
Bir dönem müdavimi olduğumuz internet kafelerde unutamadığımız oyunları konuştuğumuz bölümümüz sizlerle. Keyifli dinlemeler.
Transkript
Bir çay bir öğünden herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan.
Ben de Uğur Kara. Bu haftaki bölümümüzün konusu da...
Bir zamanlar... Çukurova.
Onun bir resim geldi.
Öyle bir girdin ki yani 10 dakika S verdin.
Sanki saksofon çalıyorsun.
Öyle bir nefes aldın.
Benim vermiş olduğum S'den çok daha çok vakit aldın ama.
Olsun. Bu haftanın konusu 2000'li yılların başında saatlerimizi gömdüğümüz, çocukluğumuzun önemli bir kısmını heba ettiğimiz internet kafelerde oynamış olduğumuz oyunlar.
Biraz böyle nostalji yapacağız, mazi yapacağız.
Yine her zamanki gibi anılarımızdan bahsedeceğiz.
Hoş, sohbetli bir bölüm olacak diye düşünüyorum.
Ve en sonunda da şimdi internet kafeler ne durumda, ne oynanıyor, ne tür genişliği?
Bak PUBG uç satılır.
Evet hızlıca başlayalım o zaman.
Başlayalım. İnternet kafe deyince herkesin aklına gelen ilk oyun bence Counter.
Yani Half-Life ve Counter diyebiliriz.
Doğrudur. Yani belli başlı oyunlar var zaten.
Half-Life, Counter, Edge of.
Ama biz yaklaşık 10-12 tane oyun sayacağız.
Belki fazla da olur ya. Fazla da olabilir.
Başlayalım. Evet. Half-Life, Counter dedik.
Özellikle lise çıkışlarımızda, okul çıkışlarında muhakkak birer saat attığımız oyunlardan biriydi.
Hadi Counter atalım. Hadi Counter atalım.
Assault ve Crossfire.
Masa 2'yi 1 lira. 1 lira daha al.
Uzat sana. Uzat. Ama 1 lira o zaman hemen hemen 1 saat uzatıyordun işte yani.
Şu an kaç para saati bilmiyorum ama.
4 lira 5 lira falandır herhalde.
Fazla da olabilir bilmiyorum yani emin değilim.
Çok uzun süre oldu internet kafeye gitmeyeli.
İnternet kafeye en son 7-8 yıl önce gittim.
Arkadaşlarla gitmiştik yine counter atmaya.
Yine counter atmaya. Aynen.
Öyle bir oturuyorduk bir yerde.
Hadi gidelim internet kafeye.
Açmıştık Ice World'u. Ice World baya bir takılmıştık oradan.
2 saat takılmıştık.
Ice World'da gerçekten takılacak bir harita ya.
Güzel böyle. En eğlenceli en eğlenceli haritalardan bir tanesi Ryze Counter.
Kısa sürüyor, temiz. Direkt karşı karşıyasın, yerden alıyorsun silahını pat, bit, pat, bit, bit.
Asphalt'ta biliyorsun değil mi böyle kanasın oraya düştüğün zaman direkt ateş ettiğinde şey atıyordun.
Headshot mu? Headshot ediyordun.
Hiç denemedim. Aaa bana çok atlar, bende çok atlar.
Evet, bir diğer oyunumuz da her ne kadar böyle Counter hafifle hafifle olmasa da Max Payne diyebiliriz.
Yine hafifle şeyle internet kafeyle hayatımıza giren oyunlardan bir tanesidir.
Bunun sıkıntısı şu. şu idi mesela Max Payne'e başlıyordun oynuyordun atıyorum 1 saat veya 2 saat hadi bilemedin 3 saat çünkü o zamanlar internet kafede kalma süren çok uzun değil.
Save dosyasını alıyordun ama bir sonraki gittiğinde belki yine aynı şeyi oynayamıyordun.
Ben birçoğu zaman aynı şeyi oynayamıyordum.
Ben internet mesela Medal of Honor'ı save dosyası ala ala bitirdim abi ben.
Save dosyası ala ala bitirdim.
Var böyle birkaç tane oyunum. Ben Max Payne'i internet kafede çok fazla oynamadım.
Evde oynamıştım. Kendi bilgisayarımda oynamıştım.
Ama Red Alert Bunlardan biridir diyebilirim yani.
