
Bu haftaki bölümümüzde ''İmmortals Of Aveum'' bölümünü ele aldık.
Transkript
Uzun zamandır böyle kaliteli oyunlar oynamıyorduk.
Özellikle açık dünya olup da böyle dün düz ilerleyebileceğimiz bu sesimin oyuncuya bırakıldığı oyunları görmüyorduk.
İlk başta oyunun açık dünya olduğunu görünce bir tırstımlandım.
Bu da mı hani o bildiğimiz klasik açık dünya oyunlarından olacak dedim ama çok şükür daha lineer, daha düz ilerleyebileceğimiz bir oyunla karşılaştık.
Bu arada EA Games'e buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Oyunu bize ulaştırdıkları için, deneyimleri fırsatı bulduğumuz için.
Teşekkür kısmını bitirdiysek hemen şu inceleme olaylarına bir değinmem gerekiyor.
Çünkü oyun çıktıktan sonra yayınlanan oyun puanlarına baktığımız zaman oyunu ciddi anlamda eleştirdiler.
Kullanıcı yorumları da bayağı bir sertti.
Bunların büyük bir kısmı teknik optimizasyon noktasında haklı.
Haklı bir eleştiriyken diğer kısmı biraz daha böyle acımasızca diyebileceğimiz animasyon kısmına eleştiriler yapıldı.
Bunları da videonun sonuna bir değineceğiz ama biz hızlıca oyunun hikayesiyle hemen incelemeye başlayalım.
O değerlendirme kısmını videonun sonuna bırakalım.
Hikayemiz aslında klasik bir savaş hikayesi diyebiliriz.
İki grup arasında geçen bir hikayeden bahsediyor burada.
Oyunun başında arkadaşımız Luna ve çocuk arkadaşlarımızla birlikte hırsızlık yaparken yakalanıyoruz.
Orada bir olaylar gelişiyor.
Ondan sonra 5 yıl sonrasına gidiyoruz.
Ve Immortals'lara katılıyoruz.
Kısaca bahsetmem gerekirse eğer, Sandrock adında bir düşmanımız var.
Onunla savaşıp yaşadığımız dünyayı kurtarmaya çalışıyoruz aslında.
Kurtarmaya çalıştığımız şey de şu, bu dünya büyülü bir dünya.
Büyülerin kullanıldığı bir dünya.
Ve çok fazla büyü kullanılmasından dolayı artık büyüler zarar vermeye başlıyor.
Ve bu zararın daha da ilerlemesine sebebiyet veren Sandrock ve ekibini durdurmaya çalışıyoruz.
Immortals ekibi olarak. Hikayede çok hızlı gelişiyor zaten.
Yani oyunun giriş sekansında, yani bir yarım saatlik sek...
5 yıl sonrasına seni atıyor ve hızlıca daha ufacık bir hırsızken Jack adında bir karakterimiz ufak bir hırsızken anında Immortals'ın bir komutanı haline dönüşüyor.
Yani çok hızlı bir geçiş yapılıyor.
Karakter gelişimi diyebileceğimiz bir şey maalesef yok.
O yüzden hikaye ilk başta bana çok şey geldi.
Hem sıradan geldi hem de bu kadar hızlı olduğundan dolayı hikayenin içerisine giremedim.
Çok kopuk kopuk geldi bana. Sonrasında biraz toparlıyor gibi oldu.
Onunla da zaten oyun bitti.
Normal şartlarda böyle hızlı bir şekilde oynadığınız zaman 10 saatte bitirebileceğiniz bir oyun.
Biraz 13 saatlik bir oynanış.
Sonunda biz oyunu bitirdik.
Çok fazla yayın göreve falan girmedik.
Açık dünyada dolaşmadık çünkü. Hızlı ilerleyen bir hikaye var.
Her şeyi bir anda sana anlatıyor.
Diğer oyunlardaki böyle ağır bir işleyiş yok.
Bence tatlı güzeldi.
Hani tadımlık bir oyundu. 13-15 saat arasında bitirilebilir.
Güzel vakitler geçirebilirsiniz.
Hikayenin hızından bahsetmişken hemen oynanış hızından da bahsedelim.
Oynanış kısmına geçelim. Oynanış kısmında da oyun çok hızlı.
Çok hareketli. Böyle her an bir aksiyonun içerisinde buluyorsunuz kendinizi.
Ve oynanış da dediğim gibi hızlı.
Hatta... Oyun boyunca kullandığımız üç ana büyüler yani silah değil mi?
Aslında silah gibi bir nevi çünkü bir tanesi uzun da menzilli bir silah gibi.
