
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bahsettiğim platform: Neoskala #reklam değil
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Bir işi, bir hobiyi, bir sporu düzgünce yapmak istiyor ama her seferinde yarım yamalak ilerleyip kendinize kızıyorsanız...
Genciz. Çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem, bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi, astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma teklifini o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde ve hatta hangi yılda dinliyorsanız Bilinç Akışı Podcast'ın 87.
bölümüne iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Geçen biri şey yazmış, sen iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz deyince ben çok mutlu oluyorum yazmış.
Ya ben de çok mutlu oluyorum nedense.
Bu bölümü dinlemesi gerekenler gelmiş gibi bir his oluyor.
Çimen Show'da Fazlı Polat'la Cem İşçiler'den almıştım.
Telifini de arada tekrar teslim edelim.
Şimdi arkadaşlar bugün baya güzel bir konuya değineceğiz diye düşünüyorum.
Hep diyorum ya ben başarı hikayelerini dinlemeyi, izlemeyi çok seviyorum.
Sonuçta her şeyi deneyimleyerek öğrenemeyiz.
Bazı şeyleri başka insanlardan duyarak benimsememiz lazım, öğrenmemiz lazım.
O yüzden insanların geçtiği süreçleri dinlemek benim çok hoşuma gidiyor.
Hasan Cankaya da bir röportajında tutku part-time yapılmıyor demişti.
Bu lafı var ya hiç unutmuyorum.
Tutku kesinlikle part-time yapılmıyor veya yapılmamalı.
İlla böyle tutku gibi çok büyük bir yerden olmasına gerek yok.
Hayatımıza adapte etmek istediğimiz bir şey her şey olur.
Kitap okumak gibi basit bir şey bile olur.
Tenise başlamak, iş geliştirmek, terfi almak, sınav kazanmak her şeye kadar hepsi olabilir.
Her neyse o istediğimiz şey.
Bunun için yarım yamalık uğraşıyoruz ya ben deliriyorum.
Kendime çok kızıyorum.
Ya diyorum otur şuna adam gibi bir bak.
Sonuçta hayattaki her şeyin bir matematiği var.
Bu şey sanat bile olsa.
Onun da bir tekniği var.
Bunu göz ardı ediyoruz bazen.
Hatta bence çoğunlukla.
Vakit kaybetmemek için böyle direkt başlıyoruz.
İşin mutfağını es geçiyoruz.
Halbuki öyle yapınca o yaptığımız iş hepten sürüncemede kalıyor.
Atıyorum. Düzenli kitap okumak istiyorsunuz ama dikkat süreniz çok kısa.
Başlıyorsunuz, sonra iki sayfa okuyorsunuz, telefona hemen bakıyorsunuz.
Bunu her gün deneyip, her gün beceremeyip, her gün kendinize kızıyorsunuz.
Abi, çok basit aslında.
Açacaksınız Google'ı, ya Google bile değil, ChatGPT'yi, yazacaksınız.
Dikkat süremi uzatmak için neler yapmalıyım?
Beynin çalışma fonksiyonu nedir?
Şu an durum bu. Ben neden uzatamıyorum?
Anlatacak sana. İşte Instagram'a bakmaktan...
Dopamin döngün bozulmuş, profirontal korteksin yorulmuş, 5 dakika 5 dakika başla gittikçe artar falan diye sana işe yarayacak önerilerde bulunacak ve bilimsel önerilerde bulunacak aslında fizyolojisini
öğretecek işin. Ama yok oturup onunla uğraşana kadar 2 sayfa daha okurun falan deyip o 2 sayfayı da okuyamayıp telefona geri bakıp kendinize kızdığınız bir döngüye giriyorsunuz.
Ya giriyoruz hepimiz.
Bu çok basit bir örnek tabii ki ama anladınız bence ne demek istediğimi.
Şimdi ben bu konuya taktım tamam mı?
Kitap okumaya değil yani genel olarak bu konuya.
Bu arada bana kitap önerisi çok soruyorsunuz ya da önerdiklerini okudum diyorsunuz çok hoşuma gidiyor.
Ya bu benim için gerçekten onore oluyorum.
Kitap önerisi alınan kişi olmak çok tatlı bir olay.