İnternet kafede saatlerimizi harcadığımız oyunlardan bir tanesiydi.
Edge Off'la beraber diyelim hatta yanına hemen ekleyelim, ilave yapalım.
Ben Red Alert çok oynamadım.
Edge Off'u giderdik abi 5-6 kişi.
İlk önce bir yarım saat herkes birbirine süre tanırdı.
Edge Off'ta hadi korun her şeyinizi hazırlayın.
Hazır mıyız? Ondan sonra biri yükselirdi.
Evet beyler süre doldu.
Hazır mıyız? Hazır mıyız?
Hadi başlıyoruz. İlk kim kime dalıyor.
Sonra bir bakardın kim kime dumduma.
Güzel, eğlenceliydi o da. Rekabetçi oyunların atası.
Bu arada hala yenisi çıkacak Edge of'un.
Geçenlerde duyuruldu. Bakalım.
Oynar mısın? Belki oynarız be.
Oynarsın da. Yenilenmiş şekilde.
Bak nostalji dedim. Bak yine ben sana pain kill'lerden bahsedeyim.
Geçen sen bana dediğin gibi pain kill'ler.
Şöyle oyundu, böyle oyundu.
Çocukluğumu harcadım. Ben sana bir söyleyeyim mi?
Bu muhabbeti atıyorum 6-7 ay önce yapmıştık.
Ben sana hatta anlatıyordum. Bir oyun var, bir şey falan filan.
Sonra gidiyorsun böyle değişik bir silah var.
destere fırlatıyorsun falan filan derken geçen aklıma geldi bu oyun.
Bir anda düştü aklıma. İnternetten baktım buldum.
Bir ara bir dönem Pinkiller çok oynuyordu mesela internet kafede.
Çok değişik bir oyun yapısıydı.
Metacriti neydi onun acaba?
Merak ettim bakalım. Metacriti var mıdır ki?
Vardır ya da bakayım. Eski oyunların oluyor mu?
Oluyor tabi canım. 81'miş be.
Yüksek. İyi bir oran.
Kullanıcı puanı 81. Metacriti de öyle.
Metacriti de 81. İyi bir oran bence.
Güzel bir oyun. Dengeli. iyi yoran yani.
Ben oynamadım bu oyunu. Hiç oynamadım ben biliyor musun?
Mesela ondan sonra Postal vardı mesela.
Postal'ı hatırlıyor musun? Ha biliyorum oynadım ama internet kafede oynamadım.
İnternet kafede mesela ben Postal evde oynamamıştım.
İnternet kafede oynadım mesela Postal.
Çok farklı bir oyundu. Bir gün arkadaşlar dedi işte böyle böyle bir oyun çıkmış işte değişik.
İşiyorsun, millet üstüne işiyorsun, yakıyorsun, ediyorsun falan filan.
Çok değişik bir oyundu yani. Orada hoşuma gitmişti.
Ara ara sürekli olmasa da böyle ara ara oynanacak bir oyundu.
açıp oynardım. GTA diyelim o zaman.
GTA Vice City. Evet.
Hatta Türk oyuncuların hayatına belki de GTA Vice City ile beraber girdi.
GTA serisi. Öncesinde 1 ve 2 zaten çok eski bir oyundu.
Farklık da var. Özellikle izometrik kamerasıyla oynuyordu zaten.
Bunda şöyle bir anım var mesela benim.
O ara GTA Vice City oynuyoruz.
Açıyoruz, oynuyoruz. Saçma sapan şeyler yapıyoruz.
Oyunun amacını bilmem lazım.
Salak salak dolaşıyoruz evde. Mesela o zaman şifreleri herkes bilmezdi.
Hileleri... Çoğu kişi bilmezdi.
İşte kafenin sahibi abi vardı veya orada hani daha böyle yaşça büyükler vardı.
Abi işte şu şifreyi hileyi yazar mısın diye rica ederlerdi mesela.
Gelirlerdi böyle hileyi yazarlardı giderlerdi ve bizim gözümüzde kahraman gibilerdi.
O zamanlar böyle kod bilenler şifre bilenler çok şeydi yani.
Kraldı yani. Kral adam diyorduk biz onlara.
Bu arada GTA dedik ya veya Vice City.
Ben GTA Vice City'den daha çok Vice City Kutlar Vadisi pusu.
Kutlar Vadisi'yi oynadım ben daha çok.
