
ben burdaysam benim gibi biri daha vardır dışarda ^
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde ve hangi yılda karşılaştıysak Bilinç Akışı Podcast'ın 91.
bölümüne iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
İlk kez videolu bir bölüm yapıyorum, o yüzden acayip heyecanlıyım.
Bir kahve yapacağım, siz de yapın veya yemeğinizi hazırlayın, geliyorum.
Ben bu kahve makinesini önceden çok istiyordum, tamam mı?
3 yıl falan oldu alalı, 2,5-3 yıl oldu.
Hala yaparken...
Başında bekliyorum. Kahveyi yapıp da öyle içeride başka işlerimi halletmiyorum.
Her gün o kahveyi yapmak bile beni mutlu ediyor.
O kahvenin oluşunu izlemek bile beni mutlu ediyor.
Bu kahve bardağını 2020'de Amsterdam'dan çeyizim için almıştım.
Gerçekten utanıyorum bunu söylemeye ama.
6. yıla girmek üzereyiz.
2020 Mart'tı.
Şu an 2026 Ocak.
Bir noktada zaten kullanmaya başladım artık.
O zamanlar bu arada evlenmeyi...
İstiyordum. Sonra bende bir kopuş oldu.
Niyeyse bir istememeye başladım uzun yıllar.
Şimdi tekrar istemeye başladım.
Bugün de onun üzerine konuşacağız.
Bu bölümü videolu yapmak isteme sebebim, önce YouTube'a atacağım normal yayın günümüzde.
Çünkü bir interaktif olsun istiyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz onu çok merak ediyorum.
Yorumlarda bir konuşalım istiyorum.
Normalde Spotify'da yayınladığımda tamam DM atıyorsunuz.
Ona da çok mutlu oluyorum. Ama yorumlaşmak daha hızlı olacak ya.
Onun için çok heyecanlıyım.
Bu yıl beni sinir eden bir şey oldu.
Her yılbaşında herkes bir sürü vision board yapıyor.
Hayallerini yazıyor. Manifestler yapıyor.
Şunu şöyle yapın bunu böyle yapın diyor ya.
Ben bu yıl hiçbirini yapmak istemiyorum.
Ve bunu gördüğümde, insanların paylaşımlarını gördüğümde de bunu kurulmaya başladım.
Niyeyse... Bilmiyorum, beni bir sinir etmeye başladı.
Sanırım sebebi şu, sonuçta yıllardır bunları yapıyoruz.
Hepimiz Pinterest'ten bir şeyler kaydediyoruz, kolajlar yapıyoruz, ekran resmi yapıyoruz.
Her yıl sonunda ben onlara geri dönüp baktığımda tamam bir sürü gerçekleşmiş şey oluyor, ona inanılmaz minnettarım.
Ama büyük konuların, hayatla ilgili asıl meselelerin gerçekleşmediğini gördüğümde...
Beni sinir basıyor. 2025 sonunda da böyle oldu.
O yüzden dedim ki hiçbir şey yapmıyorum bu yıl.
Yok işte dolunay mı ne vardı yeni ay mı bakın artık okudur uzaklaş.
Ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Yok ritüel yok işte 21 Aralık en uzun gece şeyleri.
Hiçbirini yapmadım. Hepsinden istifa ettim.
Bu istifamı nereye bildirebilirim?
Çünkü ben artık Twitter'da da, Instagram'da da, TikTok'ta da bunları görmek istemiyorum.
Bakın gördükçe o hesapları engelliyorum biliyor musunuz?
O kadar kusacağım, astrolojiyi falan da engelliyorum.
Bildirimleri kapat benim ömre çıkarma diye o ayarlardan üşenmeyip onları işaretliyorum.
Ben zaten şuna inanan bir insanım.
91. bölümdeyiz.
91 bölümdür dinleyen çok insan var.
Bunu biliyorum. O yüzden biraz tanıyorsunuzdur diye düşünüyorum.
Hatta bence siz de öylesiniz.
Bir şey manifestlemek tamam.
Güzel bir şey ve gerçekten işe yarayan bir şey.
Ama ben işin asıl emek verme kısmındayım.
O şey için uğraşma kısmındayım.
Bu yılda hedefim istediğim şeyleri öyle kolaj yapıp ekran resmi yapmak değil.
Çünkü bu bana artık zarar vermeye başladı.
Gördükçe sinir oluyorum.
Bakın mesela konudan konuya atlıyor gibi olacağım yine ama.
Bu bir bilinç akışı.
Bu arada iPad aldığım için o kadar mutluyum ki.
O kadar mutluyum ki.
Allah'ım gerçekten sana şükürler olsun.
Şu küçücük ekrandan edit yapıyordum bir yıldır.
Bundan önce de iPhone 11 vardı bu 15.
Gözüm artık bozulmuştu.
iPad Air 11 inç aldım.
Kesinlikle yeterli.
Eğer ihtiyacınız varsa öneriyorum.
İhtiyacınız yoksa dizi izlemek için almayın tabii ki.
Ben edit yapıyorum. Demek istediğim şey şu.
Herkes aynı şeyleri kaydediyor ama sene en sonunda çoğu insanın hayatında bunlar gerçekleşmemiş oluyor.
