
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben de Uğur Kara.
Bu haftaki bölümümüzde sizlere daha önce oynamış olduğumuz ve beğendiğimiz 7 tane platform oyununu sizlere anlatmaya çalışacağız.
Muhakkak herkes bu oyunlarla elbet bir karşılaşmıştır.
Her ne kadar platform oyunları ülkemizde çok tercih edilen oyunlar olmasa da.
Ki en başta sen mesela çok fazla oynamamışsın.
Çok fazla oynamam ama bu listede oynanmayı hak edecek en iyi 7 oyunu derledik aslında.
aslında bizim için geçerli olan.
Hani kimi oyunlar vardır adından çok söz ettirilir.
Bu oyunlar da onlardan yedisi aslında.
Hepsi herkesin görmüş olduğu belki oynamadığı oyunlar ama herkesin bir bilgisi vardır burada en az 3-4 oyunla ilgili.
Şimdi platform oyunlarının şöyle güzel bir yanı vardır.
Diğer triple oyunlara göre kaygıları dertleri olmadığı için biraz daha özgün ve biraz daha özgür oyunlardır kendisi.
Onun için mesela hiç oyun oynamayan biriyle bu lisede söylemiş olduğumuz oyunları alıp oynayabilirsiniz.
Çünkü öyle oyunlar. Asıl amaçları şu aslında insanları daha eğlendirmek amaçlı yapılan oyunlar olduğu için en azından birçoğu öyle.
Şimdi liste videosu yapmanın en zor kısmı şu.
Çok fazla oyun var. Ve çok fazla güzel oyun var.
Ve bunların hepsini bir listeye sığdırmak gerçekten çok zor.
Biz de oyun için ilk aklımıza gelenleri ve ilk bize hissettirdikleri duygular itibariyle aklımızdan çıkmayanlar.
Oyunları yaptık. Mesela Hollow Knight bu listede yok mesela.
Olmayacak. Şimdiden söyleyeyim.
Piyatro oyunlarının en önde gelen isimlerinden bir tanesidir belki.
Ama ben onu listeye almadım.
Çünkü büyük bir ihtimal bizleri dinleyenler ya o nasıl olmaz?
Bu nasıl? olmaz diyeceği böyle hayıflanacaktır.
Hayıflanmayın. Siz de kendi liselerinizi oluşturun.
Bizlere iletin. Bir sonraki bölümlerimizde onlardan da konuşalım.
İlk oyunumuzla başlayalım o zaman.
Ben bu oyunla çok öncelerde tanıştım.
PlayStation'da. Zaten konsol da olmasaydı bu oyun Sidney'sen oynamazdın herhalde.
Öyle düşünüyorum. Daha bir eğlenceli yapıya sahip olduğu için bilmiyorum.
Beni çok cezbetmişti o zamanlar.
Hem renkli atmosferi hem de zevkli oynanış çeşitliğiyle birçok insanı kendisine çekebilen bir oyun.
Bu arada oyunumuz Rayman.
Ubisoft'un Ender yaptığı güzel şeylerden bir tanesi.
Böyle bir listeye de Ubisoft'un oyununu koyacak kadar da aşık gönüllü bir insanız yani.
Ama bu oyun öyle bir oyun ki abi.
Herkese hesabı hitap ediyor yani.
Ve bir de şöyle bir şey var. Renkli bir kişiliği var oyunun ama öyle kolay bir oyun da değil aslında.
Zor. Aşırı bak zor değil.
Refleks ve yetenek gerektiriyor.
Bu da onu zor yapıyor aslında.
Ama bak listede öyle bir zor oyunun var ki listenin sonunda.
Hani o oyunun zorluğuna ulaşabilecek bir oyun yok yani.
Souls oyunları da dahil olmak üzere bak o kadar da iddialıyım.
Tamam ona değineceğiz. Bir sonraki oyunumuz.
Little Nightmares. Hatta yakın zamanda bu oyunun ikincisi de çıktı.
