
Herkesin sevdiği aksiyon FPS oyunu olan Wolfeinstein serisini ilk oyunundan itibaren konuştuğumuz keyifli bölümümüz sizlerle. İyi dinlemeler...
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben de Urkaran.
Bu haftaki bölümümüzde FPS oyunlarının önde gelen isimlerinden biri olan Wolfenstein serisini şöyle genel hatlarıyla bir ele alalım.
Nereden nereye gelmiş böyle kısaca bahsedelim dedik.
Mazi nazilerle beraber.
Nazilerle beraber gelin dedik.
Çok güzel bir giriş yaptın.
Teşekkür ediyorum girişinden dolayı.
Wolfenstein dediğimiz zaman aklımıza ilk önce tabii ki eski oyuncuların Wolfenstein 3D gelir.
Tabii ki daha öncesi çıkmış bir oyunu var mevcut.
İlk seriye göz atmamız gerekirse 1981 yılında çıkmış bir oyundur aslında.
Şimdi bu bölümü konuşacak mısın?
Hala seriye bir ne olduğunu biraz bakma gereği hissettik.
Aynen. benim ilk bildiğim Wolfenstein 3D idi mesela.
Daha öncesini bilmiyordum tabii araştırınca.
Yok şey biliyordum. Duymuştum.
Castle Wolfenstein'ı duymuştum.
İlk oyun olduğunu biliyordum ama.
Bu kadar eski olduğunu tahmin etmiyordum.
Ve geliştirici filmasını ilk defa şey yaptım.
Mouse of Beer diye bir firmaymış o zamanlar.
İlk bu oyunu yapan Wolfenstein serisinin başlamasına sebep olan firma.
Daha sonrasında... Bu oyunlar hakkında çok bilgimiz olmadı işte.
Sadece oyunun ismini söyleyip.
Yani nereden nereye geçti?
Şimdi 1981 yılındaki bu oyunu şu an günümüzde zaten alın oynayın çok iyi bir oyun gibi böyle gerzekçe bir fanboyluğun işine girmenin bir alemi yok zaten.
Ondan sonraki oyunumuz Beyond the Castle Wolfenstein.
1984 yılında çıkmış o da.
Hemen 3 yıl sonra. Sonra biraz...
Maus Software tarafından yine bu oyunu yapıldı ama bu oyun hani Bernard Castle Wolfenstein ilk oyuna göre daha da bir sevildi.
İlk oyunda böyle büyük sükse yaratan bir oyun olmadı.
Zaten şöyle bir şey var. Wolfenstein serisi hiçbir zaman böyle büyük bir sükse yaratamadı.
Metacrit incelemelerine baktığın zaman, puanlamalarına baktığın zaman özellikle böyle 80-90 arası bir puan aldı.
Kötü mü? Hayır kötü demiyorum.
Ama bana göre...
çok daha iyisini hak ediyordu aslında.
Özellikle mesela Wolfenstein 3D mesela.
Çünkü FPS oyunlarının ciddi anlamda atası diyebileceğimiz oyunlardan bir tanesi.
Diyebiliriz evet. 3 boyutlu oyun deneyimini yaşadık desek yeridir yani.
Tabii o zaman başka geliştiren oyunların da vardı ama Wolfenstein 3D'de 92 yılında.
Zaten Wolfenstein oyununun patlamasına sebep olan oyunda zaten bu.
Bunun hakkında şöyle biraz konuşmamız gerekir.
Çünkü Wolfenstein 3D oyun dünyasının çatlaklarından dediğimiz John Romero tarafından geliştirildi.
ID Software tarafından film olarak ve John Romero'nun önderliğinde yapılan bir oyundu.
Ve serinin belki de en çok sevilen oyunlarından bir tanesi oldu.
John Romero deyince artık onun sözü geliyor.
Evet. Artık bu bende kaldı yani.
Bu oyun sizi kaltığa yapacak ha.
Evet. Hangi oyun işindeymişti onu hatırlıyor musun?
Doom. Hayır Doom işindeydi.
Doom işindeydi. Doom Slayer için söylemiştim.
Hayır oğlum ya. Hayır.
Onun özel bir giriştirdiği bir oyun vardı.
Böyle ortalığından ayrı bir şekilde şey yapmıştı onu.
Orada söylemişti onu. Evet.
Baktık. Kaydı durdurduk.
Baktık. Yalan yok. Hatırlayamadık çünkü.
Yok ben hani ama yani o Doom olmadı mı?
Dayı Katana diye bir oyun vardı.
Benim aklımda Doom olarak kalmış ama neyse.
Şuradan altta kalmış olabilir.
Hani Doom'un geliştiricilerinden biriydi.
Evet. Oradan belki karıştırıyor olabilirsin.
Olabilir. Ama zaten Wolfenstein, Doom zaten Kardeş.
Kuzen. Kardeş demeyin de kuzen diyelim ya.
Evet. 3D'de böyle 1992 yılında çıktı.
Ondan sonra yine aynı yıl bu oyunun devamı niteliğinde özellikle Blazkowicz'in hikayesini anlatan Spear of Destiny diye bir oyun devam oyunu gibi bir genişleme paketi gibi bir oyun çıkarttılar.
Ama hani çok şey olmadı.
