
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben de Urkar Ağa.
Bu haftaki sohbetimizin konusu 300 liralık...
Çok heyecanlısın bu haftada.
Sen demeden ben diyeyim dedim ama yine olmadı.
300 liralık bir oyundan, bir o mutanttan bahsedip yine her zamanki gibi dolu dolu gündem haberlerimizle devam edeceğiz.
Aslında ben şöyle girecektim sohbete.
300 liraya neler yapabilirsiniz diye girecektim ama sen 300 liralık oyun deyince...
Ölmeyeyim dedim. Devam edelim dedim.
O zaman şöyle başlayalım.
Sana bir soru sorayım. 300 liraya neler yapabilirsin?
Neler yaparım bilmiyorum ama bir oyuna para vermem herhalde yani.
Direkt ben onu söyleyeyim.
Öyle dersen olmaz. Veriyoruz ki...
Bozacağım seni. Veriyoruz ki oynuyoruz yani.
Ama bu olmaz şimdi yani.
Yani 300 lira gerçekten çok şey yapıyor ama gerçekten böyle bir oyuna para verilmez.
Bu kadar. Nasıl diyeyim ya?
Ham oyuna bu kadar para verilmez öyle diyeyim.
Sanki böyle biyomutant...
Tam bir oyun değil de erken erişime çıkmış bir oyun gibi duruyor daha çok.
O zaman kısaca oyunumuzun hikayesinden bahsedelim.
Bir hayat ağacı mevcut oyunda.
Evet. Hayat ağacını insanlık...
Dünyanın içinden geçmiş her zamanki gibi.
Böyle bayağı bildiğiniz kıyamet sonrası bir dünya oluşturulmuş.
İşte bu hayat ağacı da artık zehirli atıklarla, petrol atıklarıyla varlığı tehlikeye girmiş.
Bizler de biyomutant olarak bu ağacı kurtarabiliriz de kurtarmayabiliriz de.
Çünkü malum oyun bir RPG oyunu olduğu için...
Yapmış olduğunuz tercihler oyuna direkt etki ediyor.
Çünkü niye RPG demek bu demek.
Oyun bize iki seçenek sunuyor.
İsterseniz iyi tarafı seçebilirsiniz veya kötü tarafı da seçebilirsiniz.
Ya bu güzel bir şey ama yani bunu çok erkenden daha oyuna girer girmez direkt karşımıza bir iki yol çıkıyor ve diyor ki biri karanlığa biri aydınlığa gidecek.
Ya tamam şeyi anlıyorsun hani biri iyi karakter biri kötü karakter olacak ama hani neden bu tercihi...
yapıyoruz? Niye?
Hayırdır? Ne oldu? Bunu oyuncuya aktarmadan direkt böyle bir tercihin içerisine sokmak zoraki yapılmış bir RPG alternatifi gibi durmuyor mu sence?
Aynen öyle. İlk önce bir şey yaparsın.
Küçük bir anlatım yaparsın.
Dersin böyle böyle hani aydınlık taraf bu yüzden var.
Karanlık taraf bu yüzden var.
Bunlar arasındaki savaş bu.
Aydınlığı seçersen bu yolda ilerlersin.
Karanlığı seçersen bu yolda ilerlersin diye bir şey sunabilirsin.
Ama direkt lap diye sana diyor ki ya oradan git kardeşim ya buradan git kardeşim.
Ben oyunlarda genelde iyi karakteri oynamışımdır.
Özellikle RPG oyunlarında.
Böyle karşına bir NPC çıkar sende şu yardımı ister.
Yardım edersin ya da iyi yolu seçersin ve devam edersin.
Ama ben belki de ilk defa diyebilirim bir oyunda tamamen kötü bir karakter şeklinde ilerledim.
Kanallık tarafı seçtim.
Oyunu ilerleyen bölümde İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Çünkü o kadar sinirlendim ki.
Şuna sinirlendim ama ben.
Dedin ya hikaye anlatımı şu şekilde.
Direkt oraya bağlayayım ben de.
Bir oyunun hikaye anlatımı nasıl olmamalı sorusunun cevabı bana göre biyomutanttır.
Karşılaştığın her NPC homurdanıyor.
