
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben de Burkara.
Bu haftaki sohbetimizde sizlere Joseph Forrest'ın son oyunu olan Son başyapıtı diyelim.
Son başyapıtı. Son başyapıtı diyelim.
It Takes Two'yu konuşuyoruz, ele alıyoruz.
Artık herkes suyunu çıkartıp her yerde içeriğini yaptıktan sonra demeyeceğim.
Çünkü bizim fırsatımız olmadı.
Zamanlamayla alakalı bir şey.
Şimdi biliyorsunuz co-op oynanan bir oyun olduğu için ikimizin de müsaitlik durumuna göre olaylar gelişmedi.
O yüzden oturup böyle uzun saatlerimizi gömemediğimiz için ancak fırsat bulabildik.
Uzun saatlerden kastımız gerçi oyunun toplam oynanan süresi zaten 12 saat.
Ama ikimizin aynı anda 12 saati boşluğa getirmesi biraz zor oluyordu.
Tabi bunlar önemli şeyler değil tabi ki de.
Biz direkt oyundan bahsedelim.
Oyundan bahsetmeden önce de biraz Joseph Forrest'tan bahsetmemiz gerekiyor.
Kendisinin ilk oyunu olan Brother Tale of Two Souls.
Yine o da aynı şekilde.
iki kardeş. İki kişinin oynadığı split split ekranda oynanabilen bir oyundu.
Hemen ondan sonra çıkartmış olduğu A Way Out vardı.
Yine o da aynı mantalite üzerine yapılmış bir oyundu.
Bizim ilk oynadığımız oyun.
Birlikte oynadığımız. Birlikte oynamış olduğumuz ilk oyun.
Hatta bu işe başlamamıza vesile olan oyundur.
Yani bizim için çok özel bir insandır Joseph.
Oyunları da herkese o kadar özel bizim için.
A Way Out oynayanlar bilir.
A Way Out hikaye anlamında çok başarılı bir oyundur.
Sunumu olsun, aktarışı olsun, işeriği olsun, özgünlüğü olsun gayet güzel bir hikayesi vardır.
Biraz şeydi aslında. Film tadında bir oyundu yani.
Çok böyle ağır işleyen, yavaş tembulu.
Çok fazla mekaniği olmayan.
Evet. Hani birazcık time eventlerle oynayabileceğiniz bir oyun aslında.
Böyle hani çok silah yok oyunda, ekstra bir mekanik yok.
Daha çok ilerlediğiniz, hikayeye kendinizi kaptırdığınız bir oyun.
Yusuf da bunu kendine dert etmiş olacak ki son oyunu It Takes Two'da...
Anasını ağlatmış. Abanabildiği kadar abanmış mekaniklere.
Yaklaşık 12 saatlik bir oynanış süresi içerisinde neredeyse 1,5-2 saatte bir mekanik değişiyor.
Yani bu mekaniğin değişmesi oynanışı da komple değiştiriyor.
Yani basit mekaniklerden bahsetmiyoruz burada.
Tam bir şey böyle hani alışıyorsunuz gidiyorsunuz.
O güzel geliyor size. Ondan sonra diyorsun ki artık bu biraz baygınlık vermeye başladı demeden.
Fırsat bırakmıyor. Tak.
Fırsat bırakmıyor. Hemen yeni bir silah.
Bambaşka bir hikaye oldu. Yaklaşık 10 tane farklı mekanikler var oyunda.
Bu da oynayana sanki 10 farklı oyun oynuyormuş hissi yaşatıyor.
Kesinlikle katılıyorum. Yani biz bu başladığımızda ilk.
Ben bu arada şişman karakteri seçmiştim.
Erkek olanı. Sen de bayanı seçmiştin.
Sen Cody'ydın ben May'ydın.
Aynen. Kadın karakter. Cody ve Maydick.
İlk bende çivi vardı.
Sende de çekiş vardı.
Sen bana yol açıyordun.
Aynen. Benim ameliyatımı yapıyordun sen.
Ben de o açtığın yollardan devam ediyordum.
İlk başladık girdik abi.
Biraz ilerledik. Sonra bambaşka bir yere geldik.
Hani bir boss'u atlattık.
Güzel bir boss vardı. Güzel bir boss vardı.
