
yeni yıl hedefleri ve kararları aldıysanız, yeni alışkanlık edinmekte zorlanıyorsanız bu bölüm sizin için❤️🧧💌
Bu bölüm ''Yaris Poster'' hakkında reklam içerir.
Yaris Poster'de ZEYNEP60 koduyla %60 indirim sizi bekliyor. İncelemek için tıklayınız. Takip edip zili açmayı unutmayıın🔔
***
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Fizi'de dinlenecek çok şey var.
Müzik, podcast ve yüzlerce sesi kitaptan istediğini dinle.
Bireysel müzik paketlerinde sana özel akıs 20 koduyla %20 indirim kazan.
Her yeni yılda ciddi kararlar alıp, 10 ay boyunca hepsini unutup, yılın bitmesine 2 ay kala tekrar gaza geliyorsanız...
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem...
Bayan Manifest Bakanı. Sevmediğim mesleğimi...
Astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma teklifini o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Bilinç Akışı Podcast'ın 79.
bölümüne hoş geldiniz.
Bugün ben de çok hoş geldim.
Elim kolum dolu geldim.
Size tatlı bir sürprizim var.
Öncelikle bu bölümün sponsoru Yaris Poster'e teşekkür ediyoruz.
Bizim gibi olduğu yeri güzelleştirenler iyi bilir ki evin duvarına astığımız bir poster bile evin havasını değiştirir.
Ve bazen bir şeyleri değiştirmek için ihtiyacımız olan tek şey bu yeni enerjidir.
Yaris Poster işte tam bu küçük değişikliklerin markası.
Bize de güzel bir kod tanımladılar.
Zeynep60 koduyla %60 indirimden yararlanabiliyoruz.
Posterleri ve çerçeveleri seçip duvara astıktan sonra şöyle bir karşısına geçip hayata yeniden başlamaya hazırsanız detayların hepsini açıklamaya bırakıyorum.
Bu arada Yaris bizim ilk takipçi buluşmamıza da poster göndermişti hatırlarsanız.
O zaman konuşmuştuk keşke bize indirim tanımlasalar falan demiştik.
Manifestler birer birer tutuyor arkadaşlar.
Bu yıl gerçekten benim hayatımda manifestlerin çoğunun gerçekleştiği, kendimi en çok geliştirdiğim, hayatımı sağlam bir düzene koyduğum, sınırlarımı, hayallerimi, hedeflerimi takır takır belirlediğim,
özetle makine olduğum bir yıl oldu.
Tabii ki her zaman daha iyisi olabilirdi ama...
Şu anda da memnunum ve sizi de hype'lamaya geldim.
Tabii bunların hepsinin satürn döngümün bitmesiyle de ilgisi olabilir.
Yok yok şaka şaka. Burçlara bile inanmıyorum artık.
Makine olmak nedir? Bir onu konuşalım.
Ama önce hangi platformdan dinliyorsanız takip edip...
Zili açmayı unutmayın lütfen.
Geçenlerde TikTok'ta bir kız patlattı bu terimi, Ilgaz diye bir kız.
İhtiyacımız varmış, gerçekten ağzına sağlık, TDK'ya falan girmeli.
Bana göre makine olmak, kendi öncelendirmek, kendi hayatına yatırım yapmak, hedeflerine, hayallerine ulaşmak için bugün neler yapman gerekiyorsa onlara abanmak demek.
Ben hayatım boyunca hiçbir zaman abanmadım, tamam mı?
Her yılbaşında böyle kararlar alırdım ama sürdüremezdim.
Sürdüremeyince de sinirim bozulur, hepten salardım.
Geçen yıl bu zamanlar dedim ki, bunca yıldır ben bir yerde yanlış yapıyorum.
Her yıl kararlar alıyorum, sonra yalan ediyorum.
Bu sefer bir şeyleri değiştireceğim.
Bunu kafaya koydum. Kendimle de kafayı bozdum.
Ve hiç ilerlemediğim kadar ilerledim.
Aslında temelde olay şu, ileride nasıl bir insan olmak istiyorsan, bugünden ona göre davranmak gerekiyor.
Bir düşünün. Nasıl bir hayat istiyorsunuz?
O hayatı yaşayan bir insan nasıl davranır?
Nasıl alışkanlıkları vardır?
Günlük rutinleri nasıldır?
Burada mesele maddiyatla ilgili değil.
Ya mesele tamamen mindsetle ilgili.
Gözlemleyin bakın bir. Sizin istediğiniz hayatı yaşayan insanlar nasıl bir hayat sürüyor şu anda?
Ben çok eminim ki disiplinli bir hayat sürüyorlar.
Abanıyorlar. Düşseler de kalkıp devam ediyorlar.
Pes etmiyorlar. Vakit geçirdikleri insanlarda, mekanlarda seçici davranıyorlar.