Yani konuşma yok. Belki şey yapmaya çalışmışlardı işte hani bunlar mutant farklı bir değil hani bunlarla iletişim kurulamıyor ya da farklı bir şekilde kuruluyor şeklinde bir şey oluşturmaya
çalışmışlar belli ki ama o şey olmamış.
Yani o homurdanıyor ondan sonra anlatıcı var anlatıcı devreye giriyor.
Sonra sen cevap veriyorsun.
Anlatıcı onu söylediklerini söylüyor ondan sonra sen yine homurdanıyorsun.
Anlatıcı bu sefer tekrar senin şeylerini anlatıyor.
Ya çok yoruyor ya gerçekten çok.
görüyor. Ama iyi yönden bakıyorum ben.
Atlama şeyi koymuşlar yani.
Düşünsene bir de bunu atlayabiliyorsun.
Kırardım ya. Bak hani aklıma direkt şey geldi.
Gençin İmpek geldi. Gençin İmpek'le de çok fazla diyalog vardı hatırlarsan.
Ama hani onun diyalogları bir nebzane iyi de sıkmıyordu çok fazla seni.
O da çok uzundu ama. Ya burada diyaloğu iki kere dinliyorsun neredeyse.
Birini anlamıyorsun. Hikayeci kalkıyor.
Aslında anlamadın sen. Biliyorum anlamadığını.
İşte şunu demek istiyor. Sonra sen cevap veriyorsun.
Sonra devam edip.
Ve bu Tüm NPC'lerde geçerli.
Tüm diyaloglarda, tüm konuşmalarda bu şekilde ilerliyor.
Oyun baştan sona bu şekilde ilerliyor.
Hatırlıyorsun oynarken ben bir karakter görmüştüm.
Bakayım bu ne demiştim yanına gitmişim.
Başladı konuşmaya. Bas bas bas geç.
Kapat kapat kapat hemen. Oradan uzaklaşmıştım yani.
Oyunun normalde Türkçe dil desteği yok bu arada.
Ama sağ olsun gönüllü bir arkadaşlar Türkçe dil yamasını yapmışlar.
Türkçe yama yapmışlar oyuna. Oyunun ilk yarım saatinden sonra bir tane diyaloğu okumadım bile.
Direkt atlak için. Direkt atlak için.
Bir de şu var. RPG oyunu ya bu.
Seçenekler çıkıyor işte. Şunu deyip bunu diyebilirsin diye.
Yani bu konuda çok sığ.
İkinci en kötü olduğu nokta grafikleri.
Yani grafik konusunda kıyamet sonrası dünyadan bahsediyorsun.
Ama inanılmaz renkli bir yer.
Onda da şey geldi aklıma.
Ne geldi? Farklı bir oyun vardı değil mi?
Kıyamet sonrası. New Dawn mıydı galiba?
Pembiş pembiş. Her şey bunda çok pembişlik yok ama.
Ya şu var. Oyunun grafikleri böyle iyi olacakken olmamış durumda.
Yani kötü değil bu arada oyunun grafikleri.
Bir de şu var. Oyunda grafik çok önemli değil.
Ben bunu geçen haftalarda da konuştuk hatta seninle hatırlıyorum.
Ama eğer bir grafik kalitesi yapmaya çalışıyorsan bunu yapmak zorundasın.
Bir renk paleti kendine belirliyorsa onu baştan sona götürmek zorundasın.
Burada da biraz gerçek şeye kaçmaya çalışmışlar.
Olmamış. Bir de kaplamalarda da sıkıntı var.
Fizik, grafik aynı zamanda nesne fiziklerinde de sıkıntı var.
Hani böyle duvarın içerisinden kafanı sokabiliyorsun.
Kapıların menteşesinin arasına kafanı sokabiliyorsun.
Bir tane boss çıkıyor diyelim.
Savaşıyorsun, öldürüyorsun onu.
Yere yığılıyor. Aa tamam diyorsun.
Sonra ölen yaratıkların, bossların...
İçinden geçiyorsun. İçinden geçiyorsun.
Olmuyor işte. Sırıtıyor.
Bu tamam oyunu çok fazla kıran sebeplerin arasında değil belki ama.
Hatta yani sen söylemeden ben söyleyeyim.