Ben onu hiç oynamadım. Modlarını çok oynadım.
Ben mod... Çünkü internet kafeleri de yüklüydü.
Ben modlarını hiç oynamadım.
O biraz daha ileriki dönem olduğu için ben sadece Vice City ile devam ettim.
O zaman şimdi biraz MOBA'lardan bahsedelim.
MMORPG. Benim oynadığım oyundan dolayı diyorum.
İlk sırada Metin 2. Bizim lisede bir arkadaş vardı.
O bulaştırdı bana bu oyunu.
Hastalığı. Ya deli gibi oynuyorduk.
Acayip oynuyorduk bu oyunu.
O zamanlar bayağı tutulmuş.
Metin Türkiye'de en çok tutulan oyunlardan biri oldu.
En çok tutulan oyunlardan biridir bir dönem ya.
Dediğin çok doğru. Hatta oyuncu sayısı itibariyle Knight ve Secret'ı bir dönem geçti aslında ya.
Ha tutunamadı. Çünkü çok fazla hile olmaya başladı oyunda.
Bundan dolayı tutunamadı ve çok çabuk söndü.
Ama Knight Online daha üst düzeydir bence.
Üst düzeydir dediğim şey şöyle şu anlamda.
İnternet... kafede yaygınlaşması daha fazladır.
Kesinlikle. O zaten onu tartışmıyorum ama şunu diyorum mesela.
Metin 2'nin bir pik noktası hızlı geldi hızlı gitti.
Tabii. Ama çok güzel anılarımız vardır.
Çok güzel mazilerimiz vardır bu oyunlarda.
Mesela Knight'da şöyle bir durum vardı mesela.
Knight'da öyle çarlar öyle hesaplar vardı ki o zaman tofaş veriyorlardı yani mesela.
Evet onları biliyorum. Acayip acayip ulan diyordum.
Bir çara bir hesaba adam ev veren duydum ben.
Hani Gerçek midir bilmiyorum ama.
Ev veren duydum abi.
Araba ve yüksek fiyatlar gerçekti.
Ama ev konusunu bilmiyorum abi o da ayrı bir şey.
Mübalağadır belki ama çok ciddi paralar döndü yani çarşı alım satımında.
Silk Road ise yani çok fazla tutmadı Türkiye'de.
Yani sevenleri vardı yine ama.
Kemik bir kitlesi vardı ama.
Hala da aslında bakarsan eski Silk Road'lar hala devam ediyor.
Uçu var bir de. Silk Road'ın kitlesi biraz daha kaliteli gibiydi sanki ya.
Hani Metin 2 ve Knight'a göre.
Biraz daha yaş olarak büyük abilerimizin oynadığı oyundu sanki.
Bir de bana kalırsa görünüm olarak ve hikaye olarak çok daha farklıydı.
Çünkü Silk Road'da farklı amaçlarım vardı.
Silk Road İpek Yolu demek hani 3'e çevrildiği zaman.
Oyunun da ona göre bir hikayesi vardı.
İpek Yolu üzerinden geçen kervanlar falan filan vardı.
O yüzden çok farklıydı. Benim çok hoşuma gitmişti mesela.
Bu arada internet kafa oyunu ve movalardan bahsediyorsak söylemesek çok büyük ayıp edeceğimiz bir oyun daha var.
Onu oynadım ben ama çok kısa.
Ben de öyle hani hayal meyal hatırlıyorum.
Benim arkadaşlarım daha çok oynadı o oyunu ama yine Metin 2 kadar olmasa da bir dönem baya bir popüler oyunlardan bir tanesiydi.
Maalesef devamını getiremedi.
Bir de Türk oyunuydu bu arada. Keşke devamı gelseydi.
Ama o zamanlarda oyun firmalarının ekonomik sıkıntıları çok daha büyük.
Özellikle yerli firmaları çok büyük sıkıntıları vardı.
Mesela pusuyu yapan adam da mesela.
Kayboldu gitti. Ekonomik olarak gerekli desteği göremeyince.
Şu an için. için mesela öyle bir oyun çıksa herhalde desteklenebilir.
Kesinlikle. Yayıncılar özellikle bu konuda bir video attığı zaman yeterli.
Alır yani. Eğer oyunda biraz kaliteliyse yürür gider.
Quake 4. Ne did maç yapardı.
Değil mi? Did maçıyla beraber güzel bir.
