
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Eğer “terapiye başlamalı mıyım?”, “ilk seansta ne anlatacağım?”, “en verimli terapi süreci nasıl olur?” gibi sorular kafanı kurcalıyorsa, bu bölüm sana iyi gelecek.🌿 Kendi deneyimlerimi ve terapi sürecinde fark ettiklerimi şeffaflıkla aktarıyorum <3
Sevdiğiniz bölümleri sevdiklerinizle paylaşarak destek olabilirsiniz mucxx
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Reklamsız terapi öven dünyadaki tek podcast'e hoş geldiniz.
Her yerde ve herkeste bir terapi lafıdır gidiyor son zamanlarda.
Alanında uzman terapistlerle evinizin konforunda iyileşmek işte bu kadar kolay.
Normalde dalga geçerdim ama bu konuda asla dalga geçmiyorum, geçemiyorum.
Öncelikle ben Zeynep, hepimizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Kapıda bilet kesiyor gibi hissettim kendimi.
Buyurun 23. bölüme geçin.
Arkadaşlar terapi gerçekten hayat kurtarıyor ya.
Terapiye başlamak isteyen ama bir türlü adım atamayan insanlara denk geliyorum.
Kafasında soru işareti olanlar için bu bölümü çekmek istedim.
İşin teknik yönüne hakim değilim.
Terapiye başlamadan önce kendi aklıma takılanları kendi araştırdığım kadarı aktaracağım.
Terimlerde falan hata olabilir.
Halk dilinde anlatıyorum.
Bölüm sonunda da işinize yarayacak bazı kitapları önereceğim.
Şimdi bence en zor şey doğru terapisti bulmak.
Tabii bu şansa da bağlı.
Kendine göre doğru terapisti bulmak...
Direkt ilk denemede mümkün olmayabiliyor.
Hatta bence çoğu zaman mümkün olmuyor ama belki de çok şanslısınızdır.
Yine de bulamazsanız lütfen hemen pes etmeyin ve denemeye devam edin.
Bence doğru terapisti bulmak için öncelikle nasıl bir terapi yöntemi istediğinize karar vermeniz lazım.
Mesela daha çok sizin anlattığınız ve terapistinizin dinlediği bir yol mu izlemek istiyorsunuz?
Yoksa dinamik bir şekilde terapistin de yorum yapmasını mı istiyorsunuz?
Bunu bir düşünün. Mesela bazı insan bölünmeden aklına geldiği gibi bilinç akışını anlatarak rahat eder.
Bazıları ise sadece kendi anlatınca dikkati dağılır veya yönlendirilmek isterler.
Benim gittiğim ilk terapist aslında iyiydi ama böyle hıhım hıhım diye daha çok beni dinliyordu.
Bu arada çok bilgili birisiydi ama onun tarzı böyleydi.
Bu beni sıkmıştı yani konsantrasyonum bozuluyordu.
Ve anında geri bildirim alamayınca seans kafamda çok soyut kalıyordu.
Muhtemelen o ilerleyen zamanlarda böyle toplu bir geri bildirim falan verecekti.
Parçaları birleştirip belki de veya benim anlamamız sağlayacaktı.
Ama ben ona çok devam edemedim.
Çünkü ben öylesine anlatıyorum gibime geliyordu.
Tabii ki o sırada notlar alıp çıkarımlar yapıyordur da ben de konforlu bir his yaratmamıştım.
Ondan sonra öğrendim işte ekollere göre farklı çalışma yöntemleri varmış.
Mesela psikodinamik terapi, bilissel davranışçı terapi ve gestalt terapi sanırım.
Bu alanda çalışan terapistler danışanla karşılıklı konuşarak daha interaktif bir şekilde ilerliyorlarmış.
Ama burada şimdi karşılıklı konuşarak derken hani veya yorum yapıyor derken şöyle değil.
İşte şu çocuğa mesaj atayım mı falan diye terapistinize soramazsınız.
