
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan.
Ben de Uğur Kara. Bu haftaki bölümümüzün konusu oyun türleri nelerdir ve en çok oynanan, bağımlılık yapan oyun türleri hangileridir?
Güzel konu. Değişik bir konu.
Şu ara çok oyun olmadığı için birazcık da oyun dünyasından bahsetmek lazım.
Sürekli konuşuyoruz, konuşuyoruz.
Şu oyun, şu oyundur. Bir de çok kavram kullanıyoruz mesela.
Diyoruz ki mesela şu oyun FPS türünde bir oyun.
TPS türünde bir oyun. Açık dünya.
Bunlar çok yakından bildiğimiz kavramlar ama bilmediğimiz...
Kavramlar da var işte. JRPG mesela.
Misela bunlardan bir tanesi.
Haken Slash. Hakeza bunlardan bir tanesi.
Bu bölümümüzde kısaca hepsinden bahsedip birkaç örnek vereceğiz oyunlara.
Ondan sonra da en son yapılan bir araştırma sonucu.
Bahımlılık seviyesinde en yüksek olan oyun türlerinden bahsedip bölümümüzü bitirmeyi düşünüyoruz.
Evet. Başlayalım o zaman.
İlk oyun türümüz haliyle FPS.
Herkesin dilinde dolaşan FPS.
Yeni FPS oyunu geliyor.
Nedir bu? Bu yeni FPS oyunu.
First Person Shooter.
Yani aslında FPS ve TPS'lere baktığımızda shooter oyun olarak genelde geçiyor.
Yani shooter yani.
Birçok silahlı aksiyon oyunlarına verilen genel bir kavram.
Şimdi FPS'deki olay birinci şahıs.
kamera açısından oynuyorsun. Yani oyuncunun karakterinin gözünden bakarak oyun oynuyorsun.
Evet. Karakteri göremiyorsun. Sadece elini ya da silahını görebildiğin bir oyun türü.
Örnek vermek gerekirse benim ilk aklıma gelen Wolfenstein, Half-Life.
CSGO. Tamam. CSGO'yu verme ona örnek.
Çünkü CSGO tam bir FPS ama MOBA'ya da giriyor.
MOBA'ya giriyor. Yani online'a giriyor.
Bu oyunlar dediğimiz Wolfenstein, Half-Life gibi oyunlar.
Bence hazır FPS'den bahsetmişken TPS'den de aynı şekilde bahsedeyim.
Tamam. Yine buradaki Tek fark TPS'de kamera açısı.
Burada işte ikinci bakış açısı da dediğimiz böyle.
Üçüncü şahıs aslında yukarıdan tepeden.
Pardon ikinci. Üçüncü şahıs dediğimiz.
Yani karakteri görebildiğiniz.
Arkasından karakteri görebildiğiniz bir kamera açısındaki oyunlara söyleniyor.
Bu da oyunun hikayesini ve atmosferini ön plana çıkarmak için daha çok yapılan bir şey.
TPS, FPS için doğru söyleniyor.
Ama aslında olayı daha geniş perspektiften görmemizi sağlıyor TPS.
Ben açıkçası kamerasıların çok fazla etkilediğini düşünmüyorum.
Beni de çok etkilemiyor ya.
Bazı konularda kanser ediyor mesela.
Hatta ben karakterimi görmek benim her zaman daha da hoşuma gitmiştir.
Ama mesela FPS türünü...
hikaye anlatımının daha iyi olduğu söylüyorum.
Değişir. İşte TPS'deki olay bu.
Yani vermek gerekirse Resident Evil var mesela.
Ama onda çok değişti kamera açıları ya.
Hani genel bir örnek veremezsin yani.
O zaman God of War diye. Olur mu?
God of War direkt TPS. TPS girer.
Hatta Heyken Slash türüne de girer aslında ama.
Yani kamera açısı olarak bahsedersek TPS bir oyun diyebiliriz ona.
Kesinlikle. Heyken Slash'a geleceğiz.
Onu karıştırma. Ona başka bir örnek veririz.
Diğer bir oyunumuzda.
Yani oyun türümüzde. Gerçek zamanlı strateji oyunları.
RTS. Relay time strateji.
