
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Aşamadığınız zorbalıklar ve tekrarlayan rüyalarınız varsa...
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem, bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi, astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma teklifini o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde ve hangi yılda rastlaştıysak...
Bilinç Akışı Podcast'ın 95.
bölümüne iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Bugün bayağı kafamı kurcalayan bir konuyu konuşacağız.
Ya gülüp duruyorum, az önce bir şey oldu ona gülüyorum, bölümün sonunda anlatacağım.
Şimdi bugün konuşacağımız konuda sizin deneyimlerinizi de merak ediyorum.
Bazen bölüm yaparken diyorum ya işte siz ne düşünüyorsunuz merak ediyorum falan diye size de söylüyorum ya.
Bunu öylesine söylemiyorum ya gerçekten merak ediyorum.
Günlük hayatta da...
İnsanlarla yeni tanışınca veya normal arkadaşlarımda da ilgimi çeken sevdiğim insanlarda iç dünyalarını çok merak ettiğimi fark ediyorum.
Bugünkü konu da biraz rüyalar, biraz aşamadığımız mevzularla ilgili olacak.
Diğer insanlar da aynı deneyimleri yaşıyor mu gerçekten merak içindeyim.
O yüzden başlıyorum. Şimdi konu şuradan çıktı.
Son zamanlarda devamlı rüyamda birini görüyorum tamam mı?
Farklı şekillerde rüyaların içinde benim mağdur olduğum bir senaryoyla saçma sapan şeyler görüyorum işte bilirsiniz.
Ama gördüğüm kişi hep aynı.
Uyanınca içimde o kadar iğrenç bir his oluyor ki.
Hissin sebebini de biliyorum.
Olayın evveliyatını biliyorum, hatırlıyorum.
Burada sıkıntı yok. Şimdi önce size bir anlatayım da.
Ya bakın Allah aşkına çıkamıyorum işin içinden.
Ne yapacağım bilmiyorum. Ben ta 12 yaşındayken yani tam...
18 yıl önce ortaokuldayken bir kız grubumuz vardı.
Hala en yakın arkadaşım olan arkadaşımla o zaman da en yakındık.
Adı şey olsun onun bir dakika.
Gerçek ismini söylemeyeyim. Esma olsun tamam mı?
Esma ile ben çok yakınız.
Onun da başka sınıftan yakın olduğu bir kız var.
Kızın adı da Cansu olsun.
Esma ile Cansu'nun ilişkisinden dolayı ben de Cansu ile arkadaşım.
Ama yakın değilim. İşte bu kız grubunda hepimiz takılıyoruz.
Ama ben Esma ile yakınım tamam mı?
Takılıyoruz dedim de teneffüslerde oyun falan oynuyoruz.
Lastik vardı hatırlıyor musunuz?
Lastik oynuyoruz bahçede. Esma ile Cansu'nun annesi de hep okuldalar.
Ya böyle okula devamlı gelen anneler olur ya okulun çevresine takılırlar.
Onların anneleri de öyle. Bizim okulun yanında bir öğretmen evi vardı.
Bazen anneleri bizi alıyordu.
Oraya öğle yemeğine gidiyorduk.
İşte normalde okulda yemekhanede yiyoruz.
Ama bazen anneleri sayesinde öğretmen evine gidiyorduk.
O zamanlar bu çok havalı bir şeydi tamam mı?
Böyle mutlu olduğumuz bir şeydi.
Ergensin ve okulun dışında yemek yiyorsun yani wow.
Neyse bir gün o ile Esma yoktu.
Cansu'nun annesi Cansu'yla beni öğretmen evine götürdü.
Cansu o yakın olmadığım Esma'nın yakın olduğu kız.
Yemek yiyoruz. Çok kötü ya.
Kadın birden bana kızmaya başladı.
Sen dedi Cansu'nun boyuyla ilgili dalga geçiyormuşsun.
Bir şeyler dedi falan orayı hatırlamıyorum.
Devede de boy var ama eşek önden gider.
Dedi bana. Var ya yemin ederim tetikleniyorum anlatırken.
Ben şok oldum.
Çünkü kıza hiçbir şey demedim.
Kızla dalga geçmedim.
Çocukken de kimsenin dış görünüşüyle dalga geçmezdim de.
Şunu düşündüğümü hatırlıyorum kadın öyle deyince.
Cansu'nun boyu o kadar kısa mı ya?
Hani bunu düşündüm. Kızın boyunun kısa olduğu bile benim idrakımda değil.
Ben o yaz birden uzamıştım.
Esma da benden kısa kaldı.
Ya çok kişi de benden kısa kaldı.
Ben şu anki boyumda falandım.
Bir daha uzamadım zaten. Ama hani o anda ben Cansu Özel'in de ya bu kız kısa diye hiç düşünmedim.