Bir tanesi şatkan bir tanesi de SMG gibi aslında.
Değerlendirmek gerekirse öyle. Üç ana büyümüzü oyun bize...
İlk sekansda veriyor yani.
Daha birinci bölümün başında üç ana yeteneğimizi alıyoruz.
Ne yapacağız?
Bundan sonra daha ne yetenek verecek derken oyun size her saat başı yeni bir yetenek, yeni bir oynanış stili veriyor.
Bu konuda oyun size ciddi anlamda cömert davranıyor.
Oyuncuyu sıkmamak adına elinden geleni yapmış bu konuda.
Oynanış noktasında herhangi bir kusur ben göremedim.
Onun yanında kancamız vardı, kalkanımız vardı.
Saati alıyorduk sonra yakma mekaniği vardı.
Zamanı yavaşlatma, nesneleri yavaşlatma mekaniği vardı.
Bence çok hoştu. Mekanik anlamında hani...
Çeşitliliği vardı. Oynanış anlamında hiçbir sırı tam bir yanı yoktu.
Tabii ki birkaç yerde biz de optimizasyonunu yaşadık ama...
Genel olarak 2. part oynadığımızda, ilk gün değil de 2.
gün oynadığımızda bunların hiçbirini neredeyse görmedik.
Optimizasyon noktasında özellikle konsol tarafında çok ciddi anlamda sıkıntılar yaşadılar.
Yani 1080p'de oynanmıyor 60 FPS.
Öyle bir sıkıntısı var oyunun.
Optimizasyon noktasında ciddi anlamda kötü bir işçilik çıkartmışlar.
Bunu da geliştirici firmanın aceviliğine vermek gerekiyor.
Çünkü 2018'de kurulmuş yeni bir firma ve ilk oyunları Immortals.
İlk oyunları olmasına rağmen gayet içerik anlamında en azından başarılı bir oyun ortaya çıkartmışlar.
optimizasyon noktasında da hoş görür müyim?
Görürüm. Çünkü koca koca firmalar yıllardır bu sektöre ürün çıkartan, hizmet veren firmaların optimizasyon noktasındaki başarısızlıklarını gördükten sonra sektörde ilk oyunu çıkartan ve gayet de güzel
bir şekilde çıkartan firmanın optimizasyon noktasındaki başarısızlığını hoş görürüm abi yani.
Kaldı ki biz de bir sıkıntıyla karşılaşmadık.
Hani böyle oyunu kıracak, bozacak bir hata yoktu.
Ama şöyle biz oynadığımız sistem Çok fazla iyi.
Ona rağmen koşarken, yürürken mesela sağa sola kamerayı çevirirken hafif böyle bir kare kayması ciddi anlamda yaşıyorduk.
Ama bunları bir kenara bıraktığımız zaman güncelleme almasından dolayı mıdır?
Yoksa ikinci saatini devirdikten sonra mıdır?
O sorunların birçoğu gitti bence.
Ama şöyle de bir şey var. Bu FPS düşüşleri bence gayet normal.
Çünkü oyun çok hareketli.
Her yerden bir büyü geliyor. Onu yapıyorsun, bunu yapıyorsun.
Atlıyorsun, zıplıyorsun. Bunların yaşanması gerçekten normal.
O zaman biraz da düşman çeşitliğinden bahsedelim.
Bir çoğu kişi düşman çeşitliliği hakkında şöyle bir yorum yapmış.
Bence kendini tekrar ediyordu.
Yetersizdi. Yani 12-13 saatlik bir oyun için bence yeterli sayıda düşman çeşitliliği vardı.
Özellikle bazı mini bosslar o kadar güzellik ki beni deli etti yani.
Hatta dedim ki bir ara ulan ben Souls oyunumu oynuyorum.
Bazı mini bossları defalarca oynadım.
Zorlu pattern'ları vardı yani şey yapana kadar onları denk getirene kadar yapana kadar ölüyorsun yani.
Hele o bir tane şerefsizler var onun görüntüsünü koyuyor yeşil büyücüler var ya.
Yeşil büyücüler değil mi? Uçan zıplayan şerefsizler.
Işınlananlar gerçekten çok sıkıntıydı.
Onları sadece yeşil büyüyle vurabiliyorsun.
Yeşil büyünün özel yeteneğiyle de vurduğun zaman bir de onu kaçırdığın zaman kendine can basıyor.
öldürmek imkansız hale geliyor neredeyse.