Cyberpunk bug'ların yanında bunlar hiçbir şey tabii ki ama.
Göze batıyor işte ya. Hani maalesef göze batıyor.
Ya direkt o atmosfere oturduğun zaman oyunun başına o atmosfere giremiyorsun.
Girmeni engelliyor. Renk paleti bence çok uygun bir renk paleti değildi.
Ama bunların hepsi kabul edilebilir şeyler.
Eğer oynanış çeşitliliğini oyuncuya aktarabilseydin.
Yine Genshin Impact'ten örnek vereceğim.
Oynanış çeşitliliği Genshin Impact...
Kalitesinde diyebilirim.
Hani çeşitli daha doğrusu sayısı miktarında diyebilirim.
Bayağı bir çeşitli. 6 farklı sınıftan 6 farklı şeye kadar türe kadar karakterini oluşturabiliyorsun.
Bu arada karakterinizi oluşturabiliyorsunuz.
Her şeyini oluştur. Yani giydiği kıyafeti, şeklini, meklini her şeyi ayarlıyorsun.
Bayağı detaylı bir karakter oluşturma var.
Özelliklerini siz belirleyebiliyorsunuz.
Ondan sonra oyun içerisinde craft sistemi var, loot sistemi var.
Silah yapabiliyorsunuz, kıyafet yapabiliyorsunuz.
Ciddi bir çeşitlilik var.
Çok ciddi çalışılmış, üzerine durulmuş şeyler var oyunda.
Ama keşke bu kadar çeşitlilik koymaya çalışmasaydım.
Aynen öyle. İki karakter koysaydın ama doğru düzgün koysaydın.
Yani şimdi bu kadar şey saydık ama bunların hangi biri kullanılabilir veya oyun içerisinde güzel yedirilmiş dersek yani çok az.
Bunun en büyük sebebi de oyundaki oynanış hissiyatının, aksiyon hissiyatının yani özellikle dövüş sisteminin çok ham olmasından kaynaklanıyor biraz da.
Hani uzak mesafeli dövüşlerde yani savaşlarda hani bir nebze kotarıyorlar duruma.
Ama yakın dövüşe girdiğin zaman gerçekten havayı yumrukluyor musun?
Hissine kapılıyor musun? Uzakta da iyi değil ki.
Değil zaten ama yakın ondan da kötü.
Mermi süngeri canavarlar.
Tabii tabii öyle öyle. Oyunun tek zorluğu mermi süngeri.
Ben ilk oyunu oynarken sana söylediğimi hatırlıyor musun?
Bu adam ne zaman ölecek dedim.
Rahat 6 şarjör boşalttım üstüne.
Adam ölmedi ya.
Yani şimdi oyunlara bakarken şeyi ister istemez yapıyorsun abi.
Fiyatına göre konuşuyorsun.
Şimdi 300 liralık bir oyunu eleştirirken 20 liralık bir oyunu eleştirir gibi eleştiremezsin.
Çünkü bir oyun diyorsa ki ben 300 liralık bana 300 liranı vereceksin diyorsa ben de o zaman tüm ince detayına kadar kurcalarım abi.
Zaten şöyle bir durum var.
Bu her şey için geçerli.
Aldığım bir üründe de bu geçerli.
Hani oyun için... kıyaslamıyorum sadece.
Mesela bir tişört aldın.
Bunu fiyatına göre değerlendirsin.
Aynen öyle. Veya bir bilgisayar aldın.
Bunu fiyatına göre performansını değerlendirsin.
Bu her şeyde böyledir. Bu eğer 50 liralık bir oyun olsaydı biz ha bağımsız bir geliştirici derdik.
Bunu yapamamış derdik.
İleride gelecek vaat ediyor derdik.
Ama sen çıkıp yeni bir firma kurmuşsun.
20 kişilik bir ekip.
2015 yılında kurulan bir firma.
Bu arada onlara söyleyelim konusu açılmışken.
Bu arada Mad Max ve Just Cause.
Chaos serisinde çalışan arkadaşlar o şirketlerden ayrılıp bu yeni şirketi kurmuşlar.
Ve oyunu geliştirmişler. Yollar açık olsun.
Bu onların ilk oyunu bir de.
Öyle bir durum var. Geliştirici firmanın ilk oyunu.