Yani o yüzden çok şaşırdığımı hatırlıyorum.
Kadın bana kızıyor. Ben şok oluyorum.
Birincisi öyle bir şey yapmadım.
İkincisi kızın kısa olduğunun bile farkında değilim.
Yani bana göre kısa değil. Kız umurumda değil.
Yani kız umurumda olmadığı için belki de farkında değilim.
Sanırım kadına ne dediğimi tam hatırlamıyorum ama sanırım sadece hani ben öyle bir şey demedim dedim.
Kadın bana inanmadı. Kızmaya devam etti.
Bak gözümün önünde. Yemeği boğazıma dizdi.
Ben de ödevim var benim.
Gidiyorum deyip kalktım.
Okula gittim. Nasıl ağlıyorum.
Esma işte benim o yakın arkadaşım olan kız.
Bir de diğer arkadaşlarımız falan da vardı.
Onlara anlattım. Esma'nın bir şey demesini bekliyorum.
Ama Esma hiçbir şey demiyor.
O da çocuktu tabii ki ama hani böyle salak bir iftirayla birlikte Esma'nın hiçbir şey dememesi de beni çok üzmüştü.
Onu hatırlıyorum. Ya ben olsam derdim çünkü.
Ya ne bileyim bir hani kanka demediysen işte üzülme falan derdim.
Ya da onlara da derdim ben.
Zeynep öyle bir şey dememiş derdim.
Gider savunurdum. Esma savunmadı.
Neyse konu o değil. Abi bu olaydan sonra ben o Cansu'dan nefret etmeye başladım.
Annesinden de nefret etmeye başladım.
Hala ikisinden de nefret ediyorum.
Esma ile Cansu hala çok yakın çünkü ve ben 20 yıldır bu kızı ve annesini birkaç yılda biri bile olsa bir görüyorum veya ismen bir şeyler duyuyorum.
Hala onlarla ilgili bir şey duyduğumda böyle içim soğuyor.
Kadını zaten her gördüğümde içim çekiliyor.
Ya sen nasıl 12 yaşında bir çocuğu öğle yemeğine diye götürüp çocuğa kızarsın?
Ya sen kimsin ya? Bunu şu an bir çocuğa yapsalar var ya linçler millet.
Bu arada ben gidip olayı anneme anlatmalıydım normalde.
Annem kadını aramalıydı falan.
Bence şu an sanırım öyle oluyordur bu işler.
Normalde zaten hani çok büyük bir problem varsa bile ki yoktu.
Yani dur anlatayım onu da. Yoktu hani kadının anneme bir şey demesi lazımdı.
Ama bu olmadı sonra ben de anneme anlatmadım.
Ya işte bu da çok kötü. Şimdi ben bunu düşünce de üzülüyorum.
12 yaşındayım. 40 yaşında birinden zorbalık görüyorum.
Ve eve gidip bunu anlatamıyorum.
O güven verilmemiş veya o yakınlık kurulmamış.
Ne kadar garip değil mi? Çok iğrenç ya bilmiyorum.
Bu olayı düşününce her açıdan kendimin o haline üzülüyorum.
Bir de mesela bu olayı düşününce okulda yapsaydı bunu bu kadar koymazdı gibi geliyor.
Ama öğretmen evine öğle yemeğine gitmek bizim için o zamanlar çok büyük ve mutluluk verici bir şeydi.
Bu arada oraya gidiyorduk da ne vardı ya tabidot menümüne bir şey vardı.
Orada herkes kendisi ödüyordu parasını.
Hani kadın beni yemeğe falan çıkartmadı.
Ben gittim zaten kendi menümü ödedim gibi düşünün.
Ama kadın veli olduğu için beni okuldan alabildi.
Okuldan çıkarabildi. O işe yarıyor.
Öyle düşünün. Ya işte neyse ben bunu düşündüğümde mutlu mutlu bir yere gitmişim ve bana iftira atılmış.
Dediğim şeye inanılmamış.
Kocaman bir büyük tarafından zorbalanmışım.
Yemek boğazımda kalmış okula dönüp ağlamışım.
Bilmiyorum, olayı bu açıdan düşününce içim sızlıyor.
Mesela o an şunu hatırlıyorum.
Ödevim var, okula döneceğim deyip kalktım.
Daha bu laf ağzımdan çıkar çıkmaz pişman oldum.
Ya aslında o an şunu yaşadım, bunu çok iyi hatırlarım.
Ödevim var deyip yalan söylemek yerine kendimi daha fazla savunmak istedim.
Ödevim var deyince yalan söyleyip kaçmış oluyorum çünkü.
Hani orada bahane olduğu belli.