Bayağı okuyorum cidden yani çok seviyorum.
Sizle de paylaşıyorum devamlı Instagram'da.
Taktığım konu bu değil. Taktığım konu şu.
Bayağıdır çok dağınık bir hayat yaşıyorum.
Ya uğraşmam gereken...
farklı farklı şeyler var.
O yüzden de dağınık bir düzende el yordamıyla ilerliyorum diyebilirim.
Ya planlama yapıyorum evet.
Zaten planlama yapmasam hiçbir şeye yetişemem.
Ama istediğim çoğu şeyi hep ertelemek zorunda kalıyorum.
Vakit ayırmak istediğim şeylere.
Bunun için kendime dedim ki artık ertelemeyeceğim.
Artık ben öğrenmek istediğim şeyleri öğrenmek için veya geliştirmek istediğim şeyleri geliştirmek için bir Süre tayin ediyorum.
1-2 ay gibi bir süre.
Belki 3 ay olur, belki daha kısa olur bilmiyorum.
Ama böyle bir süre oluşturdum kafamda.
Bunu geçen yılda yapmıştım.
Bir süre kimseyle görüşmemiştim.
Sadece çalışmıştım ve neler yapmak istediğimi düşünmüştüm.
O zaman çok belirsiz bir dönemdedim.
Hani şu an en azından nelerin üzerine çalışacağımı biliyorum.
Ama o zaman daha ne yapacağımı bile bilmiyordum.
Hani podcast'ı yapsam mı yapmasam mı oralardaydım.
Ve çok işime yarmıştı o.
Kendimi ayırdığım süreç kafamı, zihnimi çok açmıştı.
Şimdi de aynısını yapacağım.
İnsanlardan ve hayattan böyle bir sıyrılıp kendime bir hayat planlaması yapmak.
Yani bunu istiyorum. O kadar iyi geliyor ki.
Kafa resetleniyor sanki.
Siz adına ne derseniz deyin.
Yani artık kendi kampı almak mı deyin, detoks mu deyin.
Ben bu tarz bir şey demek istemiyorum.
Çok itici geliyor her yerde böyle tabirlerin kullanılması.
Benim ilgilendiğim kısım gerçekçi bir yol haritası çizmek, planlama yapmak.
Yani burada şundan bahsetmiyorum.
Oturup da bin tane yapılacak iş koyup, hedefler belirleyip onları tiklemekten bahsetmiyorum.
Artık bambaşka bir insan olacağım, it girl olacağım falan.
Bunlardan bahsetmiyorum. Ben hayatıma neyi adapte etmek istiyorum?
Düzenli ders çalışmak mı, gitar öğrenmek mi, tenis oynamak mı, dünyayı gezmek mi atıyorum?
Hani önümüzdeki bir yılda ben hayatımda neleri hakkını vererek yapmak istiyorum.
Kendime nasıl bir hayat çizmek istiyorum?
Bunları belirleyip, belki de çoktan belirlediniz ama bir adım atamadınız bilmiyorum.
En verimli, en mantıklı şekilde hayatımı nasıl dahil ederim?
Bu işlerin matematiğini nasıl öğrenirim?
Teknik kısmı için ne yapabilirim?
Başka insanlar bu alanda neler yapmış gibi şeylerden bahsediyorum.
İnsanın enerjisini neye harcadığı?
Çok önemli tamam mı? Yani tabii ki herkes biliyor bunu.
Ama farkında olmadan bazen işimize yaramayacak, bize hizmet etmeyecek şeylere fazla enerji harcıyoruz.
Mesela şu an benim hayatımda oturtmak istediğim noktalar var.
Ben gidip de ta şuradaki spor salonu çok güzelmiş deyip arabayla gitmem gereken bir spor salonuna yazılırsam bunu geçenlerde yapmak üzereydim.
O yüzden bu örneği veriyorum. O kadar güzel bir spor salonu buldum ki.
Vadi İstanbul'da mıydı?
Vadi İstanbul'un yanında bir yerde tamam mı?
Ovelnus Vadi diye bir yer.
Pinterest'ten fırlamış gibi bir spor salonu.
Ama benim evime uzak.
Yani çok uzak değil ama uzak.