Quake'in diğer oyunları da vardı zaten.
Diğer. Hopla zıpla adam vur.
Hopla zıpla adam vur. Ulan ne eğlenceliydi.
Çok hoşuma gidiyordu o zaman. Peki dönemin en önemli sandbox oyunlarından bir tanesi.
Midtown Mandus. Mandus.
Oynadın mı? Oynamaz olur muyum?
Öyle arabayla böyle gökdelenlerin üstüne çıktın mı kardeşim?
Yapabileceklerin sınırı yoktu bence orada.
Çok acayip, çok güzel bir oyundu.
Senin hayal gücüne göre her şey şekilleniyordu.
Ve hani tasarımı da fena değildi.
Yani görev tasarımları da güzeldi.
Böyle ambulans şoförlüğü yapıyordun, itfaiye şoförlüğü yapıyordun.
Ne eğer yapmak istersen.
O zamana göre çok iyiydi.
Şu an kıyasladığı zaman. Çok akılda kalıcı.
Çok akılda kalıcı oyunlardan bir tanesiydi.
Çok şey değildi ama. Bu arada mobili de vardı bu.
Mobile'de çıktı. Mobile'de baya oynadığım oyunlardan bir tanesiydi.
Spidey. Spidey'nin ilk oyunuydu galiba bu.
Yanlış hatırlıyor olabilirim.
Ben bunu bir dönem oynadım internet kafede.
O zamanki sana sunduğu mekanikler çok farklıydı.
Oynadığımız oyunlar gibi değildi mesela.
O zaman çoğunlukla FPS veya strateji oyunları oynadığımız için.
Aynen öyle. Veya yarış oyunu oynadığımız için.
Spiderman çok acayip gelmişti.
Mesela ağ atıyorsun, adamı yakalıyorsun.
Şeyin içerisine dolaşıyorsun. Ağlıyorsun falan filan.
Çok farklı. farklı gelmişti.
Bu arada yarış oyunu demişken Need for Speed'e hemen dönüp geçelim.
İlki. Need for Speed'in ilkini ben belki bir kere iki kere oynamıştım.
Çok oynayamadım. Çok oynadık.
Çok fırsat bulup da oynayamadım.
Yarış oyunlarında çok oynamıştım internet kafede.
Arkadaşlarla beraber güzel co-op atmışlığımız vardır yani.
Şöyle bir durum var aslında.
İnternet kafe dediğin zaman genellikle arkadaş ortamında bir dinleyici için bu tarz single player oyunları çok fazla fırsat bulamıyorsun.
Hangi single player kardeşim?
Spiderman mesela. Şeyden mi bahsediyorsun sandım?
Need for Speed. Hayır.
Need for Speed'den bahsetmedim. Mesela Postal, Max Payne.
Oynanmıyor çok. O yalnız böyle...
Onu yalnız kaldığın zaman hani babandan, annenden, ablandan, abinden bir iki lira para kopartıp ben işte internet kafeye gidiyorum ama kimseyi bulamıyorsan yanında o zaman oynadığımız oyunlar.
Böyle arkadaşları beklerken, yarım saate geliyorum diyen arkadaşları beklerken böyle attığın oyunlardı yani.
Neredesin şeref? İnternet kafe mi?
Millet topa bekliyor bizi top oynamaya.
Biz internet kafeye gittik. Bu arada mobalardan bahsediyor.
World of Warcraft'tan bahsetmedik.
O da yine hakeza türünün en çok oynanan oyunlarından bir tanesiydi.
Hala da oynanıyor bir de yani.
Öyle ama ne sen ne ben oynamadık.
Oynamadık. Uzak kaldığımız bir şey.
Ama yine üst sınıf abilerimizin oynadığını yok gördüm yani.
Yani farklıydı ama bana hitap etti.
Şimdi single player oyunlar oynadım diyorsun ya.
Mesela şey oynanmış mıydın? Call of Duty'yi internetten.
Oynamadım. Ben de ara ara girdiğim oyunlardan biriydim.
Aslında Call of Duty çok kaliteli.
bir oyun serisi olduğu için özellikle işte çıktığı dönemler hemen hemen her bilgisayar her internet kafede vardı ve dikkatini çekiyordu.
Bir de yıldızlı böyle amblemi vardı onun zaten.
Aynen. Oradan. Oradan çekiliyorsun.
