
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Ataletten kurtulmak, üşengeçliği bırakmak ve üretken olmak istiyorsan bu bölüm seni ferahlatacak!! clickbait değil ilyyyy ❤️🔥
👇🏻 Her pazar 07.00'da tüm podcast platformlarındayız! Takip etmeyi unutmayınnn👇🏻
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Bu insanların nasıl her şeye enerjisi var ya?
Ben sadece evde yatmak istiyorum.
Diyorsanız ben Zeynep.
Hepimizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Bilinç Akışı Podcast'ın 35.
bölümünde atalet, enerji bulamamak, üretken olmak gibi konuları konuşacağız bugün.
Bu arada ehli buluşma bölümlerini bölüm sayısına dahil etmiyorum.
İleride onları silmem gerekebilir evlenince falan.
O yüzden onları bölüm sayısına dahil etmiyorum ama onları da dahil edince bugün 43.
bölüm falan oluyor. Asıl bölümleri pazar günü yayınlanan hayat hakkında bana fazla gelen, aklımı size dağıttığım bölümler olarak düşünebilirsiniz.
Eğli buluşma da ayrı ve geçici bir konsept.
Yani umarım geçici olur çünkü ömür boyu date date dolaşıp da ruh eşimi aramak istemiyorum.
Artık iki haftada bir olacak bu arada çünkü ben her hafta date diyecek zaman ve enerjiye sahip değilim.
Deyip hemen konuya giriyorum.
Şimdi ben story atıyorum instagramda böyle instagramda çok aktifim falan hep şey diyorsunuz ya çok enerjiksin hani beni de motive ediyorsun daha çok paylaş falan bir şeyler mesaj geliyor böyle.
Arkadaşlar ben enerjik falan değildim.
Ben önceden şu an sizin benim storylerimi izlediğiniz gibi başkalarının storiesini izleyip evde yatıyordum.
Ulan diyordum bunlar nasıl bu kadar çok şey yapıyor ya ben okula gidiyordum veya işte işe gidiyordum ondan başka hiçbir şeye enerjim kalmıyordu.
Kendimi kötü hissediyordum.
Yani diyordum sen üşengeç bir insansın demek ki sorun sende.
Devamlı böyle planlar yapıyordum, çizelgeler oluşturuyordum.
Hani gece gelen o manik ataklar vardır ya gecenin üçünde oturup da hayatını tekrar böyle düzenlemeye başlarsın.
Tabii ki hiçbiri üç günden fazla sürmüyordu.
Burada önce şunu söyleyeyim.
Öğrenciyseniz veya 25 yaşın altındaysanız enerjinizin düşük olmasının, uyku ihtiyacınızın fazla olmasının bilimsel bir açıklaması var.
Üniversitede mesela ben çok uyuyordum.
Ya derslere de hiç gitmiyordum.
Öğleden sonra sadece böyle dışarı arkadaşlarıma buluşmaya falan çıkıyordum.
İyice kendimi suçlu hissediyordum.
Ama bu döngüden de kurtulamıyordum.
Ya keşke şunu bilseydim.
İnsan hayatı boyunca büyüme hormonu salgılıyor.
Ama en çok 20 yaşına kadar salgılıyor.
Yani 10 yaş ile 20 yaş arasında en çok büyüme hormonu salgıladığımız dönem oluyor.
30'a kadar da salgılıyoruz.
30'dan sonra bu büyüme hormonu salgılamamız azalmaya başlıyor.
Yani 20 yaşına kadar maksimum seviyede salgıladığımız için ve büyüme hormonu da daha çok derin uykudayken salgılandığı için insanın uyku ihtiyacı daha fazla oluyor.
Hormonların gelişimi, beynin gelişimi, melatonin ritmi, enerji ihtiyacı bunların hepsi uyku ihtiyacına sebep oluyor.
Yani sizin üniversitede bir öğrenci olarak enerjiniz daha düşük geliyorsa böyle daha fazla uyumak istiyorsanız Bu aslında fizyolojik bir ihtiyaç.
