
Bu bölümde Gameist 2023 etkinliğini ele aldık.
Transkript
Bir game istin daha sonuna geldik.
Acısıyla tatlısıyla güzel günler geçirdik.
Ama sanki biraz sönük gibiydi değil mi?
Geçen seneki daha iyiydi. Ya ne biliyonlar ne konuşuyorsun.
Geçen sene ya da hayatında hiç game iste gittin mi kardeşim?
Sen söyledin. Gitmedim.
Ben söyledim. Bırak ben söyleyeyim o zaman.
Geçen seneyle kıyaslamasını ben yaparım.
Hayatında ilk defa bir oyun fuarına gitmiş biri olarak yorumlarını söylersen daha gerçekçi, daha doğru, daha samimi olur kardeşim.
Nasıl bir şey bekliyordun? Nasıl bir şey gördün?
Umduğunu buldun mu? Ya daha derli toplu bekliyordum aslında.
Aslında her şey karman çorman geldi bana.
Neden öyle oldu bilmiyorum ama birkaç stand dışında diğerleri böyle sanki...
Böyle biz bunları yaptık gibiydi yani.
Biz şimdi hemen GIST 2023'te hangi oyunları denedik, neler gördük, neler yaşadık bunlardan hızlıca bahsedelim.
Son kısmında fuarla alakalı genel düşüncelerimizi paylaşırız.
İlk defa denediğim oyunlardan bir tanesi olan Rust and Ruin'den hemen kısaca bahsedeyim.
İlk gördüğümde böyle tam bir inside havası almıştım.
Hatta hafiften bir limbo, Little Nightmares havası da vardı oyunda biraz.
Her şeyden biraz biraz koymuşlar.
Koymuş, güzel de koymuşlar.
Tabii oyun şu an çok erken geliştirme aşamasında olduğu için tam böyle performansla oynayamadım.
Oynadığım... zaman dilim işini konuşursak güzel bir teması var.
Atmosfer güzeldi. Karakterin böyle hareketler, animasyonları başarılıydı.
Ama tabi biraz daha geliştirilmesi gerekiyor.
Ama Umut Vadeli'nin oyunlardan bir tanesiydi benim için.
Tabi sen şimdi gitsin ilk günü benimle değildi.
Ben iki gün boyunca gittim.
Ben o zaman devam edeyim o zaman oynadığım oyunlardan.
Sen de oynadığın oyunları ikinci bölümde yani senin bölümüne gelince anlatırsın.
İlk defa dediğim oyunlardan bir tanesi de Konku Bindi.
Çok dikkatimi çekti.
Özellikle grafik kalitesi olarak beklediğimden çok daha iyi bir pozisyondaydı.
Karakter modellemesine bayıldım.
Çok çok iyiydi. Hakeza bölüm tasarımları da güzeldi.
Bu çok önemli. Yapay zekası da güzeldi.
Mesela ben orada düşmanlarla savaşırken arkamdan böyle darbe geliyor.
Bildiri etrafımı sarmaya çalışıyor.
Adamlar bunu güzel yapmış. Tabi oynanış noktasında akıcılık biraz sıkıntılı ilk gördüğüm aşamalarda.
Bunlardaki Hakeza girişleyici arkadaşlar orada feedbacklerimizi, geri dönüşlerimizi yaptık.
Zaten bu Gist'in en güzel yanı da bu.
Hani orada oyunu oynuyorsun ve kendi kendine mesela bilgisayarın başında Şurası olmamış, burası olmamış diye dertleniyorsun ya.
Gist'e bunu direkt geliştireceği söylüyorsun.
Abi burası olmamış. Çok güzel bir lüksmüş aslında.
O yüzden her oyuncunun muhakkak bir Gist deneyimi elde etmesini isterim açıkçası.
Keşke büyük firmalarda böyle konuşabilsekti.
Yakalarsam konuşurum abi şaffetle mi yani?
Şimdi malumunuz bu arkadaş benim ortağım, can dostum, can yoldaşım ilk gün beni terk etti.
İlk gün gelmedi. Biz de haliyle ilk gün fuara hem eşim ve çocuklarımla hem de can yoldaşım, kardeşim Mustafa Kadir'le beraber gittik.
Mustafa Kadir'le orada dolaşırken abi gel burada bir Hades benzeri boyun var muhakkak denemelisin dedi.
Hemen Fix Fixer'ı orada gördüm.
Çok güzel isim yok mu ya Fix Fixer?
Bir şey söyleyeceğim oyunu bana niye göstermedin?
He? Fixpixer'ı mı? Evet.