Arabayla gitmem gerekecek.
Neredeyse yazılıyordum. Ya mal mıyım ya?
Hani bu kadar hedonist olmak zorunda değilsin.
Bu kadar içgüdüsel olmak zorunda değilsin.
İyi ki yazılmamışım. Çok saçma olacaktı çünkü.
İşte ben bunu yapsaydım, ben bunu yaparsam hatta, boşa enerji israfı yapmış olurum.
Neden? Çünkü sitede zaten spor salonu var.
Çok istiyorsan oraya git, zamandan tasarruf et.
Ya da şu an zaten bin tane işle uğraşıyorum.
Sırf ofise gitmiş olmak için.
Her gün bir buçuk saat git, bir buçuk saat gel, ofise gidip gelirsem yine boşa enerji israfı etmiş olurum.
Ofise gitmiş olmak için gitmeyi...
Bazılarınız anlamıştır.
Hani insan kendini evden çalışınca bazen kötü hissediyor.
Ya bugün de ofise gitmedim falan oluyor.
Abi halbuki yaptığın iş aynı zaten.
Bu sırf kağıt üstünde ofise gitmek daha iyi bir şey olduğu için insan kendini daha kötü hissediyor.
Ama mantıklı olmak lazım.
Boşa enerji israf etmemek lazım dediğim gibi.
Şu an benim hayatımın bu aşamasında...
genelden çoğunlukla evden çalışmak daha mantıklı oluyor.
Sonuçta ben normalde zaten evden çıkıyorum, duruşmaya gidiyorum, bir işe gidiyorum falan.
O zamanlar o yolu zaten çekiyorum.
E kalan zamanda da benim enerjimi daha verimli kullanmak için bazı şeylerden kısmam gerekiyor.
Bunu fark ettim. Sosyalleşmek de bunlardan birisi.
Minimumda yapacağım bunu. Ya da mesela...
Sosyalleşmeni yapmak kolaydı hani bir süre.
Okey rutinde görüştün arkadaşlarını görüşmeyeceksin.
Gerçekten çok istediğin yerlere gideceksin.
Bu kolay bir şey. Ama mesela benim piyanom vardı.
Tekrar başlamak istiyordum. Ona çalışmak istiyordum.
Gerçekten çok iyi hissediyorum çünkü onunla uğraşırken.
Ama yani şu an ben piyano öğrenmeye, bir müzik aleti öğrenmeye zaman ayıracak bir hayat yaşamıyorum.
Ya bunu kabul etmem iki yılımı aldı biliyor musunuz?
Daha önce halletmem gereken işler var şu anda.
Kendimi oturup da ona zorlamanın hani sırf piyanom var diye kendimi kötü hissetmenin bir anlamı yok.
Bazen o dönemde o işi yapmaman gerekiyordur.
Yani ben şu an ha 30 yaşında öğrenmişim piyanoyu, ha 32 yaşında öğrenmişim.
Ya 5 yaşında değilim, piyanist olmayacağım sonuçta.
Zevkine edindiğim bir hobi bu benim.
Güzel vakit geçirmem, içimin böyle rahat olması gereken bir olay.
Bunu bir zorunluluk olarak yapmak bana sadece ekstra iş yükü oluyor.
Ve kendimi kötü hissettiriyor.
Müziğe yeteneği olan bir insan da değilim.
Yani benim bunun için özel uğraş vermem lazım.
E o özel uğraş da şu an piyano değil tahmin edersiniz ki.
Peki ne? Bu özel uğraş dediğimiz şey.
Şimdi ben kendimden örnek vereceğim.
Her zamanki gibi aynı örnekleri veriyorum ama yani arkadaşlar.
Benim hayatımda olan şeyleri anlatıyorum.
Yapabileceğim bir şey yok. Siz kendinize göre uyarlayın.
Ben mesela dinliyorum dedim ya milleti.
Abi insanlar da benden alakasız.
Senarist dinliyorum. Yok Gülse Birsel'i dinliyorum.
Feyyaz Yiğit'i dinliyorum. Ben oyuncu değilim.
Ben senarist değilim. Komedyen değilim.
Ama kendime göre uyarlıyorum.