Çok aman aman bir ses getirdim.
Zaten öyle bir amacıları da yoktu.
Hikaye devamı gibi bir oyundu.
Geldi benim kısmıma.
Evet. 2001 yılında.
Dönüm yıldan yani. Wolfenstein serisinin iki dönümü vardı.
Biri Wolfenstein 3D.
Diğeri de Wolfenstein.
2001 yılı.
Bu oyunun benim için çok özel bir yeri var.
Çünkü oyun çıktıktan 2-3 yıl sonra bu oyunu oynamıştım.
Kendi evimde bilgisayarımda.
Hatta kuzenim vardı. Kuzenime gidiyorduk.
Orada ilk görmüştüm oyunu.
Sonra benim bilgisayarıma da kurmuştum.
Yani bayağı bildiğin o dönem 3 hafta falan sürmüştü bu oyunu bitirmek.
Ve oyunun sana sundukları silah çeşitliliği, vuruş hissi...
Yani gerçekten mükemmeldi.
Şu panoramal olayların döndüğü oyun.
Bu da var yani.
Oyunda her şey var. Zombiler var.
Zombi yok mumyalar var.
Değişik yaratıklar var.
Yani aklına gelebilecek şey var.
Suikastçiler var. Ajanlar var.
Bol bol naziler var.
Yani gizli yerler var.
Gizli bölmeler var. Easter eggler var.
Yani 2001 yılında çıkmış olan bir oyun için gerçekten çok fazla şey var.
Hatta hatırlıyorsan Yakız...
zaman da sana söylemiştim. Ama grafikleri şu anki günümüze göre çok sırıttığı için sen çok sıcak bakmamıştın.
Ben grafiğe takılan bir adam değilim de.
Mekanikleri bana çok şey geldi.
Çok ham geldi. Çok eski. Mekanikleri çok eski.
O dönem biz ağzımız açık oynuyorduk.
Tabii canım. Dönemine göre değerlendirmek gerekirse kesinlikle öyle.
Hele bir susturuculu silahı vardı.
Otomatik susturuculu silahı.
Bir şeyler vardı.
Deri kıyafetli kadınlar vardı.
Ajanlar. Böyle havada zıplıyor falan filan.
Onların Susturucu silah seri ateş ettiğin zaman tıkanıyordu mesela.
Isınıyordu. Belli bir bekleme süresi vardı.
Oradan bir ısınınca da böyle tsss.
diye bir ses çıkartıyordu.
Bak mesela hala kulağımda o ses.
Alman sanayi devrimi diyor.
Aynen öyle. Wolfenstein serisinde şöyle bir durum var.
Serinin kalitesini hiçbir zaman böyle dikey olarak devam ettiremedim.
Bir oyunu iyiyse bir sonraki oyunun düşük oluyor.
Ondan kötü oluyor. Ondan sonra çıkarttığı oyun iyi oluyor.
Yine böyle bir zigzaglı, inişli çıkışlı bir Serüveni oldu her zaman Wolfenstein'in.
Ama genel kalite olarak bakarsak çok fazla düşürmedi.
Yerlere düştü diyemem.
Rezil olmadı hiçbir zaman ama.
Yani hiçbir zaman da o kalitesini sürekli bir şekilde devam ettiremedi.
Bu konuya geleceğim.
Öldüm lafına ama bu konuya geleceğim.
Bunu bir yerde yakaladı aslında.
Daha ileriki dönemde sırayla gittiğimiz için.
Oraya geleceğiz. Niye bunu dedim?
Çünkü Wolfenstein... Bu da ne acayip bir ismi var.
Enemy Territory.
Enemy Territory işte. Territory.
Evet. Düşman bölgesi.
Wolf Wechstein'in düşman bölgesi.
Türkçesi daha güzelmiş. Daha kolay geliyor.
Daha kolay geliyor değil mi? Bu oyun maalesef Return of the Castle'a göre daha bir düşük kalitede olan bir oyunlardan bir tanesi.
Yani böyle serinin aman aman diyebileceğiniz bir oyun olmadı.
Öyle hatırda kalan bir oyun da olmadı.
Ta öyle ki 2003 yılında çıkan Wolfenstein'dan sonra yani bu oyundan sonra yaklaşık 4-5 sene bir yeni bir Wolfenstein çıkmadı.
Ta ki 2008 yılına kadar.
O çıkan oyunda mobil oyun olarak çıkardılar.
Yeni bir atılımı da bulundurdu ama.
Çok enteresandır. Oyunun yayıncılığını Electronic Arts yapmışlar.
Electronic Arts Mobile evet.
Hani şey enteresan. Wolfenstein serisini Electronic Arts'ın da elinden geçmesi enteresan oldu.
Bak mesela ben bunu araştırana kadar bilmiyordum.
Evet evet. O zamanlar iOS yoktu.
Biz de ondan bilmiyorduk. Çünkü bu oyun iOS'a çıktı zaten.
Yok benim 2019 yılında iPhone'um.
iPhone 3GS'im var.
Ama farkında değilim.
Bilmiyorum yani. Dikkatimi çekmedi.
Evet ama dikkatleri fazlasıyla çeken 2009 yılına çıkan Wolfenstein oldu.
Bunun en büyük sebebi de ID Software'ın Bethesda tarafından satın alınması oldu.