Çok güzel yani seni şey yapıyor böyle arcade shooter oyundan çıkartıp biraz daha düşünmeye biraz daha hızlı davranmaya itiyor.
Bu da güzel bir şeydi. Hani bosslardan ziyade böyle mini bosslara hatta mini boss bile sayılmayacak düşmanlara bu kadar önem vermeleri benim hoşuma gitti açıkçası.
Ya bence tasarım olarak düşman çeşitliliği tasarımı Yeterli.
Çünkü yetersiz diyenler oyunu fazlasıyla uzatan insanlar.
Özellikle bizim Mustafa mesela 20 saatte bitirmiş oyunu ve 12.
saatten sonra oyunun düşman çiftliğini kendini tekrar ettiğini söylüyor.
E kardeş biz 13 saatte bitirdik.
Tekrar etmesine fırsat kalmadan oyun bitti zaten.
Hani oyun bittikten sonra da geri dönüp bakmana değecek bir şey yok.
Evet bir Metroidvania türünde bir oyun.
Özellikle bazı bölümlere girebilmeniz için bazı yeteneklere sahip olmanız gerekiyor.
İşte o sahip olduktan sonra geri dönüp tekrardan o bölümleri, o yerleri keşfetmeniz gerekiyor.
Ki keşif unsuru da gayet güzel bir şekilde oyuna entegre edilmiş.
Özelendirme sistemi çok iyiydi.
Mesela onu uğraşıyorsunuz bir bulmacayı çözüp oraya gireyim, buraya gireyim derken orayı açtıktan sonraki sana verdiği item çok güzeldi.
Mesela oyunun hem ana hikayesinde hem de ana hikayesinden ayrı bir şekilde dışarıda keşif amaçlı dolaştığın zaman ki oyunun sana sunmuş olduğu bulmacalar arasında bir fark var.
Anayakendeki bulmacalar çok daha böyle stabil, çok daha rahat çözebileceğiniz bulmacalarken keşif unsuruna sahip bulmacaları çözmek ciddi anlamda düşündürücü.
Ulan nasıl yapacağız, nasıl çizdiği ciddi anlamda kafa yorduran bulmacaları vardı.
Mesela bir örnek vereyim. Ana göreve gidiyorsun ama ana göreve giderken sağ tarafta yani sol tarafta bir yer var.
Oraya gitmek istiyorsun ama kapalı bir yer var.
Orayı açabilmen için bazı bulmacaları çözmen gerekiyor.
Senin bahsettiğin gibi daha zor bulmacalar var.
Ve sana karşılığında ya yetenek veriyor ya da nadir item veriyor.
O yüzden çok daha güzel bir şeydi.
Yani hatırlıyor musun bir yerde mesela yarım saat uğraştık dedik sokarın itemine de yeteneğine de devam ettik ana ekeden yani.
Ama oraya sonra devam ettik sonra oraya geri dönmek istedik ama orayı bulamadık.
Karıştırdık biraz sonra dedik boşver oyunu bitirelim bakalım gidelim dedik yani.
Bu arada oyunda bir halife sistemi de var.
Ama öyle bir oyun düz bir şekilde sana oyunu sunuyor ki.
Haritaya bakma gereği duymuşsunuz.
Ben bir iki kere baktım.
Uğur hiç bakmadı. Oyunu yaklaşık 10 saatini Uğur oynadı.
3 saatini ben oynadım. Hani giriş kısmını ben oynadım.
Ama hiç haritaya bakma gereği duymuyorsunuz.
Çünkü her şey belli. Nerede olacak bir de yönlendirme şey var zaten.
Durmadan nereye gideceğinizi en azından...
Ana hikaye noktasında nereye gideceğinizi oyun size durmadan yönlendiriyor.
Elinizden tutuyor zaten. Onun için haritaya bakma gereği hiç duymadım ama harita tasarımı da benim en son şeyden hatırladığım harita tasarımı vardı.
Star Wars'tan hatırlayacağımız benzer katman katman harita sistemi vardı.
O yüzden çok da önemli değildi. Devam ettim.
Ben hatta haritayı az önce Mustafa'nın videosuna baktım.
Orada gördüm harita yalan dedim.
Bu oyunda harita mı var dedim.
O kadar açma gereksinimi duymadım ki.
Gerçekten çok güzel bir lineer yapıda bir açık dünyamsı oyun oynadık yani.
Kısmi başka bir dünyası vardı. Onun dışında bölüm tasarımları gayet güzeldi.
Farklı farklı mekanlara giriyorsunuz.
Mekanlar kendini tekrar etmiyor.