Onlar da anlıyor muhtemelen.
Ben o an ağlayasım geldi.
Onların önünde ağlamamak için hemen öyle deyip kalktım.
Ama ağzımdan çıkar çıkmaz kendime kızdım bunun için.
Yani kaçmak yerine durup kendimi daha çok savunmalıydım.
O anda da farkındaydım.
O yüzden pişman oldum. Bir yandan da niye kalmadım?
Çünkü 40 yaşındaki kadınla muhatabım.
Yani kadınla kavga edecek bir cesaretim yok.
Küçücüyüm. Cansu'yla şey yapmıyorum orada.
Muhatap olmuyorum. Bu arada şimdi diyeceksiniz.
Sen farkında olmadan demişsindir bir şey.
Bir şey yapmışsındır. Hani kadın niye durup dururken böyle yapsın?
Bakın gerçekten demedim.
Benim yıllarca çözemediğim şey zaten bu oldu.
En ufak bir şey dediğimi bilsem veya bir ima falan içim rahatlayacak.
Ama demedim abi. Kadın böyle deyince Cansu kısa mı ya diye düşündüm bir an.
Çocuktuk hepimiz tabii ki abuk sabuk şeyler yapıyorduk.
İlla hatalarımız oluyordu.
Ama dış görünüşle dalga geçmek benim çocukken de hiç tarzım olan bir şey değildi.
Çok üzülürdüm böyle şeylere.
Öyle bir dalga geçme refleksim yoktu.
Mesela biri malca bir şey yapsa dalga geçerdim.
Ama dış görünüşüyle ilgili dalga geçmezdim.
Bunlar birleşince bu uğradığım iftira beni daha çok sinir etmişti zaten.
Bence Cansu bana bilendi bir şeylerden.
Ondan daha göz önündeydim.
Belki öyle bir şeyden bilmiyorum.
Çocuk aklıyla bilendi bir şeye.
Annesine yalan söyledi bence.
Kadını gördüğüm zaman bu olayı hatırlıyor mu diye merak ediyorum.
Bence hatırlıyor. Cansu mesela benim Instagram'da yok.
Hiçbir zamanda olmadı. Ki Esma ile çok yakınlar.
Esma ile ben de yakınım.
Bizim başka arkadaşlarımız da var.
Hepsinde ekli o Cansu.
Ama o beni hiç eklememiş.
Ben de onu hiç eklemedim. Karşılaştığımızda da aramızda böyle salak bir his oluyor.
Yani onun farkındayım. Bence o yüzden hatırlıyor.
İşte ben bu zorbalığın, yani bence düpedüz zorbalık.
Ben 30 yaşındayım. 10 yaşında çocuğu annesi yokken okuldan alıp bir yere götürüp azarladığımı...
Düşünemiyorum. Kendime saygımı yitiririm.
Yani gerçekten korkunç. Ki burada düşünüyorum kadının dediği şeyleri yapmış olsam bu bir iftira olmasa da çok korkunç.
Neyse bu zorbalığı aklımdan silemedim arkadaşlar.
Oturup da tabii ki 24 saat bunu düşünmüyorum.
Bir dönem tamamen unuttum.
Bir 10 yıl falan sanırım aklıma gelmedi.
Ama son yıllarda aklıma geliyor.
Bu son dönemde de bazen rüyamda görüyorum o kızı.
Saçma sapan durumlarda işte başta söylediğim gibi.
Kız kurtuluyor ben kurtulamıyorum.
Geçen yine gördüm. Uyandım nasıl kötü bir his ya anlatamam.
Ya dedim ki ben bu aptal olayı niye unutamadım.
Sonrasında haksızlığa uğrayıp da sustuğum hiçbir şey olmadı sanırım.
Belki o yüzden benim aklımda kaldı.
Veya hiç iftira atılmadı galiba bana.
Kendimi açıklayamadığım, yapmadığım bir şeyle suçlandığım olmadı hiç.
Gerçi oldu bakın şimdi hatırladım.
Üniversitedeyken yine bir kız grubumuz vardı.
Bunlardan birinin hoşlandığı çocuk benden hoşlanıyormuş.
Çocuk bana arada yazıyordu.
Ben de cevap veriyordum. Arkadaş olarak görüyor sanıyordum.
Oradaki kızlar da beni çocuğa yüz vermekle ve arkadaşıma böyle şey yapmakla ihanet etmekle suçlamışlardı da.
Çocuk benim umurumda bile değil.
Hiç öyle düşünmemiştim.
Neyse. Bu rüyadan da sonra işte tekrarlayan rüyalarla ilgili bir düşündüm.
Aslında rüyalarla ilgili düşündüm bayağı ya.
Çok garip bir olay genel olarak.
Hep ilgimi çeken bir konuydu.
