
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
20li yaşlarda arkadaşlık meseleleri 🔓✊🏻🚪
favori kitaplarımın bazıları https://app.hb.biz/1QjFhPaGIdzf #reklam #ortaklık Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Doğru insanı hayatına çekme dershanesine gidiyordum ya ben.
Bu eğitimden daha kaç bölüm çıkaracağım bilmiyorum ama gerçekten bana baya ilham oldu.
Neyse orada kadın şey diyor.
Ya o ne diye sormayın şimdi bakın artık ne olur son 5 bölümdür falan hep bahsediyorum.
İlişki koçu bal yazın çıkıyor.
İşte orada kadın diyor ki bazı insanlar mesela hayatında doğru arkadaşlığı çekmek için meditasyon falan yapmak istiyormuş.
Kadın bunu deyince dedim ki ya ne kadar üzücü bir şey bu.
Hani kaç yaşına geliyorsun ama bir türlü istediğin gibi.
bir arkadaşlık kuramamışsın ve bunun için böyle özel bir çalışma falan yapmak istiyorsun.
Gerçi bilmiyorum o insanlar da belki bizim aşkla ilgili özel bir çalışma yapmamızı böyle görüyordur ama bana böyle arkadaşlık çok daha kolay bir şekilde ve çok daha hani belirli yaş aralığında kurulan bir şeymiş
gibi geliyor. Neyse sonra bu arkadaşlık kurma, arkadaşlığı sürdürmek üzerine falan aslında hepimizin sorunlar yaşadığını fark ettim.
Bugün de arkadaşlarımın çoğunun böyle hani ortalama bir 10 yıllık olduğunu, en az aslında en az 10 yıllık olduğunu düşünürsek bu kanı hakkında güzel tespitler yapabiliriz diye düşünüyorum.
Eğer sorun yaşayanlar varsa belki bir kapı olur.
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem bayan manifest bakanı sevmediğim mesleğimi astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksimi o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin. Ben Zeynep.
Hepinizin bilinç akışına hoş geldiniz.
Önce şunu söyleyeyim.
Bu arada bu introyu size her bölüm zorla 30 saniye dinleteceğim.
Zaten iki kez 15 saniye ileri aldığınızda geçiyor.
Bunu geçeceğinizi biliyorum ama dinleteceğim.
Çünkü introyu çok seviyorum.
Neyse. Önce şunu söyleyeyim.
Mesela ben hep şunu diyorum.
Hani benim hayatıma girecek kişi aslında benim BFF'lerim gibi olmalı.
Bir fark aramıyorum gerçekten.
Hani sadece karşı cins ve hisler falan tabii ki.
Ama mizaj olarak, karakter olarak, aramızdaki iletişim olarak ben aslında en yakın arkadaşlarım gibi insanlar arıyorum.
Mesela ne bileyim ben en yakın arkadaşlarıma birbirimizi de o kadar tatlı bir şekilde düşünüyoruz ki...
Bazen küçük hani sürprizler veya ne bileyim böyle küçük tatlılıklar veya birbirinizin neyi sevdiğini bilmek, neyden hoşlanmadığını bilmek, böyle bir mimiğinden bir şeyi anlamak gibi şeyler.
Böyle düşünüyordum hep. Sonra şunu fark ettim.
Ya ben en yakın arkadaşlarımla işte mesela...
9 yaşından, 15 yaşından, 18 yaşından, 19 yaşından beri falan yakınım.
Yani ortada çok ciddi bir emek ve çok ciddi bir zaman var.
Ama yeni tanıştığım bir erkekte bunca emeği ve yılları gözetmeden direkt o bağı arıyorum veya direkt o düşünceliliği falan arıyorum.
Mesela böyle bazen düşünüyorum hani birçok erkeğe arkadaşlarıma verdiğim emeği ve sabrı gösterseydim çok güzel sonuçlar elde edebilirdim belki.
Ama ilişkiye gelince ne bileyim ya erkeklere o kadar toleranslı olamıyorum sanırım.
Veya belki insan şey düşünüyor hani arkadaşıma bunu yaptığıma değer ama bu erkek değmeyebilir mi diyor.