Bence bu artık bizi üzüyor.
Mesela şu fotoğraf.
Bakın. Bunun %90'ınızın Vision Board'unda kayıtlı olduğuna o kadar eminim ki.
Tam bir Pinterest fotoğrafı çünkü.
Ben de bu şöyle söyleyeyim.
5 yıldır falan vardı herhalde.
Bu yıl yok çünkü bu yıl yapmadım.
Ben bu yıl artık bunları manifestlemiyorum.
Ben bu yıl... Kafaya bir şeyleri koydum, onları yapacağım Allah'ın izniyle tabii ki.
Ama yapacağım yani, ona karar verdim.
Öyle oraya kaydet, buraya kaydet, bunlarla olmuyor bu iş.
İnsanların ne konuştuğunu, yok 2025 muhasebesini, 2024 muhasebesini falan da merak etmiyorum.
Yılın sonunda senin ne yapıp ne yapmadığın beni ilgilendirmiyor.
Zaten günün sonunda herkes buna iyi bir tarafından bakıyor.
O yüzden kendi açımdan bakıyorum.
Bugün de size bunu konuşmak istedim.
Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Belki de fazla agresif davranıyorum.
İstediğim birkaç şey yıllardır olmadığı için.
Aslında şöyle şu an artık 30 yaşındayım.
30 yaşın 20'lerden güzel olmasının sebebini anladım arkadaşlar biliyor musunuz?
30 yaşına gelince aslında birden sihirli bir değnek değiyor ve hayatın çok güzel oluyor diye bir şey yok.
Hayat yine bir mücadeleyle geçiyor.
Yine bir... arayışla geçiyor.
Ama 20'lerden güzel olmasının sebebi şu.
20'lerdeyken kendi hayatınla ilgili bir kanıt yok elinde.
Mesela daha önceden başardığın ve bu başarılarından dolayı kendine güveninin geleceği olaylar çok yok.
Ya tabii ki bazı insanlar erken olgunlaşıyor.
Bazı insanlar daha erken hayata atılıyor.
Bu yüzden daha özgüvenli oluyorlar.
Ama mesela benim için öyle değildi.
Ben daha yeni özgüvenli bir insan oldum.
Çünkü daha yeni 27 yaşından sonra bir şeyleri Başarmaya başladım.
Şimdi düşündüğümde de o başardığım şeyler bana yol gösteriyor.
Diyorum ki ya tamam daha önce sen bunu yaptın.
Bundan sonra yine şunu yapabilirsin.
Atıyorum bugün bu videoyu çekmek bile.
İlk kez videolu bir bölüm kaydediyorum.
Ve gerçekten çok heyecanlıydım.
Bugün benim bunu yapabilmem ve yarın yayını alabilmem.
Sizin de bunu zamanında pazar günü her zamanki saatimizde izleyebiliyor olmanız.
Benim için ne olacak? Artı bir yazılacak her neye.
Bir dahaki... Böyle bir şey hedeflediğimde veya bir dahaki kendimi challenge'lamak istediğimde diyeceğim ki tamam bak daha önce videolu bölüm çekmekten de korkmuştun ama başardın.
Şimdi yine başarabilirsin.
Otuzlara geldiğinizde artık hayatınızda böyle örnekler arttığı için kendinize güveniniz de artıyor.
Şimdi ben bu yıl ne istiyorum?
Kimsenin umurunda olmayan o konuşmaya geçiyorum.
Ben bu yıl şuna karar verdim arkadaşlar.
Ben bu yıl evleneceğim. Daha doğrusu bu yıl evlenmem herhalde ama bu yıl...
Evleneceğim kişiyle tanışmaya karar verdim.
Şimdi diyeceksiniz ki bu yaşa kadar hiç buna karar vermedim ben.
Şöyle, ya tabii ki evlenmek istediğim zamanlar oldu.
Mesela 25 yaşındayken 28 yaşından daha fazla istiyordum evlenmeyi.
Çünkü hayatla ilgili gidişatta kendimi bulabilmiş bir durumda değildim.
Hayattan ne istediğimi tam olarak bilmiyordum.
Daha düz yaşıyordum.
Hani hayat bana ne getirirse onu yaşıyordum.
Maaşlı bir işte çalışıyordum.
Her gün işe gidiyordum, geliyordum.
Bir noktada kendi ofisimi açmak istiyordum.
Düz yaşıyordum yani daha başka yerlere açılmamıştım.
O yüzden sanıyordum ki hayatımın bundan sonraki aşamasında yapacağım şey evlenmek.
İyi ki olmamış bu arada bakın gerçekten iyi ki olmamış.
Sonuç olarak ben ondan sonraki 3-5 yıl evlilik fikrimden çok uzaklaşmıştım.
Daha şimdi bakın bugün Ocak 2026 daha yeni ben hayatımda ilk kez diyorum ki tamam ben artık bu yola girmek istiyorum.
Bunu da niye söylüyorum, niye size anlatıyorum?
Sizin aranızda da benim gibi insanlar olduğunu biliyorum.
Veya belki de siz zaten çoktan eminsiniz ama karşınıza çıkmıyor birisi.
Benim de karşıma çıkmıyor.