Bethesda çok büyük bir atılım yaparak ID Software'ı satın aldı.
Bundan sonrası zaten çorap söküğü gibi geliyor.
Aynen öyle. Wolfenstein serisi için en büyük sıçrama dönemi bu oyun oldu.
İki sıçraması vardı zaten.
Bir Wolfenstein 3D bir de bu.
Sonraki çıkarttığı bütün oyunlarda gerçekten kalitesini sonuna kadar hissettirdi.
Bir de burada kullanmış olduğu grafik motoruyla ID.4 motorunu kullandı.
ID.4 kullanıldı.
Bu da grafik anlamında ciddi bir kalite anlamına geliyor.
O zaman işi konuşursak eğer.
Ki şu an bile aslan World of Warcraft'in çok da fazla sırıtmaz.
İşte bu da ID.4 oyun motorunun performansıyla alakalı bir şey.
Ondan sonra hemen yakinen tanıdığımız, bildiğimiz serilere geçelim.
Geliyor. Evet. Bundan sonra yine bir büyük bir boşluk verilmiş.
Hani baktıkları zaman hani şöyle bir 5 yıllık yine bir ara var.
Yıl 2014 dediğimiz zaman hepimizi heyecanlandıran eski oyuncuları heyecanlandıran yeni oyuncuları da kazandıran yeni oyuncuları da kazandıran bir seri geliyor.
Çünkü World of Warcraft buradan sonra çok farklı bir hüviyete büründü diyebiliriz.
Evet. Tamamıyla yeni nesil oyuncuları kendine çekmeyi çok iyi başardı.
Tamamıyla saf Aksiyon FPS oyununa dönüştü buradan sonra.
Hikaye vardı tabii ki ama hikaye çok önemli bir yer kaplamıyordu.
Yani yer yer o hikayeyi gözümüze sokuyordu mesela.
Bu seride kaç şeyden bahsederiz.
Kötü adamlardan falan bahsederiz de.
Oyunumuz Wolfenstein The New Order.
2014 yılında yeni bir seri olarak diyebiliriz buna.
Başladılar. Benim de Wolfenstein serisiyle böyle ilk haşır neşir oldum.
Mesela Wolfenstein 3D oynadım.
Onu çok iyi hatırlıyorum ama devamını getirmedim hiçbir zaman.
Ama New Order'la tekrardan bu seriye böyle suldum diyebilirim.
Çünkü hem mekaniksel anlamda hem de aksiyon anlamında en azından benim beklentimin fazlasıyla karşılayan bir kalitede oyun olmuştu New Order.
Kesinlikle bir de 2014 yılında çıktığı için grafikler taş gibiydi.
Bölüm tasarımları çok güzeldi abi.
Bölüm tasarımları, grafikler yani aslına bakarsan kusursuzluğu diyebilirim yani.
Hemen hemen. Şeyler de çok iyiydi burada.
Kötü karakterler... Yerde çok iyiydi.
Hatırlarsan o böyle teleferik gibi bir şeye binip kaleye doğru gidiyorduk ya.
Orada bir hapishane gibi bir yere giriyorduk.
Korumalı bir yere. Alman bir adam vardı böyle.
Köpeği vardı. Hayvan gibi bir köpeği vardı.
Kötü karakterlerin hepsi çok iyi.
Sadece son oyun hariç.
Onu özellikle konuşacağız zaten.
Onu çok doldum ben şu an.
Ama Old Blood'da da öyle çok.
Bak hani New World 4, New Colossus'ta da.
New World 4 çok güzeldi.
New Colossus da çok güzeldi.
Old Blood bir DLC'di aslında.
Aynen öyle. O yüzden zaten seri.
Serinin en bana göre utanç verici oyunlarından biri Old Blood'du.
Young Blood ayrı bir rezillik ama Old Blood göz göre göre giden bir oyundu.
Ondan dolayı bana göre bir serinin en böyle utanç verici oyun.
Bak rezil oyun demiyorum. Utanç verici oyunuydu.
Yani şöyle aslında ben aslında ilk önce bu dönemde New Order oynadım.
Sonra New Colossus oynadım.
Ama sıralamaya baktığın zaman Old Blood var.
Evet. Ondan sonra oyun arayışına...
Geçtiğim zaman baktım.
Old Blood varmış araştırma sürecinde.
Old Blood'u gördüm. Hemen gittim.
PlayStation'da oynadım ben bu arada.
New Order, New Colossus, Old Blood.
Old Blood'u aldım. Eve geldim.
Oturdum. Başladım.
Ulan bu nasıl oyun dedim ya.
Meğerse DLC'yi oyuna çevirmişler.
Çok kötü, çok iyi tartışılır ama...
Old Blood'un kötü olmasının en büyük sebebi New Order'un altında kalmasından dolayı.
Hem bölüm tasarımlarıyla hem de...
Oynanış süresiyle. Yoksa mesela New Order'ı ve New Colossus'u oynamayan biri için Old Blood çok güzel bir oyun.
Hani oynanışında bir sıkıntı yok.
Kötü karakter de aynı şeyde geçen, New Order'da geçen kötü karakter.
Kadınla orada savaşıyorduk.
Alman general ile savaşıyorduk.