Bilmiyorum ya. Şu ana kadar yaptığım sanırım en büyük hatalardan birisi.
Hatta bence en büyük hata böyle bir insana emek vermemekti.
Neyse konu bu değil şimdi bugün.
Arkadaşlık meselesini gerçekten önemsiyorum ve çok emek istediğini düşünüyorum.
Bu emeklerin de hani böyle en güzel şekilde karşılığını verdiği zamanlarda olduğumu fark ediyorum bu ara.
Şimdi benim böyle bir çocukluk arkadaşlarım var, bir liseden var, bir de üniversiteden arkadaşlarım var tamam mı genel olarak.
Bunların hepsinin ayrı dinamikleri oluyor ve...
Kurman gereken dengeleri oluyor.
Hepsiyle o kadar çok şey yaşadım ki hani iyi veya kötü.
Konuşmadığımız zamanlarda oldu, kırgın olduğumuz, sinirlendiğimiz, hani bağır çağır tartıştığımız zamanlarda oldu.
Gerçekten kopma noktasına geldiğimiz zamanlarda oldu.
Biriyle mesela en yakınım hatta o.
İki kez uzun süre küstük.
Hani veya diğer çok yakın arkadaşım en yakın arkadaşımla daha kısa olsa da yine küstük falan.
Hani hepsiyle böyle bir uzaklaştığımız zamanlar oldu.
Şimdi bunların üzerinden yıllar geçti ve arkadaşlıklarımız o kadar iyi oturdu ki artık.
Hani maşallah diyeyim gerçekten.
Düşünüyorum iyi ki o zamanlar o kopan bağları orada bırakmamışım.
Veya onlar da bırakmamış.
Bunu yapmak aslında en kolaydı.
Yani kimsenin kimseye çok fazla ihtiyacı yok hani baktığında.
Herkesin bir muadili var. Kimse kimsesiz yaşayamayacak bir durumda değil.
Ama arkadaşlıkta özellikle de uzun süreli arkadaşlıklarda bence şöyle bir şey oluyor.
Mesela biriyle üniversiteden beri yakınsın diyelim.
Düşünün hani hayatımızın en büyük dönemeçleri, karakterimizin oturması, karakterimizin değişmesi, yaşadığımız tüm kırılımlar bu süreçlerin hepsinde o insan vardı.
Benim 18-29 yaş arasındaki değişimi hani hayal bile edemiyorum gerçekten.
Düşünce yapım, hayata bakış açım ya her şey kökünden değişti.
İşte 20'li yaşlardaki arkadaşlıklarda bu bence o yüzden çok büyük bir problem olabiliyor.
Ve yönetmesi de bazen çok zor olabiliyor.
Sen değişiyorsun, karşındaki de değişiyor.
Hani beklentiler, hayata bakışın, yapmak istediklerin olayları, yorumlayışın.
Böyle her şey devamlı dinamik bir şekilde değişiyor.
Şimdi orada da... Yani dikkat edilmesi gereken şey şu aslında.
O değişimler sırasında tabii hani ikili, üçlü, beşli arkadaşlıkların stabil kalması inanılmaz zor.
Yapabilene helal olsun. O yüzden aslında böyle bir hani bayağı bir esneklik payı olmalı.
Hiçbir zaman keskin olunmamalı.
Mesela ben bunu yaşarken fark etmiyordum.
Şu an böyle geçmişe dönüp tüm süreçlerimizi düşündüğümde beraber neleri atlattığımızda veya hepimizin ayrı ayrı hayatlarında neler yaşadığını düşündüğümde veya ayrı kaldığımızda hani konuşmadığımız zamanları düşündüğümde aslında
diyorum ki hani o sırada bir süreçten geçiyordu ben başka bir süreçten geçiyordum ama biz bunun farkında değildik.
Hani o yüzden bazı zamanlar yaklaştık bazı zamanlar uzaklaştık.
Hani keşke o anda bunun farkında olsaydım hani şunun idrakında olsaydım ben şu an 20'li yaşlarımı yaşıyorum.
