ya da isterseniz arkadaşlarınıza birlikte girip çok keyifli dakikalar mı diyeyim?
Çok gerici dakikalar mı diyeyim?
Sıkıcı dakikalar da olabilir.
Yanınızdaki arkadaşınıza bağlı.
Yanınızda sabırsız bir arkadaşınız varsa mesela Necmettin Beyler gibi.
Evet ben gibi. Böyle delirmeniz mümkün.
Evet o zaman... O
zaman böyle fazla laf uzatmadan direkt oyunun oynanışı ve mekanikleri hakkında biraz konuşalım.
Çünkü bu oyunun hakkında konuşulması gereken zaten iki konu var.
Birincisi mekanik ve oynanış kısmı.
Diğeri de görsel grafik kalitesi.
Şimdi oyunun amacı şu.
Belli başlı görevler var.
Haritalar var. Haritalarda istediğinizi seçebiliyorsunuz.
Tamamıyla bir özgürlük var.
Hani şuradan başlayacağım bunu yapacağım diye bir şey yok.
Herhangi bir haritada herhangi bir görevi seçebiliyorsunuz.
Oyununda hemen hemen 10-12 tane harita var.
Her haritada da 6 tane görev var.
Farklı görev var. Bunlar şu.
Birinde mesela sadece giriyorsun düz reyne kurtarıyorsun.
Birinde reyneyi kurtarırken bombayı da çözmen gerekiyor.
Bombayı imha etmen gerekiyor.
Birinde hem reyne kurtarıyorsun hem bomba çözüyorsun hem teröristleri saf dışı bırakıyorsun.
Etkisiz hale getiriyorsun. Bir sonraki görevde hem bu işini yapıyorsun.
Bir de üzerinde delil topluyorsun.
Bir sonraki görevde bunları daha zorlu, daha gerçekçi halde yapıyorsun.
Her bir görev aslında oyunun zorluğunu artıran bir seçenek diyebiliriz.
Oyun içinde bir zorluk modu yok ama görevliler farklı görevlerle zorluk modu entegre edilmiş gibi diyebiliriz zorluk için.
Onun dışında görevlerini seçtin, haritanı seçtin ve inanılmaz derecede bir sana...
seçenek sunuyor. Silah seçeneği.
Silah seçeneği okusunda evet.
İnanılmaz baya fazla.
Gerçekten baya fazla. Ve bütün silahlar açık.
İstediğini seçebiliyorsun. O çok güzel bir şey.
İstediğin şekilde ilerleyebiliyorsun.
İkincisi ekipman seçeneği de çok fazla.
Mesela kamera alabiliyorsun.
Özelleştirme aklım gitti. Pardon.
Ekipman var. Ekipman konusunda da baya bir seçenek sunuyor size.
Özelleştirme konusunda da size herhangi bir şey sunmadan direkt silahları özelleştirebiliyorsunuz.
İşte hani şu görevi yapacağım bunu yapacağım öyle bir seçenek sunmuyor.
Sıfırdan nasıl girmek istiyorsanız oyuna kendiniz şekillendirip girebiliyorsunuz.
Benim çok hoşuma gitti. Daha da hoşuma giden şey ise bunları yapmak için oyunu 10 saat 15 saat oynayıp bazı silahları ekipmanları açmak zorunda değilsiniz.
Oyuna da sıfır başladığınızda da 20 saatlik bir oynanış süreniz olsa da istediğiniz ekipmanı kullanabiliyorsunuz.
Parayla satın alabilir bir içerik de görmedim ben yanlış hatırlamıyorsam.
Yok yok öyle bir şey de yok. Her şey herkese açık şeffaf bir şekilde yani.
Bu da benim hoşuma gitti. Bu da bir gerçekçilik değil mi aslında?
Eğer ben bir SWAT üyesiyim tamam mı?
Operasyona gideceğim. Direkt cephaneliğe gidip istediğim ekipmanı istediğim silahı almam gerekiyor görevime uygun bir şekilde.
Kesinlikle katılıyorum sana. Yani buradaki bunu paralı yapmamaları ya da ne bileyim bir seviyeye atlayarak bunu aşılmamasının sebebi oyun içindeki gerçekçiliğin Daha oyuna başlarken kendini
göstermesiydi aslında. Bu da çok ince bir detaydı bana göre.
Buradaki artı şu. Mesela ekiple giriyorsun.
4 kişiyle giriyorsun atıyorum.
Bir kişi kalkan alır.
Bir kişi işte kamera alır.