Old Blood'da hani tamam mekan çok büyük, çeşitlilik yok ama hani oynanış süresine göre baktığın zaman eh işte diyebileceğin bir kalitede zaten.
Bir de senin sevmediğin zombiler vardı orada.
Oyun o kadar aklımda kalmadı ki.
O kadar böyle silik bir oyun ki.
Hatırlamıyorum bile yani. Sonlara doğru böyle bir geliyorlardı.
Değişik bir şeydi yani. Evet evet şimdi hatırladım.
Old Blood'un hikayesi bu.
Wolfenstein serisinin ara oyunuydu.
DLC olarak çıkacaktı.
Daha sonradan Bethesda'nın bok yemesi üzerinden bu oyun bayağı da uzun olmuş dediler.
Hadi bunu oyun yapalım dediler ve DLC'den oyun yapınca böyle oluyor işte.
Halbuki DLC olarak çıksaydı 10 numara DLC olacaktı.
Aslında madem bunu düşündüm mesela DLC'yi oynatacak birkaç farklı mekan koysaydı bir tane de atıyorum bir tane mekanik ekleseydi.
Boru mekaniği ekledi.
Boru şeyde yok muydu ya? Hayır.
Old Bull. Boru oradaydı.
Karıştırıyorsun sen ya. Hayır. New Colossus'taydı.
Çünkü New Colossus'ta yakalanıyordun.
Oradan sonra ilerliyordu olay.
New Colossus'taydı. Baktırtma bana.
Bakarım. Tam net hatırlamıyorum.
Neyse. Bakalım mı? Çünkü uzun zaman geçti abi.
Boş ver şimdi. Çok uzun sürecek ya.
Sıradık öyle geçelim o zaman.
Serinin bana göre en tatlı, en melekeli...
En taş şaklısı bir de. Ben kusura bakma tatlı diyemeyeceğim.
Çok tatlı. Yok yok.
Gerçekten tatlıydı bir de yani.
Tatlıydı da ve... Atmosfer olarak çok tatlıydı ya.
Atmos... atmosfer güzel hikaye güzel ulan hikayesi çok güzeldi aynen öyle ya abi spoiler vermeyeceğim verme verme verme verme hayır boyun çukur hala oynanabiliyor 2017 yılında çıktı verme
yani ben o sahneyi yaşadım dedim ki anamı avradını dedim ya ben sana söylememiştim dimi bu ayı hayır sen bilmiyordun ki onu hayır sen benden sonra oynadın nikola susu evet ben oynadım hepsini ondan sonra
nikola sussun ben sana söyledim tamam o zaman nikola susun ki ben senden önce bitirdim Ben hepsinin PlayStation'da oynadım bununla.
2017'den bahsediyor. 2017'de biz tanışmıyorduk bile.
Sen ne zaman evlendin? Kaç yılında evlendin?
2019. Doğru. Tamam konumuza dönelim.
Neyse. Allah'ım ya Rabbim.
Yine dağıttın ya. Bir hikaye anlatımı yapmışlar o.
Yani gerçekten diyorsun ki vay şerefsiz naziler diyorsun.
Hikayeye kendini kattırıyorsun.
Direnişi, savaşı yani yokluğu birçok şeyi hissettiriyorsun ama.
Ya New Colossus sadece Wolfenstein serisinin en iyi oyunu olmakla beraber Bethesda'nın da çıkartmış olduğu en iyi oyundur bana göre.
Hani oyunlar arasında kafaya girer yani.
Kafaya girer. Özellikle FPS türünü seven biri için kesinlikle tartışmasız zirveye oynar.
Çok rahat bir şekilde. Bak şimdi canım sıkıldı ya.
Ne oldu? Steam indirimini kaçırdığım geldi aklıma.
Keşke bak şimdi 3 oyunda alınırdı biliyor musun?
Çok rahat bir şekilde alınırdı. Old Blood almam da New Colossus'u alırdım.
Old Blood'u da alırdım abi. Neden alırdım biliyor musun?
Çünkü 3'lü attığın zaman çok daha güzel olur.
Evet New Colossus niye bu kadar iyi oldu?
Bir kere hikaye anlatımı dediğimiz gibi çok iyiydi.
Yan karakterler hakeza çok başarılıydı.
Hikayenin sonu... Ciddi anlamda akılda kalıcıydı.
Hayır sonu demeyelim sadece.
Başlangıcı da. Başlangıcı da yani.
Başlangıcı hakkında spoiler verebiliriz.
Hayır veremeyiz.
Ama şöyle diyelim o zaman.
Oyun sizi daha oyunun ilk başlangıcında öyle bir seçim yapma sahnesiyle açıyor ki oyunu.
Ve yapmış olduğunuz bir seçim bütün oyunu etkiliyor.
Çok acayip bir duyguya sokuyor sizi.
Sonunu zaten alın ulayın yani.
Anlatamıyoruz. Ya bence şiddetle tavsiye edin.
Oyun zaten şiddet içerikli.
Biz de şiddetle tavsiye ediyoruz.
Bak şimdi aklıma yenim geldi. Şiddetle tavsiye edilecek oyunlar.
Ha ben de şey diyeceksin. Aşırı şiddet içeren oyunlar diye.
O da olabilir. O da olabilir.
Tamam. Bir sonraki. Ama belli ama yani.