Evet ama biz onu. Daha henüz bilmiyoruz.
Bitirmediğimiz için. Birincisini listeye almak istedik.
İlkler her zaman güzel ve özeldir.
Aynen öyle. Oyunumuzda kısaca şöyle hikayesinden bahsetmek gerekirse.
Daha çok böyle gizem barındıran, korku öğeleri olan farklı bir platform oyunu.
Platform bulmaca oyunu.
Genelde zaten platform oyunlarının %80'i bulmaca öğeleri barındırıyor.
Karakterimiz esrarengiz bir gemide bulunuyor ve bu gemide yozlaşmış ruhlardan kaçmaya çalışıyoruz.
Bu ruhlar oradaki insanlardan besleniyor.
Arka planda bunu hikaye anlatımını gayet güzel oyuncuya yansıtıyorlar ve biz de bu gergin ortamdan çıkmaya çalışıyoruz.
Yer yer birilerinden kaçtığımız, yer yer saklandığımız, yer yer platform bulmacı öğelerini çözdüğümüz birçok öğeyi bir arada bulunduran güzel oyunlarından bir tanesi.
Yani zamanın nasıl aktığını hissetmiyorsun bu oyunda aslında.
Evet. Özetlemek gerekirse.
Bir sonraki platform oyunumuz Braid.
Braid'in şöyle bir özelliği var.
Bağımsız bir kişi tarafından yapılıyor ve kendinden sonraki...
birçok Platon oyunlarına da ilham oluyor.
Aynen öyle. Çünkü birçok yeni mekanik oyuna ekleniyor.
En basitinden mesela zaman kavramını çok güzel bükmüşler oyunda.
Zamanı ileri alıp geri alabiliyorsun.
durdurabiliyorsun, yavaşlatabiliyorsun ve bunlar oyuna o kadar güzel entegre edilmiş ki hala bunu yapamayan oyunlar var.
Yapmaya çalışıp yapamayan oyunlar var.
O yüzden Braid bu anlamda özel bir oyun.
Kendinden sonraki oyunlara da ilham olması hasebiyle.
Yani klasik platform bulmacı oyunlarından farklı mekaniklere sahip olduğu için Braid beyin yakan oyunlardan bir tanesidir.
Oyunda şehirdeki bir evden farklı dünyalara yolculuk edip kaşırılan prensesi kurtarmak için mücadele ediyoruz.
Ve bu mücadelemizde yine her bölümde farklı bulmacaları çözerek ilerlediğimiz platform bulmaca macera oyununu diyelim Braid için.
Sıradaki oyunumuz Dead Cells.
Dead Cells 8 bit bir oyun olmasına rağmen.
Duymayan yoktur yani. Duymayan yok, oynamayan yok, bitiren yok.
Zor bir oyun. Rock like türünde.
Rock like türü. Her ne kadar isim olarak bilsek de roguelike türünü fiziki olarak tanışmamız Hades'le oldu.
yakıyla, samimi olduğumuz, içli dışlı olduğumuz oyun Hades oldu.
Aslında korkarak yaklaştığımız bir oyun türüydü.
Çünkü Rock Like'da burada kısaca anlatmak gerekirse tekrardan.
Ölüp ölüp dirildiğimiz.
Sev sisteminin olmadığı.
Sev sistemi yok. Yani öldüğün zaman en baştan tekrardan her şeyle oyunu oynuyorsun.
Dead Cells'de bu anlamda hem Rock Like türünü hem de Metroidvania türünü birleştirmiş enfes bir oyun olmuş.
Ha zor mu? Zor. Bitirdin mi?
Bitirmedi. Ama Gerçekten oynarken de baya bir zevk aldım.
Ölmüyorum. Baya baya ölmüyorum.
Zaten sana şöyle söyleyeyim.
Bu oyunu bitiren oyuncu sayısı gerçekten azdır.
Düşünsene aynı yerde defalarca gidip geliyorsun.
Durmadan ölüyorsun. Öldükçe diriliyorsun.