Ama artık şunu biliyorum.
Senin aradığında seni arıyor diye bir tane poster var evimde.
Hatta hemen onu göstereyim.
Yansıyor ama umarım sizi rahatsız etmiyordur.
Konsepte uygun olduğu için şu an orada durmasını istiyorum.
Ben bunu Temu'dan bulmuştum.
Ya o kadar hoşuma gitti ki senin aradığında seni arıyor.
Aslında bu hayattaki sadece ilişkiler, evlilik gibi şeyler de geçerli değil.
Bence her şey de geçerli.
Mesela en basitinden şu an bu bölümü kaydediyorum ya.
Ben kimi arıyorum? Bu bölümü anlayacak, bu bölümde benimle empati yapabilecek, benim duygularımı paylaşabilecek dinleyicileri arıyorum ya.
O dinleyiciler de yani siz de muhtemelen böyle bir bölüm arıyorsunuz aslında.
Bugün bunları duymak istiyorsunuz.
Belki bunu 2030 yılında dinliyorsunuz bilmiyorum.
Ama sizin ihtiyacınız olan zamanda bu bölüm karşınıza çıkıyor ya.
Artık buna hepimiz sonsuz inanıyoruz bence.
Gerçekten ihtiyacımız olan zamanda ihtiyacımız olan şey karşımıza çıkıyor.
Bu da senin aradığında seni arıyor konseptinde bir şey en basitinden.
O yüzden bunu daha da geniş düşündüğümüzde evlilik veya doğru insan veya aşık olacağımız insan olarak düşündüğümüzde ben buna sonsuz inanıyorum.
Ben şu anda bu yaşımda, bu yıl, bu zamanda buna karar verdiysem kesin olarak artık buna ihtiyaç duyuyorsam kalbimle o insanı aramaya başladıysam,
sonuçta sokaklarda aramıyorum, sadece bir niyet olarak arıyorum.
Eminim o insan da beni aramaya başladı.
Artık aslında sadece ihtiyacımız olan tek şey karşılaşmamız.
Zaten bu da en zor kısmı.
Karşılaşmanın derdindeyim biliyor musunuz?
İlla o insanla tanıştım direkt evleneyim derdinde değilim.
Ya bence zor olan şey zaten o insanı bulmak.
Sonrasında ben 6 ay geç evlenmişim, 1 yıl geç evlenmişim benim için önemli değil.
Zaten artık erken anne olamayacağım.
Erken dediğim genç anne olamayacağım.
31'de çocuk yapmakla 33'de çocuk yapmanın benim için bir farkı yok.
Şu an şey düşünüyorum. Bu bölümü sadece benim gibi düşünenler mi dinleyecek?
Mesela evli, mutlu, çocuklu falan insanlar.
Muhtemelen ilgilerini çekmeyecek ve bu noktadan sonra kapatacaklar.
Ama kapatmayın. Çünkü bunu sadece evlilik üzerinden konuşalım istemiyorum.
Hayattaki her şey üzerinden konuşalım istiyorum.
Hatta evli insanlarla ilgili ya da hayatında güzel ilişkisi olan...
Kendisi için doğru olan insanı bulmuş insanlarla ilgili şunu merak ediyorum.
Siz hayatınızın hangi döneminde o insanla karşılaştınız?
Mesela ondan önceki inançlarınız nelerdi?
Ondan sonraki karşılaşmanız nasıl oldu?
Benim kafamda hep şöyle bir şey var.
Şöyle bir his var daha doğrusu.
Ben önce işimi gücümü oturtmalıyım.
Maddi stabilitemi sağlamalıyım.
Ondan sonra evlenmeliyim gibi geliyor.
Bu benim kendi yolumda, kendi içimde hissettiğim bir şey tamam mı?
Herkesin böyle olmadığını, hatta çoğu insanın böyle olmadığını, birlikte bir şeyler yaptığını biliyorum.
Özellikle de kadınlar açısından bunun çok önemsenmediğini biliyorum.
Ama bana nedense böyleymiş gibi geliyor.
Şimdi lütfen artık modern çağdayız şöyle böyle kadın erkeği yok demeyin.
Sonuçta Türkiye'de yaşıyoruz, geleneksel kalıplarda yaşıyoruz birçoğumuz.
Benim ailem de öyle, ben de öyleyim.
Ben tam öyle değilim tabii ki de yine de ailemden gördüğüm şey bu.
Bizde eve erkek bakar, kadın bakmaz mesela.
Ne kadar devir değişmiş olsa da sonuçta aileden gelen bir kalıpla hayatımızı oluşturduğumuz için benim hayat tarzımda böyle düşünmek garip kalıyor.
Şöyle düşünebilirdim çünkü ben o evi geçindirmek zorunda değilim.
O yüzden illa maddi olarak her şeyin çok iyi olması gerekmiyor.
Böyle düşünebilirdim.
Ama dediğim gibi düşünce de değil, benim demek istediğim şey his.
Hisle alakalı bir şey. Yani sanki hayat sıralamamda benim önce bu kısmı halletmem gerekiyormuş gibi geliyor.
O yüzden de evli insanlarda bunu merak ediyorum.