Ve hani 30'a kadar falan en az böyle bir karakterimin oturma süreci olacak.
Hayatımın oturma süreci olacak.
Arkadaşlarımın da böyle olacak.
O yüzden hani daha toleranslı olmalıyız falan diye bir düşünseydim keşke.
Bakın şimdi gerçekten düşünüyorum da hani en yakın arkadaşlarımın hepsiyle kavga ettiğim ve görüşmediğim dönemler olmuş.
Ama ya bir şekilde barıştık.
Çünkü onlar benim... Tüm hayatımı düşündüğümde yakınımda olmalarını istediğim insanlardı.
Olabilir bazı dönemlerde hayat akışımız uymayabilir, kafa yapımız uymayabilir.
Hani bazen insan gerçekten sabırsız ve tahammülsüz oluyor.
Veya bazen çok beklentiye giriyor.
Bazen de hiçbir şey yani böyle hiçbir beklentiyi karşılayamıyor.
Ama bunu o an fark edemiyor.
Ama ben tüm hayatımı düşündüğümde bu dönemler o kadar küçük parçalar ki hani o yüzden çok üzerinde durmamak, çok takılmamak lazım.
Ne bileyim sen atıyorum 30 yıllık 50 yıllık bir arkadaşlık kuruyorsan senin orada ne bileyim 6 ay geçirdiğim bir anlaşmazlık aslında yani hiçbir şey.
Deve de kulak gibi bir şey.
Tabi ki burada insanların yaptığı her şeyi de affedip devamını alttan almaktan bahsetmiyorum.
Veya sırf böyle diye insanların devamlı sabrını sınamanızdan da bahsetmiyorum.
Ama hani büyük olaylar falan ayrı tutuyorum.
Ama demek istediğim şey sık görüşülen insanlarla Hiçbir zaman böyle çok uyum içinde olamazsınız zaten.
Hani bu ailenizde de böyledir.
İşte ikili ilişkilerinizde, romantik ilişkilerinizde de böyledir.
Önemli olan aslında böyle ilişkilerde karşındakiyle yıllar içinde birbirini iyi tanımak ve onun sınırlarını anlamak.
Ne bileyim ya böyle bazen açık iletişime geçmek.
Mesela bu kişiden kişiye de değişen bir şey.
Mesela ben aynı benim. Ama ben şunu fark ediyorum.
Mesela bazı arkadaşlarım bana atıyorum açık iletişimi öğretti.
Ben daha böyle iletişime kapalı ve kestirip atan bir insandım.
Mesela en yakın arkadaşım. Hani resmen bana böyle bir konu üzerine konuşmayı yıllar içinde öğreten kişi diyebilirim.
Mesela şu an biz onunla bir sorun yaşıyorsak oturup kavga edebiliyoruz ve bu onun sayesinde.
Hani kavga etmemiz eve çok kötü bir şey gibi geliyor kulağa.
Ama düşünüyorum ben kardeşimle de kavga edebiliyorum.
Onunla da kavga edebiliyorum. Yani aslında biz orada açık iletişime geçiyoruz ve o anda o kavgayı...
ettiğimiz için atıyorum iki hafta konuşmayalım sonra.
Ama ne olursa olsun o an içimizde kalmadığı için ve birbirimize her şeyi söylediğimiz için hani kimse böyle içinde bir şeyler biriktirmiyor ve bu en sağlıklısı oluyor.
Mesela ben yine aynı benim dediğim gibi ama başka bir arkadaşımla başka bir en yakın arkadaşımla o şekilde tartışmıyoruz hiçbir zaman.
Ona da şöyle bir şey oluyor.
Onunla dinamimiz de farklı çünkü ben onu tanıyorum.
O beni tanıyor. Mesela geçen şöyle bir şey oldu.
İşte biz böyle mesajlaşıyorduk.
Ben bir şeye bozuldum tamam mı?
Bir olaya yaptığı bir yoruma.
Ama o an bir şey demedim.
Çünkü onu tanıyorum. Hani dedim tamam ya o şu an beni anlamadı.
Bir iki güne anlar fark eder diye düşündüm.