2022-2023'te gördüğüm rüyaları yazıyordum bazen.
Rüya günlüğü tutmak var ya mesela bazı insanlar rüya günlüğü tutuyor.
Rüya analistine falan gidiyor.
Rüyaların psikolojik analizini yaptırıyor.
Bu da bir terapi çeşidi.
Açıkçası bu kadar merak etmiyorum kendi iç dünyamı.
Yani rüyaları not alacağım da düzenli olarak.
Onları biriktireceğim de...
Gideceğim terapiye bir de bu açıdan bakacağım kendime.
Yani yok abicim sağ ol.
Bu üst düzey bir işsizlik veya premium gold bir refah düzeyi gibi geliyor bana.
Yapabilen varsa ne güzel.
Ama bir yandan da merak ediyorum işte.
2022-2023'te yazmışım mesela ara ara.
Şimdi de tekrar yazmayı düşünüyorum.
Mesela insanların...
Ortak gördüğü rüya çeşitleri var.
Bazıları dişlerinin döküldüğünü görüyor.
Bazısı asansörden hızla düştüğünü görüyor sanırım.
Sınavda olduğunu görenler var.
Ben toplum içinde çıplak kaldığımı çok görüyordum.
Konuşup sesimin çıkmadığını görüyorum bazen.
Özellikle de bir şey anlatmam gereken anlar veya yardım istemem gereken anlarda konuşuyorum konuşuyorum sesim çıkmıyor.
Bazen bir yerden kaçmaya çalışıp kaçamadığımı görüyorum.
Bunlar ortak rüyalarımızmış sanırım.
Toplumda birçok insan tarafından görülen ortak rüyalar.
Dişimin döküldüğünü falan hiç görmedim mesela.
Her insan farklı birisini devamlı görüyor galiba.
Hepsinde anlamı varmış. Mesela sınavda olduğunu görmek, yetersiz hissetmek, beklentilerini karşılayamama korkusuyla ilgiliymiş.
Birinden kaçmak, yüzleşmekten kaçılan bir duygu veya konu veya bastırılmış korkular olabilirmiş.
Sesinin çıkmaması, kendini ifade edememe, bastırılmış öfke veya kırgınlık, söylesem de bir şey değişmez düşüncesiymiş.
Dişlerin dökülmesi, özgüvenle ilgili kaygılar, kontrol edemediğin değişimler, bir benlik algısıyla ilgiliymiş.
Kalabalıkta çıplak kalmak da savunmasızlık, gerçek halinin görülmesi korkusu, olduğun gibi kabul edilmeme endişesi gibi yorumlanabilirmiş.
Benim en çok gördüğüm rüya toplum içinde çıplak kalmak sanırım.
Yani bayağıdır görmüyorum da görüyordum bunu çok fazla görüyordum.
Böyle 3-5 kişi dedin hani bildiğin sokakta toplumda.
Hatta bir kere böyle aşırı çok trafik var hani Çin'deki trafik sahneleri gibi düşünün.
O kadar kalabalığın içinde arabada da değil o arabaların arasında ayakta çıplak kaldığımı görmüştüm.
Ama bayağıdır görmüyorum.
Hatta bir şey diyeceğim.
Bence bu benim şu an burada yaptığım işle ilgili olabilir.
Belki de önceden toplum içinde görülmekten utanıyordum.
Bunun endişesini yaşıyordum.
O yüzden görüyordum bu rüyayı.
Ama artık yaşamıyorum. Zaten burada olduğuma göre toplum içinde görülmekten endişelenmediğim aşikar gibi.
O yüzden belki de görmüyorum artık.
Sesimin çıkmadığını niye görüyorum o zaman?
Konuşarak... Yaptığım bir iş bu da.
Ama şöyle bence sesin çıkmadığını görmek de şu etkili.
Ya kimle konuşuyorsun da sesin çıkmıyor?
Mesela şeyi hatırlıyorum.
Bir kere hoşlandığım çocuğun beni duymadığını görmüştüm rüyamda.
50'lik buluşma 7'de anlattığım o unutamadığım date olan çocuk hatta.
Çocuğu bir kez gördüm abi hayatımda.
Bakın 3 yılı geçti 4 yıla dolayı.
Sonra gidiyoruz hala bir muhabbete konu olabiliyor ya.
Ne yapıyor acaba? Neyse o çocuktan hoşlanmıştım.
Rüyamda da aynı ortamdayız.
Konuşuyorum ama beni duymuyor.
İşte gerçekte istemiyor ya rüyamda da beni duymuyordu.
Geçen gördüm mesela bir yerdeyim yardım istiyorum.
Babama bağırıyorum duymuyor.
Neyse daha fazla anlatmayacağım.