Mesela sizin de hayatınızda böyle hissettiğiniz bir şey var mıydı?
Ya şu olduktan sonra evlenirim veya tam tersi evlendikten sonra şunu yaparım dediğiniz.
Bir şey var mıydı ve bu oldu mu?
Bunu merak ediyorum. Çünkü içimdeki his doğru mu?
Bunu anlamak istiyorum. Mesela şunu da hissediyordum ve bu doğru çıktı.
Ben kendi alanıma çok ihtiyaç duyuyordum.
Eve çıkmayı inanılmaz istiyordum.
Eve çıktıktan sonra hayatımın bir şekilde...
daha iyiye gitmeye başlayacağına emindim.
Gerçekten de çok şükür ki öyle oldu.
Sizin de illaki hayatınızda birbirine entegre ettiğiniz dilekleriniz vardır atıyorum.
İngilizcemi daha iyi bir yere getirdikten sonra ben iş bulabileceğim.
Hayalimdeki işi bulabileceğim demek gibi.
Neyse dediğim gibi yorumlara yazın.
Bunu çok merak ediyorum. Tecrübeli insanlardan bunu duymayı çok istiyorum.
Bir de ben şeyi çok istiyorum ya.
Bu astrolojiye bakıyorlar ya.
Senin potansiyel eşine, evlilik zamanına.
Bunu Allah aşkına evli olan birisine baksınlar ya.
Evli olan biri de değil bak.
Beş kişi falan olmalı ki.
Bu istatistik olarak doğru mu?
Ona biraz güvenebilelim.
Evli olan insanların haritasına baktığınızda potansiyel eş aynı mı çıktı?
Evlendiği kişiyle aynı mı çıktı?
Veya zamansal olarak doğru mu çıktı?
Bunları görmek gerekiyor.
Önümüzde böyle bir örnek olmadıkça biz hep kandırılıyormuşuz gibi geliyor bana.
Ama dediğim gibi astrolojiyi falan artık zaten tamamen saldım.
Bayağıdır benden böyle bir şey duymuyorsunuzdur.
Ben mesela bu noktada şunu da düşünüyorum.
Ben kadere inanıyorum.
Kadersel olarak da şuna inanıyorum daha da ötesinde.
Bu doğru mu bilmiyorum ama benim bildiğim ve ailemden duyduğum kadarıyla evleneceğin kişi zaten belli.
Hayatta değişmeyecek şeylerden birisi.
O zaman...
Ölüm saati gibi mesela.
Sadaka ömrü uzatırın da farklı bir açıklaması varmış sanırım.
Ölüm saati kesinlikle değişmiyormuş.
Bunu düşündüğümde de diyorum ki e tamam zaten evleneceğim kişi ve zamanı belliyse ben niye uğraşayım?
Daha doğrusu diyordum. Ben bu yaşıma kadar böyle bir düşünceyle bakın çok utanıyorum bundan ama hiç dua bile etmedim.
Ya bu evlilikle ilgili dua bile etmedim.
Çünkü çok yanlış bir bakış açısıyla şey sanıyordum.
Tamam zaten Allah kaderimize yazmış.
O dediği zaman olacak. Belki de hiç olmayacak.
Benim dua etmemle bunun ilgisi yok diye düşünüyordum.
Bakın gerçekten utanıyorum şu an nasıl böyle düşündüm diye.
Ama işte bazı şeyler de nasip işi.
Dilime o duanın bile nasip olmaması da kadersel bir şey bence.
Daha yeni dua etmeye başladım.
Daha yeni bu düşünceden sıyrıldım.
Neden? Çünkü demek ki henüz vakti değildi.
Anladınız mı bu paradoksu?
Şimdi şöyle düşünüyorum.
Buna ilgili videolar falan izledim.
Ne kadar doğrudur bilmiyorum ama kader de gayretle aktifleşiyormuş ya.
Herhalde bizim dua etmemiz o insanla karşılaşmamızı mı hızlandırıyor acaba?
Bilmiyorum. Bu konuda bizim yapabileceğimiz şey ne olabilir onu düşünüyorum.
Ondan da önce şöyle bir sorun var.
Şimdi bu konu insan bazen kafaya çok takıyor tamam mı?
Özellikle de... Belli bir yaştan sonra çevrendeki herkes evleniyor, herkes barklanıyor, çoluk çocuğa karışıyor.
Sen böyle gittikçe yalnız hissetmeye başlıyorsun.
O masalarda 5.
7. 9. falan olmaya başlasın daha da kötüsü.
Herkesin düğününe, derneğine katılıyorsun.
Orada sana soruyorlar senin ne zaman yok mu bir şeyler bilmem ne.
Bak artık kaç yaşına geldin öyle armudun sapı, üzümün çöpü dersen yalnız kalırsın.
Bu lafı duymaktan var ya artık midem bulanıyor.
Bu lafı demeden önce şunu bir düşünür müsünüz?
Sizden önce onlarca kişi daha sizin bu lafı söylediğiniz insana aynı şeyleri söyledi.
Ve o insanın bunları duymaya daha fazla ihtiyacı yok.
Sizden akıl almaya da ihtiyacı yok.
Gerçekten sinir oluyorum bunlara ya.