Yani bu böyle bir şey değil. Sadece...
Seans sırasında daha karşılıklı bir dinamik var arada.
Yani nasıl anlatayım? Mesela siz bir şey anlatıyorsunuz, o soru soruyor falan.
Böyle pimpon topu gibi karşılıklı ilerliyor.
Bir de destekleyici psikoterapi ve varoluşçu terapi alanları var.
Burada çalışanlar da sanırım daha çok yansıtma yaparak, danışanın kendi kendine çözümlemesini sağlayarak ilerliyorlarmış.
Dediğim gibi bunlar benim kendim doğru terapisti araştırırken bulduğum bilgilerdi.
Terapistin özgeçmişine bakarken ekorine de bakarsanız, izlemek istediğiniz yol açısından yardımcı olabilir diye düşünüyorum.
Tabii bence Türkiye'de herkes profiline her şeyi yazıyor.
Özellikle de internetteki platformlarda böyle bakıyorum bazen insanların...
özgeçmişine falan terapistlerin.
Ya her şey, tüm ekoller ve tüm eğitimler yazıyor zaten.
O zaman da ayırt edicilik zorlaşıyor.
Yine de aklınızda olsun. Tanıştığınız zaman da sorabilirsiniz bunu.
Hatta ben şeyi tercih ediyordum.
Yani mümkünse soru cevap gidelim.
Çünkü daha yeni başlamıştım.
Nereden başlayacağım, ne diyeceğim bilemiyordum böyle bazen.
O sırada yönlendirmesini istiyordum ve çok iyi oluyordu.
Sadece siz tarzı size uyan ve içinize sinen birini bulmaya çalışın bence ilk etapta.
Bunu anlamak için birkaç seans yapmak lazım tabii.
Bunu da ama şöyle boşuna para harcamak gibi düşünmeyin şimdi.
Çünkü olumsuz olduğunda da nasıl bir terapist istemediğinizi anlamış oluyorsunuz.
Bu seçim çok önemli.
Seanslarda aslında terapiste bir ilişki kuruyorsunuz öyle düşünün.
Hatta aranızdaki iletişim ne kadar profesyonel olsa da kurduğunuz ilişki de sizin terapist sürecinizin bir parçası oluyor.
Bu çok enteresan mesela ben başlamadan önce bunu bilmiyordum.
zaman içinde siz iyileştikçe terapistinizle aranızdaki ilişkin de değiştiğini yani terapisti aynı olmasına rağmen sizin onun bakış açınızın değiştiğini gözlemleyebiliyorsunuz.
Sizin bakış açınız değiştiği için de aranızdaki ilişki de değişmiş oluyor aslında.
Ben bayağı uzun bir süre gittim.
İlk başladım böyle her hafta düzenli gidiyorum tamam mı?
Adama her hafta seanstan önce bugün seans var kesin değil mi falan diye böyle soruyordum.
Bu bana çok normal geliyordu.
Çünkü seans yapacağız ve teyit etmek istiyordum.
Aylar sonra böyle 4 ay sonra falan sanırım.
Fark ettim ki artık sorma ihtiyacı duymuyorum.
Çünkü bana söz verdi. O sözü tutacak biliyorum.
Hani 16 haftadır 16 kez tutmuş sonuçta.
İstemsizce sormamaya başladım.
Orada bir aydınlandım mesela.
Sonra terapiste söyledim.
Ya ben size hep sormuşum önceden.
Hani şu an sormuyorum falan dedim.
O da evet güvenene kadar sordunuz dedi.
Terapistim aynıydı ama bizim ilişkimiz benim açımdan daha da güçlenmişti.
Ona güvenmeye başlamıştım.
Bu tabii ki terapistin güvenilmez intiba bırakmasından da olayı değildi aslında.
Benim insanlara karşı bakış açımla alakalıydı.