Aa evet yani ben önemsememişim demin.
Hades benzeri bir oynanışı vardı.
İzometrik bir aksiyon oyunuydu.
Karakter modellemeleri tabii Hades gibi değil ama bölüm tasarımları bayağı Hades'e benziyor açıkçası.
Ama oynanış Hades kadar akıcı değil.
İşte ben bunu geliştirici firmaya söyledim.
Kendisine kadar biz Hades yapmak istemedik deselerdi hani kardeşim o vibe'ı verdin bize.
Bu vibe'ı veriyorsan, bu atmosferi bize yansıtıyorsan oynanışta insan direkt Hades akıcılığını arıyor.
Hadi sakıcılığı olmayınca biraz oyun yormaya başlıyor seni.
Ama şey güzeldi. Tasarım olarak ve grafiksel olarak güzeldi açıkçası.
Şimdi Gis'te denediğimiz diğer oyunlara geçmeden önce ufak bir araya girmek istiyorum.
Şöyle ki... Giz dışında da birçok geliştirici firma aslında buraya gelmek ister tabii ki ama bazen imkansızlıklar, bazen zaman darlığından dolayı katılamayabiliyor.
İşte bunlardan bir tanesi de Ocakşı Holding'in kurmuş olduğu bir oyun stüdyosu var.
Diyeceksin ki bu nereden geldi? Sponsor mu aldınız?
Yok sponsor almadı. Kendileriyle daha öncesinde tanıştık ve onlar da şu an İzmir'de bir Teknofest etkinliğindeler.
Orada santlarını açtılar.
Keşke burada da olsaydılar.
Birebir tanışmış olurduk. Telefonla görüştük, mailleştik ama burada da görmek isterdim açıkçası.
Ama seneye inşallah görürüz.
2020 yılında kullanılan bir oyun stüdyosu.
Ama aslında arkasına baktığımız zaman arkasında büyük bir holding var ve iş dünyasından bir insanın böyle bir olaya, böyle bir aşılıma destek vermesi ve arkasında durması çok enteresan ve benim çok ilgimi çekti.
Ya böyle olayların yaşanması güzel bir şey çünkü her zaman diyoruz ya biz Türk oyun sektörü gelişecek, gelişecek, gelişecek.
Bu atılımlar sayesinde gelişecek bence yani.
O yüzden bir kez daha tebrik ediyorum buradan böyle bir atılımda bulundukları için.
Firmadan bahsettik hemen oyunundan da bahsedelim.
Ocak Show Holding bir teknoloji firması.
Şimdi teknoloji firması olduğu dışında herhalde bundan dolayıdır diye düşünüyorum.
İlk oyunlarını VR olarak özel tasarlamışlar.
Tabi biz deneyinleme fırsatı bulamadık ama en azından oynanış videolarına baktığımız kadarıyla güzel bir aksiyon hayatta kalma oyunu vibe'ı verdi bize.
O tadı aldık. Oyunda güzel detaylar vardı.
Mesela silahını ateşlediğinde silahından dumanlar çıkması.
En önemlisi fizikleri baya hoşuma gitti.
Mesela karşıdan gelen zombi var.
Tabi oyun bir zombi oyunu. Düşmanı atış ediyorsa düşmanın vurmuş olduğun yerinden hasar alıyordu ve ona göre tepki veriyordu.
Yani birçok... oyunda bunu göremiyoruz.
Uzun koparma olayları var.
Böyle vurduğun bölgenin uzun kopuyor.
Kafadan vuruyorsan kafadan gidiyor.
Kafası kopuyor ya da eline vuruyorsan el kopuyor.
Güzel detaylar yakalamışlar.
Bununla beraber bölüm tasarımları da o kıyamet sonrası dünyayı fazlasıyla yansıtıyor.
Tabi ki dokunuştan olması gerekiyor.
Özellikle görsel anlamda o biraz daha cilalanması gerekiyor.
O biraz dürüzlü görüntüyü biraz daha kaliteli hale getirirseler biraz da karakter modellemelerine önem verirseler çok güzel bir VR oyunu aslında görebilirsiniz.
4 kişilik bir ekip tarafından geliştiriliyor bu oyun.
Çok da böyle büyük bir ekibe sahip değiller ama güzel işler başarmışlar 4 kişiye rağmen.
Oyunumuzun adı da bu arada Run for Exodus.
Söylemeyi unuttun galiba. Evet her şeyi anlattın her şeyi anlattın ama yine her zamanki gibi oyunun adını en son söylüyoruz.