Rüyalarını çok detaylı da paylaşmamak lazımmış.
Biz yorumlayamasak da bu işten anlayan insanlar bayağı iyi çıkarımlar yapabilir bizim hakkımızda.
O yüzden daha fazla anlatmayayım.
İşte bu bilgiler var bende tamam mı rüyalarla ilgili genel olarak.
Şu kızı da görünce düşündüm.
Muhtemelen küçükken yaşadığım olayı takmamdan dolayı değil de yani sonuçta oturup o olayı düşünmüyorum artık bir yetişkin oldum.
O olayın temsil ettiği şeyden dolayı kızı rüyamda gördüm yine.
Şunu demek istiyorum yani burada kız...
Kız benim hayatımda haksızlığın veya içinin sıkılmasının ya da bana arka çıkılmamasının bir temsili ya.
Muhtemelen benzer hisler yaşadığımda hayatımla ilgili kızı görüyorum rüyamda.
Zaten bugün bu bölümden önce baya bir baktım.
Psikologlar da şunu söylüyor.
O rüyanın size hissettirdiği şeye bakın.
O rüyadaki olaylardan, işte sembollerden, insanlardan ziyade o rüyanın size hissettirdiği şeye bakın diyor.
Devamlı gördüğümüz rüyalarda da öyleymiş.
Rüyaların nasıl yorumlanması gerektiğine baktığımda mesela gördüğüm şeylerden biri bu oldu.
O evrensel rüya tabirleri var ya, onlar tatava muhtemelen.
Rüya bireysel olarak yorumlanmalıymış.
Sonuçta bendeki karşılığı ve sendeki karşılığı bambaşka olabilir.
Rüyamızda gördüğümüz nesnelerin, kişilerin.
Toplumdan topluma öyle değişiyormuş hatta onların anlamları.
O yüzden rüyanızda gördüğünüz şeyin size ne hissettirdiğini sorun kendinize diyorlar.
Freud ve Young'a göre de biliyorsunuz rüyaların bilinç dışıyla doğrudan bağlantısı var.
İkisi farklı yerden bakıyormuş olaya.
Hatta bu yüzden araların açıldığı da söyleniyormuş.
Freud rüyaları bastırılmış arzuların, günlük hayatta kabul etmediğimiz arzuların veya farkında olmadan yok saydığımız şeylerin ifadesi olarak görüyormuş.
Young da daha içsel bir rehber olarak görüyormuş.
Hatta Young'ın çok güzel bir lafı var.
Dışa bakan rüya görür, içe bakan uyanır.
Aşırı iyi değil mi? Yani aklın havada öyle gelişine yaşıyorsan bilinç dışın rüyalarında ortaya çıkar.
Sen bunu sadece rüyanda görürsün.
Ama kendi içine dönen, kendini tanımaya çalışan, tanıyan biriysen uyanırsın.
Ya müthiş. Ya da bilmiyorum Facebook lafı gibi mi?
Yo güzel bence. Neyse psikolojik olarak rüyalarda gördüklerimizin, sembollerin bir anlamı, bir mesajı olduğu.
Ama bu mesajların oldukça kişisel yorumlanması gerektiği noktasında toplanmış görüşler.
Bir de şey var onu biliyor musunuz?
Lucid Dreams diye bir şey var.
Belki bilirsiniz. Bu arada nereden dinliyorsanız takip edip zili açmayı unutmayın lütfen.
Hatta Apple'dan yorum yaparsanız da çok sevinirim.
Spotify'dakiler, yurt dışındakiler şu an sadece yorum yapabiliyor.
Ama Apple'dan herkes yorum yapabiliyor ve puanlayabiliyor.
Instagram bilinç.akışı.podcast.
Buraları da bekliyorum. Şimdi devam ediyorum.
Bu Lucid Dreams'de... Bana 4-5 kez oldu galiba hayatım boyunca ya da 6-7 kez.
Rüyamdayım, rüyadayım yani.
Bir noktada rüyada olduğumu anlıyorum.
Tamam şu an rüyadayım diyorum ve istediğimi yapabiliyorum.
Bu şimdi herkesle aynı olmuyormuş veya her seferinde aynı şekilde olmuyormuş.
Farklı şekillerde, farklı kontrol düzeylerinde oluyormuş.
Bazısında sadece rüyada olduğunu anlıyorsun mesela.
Veya bazısında hem rüyanda olduğunu anlıyorsun hem de kontrole geçebiliyorsun, harekete geçebiliyorsun.
Bana ikisinden de oldu.
Çok korkunç bir rüya görürken...
tamam zaten şu anda rüyadayım ve uyanacağım deyip kendimi uyandırmaya çalıştığım da oldu.