Şunu da söylemek istiyorum.
Lafını kesiyorum ama. Bu oyun erken erişim deseydi ona da yine bir nebze tamam diyebilirdim.
Ama sen çıkıp tam sürüm oyunu çıkartıp 300 lira gibi bir de fahiş bir fiyat koyuyorsan buna bunu biz en sert şekilde eleştiririz.
Söylemek istiyorum. zorundayız yani.
Hani oyun aslında eğlenceli bir oyun.
Hani kağıt üzerinden baktığın zaman en azından.
Oynarsan belki hatta keyif de alabilirsin belli bir süre ama oyun kendini çok fazla tekrar ediyor ve hikaye anlatım tarzı inanılmaz yoruyor oyuncuyu.
Vuruş hissinin de kötü olması.
Bossların veya yaratıkların mermi süngeri olması artık kendini sıkmaya başlıyor.
Özellikle 4 saatten sonra bu oyunu oynamak gerçekten ciddi bir ızdırap haline geliyor.
Bu fiyat politikasına bu kadar takılmamızın sebebi de aslında birazcık şu.
Mesela geçen gün konu hakkında konuşacağız da Far Cry 6'nın tanıtımı yapıldı.
Evet. Yani Ubisoft gibi bir firmanın...
Far Cry oyunu ön sipariş şu an 269 lira olması lazım yanlış hatırlamıyorsam.
Evet o fiyat çok şaşırtıcı bir fiyat.
Çok şaşırtıcı bir fiyat.
Genel fiyatlandırmaya da bakarsak çok yüksek.
O yüzden biz fiyat konusunda bu kadar takıldık.
Böyle bir yapımın bu kadar pahalı olmaması gerekiyor.
Neyse daha fazla uzatmayalım istersen abi.
Yani özetlemek gerekirse şu an oynanabilecek bir oyun değil bizce.
Şu anlamda yine oynanır da hani sıkılır insan.
Sıkılırsınız. Bir de aklına 300 lira verdiğin gelecek.
Hepten bunalacaksın. strese gireceksin.
Nerede bunun 300 lirası diye.
O yüzden ancak indirim döneminde böyle 50-100 arasına inerse belki ya da Game Pass'e gelirse çünkü Xbox'da da çıkan oyun bu.
Belki Game Pass'e gelir oradan oynarsınız yani.
Yoksa bu fiyata bu oyun oynanmaz yani diyerek bence oyun bölümümüzü kapatabiliriz.
O zaman gündem haberlerimize geçelim.
Direkt Far Cry ile başlayalım o zaman istersen ya.
Far Cry'dan konu açtım madem.
Tamam. Far Cry güzel bir oynanış videosu tanıtıldı.
Evet sen de bayağı bir yükseldin.
Ben bayağı bir yükseldim. Far Cry 5'ten...
Hatta bayağı bayağı herkes yükseldi.
Ben yükselmedim herhalde ya.
Far Cry 5 değil de Far Cry 3'den sonraki...
Hiçbir Far Cry oyununda o heyecanı alamamıştım ben.
Bu oyunda ise farklı bir şey var.
Far Cry oyunları çıktığı zaman grafiksel olarak çalın ötesindeydi.
Çok gerçekçilik bize vadediyordu.
Ama sen şuna bağlayacaksın.
Şu an konuşmanın sebebi Ubisoft'un bütün oyunları çıkarken downgrade diyor diyeceksin.
Ona katılıyorum ben.
Gülgün güldür güldür de karakter var diye.
Sonra ne olmuş?
Aman niye? O modda dinliyorum gerçekten.
Farkındayım. Bu Far Cry'e yükselenleri gerçekten hayret yaşayan.
Farkındayım. Bak ben sana ne diyorum?
Ben sana ne diyorum? Far Cry 3'ten sonra ben zaten Far Cry serisini çok hayranlıkla oynamadım.
Tamam devam et. Tamam devam et. Şu an gördüklerimi söylüyorum ben sana.
Bak böldüm ben işini ya.
Grafik diyordun. İşte döneminde Şah-Altazı-Altazı oyun diyordun.
Bahsettikleri üzerine açık dünyası, açık dünya niteliğinde olacak.
Tamam. Yani çok devasa olacak.