Tamam. Hayır ya şiddetle değil.
Oynanması gereken oyunlar diye bir bölüm yapabiliriz.
Yaparız bir ara. Geldik.
Serinin piç oyununa.
2019 yılına. Piç oyunu.
Piç oyunu bu. Biz tabii bekliyoruz.
Piş hamsi. Vardı ya öyle çok boyunca bir videosu.
Piştir piş. Kürcü hamsisi.
Eti yok. Eti yok.
Hakikaten Wolfenstein Youngblood'un eti yok.
Yani piş bir oyun. Abi biz şimdi heyecanlandık.
Yeni oyun geldi. Tadını aldık.
Tadını aldık. Youngblood.
Allah Allah nedir bu Youngblood?
İsminden bir kere bir kıllandım ben.
Yok bulut. Genç kan demek.
Allah Allah. Oyunun fragmanı bir çıktı abi.
Bu ilk duyurulduğunda böyle ne gaza gelmiştik seninle beraber ya.
Çok gaza geldik ama içimizde patladı.
Yani beni ilk patlatan oyunda oldu diyebilirim hatta yani.
Abi oyunun fragmanı bir çıktı.
Nerede reis? Nerede Blazkowicz?
Adam 1981 yılından beri Wolf Ashton serisinde var.
Sen gidiyorsun, kalkıyorsun, oyundan çıkartıyorsun.
Akılda kalacak, olabilecek bir şey mi?
Akılda kaldı. Bana göre serinin en akılda kalıcı oyunu oldu.
Hani Wolfage'den Youngblood.
Çünkü seriyi zaten sevdiren Blazkowicz'ti.
Hani ben normal öyle kolay kolay bir oyun karakterine bağlanmam.
Sonuçta sanal, hayali bir karakter.
Ama Blazkowicz çok farklı bir şey.
Ciddi anlamda kendine...
Bir önceki söylediğin gibi sana affedersin ama siktir lan diyeceğim.
Bir oyun karakterine bağlanmam diyorsun.
Kolay kolay bağlanmam. Sayıyorum.
Hayır. Hayır. Seviyorum bak.
Seviyorum. Çok seviyorum. O ayrı bir konu.
Ama hayır. Bak çok fark var arasında abi.
Gerçekten bak. Mesela Siri ile şeyi koy yan yana.
Bilaskoviç'i. Hangisini tercih edesin?
Düşünmeden Bilaskoviç derim.
Çünkü ona gerçekten bağlı.
Çünkü onun bana yaşattığı duygular, aksiyon, o gerilim, özellikle New Colossus'da vermiş olduğu hikaye anlatımı çok başkaydı.
Ha, Siri'nin olayı çok çok daha iyi.
Şöyle bir örnek vereyim mesela.
Witcher, Geralt'sız bir Witcher gibi düşün.
Yani, aynen. Veya Gordon Freeman's Life Life 3 gibi düşün.
Geralt'sız bir Witcher olur. Çünkü orada bir evren var.
Hani onu anlatıyorsun. Hani sadece Geralt'ın üzerine dönen bir hikayesi yok Witcher'da.
Çünkü Witcher kendi yüzünde. Seri olabilir mesela.
Yennefer olabilir. Seri olur.
Yasemin olur. Ama burada şey de oldu mesela.
Half-Life dedik. Half-Life'da Alyx çıktı mesela.
Zorlama yapıldı abi. Ama çok da bu.
Half-Life 3 yapmamak için zorlama yaptın abi yani.
Bence nabız yoktu. Hani hikayeyi de anlatalım.
Hikayeyi böyle bağladın ettin tamam.
Ona lafım yok ama. Hani olacak iş değildi çok fazla.
İki taraflı nabız yoktu daha burada.
Bir Half-Life 3 için nabız yoktu.
Bir de VR çalışması için namız yokladı.
Yok bulut. Yok bulut.
İki tane böyle kızın elinde piç edilmiş bir oyun oldu maalesef.
Hadi onu da geç. Bak hikaye olarak Blaskovic'i koymamış oldun.
Kabul. Ya Wolfenstein serisi single oynanan, hikaye odaklı bir oyun.
Düz bas git. Aksiyon olan.
Önüne gelene vur. Hikaye derdi çok fazla olmayan bir oyun.
Sen bu oyunu neden co-op'a çeviriyorsun kardeşim?
Hani neden? Bethesda hani bir açıklama yap ya.
Ne derdin vardı?
Güzelim seriyi co-op yapıp daha mı çok para kazandın?
Seri çok mu yukarı bir yerlere çıktı?
Seri yukarı ne yukarı çıkması ya?
Düştü oyuncu kaybetti ya.
Oynamadım ya. Oynamadım.
Yarım saat bir saat baktım midem bulandı ya.
Ya mekanikler çok kötü.
Böyle bir şey olabilir mi?
Ki 2019 yılında çıkan bir oyuna göre silahlı aksiyon oyununda en önemli şey ateş ettiğinde karşındaki nesnenin sana vermiş olduğu tepkidir.
Bak nesne diyorum. Yani bu bir duvar olabilir.
Bu bir düşman olabilir.
Bu bir hayvan olabilir. Bu başka bir şey olabilir.
Neyse. Bunu sana verdiği tepki çok önemli.