Dirildikçe ölüyorsun. Ama yine de oynamaya devam ediyorsun.
Bunu başarabilmek gerçekten kolay bir iş değil.
Çünkü o sondaki o haz.
Souls oyunlarını bitiren de aynı şekilde yani.
Rocklike'ı bitirmek, Souls oyunu bitirmekle bence aynı şeydi.
Çünkü onun en sonundaki o bitirdiğin zamanki has bambaşka bir şey.
Ben bunu söyleyen biri de 10 dakika Souls oyunu oynamış biri.
Karanlık değerlilere gidiyorsun girme.
Çık oradan sen. Geçelim abi.
Bu sene adını çok çok fazla söylediğim bir oyuna geldik.
Herhalde bir yıl içerisinde en çok kullanmış olduğun oyun ismidir değil mi bu?
Bence de. Bizi takip edenler bilir.
İzleyenler, dinleyenler bilir.
Uğur'un bu sene bol bol adını andığı bir oyundu.
Ori and the Will of the Whips.
Çok esprisini yaptık.
O yüzden tekrardan aynı şeyleri söylemeyelim.
Kısaca Monsters tarafından geliştirilip Xbox Games tarafından yayınlanan...
bulmaca, macera, Metroidvania türünü günümüze çok güzel bir şekilde harmanlayıp oyunculara sunmuş enfes bir oyun kendileri.
2020 yılında zaten birkaç ödül almıştı.
Ve birçok sayıda oyuna da ödül aday gösterilmişti.
Bu kadar başarılı olmasının arkasında hem güzel bir hikaye sahip olması, önceki oyunu güzel bir şekilde devam ettirmesi, oynanış çeşitliliğine daha da bir çeşitlilik katması, Sanat tasarımı,
müzikleri yani tamamıyla oynayan her kişiyi kendine aşık edebilecek bir oyun.
Öyle ki şu listeye Hollow Knight'ı almamın sebebi Ori'dir yani.
Tabii ki tartışılabilir.
Hollow Knight'ı sevenler belki daha fazladır ama benim nazarımda Ori bana çok daha fazla hitap etti.
Çok daha eğlendim. Çok daha zevk aldım, keyif aldım.
Ya zaten oyunlar özneldir.
Aynen öyle. Kişiden kişiye farklılık gösterir.
Gayet normaldir. Onun için ama iki oyunda kaliteli bir oyun.
Hello Connect biraz daha böyle eski oyunculara hitap eden, orası biraz daha yeni nesil oyunculara hitap eden bir oyun oldu bana göre.
Kesinlikle öyle katılıyorum sana buna.
Oraya hakkında daha fazla konuşmayalım.
Zaten çok konuştuk yani.
Artık sıkılmaya başladım yani.
3-5 bölüm konuştuk orayı yani.
Peş peşe bir de böyle 2020 yıllarında.
Aynen öyle. Geldik.
Listemizin sonuna. Sonuna değil.
Sonuna. Son değil mi? Son.
Son değil. Bunları sen derliyorsun ama başımı sonumu bilmiyorsun yani.
Hatırlamıyorum. Sonra bana sallıyorsun gelip yani.
Neyse. En zor oyununa diyelim.
Ben buradan toparlayayım. Bunu edit'te kesmeyeceğim bu arada.
Kalacak bunlar. Kalsın abi.
Görsün. Kırk tane şeyle uğraşıyorum.
Haklısın. Doğrudur. Tabii tabii.
Neyse. Neydi oyunumuz? Kapet.
Allah onu bildiği gibi yapsın.
Yaptı zaten. Ben direkt oyun hakkında bilgi vermeden önce şöyle bir bilgi vereyim.
Kapet yapan firma İkinci oyununu çıkartamadı.
Şimdi diyeceksiniz ki ne var bunda?
Hani birçok firma ilk oyunu yaptı daha sonra devamını getirmedi diyebilirsiniz ama Kape inanılmaz derecede satış başarısı elde etmiş olmasına rağmen devamı gelmedi oyuna.