Tamam. Onun dışında karakter...
artık görebileceğiz. Normalde hani FPS oyunlarında çok fazla özellikle Far Cry oyunlarında karakterlerden çok görüntüler göremiyorduk.
Şimdi sinematiklerde biraz daha kamera açısını değiştirip karakterleri tanıtmışlar.
Birazcık hikaye anlatımı değiştirilmiş. Kötü adamımız güzel.
Onun dışında farklı silahlar eklenmiş.
Onlar da hoşuma gitti. Özellikle bir disk atar silahı var.
Onu oynamak için sabırsızlanıyorum.
Tabi ki Ubisoft'un çıkartacağını düşünürsek bu oyunu.
Görev şemasının değişmeyeceğini çok fazla düşünerek yine de bu hype'ımı çok yükseltmiyorum.
Seni söylemek istedin, söylemek istedim.
Gel benim yanıma şimdi. Gel, gel benim yanıma.
Sen ne diyorsun şimdi? Senin tek sıkıntın, şu anki sıkıntım gördüğüm kadarıyla görevlerin birbirini tekrar etmesi, sürekli outpost ele geçirme, abidik gubidik yan görevler.
Devasa harita ayağına boş bir harita içerisinde kalma.
Onun dışında büyük beklentiler vaat edip klasik bir oyun ile karşı karşıya kalmak.
Sadece grafik anlamında insanları tatmin edip içerik anlamında boş bir içeriğin içerisinde kalmaktan korkuyorum.
Ben ilk Far Cry 6 haberi çıktığında da hiç heyecanlanmamıştım.
Çünkü o kadar insanlar soğudu ki, o kadar böyle ilçeler ilçesinde boğuldu ki.
Yeni bir Ubisoft oyunu, özellikle aynı markanın yeni bir oyununa heyecanlanmak bana göre pek doğru bir hareket değil.
Ben en son Cyberpunk hype'ını içimde patlatmış biri olarak söylüyorum.
Hiçbir oyuna çıkmadan ne kötü derim, ne iyi derim, ne hay...
Heyecanlanırım biraz. Evet Far Cry 6 gerçekten oyuncuları...
heyecanlandırmayı başardı.
Bak bunda hiçbir sıkıntı yok ama hype çok farklı bir nokta.
Yani ya Cyberpunk'da yaşadığımız felaketleri hatırlamıyor musun abi?
Ya orası öyle. Ben de aynı şekilde bak.
Fark ettiysen. Bak şeyim bana Cyberpunk'ın bana en büyük katkısı şu oldu.
Soğukkanlı olmayı tamam mı?
Sağduyulu yaklaşmayı bana gösterdi.
O yüzden Far Cry 6 evet heyecanlandırdı.
Güzel değişiklikler yenilikler içerisinde barındırıyor gibi duruyor.
Hem grafiksel anlamda hem hikaye anlatımı ki o karakteri Görme olayı hikaye anlatımında çok ciddi bir katkı sağlayacaktır.
Özellikle Far Cry'e sadece kötü karakterlerin meşhur olduğu bir oyun olduğunu düşünürsek yani ana karakterlerin neredeyse hiç kimse adını bilmiyor.
O yüzden güzel oldu. Ama çıksın.
Sakin sakin oynayalım.
Ondan sonra kararımızı verelim abi.
Çıktıktan sonra tekrar bunu tabii özel olarak konuşacağız.
Kesinlikle. Bir sonraki haberimize geçelim.
Güzel bir haber. Hatta çok güzel bir haber.
Evet. Ben oynamıştım ama sen oynamamıştın bunu.
Yok ben birçok PlayStation oyun oynamadım ya maalesef.
Konsolum olmadı. Biz fakirdik ondan dolayı.
Fakiriz abi biz. Konsolumuz olmadı.
Horizon Zero Dawn ve Days Gone'dan sonra Uncharted'da Uncharted 4 de PlayStation için değil.
PC için gelecek. PC için geliyor artık.
Bunu artık Sony şey yaptı ya.
Güzel bir pazar genişlemesine gidiyor gerçekten.
Hayırlı olsun ya. Oyuncular için güzel bir haber.
Özellikle ben gibi konsola uzak olan kesimi elde tutmak için güzel bir gelişme.