Ay şu an konun başını unuttum.
Neyse şuraya geleceğim. Benim bu konuda neler yapabileceğimi düşündüm.
Tamam mı? Sonuçta sokaklarda çıkıp da adam arayamam.
Ki ben şuna inanıyorum.
Ben şimdi böyle konularda ciddi karar verebileceğimi inanmıyorum.
Yani şuna ben karar veremem.
Tamam bu insanla evlenebilirim.
Bu bana çok büyük bir şey gibi geliyor.
O yüzden ben nasıl şu anda kafaya koydum.
Tamam dedim ben bu yıl...
Nişanlanacağım diyeyim hadi.
Ben bu yıl nişanlanacağım.
Karşımdaki insanın da yani benim matchleşeceğim, denk geleceğim insanın da kafaya bunu koymuş olması gerekiyor.
Ben şunu yapabilecek bir insan değilim çünkü.
Özellikle de bu yaştan sonra.
Hadi genç yaşlarda bunu yapanlar oldu.
Benim arkadaşlarımın da bu şekilde evlendiği oldu.
Ama bence bizim yaşımızda bir insanın bunu yapmaması gerekiyor.
Bir insanı bir erkeğe özellikle evliliğe ikna etmeye çalışmak.
Ona rest çekmek, işte bak evlenmezsek ayrılırım, yok benim işte başka seçeneklerim de var.
Devamlı bir bilöf, devamlı bir şey.
Büyük konuşmayayım ama bu gerçekten hiç benlik bir şey değil.
Dediğim gibi özellikle de bu yaştan sonra zaten karşıma gelecek olan insan 30-35 yaşlarında olacak muhtemelen.
Hadi 28-35'te skalayı biraz genişletelim.
O insanın zaten kafasına buna karar vermiş olması gerekiyor.
Benim için bakın benim yolumda.
Belki de siz şöyle bir insansınız.
Daha bir şeylerde inisiyatif alabilen, daha süreci yönetebilen bir insansınız belki de.
Ama ben bu konuda öyle bir insan olmadığımı biliyorum.
Artık kendimi tanıyorum. İş konusunda mesela inisiyatif alabilirim, yeni şeyler deneyebilirim, yeni bir girişimde bulunabilirim.
Birlikle ilgili konularda veya duygusal ilişkilerde ben bir insanı bir şey ikna etmeye çalışacak bir insan değilim.
Tam tersi oradan benim kaçasım gelir.
O yüzden de kafasında en ufak bir soru işareti bile olmamalı tamam mı?
Karşıma gelecek insanın. O da şunu düşünüyor olmalı.
Tamam ben artık bir aile kuracağım.
Ben artık bir yuvam olsun istiyorum.
Artık ben kesin olarak evlenmek istiyorum.
Şöyle şöyle bir kız istiyorum.
Şu zamanda şunu yapmak istiyorum diye kafasına koymuş olmalı ve biz meçleştiğimizde benim ondan emin olmam lazım ki ben de emin olayım.
Mesela çok önemli bir kriter benim için bu.
Kafası karışık olmamalı veya yok ya ben evlilik falan düşünmüyorum.
Tribünde birinden zaten hoşlanmam bile.
Bir de iki tane daha kriterim var.
Üç tane kırmızı çizgim var daha doğrusu.
Kriter tabii ki daha fazla olabilir de.
Kırmızı çizgim var tamam mı?
Üç tane. Birincisi bu.
Karşımdaki insanın zaten kafaya koymuş olması ve bu konuda kararlı olması.
Ki beni de onunla evlenmem gerektiğine ikna etmesi gerekiyor.
Akışta. İkna etmek derken gelip yalvarsın demiyorum ama benim için akışın bu şekilde gitmesi gerekiyor.
İkincisi İstanbul'da yaşaması ve İstanbul'da yaşamak istemesi.
Çünkü ben ne olursa olsun İstanbul'u çok seviyorum.
Hayattaki hedefim İstanbul'da...
İyi hayat yaşayacak standardı kendime kurmak.
Ama şu konuda da kendime güveniyorum.
Ya tamam hadi diyelim o standardı kuramadım ve artık İstanbul benim için azap haline geldi.
Öyle bir durumda zaten gerekeni yaparım.
İstanbul'da bırakırım diye düşünüyorum.
Umarım buna gerek olmaz ama oladabilir hayat bu.
Her zaman her istediğimiz hayal sonuçta gerçekleşmiyor.
Belki de İstanbul'da istediğim kriterde hayatı hiçbir zaman kuramayacağım.
Kuramayacağız. Eşimle.
Ve başka bir şehre taşınmak zorunda kalırsa bilmiyorum.
Ama şu an için İstanbul'da yaşamak isteyen birisi olması lazım.
Çünkü bakmayın yani bu gerçekten büyük bir mevzu.
Mesela ben Ege'de bir şehirde yaşıyor olsaydım ve o kişi İstanbul'da olsaydı bunu tölere edebilirdim muhtemelen.
Ama İstanbul'dan sonra bırakın Türkiye'yi dünyanın bile birçok şehri insana yetersiz gelmeye başlıyor.
Ben seviyorum o yüzden bu benim için önemli bir kriter.
