
Transkript
Bir Çay Bir Oyun'dan herkese selamlar.
Ben Necmettin Turan. Ben de Uğur Karak.
Geçen hafta programı izleyenler bilirler karantinada oynanacak oyunları listelerken orada bazı oyunlar böyle maziye götürmüştü.
Bayağı bir maziye götürmüştü.
Ben de dedim ki madem geçen hafta böyle bir olaya girdik neden bu haftada iyice dibine sığırmayalım diye çocukluğumuza böyle 90'lı yıllara gideceğimiz bir bölüm olacak bu bölümde.
Sizlere... Çocukluğumuzda oynadığımız daha bilgisayarlar, konsollar, Nintendo Switchler yokken Atari'lerde oynadığımız oyunları hatırlatalım istedik.
Belki bazıları bu oyunları sadece ismen duymuş olabilir.
Veya hani şu an mobil versiyonları var.
Onları belki görüp oynamış olabilirler ama bizim zamanımızda bizlerin en büyük eğlencesi buydu.
Ya bir mahalle maçları iki Atari oyunlarıydı yani.
Saklanmaç, Kuka falan onlar da vardı ama neyse onları...
Hitler bunlardır abi. Şimdi Hitler diye girdik o zaman...
Ateri'nin en büyük hitinden bahsedelim ki günümüzde de hala özellikle Nintendo oyunları olarak en iyi oyun olarak gösteriliyor.
Mario. Tabii ki de Süper Mario.
Değil mi? Süper'i de var. Süper'i de var.
Süper olması olmaz. Yani eğer çocukluğumuzda oynadığımız oyunlardan bahsediyorsak ve bu Ateri oyunuysa bunun ilk önce söylenmesi gereken oyun Mario'dur.
Şimdi listenin ikincisini üçüncüsünü belki tartışabiliriz ama yani birincisi tartışmasız Mario.
Suhi tesisatçımız.
Bıyıklı amcamız.
Prenses düşkünü Mario.
Evet. Söyleyecek çok fazla bir şey yok.
Buradaki oyunlar hakkında böyle kısaca böyle bahsedip devam edelim ki insanları da sıkmayalım.
İkinci oyunumuz geçen hafta bahsetmiştik bunu.
Evet. Bomberman.
Bir çoğu kişi belki hani şu an mobilini oynamıştır.
Ama zannetmiyorum artık mobilde de öyle oyunlar var ki yani.
Bu tür oyunlar pek ancak böyle retro sevenler için.
Retrocular için vazgeçilmez bir oyun diyebiliriz.
Bomberman'da hem taktik hem strateji heyecan baya içerisinde elementler bulunduran bir oyundu.
Zevkli bir oyundu yani. Bombaları böyle kutuları kenara koyup patlatıp düşmanları öldürdüğümüz ilerledikçe de zorlaşan level sistemi güzeldi yani.
Diğer oyunumuz Adventure Island.
Şimdi bu oyunu belki bir ismen hatırlayamayabilirler dinleyenler.
Şöyle tarif edelim.
Yani Mario'nun donsuz hali.
Yani en kabatı haberiyle donsuz hali.
Böyle bir onun kaykayı vardı böyle.
Kaykayına biniyordu böyle gidiyordu ilerliyordu.
İşte meyve falan topluyordu.
Gelen düşmanlara meyve falan atıyordu.
Değişik güzel bir aksiyon oyunuydu.
İkisi de bıyıklı sadece biri çıplak.
Evet biri donlu biri donsuz abi.
Yani hemen hemen kabiliyetleri de aşağı yukarı aynı.
Yani kısmen birbirlerine yakınlı.
Sirius Charlie.
Büyük bir ihtimal bu oyunun isimlerini de hatırlamayabilirler.
Çünkü ben acaba çocuklukta ne oynadık diye böyle internette dolaşırken aa bunun ismi bu muymuş dediğim çok oyun oldu bu listeye hazırlarken.
Bu da bunlardan bir tanesi.
O yüzden tarif etmemiz gerekiyor.
Bu iki kişilik oynanabilir.
Bu sirkte geçen bir tane oyun vardı.
Böyle atın üzerinde halkalardan yanan halkalardan atlayıp ilerliyordun ya.
O işte hani sirk oyunu diyebileceğimiz.
Tarihin ilk co-op oyunu da olabilir mi?