Bakalım daha fazla oyuncu geleceğini düşünüyorum ben.
Özellikle bu tarz oyunların birçok kişi belki yurt dışında öyle değildir ama Türkiye'de oynayamamış olması.
Yani dünya geneline bakarsak büyük bir kar elde edecektir Sony'un.
Kesinlikle. Suat yapmış olduğu oyundan yine para kazanacak yani.
Geç kanınlamış bir şey bence.
Bundan sonra çıkartacağı özel oyunlarda.
Yenileri dahil olmak üzere belki belli bir süre çıkarmaz onlar.
En azından 1-2 yıl bekler.
Ondan sonra çıkartır. Ondan sonra çıkartır bilgisayarı.
Ve bunu bir satış, pazarlama satıcısı haline de dönüştürecek gibi duruyor.
Kesinlikle. Hani bir oyunu çıktığı gibi oynamak istiyorsan konsol da oynayacaksın.
Konsolu takip edeceksin. Ama ben gibi acelesi yok.
PC'ciyim diyorsan 2 yıl sonra deneyeyim diyebilirsin.
O yüzden güzel bir görüş. İki tarafı da üzmeyecek bir durum aslında.
Bazı şeyler konsol kullanıcılara şey demiş.
O zaman ben niye konsol alıyorum?
Kardeş sen 2 yıl önce oynuyorsun oyunu.
Çıktığı gibi tadını alıyorsun. Bizim spoiler yeme tehlikelimiz var.
Yani oyundan soğuma tehlikemiz var.
Bir dünya şeyle karşı karşıyayız yani.
Aynen öyle. Oyun oynuyor.
Kendi keyfine bak. Tabii.
Resident Evil Village. Geçen hafta konuşmamış galiba.
Bu hafta yine bir yer verelim.
19 günlük satış rakamını açıkladı.
4 milyon adedi açtığını açıkladı.
İyi rakam. İyi para abi.
İyi para iyi rakam. İyi para abi.
Özellikle şu korku oyunlarının açlığı olduğu dönemde güzel bir ivme yakaladı.
Ama bir de güzel de çıktı abi ya.
Çok temiz çıktı oyun yani. Temiz çıktı temiz çıktı.
Hakikaten temiz çıktı. Ama benim aklımda yine ne var biliyor musun?
Hidayo Kojima'yı bekliyorum.
Oynayamadıktan sonra yani sen oynan ben oynarım her türlü de oynayamayacağım bir oyuna niye?
Abi ben sadece bak.
Bir oyunu oynayıp oynamaman şu an kendi açıma konuşuyorum.
Ben senin için konuşuyorum sadece. Bir oyunu oynayıp oynamaman çok da şey değil.
Yapılan emeğe ben saygı gösteriyorum anladın mı?
Mesela bu korku oyunu benim oynamamam.
Senin oynamam ve senin verdiğin tepkiler ve genel insanların verdiği tepkiler de benim için önemli.
E tamam onda lafım yok da hani.
Sonuçta bir topluma kazandırılmış bir şey değil mi?
Oyun toplumu şimdidir, toplum oyunu şimdidir muhabbetine kadar gideceksin herhalde öyle gözüküyor.
Neyse bir şey söyleyelim.
Diğer bir haberimiz de Daylight 2'nin çıkış tarihi belli oldu.
7 Aralık 2021 olarak söyleniyor.
Tabii bir ertelenme.
Gelir büyük bir ihtimal şimdiden söylüyorum.
Büyük bir ihtimal bu oyun.
Kasımı geçirdim. 52'nin kası.
Kasımı geçiyor ya bu oyun.
Seneyi atabilir belki. Bak şimdiden söylüyorum.
Burada belge olarak dursun burada.
Büyük bir ihtimal 2022'nin ilk aylarına, Ocak, Şubat'ına erteleyebilirler.
Ocak, Şubat, Mart gibi gelebilir bu oyun.
Çünkü ne biliyorsun? bu.
Far Cry 600. Yok yok ondan o değil.
O da var. Gamescom ve diğer oyun ödüllerinden dolayı.
Onlar Kasım'dan sonraki oyunlar almıyor ya.
Ama zaten seneye olmuş olacak.
Kasım'dan sonra olacak. 2022 olacak o zaman.