Takım çantası. Tıkım çantası şeklinde.
Yani bosslar da çok şey.
Orijinal. Orijinal yani.
Ondan sonra bir anda pat.
Bana bal tabancası, sana da kibrit silahı.
Kibrit atar. Uzun namlulu kibrit atar.
Ben ona öyle koydum ismini.
Ya çok efsaneydi ya.
Dediğim gibi yani gerçekten de 10 farklı oyun oynuyormuş gibi yaşıyorsun.
Ha oyundaki ilk mekanikle bile neredeyse 4-5 saat gidersin normalde.
Tabii o oyunda başka bir silah koymasan hani başka bir şey eklemesen öyle de giderdi yani.
Çok eğlenceli çünkü yani.
Hani bu şimdi bir çiviyle bir çekiç ne kadar etkili olabilir diyorsun ama.
İşte burada da şey giriyor hemen devreye sözünü kesiyorum.
Kaliteli ve özgün bölüm tasarımları.
Yani Joseph şunu yapmamış abi.
Basit de kaçmamış. Birçok mekanik eklenebilir oyunlara.
Ama bölüm designerların eğer buna uygun değilse o mekaniklerin hiçbir anlamı yok.
Kesinlikle. Şimdi oyunda dikkat et.
Biz normalde dinleyenler şunu diyebilir.
Normalde bu arkadaşlar önce oyunun hikayesinden bahsederdi.
Sonra böyle oynanışa falan geçerdi ama It Takes Two hikayeyi falan bir kenara bırakıp tamamıyla oynanış üzerine kurulmuş bir oyun.
Kalitesini oynanışıyla, oynanış çeşitliliğiyle, zengin atmosfer ve mekan tasarımlarıyla Oyuncuya aktaran bir oyun.
Hal böyle olunca da oyun eğer id teksturdan konuşacaksak bunu konuşmamız gerekiyor durmadan.
Yani şimdi... Oyun seni aslında çok basit, çok basit yerlerde geçiyor.
İnanılmaz basit yerlerde geçiyor.
Evde geçiyor, bir ağaç kovuğunda geçiyor.
Ama o kadar güzel bunu anlatmışlar ki, yansıtmışlar ki yani anlatamıyorum yani.
Tasarım işte, tasarım harikası bir oyun gerçekten.
Kesinlikle tasarım yani. Bence 2021 yılının God of War çıkmazsa eğer.
2022'de. Çıkmayacak muhtemelen de.
2021 yılının ödüllerini silip süpürecek bir oyundur bence.
Ben... Biraz daha iddiayı arttırmak istiyorum.
Yani elini görüyorum ve arttırıyorum.
Bu oyun eğer şöyle bir imkan olsaydı 2020 yılına da dahil edilmiş olsaydı 2020 yılına da ilk 3'e 1 demiyorum.
Benim gönlümde 1.
İlk 3'e kafadan girerdi abi.
Bak benim gözümde 2020 yılının en iyi oyunu Hades'ti.
Niye Hades'ti?
Oynanış eşitliği, mekaniklerin zenginliği, bütçe.
Harika bir oyun. Biz 2020 yılında en çok o oyuna şaşırmıştık.
Aynen öyle ve uzak olduğumuz bir türdü yani.
Çok yabancısı olduğumuz bir türdü.
Şimdi ise... Zaten benim beklediğim bir oyundu.
Hani José'den bu oyunun ilk duyulduğu andan itibaren ben bu oyunu bekliyordum.
Heyecanla bekliyordun. Çünkü dediğim gibi bizim için özel bir isim, özel bir firma.
Hazelite Games Stüdyosu bizim için de özel bir stüdyo.
Beklediğimi ben fazlasıyla aldım.
Yani beklediğimin de ötesinde bir oyun karşıma çıktı.
Ben en çok şeyden korkuyordum abi.
Akıcılığı sağlayabilecek mi?
Ya zaten onu şöyle fragmanlarında falan yani tanıtım videolarında falan göstermişti bize.
Hızlı giden bir oyun olduğunu hissettirmişti ama...
Ama işte... çoğunluk olmasından çok korkuyordum abi.
Nice fragmanlar gördük biz.
Trailerler gördük. Patlattı bizi.