Hani tekrar aynı konuda yorum yapar.
Öyle aklına gelir diye düşündüm.
Gerçekten de öyle oldu biliyor musunuz?
Hani bir iki gün sonra o konuyu tekrar açtı.
O konuyla ilgili benim istediğim yönde bir yorum yaptı.
Yani doğru anlayarak bir yorum yaptı.
Ona bir şey demedim de hani böyle mutlu oldum ya.
Dedim ki gerçekten insanın herkeste olan dinamiği farklı.
Ve herkeste olan ilişkinin oturması ya bence 10 yıl falan alıyor.
Hani en azından 7 yıl falan alıyor.
Ama tüm bunların ortak noktası her türlü ilişki için böyle aslında.
Birbirinde kredinin olması ve esneyebilmen, kestirip atmaman.
Beni dinleyenlerin çoğu 20'li yaşların başında.
Bunu çok iyi biliyorum gelen mesajlardan.
O yüzden bugün bunları anlatmak istedim.
Çünkü ben bunları daha yeni fark ediyorum.
Biz artık 20'lerin sonundayız ve tüm yaşadıklarımıza bakınca...
hayatımızın geldiği noktalara bakınca diyorum ki yani iyi ki o zaman salak gibi böyle bir alınganlık yapıp da kestirip atmamışım hani bu insanlarla olan ilişkimi.
Çünkü ben buna çok müsait bir insanım ve bu çok yanlış bir şey.
Ben kendimi biraz törpüledim, işte arkadaşlarım biraz yardım etti veya onlar bir adım attı, ben bir adım attım ve yani şu an gerçekten bunu düşünce çok mutlu oluyorum.
Hayatın zor kısımlarından geçerken bu ilişkilere emek verdiğimiz için Bugün keyifli kısımları, güzel günleri yaşarken içim ferah bir şekilde böyle tadını çıkartıyorum.
Ne bileyim duygulanıyorum ya bunları düşünce.
Yani artık hepimizin karakteri oturdu.
Hayatımızda bir şeyler değişiyor, gelişiyor.
Önleniyor. Birbirimizin bugünlerine şahit olabilmek beni mutlu ediyor.
Mesela geçen BFF'inle bir şey konuşuyorduk ve ben böyle olaya çok saplanmışım.
Hani böyle şey yönünden işte...
Haklık haksızlık yönünden bakıyordum olaya tamam mı fark etmedi mi kendimin öyle baktığını.
İşte ben haklıyım zaten falan kafasındaydım.
Çok güzel bir şey dedi ve o an fark ettim.
Ya haksız da olabilirsin dedi.
Hani bazen insan haksız da olabilir ama biz arkadaşız sonuçta.
İlla sana yaklaşmam için benim haksız olmama gerek yok.
Hani bazen de sen haksızsındır ama yine ben sana yaklaşırım dedi.
Ya gerçekten öyle mesela. Düşünüyorum ben bir sürü hata yapmışımdır.
Onlar da bir sürü hata yapmıştır.
Ama günün sonunda ya ailenle olan ilişki de böyle bir şey ya zaten.
Hani herkes hatalar yapıyor.
Herkesin eksikleri oluyor.
Bazen cidden bir şey fark etmiyorsun.
Hani bazen bilinçli yapıyorsun.
Ya herkesin olduğu gibi kabul edip...
Tamam o da böyle bir insan deyip sana iyi gelen yönlerine odaklanarak o ilişkiyi sürdürmek aslında asıl mesele.
Tabii eğer iyi yönleri baskın geliyorsa hani bir de öyle bir şey de var.
Şimdi böyle dedim diye size zarar veren birine gidip de yok biz işte ömür boyu arkadaş olalım tribüne falan girmeyin.
Hep dediğim gibi yalnız kalmamak için hiçbir masaya oturmayın.
Bir de geçen bir rüya gördüm.
Onun üstüne falan da böyle duygusallaştım sanırım.
Çünkü bazen de bazı bağlar ansızın böyle bıçak gibi kesilip atılıyor.
Bana bu hiç olmuyor aslında.