Tamam ki gerçek zamanlı oyun türü yani artistlik yapma.
Çok bilinen bir tür değil ve yaygın bir tür değil.
Ülkemiz özellikle çok sevilen bir oyun türü değil yani.
Türlerinden bahsettiğimiz için bunu da almak istedik.
Tabii tabii. Buna da bir örnek verelim.
Starcraft. Duydun mu? Ben duymadım.
Yok yok ben duydum onu ya. Starcraft şeyin oyunu ya.
Blizzard'ın oyunu o. Diablo'dan sonra çıkarttığı oyunlardan bir tanesiydi.
Hatta çıktığı dönem bayağı bir oynanmıştı.
Bizim ülkemizde çok fazla oynanmadı ama Starcraft önemli bir oyundu.
Diğer bir türümüz de RPG.
Bunu son zamanlarda özellikle çok fazla duymaya başladık.
Role Playing Game. Yani rol yapma oyunu.
Karakterin tamamıyla verdiğiniz kararlarla oyunun gidişatına hikayesini değiştirebileceğiniz, karakterinizi kişiselleştirebileceğiniz geliştirebileceğiniz bir oyun türü aslında.
Şimdi RPG çok şey bir tür.
Geniş bir kavram. Geniş bir de bir tür.
Bazı skanslar RPG türüne dahil olması gerektiği halde olmayabiliyor.
Şimdi karakteri geliştirdiğimiz yani karakterin işte boyu, fiziği, kişisel özellikleri, yeteneklerini yapmış olduğumuz, geliştirmiş olduğumuz Sekanslar.
RPG türünün ayeti özellikler.
Ama sırf karakteri geliştirme var diye, yetenek geliştirme var diye bir oyuna RPG diyen de var.
RPG diyen de var.
Demeyen de var. Ama asıl olan şu RPG'de.
Karakteri geliştirmek, yetenekleri geliştirmekten ziyade oyunun gidişatına etki ediyor mu?
Mesela benim yapmış olduğum yetenek geliştirme oyunun sonunu etkiliyor mu?
Asıl RPG o zaten.
Atıyorum mesela bir dövüş oyunundayız ya da bir shooter oyunundayız.
Karakterimi uzak menzilli bir karakter olarak geliştirmemin oyunun hangi gidişatını etkileyecek?
Ya da yakın dövüşü geliştirdiğim zaman, yeteneklerini arttırdığım zaman oyunda zorlanacak mıyım?
Ya da daha mı pratik olacak? Bunu etkilemesi gerekir.
Hani sırf oyunda yetenek geliştirme var diye aslında oyun RPG olmaz.
Olmaması gerekiyor en azından.
Ama yazıyorlar öyle açıkçası. Yani yazıyorlar aynen öyle.
Yapıştırıyorlar. Karakter geliştirme var.
Silah kraft yapıyorsun. Bir de şu an bir şu artık işe geçmiş durumda.
Hemen hemen bütün oyunlarda var neredeyse bu karakter geliştirme.
O yüzden birçok tür artık birbiriyle işe yarayamış.
Tek bir tür olarak çıkan bir oyun yok zaten.
Çıkamazdı zaten bu saatten sonra da.
O yüzden RPG'nin olayı da var.
Oyunun gidişatını özellikle etki eden bir özellik varsa o oyunlar...
RPG oluyor. Ve RPG'nin en büyük diğer bir özelliği de bol diyalogların olduğu.
Böyle konuşmalarla oyunun şekillendirdiği bir oyun türü.
Diğer türümüz MOBA. Multiplayer Online Battle Arena açılımı.
Gerçek zamanlı strateji oyunları.
Savaş strateji oyunları.
Bunlar örnek say da say.
En bilindik LOL var.
Dota var mesela. Bunları sayabiliriz.
Şimdi bu MOBO, MMO türünün farklı versiyonu aslında.
Online dediğimiz multiplayer online oyunlar kategorisini bir alt dalı diyebiliriz aslında.
Benzer şeyler aslında.
Alt dalı diyen yok mu?
göre alt dalı. Sonuçta yani. FPS de TPS gibi bir şey bu da yani bence.
Yani. Benzer şeyler.
Yani. Sadece kamera açısı var.
Şey gibi mesela. JRPG gibi mesela.