Çünkü oyunu tok tutan, hani seni tok tutan, oyun zevkini artıran olay budur.
FBS aksiyon numaralarında.
Ve York Blood'da karşına böyle koca koca böyle mekanik düşmanlar geliyor.
Ateş ediyorsun. Lan hiçbir bir şey hissetmiyor.
Hani bir tamam hadi hissetmiyorsun mekanik diyelim.
Bari bir geri tepkimesi olsun.
Silahın bir geri tepkimesi olsun.
Merminin değdiği yerde bir tepkimi olsun.
Bir patlama, çatlama. Hiçbir şey yok.
Aptalca böyle bulmacalar koymuşlar.
Sırf co-op oynansın diye kapıları işte iki kişi açmalar.
Çifteleri iki kişi sürmüyor.
Ya yaparsın da hani...
Bu kadar yani eşeğin gözüne de sokmazsın yani.
Mesela co-op yapsaydın.
Bak mesela bak yine bak. Olabilirdi.
Hani olabilirdi. Hiçbir şekilde olamazdı.
Nasıl olurdu biliyor musun? Blaskovic'i koyacaktın.
Yanına da o hapishaneden kaçırdığın lavuk vardı ya.
Adını hatırlamıyorum şimdi. Onu koyacaktın.
Bak o zaman nasıl olur?
Bundan 10 kat daha güzel olurdu.
Belki ama ben yine söylüyorum.
Ama yine co-op olmaması benim ve senin tercihindir.
Birçok oyuncunun tercihi. Yani bu kadar hızlı bir aksiyon oyunu co-op bence gidemez yani.
Co-op dediğin oyu... birazcık daha sakin olması gerekiyor.
Bir de en çok üzüldüğüm şey şu oldu.
Yok Bulut'un geliştirici firması Arkane Studio.
Arkane Stüdyo'nun yapacağı bir oyun değildi.
Bak Machine Gears hani bir nebze tamam.
Ama Arkane Stüdyo'nun olayı tamamen hikaye odaklı oyun.
Ve böyle uçarlı kaşarlı oyunlar yapmayı seven bir stüdyo bu.
Prey örnek mesela. Prey'in de hikayesi çok deli.
Dishonored. Dishonored. E şimdi yeni geliyor.
Deadlock. Evet. Yani bu tür farklı oyunları yapmayı seven, özgürlükçü düşünen, özgün düşünen bir kafa yapısı olan bir firma.
Sen bu firmaya böylesine bir oyun verip firmanın da...
Kötü bir intiba yakalamasına niye sebep oluyorsun?
Bence bu oyun fikir olarak ilk önce tuttu.
Sonra kotaramadılar bu durumu.
Böyle de kaldı. Ama şimdiki asıl konumuz şu.
Yeni bir Wolfenstein oyunu gelecek mi?
Gelecek mi? Gelirse nasıl ilerleyecek?
Blastcovich'e ne olacak? Blastcovich'e ne olacak?
Bir de şunu da söyleyeyim.
Bu Youngblood çıkarken bir de bunun VR'lı modeli çıktı.
Cyberpilot diye bir oyunu daha çıktı bunun hemen peşine.
Hani onu da birçok oyuncu bilmiyor mesela.
Ben de bilmiyorum. Wolfenstein'ın VR ile oynanan bir oyun çıkardığını birçok oyuncu bilmiyor.
Niye? Yolkblot o kadar serinin içine sıçtı ki.
Hani daha Alyx, Malix ortada yokken Wolfenstein serisinde Cyberplot adında bir VR oyun çıktı.
Ha başarılı oldu, olmadı.
Bu ayrı bir konu. Bu tartışılır.
Ama konuşulmadı bile.
Gelelim asıl 3 sorumuza.
Wolfenstein yeni bir oyun gelecek mi?
Blast Cup 3 olacak mı? Bir de ne demiştim?
3 dedin. 3. bilmiyorum. Ne diyeceksin?
3'ün sorunu ne? Güzel olacak mı?
Yok. Neyse. Ben kendi fikrimi söylüyorum.
Muhakkak ki yeni bir Wolfenstein oyunu gelecek.
Muhakkak. Özellikle de. Half-Life 3'den önce gelecek yani.
Olabilir. Yüksek ihtimal.
Özellikle de Microsoft'un Bethesda'yı satın almasından sonra bu seriyi bırakmazlar yani.
Bu seriyi bırakmazlar. Bana kalırsa aldığı tepkiler üzerine kesinlikle co-op'tan dönecek yani.
Co-op'tan dönecek. Kesinlikle.
O ayrı. Belki oyuna bir multiplayer mode eklenebilir ama ve de Blaskowitz bizlerle tekrardan buluşacak.
Peki o zaman üçüncü soru şu olsun.
Eğer olur da Wolfenstein oyunu gelirse hangi döneme işleyecektir acaba?
Hangi döneme işleyecek? Hani Yonk Blot'tan sonrasını mı işleyecek?
İşte o işgal döneminden sonrasını mı işleyecek?
Yoksa işgal öncesine mi döneceğiz?
Bir flashback olacak mı yani?
New Colossus'un devamı niteliğinde gelebilir.
Çünkü burada Yonk Blot'ta çok ileriye gitti.