Bu örnekte benim yeni tanıştığım biriyle bağ kurma şeklimi fark etmeme vesile oldu mesela.
Diğer bir mesele de... Eğer spesifik bir konu için gitmiyorsanız, yani depresyondur, yaz sürecidir falan, terapiye gitmek derya deniz bir şey.
Yani insanın durup dururken ya ben terapiye başlayayım bir diye motivasyon bulması inanılmaz zor.
Daha doğrusu bunu bulursunuz, düşünürsünüz ama sonra detaylarını düşünce vazgeçme ihtimaliniz yükseliyor.
Çünkü nereden başlayacağını bilmiyor insan.
Yani öyle olunca da hani istesem bile devamlı erteleniyor bence.
Çünkü terapiye başlamaya karar verince bir yandan hangi birini anlatarak başlayacağım diye düşünüyorsun.
Bir yandan yok ya gerek yok aslında diye düşünüyorsunuz.
O bilinmezlikle vazgeçiyorsunuz.
Çünkü beyniniz onu bilmediği için devamlı vazgeçmek için bahaneler üretiyor.
Öbür taraftan şu oluyor bir de.
Şimdi buna başlayacağım. Bir sürü emek, zaman, para.
Karşılığı çok iyi olmalı.
Hani en kötü travmandan başlamalıyım.
En değecek şeyi anlatmalıyım.
Maksimum verim almalıyım.
Hani boşa gitmemeli falan oluyorsunuz.
Bunu çok iyi anlıyorum.
Ben de çok yaşadım. Hatta bu yüzden böyle iki yıl falan erteledim.
Ama diyebileceğim tek şey şu.
sizin en önemsiz, en alakasız gördüğünüz şey bile hani bunu konuşmaya değmez diye düşündüğünüz şey bile Eğer terapi konusu geçince aklınıza geliyorsa orada mutlaka bir anlam vardır.
Yani bence ve benim deneyimlerime göre sizin bunu önemsiz görmeniz veya anlamlandıramamanız o şeyin psikolojinizde alakasız bir yerde olduğu anlamına gelmiyor.
Siz bırakın, anlatın.
Terapist gerekli bağlamları bulur, kurar, o halleder.
Ya o onun işi zaten. Sizin işiniz orada anlatmak ve o süreçte aslında terapiste done vermek ve o hizmeti almak için ona yardımcı olmak.
Böyle düşünebilirsiniz. Ya gerçekten terapi başlaması çok zor bir şey ya.
Şimdi tekrar düşündüm de ilk gidişimde yani nereden başlayacağım, ne diyeceğim o kadar büyük bir bilinmezlikti ki.
Bir de 27 yaşındaydım.
Ulan 27 yıldır zaten bir sürü şey yaşamışım.
Hani nereden başlayacağım? Bu bir.
Her hafta gidiyorum tamam ama her hafta hayat da akmaya devam ediyor bir yandan.
Yeni şeyler ekleniyor devamlı.
Bu iki. Bir ondan bir ondan anlattım diyelim.
Hani bir eskiden bir yeniden.
Bu sefer karışık mı gidiyoruz?
Saçmaladım mı? Düzenimi bozdum falan oluyorum bu üç.
Yani bunlar hep insanı uzaklaştıran meseleler.
Ama herkes aynı şeyi düşünüyor.
Bunu bilin. Terapistin gördüğü ilk kafası karışık insan siz değilsiniz.
Öyle düşünün. Bir de her şeyde olduğu gibi kervan yolda düzülüyor.
Hiç bilmediğiniz size çok yabancı bir şeye başlamak her zaman çok zor oluyor.
Ama girince alışıyorsunuz.
Kafada yapılan hesaplar çok tutmuyor.
Ritmi tutturmanız için bir yerden ipin ucunu yakalamanız lazım.
Sonra ritim kendi buluyor.
Yani seansa başlayınca kendiniz kendinize söylüyorsunuz aslında ne anlatmak istediğinizi.