Bir kişi gaz alır. Bir kişi flash alır.
Tamamıyla yönlendirmeyi sen yapıyorsun.
Bir ekip liderine ihtiyaç var bence bu da.
Bu yönlendirmeyi yapıp daha kolay şekilde bölümleri tamamlayabilirsin.
Evet. Oyuna girdikten sonra oynanış olarak şu.
Her attığın adıma dikkat edeceksin.
Her kapının arkasına bakacaksın.
Her kapıyı pikleyerek yani aralayarak açacaksın.
Bakacaksın bir şey var mı tuzak muzak var mı yoksa sakince yine gireceksin.
Mümkün mertebe kalkanı olan kişiyi önden süreceksin ki herhangi bir zayiat olmasın.
Bu şekilde durmadan ilerleyerek haritayı, harita içerisindeki görevi tamamlamanız gerekiyor.
Şurada da şöyle bir şey var.
Kalkanı olan adamda %100 koruma değil.
Kalkanın da belli bir kırılma seviyesi var.
Mesela bir çoğu oyunda bu yoktur.
Adam kalkanı vur git.
İstediği kadar hasar alsın hiçbir sıkıntı yok.
Yanlış bilmiyorsam Rainbow Six'te biraz daha dayanıklıydı.
Daha uzun ömürlüydü bu oradaki kalkanın.
Burada kalkanın atıyorum 10.
mermiden sonra ön camı çatlamaya başlıyor.
Hasar almaya başlıyor.
Belli bir süre sonra kırılıyor.
Bu da gerçekçiliğe çok daha etki etmiş.
Bir diğer detaysa mesela normalde FPS oyunlarında hepimizin bildiği bir unsur vardır.
Crosshair dediğimiz nişangahın ekranda belirgin olması.
Yani nişan aldığın zaman silahı doğrulttuğun zaman bir hedefe crosshair orada bellidir.
Onu getirirsin hedefin üzerine ona göre atış edersin.
Ama burada Yani Ready or Not'ta herhangi bir crosshair yok.
Silahın üstünde herhangi bir dürbün veya red dot yoksa herhangi bir dürbün açılmıyor.
Aynen öyle. Tabancalarda zaten böyle dümdüz böyle normal gerçekten gerçek hayatta tabanca kullanıyormuş gibi Allah-u Ekber diyerek vuruyorsun.
Gez göz arpacık Bismillah diyerek ateş ediyorsun.
Bir de benim hoşuma giden noktalardan bir tanesi de bu gerçekçilik dedik ya mesela ben ilk oyuna girdiğimde şeyi test etmiştim.
Şarjör değiştirme sekansı çünkü bir videoda görmüştüm ben onu.
Şarjör değiştirme sekansında inanılmaz bir haz yaşadım orada.
Silah tam kapasitede doluydu.
İlkinde çekiyor şarjörü.
Çıkartıyor böyle işte gösteriyor diyor.
Dolu lan bu diyor. Neyini değiştiriyorsun diyor.
Geri takıyor. İkinci de yine tekrar bastığımda.
Yine şarjör çıkartıyor.
Bu sefer başka şarjör takıyor ama diğer şarjörü de atmıyor.
Adamlar orada bile inanılmaz bir sekans yapmışlar.
Ama bak o atmadığı şarjör yarı dolu olan şarjördü.
Hepten boş olan şarjörü operasyon anında hızlıca çıkartıp atıp yenisini takıyordu.
Orada da bir detay vardı. Kesinlikle.
Orada içinde mermi varsa zayi olmasın diyerekten saklıyor.
Çok güzel detaylar vardı.
Düşman yapay zekası hakkında biraz konuşmak lazım.
Bana göre düşman yapay zekası biraz zayıf.
Şöyle zayıf, seni gördüğünde bir an panik oluyor.
Bu gerçekçilik mi yoksa...
Yapay zekanın biraz sersemliği mi onu tam çözemedim.
Ama düşman seni gördüğü zaman bir sağa sola kaçıyor önce.
Ne yapacağını bilemiyor sonra üstüne geliyor.
Sonra değişik bir hareketleri var aslında.
Bence o şundan da kaynaklanıyor tabii.
Çünkü hani ilerlerken sürekli düşman görünce bağırıyorsun.
Yani işte at silahını işte teslim ol falan o tarz bir bağırma yapıyorsun.
Ondan etkilenip bak ben bunu yaşadım.
Ondan etkilenip bazı silahını indiriyor bırakıyor.