RPG bir tür zaten. RPG.
Bir de şu var. RPG düzeltiyor.
Bazıları RPG deyince böyle şey.
RPG diye söylüyorlar.
Tamam. RPG işte. RPG.
RPG fark eder.
Bu RPG bir tür var.
Bir de bunun yanında bir de JRPG var mesela.
Japon temalı rol yapma oyunu.
E o zaman ARPG olması lazım mesela.
ARPG. Afrika rol yapma oyunu mesela.
Ama yok. Ya da Norveç rollerine NRPG.
Ya şimdi bunun olmasının sebebi Japon oyunları.
Japon oyun kültürü diye bir şey var.
Aynen öyle. O yüzden var bu kültürün yani bu oyun türünün çıkmasının sebebi aslında bu.
Yani azımsanmayacak bir çokluk olduğu için o yüzden.
Zorunlu girdi. Zorunlu bir tür yani JRPG.
Niye JRPG'den girdin?
Şundan dolayı işte bu MOBA'nın diğer türleri de işte MMORPG'ler, MMO'lar diğer türler de bunun menşehi oyunlar, türler daha doğrusu.
MMORPG'ye şeyleri sayabilirsin işte.
MMORPG'den de bahsedelim bu arada.
Hemen ilk Silk Road mesela.
Knight Online, Silk Road Online.
Metin 2. Bunlar da MMORPG türüne örnek verilen oyunlar.
Diğer bir türümüz de Haken Slash.
Haken Slash'ta hikaye odaklı değilsin abi.
Hikaye biraz daha geri planda kalıyor.
Aksiyon ön planda oluyor.
Bölüm soru canavarları ve çok fazla düşman.
Slotlar halinde.
Genelde slotlar halinde.
Slot dediğimiz hani iki ve daha fazla düşmanın aynı anda sana saldırdığı oyun türü.
Bir de inanılmaz kombo.
Evet. En büyük örneği de Devil May Cry serisi mesela.
God of War, Devil May Cry.
Bak God of War'ı şeye katamazsın direkt.
Heyken Slaş'ı direkt katamazsın.
Bayonetta. Ha Bayonetta'yı katarsın.
Ondan sonra Devil May Cry'ı katarsın.
Darksiders'ı katarsın mesela.
Bunlar direkt Heyken Slaş üzerinden oynanan oyun.
Hades'i katarım.
Ama direkt yine katamam aslında.
Ne diyeceğiz biz ona?
İzometrik Heyken Slaş mı diyeceğiz?
RPG'de var. RPG'de var. İzometrik RPG Heyken Slash platform oyunu.
Tamam. Dörtlü kombo yapmış adam.
Saygılar. Yani. Heyken Slash'ı tamamıyla yansıtmış.
Kombodan yansıtmış yani.
Hani şey de bu kısaca.
Heyken Slash. Eğlencelidir.
Keyiflidir. Stres atmalıdır.
Stres atmalıdır. Klavye tuşları eskidir.
O yüzden şeyde kullanın. Gamepad.
Laptop kullanıyorsanız veya gamepad kullanın.
Gamepad kullanın abi. Ucuzunda gamepad ayarlayın kendinize.
Öyle oynayın. Bir diğer türümüz açık dünya.
Open world. Açık dünyayı herhalde çok fazla açmaya gerek yok.
Yani açık dünyalar işte.
Yani böyle rahatça gezebildiğiniz, gördüğünüz her yere.
Girebildiğiniz, en azından girmeniz gereken.
Girebildiğiniz yerler var, giremediğiniz yerler var ama açık dünya kavramı isminden de anlayacağınız üzere haritanın her kısmına erişebildiğiniz bir oyun.
En azından böyle mekan olarak erişebildiğiniz yerlerdir.
Bir örnek verelim mi diyeceğim ama.
GTA. GTA. En büyük açık dünya oyunu örnek veren bir tanesi.
Far Cry oyunu. Evet.
Witcher. Ubisoft. Witcher'da öyleydi.
Son oyunu özellikle. Witcher 3'ten.
Bunlar da açık dünya oyunları.
Yine içerisinde farklı.
elementler olsa da asıl olayı açık dünyasıdır yani.