Siz de öyle yapın. Gerçi kimse bununla ilgili bana bir şey demedi de ben rahatsız oluyorum devamlı aynı örnekleri vermekte.
Ondan bir aklama yaptım.
Neyse şimdi ben avukatlık yapıyorum biliyorsunuz.
O işler gidiyor okey.
Podcast'i de bir yıldır el yoğurdamıyla...
Yani oturup da bu işin mutfağına bakacak, globalde insanların ne yaptığını inceleyecek vaktim olmadı.
İnanın podcast yapmaya başladığımdan beri podcast dinlemiyorum.
Ya da Instagram'da içerik ürettiğimden beri bir yıldır ben Reels izlemiyorum.
Bunların hata olduğunu fark ettim.
O yüzden benim için şu an yapılacak şeylerden birisine olabildiğince çok içerik tüketmek.
Bir Instagram hesabı, bir TikTok hesabı açtım, fake hesaplar.
Bunların algoritmalarını full globale...
Dünyadaki, Amerika'daki, Avrupa'daki, Asya'daki tüm kıtalarda, tüm ülkelerde globaldeki içerikleri tüketeceğim.
İnsanlar neler yapmış onlara bakacağım.
Aynı şekilde podcast ve YouTube'da da eğer bu işi büyütmek ve geliştirmek istiyorsam benim ne yapmam lazım?
Bu işi benden önce büyütüp geliştiren insanları incelemem lazım.
Kendiniz için de düşünün bunu.
Yani ne iş yapıyorsanız. Bir marka mı çıkarmak istiyorsunuz mesela?
Bir ürün tasarlıyorsunuz diyelim.
Oturup tren yoldan bakmayın sadece Allah aşkına.
Tüm dünyada o ürünle ilgili neler yapıldıysa hepsini inceleyin.
Örnek alabildiklerinizden sipariş verin.
Argesine bakın. Yani ne bileyim en ufak şey bile olsa bunu gelişine yapmayın.
Sektördeki diğer insanların ne yaptığını incelemek kesinlikle insanı ileriye taşıyan bir şey.
Ben de bunları öğreneceğim işte.
Bu ay sadece pazar günleri bölüm gelecek.
Çünkü enerjimi ayda 8 bölüme değil de 4 bölüme ayıracağım.
Kalan 4 bölümlük enerjimi de...
Bu işi geliştirmeye yönlendireceğim.
Çünkü ben bu işi geliştiremediğim sürece ne olursa olsun istersem ayda 10 bölüm, 15 bölüm atayım.
Bu işin pazarlamasını doğru yapmadığımda, teknik kısımlarını doğru öğrenmediğimde, daha fazla insana ulaşamadığımda hep eksik kalıyor sonuçta yaptığım iş.
Kısıtlı bir vaktim var ve enerjim de kısıtlı sonuçta.
Bunu olabildiğince efektif kullanmak istiyorum.
Kısa zamanda yoğun ve verimli bir süreç geçirmek istiyorum.
Influencer marketing mesela çok önemli.
Bununla ilgili etkinlikler oluyor.
Üniversitelerde söyleşiler oluyor.
Onları takip edeceğim. Onlara gideceğim.
Bazı kitaplar var bu alanda.
Reklamcılıkla ilgili okumak istediğim.
Onları okuyacağım. Size de paylaşıyor olurum zaten.
Neyse uzatmayayım işte. Hani dediğim gibi devamlı podcast'tan, avukatlıktan falan bahsetmek istemiyorum.
Siz kendi hayatınızı uyarlayın.
Ben benim hayatımdaki ana noktaları geliştirmek için yapabileceğim şeylerin listesini yaptım.
Mesela belki şu anda benim geçen yılki halim gibisiniz.
Daha ne yapacağınızı bile bilmiyorsunuz.
Her şey çok belirsiz.
Onun için de yine kafanızdaki fikirleri bir yazın.
Tek tek bir deneyin.
Ufak ufak denemeler yapın.
Onlar çok işe yarıyor insanın ne yapmak istediğini bulmasında.
Öyle de ilerleyebilirsiniz.
İşte benimki şu an içerik üretmekle ilgili.
Hangi mecrayı nasıl kullanmanın bana uygun olduğu ile ilgili.