Devamlı üstüne koyarak ilerliyorlar.
Başarının başka sırrı falan yok.
Gerçekten başarı bunlardan ibaret.
Kendinle ilgilenmek, kendi hayatına takıntılı olmak, pes etmemek, iyi alışkanlıklar sürdürmek ve ertelememek.
Ertelemekle ilgili bölüm yapmıştık.
O yüzden size bugün bende acayip çalışan, çok basit bir taktikten bahsedeceğim.
Aradan çıkarma taktiği.
Bunu ben YouTube'da bir adamda gördüm bir yıl önce.
Fahri Karakaş Aradan Çıkarın yazsanız çıkar YouTube'da.
Allah'ım o kadar işime yarıyor ki.
Ben çok dağınığım mesela tamam mı?
Ya bir ev devamlı nasıl dağınık olabilir?
Ev toplamakla ilgili her şeyi yapmaya üşeniyorum.
Çamaşırları katlayacağım, mutfağı toplayacağım, dolapları düzenleyeceğim falan diye sıraya dizince hiçbirini yapmıyorum.
Artık bunları ayrı zaman yaratmak için uzun listeler yapmıyorum.
Sadece aradan çıkarıyorum.
5 dakikam mı var? Şu çamaşırı katlayıvereyim aradan çıksın.
Şurayı bir süpüreyim de aradan çıksın.
Bir oda bile olsa hani şu odayı süpüreyim ya sadece illa tüm evi süpürmeme gerek yok.
Ya da daha büyük şeylerde de.
Dilekçe yazacağım mesela ama basit bir dilekçe olduğu için elimde sürünüyor, erteleyip duruyorum.
Ya şu dizi başlayana kadar yazı vereyim de aradan çıksın diyorum.
İstediğim ama ertelediğim veya yapmak zorunda olduğum her şeyi ayrıca zaman yaratmadan aradan çıkarıyorum.
Bölümlerin çoğu da öyle çıkıyor bakın inanmazsınız.
Akşam oturuyorum, yarın hazırlarım falan diyorum böyle yani ne olursa olsun insan bir erteleme eğiliminde oluyor.
Sonra diyorum neyse en azından bu akşam bir kitapları karıştırayım, alıntılayacağım şeylere bakayım en azından o kısmı aradan çıksın diyorum.
E ona başlayınca bir bakmışım tüm bölümü hazırlamışım.
Ya müthiş ya müthiş bir sistem.
Hiçbir şeyi gözle büyütmeden çat çat çat harekete geçip yapıveririm ediveririm diye düşünerek sıfır erteleme inebilirsiniz.
Bakın iddia ediyorum. Planla programla olmuyor.
Şu kamerayı alınca YouTube'a başlayacağım.
Şu mikrofonu alınca podcast'a başlayacağım.
Yok abi bunlara gerek yok.
Sen başla bir aradan çıkart sonra bakarsın geri kalanına.
Herkes sanki çok iyi kalitede müthiş şeyler mi üretiyor?
Reels'ları falan çok düşünüyordum ben mesela.
Müthiş bir edit yapmalıyım falan diye böyle kasıyordum.
Duruşuma beklerken aradan çıkarıyorum artık.
Bu taktik günlük işlerde ve üretimde çok işe yarıyor.
Ortaya bir ürün koyma, ne bileyim böyle bir makale yazma, içerik üretme, resim yapma, yazı yazma.
Her şeyi de düşünebilirsiniz.
Planlayınca insan bir geriliyor ya böyle.
Aradan çıkarınca oh o kadar iyi ki akıp gidiyor doğalında.
Daha rahat üretiyorsun çünkü üzerinde baskı yok.
Çok iyi yapmalıyım tedirginliği yok.
Aradan çıkarıyorum abi işte olduğu kadar.
Bu kafada eyleme geçince çok çok iyi işler çıkıyor.
Mutlaka bunu alışkanlık haline getirmenizi öneririm.
Bölümün devamında alışkanlıklarla ilgili güzelce bir konuşacağız.
Size sözüm vardı. Bu bölümde aradan çıkarttım.
Müthiş alışkanlıklar edineceğiz.
Ama ondan önce asıl problemi ne hepimizin?
Geçim sıkıntısı değil mi?
Bizim her şeyden önce kendimizi sağlama almamız, günlük ihtiyaçlarımızı rahatça karşılamamız gerekiyor.
Maslow'un ihtiyaçlar piramidini düşünün.
Maslow'a göre insanlar önce alt basamaktaki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelirler.
Bunlar doyuruldukça bir üst basamağa çıkabilirler.
Kendi gerçekleştirmek mesela hepimizin nihai hedefi hayatta.
Maslow bunu böyle kabul ediyor.
Buna varabilmek için önce fizyolojik ihtiyaçlarla yani barınma, beslenme, dinlenmeyle başlıyor.