Yani izlesinler merak etmeyin ne lan bu ne anlatıyor bu falan ne desinler.
Ondan sonra şey yapalım yani.
Oyunumuzda dediğimiz gibi Run for Exodus daha geliştirme sürecinde.
İnşallah bizler de bir İzmir'e gidip bakalım nasıl geliştiriyorlar.
Bir VR'a takıp bakalım böyle kafalarına göre geliştirme.
Değil mi? Bir bakalım ya. Kafalarına göre yapmasınlar yani.
Onlara da bir feedback verelim yani.
Gitmişken de bir boyaz yeriz değil mi?
Bir yeriz abi. Haydi o zaman hızlıca devam edelim İstanbul'dan.
Sinan abimiz canımız GameDev etkinliğinin ortasında yer alıyordu.
Yalnız Sinan abinin dev olduğunu bir kez daha görmüş oldum.
Abi yan yana geldik ya abi.
Ben yanına geldim. Şimdi Sinan abi nasılsın dedim.
Öyle selamlaştım. Adam benim omuzumun üzerinde seninle selamlaştı ya.
Böyle bakıyorum lan ne yapıyor bu adam diye.
Baktım seninle selamlaşıyor dedim.
Dev gibi adam yani. Hem kültürüyle hem bu oyun sektörüyle.
vermiş olduğu değerle her anlamda dev bir adam olduğunu gösterdi.
Bu Türk oyun sektörüne biraz daha katkıda bulunabilmek adına GameDev'i kurdu ve buraya Türk geliştiriciliğini bir çatı altına topladı.
Yani mükemmel bir oluşum yarattı burada.
Hatta YouTube'da da videosunu izlemiştik biliyorsun.
Canlı canlı gidip de publish edeceği oyunları yani yayınlayacağı oyunları orada bizzat deneyimleyip Sinan abiye de feedbacklerimizi vereceğiz.
Vermek zorunda kaldık yani.
Tuttu yakaladı bizi hepiniz diyor tek tek gidin bakın diyor bu oyunlar ondan sonra feedback alacağım sizden tek tek.
Biz de ödevimize çalıştık feedbacklerimizi verdik zaten oradaki arkadaşlara.
O zaman hızlıca biz bu GameDev'deki oyunlara da bir değinelim.
Hatırlıyorsunuz Sinan abiyle otururken bir oyundan bahsetmişti hatta geldi şey videosu falan filan demişti böyle.
Şey dedi hatta bak bu size özel dedi.
Kimse öyle değil. Biz de öyle. Verdi bize sırrı.
Tuttuk tuttuk bak şiştik.
Bak bu şişkinlik Sinan abinin şişkinliği.
Tamam mı yani? Paylaşamıyorsun hiçbir yerde.
Ama sağ olsun bize güvenmesi ve bunları bizle paylaşması çok güzel.
Biz orada geri dönüşlerimizi yapmıştık.
Bir de burada oyunu ilk defa deneyimlemek çok enteresan.
Sinan abinin dediği gibi bu oyuna ayrı bir değer veriyordu Sinan abi.
Hakikaten dediği kadar bir oyun olmuş yani.
Oyunumuzun adı Trust Issues.
Oyun çok farklı bir mekaniğe sahip.
Bütün hesaplamalarını NASA'nın üzerinden alıp o süzülme şeylerini falan hepsi NASA üzerinden hesaplanıp oyuna eklenen bir durum var burada.
Hani baktığın zaman sanki böyle flight simulator gibi bir oyun gibi gözüküyor ama aslında öyle bir oyun değil.
İlk başta bakıyorsunuz öyle evet havada uçtuğun bir oyun.
Diyorsun ki ne yapacağız? Yani insan sıkılıyor bir noktadan sonra.
Tam bu noktada işte karşımıza mekanik düşmanlar geliyor.
Onlarla savaşıyoruz, onlarla mücadele ediyoruz.
Rüzgar enerjisiyle hareket edebildiğim ve havada kaldığım...
aldığım bir oyundan bahsediyoruz. Bu noktada mesela tam böyle rüzgarın etkisi azaldığında bir hook sistemi var oyunun içerisinde.
Hook'u gördüğün bir duvara doğru ya da herhangi bir fırlatıyorsun ve kendini oraya doğru çekiyorsun ve hızlanıyorsun bir daha o rüzgarın hızını arkanı unutup devam ediyorsun.
Çok enteresan, çok hoşuma gitti ya.
Keskin dönüşlerde falan bir attım böyle abi hemen böyle hızlanıp çok güzel dönüşler sağladım.