O yüzden hani sakinliğimi koruyarak oyunu o şekilde beklemeye koyuldum.
Cyberpunk'tan sonra tabi. Bunların hepsi o.
Hepsi bir tecrübe abi bunlar.
Bunların hepsi bir tecrübe. Yani aşkım olur.
Şu an çok güzel. Bak ben sana söylüyorum.
Hive Life 3 çıksın.
Bana bak hiçbir grafik göstermesin.
Hiçbir oynanış videosu göstermesin.
Ben yine onu maksimum hype ile beklerim.
Tamam bekle. Ve güzel de çıkar.
Geçen hafta konuşmamıştık bu konuları.
Bak bu hafta unutmadım. Ama iş yeri değil.
Neyse abi tamam uzatmadan.
Anadolu Mobile Witcher fanları gibi olmaya başladın gerçekten.
Ben her şey fanıyım zaten bunu söylüyorum o zaman.
Neyse tamam. Hikayeden ufakça bahsedelim.
Hikaye aslında çok basit bir hikaye.
Cody ve May şiddetli geçimsizlik şerisinde evliliklerini sürdüren bir çift.
Daha doğrusu sürdüremeyen. İşte ayrılma aşamasında boşanacaklar.
Tam bu sıra Rose adındaki şu kız çocukları bu duruma üzülüyor tabii haliyle.
İki tane bunun bir bez bebeği var.
Annesiyle babasını yapmış. Sembolize etmiş.
Oturuyor ağlıyor. İşte keşke ayrılmasalar annem babam diye.
İşte o iki damla gözyaşı bebeklerin üzerine düşüyor ve bebeklere annesinin ve babasının ruhu bebeklerin bedenine geçiyor.
Tabii bu durumu farkına varan Cody ve May şoku atlattıktan sonra ne oluyor bize demeye kalmadan hemen Karşılarına Doktor Hakim.
Şerefsiz hakim çıkıyor karşılarına.
Kusura bakmayın ama şerefsiz yani.
Oyun oynayanlar bilir.
Uzun zamandır bak bir oyun karakteri.
Oyun karakteri midir değil midir o bile bir tartışabilirsin belki ama.
Çok orijinal bir karakter ama.
Gerçekten. Bir de geliyor ya böyle en olmadık yerde.
Hi Doktor Hakim.
Yine geldi tipiniz.
Doktor Hakim bir aşk terapisti.
Kitap tabii de kendisini aşk terapisti olarak tanıtıyor.
Ve diyor ki siz çocuğunuzdan dolayı bu duruma düştünüz.
Anlatıyor o durumu. Rose beni satın almıştır diyor.
Onun sayesinde buradayız.
Bu arada Doktor Hakim'i Rose satın almadığı...
Oyunun sonunda da ortaya çıkıyor.
Niye söylüyorsun? Spoiler mi o?
Spoilere girer mi ama bu?
Girer ama bu yani. Ama oyun etkileyen bir şey değil ki abi.
Etkileyen bir şey değil ama böyle gidiyor oyun.
Hikayesi böyle başlıyor.
Ama ben gözden bile kaçırdım onu aslında biliyor musunuz?
Daha sonrasında fark ettim. Tamam neyse devam edelim.
Doktor hakim işte durumu anlatıyor bunlara.
Diyorlar ki işte ya anlaşacaksınız ya birbirinizi seveceksiniz ya da sonsuza dek bu formlarda yaşamaya devam edeceksiniz diyor.
Birlikte bir şeyler yapmanız lazım.
Takım olmanız lazım. lazım diyor sürekli.
Buradan da motivasyonu aldıktan sonra yani oyunun motivasyonu güzel.
Şimdi birçok kişi hikayesini çok basit buldu ama içine girince, oynamaya başlayınca o hikaye seni çekiyor içine.
Bunun da sebebi şu aslında.
İki oyunu hani hikaye anlamında çok iyiydi Josephine.
Hem Brothers hem de A Way Out.
Hikaye anlamında ki bana göre Brothers'ın hikayesi A Way Out'tan çok daha iyiydi.
Ama tabii ki hani burada sunum şekli de farklı.
Şimdi A Way Out'ta direkt iki karakteri hapishanede karşılaşması falan filan derken daha iyi bir hikaye anlatımı vardı.