Böyle fısıldıyorsunuz.
Kendinize güvenin o yüzden biraz.
İlk başlarda her anlattığınız birbirinden alakasız gelebilir.
Ama ilerledikçe her şeyin aslında temelde birbirine bağlı olduğunu.
davranış örüntüleriniz, his örüntüleriniz olduğunu göreceksiniz.
Siz anlatırken tepsiniz bunları zaten fark ediyor olacak ama belki size o an direkt söylemeyecek.
İlerledikçe işte mesela 3 ay önce anlattığınız bir şeyle onu çat diye bir bağdaştıracak ve size söyleyecek.
Siz böyle ne falan olacaksınız.
Ya o aydınlanma anıları gerçekten muhteşem ötesi ya.
Ağzım sulandı şu an hatırlayınca.
İlk nereden başlamak gerekiyor diye düşünüyorsanız da bence Şöyle yapabilirsiniz.
Başlarına kadar aklınıza gelen her şeyi yazın maddeler halinde.
Yazmaya başladıkça başka şeyler de aklınıza gelecek zaten.
Hatta o yazdıklarınız arasında belki sizin fark etmediğiniz bağlar var.
Veya belki de fark edeceksiniz yazdıkça.
Listeleyin böyle tepte konuşacaklarınızı.
Ve bence sizi en rahatsız eden şeyden başlayın.
İlk seanslar onu anlatmakla geçecek zaten.
Bu sırada alıştıkça diğer seans ne anlatacağınız bir hafta içinde kafanıza şekillenecek.
Ve böyle böyle düzene girecek.
Şöyle daha önce hiç gitmediyseniz gerçekten uzun bir sürece ihtiyacınız var.
Lütfen bunu unutmayın ve buna biraz hazırlıklı olun.
Seansların kısıtlı zamanda olması da mesela insanı geriyor biliyorum.
50 dakika değil de keşke daha uzun olsaydı diye düşündürüyor.
Bu zaten terapi seanslarından sonra da düşündürüyor.
Veya böyle haftada 3 gün olsaydı keşke falan diyorsunuz.
Ama ben bunu söylediğimde terapistim seansların 50 dakika olmasının bir sebebi var demişti.
Tüm dünyada böyleymiş sanırım.
Hem danışanın hem de terapistin yoğunlaşabileceği ve yorulmadan çalışabileceği bir süre olarak 50 dakika kabul edilmiş.
Bir de verimlik için de ideal süreymiş.
Daha uzunluğu dikkatli atıp verimliği düşürebilir.
Daha kısası derinleşmek için yeterli olmaz diye 50 dakika en ideali olarak kabul ediliyormuş.
Bu sürenin belirli olması da danışanın zaman sınırını bildiği için kendini daha güvende hissedip daha kolay odaklanmasını sağlıyormuş.
Benim terapi sürecimde 3.
ayda falandık. Bir gün seans süresi baya geçti.
Ya söylüyorum hani terapiste vakit geçiyor diye.
Önemli değil siz devam edin diyor.
Sonra 1 saat 20 dakika falan oldu.
Artık bitiriyoruz. Dedim ki ya kusura bakmayın çok uzun oldu bu seans dedim.
Terapist dedi ki, ya önemli değil ben bilerek izin verdim.
Bu seans ilk kez bu kadar şey anlattınız dedi.
Nasıl ya? 12 seans ne yaptık biz burada?
Şok oldum var ya. Bundan önceki seanslarda ne yapıyordum dedim.
Ya adam böyle yargılayıcı bir şekilde değil de hani bana cevap vermek için daha da yüzeysel şeyleri anlatıyordunuz, espri yapıyordunuz, bana soru soruyordunuz.
Seansı sabote ediyordunuz aslında dedi.
Ya kendi hislerimle gittiğim terapi nasıl sabote edebilirim ya?
Ve bunu nasıl fark etmem?