Ama sen ona gerekli müdahaleyi yapmazsan eğer 2-3 saniye içerisinde tekrar silahını alıp sana ateş edebiliyor.
O da çok bambaşka bir şey.
Evet öyle bir detayı ben de yakalamıştım.
Bir detay daha söyleyeyim mesela.
Ses yaptığın zaman kapıların arkasında biri varsa eğer hiç affetmiyor abi.
Kapı arkasından direkt tak tak tak sıkıyor sana yani.
Ve bu... Gerçekçilikten yine bahsediyorum.
3-5 mermi hasar alınca ölüyorsun abi.
Hiç eyvallah yok. Yine aynı şekilde 3-5 mermi sıkıldığı zaman hedef de ölüyor bu arada yani.
İki taraflı bir gerçekçilik var burada.
Diğer bir şey bir detay da benim fark ettiğim, benim denk geldiğim detaylardan biriydi.
Şimdi oyunda dediğimiz gibi reyne kurtarma olayı var.
Düşman hedefi reyneleri mesela şey yaptı.
Kıyafetlerini... Teröristler kendi kıyafetleriyle bazen giydiriyor.
Çelik yelek giydiriyor. Bazılarına çelik yelek giydiriyor falan.
Haliyle şeyi ayırt edemiyorsun.
Bazen bu düşman mı sivil mi ayırt edemiyorsun.
Bu sefer her gördüğüne dur kaldır silahını teslim ol çağrısı yapıyorsun.
Bir tanesinde böyle bir odaya girdim.
İki tane hedef vardı. Dur kaldır silahını dedim.
İkisine teslim oldu. Birini böyle bağladık böyle koyduk kenara.
Diğerine böyle bağlama ediyordum.
O da böyle elleri havadaydı. Hacı ben tabii rahatım haliyle ellerini kaldırmış teslim olmuş.
Tam o sıra adam bir çıkarttı silahı başladı bana atış etmeye.
Adam beni kafalamış.
Onu ben de yaşadım. Bence burada yapay zekayı bir artı katmak lazım.
Evet o güzel detaylar, ince detaylar, hoş detaylar yani.
Teslim oluyor gibi yapıyor ama her an bir an önce onu etkisiz hale getirmen gerekiyor.
Bir de o aksiyon halindeyken...
rehine de vurabiliyorsun. Çünkü rehinelerin de tepkisi şöyle.
Bir anda elini kaldırmıyor.
Hani tamam ben rehineyim demiyor.
Teslim olmuyor. Belli bir şeye kadar 2-3 uyarıdan sonra böyle ellerini kaldırıyor.
Tamam sakin ol hesaba.
Sonra gidiyorsun tutukluyorsun.
Tutukluyorsun dediğim arkasına elleri cırt atıyorsun ellerine.
Ondan sonra merkeze bildiriyorsun.
Her kişi için gerekli bu. Öldürdüğün adama da yapıyorsun.
Tutukladığın adama da yapıyorsun.
Hepsini merkeze bildiriyorsun.
Orada sana ekstra puan veya Sivil vurduysan eksi puan yazılıyor.
Biz oyunu bitiremedik hiç.
Neden? Çünkü...
Benim yüzümden. Genel olarak Neco'nun yüzünden.
Ya abi şimdi oyun... Her kapıya böyle baktın.
Bana göre değilmiş.
Onu fark ettim yani. Oyun çok güzel.
Çok hoş. Ya da şu vardı.
Ekip azdı bizde. 2 kişi girdik.
Mesela 3-4 kişi girseydik daha rahat oynardı.
Kesinlikle katılıyorum sana. Burada ekibin azlığı bir de senin sabırsızlığın birleşince biz...
Belli bir süre sonra artık şey yaptık yani.
Wolfeş'ten gibi bas baba bas baba bas baba ilerle.
Sağdan çıkan adam vuruyor soldan çıkıyor.
Öyle bir şey ki adamda pompalı tüfek var abi.
Bir anda koşuyorsun mesela.
Koştuğun zaman adam sağdan bir çıkıyor sana kapıdan bir koyuyor.
Direkt öldürüyor zaten. Hiçbir şeyi kalmıyor yani.
Ehemmiyeti kalmıyor. Tamam telefonu vermişsin ya.
Alacak birine mesaj yazıyormuşum.
Böyle duruyor öyle. Bakıyorsun sürekli telefonu.
Dikkatimi dağıtıyorsun. Sen benim dikkatimi dağıtırken iyiydi giriş yaparken.
20 dakikada giremedin.