Hikaye konusuna bakarsak tabii ki iki kardeşin Brother'da iki kardeşin hasta babasını Kardeşinle oynamıştım.
Kız kardeşimle oynamıştım. Yani etkileyici şeyler var yani.
Diyorum yani ben o atmosferi yaşadım abi.
Yaşıyorsun. Ve o yüzden bu iki oyunu da oynayan arkadaşlar.
İttekso'nun hikayesini biraz havada bulabilir.
Onu da şöyle ben hemen izah edeyim.
Oyunun grafik atmosferi ve bölüm tasarımı renkli bir tasarıma sahip.
Şimdi oynanış da çok renkli bir oynanış.
Durmadan hareketli, akıcı, aksiyonu bol her anlamda.
Bulmacaları bile aksiyon dolu bir oyundan bahsediyoruz.
Bulmacalar da var evet. Oyunda bulmaca, platform, puzzle her şey var.
Böyle bir oyun.
eğer sen ağır bir hikaye koyarsan abi, işte A Way Out gibi Brothers gibi.
Sırıtırdı. Sırıtır abi. Buradaki hikaye anlatımı çok yerinde ve eğlenceli olmuş.
Aynen. Oyunun atmosferine uymuş.
O hakimin gelmeleri falan, Cody'le May'in tartışmaları falan gerçekten yerinde güzel olmuş.
Yani oyunun hikayesini tasvir etmemiz gerekirse ben şu şekilde tasvir ederim.
Oyunun mizahıyla mizansini birbiriyle uyumlu yap.
Bak bu çok önemli bir şey. Hem mizahı...
güzel. Hem mizanseni güzel.
Kurgusu güzel yani abi.
Kesinlikle. O yüzden daha fazla hikayeden şey yapmadan biz yine hemen oynanışa geçelim.
Bu arada oynanabilir ki karakterimiz var.
Cody ve May dediğim gibi. Bu şu an sosyal medyada çok döndüğü için oyun içerisinde çok döndüğü için söylüyorum.
İşte Cody karakteri yani erkek olan karakter ve kadın olan karakterin May arasında bir güç.
farklılıkları var. Joseph burada da farklılığını konuşturmuş.
Yani normalde mesela oyunun ilerleyen bölümlerinde bir savaşçı ve büyücü karakterini konsol ediyoruz.
Normal standartlarda Cody yani erkek karakter savaşçı olması lazımdır değil mi?
Yani bayan da büyücü olur.
Kadın büyücü olur.
Ama Joseph May'i yani kadın karakteri savaşçı yaparken Cody yani erkek karakteri büyücü yapıyor.
Ve bunun gibi birçok yerde Erkeğin böyle fiziksel özelliklerinden dolayı avantajlı olduğu yerlerde kadın yani meyi ön plana atmış.
Şunu söylüyor işte yok işte kadınlar ve feminizm duygusuyla işte pop poplamak falan.
Ya gerçekten bana göre anlamsızlıkla boş tartışmalar abi.
Ya oyun ya.
Gerçekten oyun oynuyoruz.
Oyunlarda o kadar çok şeylere takıldılar ki.
İnce detaylara takıldılar ki. Boş detaylar ya.
Benim gözümde şu. Tamam normalde öyle olsa daha küçük mü otururdu?
Oturabilirdi belki. Ama Joseph yani oyunun direktörü bunu oyuna o kadar güzel entegre etmiş ki.
Ben şuna bakıyorum. Olmuş mu kardeşim?
Çok iyi olmuş. Bitti. Kadın, erkek, cinsiyet hiçbir önemi yok abi.
Ben oyunuma bakarım. Benim oynanış kalitemi, oynanış zevkimi etkilemiyorsa gerisi tırışkı abi.
Aynen öyle. Hemen şeyden de bahsedelim aklıma gelmişken.
Oyundaki istireklerden bahsetmek istiyorum ben.
Çok var. Yani hani diğer oyundan nazaran belki ama 7-8 tane benim gördüğüm vardı sadece.
İki tanesinden ben bahsedeyim ki neden bahsettiğimi de anlayacaksınız.
Birincisi şu Terminator 2 filmin durmadan şu parmak muhabbeti var ya.
En son Doom yapmıştı yanlış hatırlamıyorsam.