Neden gelmedi? Beddua yüzünden.
Sağlam beddua oldu. Oyunu bitirenlerin sayısı oyunu alıp da oynayan oyuncuların sayısına oranla inanılmaz derecede düşük.
Yani %5 ya var ya yok.
Onları ellerinden öpüyorum yani o %5'i.
öpülür ya. O eller öpülür gerçekten.
Normalde oyun tasarımlarında şöyle bir genel bir kural var.
Oyun normal başlar.
Yavaş yavaş karakteriniz geliştikçe ya da sizin kendi oyuncunun deneyimi geliştikçe zorlaşır.
Evet. Bölüm sonuna gelirsin.
Bölüm sonu canavarı vardır.
En sonunda da onu öldürürüz.
Cuphead bu kuralı almış paramparça etmiş.
Kendi stilini geliştirmiş.
Almış bölüm sonu canavarlarını kopyalamış birinci bölüme koymuş abi.
İlk bölümden son bölüme kadar tüm karşılaşmış olduğunuz Bosslar, daha doğrusu yaratıklar, canavarlar boss kalitesinde.
Oyunda boss'a giderken ilerlemiş olduğunuz...
Yolda karşınıza çıkan böyle ilili ufaklı böyle arkadaşlar var.
Onlar da maşallah var yani.
Oyun her türlü zor.
Hızından tut da atmosferine, bölüm tasarımına, canavar tasarımına, boz tasarımına her şeyle zor bir oyun.
Bir de farklı bir oyun yani. Şimdi o eski çizgi filmleri o dönemi canlandırıyor biraz.
Eski çizgi filmlerden esirleniyor.
Görsellerden. Görsel anlamda evet.
Hatta çizimlerin hepsi elle yapılmış.
Animasyonlar da dahil olmak üzere.
Aynen sesler de aynı şekilde. Eski dönem, hani o dönemlere ait sesler kullanılmış.
Oyun çok güzel gözüküyor ama yani.
Ya tabii ben ilk oyunu gördüğüm zaman...
Ne kadar tatlı. Ne kadar tatlı dedim.
Hanımla çocuklarla oynanacak bir oyun dedik ama...
Tabii ki ama... Bilgisayara kırdırır yani.
Gerçekten bilgisayara bırak.
Yani sinir, adamın sinirini bozan bir şey yani.
Yani şöyle, eğer bu oyunu bir şeye benzetmemiz gerekiyorsa ben şuna benzettim.
Osmanlı şerbeti gibi görünen acı çalgam.
Yani öyle enteresan, öyle değişik bir oyun.
Evet. Bu nasıl benzetme?
Benzetmelerin de senin gibi enteresan.
Yani buradan. Yani şu var.
Oyun dünyasında böyle bir benzetme yok ama yani.
Onunla söyleyeyim. Yok yani.
Kimse yapamaz yani. Emin ol beni kendine hayran bırakıyorsun yani.
Bazen kullandığım kelimeler.
Ben de seni çok seviyorum gerçekten. Falan böyle yani.
Yani lal oluyorum kalıyorum karşında.
Geldik son oyunumuza.
Sondu değil mi bu? Şimdi geldik son oyunumuza.
O da sonundan bir öncekiymiş ya.
Sıkıntı yok. Insight. Bu oyunu her yerde görmüşsünüzdür muhtemelen.
Bir ara çok dolaşıyordu etraf çünkü.
Çok konuşuldu.
Bir de hemen hemen her platformda.
Yani mobilinden tut, PC, konsol hani her şeye çıktın.
Daha çok mobil kısmında hani insanlar daha çok görmüştür.
Çünkü hani telefonla çok haşirleşiyoruz ya.
Mobilde çok reklamları çıkıyordu benim karşıma.
Sana da denk geliyor mu? Bana denk gelmedi.
Bana çok denk geldi ya.
Ben biraz geç oynadım ama oyunu.