Ya da daha da güzeli rüyamda tamam ben şu anda rüyadayım deyip böyle denemeye çekindiğim bir şeyi denediğim de oldu.
Rüyamda olduğumu fark ediyorum.
Tamam rüyamdayım zaten deneyeyim deyip deniyorum.
Dediğim gibi çok az oldu.
Uykuyla uyanıklık arasındaki o ince eşikte görülüyormuş bu.
O ince eşikte oluyormuş.
Beden rem uykusunda ama beyin ben rüyadayım diyecek kadar uyanık.
Hibrit bilinç hali deniyormuş.
Bir şey diyeyim mi? Aslında podcast'ın adı hibrit bilinçi de olabilirdi.
Ama biraz zor olurdu.
Neyse işte bu baya güzel.
Dediğim gibi çok az yaşadım ama çok zevkliydi.
İnşallah bugün de yaşarım.
Bir de şu başka bir şey var hoşuma giden.
Acaba başkasına oluyor mu?
Bunu da hiç sormadım. Bunu da yazın.
Kerat vakti diye bir şey var bilirsiniz.
Bu üç vakte deniliyor aslında gün içindeki.
Biri sabah namazından sonra güneş doğana kadar.
Biri öğle vakitlerinde.
Bir de ikindiden sonra akşam ezanına kadar.
Öğlen uyumak bayağı iyiymiş.
Bu dinen de bilimsel olarak da böyle.
Ama sabah ve ikindiden sonra uyunmaz diyorlar.
Yani bu iki kerahat vaktinde uyunmaz diyorlar.
Hani okuldan gelirsin. Tam ikindi vaktidir.
Çok yorgunsundur. Bir uyumak istersin ya.
Büyükler bu saatte uyunmaz der.
İşte o zaman. Bunu çalışırken yapamıyor insan tabii.
Yapmamak da lazımmış.
Bilimsel açıklaması var mı bilmiyorum da.
Dinen uygun görülmüyor.
Bereketsizlik olur. Ömür kısalır falan diyorlar.
İnsan gerçekten o saatte uyuyunca mal oluyor.
Uyanınca hangi gündeyiz, neredeyiz anlayamayız ya böyle.
Yani şu an çok olmuyor da küçükken çok oluyordu.
Hatta bir tane video vardı küçük bir kızın videosu.
Kız uyumuş okuldan gelince uyanınca akşam olmasına rağmen sabah oldu sanıyor okula gitmeye hazırlanıyor.
Baya bir kendine gelemiyor.
Bu oluyordu küçükken ya tatlıydı ya ne yapıyorum saat kaç hangi gündeyiz karıştırıyorduk.
Benim hoşuma giden şey de o saatte uyuduğumda bazen çok güzel rüyalar görüyorum.
Bir kere çok derin uyuyorum.
Uyanınca ne kadar mal olsam da yani o gün artık bitse de kendime gelemesem ve gece uykusu mahvolsa da o saatte uyuyunca güzel rüyalar gördüğüm için yani daha doğrusu güzel rüyadan ziyade dünyadan
fazla koptuğum için o mal olarak hani fazla derin uykuya geçiyorum ve bilmiyorum bilincim uyuşuyor kapanıyor ya bazen canım sıkkınken o saatte bilerek uyuyorum.
Bu çok hoşuma gidiyor.
Bizim kendine şımartışlar.
Öyle yani arkadaşlar. Bunları şimdi niye anlattım bilmiyorum.
Devamlı gördüğünüz rüyalar, böyle aşamadığınız zorbalıklar var mı merak ediyorum.
Ne yapacağız bunlar için onu da bilmiyorum.
Yani geçmişten aklınızda takılan şeylerle yüzleşin diyorlar.
Ben gidip o kadınla yüzleşemem.
Kadın diyecek ya mal mısın?
20 yıl sonra bana ne anlatıyorsun?
Yüzleşemiyorsanız da mektup yazın diyorlar.
Yok efendim yani ama o kadar da değil.
O kadar da umurumda değil tabii ki.
Öfke yok o şekilde içimde.
Sadece arada aklıma gelince bir rahatsızlık veriyor.
Her şeyi unuttum yani bir bu mu kaldı gibisinden rahatsız oluyorum.
Bölümü kapatmadan sorulan bazı sorulara toplu bir cevap vereyim.
50'lik buluşma gelecek mi?
Hala evlenmediğimize göre gelecek arkadaşlar.
Aslında güncelde de anlatmak istediğim bir şey var.
Yani ben de çok seviyorum ve çok istiyorum.
Ama 50'lik buluşmaları...
Herkesin direkt ulaşabileceği yerde yayınlamak istemiyorum şu an.
Daha unique. Dünyanın en önemli işi sanki.
Abarttım da. Ya önemli kardeşim bizim için.