Çok böyle hype'lanmıştı.
Gönderme var gönderme var diye.
Hatta bir ara yakınlarda bir haber...
ben çıkmıştım. Arnavut Şüvarzen'e gelen oğlu.
Babam işte evde sürekli kendini terminatör zannediyor.
Gelip sürekli işaret yapıyor falan demişti.
Şimdi artık bu istiriki kullanmayan oyun kalmadı neredeyse.
İtteksu da kullandı bunu.
Ve ben bayağı bir güldüm da, bayağı bir eğlendim.
Nerede? Ben onu kaçırdım ya.
Olur mu ya? Ben oyunun birinci, pardon ikinci mi?
Savaşçı olduğumuz yerde peşimizden bir şey geliyordu.
Dönerli böyle bizi ezmeye çalışıyordu.
Ateşin dibine düşerken orada parmak gösteriyordu.
Ben öyle dikkat edemedim. O arada çok ateşliydi orası.
En canlıydı ben orada ama dikkat edemedim.
Şimdi oyunda şimdi çift ekran olduğu için.
Mesela ben... Kendi karakterimi güvence aldıktan sonra oyunun atmosferine bakıyorum.
Tabii sen o sıra kendi canının derdine düşmüştün.
Görmemen normal. Kanki ölme.
Kanki ölürsen ben de öleceğim.
O şeyde geçiyorduk biz.
Diğer bir isterek de. Bunu oyunda görmedim ben.
Araştırınca fark ettim.
Hatırlarsan oyunun bir bölümünde.
Üçüncü bölümdeydi yanlış hatırlamıyorsam.
Böyle yorganlara bakıp uzay üstü gibi bir yere çıkıyoruz.
Evet. Uzay maymunuyla kapıştık biz.
Aynen. Orada. Pardon.
Ay maymunu. Orada bir uydu uşanak anteni var orada.
Onda böyle yıldızlara bakıyorsun ve orada bir sesler var.
Sesleri yakalıyorsun o sinyalle.
O seslerden bir tanesi Josep A.
Bu çok ince bir detay.
Hangi konuşması peki?
Yılını hatırlamıyorum ama.
Bu Game Lovers ödül töreninde bu Oscar muhabbetlerine bu arada Joseph eski yönetmen, film yönetmeni aynı zamanda.
Zaten hikaye anlatımı kuvvetli olmasının sebebi de oradan geliyor.
Orada işte Oscar'a küfür etmişti bayağı.
Oscar ödüllerine özellikle.
Hareket çekmişti. O sesi olduğu gibi almışlar oyuna koymuşlar abi.
Çok ince dedi. Herkesten yine Evey Out'ta göndermeler de var.
İstirekleri güzeldi. Oyunların çeşitliliğine hemen yine dönelim.
Böyle ara ara verip durmadan oyunlar işte boğmak istemiyorum muhabbeti.
Oyunda dediğimiz gibi 10 farklı mekanik varken bununla beraber toplamda kaç mini oyun var biliyor musun?
Sen bunu bilmiyorsun. Mini oyun çok var.
Her bölümün içinde 2 tane 3 tane vardı yani.
Kaç tane mini oyun var abi toplamda?
30 tane vardır. Yok o kadar yok abi.
Ama ona yakın 25 tane.
25 tane. Birbirinden farklı, eğlenceli.
5 fark var arada yani.
Çok keyifli mini oyunlar var.
Evet yani Rodea yapıyorsunuz.
O çekiş vardı ya böyle fare gibi.
O çok zevkliydi mesela.
Ama bak burada da bir detay var.
Mesela can yakıcı şeyleri hep Cody'nin başına geliyor.
Evet evet. May mesela işkence yapıyor Cody'ye.
Öyle bölümler. Gerçekten öyle bölümler.
Mesela hani bir çekiş oyunu vardır ya kafasını çıkartır işte tavşan bavşan bir şey.
Kafasında vurmaya çalışırsın. Böyle bir platform kurmuşlar.
May'in elinde çekiş var.
Ben de Cody kafasını çıkartayım.
Ondan kaçmaya çalışıyor.
May'i de vurmaya çalışıyor. Bir tane daha vardı öyle.
Bir oyun küpü var içine giriyorsun.