Sonra güvenlik, sonra sevme sevilme, sonra saygı, saygınlık, sonra başarı en son kendi gerçekleştirmek geliyor.
Bunu günümüze yorumlarsak...
Her şeyden önce işimize gücümüze bakacağız.
Nokta. Bakın bunun başka bir şeyi yok.
Makine olmanın en temeli, en abanmamız gereken yeri hayatımız nasıl geçiyorsa.
İş olur, okul olur artık her neyse onu o kadar iyi yapmaya odaklanacağız ki tam bu noktada makine olacağız.
Şimdi bana normalde şey diyorsunuz hani diğer podcastler böyle büyük büyük konuşuyorsan büyük büyük konuşmadığın için seviyoruz diyorsunuz.
Bugün izninizle biraz büyük büyük konuşacağım.
Biraz sizi gaza getirmek istiyorum.
Çünkü ben kendim de böyle gazlanıyorum.
Yukarıdan bir yerden algılamayın lütfen.
Neyse makine olacağız dedik.
İşle ilgili, okulla ilgili, elimizdeki artık her neyse onunla ilgili konularda.
Mesela stajyer misin?
İşe mi başladın? Her işe atlayacaksın.
Öyle oturup da bana iş vermiyorlar diye ağlamayacaksın.
Bakacaksın, gözlemleyeceksin, sorumluluk almak isteyeceksin, öğrenmek istiyorum diyeceksin.
Bundan utanmayacaksın. Bunu demediğinde göze batarsın.
Normal bir yerde çalışıyorsan zaten gayretini görenler bunu takdir eder.
O yüzden bundan çekinmeye hiç gerek yok.
Yeni işe mi başladın? Erkenden gideceksin, geç çıkacaksın.
Ben az maaş alıyorum, çok çalışmamı hak etmiyorlar.
Onlar hak etmiyor zaten, sen hak ediyorsun.
Sen şartları kendi lehine kullanacaksın.
Maaşından tatmin değilsen...
İşini hallettikten sonra tabii ki iş yerinde geçirdiğin zamanı olabildiğince kendine kullanacaksın.
Aradaki farkı kapatacaksın.
Öğle arasında milletle sigara içip dedikodu yapıp senin varlığını gram umursamayan patronunu çekiştirmeyeceksin.
Dedikodunun sana hiçbir katma değeri yok.
Hatta senden götürüyor.
Çağıracaklar gitmeyeceksin.
Seninle de bir şey konuşulmuyor diyecekler.
Yok diyeceksin benim işim var.
Geçeceksin bilgisayarına, başka iş mi istiyorsun?
Öğle aranda onunla ilgili çalışacaksın.
Akademi mi istiyorsun? Öğle aranda makalenin bir cümle yazacaksın.
Bir cümle de olsa makale okuyacaksın.
İş yerleri acayip yerler arkadaşlar.
Bakın bu toplu çalışılan yerler var ya, sizi batıradabilir, fırlatabilir.
Nerede, ne iş yapıyorsanız fark etmez.
Hepsinin işleyişi aynı.
Mesai mi doldurayım, öğle aramı dedikoduya harcayayım, çıkıp gideyim kafasında olmayacaksın.
Sürüden ayrılacaksın. Deniyorum olmuyor deyip pes etmeyeceksin.
Bir daha deneyeceksin. Başka bir şey deneyeceksin.
Şunu bileceksin. Evren, enerji, Allah artık ne diyorsan senin bildiğinden, sandığından çok daha büyük bir sistemdesin.
Orada her şey mümkün.
O sistem her şartta senin lehine işliyor.
Bugün seni ağlatan şeyin yarın seni güldürmek için ağlattığını bileceksin.
Böyle yaşayacaksın. Yani bunun gücüyle, bunu bilmenin gücüyle tamam diyeceksin ya.
Bu kadar uğraşmama rağmen olmuyorsa benim başka yöne bakmam lazım.
Benim başka yolu denemem lazım.
Mağdur psikolojisine girmeyeceksin.
Umutsuzluğa kapılmayacaksın.
Kalkıp devam edeceksin. Ama benim imkanım yok.
Benim ailem kötü. Beni çok üzdüler.
İşte ben terk edildim, aldatıldım.
Ya neyse ne. Olan oldu.
Biten bitti. Next. Kimseye mecbur değilsin.
Sen hayatının sorumluluğunu kimsenin eline bırakmayacaksın.
Sadece önüne bakacaksın. Ben diyeceksin.
Alıyorum lan bu hayatın sorumluluğunu.
Millete suç atarak kendimi kandırmıyorum.
Geçiyorum direksiyonun başına.
Yanlış yola sapa sapa da olsa doğru yola çıkarım bir şekilde.
Hayat beni o doğru yola götürür.
Buna güveneceksin. Buna öyle bir güveneceksin ki tamam diyecekler.
Bu kafayı sıyırmış. Bu her türlü halleder.