Yani çıktığı dönem oynamadım oyunu.
Belki ondandır. Sağ olun.
Olsun. 2016 yılında yılın en iyi bağımsız oyunu ödülünü kazanmış bir oyundur bu.
Bana sorsan bu sene daha o oyuna veririm.
Insight ile veririm o ödülü ya. Ama Little Nightmares 2 de var.
Ha ne münakaat. Hiç, hiç yani şey yapmam, kıyaslamam bile yani.
Insight ile. Peki Ori and the Will of the Witches, Insight mi?
Insight. Kesin. Kesin.
Bak tamam. Düşünmüyorum beni.
Tamam. Peki sana göre? Hayır, hayır.
Allah'tan listenin sonuna geldik de hani tahammül edebiliyorum.
Hala bir tık daha yaşıyorum. Bana göre hangi oyunda?
High Flight 3'er.
Platform değil mi o zaten? Her şey platform öyle.
Neyse. Tabii hayatında platform oyunları oynamadığın için tabii sana bu soruyu sorunca kaç tane platform oyun oynadın?
Sen Agoogoo derken ben Rayman oynadım.
Kaç tane platform oyun oynadın ya?
Tetris elindeyken ben Rayman oynuyordum.
Sayalım mı? Sayalım mı kaç tane platform oyun oynadın? Burada sayısı değil.
Bak FPS oyunlarında sana laf demem.
Tamam eyvallah. Ama platform oyunlarında kalkıp benimle aşık atma ya.
Ben seninle aşık atarım demiyorsun.
Oynamıyorsun diyorsun. Oynamıyorsun.
Bir iki tane oynadım. Allah razı olsun ya.
Lütfetmişsin yani. Ama çok oynadığım bir tür değil yani.
O ne de onu diyorum ben de sana.
Zevk meselesi. Insight neden bu kadar özel oyun ben ona anlatayım da.
Anlat ben bilmem bunları.
Bilmezsin gerçekten. Platform oyunlarını bilmem ben.
Anlamazsın çünkü doğru. Insight bulunmuş olduğu atmosferiyle oyuncuya çok farklı duygular yaşatıyor.
Bir bilinmezlik var. Oyuna daha ilk başladığınız andan itibaren neredeyim, nereye gideceğim, bir şeyden mi kaçıyorum.
Böyle bir bölüm ilerledikçe arka plandan mesela böyle bir kamyon var.
Böyle bir kamyondan kaçıyorsun.
Ormana düşüyorsun. Ormanda birileri seni arıyor gibi.
Onlardan kaçmaya başlıyorsun.
Ama kim olduklarına dair en ufak bir fikrin yok.
Bulunduğun yerin ne olduğunu bilmiyorsun.
İşinde bulunduğun gergin ortamın ne olduğunu bilmiyorsun.
E Half-Life de öyle. G-Man kim biliyor musun?
İşin daha da enteresan tarafı oyunu bitirdikten sonra da ki 2,5-3 saatlik bir oyunun süresi var.
Kısa bir oyun zaten. Oyunun sonunu hiç anlamıyorsun.
anlamıyorsun. Hani ee diyorsun.
Ne oldu? Ben ne oynadım?
Hiç zerre bir kafam böyle hallaş pamuğuna dönüyor.
Ve bundan mutlu oluyorsun böyle.
Keyif alıyorsun. Bu oyunu 3 kere falan oynadım.
O kadar başarılı, o kadar kaliteli bir oyundu.
İşte özgür oyun olmak, bağımsız oyun olmak bunu gerektiriyordu.
Böyle oyunlar yapmayı gerektiriyordu.
Playdead firması da bunu gayet güzel bir şekilde yaptı.
Tekrardan ellerine sağlık.
Oyun dünyasına böyle miyank taşı diyebileceğimiz, deniz feneri kalitesinde böyle ışık gösteren, yol gösteren bir oyun yaptıkları için.
Evet, benim söyleyeceklerim bu kadar.
Insight için. Tamam, ben zaten bir şey söylemeyeceğim.