Öyle de diyebilir miyiz yani? Çok iddialı konuşmak istemiyorum ama.
Böyle ailenizle, arkadaşınızla, dostunuzla oynayabileceğiniz güzel bir oyundu.
Müzikleri bile harikaydı ya o zamana göre yani.
Tabii bu konuştuğumuz her şey dönemin...
8 bit müzikler vardı o zaman tabii ki çok güzeldi.
Dönemin atmosferini uygun olarak bulmuştu hepsi.
Şimdi bu oyunu elbet herkes görmüştür yani.
Hani Dark Hunt oyunumuz.
İsmini hatırlayabilirler.
Bir tarif et. Yani parası olanlar bir silah alıyorlardı.
Eklenti yapıyorlardı atölyeye.
Silahla oynuyorlardı. Diğer olmayanlar kollu oynuyordu.
Şey gibi o zamanın VR gözlükleri gibi bir şeydi ama.
Ama o kadar tabii ki pahalı bir şey değildi.
Değildi değildi. Uygundu abi.
Ama hani kıyaslarsan eğer bu zamanın VR gözlüğüyle o zamanın ateşi yani silahı diyebiliriz yani.
Aşağı yukarı aynı. Bu oyunumuzda da ördekler uçuşuyor.
İsminden de anlaşılacak gibi.
Ördekleri uçuşan ördek.
Vurmaya çalışıyorsunuz.
Ekrana nişan alarak.
Çok enteresan bir şey değil mi?
Ben çok şaşırıyordum biliyor musun?
Nasıl oluyor böyle? Tabancayı ekrana tutuyorsun.
Aa ölüyor. Şeye test ediyorsun.
Şuraya tutsam ölüyor mu?
Yok ölmüyor. Oraya tutmanın gerekiyordu abi yani.
Sen sağa sola başkalarını da tutmuşsundur tabi.
Yani. Test ediyordum.
Ara ara sapıtıyordu ama genel itibariyle nişan aldığın yerde vuruyordu.
Şimdiki oyunumuzda yine hız gerektiren.
Yine tabancayla oynanan bir oyun.
Wild Gunman. Bu ismi sen ilk duyduğunda oyun...
Sözün önüne canlandı mı abi? Hayır.
Canlanmadı be. Tabii ki yeni bir hafızayı tazelemek gerekiyor yani.
Atero oyunlarını çoğun abi ismini bilmeden oynuyorduk çünkü.
Bazı şeyler mesela Mario, Bomberman veya hani...
Hilt olanlar belli zaten.
Duck Hunt mesela bunlar okey ama...
Bu oyunlara bakmak lazım. Bir açık bakmak lazım.
Ama oynadın sen bu oyunlara da.
Hani oynadın ama aklında kalmadın.
Ama hatırlayamıyorsun abi. 20 yıl önceden bahsediyoruz yani.
Bu oyunda da karşınızda bir kovboy var.
Kim hızlı silah çekerse onu vuruyor.
Hani dönemin reddet edem şuna.
Hani ilk Yahşi Batı oyunlarından biriydi yani.
Yahşi Batı. Yahşi Batı abi.
Bizim için öyle. Yahşi değil.
Yahşi şeydi yani.
Diğer oyunumuz yine Mario'nun bir versiyonu.
Dr. Mario. Bak öyle dersen millet yanlış anlaşar.
Evet isminde Mario var ama Süper Mario ile hiç alakası yok bu oyuna.
Bu Doktor Mario. Bunun derdi karı kız değil.
Prenses bir neyse. Bu tamamıyla insanları iyileştirmek için uğraşan bir abimiz.
Doktor abimiz. Oyun bildiğin böyle tetris gibi bir oyundu bu.
Yukarıdan aşağıya haplar iniyordu.
İşte hapların renklerini birbirine denk getirdiğin zaman sol tarafta mikroplar var böyle.
Mikropların işini getiriyorsun. Aynen öyle ama orada...
Şöyle güzel bir detay vardı.
O renkleri, ilaçların renklerini bir alt alta üste getirdiğin zaman işte tetrisinde nasıl bloklar yok oluyor ya.
Bu olay olduğu zaman sol taraftaki mikropları vermiş olduğu tepkiler vardı.
Animasyonlar vardı. Animasyonları güzeldi.
Dönemine göre. Gayet güzel.
Benim çok hoşuma gidiyordu. O mikroplar böyle can çekişiyor.