Ben attım listeye bekliyorum yani.
Benim de beğendiğim oyunlardan bir tanesi oldu.
Ben de bekliyorum. Orada gezerken yine çok güzel bir oyunla karşılaştık.
Yine Sinan abinin Publish Hitch'i oyunlardan biri.
Together in Between. Çok güzel bir bulmaca oyunuydu.
Tasarım noktasında da çok iyiydi.
Böyle siyah beyaz tasarımları çok iyi kullanmışlardı.
Oyunu tek kişi oynayamıyorsunuz.
İki kişi oynamanız gerekiyor.
Burada işte oyun içi iletişimi kuracaksınız bir arkadaşınızla ve oradaki bulmacaları bir araya getirip ilerlemeye çalışıyorsunuz.
İki arkadaşın bir araya gelip ilerlemesi gereken oyunlardan bir tanesiydi.
Tasarımı güzeldi. Bulmacalar üzgün bir yapıya sahip gibi duruyordu.
Bir iki haftaya demosu da yayınlanacağını söylemişlerdi arkadaşlar bize.
Yayınlandığı zaman bir bakarız.
Daha rahat bir şekilde daha sakin bir ortamda.
Once Alive. Kıyamet sonrası bir dünyada geçiyor.
Hayatta kalma diyebiliriz.
Hayatta kalma. Aksiyon yok.
Keşif unsurlarının olduğu.
Hayatta kalma keşif unsurları olan bir oyun.
Yani kıyamet sonrası dünyada geçiyor.
Tek başına yine zombi istilası gibi şeyler var.
Böyle klasik şeyler ama oyundaki grafik tasarımı, renk paleti benim çok hoşuma gitti.
Çevre atmosferi de çok güzeldi.
Etkileşime girebileceğin nesnelerin sayısı azdı ama onu da şundan bağlıyorum.
da erken geliştirme aşamasında olduğu için.
Çok demo. Demo. Bazı oyunlar bazı oynadığımız oyunlar demonun da demosuydu yani.
Bu demonun demosuydu yani. Sırf şeye yetişsin diye hani giste yetişsin diye acelece yapılmış demolardı bunlar.
Ya bir 3 dakika falan sürdü zaten oyun oynayış süresi.
Ama genel olarak çevreye baktığım zaman güzel bir oyunla karşılaşacağız gibi hissediyorum ben.
Giste gezerken bir yerde bir kalabalık vardı.
Lan dedik bu kalabalık neyindi?
Hani normalin üstü bir kalabalık vardı.
Lan bir baktım game devinin önünde bir millet yığılmış.
Lan dedim lan dedim. Yoksa dedim acaba onun da oyunu giste vardı biliyorum.
Acaba dedim acaba Enis mi geldi? Ne yapıyor?
Bu kalabalık ne Enis'i? Bir baktım.
Aa Enis abi. Kendi oyunu deniyor.
Dedim abi ne yapıyorsun? Dedi oyun oynuyorum dedi.
Abi dedim bu oyun sadece senin. Hani insan kendi oyununu oynar mı?
Dedim ben oynamazsam kim oynar?
Dedim haklısın. O zaman oyna.
Evet buradan Mustafa Kadir'e selam olsun.
Mustafa Kadir bana bırakmadı. Kendi oyununu kendi oynadı orada.
Biz de kendisine baktık.
Hakikaten güzel bir platform oyunu yapmışlar.
Özellikle şişlilik noktasında baya zengin tutmuşlar oyunu.
Ya oyunun şeyi sürükleyici geliyor sana ya.
Sürekli böyle değişken çevre atmosferi falan.
Bu hoşuma gitti benim de ya.
Platform oyunlarını normalde sevmem ama birçok platform oyunu da orada oynadım yani.
Baya oynadın. Baya baya oynadım yani orada.
Şimdi Mustafa Kadir'i bir kenara bırakıp gezmeye devam ederken.
Dediğim gibi ilk gün Uğur'la beraber gidemedik yani.
Ben eşim ve çocuklarımla beraber gittik ve orada çocukların da oynayabileceği oyunlara baktım.
Hani neler oynayabilirler. Çünkü evde haliyle oyun oynuyoruz ve çocuklar da heves ediyor.
E tabi her oyunu onlara oynatamıyorsunuz.
Ve bir oyun gördüm orada benim çok hoşuma gitti.
Land of Rille diye bir oyun.
Hani baktım böyle animasyonlar çok tatlı, dünya çok güzel dedim.
Hani bu olabilir galiba dedim.
Hani bir gittim oyunun başına. Ben biraz aldım elime kontrolü.