Zaten o zamanlar oyunlara yaklaşımlı şeydi.
Amblemi güzel mi? Kapak resmi güzel mi?
Ona göre bakıyordun yani. Ya da o CD'cilerden oyun alırken ambalajına bakıyordun.
İçeriğini bilmiyorsun ki. O zaman internet yok mesela.
İnternet kafe diyoruz ama internet yoktu o zaman.
Bir de az önce dedik yani böyle yarım saate geliyorum diyen arkadaş beklerken oynadığımız oyunlar diye.
Stres atmalım. Yani böyle boş oyunlar böyle anlamsızca sadece birilerini vurduğun, kırdığın oyunlar oynuyordu.
Seven Sam serisi de bunlardan bir tanesi.
Çok eğlenceliydi ama. Giriyorsun, girdiğin gibi direkt zaten başlıyorsun adam öldürmeye.
Pataküte, pataküte gider. Arkadaşın gelene kadar öldürdün, öldürdün.
Ondan sonra bir daha oyunu kapat. Ne seviyor, ne bir şey, hiçbir şey yok zaten internet kameralarda.
Gerek de yok zaten öyle bir şeye.
Şimdi Sandbox dedik. Mutluluk mantısından bahsettik.
Bir de kredi taksitlerinden bahsedelim.
Kredi taktiği ah kredi.
Yine bunu da hani böyle özellikle açıp oynanan değil ara sıra oynanan oyunlardan bir tane.
Böyle yine böyle bekleme sürelerinin uzun olduğu dönemlerde çok oyun oynadık internet kafede ya.
Çok vakit harcadık ya.
Bir de şöyle bir şey vardı mesela hani okulda sözleşiyordun arkadaşınla.
Çok güzel. Genelde okul arkadaşları da öyle oluyor abi.
Ya okulda sözleşiyordun. Zaten okulun hemen kenarında bir vardır bu internet kafe.
Ya okulda sözleşiyordun kafeye gitmek için.
Ya da okuldan çıkıp eve gittikten sonra bir saat belirliyordun ona göre gidiyordun yani.
Şimdiki gibi değil ki. Öğle arasında gidiyor muydun bu arada?
Öğle arasında çok giderdik. Öğle arasında gidemiyordum.
Benim gittiğim okul biraz daha etrafında internet kafe yok.
Uzaktaydı. Oraya gitmemize gidemezdik yani zaten.
Bizim lisedeyken vardı hemen yakındı böyle.
5 dakika yürüme mesafesindeydi.
Sen liseden mi bahsediyorsun? Ben ortaokul yıllarımda gidiyordum.
Ben ortaokulda hiç gitmedim. Ben ortaokulda çocuk başında oldum.
Orada ne arar internet kafe? Ben ortaokul yıllarımda okuduğum şey internet kafeye gidiyordum.
O yüzden biz genellikle okul çıkışı giderdik abi 2 lirayla.
İlkokul çıkışta nasıl? İlkokul diyelim ona.
İlkokul ortaokul diyelim.
İlkokul ortaokul çıkışı.
8. sınıfa kadar olan sürede çıkardık okuldan çıkıp internet kafeye gidelim.
1-2 lirayı ezerdik. Oradan herkes çantasını alır.
Ve internet kafe çıkışında bir kritik yaptık.
Ulan nasıl koydu nasıl ettik falan filan.
O muhabbet uzar gider zaten.
Genellikle evlerde yan yana olurdu.
Yakın olurdu. Yürüyene kadar.
Bunlar bence hiç çok biliyor musun?
O çavuş başında oturduğumuz için.
Biliyorsun orayı zaten. Ne internet kafe.
var. Ne öyle evler birbirine yakın.
Biz okul çıkışı anca okulun bahçesinde top oynuyorduk.
Yarım saat. Ondan sonra yine dağılıyorduk.
Akşam ezanı olmadan. O yüzden ben hep lise.
Ben liseden sonra başladım oyun oynamaya.
Bilgisayar oyun oynamaya. Ama tabii ki yine de bir hevesim vardı yani.
Şeyin vardı. Benim mi?
Evet. Bilmiyordum lan.
Hevesim olması için bilmem lazım.
Hani ilkokul mesela 6.
7. sınıftan sonra ben internet kafenin ne olduğunu öğrendim.
O kadar diyeyim sana. Köy okulunda okuduk da normalde Öyle genç.