Hani genelde hep tekrar barışıyoruz ve tekrar bir yolumuz kesişiyor yakın arkadaşlarımla.
Ama sadece hani şu ana kadar bir tane çok sevdiğim bir arkadaşım da olmuştu.
İşte onu gördüm zaten rüyamda.
Ya uyandım. Beni o kadar etkiledi ki rüya.
Uyanınca şey dedim hani keşke şu anda...
tüm exlerimle ilgili hani toptan üzücü bir şeyden, bir rüyadan uyansaydım da hani ex BFF'imi görmeseydim.
Çünkü gerçekten ex flörtünü, exini, her şeyini unutuyorsun.
Ama ex BFF'inle olan ilişkin yani o daha çok acıtıyor bence.
Böyle kopan bağlarla ilgili de şunu düşünüyorum.
Hani buna hala anlam veremiyorum.
Bizim mesela bağımız neden o şekilde koptu diye.
Bayağı zaman geçti üzerinden ama hala ara ara düşünüyorum ve üzülüyorum.
Ama kopan bağlarla ilgili artık şöyle düşünüyorum.
Genel olarak da gözlemlediğim bir şey.
Bir insan böyle çok keskin bir şekilde aranızdaki bağı silip atıyorsa o insan sizi artık hayatında istemiyor gibi geliyor bana.
Yani ona ısrar etmenin bir şey demenin anlamı yok.
Belki de o bir yol seçti veya düşünce yapısı değişti.
Hayata bakış açısı değişti ve siz o düşünce yapısına uymuyorsunuz.
Belki o aslında hani siz farkında değilsiniz ama belki o atıyorum bir üst frekansa geçti ve hani sizin frekansınız daha düşük kaldı.
Yani her zaman biz üstte olacağız, biz daha iyi olacağız diye bir şey yok ki.
Veya atıyorum o artık aile kuruyordur ama siz hala orada burada takılıyorsunuzdur ve o da bunu hani istemiyordur olabilir.
Böyle bireysel alanlara da saygı duymak lazım.
Hani bir karar alıp hayatındaki bazı insanları çıkarıyor olabilir insanlarda.
O zaman hani mutluluklar dileriz ne yapalım yani.
Bir de şöyle bir mesele var.
Genel olarak arkadaşlarımı söyledim işte baya hani eskiden şu gruplar falan diye.
Ben insanın üniversiteden sonra arkadaş edinebileceğine hiç inanmazdım.
Hani böyle birileriyle tanıştığımda falan ne zamandır tanışıyorsunuz işte 2 yıldır 3 yıldır falan dediğinde ben böyle hani şaşırıyordum.
Atıyorum 29 yaşındayım ben şimdi.
Adam hayatına...
26 yaşında mı girmiş?
Hani bu nasıl olabilir? Aklım almıyordu.
Bununla ilgili ön yargım da çok kırıldı var ya.
Çünkü bir buçuk yıl önce çok çok iyi bir arkadaş edindim.
Aslında ne kadar yanlış bir düşünce olduğunu, hani insanın her dönemde iyi anlaşacağı insanlarla karşılaşabileceğini ve onlarla yakın olabileceğini anladım.
Evet bak çok az, önceye göre çok az yeni bağlar kurmak.
Ama olabiliyor. Veya mesela hep şey diyordum.
Benim normal erkek arkadaşım yok hiç ya.
İki boş muhabbet yapıp farklı bakış açısında muhabbet edebileceğim diye düşünüyordum.
Bu saatten sonra o da olmaz diyordum.
Çünkü artık herkes evli, sevgilisi var falan.
Öyle insanlar da tanıdım sonra.
Bu kısıtlamalar aslında tamamen önyargıydı.
Yani hayatta ilgili neyi çok iyi biliyor olabilirsin ki hani böyle düşünüyorsun.
Hayatta ilgili bildiğin şeyler sadece senin edindiğin tecrübeler ve insanlardan duyduğun hikayelerden ibaret.
Ama ya sonsuz bir kaynak var evrende.