Diğer bir oyun türümüz Adventure.
Yani macera. Bu da macerada sürekli böyle macera peşinde koştuğun bir oyun.
Ne güzel tarif ettin lan.
Nasıl tarif edeyim başka? Örnek vereyim en iyisi.
Tomb Raider. Tomb Raider'da mesela sürekli bir aksiyon içerisinde.
Aksiyon demeyeyim de bir gizem çözmeye çalışıyorsun.
Bulmacaları yapmaya çalışıyorsun.
Bana göre bu bir oyun türü değildir ya.
Ama ayırmışlar.
Yani o zaman macerayı bunu ayırırsak şeyi de ayıracağım.
Korkuyu da ayırırım. Var ki sen.
Bana göre bu oyun bir türü değil ki.
Oyunun mesela macera türünde kullanılıp da diğer türlerde kullanılır mı mekanik söyle bana.
Ya da şöyle söyleyeyim. Aslına bakarsan şöyle.
Ya da şöyle söyleyeyim sana. Bu türe ait bir mekanik söyle bana.
Bir oynanış sekansı söyle bana abi.
Ya ben sana şöyle söyleyeyim.
Aslında şu an karar saydığımız mesela biraz önce Hades 4 tane türden bahsetti mi?
Aslında türler arasında hani farklılık var ama hepsi birbirine birkaç farklı türü barındıran bir oyunda olabiliyor.
Ondan bir sıkıntı yok.
Biz sadece genel oyun türleri hakkında konuşuyoruz.
Ama bak Heyken Slash'ın farkını söyleyebiliyorsun abi.
RPG'nin de farkını söyleyebiliyorsun.
Tamam mı? Diyorsun ki karakteri geliştir.
Bununla böyle karakter geliştirme olayı var.
Ya da ne bileyim shooter oyununun farkını söyleyebiliyorsunuz.
TPS, FPS farkını söyleyebiliyorsunuz.
Evet bence yok diyorsun. Macera türünde bir oyun.
Sadece bu bir temadır bana göre yani.
Konu ama bir tema. Macera.
Hikaye konusunda birazcık daha plana çıkıp öyle bir türü ayırmışlar bence.
Yoksa Tomb Raider'da kullandığım mekanikleri ben birçok TPS oyununda kullanıyorum abi.
Öyle. Mesela Last of Us.
Niye? Ama Last of Us da mesela macera türünde bir oyun.
Evet. Çıkarken yazıyordu macera diye.
Neyse. Devam edelim. Çok zor bir oyun türü bu.
Simülasyon. Evet. Simülasyon.
Sevenleri çok acayip seviyor bu türü bir de.
Ekipmanlarıyla böyle yani. Bu oyun oynuyor.
Simülasyon bir oyun oynuyorsan ekipmanla oynayacaksın zaten.
Tadı orada. Nereden ekipmansız oynamayı ettim ben ya.
Oynanıyor klavyem altında da.
Tadı alamıyorsun. Gerekli tadı vermiyor.
Mesela en yakın örneklerinden biri Microsoft'un fly simülatörü vardı mesela.
Onda birkaç video görmüştüm.
Mesela kokpiti koymuş adam.
Bildiğin yani mikrofona yaklaşıp bir şey anons yapacak.
Kaptan pilotunuz. Genciler o sağ olsun ya.
Hepsi bir ara pilot oldu ya.
Gerçi onların bir şeyi yok. Hep pilot da.
Evet. Güzel bir yerde oldu.
Diğer türümüz platform oyunu.
Bu arada simülasyona bir örnek daha verelim.
ETS. Niye ETS?
Çünkü ETS'in ülkemizde inanılmaz fanları var yani.
Aslına bakarsan. İzleniyor da oynanıyor da yani.
Benim hayallerimden bir tanesi de odur.
Mesela o kadar geniş kapsamlı bir şey yapamasam da güzel bir direksiyon alıp koymak istiyorum yani.
Sırf ETS'i oynamak için. İleride bir oda yaparsam kendimi.
Hobi odası. Oraya direksiyonumu almak istiyorum.
Koltukla birlikte set oluyor ya mesela.
Ama zor. Hayal bunlar.
Devam et abi. Platform oyunlarından bahsetsen.