Ben o kontrolü aldığım gibi ben büyük kız Feyza.
O dedi ben oynayacağım dedi.
Tamam al geç bakalım oyna bakalım.
Bizim kız oyun oynarken ben de geliştirici arkadaşla sohbet etmeye başladım.
İşte oyunun geliştirme sürecinden akıbetiyle alakalı neler yapılıyor neler yapılmayacak onlarla konuşuyoruz.
Tabi bu arada da Ayşe de benim bu arada omuzlarımda hani.
Ayşe omuzlarında Feyza orada oyun oynuyor.
Ben geliştiriciye sohbet ediyorum.
Abi nasıl yapıyorsunuz? Ne ediyorsunuz?
O anlatıyor işte bir buçuk yıldır geliştiriyoruz.
İşte ekonomik sebeplerden dolayı oyunun geliştirme süreci durmuş.
Dedim nasıl durmuş? Bayağı bildiğin durmuş dedi.
Dedim çocuk Feyza çok sevdi.
Bu oyunu oynayamayacak mı? Dedim maalesef dedi.
Ne zamanki dedi ekonomik olarak kendimizi toparlarız.
Oyun bir yatırımcı bulur.
Bu oyunu yayınlarız dedi. Tam manasıyla gerçek anlamda bir çocuk oyunu olmuş.
Yani çocuk oyundan kastım şu.
Çocukların rahatlıkla oynayabileceği bir oyun olmuş.
Şiddet unsurları barındırmıyor.
Hiçbir şiddet unsuru yok.
Şey çok hoşuma gitti mesela. Adam orada oyun hakkında detaylar verirken bana şey dedi.
Oyunda yemek yapma mekaniği vardı.
Kazanın içerisinde yemek yapıyorsun.
Çocuklar kazanın içerisindeki kepşeyi alıp gördüğü her şeyi vurmaya başlamış.
Tamam mı? Hani düşmana vuruyor, ağaca vuruyor.
Çocuklarda hakikaten ciddi anlamda aslında bu bir psikolojik sıkıntı yani şiddete yönelim.
En ufak bir şeyi silah olarak görme dürtüsü gelişmiş çocuklarda.
Geliştiriciler bunu kendilerine dert etmiş ve bu mekaniği oyundan komple çıkartmış mesela.
Bu bile oyuna ne kadar değer verdiğini gösterir.
O yüzden bu oyuna yatırımcı arıyoruz.
Bu oyuna yatırımcı bulursak bu oyun yayınlanacak.
Tam böyle çocukların oynayabileceği oyunlardan biri oldu.
O yüzden bu tür oyunlara da değer vermek, yer vermek gerekir diye düşündüm ben de.
Tanıdık yüzlerle de karşılaştın orada.
Ronin Tools olsun geliştiricisi.
Muhterem Ateş. M11 Studios.
Muhterem Ateş de oradaydı.
Yeni bir oyun geliştirmeye başlamışlar.
Sen de hemen sordun. Ronin Tools olsun devamı gelecek mi?
Biz onu bekliyorduk. Biz onu bekliyorduk.
Bizim istediğimiz oydu. Chapter 2 beklerken adam bambaşka bir IP ile karşımıza çıktı.
Helal olsun. Çok da güzel yaptı.
Ben orada oyunu denemedim.
Çünkü oyunu bana daha öncesinden göndermişti zaten.
Oyunda Türkçe seslendirmeler var.
Çok kaliteli seslendirmeler.
Bir iki karakterin seslerinde...
ufak bir sıkıntı var. Onlarla alakalı ben sana mail attım zaten ustam.
Onları bir düzeltelim. Onlarda bir sıkıntı var çünkü.
Genel şey güzeldi. Yani genel izlenim bende gayet başarılıydı oyunun.
Yani şeyden kötü oyun çıkmaz ya.
Muhteremden kötü oyun çıkmaz.
Ben o adama gerçekten güveniyorum ya.
Başarılı bir insan. Ronin'i beğenmiştik, sevmiştik.
Podcast'ini de yapmıştık. Her şeyini yapmıştık aslında.
Bir tekrar bakılabilir yani.
Hemen seni çıldırtan oyuna geçelim o zaman.
Beni çıldırtmadı aslında. Onu sakin kafayla oynamak gerekiyor.
Hatta bunun muhabbetini yapmıştık.
Lavokus diye. Evet. Çok güzel bir iki kişinin geliştiği.
İki kişi. bir oyun var karşımızda.
Camları birbirine vurdurarak devam ettiğimiz bir bulmaca puzzle oyununa karşı karşıyayız.