Senin mesela hayatında erkek ve boş bir arkadaş, ya boş derken hani erkek normal böyle boş yapabildiğin bir arkadaşa ihtiyacın varsa ya o sana gelebilir.
Çünkü dışarıda bir sürü böyle erkek de var zaten.
Veya ne bileyim işte sen işle ilgili böyle işinde çok başarılı bir arkadaş istiyorsan, hayatına yeni girsin ve sana yeni vizyonlar katsın istiyorsan o da girebilir.
Yani bilmiyorum bu önyargılar çok iddialı.
Evet bir insanı büyümüş haliyle tanımak gerçekten garip bir şey.
Hani bir hikayeye ortasından dahil olmuşsun gibi hissettiriyor.
Ama bazı insanlarla da sadece...
O anda vakit geçirebilirsin.
İlla tüm geçmişinizi birlikte yaşamış olmanıza gerek yok.
O anda ve gelecekte artık birlikte vakit geçirirsin.
Böyle eksik geliyor. Eksik bilgiler var ve tamamlayamıyorum gibi geliyor.
Mesela bir buçuk yıldır yakın olduğum arkadaşımla.
Ama okey yani. Bundan sonrasını beraber yaşıyoruz.
Demek ki hayatımızın bu döneminde tanışmamız gerekiyormuş.
Sizin de böyle düşündüğünüzü biliyorum.
Çünkü bana en çok gelen mesaj tipi denen birisi bakın.
Biz tanışsak çok yakın arkadaş olurduk.
Veya... Ben yeni arkadaşa edineceğime inanmıyordum ama ben seni kendime işte çok yakın hissediyorum.
Bir kahve içelim falan gibi bir mesaj.
Bakın bu ikisi o kadar çok geliyor ki çok iyi anlıyorum.
Çünkü ben de o frekanstaydım.
Yani ben de o inançtaydım.
O yüzden o inançtaki insanlar çıkıyor karşıma.
Bu takipçi ve takip edilen formatında olsa bile yani sosyal medya aracılığıyla olsa bile insan her zaman kendi frekansındaki insanları buluyor.
Instagram bilinç.akşı.podcast ve nereden dinliyorsanız takip etmeyi unutmayın lütfen.
Bir de bana DM atıyorsunuz mesela cevap veriyorum.
Aa cevap verdin şaşırdım diyorsunuz.
Ya boşluğa mesaj attığınızı sanmanız beni üzer.
Diyen BFF'lerim var benim bir sürü.
Devamlı konuşuyoruz.
Neyse bu konuda aslında şöyle.
İki gün önce BFF'im evlendi.
Ve sanırım onun duygusallığı ve o gördüğüm rüyanın duygusallığıyla bu bölümü hazırladım.
Çünkü dün de şunu düşündüm.
Ya iyi ki o kavgalardan birinde birbirimizi salmamışız.
Birbirimizden vazgeçmemişiz.
Bir de biz bazen küsünce sonra işte bir taraf şey atıyordu işte İbo Tatlıses Mahmut Tuncer barışma sahnesi var ya ne olur izleyin çok komik çok saçma.
Onu atıyorduk mesela birbirimize sonra buluşuyorduk falan.
Hani çok kırılmış olsak bile.
Böyle düşündüm ve duygulandım.
Yani iyi ki onun ve benim hani tüm boktan huylarımıza rağmen birbirimize katlanmışız.
Düğünden sonra da kavga ettik bu arada.
Şu anda da böyle biraz limoniyiz.
Ama ben artık şunu biliyorum.
Hani biz bu yolu okey beraber yürüyoruz.
Mesela öbür BFF'm ya şehir dışına taşındı birkaç yıl önce.
Ve böyle yıllardır biz hani sadece tatil yapıyoruz beraber.
Ya da o İstanbul'a geliyor güzel vakit geçiyoruz.
Tabii her gün mesajlaşıyoruz o ayrı bir mevzu da.
Onunla da ciddi küslükler yaşadık.
Ama artık o kadar kaliteli vakit geçiriyoruz ki.
Hem de birbirimize...
Böyle hem makara yapıyoruz hem birbirimizin terapisti oluyoruz.