Hiçbir şeyin aşırısı normal değil tabii ki ama hani burada şöyle bir örnek verebilirim.
Yani ben üniversitedeyken mesela 10 saat uyumak istiyordum.
10 saat uyku bana yetiyordu.
Uykumu alamıyordum. Şu an 7 saat.
Hani 7 saat yetiyor fix. 30'dan sonra belki 6 saat yetecek.
Zaten bunu büyük insanlar da duyarsınız.
Hani ya da babalarımız, ailemiz falan kızlar niye bu kadar çok uyuyorsun diye.
Çünkü onların bu kadar çok uykuya ihtiyacı yoktur ve anlayamazlar.
Şu anda mesela ben biliyorum ki bana 7 saat yetiyor.
7 saatten fazla uyursam bu tembelliğe giriyor benim vücudum için.
Önce bir vücudunuzu tanıyıp bunu test etmek lazım.
Ya belki de 10 saat yetiyor size.
Bir de şunu hiçbir konuda unutmayın lütfen.
Yani bunu burada sık sık söylüyorum.
Beyin gelişimi 25 yaşında tamamlanıyor.
Ya bu bilimsel bir şey.
Prefrontal korteksin tamamlanması bilimsel olarak 25 yaş.
25 yaşından önce kendinize hiçbir konuda yüklenmeyin o yüzden bence.
Ama bunu bahane olarak almayın.
Bu sizi tembelliğe itmesin tabii ki.
Ama araştırın. Yani sorun gördüğünüz şeyleri bu şekilde araştırırsanız yaşınıza bağlı olarak bilimsel karşılıklarını bulabilirsiniz.
Şimdi bir şeylere enerji bulamamakla ilgili önce bu kısma bakın.
25 yaşın altında mısınız vs.
Benim konuyu ele alacağım asıl nokta enerjik olmak istiyorsanız şunlar çok önemli.
Doğru yerde olmak, doğru insanlarla olmak ve şartları kendine göre şekillendirmek.
Ben bunları fark ettim ve inanılmaz üretken bir insan olmaya başladım.
Üzerimdeki tüm o atalet, üşengeçlik, enerjisizlik gitti.
Biraz karışık olacak o yüzden örneklerle anlatacağım.
Bakın mesela ben geçenlerde köye gittim ve nefret ediyordum köye gitmekten.
Yani hep diyorum ben şehir insanıyım.
Ben getirin olmadığı, çıkıp 100 metre ötede kahve içemediğim hiçbir yerde mutlu olamıyorum.
Her yıl zorla beni köye götürüyorlar.
Ki oradaki evimiz falan da çok güzel.
Hani kendi puzzle'ını tamamlamak bölümlerinde o eve nasıl tepkili olduğumu anlatmıştım.
Babaların köye ev yaptırma sorunsalı.
Neyse ona rağmen sevmiyorum.
Cuma gece gittik. Cumartesi uyandım.
Kardeşimle ikimiz dönecektik.
Dedim ki salı günü dönelim.
Sıkılıyorum çünkü tamam mı?
Hani tüm gün yatıyorum orada mesela.
Enerjim çekiliyor. İstanbul'da ne kadar güzel kıpır kıpırdım, üretkendim.
Oraya bir gittim elim kolum kalkmıyor.
O yüzden dönmek istedim hemen.
Ailem laf etti, kızdılar falan.
Yok neden böylesin, yok hep aynı şeyi yapıyorsun.
Sonra ben de düşündüm. Dedim ki tamam ben burada bir hafta daha mecburen kalacağım belli ki.
Bir şey yapmam lazım kendime uygun.
Ben ne seviyorum? Sosyal medya, içerik, podcast, video, edit.
Bir şeylerle dalga geçmek, böyle şeyleri seviyorum.
Ve köydeki günlerimi vloglamaya başladım.
O vloglar zaten öyle bir tuttu ki hani şu an...
1 milyonu falan geçti izlenmeleri.
Instagram, TikTok, Podcast yani şu an tüm hesaplarım çok iyi bir ivme yakaladı o vloglar sayesinde.