Ben oyunla daha erken tanıştım.
O karşıya Güngör öne amcamla oraya gittiğimde orada bizim yaşar var.
Amcamla oraya. Hani o ilk ne götürdü beni?
O zaman silah oynuyordum onunla beraber.
İlk bana FIFA'yı oynatan adam odur.
FIFA 2001. Bilgisayarda hiç FIFA oynayamıyorum.
Klavye mouse'la. Klavye mouse demeyeyim mi?
Klavyeyle ben FIFA'yı çok zor ya.
Çok denemişim. Mouse demeyeyim mi?
Mouse'un oyunu niye bu? Özür dilerim.
Özür dilerim. Oynadım.
Ama FIFA değil. PES 13.
İnanılmaz oynamıştım bilgisayarda.
Kolla mı? Klavyeyle mi?
Klavyeyle. inanılmaz oynamıştı.
Bir ara bağımlılık yapmış zaten.
Biz PES 13'ü üniversitedeyken yurtta oynuyorduk.
Arkadaşım bilgisayarında vardı.
Lig kaldırmıyordu. İki tane kol vardı.
Her akşam hemen hemen atardık yani 1-2 maç.
Ben genellikle ben lig kuruyordum.
Lig üzerinden ilerliyordum mesela.
Bir de ona Türkçe spiker yaması yapmıştım.
Ona ne yamalar yapın. Belki de küfürlü bir spiker yaması vardı.
Öyle bir şey hatırlıyorum.
Hatırlamıyorum ama. Onu da yapmıştım.
Skyrim'i sayma.
Tamam mı? Skyrim'i sayma.
Onun dışında belki de en çok yama alan oyunlardan bir tanesi PES 13'tür ya.
Ulan o bir ara hatırlıyorsun benim bilgisayara yüklemiştim PES 13'ü.
Ulan oyunu yükledim. Şu yamayı yükleyeyim, bu yamayı yükleyeyim derken oyunun boyutu 10 GB.
Kurduğum yamalar 150 GB.
Yani oyunu bir açtık PES 13 ile alakası yok.
Alakası yok. PES 21 aldın.
O kadar yama aldı ki.
Cyberpunk bu kadar yama aldı.
Ama neden? İşte Person 3 gerçekten çok kaliteli bir oyun olmalı.
Orijinal her zaman daha güzeldi.
Diğer oyunlar niye bu kadar tutulmadı?
Olmadı yani. O kaliteyi veremedi.
O başarıyı yakalayamadı.
O yüzden adamlar ne yaptı? Pesoloji yama yaptılarmış.
Yani velhasıl internet kafeler bundan 15 yıl önce 20 yıl önce çok çok fazla.
15-20 evet.
Oynanan oyunlar belliydi.
Şu anki internet kafeler ise ne durumda?
Genellikle şu an internet kafelerde MOBA Veya MMORPG oyunlar oynadı.
Evet. Özellikle LOL, Dota, Silk Road.
Şey oynayan yok. Counter oynayan yok neredeyse ya.
Artık kalmadı gibi bir şey yani.
Şu an çok düştüğü olarak.
Ama bir de şu var. Artık eskiden bilgisayarlar alınabilir durumda değildi.
Yani şu an herkes...
Şu anda alınabilir durumda değil. Şimdi yok yani.
İmkanı hiç yoktu o zamanlar.
İnternet yoktu. En önemli sebeplerinden biri de buydu.
Haliyle internet kafeler bayağı bir patladı o dönem.
Şu an hemen hemen herkes...
evinde iyi kötü bir bilgisayar var, iyi kötü bir internet var.
Aynı internet kafeler böyle çıktı almak için artık bu olan bir yer aynı dönüyor.
Daha doğrusu internet kafe sayıları azaldı ve şöyle bir yola gidildi.
Lüks internet kafeler çıktı.
Aynen. Eski o sokak arasındaki açayım counter oyunu, counter 5 oyunu internet kafeleri kalmadı artık.
Çöplü bilgisayarlar kalmadı artık.
Ultra lüks internet kafeler çıkmaya başladı.
Özellikle hani açamayacağı oyun olmayan internet kafeler çıkmaya başladı.
Ondan sonra VR kafeler var şu an gündem.
Gündemde mesela. PlayStation kafeler var mesela.
PlayStation kafeler de çok revaçlıydı.
Çünkü PlayStation kafeye gidiyordun.