Böyle bir kendinden geçiyor. Hoş bir oyundu bu da.
Sıradaki oyunumuz bir yarış oyunu.
Formula 1 Race.
Yani F1 Race. F1 Race.
İlk Formula 1 falan diyormuşuz hepsine.
Yani Atari oynayıp da bu oyunu oynamayan yoktur herhalde.
Yoktur öyle. Öyle düşünüyorum. Çünkü...
Güzel bir yarışı oynuyordu.
Yani herkes oynamıştır bunu ya.
Çok basitti yani.
Çok basitti. Aşırı basit ama bölüm tasarımları böyle...
Arabanın yol tutuşu yok. Öyle bir şey yok.
Ama böyle drift atar gibi kaya kaya böyle bir ses geliyordu ya.
Sesler de kulak yırtan cinsten zaten.
Atari'nin var mı? Birço öyleydi ya.
O şeyde mesela Vidkantman'da onunla mesela bekleme anındaki ses geliyordu böyle.
böyle bir enteresan bir ses.
O da çok sinir bozucuydu.
Ama o zaman tabii ki imkanlar öyleydi.
Şimdiye kıyasladığımız zaman çok şey oluyor ama o zaman çok iyiydi tabii ki.
Türklü televizyon kocaman arkasına televizyon takıyordun.
Skart girişiyle takıyordun mesela.
Bir de Şirin, ateyi de mesela Şimdi şöyle bir şey var.
Sözünü kestim ama skart girişi de ne desen kimse bilmiyordur belki.
Şu an bile skart girişi ne lan diyordun.
2000'ler nereden bilecek abi?
Ne varsa yoksa HDMI'ları var.
Aynen. Şimdi konu açıldığı için söylüyorum.
O ateli de uzun süre oynadığın zaman 3-4 saat 5 saat ateli çıkartıyorsun normal anteni takıyordun ya abi.
Televizyon bir 1-2 saat kendine gelemiyordu.
O bozulma oluyordu.
Çok fazla oynadığın zaman çekmiyordu anteni.
Enteresan bir şey oluyordu. Yani zaten o zaman uydular yoktu.
Yok. Normal anten takıyordun.
Bir Digitube. Yoktu o zaman yoktu.
Ha Digitube şey vardı Cine 5 vardı.
Kablo TV'ler vardı. Bence yoktu Cine 5.
Cine 5 şeyden çekiyordu yani.
Ama o 2000'lere doğru o yani.
Daha sonraydı o senin söylediğin.
O benim hafıza baya karıştı o zaman.
Senin söylediğin daha sonraydı.
95, 98 o civarlarda falan Cine 5 vardı.
Hatta 3'ten sonra neyse.
Biz bir sonraki oyuna geçelim.
Çünkü... Bu oyunla alakalı benim ufak yine bir anılarım var.
Ondan yine bir dem vurayım diyorum.
İnsanları sıkmadan. Gol 3.
Aaa. Goal 3.
Biz öyle ediyorduk ona. Goal 3 abi.
Bak abartmıyorum. Tüm samimiyetimle söylüyorum.
Şu an şu zamana kadar oynanmış olduğum en iyi futbol oyunuydu diyebilirim yani.
Ya abartıyorsun. Bak abartmıyorum.
Oynadın mı sen bu oyunu? Oynadım ama abarttım.
Bak şu muz şutları vardı böyle.
Tamam. Abartıyorsun ama.
Bak niye bak söyleyeceğim açıklayacağım.
Yine bir arkadaşım vardı onunla oynuyordum.
Bak benim en çok sevdiğim futbol oyunu PES 13 mesela.
Ama Goal 3 benim için ondan daha bile heyecanlıydı.
Neden? Abi oyunda her karakterin kendine özel bir vuruş stili vardı.
Savunma oyuncusunun kendine göre bir defans özelliği vardı.
Ve bunlar animasyonları falan da var.
O zaman çok inanılmaz böyle göze hoş geliyordu.
E bir de bununla beraber oyunda çevre etkileşimi vardı ya.
Şu an birçok 3A oyun böyle işte bizim oyunumuzda çevre etkileşimi var diyerek hava atarken.
Goal 3 bunu o zaman da yaptı mesela.
Yağmur yağıyordu, çimşek şakıyordu.
Tak ıslak zemine bastığın zaman çimşek şeyi alıyordu mesela.
Çarpılıyordun böyle. Kitleniyordun.