Orada ilk girer girmez zaten gizli hemen beni tuttu kolumdan şeye götürdü.
Lavux'un yanına götürdü.
Ben başladım. Yaklaşık 6 bölümü geçtim.
7. bölüme geldik.
Dedik abi biz geçebileceğiz yani.
Ki geçemedin de zaten yani.
Geçemedim ama onu sen de geçemezdin.
O çok komplike bir bölümdü yani.
Onu hatta geliştirici arkadaş ne dedi?
Dedik ya bu zaten özel hazırladık bunu.
Bir arkadaş oynadı. Oyunu çok basit buldu.
Sen misin basit bulan diyerekten böyle bir intikam alırcasına zor bir bölüm oluştular.
Onu da bize de getirmişler. Gençler hakikaten zehir gibi.
Yani birbirinden farklı 108 bölüm yapmışlar.
Oyunun fiyatı da 33 lira Steam'de şu an alabiliyorsunuz.
Muhakkak alın. Muhakkak deneyin.
Çok özgün bir oyun. Benim çok hoşuma gitti.
33 lira. Alamıyorsanız söyleyin ben hediye edeceğim ya.
Buradan bir kişiye, bir izleyicimize bu oyunu hediye ediyorum.
Bu oyunu hediye ediyorum. Ama tek bir şartım var.
Bu oyunu oynayacaksınız. Unutacaksınız.
108. bölüme geldiğinizde de bana bir ekran görüntüsü atacaksınız.
Tamam. Haydi bakalım. Orada bir arada benim dikkatimi çeken bir oyun vardı.
Uncharted'a da benzeyen bir oyun vardı.
Evet. Onu da oynadım.
Sağolsun burada fındık fıstık da vardı.
Onlardan da yedim hatta.
Sağolsun ikramda da bulundu.
Geri dönüşlerimizi de yaptık.
Bölüm tasarımları tam bir Unshark'lı tavası vardı ama orada da söyledim ona.
Bu tür oyunlar yapmak güzeldir ama eğer kötü yaparsan...
Çakma bir oyun sıfatını yersin abi dedim.
Hani yüzüne de söyledim ben burada.
O yüzden bunu yapıyorsan ya kaliteli yapacaksın ya da iş yapmayacaksın.
Kendinden özgün bir şeyler katacaksın diye.
O da zaten gayet anlayışlı bir şekilde beni dinledi.
Hak da verdi bana zaten. Bölüm tasarımları güzeldi.
Bulmacalar, böyle platon bulmacaları hakeza güzeldi.
Mesela orada bir yere tırmanırken elini havaya kaldırıyorsun.
Gideceğin yöne doğru elini getiriyorsun ve ona göre zıplıyorsun.
Güzel bir animasyon kalitesi vardı.
Sadece karakter modellemeleri biraz daha üzerine çalışıyor.
çalışılması gerekiyor. Biraz tek düze duruyor karakterler.
Onun için de çevre kalitesi de akeza iyiydi.
İnşallah tam sürümün çıktığında da bir deneriz.
Genel anlamıyla ne asıl bir oyun olduğuna karar veririz.
Kendisine sordum kaç saatlik bir oyun olacak diye.
En azından şu an için düşünülen süre 8 saatlik bir oynanış süresi.
Çok ideal. Çok ideal bir süre.
Yani hani 3A bir oyun olmadığı sürece 8 saatlik süre bence Hatta bir tık fazla bile ama gerekli yeterlilikleri sağladığı sürece olabilir yani.
İnşallah üstesinden gelebilir diyelim.
Sen bana hep diyorsun ya platform oyunları sevmiyorsun sevmiyorsun.
Ya bak yine bir platform oyunu geldi burada.
Hakikaten yine. Hatta bir tane daha var bundan sonra.
Çok tatlı gözüküyordu.
Hemen gittim yapıştım. Squirrel Away adında bir oyun.
Çok tatlı bir sincabı kontrol ediyoruz.
Ne kadar güzel. Eski böyle Atari zamanlarındaki gibi.
Evet zaten aslında eski bir Atari oyunuymuş.
Jeton öldüren oyun adında.
Çok zor bir oyundan esinlenilerek yapılmış bir oyun.
Oyundaki amacımız 7 tane fındık var.
7 fındığı toplayıp kovana götürmek.
Kovana götürürken de çeşitli zorluklarla karşılaşıyoruz.
Ama bu zorluklar öyle zorluklar değil yani.
Ben bıraktım yani. Ben oynadım oynadım dedim.