Çok ileriye gitti çünkü. Ondan dolayı soruyorum.
Yani şimdi aslına bakarsan şimdi Yonk Blot'un eski tarihini işlersen 10 tane oyun çıkartabilirsin hiç zorlanmadan.
Colossus'la New Colossus'la Yonk Blot arasındaki tarihi işlersen 10 tane çıkartabilirsin çok rahat.
Zorlama yaparsın tabi canım. Çünkü arada çok büyük zaman farkı vardır.
Tabi canım. Orada Yonk Road'da Blaskowitz'in de kulları kadayıf o.
Adam ya 90 yaşına gelmiş neredeyse.
Daha bak bak yine sinirlendi.
Hadi bak hadi çıkarttın.
İki tane kız getirdin.
Co-op yaptın. Şimdi Wolfenstein serisinin en önemli özelliklerinden bir tanesi de ciddiyetti abi.
Blaskowitz ciddi bir karakterdi.
Her zaman. Doğru mudur abi?
Doğru. Bir ağırlığı bir de aşağı olan bir adamdır.
Hani Kapaday filminde sürmeli rolünü oynayan rahmetli Rasim Öztekin'in bir diyaloğu vardı.
Şey gidiyordu yanına. Kenan gelir diyenler.
Kendimiz o yanına gidiyorduk yani.
Bendeki göt diyor hiçbirinizde yok.
Şimdi Blaskovic de öyle bir karakter.
Sağlam bir karakter. Niye bunu anlatıyorum?
Şundan dolayı. Eğer bu kızlar Blaskovic'in kızı ise eğer bunların babası Blaskovic ise anası kim?
Çünkü bu kadar götü başı ayrı oynayan Blaskovic'in kızı olamaz yani.
Ergen, çok ergence yap.
Lan senin baban Blaskovic lan.
Hani hiçbir bir şey almadın babandan.
Bana göre hani benim aslında belki de bilmiyorum hani şu an konuşuyoruz diyorum.
En çok bana sinirime dokunan o karakterlerin vıcık olmasıydı.
Ha belki böyle yeni nesil oyuncuları çekmek için de Böylesine mizah güya, mizah diline hakim bir karakter yapmaya çalışır olabilirler ama oyunun doğasına, oyunun sevenlerine,
fanlarına büyük bir saygısızlık diyenler.
Her şey biraz kavuşa saygısızlık diyenler.
Bence de ama bu durum düzeltilebilir.
Bir sonraki oyun bence çok daha güzel olacak.
Geleceğini ümit ediyorum ben de.
Sen de aynı şekilde. Kesinlikle ya.
Microsoft. Ben yine söylüyorum.
Bethesda'yı. Hani Rockstar nasıl GTA 5 ile GTA 5'i sömürdü böyle.
İnek gibi sağdı. Microsoft da Bethesda'yı sağmadan bırakmazlar.
Bundan sonra bırakma lüküsü yok.
Onun zaten yani. Bırakma gibi bir şey yok.
Zaten onun yani. Boşuna almadı yani.
Neyse. Yani daha çok uzun bir süredir konuşuyoruz.
Daha da konuşulacak çok konu var.
Wolfenstein serisi gerçekten çok konuşulacak.
olsunması gereken özel, güzel bir seriydi yani.
Hem eski... Niye? Biliyorsun.
Wolfenstein hem eski oyuncuları hem de yeni oyuncuları birleştiren bir seriydi.
Hiçbir zaman şey yapmadı. Ben yapım bu.
Ben bu şekilde gideceğim demedi hiçbir zaman.
Doğrusuyla yanlışıyla hem yeniyi kazanmak hem de eskiyi el örtmek için uğraştı.
Youngblood da bunlardan bir tanesiydi aslında.
Ama çok başarılı bir tasarım.
Eskiyi küstürdü. Yeniyi belki kazandı ama onu da düşünmüyorum.
Yeniyi de kazanmadı. Kazanamadı yani.
Farklı bir strateji deneyip eline gözüne bulaştı.
Böyle bir seri bir tane daha seri var.
Bunu da daha sonraları not ediyorum.
Konuşalım. Kim ya hangisi?
Doom ama sadece son Eternal'la bir şey yaptı ya.
Hayır abi. Stratejiyi kaybetmeye çalıştı.
Hayır onu demiyorum. Yine böyle baştan sona konuşulacak bir seriydi.
Haa amenna. Çünkü şey şimdi biz şey konuştuk ya.
Off-Age'den inişli çıkışlı oldu eski yerini.
Doom hep eski oyunlarını elde tutmak için şey yaptı.
Mekaniklerini yeniledi. Tamam.
Ama konuya girdi. Sarı soktum ben oraya.
Sadece dedim ki bu konuyu da konuşalım dedim.
Doom da çünkü çok eski. Eskiye dayanan bir oyun.
FPS oyunlarının atalarından bir tanesi.
Onun da 3D'si falan filan her şeyi vardı.
Ondan sonra geldi falan derken.
Bizlerden bu haftalık bu kadar.
Evet. Şiddetle, şiddetle alıp oynamanız gereken bir oyun.
Özellikle son üçlemeyi muhakkak tavsiye ederim.
Son üçleme değil. Sondan önceki.
Yani ya Youngblood'u saymıyorum oğlum.