İleride yaşamak istediğin hayat için şu anki iş yerini, boş vakitlerini, maaşını bir fırsat olarak göreceksin.
Kendi işini kurmak istiyorsan bile sabit maaşını bir fırsat olarak göreceksin.
Hiçbirini göremiyorsan...
Hiçbiri yetmiyorsa patronu gözlemleyeceksin.
Hukuk bürosunda mı çalışıyorsun mesela?
Tüm eski dosyaları okuyacaksın tek tek.
Tecrübe edineceksin. Dosya okumak en büyük tecrübe.
Dilekçelere bakacaksın. Nasıl yazmış, nerede hangi kararı kullanmış.
Adliyeye gidince öyle boş vaktinde lak lak kahve içip arkadaşınla konuşmayacaksın.
Duruşma izleyeceksin. Bakın biri bana bunları söyleseydi, 26 yaşında kendi ofisimi açacağıma sabit gelirle bir ofiste çalışmaya devam ederdim.
Bana verilen işleri yapar, boş vaktimde full podcast'e ya da artık ne istiyorsam ona odaklanırdım.
Her ay maaşımla çatır çatır gezerdim, istediğim işe yönelik eğitimler alırdım.
Sadece kendime ve geleceğime yatırım yapardım ve sevdiğim kadar sosyalleşirdim.
Ya ayıp olmasın diye, geri kalmayayım diye işte öyle hiçbir yere gitmezdim.
Boşa zaman para harcamazdım.
Avukatlığı o zaman da sevmiyordum ve bir gün bırakacağımı çok iyi biliyordum.
O yüzden benim için en ideal senaryo bu olurdu.
Bağlı çalışan bir avukat olarak sorumluluğumun akşam mesai çıkışında bittiği, sabit maaşımın olduğu, boş vakitleri kendime ayırabildiğim senaryo müthiş olurdu.
Ama böyle bir aklım yoktu işte.
Daha bu yıl anladım.
Geçmişe dönüp bakınca nasıl yaşardım diye düşününce anlayabildim.
Size anlatıyorum. Bari sizin işinize yarasın.
Bir de ben şunu anladım. 20'li yaşlarda yapılması gereken tek şey 30'larında yaşamak istediğin hayat için elinden gelenin fazlasını yapmak.
Bu 30'larda da aynı şekilde geçerli aslında.
Hani 40'larda yaşamak istediğin hayat için daha fazlasını yapmak lazım.
Ama 20'lerde öyle bir temel atılıyor ki ya o 20'lerde atılan temel çok önemli.
Ben bunu büyük oranda kaçırdığımı düşünüyorum.
Umarım siz kaçırmazsınız.
Burada elinden geleni yapmak değil bakın.
Daha fazlasını yapmak.
Kendi sınırını zorlamak.
Konfor alanında kalmak korkunç bir potansiyel kaybı.
Ben 8 yıl boyunca 9-6 çalıştım.
Bir yıldır hem 9-6 hem cumartesi hem pazar hem de gece çalışıyorum.
Bunu daha bir yıldır yaptığım için o kadar pişmanım ki.
En azından 4-5 yıldır yapıyor olsaydım.
Bakın 4-5 yıl bile değil.
Ben bunu son 3 yıldır yapıyor olsaydım şu an bambaşka bir yerde olurdum.
Şu an ben bu battaniyenin altında podcast çekiyor olmazdım öyle söyleyeyim.
Ama yok işte her şey çok konforlu olsun.
Ben dinleneceğim. Hafta sonu çalışılmaz.
Akşam 6'dan sonra çalışılmaz.
Çalışacaksın abi. Dinleneceksin de çalışacaksın da.
Bu yaşlar öyle uzun uzun dinleneyim, keyifle takılayım.
Ay yoruldum, me time.
Yaşları değil. Abanacaksın.
Babasının fabrikası olmayanların.
Özellikle de hiçbir kadının böyle rahata takma şansı yok.
Kusura bakmayın. Bunun farkına varın.
Kocamın fabrikası olur diye korkunç bir beklentiye de girmeyin.
Sizi kimse kurtarmayacak.
Sizi TikTok'ta, Instagram'da izlediğiniz o reelsler kurtarmayacak.
Siz izledikçe sizin izlediğiniz insanlar istediği hayata daha da yaklaşıyor.
Şu an siz bunu dinliyorsunuz.
Ben istediğim hayata daha da yaklaşıyorum.
Ama bu bölümü ben sabah 9'da duruşmam olan gecenin ikisinde çekiyorum.
Ben bu bölümü sabah duruşmam olduğu halde gece çektiğim için siz bu podcastta bugün ilk kez bir bölümü sponsorlu olarak dinleyebiliyorsunuz.
78 bölüm boyunca bugüne ulaşmak için uğraştık.
Yani uğraştık evet hep beraber uğraştık burada.