Tamam. Ocak ayında alacak onlar.
Ocağa aktarılır her türlü ya.
Zaten Kasım'dan sonra çıkınca otomatik olarak 2021'de olmuyor.
2022'de olmuyor. Neyse ya sonuç olarak.
Ya bu oyun zaten ertelenme gelecek.
Çünkü geliştirilirken çok büyük sıkıntı.
Altyazı M.K.
Ve geldik son son son ve en güzel haberimize.
Hatırlarsan geçen hafta konuşmuştuk.
Epic Games çok baba billurlu bir oyun verdi.
NBA'yi verdi.
Sen almamıştın. Sen bana demiştin.
Haftaya da güzel bir oyun geliyor.
Öyle dediler oğlum.
Gizemli bir oyun geliyor. Hatta bana dedin.
Ne güzel olur dedim.
Hayaller. Hayatlar işte oğlum.
Ben sana dedim ki.
Şimdi NBA'yi verdiler.
İyi bir oyun gelmez dedim.
Dedim dedim ne oldu şimdi?
Dinlemedim beni. Dinlemedim seni abi.
Haftaya veririm mi? Bu hafta kötü verdi ya.
Bu arada herkes biliyordur muhakkak.
Çünkü şu an dalga konusu oldu bu çünkü.
Epic Games'in verdiği oyun Among Us abi.
Maalesef Among Us yani.
Ne diyeyim ya. Maalesef ve maalesef Among Us.
Büyük bir ihtimal ben de bu oyuna herhalde şey eklemem yani.
Bak NBA'ye ekledim.
Kütüphaneye bunu eklemeyebilirim ya.
Ne oldu kardeşim? Ekle. Bedava oyun ya.
Ne olacak ya? Lan eklerim.
Canıma sıkmayın yani. Hepten uzağım bu oyuna çünkü ben ya.
Bir de 8 liralık oyun. Neyse.
Parası çok önemli değil de Among Us olması biraz şey yani.
Yani değil mi? Haftaya da o zaman şey verir.
alırım ama. Bak onu versin onu alırım hakikaten bak.
Alırım ama oynarız onu beraber.
Arkadaşlar bizi dinlediğiniz için teşekkürler.
Ne var bunun ya? Programımız da burada sonlanıyor.
Bak abicim bak bu tür oyunlar bak eğlenceli oyunlardır.
Hani sadece şu var girerim oynarım gülerim çıkarım hani ekmek yeme peşine düşmediğim sürece sıkıntı yok ki ya.
Bilmiyorum ben ikisine de gerçekten uzağım yani.
Ya işte bak bu niye biliyor musun işte maalesef ki maalesef bu tür oyunları o kadar çok böyle gözümüze sokuyorlar ki artık midemiz bulanıyor.
Belki oyun gerçekten güzel, eğlenceli, keyifli ama artık midemiz bulandığı için uzak duruyoruz.
Yani bu şey gibi düşün. Çok sevdiğim bir yemeği sürekli yemeğe benziyor yani.
Ben yerim. Yiyemezsin abi yani.
Bir hafta yersin. Bir hafta peş peşe her günden bahsediyorum yahu.
Gıcık gıcık ne konuşuyorsun?
Allah Allah. Yani illa her hafta bana bir gıcıklık yapacaksın değil mi?
Ya Valve'den bahsedeceksin ya başka bir şekilde beni sinir edeceksin yani.
Allah aşkına şu an Valve ile ilgili bir şey söyledim mi?
Diyorum yani illa bir gıcıklık yapacaksın. Açtın mı hiç ağzını?
Allah Allah. Burada da başka bir gıcıklık yapıyorsun.
Her gün aynı yemeği mi yiyorsun oğlum sen ya?
Aynı şeyi sen bana yaptın az önce.
Ne yaptım ben sana? Beni şey yaptın ilk oyuna giriş yaparken orada kestin beni.
Bir şey dedin mi sonra? Hayır demedin ama şey yaptın orada kestin beni yani sonuçta.
Allah'ım. Neyse. Bizlerden de bu haftalık bu kadar sohbetimiz bitince ben şimdi Necmettin'i Valve daralayacağım.
Tamam. Haftaya tekrar görüşmek dileğiyle.
Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