Hani düşünün. Kendimi açmam 12 hafta sürmüş.
O seanstan sonra konuştuk bunu mesela.
Gerçekten sosyal ortamda da aslında konuşkan gözüken ama asıl meselelerim hiç.
Yani hiç değil de çok anlatmayan biri olduğumu fark etmiştim.
Terapinin bana kattığı en iyi şeylerden birisi bu oldu.
Bu arada var ya artık bu devamlı reklamlar olmasından orada burada hani terapi derken kendim bile kendimden şüphe ediyorum.
Sanki arkasından böyle bir şey reklam gelecekmiş gibi hissediyorum ama yok.
Hani bu arada olsa o da güzel olurdu.
Sonuçta bu bir iş ve bu işe bir sponsor bulmak her zaman iyidir ve sonuçta faydalı bir şey.
Yani ben burada bunu kendim deneyimleyerek ücretsiz bir şekilde anlatıyorum.
Reklam olsaydı çok samimi olurdu.
O ayrı bir konu da algımız değişti gerçekten.
Neyse terapinin bana kattığı en iyi şeylerden biri oldu dedim.
Artık çok daha fazla paylaşıyorum kendi hislerimi, düşüncelerimi.
Önceden bu gerçekten aşırı zordu benim için.
Hani daha doğrusu aşırı zormuş bunu fark ettim.
Zaten bence terapi sayesinde podcast'a başlayabildim.
Ve o yüzden bu kadar çok anlatacak şey var aklıma gelen bence.
I love therapy.
Instagram'dan da follow me. Diğer bir konu terapiste mahcup hissetmek.
Ya bu o kadar komik ki.
Diyetçisine gidersiniz.
Gitme amacınız kilo vermektir mesela.
Ama kaçamaklarınızı saklarsınız ya böyle utanıp.
Yani dünyanın en saçma şeyi.
Zaten sana destek olsun diye danışmanlık alıyorsun.
Para veriyorsun. Zaman ayırıyorsun.
Bir de mahcup hissediyorsun.
Bizde bu var ama ya temizlikçi gelmeden evi toplamak falan hepsi aynı şey aslında.
Mesela avukat olarak da bazen müvekkiller geldiğinde hani böyle utanıyorlar ve bazı şeyleri saklıyorlar.
Atıyorum boşanma davasında karısı uzaklaştırma almış adam hakkında.
Adam bu uzaklaştırmaya uymadığını saklıyor benden utanıp.
Saklama ki yardımcı olabileyim.
Terapistten de bir şeyleri saklamak, önceki seans konuştun ve üzerine çalıştığın bir konuda yalan söylemek, yaptım deyip yapmamak falan hep içinizden gelecek.
Ama lütfen yapmayın. Bir kere şunu unutmayın.
Ne olursa olsun orası tarafsız ve profesyonel destek aldığınız güvenli bir alan.
O profesyonelliği korumaya çalışın.
Siz bir hizmet alıyorsunuz ve bu hizmeti en iyi şekilde alabilmek için terapiste en doğru şekilde anlatmanız lazım.
Utandığınız şeylerden de çıkarım yapıyordur onlar tabii ama ayrı bir mesele.
Diğer bir konu terapistin kadın mı erkek mi olmasını istediğiniz.
Bence bu dönemsel olarak da değişebilir.
Ben ilk başlarken erkek terapisti istiyordum.
İki yıl falan onunla devam ettim sonra bitirdik.
Geçen yıl tekrar gitmek istedim.
Bu sefer kadın bir terapisti istedim.
Yani değişebilir ama önemli bir konu bunu belirlemek.
Bu arada ilk başlarken terapi süreci çok kafa karıştırıcı oluyor.
Ya kafanız bulanık oluyor yani.
Ama orada tecrübe edilince uzun bir süreç geçirdiniz diyelim.
Sonra ya terapi süreciniz sona erebilir.