Diğer kriterim de daha doğrusu kırmızı çizgim de.
Kendi işini yapması.
Şimdi kendi işini yapması deyince beni yanlış anlayan insanlar oluyor.
Hani sanki çok zengin birini arıyormuşum falan gibi.
Öyle değil arkadaşlar.
Benim hep arkadaş ortamında söylediğim bir şey vardır.
Küçük bir berber dükkanı bile olsa kendi işi olsun.
Ben hep bunu söylerim.
Burada illaki...
Tacir koca falan da hep çok diyorum.
Öyle dediğimde yanlış anlayanlar olabiliyor ama benim demek istediğim şey orada büyük büyük kişilerden bahsetmiyorum.
Tabii ki öyle de olabilir. Ama benim amacım burada şu.
Ya ben kendi işimi yapmanın çok fazla dezavantajı var.
Ama bunun getirdiği az da olsa avantajlar benim hayatım için o kadar önemli ki.
Ben şu an bu videoyu hafta sonu çekiyorum ve bugün bunu editleyeceğim.
Bugün çalışacağım. Ama yeri geldiğinde hafta içi kahvaltıya gidebiliyorum.
Ben bu hayatı ve bu düzeni kendime kurabilmek için çok fazla mücadele ettim.
Fedakarlıkta bulundum.
Bazı riskler aldım.
Hala da almaya devam ediyorum.
Ben bu kadar bunun için uğraşırken karşımdaki insanın da böyle olmasını istiyorum.
Bence bu çok normal bir şey.
Zaten bence karşımızdaki insandan istediğimiz şeyler önce bizim kendimizde olmalı.
Ben kendimde olmayan hiçbir şeyi karşı taraftan istemiyorum mesela.
Ben istediğim zaman istediğim yere gitmeye özgürlüğüne sahipken ve bu özgürlük için bedeller öderken ilerideki hayatımda da daha özgür, daha...
dünyanın her yerinde çalışabileceğim bir düzen kurmaya çalışırken karşımdaki insanın patrondan izin almasını istemiyorum.
Bana haksızlık gibi geliyor.
Çünkü o patrondan izin alınca ben de onun yıllık izine göre hareket etmek zorunda kalacağım.
E benim o zaman şu ana kadar...
Tüm emeklerim boşa gitmiş olacak.
O zaman ben de gider bir ofiste çalışırdım, bir şirkette çalışırdım.
Sabit maaşım olurdu.
Şu ana kadar bunun avantajlarından yararlanırdım.
Anlatabiliyor muyum? Umarım anlatabiliyorumdur.
Kesinlikle burada bir insanı küçümsemiyorum, bir insanın seçtiği yola bir şey söylemiyorum.
Sadece benim birlikte hayat kurmak istediğim insanın bu özelliklerde olmasını diliyorum.
Tabii ki bu özelliklerde olmayabilir.
O zaman da o durumu ayak uydururum.
Ama benim gönlümden geçen bu.
Onun haricinde ben şuna inanıyorum.
Sadece evlilikle ilgili değil dedim ama konu oraya gitti.
Genel olarak hayatla ilgili istediğimiz şeylerde bunu etrafa söylemekten çekinmemeliyiz bence.
Mesela kafana koydun mu artık ben bu yıl evleneceğim veya nişanlanacağım dedin mi?
Bunu etrafındaki insanlara da söylemelisin.
Bunu bir manifesto olarak değil de.
Sonuçta hepimiz bir şekilde birbirimize bağlıyız ve nereden ne geleceği belli olmuyor ya.
Bunu istiyorsan... İnsanlara söyleyeceksin abi.
Diyeceksin ki ya ben artık karar verdim evleneceğim.
Aklınızda olsun. Aklınızda olsun.
Bilmiyorum. Galiba bunu demeye biraz çekiniyoruz.
Ama en azından bu cümleyi kurmak lazım ya.
Bu cümleyi kurmaktan bence çekinmeye gerek yok.
Veya tamam ben böyle güçlüyüm.
Böyle çok iyiyim. Yok kanka ben istemiyorum.
Bunu yaptığınızda sadece etraftan gelecek kısmetleri kapamış oluyorsunuz.
O yüzden ben artık söylüyorum.
Veya biri sorduğunda ya artık düşünmeye başladım falan diyorum.
İşle ilgili de mesela iş mi arıyorsunuz veya iş mi değiştirmek istiyorsunuz bunu her yerde söylemek lazım.
Bazı insanlar bunu gizli gizli yapıyor.
Şey düşünüyor çünkü ya şimdi olmazsa rezil olmayayım, mahcup olmayayım millete falan diye düşünüyor.
Ama aslında öyle değil. Belki de senin alelade bir ortamda söylediğin ya ben artık iş değiştirmek istiyorum, artık iş bulmak istiyorum dediğin bir anda o ortamdaki bir insan daha sonra bambaşka bir ortamda bunu dillendirecek
ve oradan sana bir iş fırsatı gelecek.
O yüzden ben bu insanların devam dediği yok hayallerinizi kimseye söylemeyin.
İnsanların nazarı değer, enerjisi değer.
Kendi içinizde gizli gizli yapın.
Söylemlerinden de hiç hoşlanmıyorum.