Ben platform oyunlarını bilmediğim için.
Gündem haberlerine gelsen. Gündem, gündem.
Magazinlerden falan varsa. Yok gündem falan yok.
En çok satan oyun ne falan onlardan bahsediyor.
Forza mesela şeye çıktı.
Steam'e çıktı. Ne kadar satış rakamı elde etti.
Hem de dünyada en ucuz Türkiye'de bu arada.
İlk defa bir şeyde çok ucuz.
Benim ne dikkatimi çekti.
Normalde en pahalı bizim olmamız gerekirken Steam'de.
Baya meme oldu.
Bak yine görüyor musun? Bak Gabe Neville işte.
Aşk işte aşk. Yine bak bir yerden kalbimi kazandı.
Ama şu high flash şu tabi çıkarsa.
Niye öyle oldu ben onu anlamadım yani.
Dünyada birçok ülkede çıktı aynı anda çıktı Steam üzerinden.
Bir tek Türkiye'de bu kadar ucuz yani.
Belki bir yanlışlık vardır diyeceğim de yani bayağı geçti düzeltirlerdi onları ama yok.
Ve bayağı bir satış rakamı da elde ettiler.
Hatta şu an Steam'de en çok indirilen oyunlar arasında.
Acaba bir şey söyleyeceğim. Yabancılar VPN açıp Türkiye'den böyle onun üzerinden almış olabilir mi?
Tenezzül etmezler lan onlar ya.
Onlar biz mi abi? Onlar bu tür şeyler bize ait şeyler yani.
Kültüründe olur öyle şey de. Doğru söylüyorsun.
Şey de olmaz yani. Elin gavurun ne anlar o işlerden.
Geçenlerde bir haber okumuştum.
Bu GTA Online'ın yükleme sürelerinden dolayı bayağı bir sıkıntı yaşanıyordu.
Böyle bayağı bir uzun süre yüklenme problemi vardı.
Bir tanesi modcu bununla alakalı bir mod yayınladı.
Bu mod sayesinde oyunun yükleme süresi %70 oranında azaldı.
Sonunda söyleyebildim. Beşinci seferde yani.
Silmekten elim yoruldu ya.
Teşekkür ederim. Haklısın. Neyse.
Rockstar, koskoca Rockstar bu süreyi düşüremiyor da bir tane hayran bunu yapıyor.
Ve Rockstar da teşekkürler kardeş diyor.
Ve Rockstar bunu alıyor.
Kendisi resmi olarak yayınlıyor bu modu.
Modu geliştiren arkadaşa da 10 bin dolar ikramiye para gönderiyor böyle hediye mahiyetinde.
Modcu mu olsak lan? Oyuncu olalım da.
Bu kadar da değil.
Oyuncuyuz yani. Oduncu değiliz yani.
Yalnız şöyle bir sıkıntı oldu. PC'lerde bir sıkıntı yok.
Gayet güzel çalıştı güncelleme ama konsollarda oyunun kapanıp aşınmasına sebep verdi.
Hata verdi diyelim.
Konsollarda bir sıkıntı yaşattı.
Muhtemelen düzeltilir.
Çok zor bir şey değil yani.
muhakkak öyle bir şey. Ama böyle bir olay olması yani böyle bir sıkıntı, yıllarca süren bu sıkıntıyı bir geliştirici mod geliştiricisinin yapması da enteresan oldu yani.
Bir sonraki haberimiz de ilk başta sevindiğimiz, sonra üzüldüğümüz, sonra tekrar sevinsek mi dediğimiz bir haber.
Ne kadar enteresan anlattın değil mi?
Enteresan anlattım da ben bununla alakalı konuşmak bile istemiyordum.
Şundan dolayı istemiyordum. GeForce Now çıktı.
Fiyatı 75 lira oldu.
Sonra Türkiye sunucularında Avrupa sunucuları kapatıldı.
Türkiye sunucuları açıldı. Bir dünya şeye döndü.