10 kere kestirdin bana. Kestiririm.
Şimdi gerçeklik hakkında artık daha fazla konuşmaya gerek yok.
Anladınız. Oyun bayağı bildiğin gerçekçilik akıyor.
Buram buram gerçekçilik akıyor.
Bu konuda çok başarılı.
Şimdi biz diğer bir konuya gelelim.
Grafikler. Grafik bağımsız bir oyuna göre bayağı iyi.
Kaplamalar güzel. Karakter detayları başarılı.
Aynalarda özellikle ben onu test ettim.
Yansımalar güzel. Aynalarda yansımalar çok güzel.
Şey de göremedim bu arada.
Sen hiç gördün mü grafik hatası, kaplama hatası?
Yok sadece şey gördüm ben.
Düşmanları öldürdükten sonra, hedefleri öldükten sonra böyle eli kolu bazen böyle sersem, değişik harekete yapıyor böyle.
Ayağı götüne giriyor falan böyle sırtına geliyor.
Bana bir iki tane öyle şeyler gördüm ama onun dışında oyun zevkimi kıracak, oyun esnasında, aksiyon esnasında aksiyonu kıracak herhangi bir grafiksel...
ya da teknik bir hata görmedim.
Ben de ona dikkat ettim ama yaşamadım.
Saf kan temiz bir oyundu yani.
Hakeza ses konusunda da çok başarılıydı.
Tabii o haliyle öyle olması gerekiyordu.
Gerçekçi silah sesleriydi yani.
Böyle bildiğin yaşadım onu yani.
Konuşma sesleri Hakeza yine o şekilde.
Düşmanı vurduğu zaman düşmanı vermiş olduğu o acı sesleri, vurulduğuna dair o tepkimi.
Gerçekten vuruluyormuş gibi. Onlar da iyiydi.
Şevre detayları Hakeza desen öyleydi.
Mesela operasyonla girdiğim bir bölgede gerçekten burada Bir terörist girmiş.
Bir şeyler olmuş yani.
Onun tedirginliğini hissediyorsun.
Biraz karanlık ortam oldu zaten.
Çoğu halde karanlıktı böyle.
Güzeldi yani. Mesela bir yerde ben şeyde ses konusuna geleceğim.
Kapıyı açtım. Direkt içeri girdim.
O ara bir patladı bomba abi.
O çınlama sesi baya bir gitmedi.
15-20 saniye kaldı böyle.
Bir de kulaklıkla oynuyorsun ya sanki orada bomba patlamış da onu hissetmiş gibisin yani.
Flash işinin aynı şeyi geçerli.
Kesinlikle. Bir ara yanlışlıkla flash'a patlattık.
Evet. Flash'ta harbi flash gibi patladı.
Yani o CS'deki flash'la alakası yok yani.
Gerçekten değilmiş. Yani o gaz dedik bir kere yanlışlıkla gaz attık.
Ölüyorduk. Evet. Kendi yerine gaz attık.
Bayağı bildiğin zehirleniyorduk yani o siste gaz bombasında.
Çok dedim ya çok detayı çok.
Oyunun grafikleri değil. Vuruş hissiyatı da çok iyiydi mesela o.
Hakez aynı şekilde. Birden böyle hareket ederken özellikle birini vurduğun zaman böyle bok çuvalı gibi bir kere seriliyor gerçekten.
Lambur lumur gidiyor.
Şey çok enteresan.
Bağımsız bir firma dedik ya.
Bu gerçekten bayağı bir bağımsız yani.
Onun hakkında evet konuşmamız gerekiyor en son bölümde.
Firma hakkında da hiçbir şey yok yani.
Çok enteresan. Ben normalde hem YouTube kanalında hem de podcastlerde oyunun geliştirilmesi için bir iki cümle bir şey söylemek isterim her zaman.
Şu kişi geliştirilmiş, şu kadar sürede geliştirilmiş, şu olaylar olmuş falan gibisine.
Hacı bu oyun hakkında en ufak bir şey yok.
Void Interactive miydi öyle bir şeydi.
Evet Void Interactive. Oyunun geliştiricisi.
Sektörde bu firmaya bilen bir alakalı yok herhalde.
Bir CEO'su biliniyor. O da LinkedIn'den.
LinkedIn'den ben buldum onu da yani.
Normalde bir yerde yazmıyor normalde.
CEO'su budur demiyor. Ne web sitelerinde yazıyor ne Wikipedia'da yazıyor.
LinkedIn'den buldum. LinkedIn'den.