Sizin de hakkınızı teslim etmeliyim.
Benim açımdan da işte yok gece, yok gündüz, yok canım istemiyor, yok yoruldum, ekipmanım kötü, mikrofonum kötü, battaniyenin altı sıcak, hafızası dolu iPhone 11'im var.
Ya bunları... Bahane etmedim bakın ama daha bir yıldır bahane etmedim.
Ne varsa ne mümkünse
uğraştım. Ona rağmen 79.
bölümde ancak sponsor alabildim.
Ömürlük yatırımlar yapmak parmak şıklatarak olmuyor arkadaşlar.
Uzun vadeli düzgün bir hayat inşa etmek için uzun vadeli emek vermek gerekiyor.
Çabuk kazanılan çabuk kaybedilir.
Biz orasında değiliz.
Burada maddi bir düzenekten bahsediyorum.
Biraz da sizi gaza getirmek için buradan girdim.
Ama en önemlisi maddi dünyada kaybolmamak aslında.
Ruhuna iyi bakacaksın.
Dünyaya bir şeyler katmaya çalışacaksın.
Yardımsever olacaksın. İyi niyetli olacaksın.
Hırsında boğulmayacaksın.
Tek hırsın kendine olacak.
Tek kendinle yarışacaksın.
Dünden daha iyisini yapmaya çalışacaksın.
Yanındakine bakmayacaksın. Kendi yoluna süreceksin.
Bu iç huzuru da inandığın artık neye inanıyorsan inandığın manevi değerlerle dengeleyeceksin.
Biz kendimize burada ömürlük bir yaşam tarzı yaratıyoruz.
Her şeyin o yüzden dengede olması çok önemli bence.
Bizim istediğimiz hayatı yaşayan insanların diğer bir özelliği de iyi alışkanlıkları var.
Ve bunları sürdürüyorlar.
Bizim gibi yeni yıl geldi, hadi hadi 12 madde yazdım, masanın altında 18 üzüm yedim, bitti gitti yapmıyorlar.
Tüm hayatları boyunca sürdürebilecekleri bir sistem kurmuşlar kendilerine.
O sistemi tıkır tıkır işletiyorlar.
Biz de kuracağız abi o sistemi.
Öyle sağlam kuracağız ki alışkanlıklarımız zaman zaman değişse de artık yeni alışkanlığın nasıl edinip, nasıl sürdüreceğimizin mindsetini kazandığımız için...
hiç sıkıntı yaşamayacağız.
Peki nasıl ya nasıl?
Yani hepimizin Excel'de tablo yapıp ajandalara yazarak umut bağladığı alışkanlıkları biz nasıl edinebiliriz?
Bakın şimdi ben hiç alışkanlık sürdürebilen bir tip değildim tamam mı?
Hep planlı programlı düzenli bir insan olsam size akıl versem beni ciddiye almayın.
Ama hayatı boyunca yani 29 yıl boyunca savrulan kafası dağınık bir insan olduğum için ve bunu daha son bir yılda düzelttiğim için Hayatımı toparlayan en kilit noktaları test edip
onaylayıp böyle bir yıl boyunca sürdürdüğüm noktaları şimdi tecrübeyle sabit anlatıyorum.
Bende çalıştıysa sizde de çalışır.
Bana güvenin. Bu anlattıklarımı denerseniz o alışkanlıkları kazanacaksınız.
Burada benim hayatımı değiştiren diye çok büyük bir laf etmek istemiyorum ama gerçekten bana çok katkısı olan Atomik Alışkanlıklar kitabından alıntılar yapacağım.
Size oradan en çok işime yarayan stratejileri kısaca bir anlatmak istiyorum.
Bir, alışkanlığı görünür kılmak.
Kitap diyor ki, birçok insan motivasyon sıkıntısı çektiğini sanar, oysa aslında netlik sıkıntısı çeker.
Yani bizim bir eylemin ne zaman, nerede yapacağımız tam olarak belli olmadığında, biz o eylemi alışkanlığa döndürmekte daha çok zorlanıyoruz.
Mesela haftada 3 gün spora gideceğim dedik.
Günler saatler hiçbir şey belli değil.
E o spor havada kalınca çok iyi bildiğiniz gibi yalan oluyor.
Ama benim salı, perşembe, cumartesi, akşam saat 7'de sporum var dediğimizde bu artık bir plana dönüşüyor.
O gün o saat geldiğinde ihtiyacımız olan şey motivasyon değil, plana uymak oluyor.
Mesela her gün dil çalışacağım dedik.
Yine yalan oldu. Ama ben her gün akşam 6'da odamda 20 dakika boyunca...
İngilizce çalışacağım dediğimizde bir plan haline geliyor.
Bir de beynin şöyle bir işlevi oluyormuş burada.
Zaman ve yer belli olunca bir süre tekrar ettikten sonra artık doğru zamanda doğru şeyi yapmak istiyormuş otomatikman.