Kar yağdığı zaman kayıyordun falan.
Bununla beraber... Bunu sonra FIFA'da da yaptılar oğlum.
Ama işte tamam da.
Daha sonraki yıllarda. Abi 90'lardan bahsediyorum ya.
Ya bu kadar detay sence normal mi?
Ciddi ciddi soruyorum sana.
Değil tabii ki de o zamanın şeydi.
Yapmışlar yani. O zamanın Half-Life'iydi mesela.
O zamanın Valve'i yaptılar. Yine soktum artık.
Ama Goal 3 gerçekten harika bir futbol oyunuydu.
Bir de arkadaşınla oynayabiliyordum bunu.
En güzel yanlarından bir tanesi oydu.
Bizim Murat diye bir hayırsız bir arkadaşım vardı.
Çavuş bu yukarıdaki mahallede oturuyordu.
Arkadaşlar anlamayacak belki ama sen anlarsın diye anlatıyorum.
Hacı ben bizim evden oraya yaklaşık 1 saatlik yürüme mesafesi vardı.
1 saat yürüyordum. Puşt beyefendi kalkıldık kendi gelmiyordu.
Tamam mı? Ben oradan aşağıya gelemem diyor.
Ben sırf onunla beraber oyun oynayacağım diye kalkar giderdir.
O zaman da öyle hayırsızdı.
Şimdi de hala hayırsız. Bu arada dinliyorsan beni eğer şerefsiz şey yap.
Arada bir gel bak karantina manita bitti zaman bir gel.
Tekrardan bir gualiş atalım seninle beraber.
Bulursan tabii. Var. Onu da söyleyeceğim.
Bu saydığımız oyunların hepsini şu an PC'de çok rahat bir şekilde oynayabiliyorsunuz.
Hiç sıkıntı yok. Neyse sonraki oyunumuza geçelim.
Arvin şampiyon. Futbol oyununu Gualiş'ten aldık.
Futbolu biz Gualiş'le öğrendik.
Sokak kavgalarını da bu oyunla öğrendik diyebiliriz abi.
Oyunu hemen şöyle bir hatırlamanız için tasvir edelim.
Böyle bir sokağın ortasındasınız.
Sokağın arka planında bir ev var.
Bina. Aşağıda birileriyle kavga ediyorsun böyle.
Amcalar böyle kavga ediyor. O zamanın Street Fighter'ın...
atası yani. Bir değişi yani.
O zaman Street Fighter'da vardı.
Mortal Kombat'da vardı ama bu oyun benim daha çok aklımda kaldı.
Karakterler daha bir göze hoş geliyordu.
Bir de rakibini vurduğun zaman, dövdüğün zaman sokağın sonunda bir tane çukuru vardı.
Büyük ihtimalle lav çukuruydu.
Kapağı ışık. Vura vura onu oradan aşağı atmaya çalışıyordun.
Yani oradan aşağı atarsan Yukarıdan bir tane kadın çıkıyor.
Böyle konfeti falan patlatıyordu.
Saksı mı ne atıyordu? Saksı da atıyor.
Eğer şey yaparsa böyle oyunun ilerleyen bölümlerinde saksı falan atıyor düşmanın başına.
Bazen sana da denk gelebiliyor.
Güzel, hoş bir oyundu o da.
Yine bir futbol oyunundan bahsedelim.
Ya bu benim goal'den mesela.
Goal'den daha çok aklımda kalmıştır.
Kaptan Tsubasa. Yani zaten hani Tsubasa'nın şu an hala devam ediyor.
Çizgi filmleri var hala devam ediyor.
Oyunları da var. Oyunları da var.
Ama o zaman tabii ki o hani iki kişinin revaşataya kalkması falan filan yani anlatamıyorum.
Duygularım depreşti. Tsubasa'yı çizgi filmi zaten çok severek izliyorduk.
Bir de bunun oyununu oynayınca İnsan ayrı bir duyguya kapılıyor.
Bir de şu var o zamanlar İngilizce falan belki sen biliyorsundur bilmiyorum ama ben de şu anda İngilizce yoktu o zaman da İngilizce yoktu.
Deneye deneye öğreniyorduk yani hangisiyle şu tutarız hangisiyle şey yaparız öyle bir şeydi.
Yani ben bu oyunu pek hatırlayamıyorum ama yine de bahsedelim.