Senin en sevdiğin oyun türleri.
Evet. Eğer ben bir oyuna bağımlılığım varsa benim o da kesinlikle platform oyunlarıdır.
Dayanamıyorum. Hani seviyorum. Platform oyunu.
Kısaca şöyle. Karakteri karşıdan gördüğünüz.
İki boyutlu oluyor genel olarak.
İki boyut, iki buçuk ve üç boyutlu şekilde görebildiğiniz bir oyun türü.
Burada platform oyunlarında genellikle olay aksiyon, macera değil.
Bulmacalar, puzzle'lar ve ana hedefe ulaşma bir yol var.
Hikayeyi bitirip. Evet.
Hikaye odaklı biraz daha yani.
Ve bunu başarılı yaptıkları zaman ağızda çok güzel tatlar bulunuyor.
Yağ gibi akıyor. her ne kadar ben sana çok fazla platform oyunu oynatamamda oynatamamda mesela inside bunlardan bir tanesi.
Ben oynadım çok platform oyunu oynadım.
Benim dediklerim oynadıktan sonra ne anlamı var oğlum ya?
Mario mesela. Platform oyunlarının atası.
Hadi. Oğlum ben de oynadım.
Ama 5'te artık hani. Şıkkın şu Mario.
Bırakın Mario'nun da peşini.
Platform oyunda olayı da bu yani. Insight.
Bunun yaklaşık mesela bir aklıma gelen başka bir oyundu.
İşte Macro Toast vardı mesela. İki tane böyle keselif tavşan dediğimiz türün.
Konuşmuştuk bunu. Evet. Şeydi.
Türk yapımı bir platform oyunuydu hatta.
Güzel yapıldığı zaman çok güzel işler çıkıyor bu platformlarda.
Şöyle mesela olmazsa. Tabii Ori, Hollow Knight, Dead Cells, Undertale.
Yani Psy, babam Psy.
Çok fazla oyun var. Evet.
Son. Son değil, devam ederiz.
Son değil de. Devam ederiz daha çok tur daha.
Bence bu noktalayalım yoksa bitmeyecek yani.
Haftaya yaparız o da bağımlılık yapan oyunları ya.
Ne olmuş? Bence bu da noktalayalım Battle Royale'i.
Ondan sonra en çok oynanan oyunlara geçelim.
Battle Royale'de sonradan hani...
Sonradan oyun türü yani çevirildi aslında.
Değil mi? Çünkü eskiden hani öyle bir şeyde MMO yani mobaya gelen mob oyunları içerisinde biraz dahil ediliyordu.
Şimdi biraz daha sıyrıldı oradan kendisine.
Bir tür oldu artık Battle Royale.
Yani aslında multiplayer oynanan bir oyundu.
Ama onu biraz çevirdi.
Mesela bunu PUBG yaptı.
PUBG patlattı yani.
PUBG patlattı işi. Belli bir kişi sayısı var, oyuncu sayısı var.
Oyuncular hepsi birbirini vurup en sona kalan şampiyon oluyor.
Yani Battle Royale'in ana mantığı bu.
Bunu da günümüze çeviren PUBG olmuştur.
Daha da bayağı oyun türleri var ama yani onu da söyleyeyim.
Var ya burada çok eklenebilecek şeyler var ama.
Mesela Soulslike artık bence oyun bir oyun türüdür.
Mesela bunu podcast ile başlamadan önce de konuşmuştuk mesela.
Sen ırım kırım ettin biraz ama.
Soulslike'da oynanış olarak çünkü farklı bir tür.
Şimdi dedik ya bir oyunun falan bir...
Bir türün tür olması için olması gerekenler.
İşte oynanışa önemli etki etmesi gerekiyor.
Mekanik olarak, oynanış olarak, atmosfer olarak etki etmesi gerekiyor.
Farklılığını ortaya koyması gerekiyor.
Tamamıyla başından sonuna kadar etki eden.
E şimdi bu da bana göre önemli türlerden bir tanesi yani.
Katılıyorum. Diye düşünüyorum hani kendi şahsi fikrim.
Belki yanlış düşünüyorumdur.
Kayıttan önce katılmamıştım ama şimdi katılıyorum.