Ben bunu öğrendim var ya bir abarttım.
9 ay boyunca haftada 3 gün spora 2 gün voleybol idmanına gittim arkadaşlar.
Spor salonundaki derslere ve voleybol idmanlarıma göre yaşıyordum.
Arkadaşlarımla mı buluşacağım?
Sporum var geç gelirim diyordum.
Konsere gideceğim gün bile spora gidiyordum ya.
Haftalık günlerim belli ya.
Onun dışına çıkmıyordum.
O kadar müthiş bir konfor ki hangi gün ne yapacağını bilmek.
Bir de şöyle bir şey var.
Ben 14 yaşından 22 yaşına kadar voleybol oynadım.
Haftada belli antrenman günlerim oluyordu ve bakın asla aksatmıyordum.
Geçen yıl yine oynadım işte.
O da aynıydı. Sizin böyle bir düzeniniz olduğunda bu düzene çevreniz alışıyor zaten.
Siz sınırlarınızı bu şekilde çizince tamam ya onun sporu vardır, tamam idmanı vardır oluyorlar.
Bu bence çok saygı duyulası bir alışkanlık.
İlla bir yerde takım sporu yapmanız gerekmiyor.
Normal cime de gitseniz, tek yürüyüş bile yapsanız şey diyecekler size ama abi ek bugün sporu ne olacak bir gün gitme.
Yok kardeşim ben ekemem, benim planım böyle.
Başka zaman görüşürüz diyeceksiniz.
Bu alışkanlığı öyle bir kazanacaksınız ki sınır mınır esnemeyecek.
Hayır demeden, kendi sınırını koymadan hayat standartı yükseltilmiyor.
Bir insanın kendisine ne kadar saygı duyduğunu da yediği yemekten, bedenine, mentaline yaptığı yatırımdan anlarsınız.
E sen neden şimdi spora gitmiyorsunuz derseniz, ya ben spora giderken çok yemek yiyorum.
Bir süre ara verdim o yüzden. Biraz kilo verince tekrar başlayacağım.
Bu hayat boyu edindiğim bir alışkanlık artık.
O yüzden kafam da rahat bakın.
Biliyorum çünkü bu alışkanlığı sağlam edindiğim için aralardaki nadas zamanları o alışkanlığı köreltmiyor.
Diğer bir strateji de yine alışkanlığı görünür kılmakla ilgili.
Şu mevcut alışkanlıktan sonra şu yeni alışkanlığı geliştireceğim şeklindeki strateji.
Hemen örnekliyorum. Mesela meditasyona başlamak istiyoruz.
Her sabah kahvem olana kadar 3 dakika meditasyon yapacağım.
Mesela şükretmeye alışmak istiyoruz.
Her akşam yatağa girdikten sonra şükrettiğim üç şeyi düşüneceğim.
Buradaki kilit nokta istediğimiz alışkanlığı her gün zaten yaptığımız bir şeye bağlamak.
Ben mental yürüyüşlere böyle başlamıştım.
Her akşam yemekten sonra 21.30'da mental yürüyüşe çıkacağım diye formülize etmiştim.
3 yıl oldu herhalde.
Hala 21.30'da bir hareketleniyorum, dışarı çıkasım geliyor.
Bir süre sonra siz saati bilmeseniz de beyniniz anlıyor sanırım.
Otomatikman harekete geçiyor, hatırlatıyor.
Biyolojik saatiniz bile buna alışıyor aslında.
Burada yapmamız gereken şey...
Ya mevcut alışkanlıktan sonra ihtiyaç duyduğumuz alışkanlığı koyacağız.
Ya da ihtiyaç duyduğumuz alışkanlıktan sonra istediğimiz alışkanlığı koyacağız.
Mesela her gün mekik çekmek istiyorsunuz.
Sallıyorum. İnstagram'a baktıktan sonra mekik çekeceğim.
Ya da mekik çektikten sonra Instagram'a bakacağım.
Şeklinde ödül gibi yapabilirsiniz.
Ben bunu yine mental yürüyüşte şöyle yapmıştım.
Her gün akşam yemekten sonra 21.30'da yürüyüşe çıkıyordum.
Okey. Bir top dondurma alıp yürüyordum.
Dediğim gibi oradaki amaç düşünmek, sakinleşmek, zihnin durulmasıydı.
Dondurmada sıkıntı yoktu o yüzden.
Ama dondurma benim çıkma ödülümdü.
Bazen bu ödül bir podcast da oluyor.
Mesela siz de yazıyorsunuz bana yeni bölüm gelmiş, yürüyüşe çıkasım geldi diye.
Bana da aynen öyle oluyor.
Sevdiğim podcastin yeni bölümü geldiyse daha motive çıkıyorum.
Dopamin yükselince eyleme geçme motivasyonu artıyor.