Böyle bir düşündüm, bir listesini yaptım.
Mecraları biraz ayırmaya karar verdim.
Mesela kitap bana çok soruluyor ve kitapla ilgili söylediğim her şey böyle ilgi...
Çünkü bakmayın şu an insanlar kitap okumuyor gibi duruyor da sosyal medyada bir kesim var.
Gerçekten sağlam kitap okuyor ve kitapla ilgili içerikleri takip etmeyi seviyor tamam mı?
Mesela TikTok'ta bunu yapmak istiyorum.
Çünkü TikTok daha rahat bir yer.
Ben orada anlık kitabı bitirdikten sonra yorumlamamı paylaşabilirim atıyorum.
Böyle listeler yaptım.
Avukatlık da devam ediyor bir yandan.
Onunla ilgili şuna karar verdim.
Tamamen bırakmayacağım abi. Ben bırakmaya çalışıyorum aylardır ama bırakmayacağım.
Bırakırsam çok körelerim.
Bir de gencim zaten. Kendimde o enerjiyi görüyorum.
İkisini birlikte yürütebilirim.
Nasıl yapacağım? Bazı dosya türlerinde devam edeceğim sadece.
Sevdiğim, gerçekten ilgimi çeken, zorunlu olduğum için aldığım dosyalar değil de kendimi geliştirmek istediğim.
Dosyalardan devam edeceğim.
Diğerlerini arkadaşlarıma pastayacağım.
Bir de yapay zekayı avukatlıkta kullanmaya başladım.
İşbirliği olarak gelmişti bir yapay zeka uygulaması.
Ben de pek umutlu değildim açıkçası.
Biraz geri kafalıyım böyle şeylerde.
Dedim ki deneyeyim bir süre bir test edeyim.
Beğenirsem konuşalım dedim.
Sonra çok beğendim.
Bayağı işime yaradı. Yapay zekayı avukatlığa olabildiğince dahil edeceğim.
Bu bana ne kazandıracak? Zaman kazandıracak.
Avukatlıkta zaten beni soğutan şey müvekkiller ve o yargı düzeninin.
Yoksa seviyorum aslında hukukçu olmayı.
Dediğim gibi sevdiğim kısmına odaklanacağım.
O tarafta kendimi geliştireceğim.
Aile yok, sorumluluk yok, evde bekleyen çocuk yok.
Otur çalış yani ne yapacaksın nedir ki?
Yok ben çok yoruluyorum. Ya yorul ya yorul hani 20 yaşında 30 yaşında yorulmayacaksın.
Ne zaman yorulacaksın ki zaten?
Ben bir ara çok söyleniyordum ya işte çok yoruldum artık bu işi karşılıksız yapmaktan falan.
Abi insanlar yıllarca uğraşıyor.
Ben daha bir yıldır yapıyorum.
Onun son 3 ayında... Altyazı M.K.
O engebelerden bir geçtim diyebilirim.
Biraz daha düzlüğe çıkmaya başladım.
Şimdi geri dönüp bakınca da kolay geliyor olabilir bana.
Tabii ki insan bazen söylendiğinde de boşuna söylenmiyorsun aslında da.
Neyse. Geçen PowerTürk podcast ödüllerine gittim.
Size söylemiştim gideceğim diye.
Orada bir podcast özel ödül aldı tamam mı?
Gerisi hikaye diye bir podcastmış.
11 yıldır 3 yazar podcast çekiyorlarmış.
11 yıl. 11 yıl ne demek ya?
Adamlar bu işe başladığında podcast'in p'si yok.
Düşünsenize. Yılmamışlar, devam etmişler.
Hani o veya bu sebeple.
Onların motivasyonu farklıdır muhtemelen.
Hani tarihe bir şey bırakmak istemişlerdir.
Ama kaç yaşında insanlar ya da ortamlarda satılacak bilgi bir bölümü hazırlaması 15 saat sürüyormuş.
Benden büyük o kadın bakın.
Yaşını bilmiyorum ama benden büyük olduğuna eminim.
Bir bölümü 15 saatte hazırlıyor.
Muhtemelen ailesi var, sorumlulukları var, ne bileyim günlük hayatta bir şeyleri vardır.