Şimdi o vlogları izlerseniz benim anlatımımdan anlarsınız biraz.
Instagram bilinç.akış.podcast yani tüm platformlarda böyle.
Orada yaptığım şey aslında sevmediğim yerde bulunmak istemediğim ortamdayken enerjim aşırı derecede düşük ve hani dediğim gibi elim kolum kalkmazken şartları kendime göre şekillendirmek oldu.
Ben ki o ilk kez gitmedim arkadaşlar.
Bu yaşıma kadar 50 kere gittim.
Her seferinde içinde bulunduğum şeyde debeleniyordum.
İngilizcede çok güzel bir tanım var.
Pain çarpı resistance eşittir suffering derler.
Yani pain acı çekmek, resistance direnmek, suffering de ızdırap gibi çevirebiliriz sanırım.
Ya sen içinde bulunduğun acıya direnirsen ızdırap edersin.
Yani sen o duruma ne kadar karşı gelir, ona direnç gösterirsen o kadar zorlanırsın.
O bulunduğun... durumdan çıkamaz ve onun içinde iyice debelenmeye başlarsın.
O duruma direnmeyeceksin.
Yani inatlaşmayacaksın, söylenmeyeceksin.
Zaten o durumu sevmiyorsun.
Direnç gösterdiğinde bu iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor ve hiç keyif vermiyor.
Ben hep bunu yapıyordum.
Ya sevmediğim ortamdaysan sadece söylenip böyle mutsuz olup oturuyordum.
İşte bu sefer ilk kez sevmediğim şartı sevdiğim hale nasıl getirebilirim buna baktım.
Ve sevmediğim ortamla sevdiğim hobimi birleştirdim.
Hem çok keyif almaya başladım ortamdan bu sayede hem de benim işime yarayan bir hale geldim.
Bu podcast da öyle başladı aslında hep söylüyorum.
Hani kendi ruh halim içinde bulunduğum durum hiç iyi değilken ve emin olun çok enerjisizken şimdi hani podcast çekmekte enerji istiyor diye düşünmeyin.
İlk bölümlerdeki amatörlüğü zaten görürsünüz.
O bulunduğum durumu sevdiğim şekilde anlatarak işin içinden çıkmaya çalışmıştım.
Ve bugün 35. bölüme geldik.
Yani benim lehme oldu, hayatımı değiştirdi diyebilirim.
Çünkü artık siz varsınız.
Yani demek istediğim şey burada hani ben, ben, ben şöyle yaptım, ben böyle yaptım falan diye böyle yüksek bir yerden anlatmıyorum.
Size bunu hani ben de aynı yoldan geçtim ve böyle çözümler üretebildim kendimce gibi bir yerden anlatıyorum.
Olduğunuz yer ve durum sizin enerjinizi alıyorsa, eliniz kolunuz kalkmıyorsa, üşengeç oluyorsanız, ataletli oluyorsanız o şartların içinde kendinize uygun bir alan açmaya çalışın.
Bazen o duruma düşmenizin tek sebebi oradan dönüştürmeniz gereken bir şey olabilir.
Belki de ben köye sadece sıkılmak ve sıkıntımdan vlog çekip hesabımı büyütmek için gittim yani.
Hani anlatabiliyor muyum? Diğer bir durum da doğru yerde olmak.
Burada fiziksel bir ortamdan bahsediyorum.
Mesela ben şimdi eve çıktım ya, aile evindeydim 29 yıldır.
Ve evdeyken hep böyle aile evindeyken odamda yatış pozisyonunda takılıyordum.
Hiç salona gidip de koltukta oturmuyordum mesela.
Bir kere o yatış pozisyonu bile sizin enerjinizi çeken bir şey.
Uyumadan önce yatış pozisyonuna geçmeyeceksin.
Yatay fiziksel duruş beynin çalışmasını direkt yavaşlatıyor ve dinlenmeye alıyor insanı.
Ne üretkenlik kalıyor ne bir şey kalıyor.