Aslında buradaki olay dopaminle ilgili.
3. Alışkanlıklara bağlı kalmak.
Burada kitap çok gerçekçi bir yerden yaklaşıyor.
Bence bu kitabı diğer kişisel gelişim kitaplarından ayıran şey de bu zaten.
Birçok ihtimalle gerçekçi yazılmış bir kitap.
Öyle yaparsın edersin koçum benim halledersin falan modunda değil.
Kitap diyor ki kusursuz olmanız alışkanlığı sekteye uğratmamanız mümkün değil.
Hukuki bir tabirle kusursuz bir şekilde alışkanlığı devamlı sürdürmeniz hayatın olağan akışına aykırı.
Hastalanırsın işin olur bunlar çok okey.
Ama buradaki esas nokta.
Asla iki kez atlamamak.
Bir şeyi bir kez kaçırmak kazadır.
İki kez kaçırmaksa yeni bir alışkanlığın başlangıcıdır diyor.
İşte tam da burada kendine verdiği sözle duramayan insanlardan ayrılıyoruz arkadaşlar.
Herkesin kötü günü olur tabii ki.
Önemli olan kötü günlerde de o alışkanlığı sürdürebilmek veya gerçekleştirmek için en azından bir adım atmak.
Spora gidiyoruz, alışkanlığı edindik, keyfimiz yerinde falan, her şey süper.
Bir gün diyoruz ki canım istemiyor ya, hiç halim yok.
Tamam bu da olur. Ama bu ikinci sefere sıçrayınca bildiğiniz gibi spor salonuna bir gün gidilmezse bir daha geri dönülmez.
Peki biz ne yapıyoruz burada aksatmak yerine?
Bir büyüktür sıfır diyerek salona gideceğim.
Beş dakikada olsa ne çıkarsa yapacağım diyoruz.
O beş on dakika bize bir şey katmaz belki.
Gittiğimiz efora değmez fiziksel anlamda.
Ama kendimize verdiğimiz sözü tutunca kendimizi onaylamış, kendimize güvenimizi sağlamlaştırmış oluruz.
Bakın bu çok çok mühim.
Eskiden beri takip edenler bilir.
Bazen ben spora gidip böyle yarım saat sallanıp dönüyordum.
Yol zaten 15 dakika sürüyordu.
Ama o gün hiç gitmemekten iyi oluyordu biliyor musunuz?
Bir de bu düşünceyle gidince hiçbir zaman hani 5 dakika da olsa gideyim diyordum.
Ama tabii ki hiçbir zaman 5 dakika ile sınırlı kalmıyordu.
Performansın kalitesi düşüyor tabii ki.
İnsanın modu yokken bunun olması doğal.
Ama süre kısalmıyor.
Gidince onu her türlü yapıyorsunuz.
Ben mesela artık bu hakkımım.
Yani bana katma değeri olan alışkanlıklarımı bazen yapmama hakkımı reglirken ya da PMS'deyken falan kullanıyorum.
O zamanlar izin veriyorum kendime.
Alışkanlıkla ilgili son olarak en çok işime yarayan şeylerden biri de gözünün önüne koymak.
Aynı örnekten gidiyorum yine.
Her gün yürüyüşe mi çıkmak istiyorsunuz?
Spor ayakkabınızı, tight'ınızı gözünüzün önüne koyun.
Akşam cilt bakımı yapmak istiyorsunuz mesela düzenli.
Ben acayip üşeniyorum buna.
Salonun ortasında duruyor bakın abartmıyorum.
Sehpada kabak gibi duruyor kutu.
Onu görünce her akşam yapıyorum aksatmadan.
Bunlar benim işime bayağı yaradı.
Kitabı alıp okumanızı öneriyorum.
Ben de bir üstünden geçeceğim tekrar.
Bu yeni yılla ilgili kararlar alırken bence herkes yeni yeni alışkanlıklar edinmek istiyor.
Aslında çok basit yöntemleri var.
Yani tamamen zihnin çalışma şeklini öğrenmek ve kendi zihninize uyan şeyi bulmakla ilgili halledeceğiz.
Bir diğer şey de kendine bakmak, kendinle arayı iyi tutmak.
Kendine iyi bakmanın temelde iki unsuru var bence.
Bir beslenme, iki spor.
Yani öyledir değil mi? Beslenmeye girmeyeceğim.
Ben sadece kendi halledebildiklerimi, bende işe yarayan şeyleri anlatacağım bugün.
Düzgünce beslenmeyi halledemedim abi.
Yani ben aylardır haftalık yemek hazırlamak istiyorum.
Her yere yemeğimi güzelce taşımak istiyorum.
Sağlıklı beslenmek istiyorum.
Hani işin artık kilosunu falan da geçsin.
Abur cubur yemek istemiyorum.
Ama yok yani bunu tamamen halledebildiğimi söyleyemeyeceğim.