Sen hatırlıyorsun. İsmini söylemeye lütfen der misiniz?
Mappy. Ha Mappy. Şimdi bu oyun çok fazla oynanan bir oyun değildi.
Yani öncelikle cinsiyetçi davranmak istemiyorum ama erkeklerin oynadığı oyunlar arasında pek yoktu bu.
Daha çok böyle sevimli biraz daha böyle kız çocuklar oynadığı oyunlardan bir tanesiydi.
Mickey Mouse gibi düşün. Bir evin içerisindesin böyle.
Evin içinde katlar var.
Bir arkadan bir polis dolanıyor.
fareleri kontrol ediyorsun burada sen.
Böyle atlayıp zıpladığın, katlara ilerlediğin bölümü tamamlamaya çalıştığın değişik, basit ama benim adım o aklımda kaldı.
Güzel bir oyun. Diğer oyunlar kadar çok hit bir oyun değil.
Çok bilindik bir oyun da değil ama neler sevdim diye, nelere sevmek oynadım diye baktığım zaman bu oyunda sayabildiğim oyunların arasındaydı yani.
Bende yok abi. O yüzden bir şey söyleyemiyorum.
Bu da yok mesela. Bunu listeye almışsın ama.
Hogan's Ali. Bak bu sende var biliyor musun?
Bu sende var. Şöyle tarif edeyim ben sana.
Bir saniye, bir saniye. Şu kaydı bir durduralım.
Ben buna bir bakayım geleyim. Baktı, geldik ama ben bunu oynamamışım herhalde.
Hatırlayamıyorum ya da. Çok enteresan ama bayağı da...
Sevilen bir oyun olduğunu düşünüyorum.
En azından ben çok sevdim. Belki de herkesin sevdiğini düşünmüştüm ama hemen şöyle tarif edeyim oyunumu.
Böyle sağdan soldan şeyler çıkıyordu.
Bu atış poligonlarında oluyordu ya karton mu diyeyim ona ben nasıl tarif edeyim.
Hedef çıkıyor. Hedef tahtası çıkıyordu.
Bu döne döne çıkıyor. O tam böyle belirdiği zaman tabii aynı zamanda sağda solda iki tane üç tane daha çıkabiliyordu.
Bunlardan bir tanesi Elinde silah olan karakter diğerleri sivil.
Sen bu elindeki silah olan karakteri vurmaya çalışıyorsun hızlıca.
Böyle ilerlediğin, tamancayla oynadığın yine VR tamancayla oynadığın oyunlardan bir tanesiydi.
Güzel bir oyundu aslında ya. Zevkliydi.
Quicktime biraz hızlı yani anında cevap vermek gerekiyor ona.
Ben hatırlamıyorum. Ama bunu hatırlarsın.
Evet olimpiyat. Track and File.
Eğer ülkemizde birileri olimpiyatları sevdiyse olimpiyatlara gidip böyle madalyon kazandıysa bunun en büyük sebebi bu oyundur yani belki de.
Bildiğimiz olimpiyat oyunlarının Atari versiyonunda oynanış hali.
İşte cirit atmasından uzun atlamasına yani gözünüzde şöyle bir şey canlanmasın yani.
Çok tabii ki o zamanın şartlarına göre yapılmış bir şey bu.
Uzun atlama dedin yani. Çok böyle hani kapsamlı bir şey gözükmesin gözünüzde.
Engelli atlaması falan var.
Engelli atlaması. Ama bak şu an gözümün önüne geldi yani tabelaya takıldığın zaman falan.
Ok. vardı. Oksuluk vardı.
Yani hemen hemen olimpiyatlardaki birçok oyun vardı oyunun içerisinde.
Yine bu oyunda arkadaşınızla beraber oynanabiliyor.
İki kişilik oynanabilen bir oyun bu da.
Güzel, eğlenceli, keyifli bir oyundu.
Tam bir aile oyunu olan bir oyundu bu da.
Güzel saatler geçirmiştik bunda da ya.
Vay be çocukluğuma gittim şimdi.
Evet. Bu arada listemiz bitti.
Tabi bu listeye çok takip edilecek oyunlar vardı.
Mesela şimdi konuşunca aklıma geldi.
Mortal Kombat vardı. Street Fighter vardı.
Donkey Monkey diye bir oyunda.
vardı böyle maymun oyu falan o vardı.
Sen aklına gelen var mı başka böyle?