İş dünyamızı paylaşıyoruz.
3-5 kişi dinlese bile önemli ki çok daha fazla insan dinliyor.
Sadece gerçekten ilgilenenlerin dinleyeceği bir yerde yayınlanmasını istiyorum.
Mesela YouTube'dan. Kaldırdım onları.
YouTube'dan tüm bölümleri kaldırdım da hepsini kaldırmasam da 50 ilk buluşmaları kesin kaldırırdım.
O çok açık çünkü.
Çok fazla yoruma açık bir yer.
Ondan sonra Spotify, Apple.
Burada yoruma açık. Sonuçta burası da çok fazla insana ulaşabildiği bir yer.
Ben o yüzden Fizi'de yayınlanmasını istiyorum.
Sadece indiren dinlesin. Sadece Fizi'yi indiren dinlesin.
Instagram'daki linkten direkt ulaşılmasın.
Anladınız mı? Bakalım bilmiyorum.
Olur herhalde. Olur gibime geliyor.
Bana öyle geliyor da olabilir. Ama bence hallederiz, anlaşarız fiziğiyle.
Ajansı darlıyorum bu konuda.
Görüşecekler de bilmiyorum ne yaptılar.
Bir de buluşma yapmakla ilgili çok soruluyor.
Bir daha yapacak mıyız gibisinden.
Ya bu konuda da şöyle. İki kere yaptık ve cidden çok güzeldi.
Birinde doğum günümü kutladık.
Ki o da böyle hani pikmü bir şekilde doğum günüm kutlama eventi değildi açıkçası.
Bak öyle şeyleri hiç sevmiyorum. O yüzden özellikle açıklıyorum.
Sahilde takıldık gün menüsü şeklinde.
Samimi güzel bir ortamdı.
Diğerinde de Ankara'da kebapçıda buluştuk.
O da çok iyiydi. Ama kalabalıklaştıkça ben geriliyorum.
Ya çekiniyorum. O buluşmalardan şöyle düşünün.
Karşımdakiler benimle ilgili her şeyi biliyor.
Tüm hayatımı biliyor. Ben kimseyi tanımıyorum.
savunmasız bir hal oluyor.
Yani ben öyle hissediyorum.
Yani ne olursa olsun ben o göze bakmıyorum ama sonuçta oradaki insanlar düzenli takip eden bir takipçi kitlesi ya orada bir rahatsız oluyorum açıkçası.
Dışarıda karşılaştığımızda da yani biri böyle çok tatlı bir şekilde böyle çok mutlu bir şekilde yanıma gelince ben utanıyorum.
Hani sen kimsin amuk falan oluyorum.
Kendime diyorum yani bunu. Sen kimsin de kız yanına geliyor falan gibisinden.
O yüzden bir etkinlik şeklinde yapmak istiyorum.
Bu konuyla ilgili projelerimiz var falan diyormuşum ya.
Projeler var arkadaşlar. Senaryolar geliyor, okuyorum.
İçime sinen bir projede görüşeceğiz.
Sektörden silinmiş oyuncu açıklaması.
Ya yok cidden etkinlikli bir buluşma istiyorum.
Bir haber bekliyorum bir yerden.
Kendim de arada düşünüyorum ne yapabiliriz diye.
Tekrar da düşmek istemiyorum böyle şeylerde.
Üzerine koyarak böyle yeni bir şey deneyerek.
Olmasa da denemiş olmak istiyorum.
Öyle ilerlemek istiyorum. Yapacağız yani bakalım.
Bu arada bölümün başında güldüğüm şeyi anlatacağım şimdi.
Kayda girmeden önce komik bir şey oldu.
Komik bir şey oldu deyince de siz ben anlattıktan sonra annem çok komikmiş, öldük gülmekten falan diyeceksiniz gibi geliyor.
Bunun sebebi ya benim çok fazla Twitter kullanmam.
Twitter'da yaşıyorum çünkü Instagram'a falan hiç bakmıyorum.
Oradaki insanlar da genelde böyle olduğu için.
Ya da bu yargılayıcı bir iç ses işte her neyse.
Komik değil tamam mı?
Sadece anlatıyorum. DM'lere cevap veriyorum diyorum ya hep.
Twitter'dan yazanlar da oluyor ama Instagram'a göre çok çok az olduğu için Twitter'da.
Orada direkt görüyorum, cevaplıyorum.
Biri var tamam mı?
Aylardır cevap veriyorum ona.
Devamlı güzel şeyler yazıyor.
Bazen fazla da geliyor ama oturup da hiç düşünmedim açıkçası.
Cevap verdim geçtim hep.
Bir de ben böyle çok kalp koyarım, sarılmalar koyarım falan.
Emoji çok kullanıyorum. Ona da öyle şey yaptım.