Abi girdim oradan.
14'lük bir ekipmiş bunlar.
Şirket Yeni Zelanda'da kurulmuş.
Öyle gözüküyor. Ama şirketin CEO'su şeydeydi.
İzlanda'daydı. Öyle de bir kafamı karıştıran bir durum var.
2016 yılında kuruluyor.
Buit firması. Şimdi oyun bu kadar başarılı olunca insan şunu diyor.
Bu bağımsız firma olsa da büyük bir firmadan çıkan geliştirici arkadaşları toplamışlar.
Yine bir firma kurmuşlar.
Bir deneyim, bir tecrübe falan var.
Ben direkt öyle düşündüm.
Direkt baktığın zaman oyuna bak.
Hiçbir oyun bağımsız demesinler.
Gir dersin ki tamam bu oyun X bir firmanın oyunu dersin.
Dersin ki Rainbow Six'ten ayrılan 5 kişi gelmiş bu oyunu geliştirmiş.
Eski sıfat ekibi kalkmış eski oyunu remaster etmiş gibi bir şey dersin.
Ben de o beklentilerle araştırdım ettim baktım.
CEO'sunu buldum. CEO'sunun CV'sine baktım.
Gıda firmasında çalışmış. Abi gıda firmasında çalışmış.
Sağlık firmasında çalışmış.
Böyle uluslararası bir finans firmasında falan çalışmış.
Yani oyun firmasıyla alakası olmayan yerlerde çalışmış adam.
Şunu soruyorum bize. Ulan arkadaş nasıl oluyor bu iş yani?
Bağımsız bak işte bizim en sevdiğimiz iş bu abi.
Bağımsızlara yer vermek.
Belli bir kalitenin üstündeki bütün bağımsız oyunlara biz el atıyoruz zaten.
Evet mümkün verdik. Özellikle YouTube kanalımızda oyun makinesi kanalında her ay böyle bağımsız oyunlara.
Evet artık onu seri haline getirdik.
Her ayın sonunda en az 5 olmak şartıyla düşük bütçeli bağımsız oyunlara, güzel bağımsız oyunlara listeliyoruz.
Bence bir girip bakın ona.
Yani bir ara şey yapıyorduk bunu.
Yerli oyunları şey yapıyorduk. Çok sıkı çıkıyordu ya.
Artık yerli oyunda çıkmıyor lan.
Yok kalmadı. Arka planda kaldı.
Arka planda kaldı. Belki vardır da o yerli oyun furyası bittiği için yayıncılar da pohpohlamadığı için ön plana çıkmıyordur diye düşünüyorum.
Belki yine her ay bir iki tane yerli oyun çıkıyordur da.
Vardır yine vardır da işte bizim bile gözümüze şartmıyorsa artık ne kadar yerli olduğunu yani.
Yani bilmiyorum. Bu oyun oynanır arada böyle.
Oyun oynanır. Şimdi birkaç Mustafa'ya falan aldıracağız.
Onun arkadaşlarına aldırırız böyle.
Oradan oynarız biz bunu ya.
Ben oynarım abi.
Birkaç harita bitirmek istiyorum yani.
Bu oyuna böyle bir saat bir buçuk saat vereceksin.
Yavaş yavaş ağır ağır işleye işleye gideceksin.
Tadını çıkarta çıkarta. Tadını çıkartırsın o zaman.
fazlasıyla. Tek sıkıntı fiyat olarak şey yapalım biraz.
Fiyatı bir tık bana şey geldi.
100 lira. Ama bence değer.
Ya abi erken erişim oyun için tamam eyvallah.
Büyük bir ihtimal bu oyun tam sürüm olarak çıktığı zaman daha da pahalı olabilir ama bir indirim döneminde alınması.
İndirim döneminde kesinlikle bekle indirimi.
Şu an almanızın bir şey yok.
Ama ben şunu göz önüne alıyorum.
Şimdi 3A1 oyunla kıyaslıyorum abi.
3A1 oyunla kıyasladığınız zaman çok yüksek bir memla değil bence.
Bence bu oyun 100 lira eder.
Sana sunmuş oldukları o kalite 100 lira bence değil ya.
Hatta bu oyunun değeri 200-300 liralık bir oyun benim gözümde.
Hayır o kadar pahalı olsun demiyorum.
Benim gözümde öyle mesela. Ben sana derim ki o zaman Hunt da o zaman...
500 lira mı olacak? 600 lira mı olacak Hunt?