Bunların hepsi insanı bireyselleştiriyor.
Sonuçta biz... kolektif olarak hepimiz birbirimize bağlıyız.
Ben buna sonsuz inanıyorum.
Sizin şu an bu videoyu izlemeniz de bizim birbirimize bağlı olduğumuzu gösteriyor.
Belki beni ilk kez görüyorsunuz ama bugün bu video sizde bir ışık yakacak.
Bir şey aklınıza gelecek. Ne bileyim o olmasa bile belki de sadece güzel vakit geçireceksiniz.
Bunun sebebi de şu anda ben bunu çekerken yaydığım enerji hiç tanımadığım size ulaşıyor ve sizin karşınıza bu video çıkıyor.
Senin aradığında seni arıyor.
Tamamen böyle bir şey.
Bu işle ilgili de böyle, aşkla ilgili de böyle, evle ilgili de böyle.
Ev arıyorsanız, araba arıyorsanız hepsiyle ilgili böyle.
O yüzden dediğim gibi bu şu anki dünyada insanların bu kadar bireyselleşip sadece kendi içinde evde tırnaklarını yiyerek böyle yazılar yazarak hayaller kurmasını ben doğru bulmuyorum.
Tam tersi paylaştıkça, insanlara bunu söyledikçe bence bazı isteklerimize ulaşmamız daha kolay oluyor.
Şimdi bu bölümde böyle anlattım diye şey düşünmenizi de istemem.
Ya işte hayatın amacı evlilik değil Zeynep.
Evlenmesen de mutlu olabilirsin.
Böyle bir insan değilim.
Tabii ki biliyorum. Ben zaten kendim de çok mutluyum.
Kendim de kendime kurduğum veya kurmaya çalıştığım hayatla uğraşırken, bu meşgalem varken gerçekten hayattan keyif alıyorum.
Bazen tabii ki hepimizin düştüğü zamanlar oluyor.
Ama genel olarak kendim ve kendi çevremle mutlu bir insanım yani çok şükür.
Ama ben artık şunu da savunmuyorum.
Sen tek başına da güçlüsün.
Sen bir kadın olarak ayaklarının üzerinde durabilmelisin.
Kendi kendini var edebilmelisin.
Bir erkeğe ihtiyacın yok.
Bize pompalanan bu şey beni çok rahatsız etmeye başladı.
Zaten bu devirde kimsenin kimseye ihtiyacı yok.
Kimse bunu savunmuyor.
Ben tek başıma ayaklarının üzerinde duramıyorum da ben güçsüzüm de o yüzden evlenmek istiyorum demiyor kimse.
Veya evli insanlar, evli kadınlar güçsüz olduğu için evlenmiyor.
Aile kurmak, evlenmek çoğumuzun doğasında insani olarak ihtiyaç duyduğu bir kavram.
Her gün boş eve gelmektense her gün kendi kurduğun ailenin...
olduğu eve gelmek bence insani bir ihtiyaç.
Bence bunu artık ötekileştirmeyi bırakmak gerekiyor.
Dünya öyle bir yere gidiyor.
Kimse aile kurmasın.
Herkes bireyselleşsin.
Herkes evinde böyle uzun uzun binalarda bir artı bir evlerde tek başına yaşayıp gitsin.
Sanki bize pompalanan şey buymuş gibi hissediyorum.
Tam tersi özellikle de bizim kültürümüzde ve bizim doğup büyüdüğümüz ülkede Ne kadar bunu savunsak, ne kadar benim ihtiyacım yok gibisinden takılsak da sonuçta
aile kavramının olduğu bir yerde yetiştiğimiz için bizim damarımızda var ya bu.
Biz buna ihtiyaç duyuyoruz.
Sadece burada önemli olan şey şu.
Tabii ki evlenmek için evlenmemek gerekiyor.
Tabii ki herkes aile kuruyor.
Ben de aile kurayım diye önüne gelen ilk insanla.
Bir yola girmemek gerekiyor.
Bunu bilinçli bir şekilde, güzel bir şekilde, güzel bir senaryoda da yapabiliriz.
Mesela şu da bence yanlış bir bakış açısı.
Evlenen herkes boşanıyor.
Evlenen herkes aldatıyor.
İnsanların birbirinin arkasında ne yaptığı belli değil.
İnsanlar mutsuz. Gördüğümüz örnekler tabii ki var.
Ben de mesleki olarak çok örnek görüyorum.
Boşanma davalarında gerçekten çok tatsız şeyler oluyor.
Zaten beni bir dönem bunlar inanılmaz soğutmuştu.
Evlilikten falan hiç inancım kalmamıştı.
Ama bu örneklere bakarak modern dünya şöyledir.
Modern dünyada artık evlilik kalmadı.
Modern dünyada kadınlar zaten tek başına da güçlü bir erkeğe ihtiyacı yok demek bana çok yanlış geliyor.
30 yaşında bir erkeğe ihtiyacımız olmayabilir.
Bir erkek olarak da söylemiyorum bunu.
Bir hayat arkadaşı olarak söylüyorum.
Ama 40 yaşında 50 yaşında muhtemelen bir hayat arkadaşına ihtiyacımız olacak.