Katakulli oldu. Baya bir puştluk döndü o işte.
Kusura bakma bir puştluk döndü.
Herkes de kendi fikirlerini beyan etti.
Fiyat uygun aslında şöyle böyle de.
Herkes şunu atladı ya.
GeForce Now bir oyun oynama platformu değil.
Şöyle anlamda bir Steam bir Epic Games falan değil arkadaşlar.
Bir bulut sistemi.
Bir bulut sistemi sadece. Bunu...
Kullanabilmeniz için çok iyi bir internete sahip olmanız gerekiyor.
Ama gel gör ki Türkiye'de ne eksik güzel bir internet.
Türkiye'de çok şey eksikti.
Şimdi GeForce Now için bu kadar hype yapmaya, bu kadar yükselmeye gerek var mı ben onu bilmiyorum.
Şu an onun için çok şükür.
Bu sistemle oturması için en az bir yıl ihtiyacı var.
Yani şu yüzden sözünü kesiyorum ama şu yüzden insanlar hype'lanıyor.
Yani günümüzde Türkiye şartlarında güzel oyun oynanabilecek bir sistem almak çok zor.
Yani 7-8 bin liradan başlıyor.
Ya ben de şunu diyorum. Bunu ilk başlatanlardan bir tanesi Google Stadia'ydı.
Doğru mudur? Evet patladı.
Ya adam hani... Patladı ya Google patladı.
Ha bu Nvidia bu işi başaramayacak, bu iş olmayacak anlamına gelmiyor tabii ki.
Ama yaygara yapmaya da böyle aşırı derecede ya da heyecanlanmaya, beklenti içerisine girmeye gerek yok.
Olursa ne hala. Olmasa da aman deyip geçmemiz gereken bir durum bana göre.
Yani biraz bekleyip görmek lazım bence.
Çok da şey yapmaya gerek yok.
Skandal bir durumdu ama. Yani bu yaşanan olaylar, fiyatının önce yüksek olması, sonra düşürülmesi, sonra Avrupa sonucu muhabbeti skandal bir olaydı.
Bir başka skandal...
IEA'den geldi.
Daha doğrusu IEA Games'in eski bir çalışanı tarafından.
Şimdi IEA Games her yıl aynı oyunu çıkartarak oyuncuları sömürdüğü yetmedi.
Çalışanların da artık bu karakterini eşledi herhalde.
Burada oyuncuları sömürmeye devam ediyorlar.
Olay şu eski bir IEA çalışanı FIFA'da kart satıyor.
Oyuncu kartlarını satıyor. Efsane kartları falan satıyormuş.
Bildiğim şey değil açıkçası.
Ben yıllar var FIFA oynamıyorum.
Biz pesçiyiz abi. FIFA'yı ben çok eskide bıraktım ya.
99 benim hatırladığım 99 falan yani.
Çünkü belli bir noktadan sonra bana göre tekrar aşırı değil.
Kendini tekrar eden bir durum var.
Şöyle zaten. Ne yapabilirsin ki zaten?
Sen de öyle bir şey söyledin ki. Kendini tekrar ediyor.
Bir futbol oyununda neyi değiştirebilirsin ki?
Ne yapabilirsin ki?
Kart satabilirmişsin işte.
Kendini zaten tekrar edeceksin.
Kumara oynayabilirmişsin.
Sadece gerçekçiliği arttırırsın.
Stadları geliştirirsin.
Grafik kasarsın. Yaparsın onu yaparsın yani.
Yapabileceğin başka bir şey yok yani.
Yıllardır her çıkan yeni FIFA sürümünde, yeni FIFA oyununda şu yapay zekanın mimleriyle alakalı paylaşılan bunları izliyorum.
Ya arkadaş yeni bir şey yapma da, şunları da geliştir artık, düzelt artık.
Evet o konuda çok sıkıntılar ama.
Yapay zeka, kaleciler özellikle Allah'a emanet yani.
Lan o kadar adam hazır.