Az önce öğrendim ki o kişi erkekmiş.
Abi anlamadım hiç.
Dikkat etmedim o kadar. Şimdi geri dönüp baktım.
Devamlı kalp atmışım işte.
Sarılma atmışım. Mutlu yıllar mesajı atmış mesela yeni yılda.
Size de demişim kalpler atmışım bir sürü.
O da teşekkür ederim. Birlikte olsun umarım demiş.
Size kurban olur falan demiş.
Ya hiç anlamadım ya. Hatta en son şey yazmış.
Bakın ne yazdığını söyleyeceğim.
Bir dakika yine yazmış cevap vereyim de.
Bakın bugün yazmış ki Zeynep Hanım ben sizle tanışmayı çok istiyorum ama nasıl olacak nasıl ilginizi çekebilirim acaba?
Astio verseniz keşke.
Valla ne yapacağımı bilmiyorum aynı şehirde olsak biriyle kavga eder davalık olur o bahaneyle size ulaşmaya çalışırım ama böyle zormuş.
Şimdi bunu gördüm ben tamam mı?
Ben kız olduğuna o kadar eminim ki kafamda öyle kodlamışım.
Lezbiyen falan sandım hani bir seksüel falan bana yürüyor sandım.
Yürüdüğü için de rahatsız oldum.
Çünkü profil fotoğrafında da çocukluk fotoğrafı var kız gibi duruyor.
Neyse girdim profiline baktım forma falan var ya dedim hani kusura bakmayın ben sizi kadın dinleyici sandım.
O yüzden cevap veriyordum.
Yani böyle bir şey doğru bulmuyorum teşekkürler dedim.
Demiş ki of bu daha kötü.
Kendi kendime mutlu oluyormuşum demek ki demiş.
Ya ağlayacağım. Bugün de bunu üzüleceğiz.
Ben de diyorum love işleri niye yolunda gitmiyor.
En alakasız insanın bile ağını aldık durduk yere.
Ama şöyle ya kusura bakma tamam da şunu da anlamıyorum.
Bu çok oluyor Twitter'da.
Anonim hesap selam bilmem ne tanışma.
Ya ben neden görmediğim, bilmediğim insanla tanışayım?
Nasıl bir motivasyonum, nasıl bir açlığım olabilir?
Biraz mantıklı yürüyün ya.
Twitter'daki erkeklerden bahsediyorum.
Bu arada ben podcastlerde şahsi şeyleri anlatanlara sinir oluyorum.
Özellikle girişinde, mesela şu tarz girişler ya da YouTube'da da aynı şekilde.
Bugün çok zor uyandım. İşte bir sürü işim vardı.
Hala evi toplamadım ama podcast'ta oturdum.
Abi bana ne ya? Ya konuya gir.
Ne yapayım ben seni tanımıyorum, etmiyorum.
Özel hayatını o yüzden merak etmiyorum.
Bu düşünceyle 95 bölümdür.
Herhalde 3 bölümde bile böyle bir giriş yapmamışımdır.
O ilk 3 bölüm... falandır muhtemelen bunu henüz empati yapamadığım zamandır girişte günlük hayattan info vermek ama bazen çıkışta yapıyorum artık güncel olaylardan bir şeyler anlatıyorum
bugün olduğu gibi çünkü artık sadık bir kitle olduğu için bir bağ kurduğumuz için gündelik hayatta olanları da dinliyorsunuz hani veya ne bileyim merak eden oluyor bunu biliyorum ama daha yeni podcast'e başlayanlar
Günlük hayatından gereksiz detayları bence çok vermeyin.
Benim takipçilerimden çok fazla podcastta başlayan var o yüzden genel olarak aklıma geldi bunu söylemek istedim.
Dinleyici kaçar muhtemelen yani daha hiç tanımadığı için size bir hikaye de değil o an ne yaptığınızla ilgili hiç ilgilenmiyor.
Ben en azından ilgilenmiyorum ve kaçıyorum öyle içeriklerden.
Buraya kadar dinlediyseniz YouTube'a da bekliyorum.
Bilinç Akışı Podcast. YouTube'da hem vlog hem videocast.
Güzel içeriklerle ve yorumlarda konuşarak sizle buluşuyoruz.
Zevklerinizin uyduğu insanlarla bölümü paylaşmayı unutmayın.
Nasıl bir yönlendirme oldu?
Bu saçma oldu. Ya şunu demek istedim.
Benzeştiğimiz insanlarla birbirimizi buluyoruz ya burada.
Ya da bana öyle geliyor.
Benim kafada kuruş mu bu?
Bilmiyorum. Neyse sizi seviyorum.
Hoşçakalın. En
uygun paketi hemen keşfedin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