Ya siz bir ara vermek isteyebilirsiniz.
Bu ara uzun olabilir, kısa olabilir.
Terapisinizi değiştirmek isteyebilirsiniz.
Tekrar başladığınızda ya o kadar güzel oluyor ki bence.
Çok daha bilinçli oluyorsunuz.
Ara verdiğiniz dönemde şunu anlıyorsunuz.
Terapi süreci size öyle iyi bir rehberlik sağlıyor.
Balık tutmayı öyle güzel öğretiyor ki sizin böyle balığı nereden alacağım, nasıl alacağım diye düşünmenize gerek kalmıyor.
Çünkü o koltuk size parayla satın alamayacağınız bir bakış açısı kazandırıyor.
Parayla satın almış oldum.
Nasıl parayla satın almadım diye düşünmeyin şimdi.
Çünkü bu sadece parayla alabileceğiniz bir şey değil.
Paraya ek olarak emek, devamlılık, kendi açmak, terapistle iş birliğim hepsinin bir bütün olarak işlemesi lazım.
Bu kadar çabayla büyük emekler verilerek kazanılan şey de çok değerli oluyor.
Ve gerçekten çok kalıcı oluyor bence.
Çünkü o bakış açısı hayatınız boyunca...
Sizle kalıyor. Aslında bu süreç size hayata nasıl bir gözle bakmak daha iyi olur.
Bunu öğretmiş oluyor. O yüzden ara verdiğiniz süreçte aslında terapiye hala devam ediyor oluyorsunuz kafanızın içinde.
Kendiniz gözlem yapıyorsunuz.
Tekrar giderseniz ne konuşmak istersiniz?
Ne üzerine çalışmak istersiniz?
Bunun çok daha bilincinde oluyorsunuz.
Ve tekrar gittiğinizde süreç çok daha kolay ilerliyor.
Çünkü artık sizde ne çalışıyor?
Siz nasıl ilerlemek istiyorsunuz?
Ne üzerine yolun açacaksınız?
Hepsini planlayabiliyorsunuz gitmeden önce.
Finansal açıdan zor bir süreç biliyorum.
Tek finansal değil, zaman açısından da zor.
Ben online de gittim, yüzde de gittim uzun süre.
Bence çok farkı yok bu arada.
Sadece uygulamalı yöntemler kullanılıyorsa, işte EMDR'dı sanırım, EMDR gibi, yüzde daha iyi.
Ama online gitmek çok rahat.
Zaman ayarlamak ve devam ettirmek çok daha kolay oluyor.
Çünkü online'da her yerde girebiliyorsun falan.
Yani şu an olsa online giderim herhalde.
Çünkü arabada bile yapabiliyorsunuz.
Ben mesela bir gün uzak bir adliyedeydim.
Ve dönüşte çok trafik vardı.
Eve yetişemeyecektim.
Duruşmam da çok geç bitmişti.
Ondan sonra oturdum arabada yaptım seansı mesela.
Çok da iyi oldu. Ki biz EMDR'da yapmıştık online.
Gayet o da çok iyiydi yani.
O yüzden bence online'a uzak bakmayın.
Hem daha uygun fiyatlı oluyor sanırım.
Bir de bence başlamayı düşünüyorsanız kenara böyle bir 10 haftalık ücreti ayırın mesela.
Bu büyük bir para gibi gelebilir ama inanın hayatınızın geneline vurduğunuzda kendiniz için bir yatırım.
Ben nereye gitsem kendimle taşıyabileceğim yatırımlara çok önem veriyorum.
Arabam mesela. Atıyorum.
Bana ait bir şeydir bu. Ama ben birden başka bir ülkeye taşınmak zorunda kalsam.
Meksika sınırından Amerika'ya koşmam gerekse falan.
Arabayı taşıyamam. Tam satabilirim de o ayrı bir konu.
Ama kendime, zihnime, kalbime yaptığım yatırımları her zaman, her yere, her an taşıyabilirim.