Hani bu Türk oyunlarında şey söylediler işte.
Hazır ases kullanıyorlar. Ulan FIFA yıllardır.
Hani EGS yıllardır aynı aseti kullanıyor.
Farklı hiçbir şey diyeceğim. Yapay zekayı bile aynen kopyalıyor yani.
Daha da kötü yapıyor bir de.
Yapay zeka IQ'su 5 yani.
E işte çalışanlar da işte böyle oyun yapa yapa yapa üçkağıtçı olmayı öğrenmiş yani.
Adam sen git kartları sat.
Neyse güzel bir haberle sohbetimizi bitirelim bari.
Senin için güzel bir haber.
Ben oynadım çünkü hepsini.
Sen oynayamadın.
Ben mi? Benim gibiler için çok güzel bir haber diyelim.
İnşallah o da belli değil ama yani.
Bunu şeyde Horizon'da kapıyı açtılar.
PlayStation oyunları, daha doğrusu özel PlayStation oyunları PC'ye gelecek.
PC'ye gelecek muhtemelen.
Eski hayaldi gerçek oldu sloganı var ya.
Hatırlıyorsan bunu daha önce bir bölümde de konuşmuştuk.
Aslında bu çıkart oyunu.
Tamam özel olarak çıkart.
Konsola çıkart onu. Ama bir yıl sonra, iki yıl sonra bunu port et abi.
Sen daha çok gelir elde edersin bunda.
Seni onu özel tutmanın bir anlamı yok ki.
Mesela Portet herkesi sevindir.
Rockstar bunu çok güzel yaptı biliyor musun?
GTA 5 yine konsol özel bir oyun olarak çıktı.
İlk konsol olarak konsola çıktı.
Daha sonra PC'ye çıkardı.
Ve deli ekmeği niyet. Herkese şimdi RDR'ye aynısını yaptı.
Sony'de aynı şeyi yapması lazım abi.
Yapmaya başladı da geç kaldı.
Başladı. Horizon'daki tepkimi görünce bence akıllandılar yani.
Büyük tepki verdi. Güzel anlamda tepki verdi.
Tabii ki. Şimdi Xbox'ın, Microsoft'un Bethesda'yı satın alması da buna etken.
Çünkü artık Bethesda, Xbox'a özel oyunlar yapacak.
Hem bu Xbox'da olacak hem de PC'de olacak.
Bu da ayrı bir sıkıntı Sony için.
Ama bilmiyorum yani.
Kılıçlar fena çekildi oyunu.
Şu an ortalık biraz karışık ama böyle bir şey gelirse tabii ki de çok güzel olur.
God of War, Ghost of Tsushima bilgisayarda oynamak gerçekten ayrı bir keyif olur diye düşünüyorum.
Tabii ki. Şimdi şöyle düşün.
Hani biz sadece Türkiye için konuşmayalım.
Avrupa'yı da genel kıyasla.
Global de düşünürsek.
Herkesin evinde hem PlayStation hem bilgisayar yok.
Yani bu oran çok düşüktür yani.
Dolayısıyla çıkart abi oyunu.
Ondan sonra bir yıl sonra mı iki yıl sonra mı onu bir belirle.
Oyunu çıkartırken ikisine de çalışma yap.
Ayrı ekiplerle çalışma yap.
Port ettir. Hazırlat.
Oyun çıktıktan bir yıl sonra iki yıl sonra yayınla abi.
Diğer bilgisayar sürümünde yayınla abi.
Sen kazanırsın. Bir şey kaybetmezsin ki.
Yani gelecek yani. Güzel şeyler olacak bu oyun dünyasında da işte.
Biz yavaştan sistem toplamaya başlayalım.
Aynen. Sohbeti bir üstümüze bitirelim.
Sistem fiyatlarına bakalım tekrardan.
Dolara bakalım. Durumlara bakalım.
Bence bakmayalım. O zaman bu haftalık da bizden bu kadar.
Haftaya görüşünceye kadar kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