Varsa yanlışlığımızı düzeltiniz.
Ulaşınız bize. Instagram'dan, Youtube'dan, başka yerlerden ulaşın yani.
Telefonumuzu verelim illa buradan ya.
Yapılan bir araştırmaya göre, Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre.
İsveçli bilim adamları değil yani.
En çok ve katılım oranı da yüksek yani binlerce kişi katılmış buraya.
En çok bağımlılık yapan, oynayanı bağımlı hale getiren oyun türleri diye bir araştırma yapmışlar.
Bunun için de katılanları oyun bağımlısı olarak nitelendirmek için Haftalık 20 saatten fazla oyun oynamış olması gerekiyor katılan kişinin.
Haftalık 20 saat ne yapar o günlük?
20 bölü 7 dediğin zaman.
3 saat. 3 saat 2.8.
Her gün 3 saat yani.
Ulan ben bir günde 20 saat oynuyorum.
Bu nasıl bağımlı? Yanlış bağımlıları almışlar lan.
Ulan ben zil kuralı 7.
Bakayım kaç saat. 3 gün uyumadım lan ben zil kuralı.
Yani 3 saat. Ama her gün düzenli olarak 3 saat oyun oynamak.
Haftalık 20 saat. Neyse hani o konu o değil ya biz onu şey yapmayalım.
Biz türlere geçelim. Şaşırtmıyor tabii ki.
Yani hani ilk akla geldiği gibi işte MMORPG'ler.
MMORPG en yüksek orana sahip MOBA ile birlikte tabii ki.
İkisi de kardeş olduğu için.
Hemen peşine de MMORPG geliyor zaten.
Yani %21'lik bir oranla MMORPG ve MOBA burada başı çekiyor.
Normal tabii sonuçta online oyunlar...
Kendine bir bağımlılık yapan özelliği var zaten.
Gerçek kişilerle oynamak, arkadaşlarınla oynamak, her daim bir rekabetin içerisinde olmak bir de gerçekçi bir rekabetin içerisinde olmak insanları mutlu ediyor.
Bir şeyleri yapabilme, bir şeyleri kendini kanıtlayabilme duygusu.
Bu tür oyunları kendine çekiyor.
Aslında sadece orada kendine kanıtlamıyorsun.
Birçok kişiye de kanıtlamış olsun.
Kendine kanıtlama dedi mi?
Kendine kanıtlama mı?
Pardon. Kendi kendime kendimi kanıtlayacak şey değil mi?
%18'lik dilimde RPG oyunları ve en son olarak da %16'lı da FPS oyunları.
Shooters diyelim. FPS demeyelim de Shooters, TPS.
FPS, TPS oyunlar geliyor.
Zaten oyun türleri... zaten kallavileri bunlar zaten.
Şimdi bunların önemi mesela Haken Slash'ın geçilmesi zaten mümkün değil.
Çünkü bağımlılık yapacak bir özelliği yok.
Hem online olmaması hem kısa bir süre sonra bitiyor olması kendine şey yapıyor.
Ama burada ben şöyle bir soru sorayım aslında.
Aslında çok kısa hemen sen unutma sözünü.
Haken Slash mesela bağımlılık yapmıyor dedin ya.
Bu süreklilik anlamında bağımlılık yapmıyor olabilir.
Hani oynanış süresi hani haftalık dilimi bazı aldığın zaman.
Ama Haken Slash aslında...
Bağımlılık yapan bir şey.
Şu açıdan sen oraya mı bağlayacaksın?
Ben oraya gelecektim. Ben sözünü kesdim.
Bağımlılık yapan oyunlar hani bu oyunlara oynadığın zaman 3 saatten 5 saatten fazla oynuyorsun.
Bağımlısın. O araştırma nasıl bir araştırma onu da bilmiyorum da.
Nereden buldun getirdin bana onu da bilmiyorum ama.
Bence asıl sorulması gereken şey şu.
En çok oynanan oyun türü ya da en çok sevdiğin oyun türü nedir diye sorsan mesela.
Gerçi o da oraya çıkar belki ama.
Mesela bir oyun alırken bir oyun oynayacağın zaman hangi türde olması senin en çok hoşuna gider.