Ondan dolayı da Glacier Firma'yı tebrik etmek gerekiyor.
Evet özellikle karlı mekanlar vardı. Yeraltına iniyorsun.
Gökyüzüne çıkıyorsun. Bilmem nereye gidiyorsun.
Gemi adı verilen şekilde bir devasa robota biniyorsun.
Çok güzeldi. Uzay gemisi tarzı bir şeye biniyorsun.
Çok farklı yerlerde mekanlarda bulunduk aslında.
Bir ara kendimi baya şokta hissettim.
Özellikle o gemi bölümünde.
Evet özellikle bir kanca mekanini ilerleyen.
Oyun vermek istediğini çok kısa sürede gayet başarılı bir şekilde vermiş aslında.
Yani çok da fazla kurcalamaya gerek yok.
Karakterlerden bahsetmek gerekirse böyle akılda kalıcı aman aman diyebileceğimiz karakterler yoktu.
Çünkü hikaye zaten kendini çok fazla önemsemiyordu.
Oynanış kısmında oyun çok daha kendini ön planda tutmaya çalıştı.
Ana karakterimiz var. Jack, onun en yakın arkadaşları Luna.
Ondan sonra... Komutanımız var, Korkun.
Immortus'a katıldıktan sonra Korkun'umuz var.
Damra'mız var bir tane. Özel, çok kıymetli Damra arkadaşımız.
Yani şu an EA bildi.
Damra'yı motion capture ile yakalamış, koymuş oraya yani.
Yani bize söylemiyorlar ama böyle bir gerçeklik var.
Muazzam bir benzerlik yakaladık biz oyunda.
Bu arada karakterlere girmişken bir şey de söylemek istiyorum.
Modellemeleri gerçekten güzeldi.
Özellikle yüz animasyonları, konuşma esnasındaki o...
O mimikleri, jestleri her şeyi çok güzel yansıtmış.
Ben şunu anlamıyorum abi.
Bu adamların ilk oyunu bu kadar üst düzey bir işçilik çıkarmışlar.
Diğer firmalar neden bunu yapamıyor?
Şeyi çok fazla araştırmadım. Evet bu firmanın ilk oyunu ama bu firmadaki çalışanlar daha önce nerede çalışmışlar?
Hangi oyunlarda görev almışlar?
Onu tam olarak bilmiyorum. Onu bir bakmaktadır ama muhakkak tabanı sağlam demek yani.
Bence de sağlam yani. Onun dışında müzikleri de gayet güzeldi.
Aksiyona uygun bir şekilde bölüm tasarımları ve aksiyonun ilerleyişine uygun müzik tasarımları da vardı.
Onun dışında söyleyebileceğim çok fazla detaylı bir şeyimiz yok.
Zaten oyun kısa bir oyundu.
Güzeldi, keyifliydi. İnsanların öyle leş diyebilecek neyi gördüler de böyle sertçe eleştirdiler onu da anlamadım.
Bu arada hani işin öyle bir şeyi var hani bu el animasyonları falan Ghostfire Tokyo ile falan karşılaştırma yaptı çoğu insan.
El animasyonları zaten çok önemsiz bir şeydi.
Çünkü adam sadece büyü yaparken şu hareketleri yapıyor yani.
Bir de şöyle bir şey var ya diğer oyunlarla hani Ghostfire Tokyo olur ya da başka büyü tabanlı oyunlar olur.
Onlarla karşılaştırmak çok doğru değil.
Çünkü burada kullanmış olduğumuz bir bilekliğimiz var ve büyünün asıl olayı zaten bileklikler.
Mesela yeşil büyüyü kullanırken yeşil bileklik kullanıyoruz.
Kırmızı büyüye geçtiğimizde kırmızı bileklik kullanıyoruz.
Mavi büyüyü kullanacağımız zaman mavi...
bileklikte geçiyoruz. Yani her büyü için aynı bileklik kullanıyoruz ve olay bileklikte bitiyor.
Elde bitmiyor. Aslında şöyle de bir şey var.
Bileklikleri değiştirdiğin zaman el animasyonları da değişmiş oluyor.
Relotlar değişiyor mesela.
Mesela büyüyü kullanırken yaptığı hareketler de değişiyor aslında.
Aynı hareketleri de kullanmıyorsun bile.
Animasyon farklılığı da var.
Ya Starfield'ın ana menüsünden dolayı eleştiren insanların yani bu oyunun el animasyonlarına laf atmasına da çok fazla takılmıyor.
Kısaca özetleyelim bence.
İlk oyunu yapmış olmasına rağmen gerçekten çok iyi.