En azından benim olacağını biliyorum.
O yüzden de bunu bu yıl artık halletmek istiyorum.
Bu yıl veya seneye. Nasıl olacak bilmiyorum.
Hiçbir fikrim yok. Nerede karşılaşacağım?
Nasıl karşılaşacağım? Nasıl o insanı anlayacağım hiçbir fikrim yok.
Bu noktada da tevekkül ediyorum.
Tevekkül etmek benim hayatımı değiştiren bir şey oldu.
Olmayan şeylerin iyi ki olmadığını anladığım olaylar yaşadıktan sonra ve bu olaylar yaş ilerledikçe arttıktan sonra daha çok tevekkül eder bir hale geldim.
Artık diyorum ya tamam hani şu an bu olmadıysa bunun sebebi vardır veya şu an bu başıma geldiyse bunun sebebi vardır.
Bu konuda da tevekkül ediyorum.
Doğru zamanda karşıma o insanın geleceğini biliyorum.
O zaman gelene kadar da ben elimdekilere odaklanıyorum.
Ben neler yapabilirim? Mesela şu anda düşünüyorum.
Benim hayatımda bir ihtimal dahi olsaydı, bir insanın ihtimali dahi olsaydı ben bu bölümü çekemezdim.
Demek ki o insan yokken benim kendi hislerimi daha çok paylaşmam, daha çok insana ulaşmam gerekiyor.
Ben bunu böyle yorumluyorum.
O insan zaten eninde sonunda gelecek.
Önemli olan bence o insan gelene kadar bizim hayatta görmemiz gereken şeyleri görmemiz.
Yapmamız gereken şeyleri yapmamız.
Hayat aslında bunun için bir fırsat veriyor gibi bakıyorum.
Kendimi kandırmak için söylemiyorum bunu.
Bahane olarak da söylemiyorum.
İçimi rahatlatmak için de söylemiyorum.
Gerçekten buna yürekten inanıyorum.
Şuramda şu an bu hissi hissediyorum.
Henüz ben o insanla karşılaşmadıysam bunun bir sebebi var.
Ve ben o sebebi o insanla karşılaştıktan sonra anlayacağım.
Tek benim açımdan da değil o insan açısından da bunun bir sebebi var.
Ve ona soracağım diyeceğim yani sen ben yokken ne yaptın?
Veya ben olsaydım neleri yapamayacaktın da ben yokken onları yaptın?
Sence neden bu zamanda karşılaştık?
Bunları gerçekten soracağım ve çok merak ediyorum bunların cevaplarını.
Onun açısından da kendi açımdan da.
Eminim sizin hayatınızda da böyle olacak.
Yaşayan varsa lütfen yazsın.
Bunu anlayan benden ileride insanlar varsa yaş olarak söylemiyorum.
Yaşanmışlık olarak söylüyorum.
Lütfen yazsın ve yorumlarda en azından böyle bakalım birbirimize kim ne demiş, kim ne yaşamış.
Bunun bize umut olacağına çok eminim.
Umut demişken bu konuda umudumu yitirdiğim zamanlar da oluyor bazen.
Böyle artık ya tamam ya üff böyle de olabilir.
Dünyanın sonu değil. Herkes aile kurmak zorunda değil diye.
Düşündüğüm zamanlar da oluyor.
Buna gerçekten inanıyorum bu arada.
Herkes aile kurmak zorunda değil.
Bazılarımız kurmayacağız. Bazılarımız yalnız yaşayacak.
Önemli olan o yalnız yaşadığın hayatı da güzelleştirmek.
İsyanda olmadan içinde olduğun hayatın da tadını çıkartmak.
Ama dediğim gibi yani benim içimdeki hissiyata göre ben aile kurması gereken bir insanım.
Belki de yanılıyorum bilmiyorum. Belki de ömür boyu yalnız olacağım bilmiyorum.
Belki de bu videoya 5-10 yıl sonra bakacağım ve...
Aynen kanka ne saçmalamışsın falan diyeceğim.
Ama şu anda Ocak 2026'da hissettiğim şey bu.
Sizle de paylaşmak istedim.
Şu an ne düşünüyorum biliyor musunuz?
Diyorum ki ya diyorum kime ne faydası olacak ki bu çektiğim bölümün?
Niye çektin şu anda bunu?
İçinde insanın devamlı böyle bir ses oluyor.
Hep yaptığı şey gereksizmiş gibi geliyor.
İçerik üretmek uff gerçekten var ya bambaşka bir dünya.
Devamlı kendinizle savaşıyorsunuz.
Devamlı cringe atak geçiriyorsunuz kendinize karşı.
O sesi susturmak lazım.
Şu an o sesi susturmaya çalışıyorum.
Buraya kadar izlediyseniz ve beğendiyseniz sevdiklerinizle paylaşıp, beğenip, yorum yapıp, abone olmayı ve her nereden dinliyorsanız Spotify, Apple, tüm platformlarda takip etmeyi unutmayın.
Artık webden de ücretsiz olarak dinleyebiliyorsunuz podcastı.
PowerApp'te var, PowerTürk'ün uygulaması ve web sitesinde.
An itibariyle olmadığımız masa yok.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