Ama şöyle yani şimdi size şey diyemem.
Aile evindesiniz ama yatmayın.
İşte dik oturun her zaman.
Bunları ben de kitaplardan görüyordum.
Ama hiç enerjim olmuyordu evdeyken.
Hani yapamıyordum. Dışarıda falan çok iyiydim.
Evde yok bir şey yapamıyorum, üretemiyorum.
Ancak kitap okuyorum, dizi izliyorum.
Böyle şeyler. Geç uyanıyordum mesela hep.
Şimdi kendi evimdeyken hani inanın 7'de 8'de gözüm açılıyor ve uykumu full almış oluyorum.
Gün içinde hiç yatar pozisyonda olmuyorum.
Vücudum bunu istemiyor.
Ve her an resmen böyle bir şeyler yapıyorum, üretiyorum, çalışıyorum.
Hani hayattan aldığım verim inanılmaz arttı.
Aile evindeyken tam tersiydim.
Çünkü ben artık ciddi anlamda kendi düzenim olsun istiyordum.
Bu ailemden bağımsız bir şeydi.
Yani onlarla anlaşamamak, onlarla mutsuz olmak değildi.
Ben o evde mutsuzdum.
Yani şunu hissediyordum. Ben kendi düzenim olduğunda çok daha üretken bir insan olacağım.
Ve inanın bu benim bahanem değildi.
Yani ihtiyacımdı. Bunun ihtiyacım olduğunu da nasıl anladım?
Kendimi tanıyarak. Belki benim için bu bir ihtiyaçtı.
Belki sizin için değil. Belki sizin için aile evi bir konfor.
Orada zaten rahatsınız. Herkes aile eve çıkacak diye bir şey yok.
Ki benim için de gerçekten uzun bir süreç gerektirdi.
Demek istediğim şey kendine iyi gelen şeyi fark etmek, düşünmek, önceki deneyimlerine bir bakmak.
Ben ne zamanlar iyi hissediyorum?
Hangi ortamlarda enerjim var?
Hangi şartlarda daha üretken olabiliyorum?
Bunu düşünmek, ona göre şekil almak.
Asıl önemli olan nokta.
Eve çıkamadığım zaman da odamı dekore ediyordum.
Her yıl mutlaka bir şey yapardım ufak ufak.
Atıyorum bir bitki alırdım, bir havlu alırdım, işte duvarımı boyatırdım.
Herkes kalkıp eve çıkacak diye bir şey yok sonuçta.
Ama böyle bir ihtiyacınız varsa yani kendi alanına ihtiyaç duyan bir insansanız yani bu bir yurt odası bile olabilir.
Yurt odasına tek bir yatak bile olabilir.
O yatağa bir nevresim almaktır atıyorum.
O bile enerjinizi değiştirir.
Adım adım, adım adım sonrasında zaten siz hayat için çalıştıkça, istediğiniz hayat için çalıştıkça daha fazlasını elde ediyorsunuz.
Ya böyle kendi alanı ihtiyaç duyan insanlar için de böyle ufak tefek şeyler gibi gözükse de bunlar insana enerji veriyor.
Şimdi bir de şöyle bir şey var.
İsterseniz 50 tane kişisel gelişim kitabı okuyun.
Yok sabah 5 kulübü, işte verimli bir insan olmak falan.
Temelde çözmeniz gereken şeyi çözmedikçe bunların hiçbiri işe yaramıyor.
Ben üniversitedeyken böyle video izleyip kitap falan çok okuyordum mesela.
Hiçbiri işe yaramadı.
Ne zaman işe yaramaya başladı bende bir şeyler?
Kendimi tanıdıktan sonra.
Nasıl bir yerde, nasıl şartlarda yaşamak beni tatmin eder?
Bunu anlayana kadar onca kitabi bilgi bende çöpe oldu.
Diğer bir konu da doğru sosyalleşmek.
Şimdi ben aslında enerjimi kazanmaya buradan başladım diyebilirim.
Önceden şöyle bir insan olduğumu düşünüyordum.