Bu bana göre değil. Ben yaşlanmışım dedim yani.
Ben de bayağı bir zorladım. Sonra sana devrettim zaten.
Sonra geliştiriciye verdik, o da bıraktı.
Bir de abi hakikaten zor olmuş dedi ya.
Şey de var orada oyunda biraz hani bölüm tasarımları düşmanları seçebilmenizi engelleyecek tasarımda hani çekilde tasarlanmış.
Onun notunu söyledik onunla düzeltecekler muhakkak.
Onu da hatta şöyle söylediler.
Birkaç farklı dizaynıyla çalışmışlar.
Değiştirdikleri için. Rek paletinde bir tutturamamışlar ama bundan sonra dikkat edeceklerini söylediler.
Aynen. Şimdi platform değil ama 2D kamera açısıyla oynanan bir oyun var karşımızda.
İlk oyunu zaten biliyoruz.
İlk oyunun devam oyunu olan...
Mayhem Brawler. Ama ben burada çok beğenmedim.
Neden beğenmedim? Gerçi oyunu genel olarak beğendim.
Çok güzeldi. Aksiyonu, düşman çeşitliliği, tasarımı çok güzeldi.
Ama beni burada üzen şey hareketin...
Çok yavaş olması. Beat em up oyununda biraz daha hareketli olması gerekir diye düşünüyorum ben de.
Genel olarak beat em up oyunları zaten hep böyle sürekli aksiyon içerisinde.
Hareketli olman lazım yani.
Ama buradaki karakter çok yavaş ilerliyordu.
O yüzden çok hoşuma gitmedi. Ama hızlı olsa bu oyun çok keyifli bir oyun olacaktır kesinlikle.
Çok keyifli. Mesela ben onu görünce aklıma ne geldi?
Metal Slug geldi. Çok sevdiğim oyunlardan biridir.
Genel olarak yine 2D böyle hani ilerlemeli bir beat em up oyunu dediğimiz zaman Metal Slug gelir aklıma.
Anılarımı canlandırdı. Son oyunumuzda yine bir platform oyunu oldu burada.
Bunda da sıra bekledik birkaç kere.
İki tane çocuk vardı önümüzde.
Hiç kalkmadı ya oyunu bitirdi. Hiç kalkmadı çocuk oyunu bitirdi ya.
Öncesine bulacaktı. Kalk lan diyecektim böyle de ayıp olur diye.
Oynasın oynasın çocuklar.
Ama iki kişi vardı. Bir tanesi böyle oynayamıyordu.
Öbürü böyle tok tok tok tok geçiyordu.
O belli ki ama öncesinde oynamışı ezberlemiş.
Öyle değil böyle oynayacaksın.
Bilmiyor ki şuradan şuradan yap diye böyle bayağı akıl veriyordu bir de yani.
Ya bu oyunda hoşuma giden şey şöyle.
Tasarımı çok hoşuma gitti.
Sürekli farklı şeyler oluyor.
Hani farklı şeylerden kastım.
Ekran kayıyor. Aşağı iniyorsun.
Yukarı çıkıyorsun. Böyle oradan oraya gidiyorsun.
Mesela kayboluyor. Bir yerden bir şey çıkıyor.
Lazerler geliyor. Çok hareketli bir platform oyunuyla karşı karşıyaydım.
Renk tasarımı da benim hoşuma gitti.
Yani güzeldi genel olarak oyun.
Kesinlikle güzeldi. Bir de sadece mekanik çeşitliliğine abanmamışlar.
Bir de kamera açısına da çeşitlilik yapmışlar.
Dediğin gibi kamera bazen ters dönüyor.
Bazen aşağı iniyorsun. Bazen böyle farklı bir platforma doğru birden geçiş yapıyorsun.
Dediğim gibi kamera geçişlerini çok iyi kullanmışlar.
Ellerine kollarına sağlık. Bir de orada bir şey daha çok hoşuma gitti.
Ayna mekaniğini kullanmışlar.
Mesela bir yere geçeceksin böyle lazerli bir yer var.
Diğer tarafa kayıyorsun. Diğer tarafta ayna açılıyor.
Aynadaki yansımandan hareket ediyorsun.
O da çok güzel bir detaydı bence.
Çok oyun denedik. Çok oyun gördük.
Çok oyunun hakkında geri dönüşlerde bulunduk.
Oynayamadığımız oyunlar da oldu. Ama herkese daha öncesinde duyduğumuz bildiğimiz oyunlar da bunların bir şey.