Çünkü orada mesela MMORPG mesela adam Knight'e girdiği zaman başka oyun oynamıyor zaten.
Ya da PUBG'ye girdiği zaman başka oyun oynamıyor.
Ya da atıyorum bir LOL oynadığı zaman başka oyun oynamıyor.
O, o oyunun bağımlısı aslında.
Şimdi burada %20 çıktı ya bağımlılık oranları abi.
Onların hepsi bir oyun oynuyor zaten.
Hani birçoğu en azından bir oyun oynuyor.
O yüzden... Normaldir ona bağımlı olması.
Ama burada asıl önemli olan şey şu.
Mesela bir adam ayda 10 tane oyun oynuyor diyelim.
O adam bağımlı değil mi? Bu adam neye bağımlı?
Daha çok bağımlı. Bu adamdan daha çok bağımlı.
Sabit bir şeye bağımlı kalmıyor.
Farklı farklı şeyler sürekli daha çok vakit ayırması gerekir aslında.
Şimdi şunu soruyorum ben de.
Bu adam en çok hangi oyunları oynamayı seviyor?
Hangi tür oyunları oynamayı seviyor?
Hangi türün sevdalısı?
Hani bağımlısı değil mi? Sevdalısı diyelim.
Bunu araştırmak, bunu ortaya çıkartmak lazım.
MMORPG demiş koymuş geçmiş.
Shooter's demiş koymuş geçmiş.
Hani şey kırılımları çok şey...
Acaba şuna göre mi sordular?
Hani 20 saat oyun oynuyor adam ama en çok oynadığın oyun diye sormuşlardı.
Büyük bir ihtimal abi. Ya da başka ona şu soruyu da ekleyecektim mesela.
Başka oynadığınız bir oyun var mı?
En çok oynadığınız oyunlar hangileri diye soracaktın tamam mı?
O 5 tane oyun verecekti sana.
Sen de 5 oyunun ortalamasını alacaktın.
Alacaktın türünü çıkartacaktın yani.
Mantıklı. Belki de öyle olmuştur.
Onu da bilmiyorum. Açıklama şeyi araştırma detayı bilmediğimiz için çok fazla.
Peki senin sevdiğin en çok oyun türü hangisi abi?
Genellikle. shooter oyunları FPS, TPS fark etmez FPS, TPS fark etmez.
Aksiyon alırsın. Hacker slasher olur.
Ya bazı platform... Ya şimdi öyle bir soru sorma.
Platform deme ağzının ortasına kürekle vururum bak seni.
Sen platform oyunu sevmiyorsun oğlum.
Ya sevmiyorum değil mi? Sevmiyorsun.
Mesela önceden oynamışlığım var ama.
Ya yiyeyim öncesini.
Ya sevmiyorsun oğlum. Şu ana bakarsak platform demedim.
Sana ben şimdi...
Düzeltiyorum tamam. Düzeltiyorum.
Platform yanlış oldu. Düzeltiyorum.
Ben seviyorum platformu.
Bak ben tamam. Mesela park oyunu da sevmiyorsun.
Aynen öyle. Mesela RPG oyunu mesela.
Ne kadar seviyor? Seviyorum. Evet seviyorsun.
En son mesela Horizon oynamıştım. PC'de daha önce oynamıştım zaten de.
Bir de PC'de çıktım. Bir de PC'de oynadım.
Far Cry serisini uzun bir süre oynadım.
Açık Dünya'da seviyorsun mesela. Aslına bakarsan birçok oyun türünü seviyorum.
Sevmediğin oyun türlerine dersen daha kolay.
Daha kolay. Sauce like.
O daha kolay bir şey. Tabii daha kolay. Yani Souls-like, platform.
Özellikle nefret ettiğim, nefret ettiğim demeyeyim de yanlış anlaşılmasın.
Nefretlik bir şey yok ya.
Sevmezsen niye? Beceremediğim bir şey daha doğrusu.
Sevmediğim ve beceremediğim.
Fazla etmediğin. İlk başta korku oyunları gelir.
Birinci sırada korku oyunları var.
İkinci sırada Souls oyunları.
Üçüncü sırada da platform oyunlarını sayarım.
Platform oyunlarında hani böyle soğuk bakmıyorum mesela.
Olabilir. Neden olmasın?