Hani daha tek takılmayı seven, bireysel ve içe dönük.
Hani introvert diye tanımlardım kendimi.
Çünkü insanlarla buluştuğumda falan...
Ya enerjim düşüyordu hemen, sıkılıyordum, eve gitmek istiyordum, başım ağrıyordu.
Bunlarla oturacağım ama evde iki bölüm dizi izlerim falan diye düşünüyordum.
Sonra işte doğru sosyalleşemediğimi fark ettim.
Öncelikle şunu söyleyeyim, bunu daha önce de defalarca söyledim.
Yalnız kalmamak için hiçbir masaya oturmayın veya o masadan çekinmeden kalkmayı bilin.
Ya ben yalnız kalmamak için oturulan herhangi bir masadan hiçbir fayda geldiğini görmedim.
kendinize uygun ve kendinize geliştirmenize katkı sağlayabilecek insanlarla sosyalleşirseniz zaten sosyalleşmek güzel ve enerji veren bir şey.
Bu arada burada şundan bahsetmiyorum.
Her buluşma bir TEDx konuşması gibi, geçmeli gibi bir şeyden bahsetmiyorum.
Ama oturduğunuz masada, ortamda sadece fotoğraf çekiliyorsa, dedikodu yapılıyorsa, erkekler ve ilişkiler anlatılıyorsa o sosyallikten size bir fayda sağlanmaz.
Tabii ki bazen bunlar da olacak ama %20 falan bence.
Yani siz bir kız grubunuzla Devamlı buluşup aynı şeyleri konuşuyorsanız o kız grubundan maalesef size hayır gelmiyor.
Ben stajyerken bir arkadaş grubum vardı.
Hala yakın arkadaşım bu arada o arkadaşlarımla.
Ama o zaman ben fark etmeye başlamıştım ve bu buluşmalara gitmek istemiyordum.
Bana laf ediyorlardı bu sefer.
Ya diyordum ki yani her seferinde buluşup aynı şeyleri konuşuyoruz.
Bu beni sıkıyordu artık.
Asosyalleşmeye başlamıştım.
Bu sefer de kendimi kötü hissediyordum.
Çünkü onlar bana laf ediyor ya sorun bende sanıyordum.
Şu an baktığımda aslında o zaman doğru bir yerden yakalamaya başlamışım.
Ne kadar yakın arkadaşım da olsalar, olmasa bana o dönem iyi gelmiyordu.
Çünkü bir şeyler katmıyordu.
Büyüdükçe ve hayattaki deneyimlerimiz arttıkça, mesela şu an aynı kişilerle görüşmeyi çok seviyorum.
Çünkü artık sadece dedikodu yapıp erkekleri konuşmuyoruz.
Hayattaki deneyimlerimizi konuşuyoruz, güzel paylaşımlar yapıyoruz.
Şu anki aklım olsa, inanın 25 yaşına kadar belli arkadaşlarımla az görüşerek, Erkek merkek zaten hiçbirine kafa yormayarak sadece kendimi geliştirmeye, işimi oturtmaya odaklanırdım.
Zaman çok değerli bir şey.
Yani zamanı kimle nasıl harcadığınız da o yüzden çok değerli.
Kalabalık bir ortamdasınız atıyorum.
Ortama size uymadığını fark ettiğiniz anda ya ben kalkıyorum deyip böyle nazik bir şekilde kalkmayı bilin lütfen.
Orada oturmak zorunda değilsiniz.
Bu sadece sizin yarın yapacağınız şeylerden enerjinizi götürür.
Oradaki insanları ne düşündüğünü çok umursamamak lazım.
Zaten siz o masada iyi hissetmiyorsanız muhtemelen o insanlar ileride sizin hayatınızda olmayacaklar.
Bu huy bende biraz asosyallik yaratmıştı geçtiğimiz yıllarda.
Hani bunu yapıyordum çünkü kalkıyordum o masadan.
Daha doğru sosyallim ama antisosyallik demeliyim belki de.
Sosyalleşmeyi çok sevmediğim birkaç yıl oldu.