Yani büyük podcastlerin ekipleri de büyük falan oluyor genelde.
Yardım aldıkları insanlar oluyor da sonuçta bu işe ayırdığı vakit 15 saat.
Ben 30 yaşında söyleniyorum.
Yani gerçekten kendimden utandım.
Yaparız. Demek istediğim şey o.
İnsanlar yapıyor. Bizden büyük insanlar nasıl çalışıyor?
Bizim daha çok çalışmamız lazım.
Şimdi ben bakıyorum. 87.
bölümdeyim. O büyük podcastlar 87.
bölümde çoktan her bölümü reklamlı falan çekmeye başlamışlar.
Buna söyleniyordum ama şu an çok daha fazla podcast var.
Yani şu an günümüzde benim başladığım zamanda.
Onlar başladığında daha az podcast vardı.
Pazar daha küçüktü. Pasta daha küçüktü.
O yüzden daha erken reklam almaya başlamış olabilirler.
Veya daha erken bu işi iş olarak yapmaya başlamış olabilirler.
Söylenmeyeceksin. Onlar 20 bölüme uğraştıysa ben 120 bölüme uğraşacağım belki.
Burada kendimizi başarılı insanlarla kıyaslarken de bazen hataya düşüyoruz.
Bizden önce başlayan zamanda oradaki boşluğu gören insanlar bazı şeylere tabii ki daha hızlı ulaşıyorlar.
Yani bence bunu hak ediyorlar da.
Kıyaslamayı da doğru bir zeminde yapmak lazım.
Zamansal ve toplumsal ekonomik parametreler çok önemli sonuçta böyle işlerde.
İşte yani sonuç olarak çalışacağız arkadaşlar.
Yoruluyorum, ediyorum, olmamalı.
Ben işten gelirim, podcast çekerim.
Sen işten gelirsin, e-ticaret yaparsın.
Başkası gelir resim yapar.
Ya sağlığın yerindeyse, evin sıcaksa, hepsini oturup yapacaksın.
İki bölüm daha az dizi izlersin.
Üç video daha az izlersin, olur biter.
Dizi demişken, şimdi bu planlama sürecinde, şuna karar verdim bir de.
Dinlenmek için boş içerik tüketeceğim.
Ya normalde hep bir yandan öğretici, böyle bilgi yüklü bir kitap falan okurum.
Bir yandan da roman okurum.
Şu an dinlenme aşamasındayken yani çalışmaktan arda kalan zamanlarda bomboş kitaplar okuyacağım sadece.
Matt Haig diye bir yazar var.
Gece Yarısı Kütüphanesi'nin yazarı.
Yani bir insan bu kadar güzel konuları nasıl bu kadar edebiyattan uzak bir şekilde işleyebilir?
Hayret ediyorum. Adamın her kitabı bomboş bir edebi dil.
Yani konuları güzel dediğim gibi mesela Gece Yarısı Kütüphanesi'nin konusu gerçekten muazzam.
Hepimizin merak ettiği bir şeyin...
Adam kitabını yazmış. Hani şu ihtimali yaşasaydım ne olurdu?
Şurada şunu seçseydim ne olurdu falan diye bir kitap.
Ben öneriyorum okuyun ama sonuç olarak edebi yönden zayıf.
Neyse yine de ben onu falan okuyacağım.
Onun gibi birkaç boş roman daha aldım.
Onları okuyacağım. Psikolojik kitaplardır, işte yorucu filmlerdir.
Bu süreçte zihnimi bunlarla meşgul etmeyeceğim.
Neden? Çünkü beyin fırtınası yaptığım, iş geliştirdiğim bir dönemdeyim.
Dış etkenlerle zihnimi yormaya gerek yok.
Takviyelerimi alıyorum mesela baya.
Alakasız olacaksın ama aklıma geldi.
Düzenini 2-3 aydır alıyorum.
Buna da geç kaldım ben.
Hani 20'lerimde hiç haberim yoktu böyle şeylerden.
C vitamini, demir, işte D vitamini, magnezyum, omega 3 falan alıyorum.
Kesinlikle tavsiye değil bu arada.
Soracağınızı bildiğim için söyledim şu anda.