Orada işte May işkence yapıyor.
Bildiğin işkence yapıyor. Yakıyor, elektrik veriyor, rüzgar veriyor bilmem ne.
Öldürme amaçlı. Orada bir isterek yok mu aslında?
Bir tane öyle bir mobil oyun vardı ya hatırlar mısın?
Bir tane kukla gibi bir karakter vardı.
Onu böyle parçalayıp duruyordu.
Oraya da bir gönderme var aslında.
Sanki olabilir. Bu arada şundan da bir daha kısaca anlattık ama bahsedelim bundan.
Oyun içinde bol miktar da irili ufaklı boss var.
Evet. İrili ufaklı. Her bölümün sonunda bir boss var.
Bir de bölüm içerisinde böyle mini bosslar da var.
Yani böyle bir oyunda yani bu kadar hareketli bir oyunda boss koymadın desen kimse sana demez ki yani niye koymadın kardeşim demez ama bu adam bu oynanışın üzerine o kadar eğlenceli bosslar eklemiş
ki. Ve boss işte bölüm tasarımı kalitesi burada da kendini gösteriyor.
Her boss o oyunun mekaniğine o kadar güzel uyumlu ki.
Zaten bak şöyle yapmışlar ilk önce.
Bence tasarım başlamasını da şöyle.
İlk önce karakterlerin silahlarını tasarlamışlar.
İşte bu silahı bu kullansın, bu silahı bu kullansın.
İkisi birbiriyle koordine olsun.
Ondan sonra o silaha göre boss tasarlamışlar.
Sen bir söyleyeyim mi? Bunu çok merak et.
Beni biliyorsun ben oyunun geliştirme olaylarına çok meraklı bir insanım.
Bak reddite kadar girdim.
Şu oyunun geliştirme süreci hakkında detay nerede, nasıl bulabilirim diye.
Yok abi bulamadım. Yani şey de yok zaten.
Wiki de yok. Yabancı kaynaklarda hani baktığım kadarıyla 7-8 tane farklı site gezdim.
Orada da bulamadım. Göremeyince dedim artık yani yıldım hani.
Ama çok merak ettiğim bir konu.
Tasarımı hani hangi aşamalarında nasıl hareket edilir diye merak ettim.
Muhtemelen benim dediğim gibi olmuştur ama.
Çünkü her şey onun üzerine kurulmuş yani.
Elindeki silaha göre silah demeyeyim de elindeki mekaniklere göre kurmuşlar oyunu.
Ve çok güzel yapmışlar. Grafik ve atmosferden de kısaca bahsedelim.
Grafik tasarımı yağ gibi böyle akıyor yani.
Çok tatlı çok tatlı.
Özellikle son zamanlarda gerçekçi grafik anlamında sistemleri zorlayan Oyunlar çıkarken.
Grafikten maksat gerçekçi olması değil.
Sanatsal olmasıdır.
İdeolojisini Joseph bir kez daha gösterdi.
Bu Brothers'da da yaptı bunu.
Eway Out'ta da yaptı.
Bak Eway Out'ta çok gerçekçi bir grafik değildi.
Sanatsal da. Sanatsal grafiği de vardı onun.
Mesela orada ufak tefek detaylar vardı.
Piyano çalıyordu. Gitar çalıyordu.
Yani oradaki ikili aktiviteler de çok güzeldi.
Oyun oynuyordun birlikte. Yani mini oyunlar orada da vardı çok fazla.
Balık tutuyordun falan. Yani Joseph detaya çok önem veren bir insan.
Ve bunu da gerçekten hakkıyla yapıyor.
Ya şöyle bir şey. Bu otların rüzgarda sallanması değildir aslında.
Yani şöyle bir an o muhabbete girmeyeceğim de.
Şunu diyebilirim. Yusef'in yapmış olduğu 3 oyunda bana göre birbirinin devamı niteliğiydi.
En azından ruhani devamı diye bir sıfat var ya oyunlarda işte.
Bu oyun şu oyunun ruhani devamı aslında.
Bu 3 oyunda aslında birbirinin ruhani devamı.
Acaba bir sonraki ne olacak?
Böldüm sözünü ama. Eğer yapacaksa Joseph ki bu işe devam edecek gibi duruyor çünkü çok güzel tepkiler aldı.