Ya keşke daha doğru sosyalleşseydim.
Eminim hayatımın diğer alanlarında enerjimi daha doğru kullanmamı sağlardı doğru sosyalleşmek.
Çünkü yanlış sosyalleşince bu sefer dediğim gibi sosyalleşmekten de soğumuştum ve kendime kızıyordum.
Hani uyumsuz hissediyordum kendimi.
Özetle demek istediğim şey kendinize benim neden enerjim yok, ben neden üşengecim diye kızmayın lütfen.
Bunun birçok parametresi var.
Bence her insan doğru ortamda, doğru yerde, doğru insanlarla vakit geçirdiğinde yani aslında dış faktörleri doğru kullanabildiğinde gayet de üretken, motive, çalışkan bir şekilde hayatını devam ettirebiliyor.
Bunları anlamak için ama önce kendini tanımak lazım.
Ya ben ne istiyorum? Nasıl bir ortamda iyi hissediyorum?
Ben kendime nasıl bir hayat istiyorum?
Ya bunun için çalışmak lazım.
Bir de şeyi söyleyeyim. Ben mesela birkaç yıl önce kan tahlili yaptırmıştım.
Böyle ilk kez adam akıllı.
Doktor dedi ki sen nasıl yaşıyorsun böyle?
Hani hiç mi fark etmedin dedi.
Çok enerjisiz olmalısın falan dedi.
Ben de hani hiç bunun fiziksel bir şeyden kaynaklandığını düşünmemiştim.
Meğer aşırı derecede kansızmışım ve çok fazla demir eksikliğim varmış.
O yüzden de benim enerjim çok düşükmüş.
Ama ben mesela suçu yine kendime atıyordum.
Hani halbuki orada fiziksel bir şey var ve benim bazı ilaçları kullanmam gerekiyordu.
Ona da bir baktırabilirsiniz hani böyle anormal bir enerji düşüklüğü yaşıyorsanız.
Yani inanın ben şu anda mesela doğru yerde, doğru insanlarla işte kendi istediğim şekilde vakit geçirdiğimde 180 derece değişti benim enerji sistemim.
Bir de mesela influencerlara bakıp eminim şey diyorsunuzdur.
Hani ya ne güzel storyler atıyor, ne kadar mutlu, ne kadar parlıyor bu kız diyorsunuzdur.
O insanların parlamasındaki en büyük sebep kendilerine ait bir ortamlarının olması.
Kendi işlerini yapmaları belki.
Hani sizin gibi kalkıp da 8'de ofise gidip de orada tüm gün patron dırdırı çekmiyor hiçbirisi.
Yaşam standartlarının iyi olması onların enerjilerinin de daha yüksek olmasını sağlıyor.
O yüzden kendisini insanlarla kıyaslamayın.
Aile evinde kardeşiyle belki aynı odada kalıp veya yurtta 3-4 kişiyle aynı odada kalan bir insanın kendi sesini duyması, kendine yeterli vakti ayırması çok da mümkün olmuyor.
Veya her sabah otobüste işe giderken enerjin tabii ki de yerinde olmuyor.
Yani kendinizle o yüzden kimseyi kıyaslamayın.
Maalesef bulunduğumuz fiziksel koşullar enerjimizi çok etkiliyor.
Bu bir bahane değil ama yatsınamayacak da bir gerçek.
Ben ikisini de yaşamış bir insan olarak söylüyorum bunu.
3 ve saat bağlı çalıştığım ofise giderken ki enerjimle, kendi ofisime istediğim saatte giderken, kendi arabamla giderken ki enerjim tabii ki aynı değil.
Veya aile evimdeki enerjimle kendi evimdeki enerjim bambaşka.
Ya keşke kendime o kadar yüklenmeseydim zamanda diye düşünüyorum o yüzden.
Çünkü o kitapları okudukça mesela işte oradaki kitaplardaki şeyleri uygulamaya çalışıyordum.
İşte sabah 5'te kalk, yok bilmem ne yap.
Abi ben sabah 5'te kalkacağım da zaten 9'da adliyeye gideceğim.