Hayır Hunt. Yani Hunt'ın detayıyla şimdi bunun detayını karşılaştıralım mı istersen?
Karşılaştırabilirsin. İkisi de çok güzel detay kazan bir oyun.
Ama Hunt da ağır basar.
Ama bu oyunda kötü bir oyun değil abi.
Bence bir Rainbow Six Siege kalitesinde bir oyun bence.
Ya şu var biraz farklı gibi.
Özellikle online noktasında çok değil ya.
Ya abi farklı farklı diyorum ben sana ama hani Aralığındaki makas çok açık değil.
Detay kalitesi olarak, işaret kalitesi olarak olabilir ama işaret kalitesi olarak olmayabilir.
İşaret kalitesinde Rainbox X'in biraz daha çeşitli olabilir.
Daha multiplayer odaklı bir oyun. Ama işte bu erken erişim abi.
En büyük avantajı bu.
Erken erişimde bu kadar güzel olabiliyorsa bence bu oyuna şans verilmeli.
Ya bu ara yine baya erken erişim oyunları var.
Oynadık da hatırlıyorsan. Şimdi yeni Hakeza yine bu hafta oynayacağımız bir tane oyun var.
Virizing. Patladı.
O da güzel patladı.
Bir de ona mesela geliştirici firma şey demiş hani çok fazla beğeni aldık.
Oyuna hikaye modu falan da ekleyeceklerini söylediler mesela.
Bilmiyorum ne kadar efektif olur.
Ya abi 5 saat de olsa 3 saat de olsa hikaye modu hikaye modudur yani.
Call of Duty'nin hikaye modları ne?
10 saat mi? 2 saat.
3 saat. 3 saat. Ne oldu?
Bunlar da eklesin 2 saatlik bir hikaye modu ne olur yani.
Ama böyle bir hikaye modusu gelmesini istedim.
Şu an en son oyunlardan biri Hunt'tır abi.
Ona gelecek ama ne zaman gelecek bilmiyorum.
Ona böyle bir hikaye gelse ne oynanır var ya.
Akar gider var ya.
Gerilimi böyle iliğine kadar sana sokar yani.
Red Dead'en sonra o türde ki en detaylı oyunlardan biri olur yani.
Hikayeler bir oyunu. Olursa eğer.
Bence ama şundan dolayı bir çekince var.
Şu an yeni krizis için büyük bir oluşum kurulduğu için oraya.
Oraya kaydılar. Utku'ya bile ulaşamıyoruz şu an.
Aradığınız Utku'ya şu an ulaşılamıyor gerçekten yani.
Utku'ya ulaşamıyoruz. 3 aydır dönmedi bize.
Adamın telefonunu bulup oradan da yazmak istemiyoruz.
Zorlamasın bizi yaparız yani.
Neyse çok önemli değil o.
Eğer bir krizis haberi çıkarsa ona ulaşırız.
O önemli değil. Onun dışında read or not için söyleyeceğim başka bir şey var mı?
Ready or Not için söyleyeceğim ne var?
Alın oynayın abi. İndirim döneminde.
Farklı bir şey söylemeyeceksin yani. İndirim döneminde oynanabilir.
Güzel bir şey. Farklı bir şey söylemeyeceksin yani.
Farklı bir şey ne söylenebilir?
Çok önemli bir konu var aslında konuşulması gereken.
Ne abi? Şimdi biz bu oyunu aldık oynadık.
Dedik ki oyun aşırı gerçekçi.
İşte bir noktadan sonra bu gerçekçilik insanı boğabilir gibi boğması gibi durur söz konusu.
Şimdi aga son çıkan oyunlara bak.
Oyunların hemen hemen hepsi...
arkeitleşmiş. Böyle sadece böyle vurdulu kırdılı oyunlar için konuşmuyorum.
Hani bulmaca oyunları da olsun, platform oyunları da olsun.
Yani bir arkeitlik havası var.
Hepsinde. Bir de şunu söyleyeyim.
Şuradakilerin hiçbir kötü amaçları değil.
Sadece bir fikir, bir yorum beyan ediyorum.
Oyunların hepsi bu kadar arkeitleşmişken.
Şunu yani mesela yapay zekanın salaklığı çok fazla gözümüze çarpmaya başladı.
Atıyorum gerçekçilikten çok uzak bir olay.
Artık ya bu kadar da olmaz diyoruz.
Yani bu kadar da uçmayın diyoruz mesela.
Hiç gerçekçi gelmiyor gözümüze ya.
Oyundaki detaylar. Evet.
Güzel bir noktaya değinir.