Kendiniz araştırın. Ben bunları adam gibi araştırarak, sorarak, soruşturarak kullanmaya başladım.
Kendi eksikliklerime ve kendimdeki fark ettiğim şeylere göre kullanmaya başladım.
Bunların nasıl kullanıldığı, neyle birlikte, ne zaman alındığı da çok önemli.
Onları da güzelce öğrendim.
Çok düzenli kullanıyorum. Yarım yamalak iş yapmıyoruz işte demek istediğim şey bu.
Bir şey yapıyorsak tam yapıyoruz.
Spor ve beslenme gibi konularda da ya mental yürüyüşleri çok seviyorum.
Onu düzenli yapmıyorum ama maalesef bayağıdır.
Çok düzenli yapacağım. Bakın o kadar düzenli yapacağım ki.
Abarttım yine. Düp düzenli bir şekilde yapacağım ama.
Her akşam böyle zihnime iyi geldiği için çıkacağım, yürüyeceğim, düşüneceğim falan.
Hani çok hoşuma gidiyor. Kışın soğukta insan üşeniyor da çıkınca o soğuğun kokusu bile o kadar iyi geliyor ki var ya.
Bayılıyorum. Spordan bayağı uzaklaştım.
Aşağıda spor salonu var, inmiyorum.
Yani saçmalık, önceden nerelere gidiyordum.
Haftada 3-4 gün ona güzelce gideceğim şimdi.
Yani özetle zihni ve enerjiyi maksimum verimle kullanıp yapmak istediklerimi geliştirmek.
İstediklerimi bir toparlamak için böyle bir süreç yarattım kendime.
Mesela burada bahsettiğim işte mental yürüyüştür, spordur.
Bunu isteme sebebim de benim...
geliştirmek istediğim şeylere fayda sağlayacağını bildiğim için hani işte ben 2026 geliyor çok düzenli ve çok güzel bir hayat yaşayacağım falan gibi bir yerden söylemiyorum bunu.
2026 ile ilgilenmiyorum.
Zaten belki siz bunu 2028'de dinliyorsunuz.
Hani anladınız mı? Zamansal bir şeyden bahsetmiyorum.
Ortada geliştirmek istediğim ve emek harcamak istediğim bir konu var.
Ona emek harcarken o süreci ne kadar verimli kullanabilirim?
Bunun peşindeyim. Artık bir şeyleri part time yapmak istemiyorum.
İstediğim şeylere hakkını vererek vakit ayırmak istiyorum.
Zaten o yüzden o enerji harcadığım alanları düzenledim, minimalize ettim.
Ofise gitmek, uzağa spora gitmek, bunlar yerine evden çalışmak, sitedeki spora gitmek, arkadaşlarımla çok görüşmek yerine kendim takılıp beyin fırtınası yapmak, başka alanlarda öğretici kitaplar okumak
yerine, keyfi ve zihni rahatlatmak için boş kitaplar okumak, daha doğrusu roman okumak, işle ilgili yapacağım okumaları yer açmak.
Bence böyle zamanlarda bir de rutin oluşturmak çok önemli.
Her gün aynı saatte yürüyüşe çıkmak mesela.
İnsan kendini rutin şeyler yaptığında hem daha safe hissediyor o rutinin içinde olunca hem de beyninde enerji tasarrufu sağlamış oluyorsun.
Kaçta ne yapacağını bildiğin için daha verimli kullanıyorsun zamanı.
Sabah uyanma saatinden akşam yatma saatine, spor rutininden çalışma rutinine her şeyin aynı seyirde ilerlemesi çok iyi oluyor bence böyle zamanlarda.
Kendime işte boy bir süreç yarattım dediğim gibi.
Hayatta odaklanmak istediğim şeylere gerekli özeni göstermenin.
peşindeyim. Bir işi planlı, programlı değil de gelişine yapınca ilerlemek çok daha fazla vakit alıyor.
Ama senden önce o işi yapan, o hobiyi edinen, ne bileyim o ülkeye taşınan belki insanlar var.
Onların deneyimleri var.
Onlardan faydalansan çok daha hızlı ilerleyeceksin.
Ya da diyelim e-ticaret yapmak istiyorsun.