Gerçi %70 falan güzel besleniyorum son zamanlarda.
Evde yapıyorum hani olabildiğince taşıyorum ama her zaman daha iyisi olabilir.
Daha iyisini yapana kadar bu konuda akıl satabileceğimi düşünmüyorum.
Ben bildiğim yerden devam edeyim.
Spordan devam edeyim. Şimdi alışkanlıkta da spor örneği verdim ama o sadece alışkanlık kazanmak dahilinde örnek olaraktı spor.
Şimdi burada spor yapmaktan bahsedeceğiz çok kısa.
Ya ne zaman spor störüsü atsam yok ben gidemem sabah erken kalkacağım.
Kalk abi sabah erken kalk ama sporu yapmak zorundasın.
Bu senin seçim hakkın olan bir konu değil.
Artık 2025 bitti 2026'ya giriyoruz bakın.
Spor yapmayan insan kalmadı.
30 yaşında yokuş çıkamamak, 35 yaşında merdivende zorlanmak istiyorsan sen bilirsin o ayrı.
Ama gün içinde heybeden kaybettiğin vakitleri bir topla.
Kaç sene spor vakti çıkıyor?
Geçen gece iki bölüm çektim, iki bölüm arasında da yürüyüşe çıktım.
Yürüyüşten story attım.
Biz nasıl çıkalım? Sabah erkenden iş var.
Benim de sabah iş var. Daha kötüsü gece de iş var.
Ya ben çıkıyorsam senin iki kere çıkman lazım.
Çünkü senin gece işin yok.
Yattığın yerden yaptığın daha iyi bir şey yoksa, kaydırmak dışında, efendi gibi çıkacaksın.
Ya bunun başka yolu yok arkadaşlar.
Görüp özendiğimiz tüm kaliteli hayatlar bu şekilde inşa ediliyor.
Başka türlü inşa eden istisnalar da vardır illaki ama orası bizi ilgilendirmiyor.
Ben Instagram'da da çok paylaşıyorum böyle şeyleri.
Bazen çekiniyorum aslında. Diyorum insanlar görüp kötü hissedebilir, yetersiz hissedebilir.
Ama tam tersi. Ben çok geç başladığım için bu şekilde yaşamaya gören gaza gelsin.
Olabildiğince erken başlasın istiyorum.
Yaptığım hataları yapmayın diye paylaşıyorum.
Her fırsatta anlatıyorum.
Bir gün bir gündür bakın bir gün bile ertelemeden, oyalanmadan, bahane üretmeden full fokus odaklanmalıyız.
Biz bugün başladım yarın başlarım falan diye oyalanırken bu yılda geçip gider yoksa.
Şunu düşünün seneye bugün yine aynı şekilde kendinize kızıyor mu olmak istiyorsunuz?
Yoksa helal olsun sana ya tüm eforu sarf ettin artık bunun ekmeğini yiyeceksin diye gelecek yıla umutla mı başlamak istiyorsunuz?
Ben inanın hayatımda ilk kez bir yıl boyunca acayip çalıştım, emek verdim, kendime yatırım yaptım.
Şimdi de bu şekilde devam edeceğim.
Ama önümüzdeki yılın getireceklerine karşı hayatımda ilk kez bir heyecanım var.
Ya bu heyecanın tadı o kadar güzel ki.
Böyle hak edilmiş bir huzur gibi.
To do listini tamamlamanın verdiği bir ferahlık gibi.
Ama çok daha büyüğü.
Yani böyle çok daha yoğun hali.
Bunu seneye herkes hissetsin istiyorum.
Mesaj yazsın istiyorum seneye ya.
Mail yazsın. Bu yıl makine oldum.
Şunu yaptım, bunu yaptım.
Şimdi yıl sonunda geriye dönüp baktığımda içimde kendime karşı inanılmaz bir saygı ve ileriye dönük heyecan var deyin istiyorum.
Size güveniyorum. Biliyorum.
Bu mesajlar gelecek bana.
Hatta şimdiden yapmak istediklerinizi yazın.
Dursun DM kutusunda.
Seneye dönüp bakarsınız.
Aslında bugünkü bölümde anlatmak istediğim şey bu yıl diğer yıllardan farklı olarak böyle alt alta yazdığımız o maddelerden farklı olarak işin özüne inmek.
Yani balık tutmayı öğrenelim istiyorum bu yıl.
Yarıştan aldığınız posterleri nasıl kombinlediğinizi de atın.
Çok fazla çeşit var.
Ben çok zor seçiyorum zaten.
Kararsız bir insanım.
Bana da fikir olur sizinkiler.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Fizi kuliste sevdiğin sanatçıyla tanışma sırası sende.
Sevdiğin sanatçıyı Fizi'de en çok sen dinle.
Hem konserine katıl hem kuliste tanışma fırsatı yakala.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