Ekonomik anlamda da bir istediği başarıyı yakalarsa eğer EA Games.
Malum bu oyun EA Games çatısı altında çıktı.
Hemen EA Games demişken şu muhabbete de girelim.
Oyun pahalı bir oyun bu arada normal şartlar altında.
290-300 dolarlık bir oyun ama...
Her kuruşunu hak ediyor. O ayrı bir konu.
Ben bunu söyleyeyim dedim. O ayrı bir konu.
Oyunu ben aldım.
Uğur'a diyorum ki Uğur böyle böyle bir oyun var.
Beraber oynamamız lazım. Yani iki ayrı bilgisayarda oynayabildiğin gibi tek bilgisayarda oynayabiliyorsun.
İki ayrı bilgisayarda oynayabiliyorsun. Uğur kendi bilgisayarında oynamak istiyorsa online olarak.
Oyunu satın almama gerek yok.
Gerek yok. Ben ona davet gönderiyorum.
Ve o davet üzerinde oyunu yükleyip oynayabiliyor.
Ha Uğur'la oynadım. Bir başka arkadaşıma da diyeceğim.
Demek istersem eğer.
Ya seninle de şu oyunu oynayalım bak.
Güzel oyunu. Ona da davet göndereyim.
biliyorum. Sen gönderemiyorsun ama ben istediğim kişiye en azından bildiğim kadarıyla bir sınır yoktu onun.
Davet gönderip en azından 5-10 kişiyle bu oyunu sıkılmazsam eğer oynayabiliyorum abi.
Aslında EA Games'in böyle bir şeye müsaade etmemesi lazım.
En azından satış politikalarına taban tabana zıt bir olay bu.
Ama bu da yine Joseph Reiss'in.
Joseph Reiss'in eli var bu.
Eğer oyunlara bir madalya vermiş olsaydık bu oyuna aşkla yapılmış bir madalyon verilirdi abi.
Kesinlikle katılıyorum. Çünkü bu oyundan daha kalite olan oyunlar var mı?
Muhakkak vardır. Daha her anlamda iyi olabilir.
Ama yapmış olduğu işi tutkuyla, aşkla, muhabbetle yaptığın zaman işte uzun bir süre ağızlarda bu kalabiliyor.
Bunun en sonki örneğini Hades'te gördük.
Şimdi de It Takes Two buna bir örnek.
Yüzyıllar bu muhabbet devam edecektir.
Tek sıkıntım şu ben ve sen aynı zamanda biz ikimiz.
Şunu söyleyeceksin herhalde.
Evet. Bu oyunu oynadıktan sonra artık bu tatta bir oyun bulamayacağımız için.
Bunu en son ne zaman söylemiştik?
EVE 6 oynadığımızda söylemiştik.
EVE 6 yaklaşık 2 yıl önce oynadığımızda uğurla.
Şunu dedik biz bir tık daha sonra.
Abi biz şimdi ne oynayacağız ya?
Hani buna benzer oyun zaten yok onu biliyoruz.
Hani bu mantalitede bu kalitede bir oyun yok onu biliyoruz.
Şunu diyorduk yani. Ne oyun oynayacağız ki bu oyundan almış olduğumuz zevkin üstüne çıkartacak bizi?
Yok. Yine yok. Uzun bir süre biz yaklaşık 4-5 ay adam akıllı oyun oynayamadık.
Boşlukta kaldık. Çünkü giriyorsun oyuna.
Nerede evi? Out'taki muhabbet.
Nerede? Buradaki muhabbet diyorsun.
Şimdi bundaki durum daha farklı.
Çok daha yüksek.
Daha da aratacak. Biz bunu şey yaparız.
Ara ara açıp oynarız. Öyle gözüküyor abi ya.
Karakterleri değiştiririz. Ben mesela.
Değil mi? Onu yaparız mesela.
Eveyat'ta onu mesela yapamadık. Mesela Eveyat'ı çok sevdik ama tekrar da oynayamadık.
Niye abi? Çünkü ağır gidiyordu abi.
Ağır gidiyor evet. Çünkü hikayesini zaten sana öyle bir iş diyordu ki.
İlikleyene kadar hissediyordun. Anlıyordun.