Orada haldur huldur koşturacağım.
Akşam geliyorum kendimi ayırdım hiçbir vakit olmuyor.
Bir dizi izlesem saat 12-1 oluyor.
Ben sabah 5'te kalktığımda yani bu çok saçma bir uygulama sistemi anlatabiliyor muyum?
Her gördüğünüz şeyi kendi hayatınıza uygulayamazsınız.
Çünkü o kitapları yazan, o videoları çeken, işte o storyleri atan insanlar sizle aynı şartlarda değil muhtemelen.
Şu an mesela siz ataletli, üşengeç bir insan olduğunuz için kendinize kızıyorsanız...
Tembel birisi değilsinizdir.
Ya tembel biri bunları takmaz, yaşar gider.
Siz bunu takıyorsanız bir şeyler üretmek isteyen, çalışkan olmak isteyen birisinizdir.
Bazı şartlar henüz oluşmamış olabilir.
Ama istediğiniz şartları, hayat standartını kafanızda belirlerseniz, bunu hani imajine ederseniz, bunu hayal kurarsanız, ona yaklaşmak için elinizden gelen her şeyi yaparsanız, hayat sizin karşınıza.
O şartlara ulaşmanız için gerekli fırsatları bakın gerçekten bir bir çıkarıyor.
Yemin ederim ki çıkarıyor.
bunu ilmek ilmek tırnaklarımla kazıyarak ilerleyen biri olarak söylüyorum.
Ama o zamana kadar da hani elinizdekileri maksimum verimle kullanmaya çalışın.
Çünkü siz elinizdeki en ufak şeyi bile maksimum verimle kullandığınızda hayata ya ben bunu gerçekten istiyorum demiş oluyorsunuz.
Yani gerçekten samimi olduğunuzu göstermiş oluyorsunuz.
Mesela ben arada söylüyorum işte iPhone 11'le çekiyorum bu kadar şey yapıyorum bilmem ne falan diye.
Geçen annem dedi ki işte o stölerimi görmüş dedi ki Böyle mağdur edebiyatı yapma dedi.
Yani bunlar artık işlemiyor falan dedi.
Abi ben mağdur edebiyatı yapmıyorum.
Hani size böyle bir şeye ihtiyacım var mı?
Gayet hali vakti yerinde bir insanım.
Benim orada göstermek istediğim şey şu.
Bir şeyler yapmak istiyor olabilirsiniz.
Elinizde sınırlı imkanlar olabilir.
O teknik şeylerden çok.
Yani iPhone 11'e takıp da ben o köydeki vlogları çekmeseydim ben hesabı daha çok büyütemeyecektim mesela.
Benim orada anlatmak istediğim şey bu.
Teknik şeylere çok odaklanmayın.
Çünkü siz istediğiniz şeyleri yapmaya başlayınca teknik şeylere dair fırsatlar da geliyor.
Yani ben biliyorum ben zaten daha iyi bir telefon alacağım birkaç ay sonra.
Ama şu an daha iyi bir telefonu beklemiyorum.
Demek istediğim şey bu. Ya şimdi bu konuda anlatacak çok fazla şey var.
O yüzden siz bu bölümü 22. bölüm bu hayat sitenin bölümüyle kombolayarak dinlemenizi öneriyorum.
Zaten kanalda en çok dinlenen bölüm de o.
Tüm sülalem Instagram'ı öğrendiği için podcast'ımın reklamını artık çok yapamıyorum.
Podcaster olduğum falan her şeyi öğrendiler.
Sevdiğiniz bölümleri, sevdiğiniz insanlarla paylaşmayı ve dinlediğiniz platformlardan takip etmeyi lütfen unutmayın.
Kanal şu an çok güzel bir şekilde büyüyor.
Çok mutluyum. Yani iyi ki tüm o içinden çıkamadığım durumları yaşamışım ve o durumlar beni bu podcast'e sürüklemiş.
Ve sizle tanışmışım.
Slay. Hepinize çok teşekkür ederim.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