O yüzden hani orada bak. kaybetmektense daha oynamadığımız, bilmediğimiz oyunlara yer vermeye elimizden geldiğince dikkat ettim, özen gösterdim.
Güzel bir etkinlikti genel anlamda.
Geçen seneyle kıyaslarsak eğer, geçen sene biraz daha değerli toplu bir etkinlik alanı vardı gimme geliyor bana.
Hakeza stand sayısı da fazlaydı.
Oyun stand sayısı da fazlaydı.
Daha fazla oyun denemiştik, daha fazla oyun görmüştük.
Onun dışında havalandırmayı halletmişler.
Geçen sene havalandırma bayağı bir sıkıntıydı.
Bayağı terlemiştik orada. Bu sene çözmüşler onu sağ olsunlar.
Geçen seneyi bilmiyorum ama bu sene güzel.
Ama o geçen sene bayağı bunaltmıştı bizi.
Geçen sene şeyler çok fazlaydı mesela.
Cosplay'ler çok fazlaydı.
Bu sene biraz azaltmışlar cosplay'leri.
Bu sene de yine çok fazlaydı.
Hatta yeğenimle karşılaştım orada.
O da cosplay'ci. Onunla da bir sohbet ettik ufak tefek.
Onu da açıklamalar kısmına linkini bırakıyorum.
Instagram'dan takip edin. Bununla beraber influencer odasına da haliyle girdik.
Gerçi biraz kaçacak köşek yollarla girdik ama olsun yine de girdik.
Orada yine güzel insanlar karşılaştık.
Sohbetlerimizi yaptık. Şey güzel oldu.
Buna değinmek gerekiyor.
Bazı dramalar vardı. Malum hep...
biliyorsunuz. Bunların aslında ne kadar boş bir drama olduğunu yüz yüze gelince insanlarla bir kez daha anlamış ve anlatmış olmanın da vermiş olduğu mutluluğu yaşadığımı buradan söylemek isterim.
Onun dışında söyleyecek çok fazla bir şey yok.
Genel anlamda güzel bir etkinlikli vardı.
Sadece şunu söylemem gerekiyor.
Ses noktasında ciddi anlamda bir problem vardı.
Yani çok gürültü vardı.
Bakın ses çok falan gürültü çok fazla vardı.
Orada iki tane ana sahne var zaten.
Biri orada bir tarafta Yarışma yapıyorlar.
Cosplay yarışmaları yapılıyordu.
Bir anda CS turnuvaları döndürülüyordu.
Mikrofonu eline alan kendisini Arena Park'ta falan zannediyor herhalde.
Aşırı derecede bağırma, aşırı derecede böyle müziğin sesini aşma şeyi vardı.
Gamedev var. Gamedev standı mesela tam onun önündeydi.
Çok güzel bir yere stand kurmuşlar.
Hani sana bir tebrik etmek lazım.
Ama bir o kadar da çok berbat bir yere kurmuşlar.
Çok kötü bir yere kurmuşlar.
Çünkü direkt ses şeye geliyor.
Gamedev'in standına geliyor. Abi canım çıktı orada.
Hani o Gamedev'deki çocuklarla konuşacağım onlarla anlaşacağım diye canım çıktı ya.
Hiçbir şey anlamıyorum ki. Hatta bir tane şey vardı onu da son bahsedelim.
İnteraktif bir oyun vardı. Bu arada Türkiye'de interaktif oyun yapanlar sayısı çok azdır.
Ha hack it'ı diyorsun sen. Hack it'ı söylüyorum.
O da çok enteresan bir konusu var aslında.
Bir yayıncının hayatından esinlenerek yapılan bir interaktif oyun olacak bu arada.
Hesap bilgileri çalınıyordu değil mi ona?
Hesap bilgileri çalınıp cinayet falan öyle o tarz durumlar vardı.
Çünkü yarısını anlamadım. Çünkü...
Çocuk artık kulağımın dibine gelip bağıra bağıra söylemesine rağmen duymadım birçoğu şeyi.
Ama anladığım kadarıyla oyunu oynadığım kadarıyla anladığım kadarıyla öyle bir durum söz konusu.
Yani bir kulağımızın arkası kaldı.
Daha fazla da uzatmaya gerek yok.
Güzel bir etkinlikti. Umarım seneye daha da güzel etkinliklerdi.
Buluşmak üzere. Kendinize iyi bakın.
Sürçülisanımız olduysa affola.
Unutmayın ki oyunlar öznel bir nesildir ve kişiden kişiye farklılık göstermesi gayet doğaldır.
Bir sonraki podcastta görüşünceye kadar oyunla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