Mal mülk her zaman alınır.
Ama bence bu yaşlarda...
Bizim zihnimize ve kişisel dünyamıza, kendi dünyamıza yaptığımız yatırımlar çok daha önemli.
Ve terapi şöyle bir şey. Hani ne kadar erken başlasanız o kadar iyidir.
Belki şu an şey düşünüyorsunuz.
Ya işte bunca yılda nasıl anlatacağım, nereden başlayacağım?
Ama şöyle düşünün. Seneye daha da zor olacak.
Diğer sene daha da zor olacak.
Çünkü devamlı bir şeyler yaşamaya devam edeceksiniz.
O yüzden ilk başlayabildiğiniz yerden başlayıp o sürece bir yerinden dahil olmak bence çok önemli.
Geçen bir arkadaşımla konuşuyorduk.
Böyle terapinin pahalı olduğundan falan konuşuyorduk.
Ama o sonra şey dedi. Ya bakınca pahalı gibi ama beni terapiye gitmeden önce sorunlarımdan kaçmak için harcadığım paralardan daha ucuza geliyor dedi.
O kadar doğru ki. Ben de hep gezmeye falan gidiyordum kaçmak için.
Zaten böyledir ya gezersiniz ya alışverişe gidersiniz.
Ve seyahatlerden alışverişten falan daha ucuz aslında totale vurduğunuzda.
10 haftalık ücreti ayırın deme sebebim de şu.
Birincisi, o tutarı kenara koymazsanız.
Böyle seans zamanı geldiğinde işte bu ara çok harcadım, bu hafta ekeyim falan dersiniz.
Bir kez ekince bir daha gitmezsiniz.
Veya böyle düzensiz gidersiniz ki düzen çok önemli.
İkincisi, devamlık çok önemli.
Üç seans bile gitseniz, ikincisi de devamlık çok önemli.
Çünkü her seansta bir aşama kaydediyorsunuz.
Ya şöyle düşünün, siz üç seans bile gitseniz, üç seans oraya emek ve para harcamış oluyorsunuz.
3 seans sonra bırakırsanız o 3 seans da çöpe gidiyor.
Yani tamamen çöpe gitmiyordur belki ama sonuçta bir dahakine yine en baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz.
İlk başlarda özellikle her hafta gitmek hatta her hafta aynı gün aynı saatte gitmek disiplin, alışma ve devamlık için inanılmaz önemli.
O yüzden bence bu bütçenin en baştan ayrılması insana çok iyi geliyor.
Böyle bir imkanınız yoksa da yani her hafta gitme imkanınız yoksa da yine de bir başlangıç yapmak için mesela ayda bir gün gitmek de bence çok iyi bir başlangıç.
Yeter ki istikrarlı ve uzun bir şekilde oraya devam edin.
Zaten bu arada şöyle bir şey var.
Mesela her haftayla başlarsınız bir süre sonra o 10 günde bire 2 haftada bire düşebilir.
Sonra zaman içinde ayda bire düşebilir.
Veya ayda bir başlarsınız bütçeniz kısıtlıdır.
Zaman içinde onu arttırırsınız müsait oldukça.
O yüzden siz yeter ki bir yerden başlayın.
Ama kendinizi zorlayıp her hafta gidecek şekilde böyle bir 10 seans falan kenara koymayı kesinlikle öneriyorum.
Çünkü şöyle 10 seans bittikten sonra şöyle olursunuz.
Ya buradan sonra bırakamam o kadar emek verdim diye düşünürsünüz ve kendinizi zorlayıp devam edersiniz.
Terapiye başlamak için sizi gaza getirebileceğim, motive edebileceğim öneriler bunlardı.
Nereden başlasanız kardır.
Zaman geçiyor. Düşük bütçeli farkındalıklarla her hafta çarşamba ve pazar günleri buradayız.
Yine bekleriz. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