Güzel bir iş başarmış bence bu firmayı.
Gönülden tebrik ediyorum. Bence hiç takılmayın.
EA Play Pro'yu alın.
Oradan güzel güzel oynayın.
Eğer o parayı vermek istemiyorsanız.
1000 lira fiyatı var çünkü.
Bence. Verilmez.
1000 lira açık çok net söylüyoruz.
1000 liralık bir oyun değil. Değil ama gerçekten keyifli vakitler geçirebileceğiniz, kafa dağıtabileceğiniz, düz, linear yapıda ilerleyen, uzun zamandır böyle benzerinin çıkmadığını söyleyebilirim gönül rahatlığıyla.
Çıkmadı ya benim hatırladığım böyle güzel bir oyun yok yani.
Hem açık dünyası olacak hem de böyle düz ilerleme şansı olacak yani yoktu gerçekten.
Aksiyonu da mükemmeldi yani.
Ha bir de şunu söylemeyi unuttuk, vuruş hissiyatı da mükemmeldi.
Özellikle hani düşmana verdiğin hasarlar doğrultusunda hani o shotgun'ı kullandığın zaman çok tatminkar.
Biz bir ara şatkanı fulledik anasını satayım.
Bir tane bossdan bir şatkan düşürdüm ben.
Bileklik düşürdüm şatkan diyorum ben ona.
O bilekliğin verdiği hasar maksimum açtı neredeyse.
Bir de onu fulledik. Bildiğin vurduğun zaman böyle.
Kökünü kazıyordu gelen düşmanların.
Fullemek deyince hemen şundan da bahsedelim.
Öyle bitirelim o zaman. Oyunda yetenek sistemi de var.
Bu ve yeteneklerin hepsi de pasif yetenekler.
Yani mevcut yeteneğinizi şeşitlendiren değil de geliştiren bir yetenek skalası var.
Gücünü arttırıyor sadece. Ben burada birazcık daha farklılık olsa bir değişiklik katsa sevinirdim ama...
Ben çok takılmadım çünkü oyun zaten kısa olduğu için yani mevcut yetenekler de yeterli bulduğum için ben kendim için söylüyorum.
Çok fazla takılmadım çünkü bir de...
Bunun haricinde yani ana yeteneklerimiz de skillerimizde olduğu için skillerle bence o aşıyı kapattıklarını düşünüyorum yani.
Bana da yetersiz gelmedi ama çeşitlilik olsa olabilirdi.
Olabilirdi. Şeyler var mesela hakeza kullanmış olduğumuz ekipmanlarda da geliştirmeler yapabiliyoruz.
Yeni ekipmanlar, güçlü ekipmanlar düşürtüp...
Daha etkili bir şekilde saldırabiliyoruz.
Bunu da burada söyleyelim. Evet son bir detay daha söylüyorum.
Mesela oyunda kullandığımız yüzükler var.
O yüzükleri aldığınız zaman, taktığınız zaman direkt elinde de yüzükler değişiyor burada.
Bu da ince bir detaydı. Benim çok hoşuma gitti fark ettiğim zaman.
Artısıyla eksisiyle Immortals bana göre başarılı diyebileceğimiz bir oyun oldu.
Ortalamanın üstünde bir oyundu bence.
Yani 7.5-8 bandında rahatlıkla alır yürür bence bu arada.
8'i geçmez ama yani 7.5'ün altına inmemesi gerekiyor.
Bu eleştirilerin %90'ı muhtemelen optimizasyon sıkıntısından dolayı yaşanıyor.
Ama dediğim gibi biraz sabırlı olursanız optimizasyon sorunları da çözülür diye ümit ediyorum.
Biz ne kadar yaşamaksak da bu optimizasyon sorunlarını inşallah çözerler diye düşünüyorum.
Hikayede havada kaldığından dolayı hikayenin sonu itibariyle konuşuyorum.
Büyük bir ihtimalle devam oyunda gelir diye ümit ediyorum.
Gelirse çok daha başarılı olacaktır diye beklenti içerisindeyim şu an.
Evet efendim ikinci oyuna gelirse çok mutlu olurum.
Çünkü arada bir kaldı bir hikayesi.
Gelebilir de gelmeyebilir de inşallah gelir.
Evet bizleri izlediğiniz için teşekkür ederiz.
Sürşili ihsan ettiysek affola.
Unutmayın ki oyunlar öznel bir nesildir.
Kişiden kişiye farklılık göstermesine...
gayet doğaldır. Bir sonraki videoda görüşünceye kadar oyunla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