Ben bu açıdan bakmamıştım.
Şimdi Ready or Not ise son dönem oyunlarının hepsinin böyle eline verir gerçeklik noktasını.
Kesinlikle. Agap ama bu seferde bu kadar gerçeklik fazla diyoruz bize.
Çünkü diyorum ya sana.
İlerliyorsun. Tamam ilerle tamam güzel.
Kendini tam atmosfere sokuyorsun.
O da güzel. Ama şimdi şöyle düşün.
Ben 1 saat, 2 saat, 3 saat, 5 saat, 10 saat sonra bu ağır tempo beni sıkacak abi.
Çünkü çok gerçekçi oyun. Ya bu da her zaman oynanacak bir oyun değil bence.
Ben her zaman oynamak istiyorum belki.
Şuraya geliyorum aga. Bak daha düne kadar oyunların gerçekçi olmamasını konuşuyorduk.
Şimdi çok gerçekçi bir oyun var.
Bu sefer diyoruz ki bu kadar gerçekçiliğe de gerek var mıydı diyoruz.
Bu dengeyi sağlamak mı gerekir diyorsun.
Acaba burada bir denge mi sağlanması lazım?
Yoksa gerçekten olması gereken bu mudur?
Şimdi şunu demiyorum ha.
Tüm oyunlar gerçekçi olsun demiyorum.
Bu sefer oyun oynamanın sanki bir manası kalmamış gibi oluyor.
Çünkü o insan oyunları niye oynar abi?
Gerçek hayatta yapamadığı uçuk kaşık şeyleri sanal ortamda gerçekleştirmek ister.
Bir nevi öyle. Ama şöyle demiş ya.
Sıfat oyun. Mesela ben gerçek bir hayatta asla sıfat olamam abi.
Doğru mudur? Yaşım kurtarmaz, gözüm görmez, iki tane çocuğumu bırakıp operasyona gidemem vs.
vs. Ama o duyguyu yaşamak istiyorsam mesela Radio Ornat oynadığında gerçek bir Swapmış gibi hissedebilirim.
Zor bir, cevap vermesi çok zor bir şey ama ya.
Şimdi bu oyunun mesela bu konuda gerçekçi olması gayet güzel.
Ama her oyun bu kadar gerçekçi olursa...
Bunlar oyun mu olur yoksa gerçek hayatın bir simülasyonu mu olur?
Seni soracağını soruyorsun. Gece gece kafamı yaktım.
Bence bu tarz bir oyunun bu kadar gerçekçi olması gerekiyor.
Bence bu. Peki bundan başka diğer oyunlar hakkındaki gerçeklik sıkıntısına ne diyeceksin?
O oyundan ama türü farklı.
Olsun türü farklı. Ben sana şöyle söyleyeyim yani bir Red Dead'e de bence gerçekçi.
O zaten gerçekçi canım.
Ama şimdi bir Cyberpunk'a gerçekçi diyemezsin.
Peki olması gerekir mi? Hayır.
Niye? Çünkü o hayal dünyası demeyeyim de.
Tamam. Farklı bir gerçeklikle yapılmış bir şey.
Fark reyaltı. Fark reyaltı da aslında gerçekçilik var.
Nereye var abi ya? Ama bu kadar gerçekçilik yok.
Abuk sabuk işler var abi ya.
Gözünü seveyim. Yok hangi abuk sabuk işler var mesela?
Timsah eğitiyorsun falan.
Olabilir. Timsah eğiten adamlar var ya.
Mesela hakeza yine. aklıma gelen oyunlardan bir tanesi Assassin's Creed mesela.
Ne kadar gerçekçi.
Böyle adamın arkasından böyle gidiyorsun böyle.
Mal gibi adam da hiç anlamıyor.
Takip ediyorsun hiç anlamıyor. Mesela burada gerçekçilik olması gerekmez mi mesela?
Şimdi bak her oyun için ayrı konuşmak gerekir tabii ki de.
Demek istedim aslında bir de bak Assassin's Creed çok güzel örnek oldu aslında.
Tamam Assassin's Creed birebir gerçekçi olmasın.
Birebir suikast simülasyonu olmasın.
Ama adamın arkasından o kadar takip edip de arkadan bakıp beni görmesine rağmen Böyle şey yapması, böyle fark etmesi.
Üstte o şeyin fark etme şeyinin dolması.
Fark ediyorum. Yok yok yok değil falan hani.