Kendi kendine bir şeyler deneyip duruyorsun.
Yapma abi. Yani kendi kendine yapma.
İnternette bin tane içerik eğitim var.
Onlara katıl. Neoskala'dan eğitimleri izleyeceğim mesela ben düzenli.
Diksiyon eğitiminden hikaye anlatıcılığına, işte yaratıcı yazarlıktan senaryoya bir sürü eğitim var.
Benim işimi geliştirmemi sağlayacak.
Neoskala'yı bilmeyenler için açıklamaya bırakacağım.
Reklam değil ama onların da peşindeyim.
İş birliği yapmak istediğim bir platform.
Çok seviyorum. İşte böyle şeyler işin mutfağını öğrenmek, gidişatını öğrenmek, teknik kısımlarına vakit ayırmak.
Hayattaki her alanda çok önemli.
Düşünüyorum ben şimdi başka bir şey yapmak isteseydim.
Mesela çok büyük bir hukuk bürosu kurmak isteseydim.
Böyle bir süreç yine yaratırdım.
Sempozyumlara giderdim, işte eğitimler alırdım, şirketlere teklif gönderirdim.
Ya da bir sınava girecek olsam yine bu tarz bir düzen oluştururdum.
Bu düzen herkesin işine yarayacak bir düzen bence.
Genel mantık şu. Olabildiğince az sayıda eyleme, enerji harcamak, çok dağılmamak, bazı istekleri, bazı merakları şu an için kenara koymak, saatleri belirli şekilde düzenli, nizamlı
bir rutin oluşturmak ve kendini safe hissetmek, zihninin boşa enerji harcamasını önlemek, yapmak istediğin şeyle ilgili etkinlikleri, gelişmeleri, eğitimleri, içerikleri, globaldeki insanları
falan takip etmek. Bunları vakit kaybı değil de kazanım olarak görmek.
Kalan boş zamanda da seni yormayacak, rahatlatacak şeyler yapmak.
Öğrenme kapasitenin tamamen geliştirmek istediğin şeye kanalize ediyorsun aslında bu şekilde.
Bunları yaparken de spor yapıp fiziksel aktivitelerini sürdürmek çok önemli.
Sporda kortizol düşüyor, serotonin artıyor, dopamin dengeleniyor.
Bunlar ne sağlıyor? Yaptığımız işe daha iyi, daha verimli enerji harcamamızı, daha da efektif çalışmamızı sağlıyor.
Dönem dönem böyle şeyler yapmak lazım bence.
Hayatın olağan akışında bu tarz odaklanmaları ihmal ediyoruz.
Daha gelişine, daha hayat karşımıza ne çıkarırsa kabulümüzdür şeklinde yaşıyoruz.
Ya da vakit kaybı görüyoruz bazen.
Bir isteğe, bir işe bu kadar odaklanmayı.
Aslında bir odaklansak uzun vadede çok daha iyi bir sonuç alacağız o işten.
Öyle işte böyle bir süreç geçirmeye karar verdim.
Sizle de paylaşmak istedim.
Umarım sizi de motive etmiştir.
Hakkıyla yapmak istediğiniz ama bir türlü fırsat bulamadığınız, vakit ayırmadığınız, o şey her neyse.
Hak ettiği zamanı ve çalışmayı ona verirsiniz umarım.
1 Ocak'ta Giray Altınoglu'nun filmi vizyona giriyormuş Disco diye bir film.
Şu an 20 gün var.
20 gün bu sistemi güzel bir şekilde işletip 1 Ocak'ta 2 Ocak'ta artık hangi gün olursa sinemaya gidip içim rahat bir şekilde oh be bu düzeni oturttum devam da ediyorum baya da verimli geçiyor
gibi bir hisle o filmi izlemek istiyorum.
20 gün bile uzun bir süre hani bir iş üzerinde düzenli çalışıp ilerleme kat etmek için inanın yani.
Siz de kendinize böyle bir hedef koyabilirsiniz.
Şu tarihte şu var, ona katıldığımda böyle böyle hissetmek istiyorum gibi bir hedef tatlı oluyor.
Kısacası yapmak istediklerimize tam zamanlı vakit ayırmanın vakti geldi arkadaşlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