Ezberliyordun hikayeyi. Tekrar oynamak.
Sadece son sahnesini.
Eveyat'ın son sahnesini.
Tekrar oynamış. Saatlik bir dilimli oynadık.
Senin hırsından dolayı.
Aynen. Orada farklı sonunu vardı.
Farklı bir son dönüyordu orada.
Güzel bir sondu. İkisi de farklı bir sondu.
Seyirli, kaliteli bir sondu.
Ama baştan sona o oyunu oynayamadık.
Oynayamayız da. Ama bu oyunu ben söylüyorum sana ara ara 2-3-4-5 olur ya.
Zaman buldukça oynanabilir.
En kötü ihtimal mini oyun kasarız yani.
En kötü ihtimal. Mantıklı.
Yani oyun hakkında söyleyecek çok da fazla bir şey yok.
Yani yaklaşık 20-25 dakikadır övüyoruz.
Övüyoruz. Bir 20-25 dakikada övebiliriz.
Rahat konuşuruz ama sizleri de sıkmak istemiyoruz.
Dinleyenleri de sıkmak istemeyiz.
Kısaca toparlamak gerekirse yani şöyle de bir durum var bu arada.
EA Platinum üyeliğini alırsanız 109 lira.
109 liraydı değil mi o? Öyle bir şey.
EA Play 109 liraydı.
Onu alırsanız bu oyuna da erişim imkanınız oluyor.
Hani 279 lira pahalı bir Fiyat aslında günümüz şartlarında.
Ama EA'in Platinum'a üye olursanız 109 lira ödeyerek.
Daha sonra hatta bunu iptal etme şansı da var.
Bir ay sonunda iptal edebilirsiniz.
Bir ay boyunca istediğiniz kadar o verdiği oyunları oynayıp ondan sonra iade edebilirsiniz.
Bu arada oyunun Türkçe altyazısı da var.
Resmi olmasa da. Gönüller tarafından yapılmış.
Yaması da var. Mizahı daha iyi yakalayabilmek için onu da tavsiye ederim.
Bizlerden bu haftalık bu kadar.
Biz şimdi kapatıp.
Artık bir an önce bitirip ben bir şey bekliyorum.
Necmettin şu an ila yağı titriyor.
Sakin ol tamam geçeceğiz oynayacağız.
Sizler de bu zevki muhakkak yaşamalısınız.
Normalde kolay kolay oyun tavsiyesi vermemeliyiz.
Şunu oynamalısınız demedik bu zamana kadar çok fazla.
Ama bu oyunu muhakkak oynamalısınız, oynatmalısınız.
Bu tür oyunların keşke daha çok örneğini görebilsek, kaliteli bir şekilde örneğini görebilsek.
Hani co-op adı altında boş boş...
Yaratık, düşman, asker, her ne halt ise öldürdüğümüz oyunlarla şu oyunun aynı kategori altında olması gerçekten beni çok üzüyor.
Bu tür oyunlara, A Way Out gibi, It Takes Two gibi oyunlara bence ayrı bir kategori açılması lazım.
Joseph Force oyunları kategorisi gibi bir kategori olması lazım abi.
Katılıyorum sana. Ne övdük be!
Joseph abi inşallah 2 yıl sonra bir oyun daha çıkartır.
Çok bekletmez.
İnşallah. 2 yıl inşallah yani.
Yani gerçi şu da var ya 2 yıl içerisinde çok büyük bir başarı ya.
Çok büyük bir başarı ya.
Aslında 3 yıl oldu da 2 yıl demeyelim.
Övecek miyiz? Abi kapatalım mı artık hadi?
Ben biraz daha öveyim sen kapat.
Ben o zaman bilgisayarı açayım sen.
Sen bilgisayarı aç ben öve öve bitireyim.
Bu haftalık benden bu kadar o zaman.
Kendinize çok iyi bakın.
İyi eğlenceler. İyi haftalar.
Ya şimdi adam yapmış abi.
Öyle bir yapmış ki. ki? Yani kesinlikle bu adamın Oscar alması lazım.
Adam aşkla oyun yapıyor. 279 lira.
Anasının ak sütü gibi. Helal olsun ya.
Necmettin gitti ben de gideyim.
Görüşürüz arkadaşlar. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