Ben saklandım tamam tamam. Polat Alemdar bile üçüncü gördüğü zaman, aynı adam üçüncü kez gördüğü zaman indiriyor mesela yani.
Evet o şu an bak şöyle söyleyince bana bir saçma geldi ya.
Mesela muhafızlar seni görünce böyle üstündeki şeyin dolması gerekiyor ya tam böyle.
Daha da saçması. Gördü muhafız böyle tamam mı.
Fark etti bu düşman diyor bana.
Ben iki tur atıp geliyorum.
Samanlığa giriyorum. Çıkıyorum.
İki dakika sonra adamın yanına gidiyorum.
Adam sanki az önce beni gören o değil.
Fark eden o değilmiş gibi rahat rahat yanımdan geçiyor gidiyor mesela.
Evet bence oyunlarda gerçekçilik belli bir şeydi.
Oyununa göre değişir ama. Yine belli bir seviyede tutulması lazım.
Gerçekçi olması lazım. Çünkü şöyle düşündüğü zaman oradaki şeyler saçma geldi.
Aslında bu birazcık da yapay zekanın salaklığı mı desek?
Kesinlikle. Onu da diyebiliriz.
Zaten gerçekçiliği yapabilmek için çok iyi bir yapay zekanın olması gerekiyor.
Gerçek şöyle bir şey var. Mesela Red Ornat'ın yapay zekası çok mükemmel değil.
Ama oyunun kendisi gerçekçi olduğu için ona göre şey yapılmış.
Şimdi... Asyncrit'te gerçekçiliğin bu kadar göze batmasının en büyük sebebi karşımızdaki NPC'lerin yapay zekasının çok kötü olması.
Yoksa ebesinin nikahı yerden atlıyorsun, samana düşüyorsun, ölmüyorsun.
Bunun yapay zekayla bir alakası yok.
Evet bu mekanikler.
Anladın mı? Oradaki mekaniğin gerçekçi olmayışıyla alakalı olan bir şey.
Ama bak şimdi şöyle şöyle söylenince düşünmeye başladım böyle.
Kafamla kuruyorum şimdi. Öyle bir Assassin's Creed olsaydı daha mı güzel olurdu?
Sonuçta Assassin's Creed temelinde bir suikast oyunu değil mi abi?
Bence daha güzel olurdu. Değil mi?
Adam seni gördü. Mesela ki o zaman şöyle bir şey.
Ama bu bütün oyunlarda var. O zaman da hitmen mi olurdu o zaman?
Assassin's Creed hitmenden mi dönüşürdü?
Ama Hitman'da da aynı şey var ya.
Tamam daha gerçekçi ama adam seni görünce belli bir seviyeye kadar.
Ya da Tommy Klein Sprint Cell'de de var aynı şey.
Belli bir şeye kadar böyle. İlk oyunlarından bu arada.
Diyorsun yani. Ama kaçınca hemen tamam geri sönüyor o şey.
Ve tekrardan o adamın yanına gittiğin zaman.
Sanki ben kendimce söylüyorum.
Kendi zevkime göre söylüyorum.
Daha gerçekçi olması gerekiyor.
O zaman burada da oyunun sadece türü değil de işlemiş olduğu konu, tema.
O da önemli. Cyberpunk için mesela gerçekçilik olmasın olur.
Çünkü zaten absürt bir dünyada, evrende geçiyor zaten.
Ama Assassin's Creed ama teması uygun.
Suikast oyunu sonuçta. Bence Cyberpunk için de aynı şeyi söyleyebiliriz.
Niye ki ya? Absürtlük var ya orada.
Absürtlük var ama hani bir gerçekçilik yine olması gerekiyor.
Çiple adamın götüne çip takıyorsun.
Ufka açılıyor oğlum adam ya.
Ne kadar gerçekçilikten bahsediyoruz ki yani Cyberpunk için.
Neyse bu konu çok uzayacak anlaşılan.
Konumuzun o zaman şeyin başlığı.
Videonun başlığı. Oyunlarda gerçekçilik algısı.
İki nokta üst üste redornat diyelim mi?
Diyelim bence. O zaman ekleyeceğim bir şey yoksa.
Yok yeter abi. Milletin kafasını zaten bir milyon yaptık.
Bak bu geçen hafta ne demiştik lan?
Vergiyle ilgili bir şey söylemiştik.
Verginin vergisini verip vergiden düşebiliyor muyuz?
Evet. Tek attım lan. Evet.
O zaman bizlerden bu haftalık bu kadar.
Haftaya görüşmek dileğiyle diyelim.
Bye bye.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