Sevdiğim bir şey, bana hitap edecek bir şey çıkarsa oynarım.
Ama genel olarak... bana desen ki bir platform oyunu mu oynarsın?
Ya da daha önce oynadığın, 3 kere bitirdiğin bir oyunu mu oynarsın?
Dördüncüye oyunu bitireyim derim.
İşte. Bu da oyun kültürünü daraltıyor abi.
Daraltıyor ama hani zorlamanın anlamı yok.
Yavrum ben sana yalvar yakar Hades'i zorla oynat.
Yılın oyunu olan oyunu sana zorla oynat.
Şundan dolayı diyorum.
Hiçbir türe böyle nefretle, böyle ya da sevmiyorum.
Ben bunu oynamam. Bu da türmüyor ya da bu...
Bakış hissiyle bakmamak lazım.
Ve aslında bu sohbetin konusu da bu olmalı zaten.
Ben öyle bakmıyorum ya. Bakıyorsun abi.
Ben öyle bakmıyorum. Platform oyunlarına direkt artı eksi 10 puanla başlıyorsun.
Bence değil ya. Tamam abi.
Bak şimdi bu söylediğini ben Hades'i hiç oynamazdım ve sevmezdim o zaman.
İzometrik, RPG, hack and slash.
Ulan sen o oyunu oynatamıyorsun.
40 takla attın bana. 40 takla attım.
Bir de 40 kişi de konuştu o oyunu da sana.
Oyna dedin. O gün senin bilgisayarında vardı.
Bak. Tamam dedim.
Ben de oynayacağım dedim. Ama şunu yapmıyorsun mesela.
11 saat oynadık. Tamam da bak şunu yapmıyorsun mesela.
Ya Hades TV oyun çıkmış mesela ki mesela biz inceleme yapıyoruz.
Hani biz her oyuna bakmamız gerekiyor bir de.
Şunu yapmıyorsun sen. Hadis diye bir oyun çıkmıştı.
Bakayım. Haa. Platonmuş.
Çok da şey değil. Hani eğer birileri sana şiddetle tavsiye etmezse ya da izlediğin, takip ettiğin yayıncılar sana bunu empoze etmezse açıp oyun oynamazsın sen.
Onu demeye çalışıyorum sana. Hani uzak duruyorsun sevmiyorsan kastım bu.
Zorla oynattırdım dememdeki kastım bu.
Sen tek başına bireysel olarak karar verip oyun oynamazdın.
Evet oynamazdım. Onu demeye çalışıyorum sana.
Mesela Source Like oyun Oyun da oynamazsın sen.
Ama güzel bir oyuna bir dene.
Mesela ben Soulslike oyunlarını seviyorum abi.
Oynayamıyorum ayrı bir konu. Ama seviyorum.
Ya işte oraya çıkıyor o zaman oyun ya.
Ben de Soulslike oyunlarını seviyorum o zaman.
İzlemeyi seviyorum mesela. Bir Sekiro'nun...
Yok lan ben oynamayı da seviyorum.
Oynamayı seviyorum hani deniyorum.
Ara ara Dark Souls'a girip bakıyorum mesela.
Mesela bir Sekiro'nun atmosferi.
Uzak doğu havası falan.
Yani bayılıyorum ama yok abi.
Hatırlıyorsan 20 dakika anca dayanıyor.
Evet. Ben mesela daha sonra bayağı şeyler yaptım onda da.
İyileceksin sen. Bir ara bunu da konuşalım.
Oyunlarda hile yap.
Aaa yazdım.
Notlarımız arasına yazdık.
Yine selam gönderiyoruz o zaman.
Oyunum sende kalmış burada.
Evet. Oyunum sende kalmış.
Güzel. Bu haftalık uzun zaman bu kadar diyelim.
Yeter. Daha çok konuşuruz biz.
Evet. Gece de geç oldu.
Bak düşün artık. Saat o kadar geç oldu ki artık uyku şeyine girdim ben.
O arada 3 gündür neredeyse yani 2-3'er saatlik uykuyla bayılmak üzereyim.
Evet. O zaman hadi sen evine.
Ben de yatağıma. Arkadaşlar da siz de sohbetimizde eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşünceye kadar kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