Hani mesela Cyberpilot'lası Youngblood'u saymıyorum.
Anlamışlardır dinleyenler. New Order, Old Blood, New Closet.
Old Blood, New Closet. Bunları oynayın.
Old Blood'u siktir et. Wolfenstein'i al onu.
yerine hani 2009'da çıktı.
Neyse. Yine bozuyorum. Öyle bir işleme yapabilirsiniz.
Old Pult bizden değil. Ama yine de bence de alsınlar onu ya.
O fiyat olarak. O zaman alırsanız da ilk onu oynayın o zaman.
Karışır. Ne karakter ya.
New Order, Old Blood, New Colossus.
Bu üçlemeyi oynayın. Çünkü hikaye anlatımı ona göre ilerliyor.
Old Blood'dan başlarsan karışır işte.
New Order'dan sonra Old Blood oynatmayın dedi de bak millet nasıl sövüyor seriyi.
Bizlerden bu haftalık bu kadar.
Biz yoksa bunu tartışmaya devam edene kadar 10 dakika daha geçer.
Bölüm bitmez. Bunun yüklemesi var.
Bilmem nesi var. Kendinize iyi bakın.
İnsanlara doğru bilgi ver.
Doğru bilgi veriyorum ben zaten kardeşim.
New Order'dan sonra Old Blood hikaye adına Old Blood oynamayın.
Oynayacaksanız da araya bir 6 ay falan süre koyun.
Oyundan soğursunuz. Zaten bunu alıp hemen bitirecek diye de sanmıyorum ya.
3 oyunu alıp da adam niye peş peşe oynasın ya.
Ben yaptım. Crysis'ta yaptım.
Ama ne zaman yaptın?
Yakın zamanda yaptın.
İlk çıktığı zaman yapmadın yani.
Yine de yapılmaz.
Ben yapmam mesela. Evet.
Hiçbir oyunun serisini peş peşe oynamamak lazım.
Çünkü bir ara vermen lazım. Ama bilmiyorum belki olur.
Half-Life ben yok yapmıştım.
Half-Life 2, sonra Episode 1-2'yi oynamıştım.
İyi değil işte. İyi değil abi iyi değil. Ama yok orada direkt devam niteliğinde olduğu için.
Ama Episode, bak Episode'lar ayrı.
Episode'lar DLC gibi bir şeydi yani.
Ama oyun kıvamındaydı yani.
Tamam iyi kalite olarak tamam da seri oyun oynadığın zaman muhakkak araya başka bir şey sokman gerekiyor ya.
Kafa dağıtmak gerekiyor. Özellikle.
Çünkü ezberliyorsun her şeyi bu sefer.
Ezbere gidiyorsun ama hep sıkılmaya başlayacaksın yoksa.
Ya da farklı böyle mekan farklı mekan farklı.
mekanikler olursa eğer o sıkmayabilir.
Onu yapabilen seri oyunlar çok nadirdir abi.
Devam edecek miyiz biz böyle? Mesela Far Cry.
Ne yapıyor? Mesela şöyle biz çok eleştiriyoruz ama Far Cry mesela 3, 4, 5'i oynayabilirsin üst üst.
Genel hatları aynı.
Evet. Mekanikleri ve şeyleri.
3, 4. 3'den sonra 4.
Hatta araya primali de atabilirsin.
Atma. Yani mesela örnek veriyorum.
Bambaşka şeyler olduğu için söylüyorum.
O atmosfer olarak iyi var ama mekanik olarak.
Ama şey var orada da ilken silahlar kullanıyorsun.
Ateşli silahlar değil ilken silahlar.
Ya işte farklı mesela hani dedin ya bir anda aklıma geldi oradan söyledim.
Evet hani o Far Cry serisini öyle şey diyebilirsin.
4-5 belki olmayabilir ama hani 4.
Biri bilmem nerede geçiyor. Biri Himalayalarda geçiyor.
Biri orada geçiyor. Far Cry 4 nerede geçiyordu?
Far Cry nerede geçiyordu hatırlamıyorum.
Far Cry 4 primal değil mi?
Öyle miydi? Öyle miydi? Bilmiyorum.
Far Cry serisi bende yok çok fazla biliyorsun.
3-4 yok değil 4 başka.
4 nerede geçiyordu hatırlamıyorum ama primal 4'ten sonra çıkmış olması lazım.
Bundan sonra 5 çıktı. 5 günümüze yakın tarihliyor.
Mekan olarak. Hatta 5'i çok kısa.
Abi biz ne konuşuyoruz? Bence burayı silelim.
Tamam mı? Biz bitirelim. Bir sonraki bölümde görüşünce kadar kendinize iyi bakın.
Editlemeyeceğim değil mi? Editlemeyeceğim.
Kalsın be. Sen patlattın kendi kendine.
Diyecekler falan. Bilmiyor ne konuşuyor.
Karıştırabilirim. Allah Allah. Karıştıramazsın abi.
Sen burada. Bir o TRT olarak duruyorsun.
Ne yapayım kaydı durdurayım şimdi ona mı bakayım hatırlamıyorum.
Gerekiyorsa bakacaksın. Arkadaşlar kendinize iyi bakın.
Görüşmek üzere. Sağ olun sağ olun.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