Şu an için yok.
En çok aklımda kalan benimlerdi.
Benim mesela Tsubasa vardı.
En çok bizim oynadığımız Tsubasa'ydı.
Mario Duck Hunt mesela.
Bunlardı yani. Senin bu çıkardıklarını ara ara ben videoyu kayda durdurup internetten baktım.
Hatırlayamadım. İsimden çünkü hatırlayamadım.
Ben de hatırlamadım. Bana da getir ölümü ben de hatırlamadım.
Bu ne ya falan dedi. Şey vardı mesela birçok kişi oynamıştı.
Tank oyunu vardı mesela. Tank 90.
O bayağı bir kişi seviyordu o oyunu mesela.
Ama ben bir türlü oyunu sevememiştim.
O yüzden bu listeyi yoktu ama o da yine kült.
Ateri oyunlarının arasındadır.
Şuraya geleceğim. Döneminde o kadar basit olmasına rağmen bu tür oyunlarda o kadar çok keyif alıyorduk ki.
Efendim şurada...
Şu hatası varmış, burada bu varmış.
Abuk sabuk detaylara takılmıyorduk.
Şimdi şu an oynadığımız oyunlara bakıyorsun.
Çok daha teknik, çok daha komplike, çok daha gelişmiş.
Yani kıyaslanamayacak kadar gelişmiş bir durumdalar.
Ve inanılmaz derecede hardcore giriyoruz oyunlara.
Eleştiri anlamında. Arkadaşlar biz bundan 10 yıl önce, 15 yıl önce bu oyunları oynuyorduk ya.
Ve mutlu oluyorduk. Sadece eğlenmek için oynuyorduk.
Yani lütfen şuraya bağlamak istiyorum.
Şu an ben bağlamadan bir şey...
söyleyeyim. Şu an herkeste bir doyumsuzluk var.
Değil mi? Tatminsizlik var ya.
Tatminsizlik var yani artık.
Hiçbir şeye yeterli gelmiyor yani.
Mesela bir sisteme sahipsen bile atıyorum 1060'ım var mesela.
GTX 1060'ım var.
RTX istiyoruz. RTX istiyorsun.
3090'ım niye yok diyorsun mesela.
Bunu bende dahil olsun. Bu örneği vermesi için bende 1060 var.
Ondan bana laf çakıyor. Aklıma ilk o geldi onu söyledim.
Hepimizde bu var. Yani hep daha iyisi olsun istiyoruz.
Elimizdekilerle yetim besini...
maalesef bilemiyoruz. Kıymetini bilemiyoruz.
Yine söylüyorum yani bakın nereden nereye gelmiş oyun sektörü.
Çok enteresan bir şey.
Bu oyunları hatırlayınca hem insan çocukluğuna iniyor hem de şu an günümüzde bir kıyaslıyor.
Vay be diyorsun. Daha bir olgun yaklaşıyorsun oyuna.
Ben en azından kendi açımdan öyle düşünüyorum.
Dinleyenlerinde bu hissiyatı aldığını ümit ediyorum.
Bu arada son bir şey de söyleyelim.
İsterseniz bu oyunların hepsini tekrar da oynayabilirsiniz.
Veya deneyimlemek isterseniz sıfırdan.
Ya da böyle benim gibi retro meraklısı bir insansınız.
Özellikle bu konularda. Hemen yani Google'a hemen yazın.
İşte Atari oyunları nasıl oynanır diye.
Çok rahat şekilde çok ufak emulatörlerle bilgisayarda bu saydığımız oyunları ve daha fazlasını çok rahat bir şekilde bilgisayarlarda oynayabiliyorsunuz.
Arada bir retro yapmak lazım ya.
Böyle maziyi yad etmek gerekiyor.
Ki günümüzde biraz daha...
kıymetini bilelim. Geçmiş zaman güzeldi ama emin olun bugün de geçmişte kaldığı zaman bugünün de güzelliklerini sonradan anlayacağız.
O yüzden sonradan olmadan bugünü bugün anlamak çok daha önemli.
Ne dedin? Burayı sansürlemeyin lütfen.
Ama şu an kafam yandı.
Dediğim şey çok basit.
Tamam bir daha söyleme lütfen.
Bizlerden bu haftalık bu kadar.
Kendinize iyi bakın. Bak nasıl kesti beni ya.
Hadi kalın sağlıcakla o zaman.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