Oynayacağın iki oyun vardı.
Bir PES veya FIFA.
İki Blur. Yani giderdik.
Sürekli giderdik. Yani 6-7 kişi sürekli PlayStation kafeye giderdik.
Neredeyse her akşam giderdik. Giderdik otururduk abi.
Sırayla değişirdi. İki şeyde iki şeyde almazdık.
Bazen adam çok sever.
İki makineye otururduk. Ama genellikle tek makineye oturduk.
4 kişi veya 3 kişi olurduk.
Yenen kalkardı. Yenilen.
Yenilen kalkardı.
Öyle öyle ilerlerdi.
E sonraki dönemlerde PlayStation oldu, bilgisayar oldu falan filan derken işler değişti.
Özlüyor insan ya.
Gerçekten o ortamı özlüyorsun.
O atmosferi özlüyorsun.
Aynı internet kafeye bile gitsen, aynı oyunu bile oynasan şimdi o tadı alamıyorsun.
O yüzden şu an biz geçmişe bakıp bunları iade ediyoruz.
Şu an bizi dinleyen genç kardeşlerimiz de emin olsunlar ki bundan 10 yıl sonra, 15 yıl sonra bu dönemleri iade edecekler.
Onlar da aynı şeyleri söyleyecekler.
Çünkü her geçen gün mazinin kıymeti daha da önemli oluyor.
Kesinlikle öyle. O yüzden biz mazide kaldık.
Yarın sizler de bu maziden vuracaksınız.
O yüzden yarın ömrümüzü daha iyi anlarsınız gençler.
Yaşlılık başa bela. Hadi ihtiyar sen uyuyacaksın herhalde.
Yatalım mı yavaş yavaş? Bence de artık.
Noktalayalım burada bölümümüzü.
Senin eklemek istediğin bir şey var mı?
Ben çok şey diyeyim şu an.
Duygusal bir moddayım. Eklemek bir şey istemiyorum yani.
Lan şu an var ya. Counter atasım geldi.
Hatta 1-5 Iceford yani.
Yok şu an ben şey at. Çay oynayasım geldi.
Bir bakalım. Belki vardır lan.
Var. Ben geçen kurdum da şey olmadı.
Uyum sıkıntısı yaşadım.
Emulatör mü? Emulatör mü?
Belki. Yok yok. Emulatörle gerek yok da.
Şey yok. Destekle. Windows 10 desteklemiyor.
XP'yi falan kullanman gerekiyor.
XP mi? XP mi kaldı?
Öyle deme. Ben uzun yıllar XP'yi kullandım.
Ben de uzun yıllar XP kullandım.
Hatta Vista çıktıktan sonra Vista'ya geçmedim.
Hiç kullanmadım. Uzun bir süre daha XP kullandım.
XP gerçekten gelmiş geçmiş.
En iyi işletim sistemidir.
En iyi işletim sistemidir yani.
Düz, basit, kasmıyor.
Çok iyiydi. Yüklen yüklenebilirdi.
Performans sistemiydi ya.
Sonra anasını alattılar Vista'yla.
Yani Vista, Windows, Vista'dan sonra Windows 7 geldi herhalde.
Sonra 8 geldi. Galiba.
Ben hiçbirini kullanmadım.
Hayır ben direkt XP'den Windows 10'a geçtim.
Öyle de söyleyeyim sana. O kadar çok alışmıştım ki onun açılış ekranı bile başlı başına bir maziydi benim için.
Çok tatlıydı ya. Çok iyiydi ya.
Çok sade, çok temiz bir ekranı vardı.
Şimdi Windows'dan açılış ekranı bile yok nerede.
Mavi ekranımız da içti. Evet, mavi ekranımız da gitti.
Geçen haftalarda konuştuk.
Gidelim ya, biz çok şey yaptık abi, gömüldük.
Şu an uzaklara bakıyor. Çok geç bir şey.
Uzağa da bakıyorsun. Aynaya bakıyorsun.
Karşında ayna var. Uzak. Daldım öyle uzak.
Uzaklara daldın. Uzaklara bakmışsın.
Baktığın yer böyle duvara bakıyorsun.
Duvarda arasında bir metre var.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Necmettin'i boğmazsam inşallah görüşürüz.
Haftaya görüşmek dileğiyle.
Kendinize iyi bakın.
Ağanın tadını çıkarın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