Yani iyi ki hani mallık yapıp da o küstüğümüz zamanlarda böyle hani bir set çekmemişim diyorum.
Demek ki o dönemlerde ayrı kalmamız gerekiyormuş.
Ya bilmiyorum hani bu insanların yolları bazen ayrılıyor ve bazen de kesişiyor.
Buna çok inanıyorum. Hayal edemiyorum ya şu an.
Hani bu insanlar olmadan güzel günlerimi yaşadığımı hayal edemiyorum.
Tabii ki yaşardım. Bir eksiklik olduğunu da fark etmezdim bu arada.
Çünkü bu güzel duyguyu tatmamış olacaktım.
Ama aslında hani büyük bir duygusal parçam eksik olacaktı demek ki.
Burada şimdi mesela işte düğünde duygulandım dedim ya oradan aklıma geldi.
Mesela hani... İnsan sanırım büyüdükçe biraz hani güzel gün dostu mu denir?
Öyle şeyler arıyor. Çünkü ya kötü gün dostu diye bir şeye ben artık inanmıyorum.
Ya kötü gününde sokaktaki insan bile gelip sırtını sıvazlıyor.
Ya benim gerçekten hiç beklemediğim insanların destek olduğu zamanları oldu ve ben bunu o zaman anladım.
Hani güzel, mutlu, keyifli günleri paylaşabilmenin hazdı insanı çok güzel besleyen bir şey.
O yüzden insanlara karşı biraz daha toleranslı olup ve hiçbir zaman hani hiçbir zaman hata zaten tek tarafta.
da değildir. Arkadaşlıkları anda değil, geleceğe yönelik olarak değerlendirmenizi öneririm.
Etrafındaki 5 kişinin toplamasını diye bir laf var ya, bunu da unutmayın.
Hani yanınızda kim varsa 5 yıl sonra siz ona benziyorsunuz.
Yani onun düşüncesiyle düşünmeye başlıyorsunuz.
Ben mesela hani gerçekten etkisi altında kalıyorum.
Mesela bazen böyle bir şey alacak oluyorum atıyorum.
Hani BFF'imiz sesi kafamın içinde çınlıyor anladınız mı?
O bana bir şey diyor onunla ilgili falan.
Gerçekten düşünce yapınız çok benzemeye başlıyor yıllar içinde.
Ama bazen de yanınızdakilerin olumsuz taraflarını birlikte köreltiyorsunuz.
Onlar da sizin olumsuz taraflarınızı birlikte...
Yani törpülüyor demek istiyorum.
Birbirinize aslında bayağı bir yatırım yapıyorsunuz.
Hepsi emek istiyor.
Bazen yoruyor. Ama emeklerinin karşılığını yaşın ilerledikçe alıyorsun.
Ve garip olan da bence şu.
Ben hiç hani bunca zamandır verdiğim arkadaşlık emeklerinin karşılığını bir gün alacağımı düşünmüyordum.
Hani yani şöyle. Bunun böyle bir gün arkadaşlıkların güzel bir şekilde oturacağını.
Bilmiyordum. Sadece biz böyle ilerliyoruz sanıyordum hani.
Bir gün küsüyoruz, bir gün barışıyoruz.
Bazen işte çok güzel günlerimiz oluyor.
Bazen beraber kötü günler yaşıyoruz.
Hani bunların 10 yılın sonunda, 15 yılın sonunda toplamını da benim hayatıma bir katma değer katacağını o proseste yani o süreçte fark etmemiştim.
Tüm kötü zamanlardan birlikte geçtikten sonra güzel, mutlu, huzurlu sofralara da birlikte oturmanın keyfi insana garip bir ferahlık veriyor.
Bu ferahlığı yakalayacağınız insanlarla karşılaşırsınız umarım.
Ve bu ferahlığı yakalayacağınızı düşündüğünüz insanlara daha toleranslı olursunuz, ne bileyim, daha esnek olursunuz.
Çünkü bir gün gerçekten hepsi toplanıp sizin hayatınıza çok büyük değerler katıyor.
Haftaya görüşürüz, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
