
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde prenses erkeklerden dişil enerjiye, rezalet date anılarından Rezonans Kanunu'na Bilinç Akışı'nda kalıyoruz.❤️🔥 Yeni bölüm her çarşamba&pazar tüm platformlarda!
📩 info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Selam, selam, selam.
Hemen konuya giriyorum.
Çok, çok, çok acil bir şekilde bu bölümü donmaydan önce yetiştirmem lazım derdim.
Eskiden olsa. Ama ne yaptım ben?
Astrolojiye küstüm. Astrolojiye ve erkeklere küstüm de.
Astrolojiye şöyle küstüm.
Gerçekten küstüm. Artık var ya umurumda bile değil.
En son bir doğum haritası baktırdım birkaç ay önce.
Kadın bazı tarihler verdi bana.
Ve tarihlerinin hiçbirisi uymadı sonra.
O tarihler yaşandığında artık hiçbir dediği şey gerçekleşmemişti.
En son ki tarihten sonra var ya böyle...
Ya acayip kafam attı.
Kadını aradım. Dedim ki dedikleriniz çıkmadı.
Hani böyle böyle demiştiniz.
Kadın bana ne dedi biliyor musunuz?
Şey dedi. Zeynepciğim tabii ki hesap soracaksın.
Tabii ki bana arayıp neden böyle olduğunu soracaksın.
Çünkü sen bir Başak kadınısın.
Ama şimdi beni bir dinle deyip daha geniş yorumlama için böyle daha yüksek bir ücret istedi.
Bakın ya böyle bir...
Belki bir 30 saniye ikna olur gibiydim neredeyse.
Hani hesap sorma muhabbeti, burca bağladığına falan.
Ama hemen uyandım ve yok yani.
O an artık bıktım, küstüm ve astrolojiden istifa ettim.
Erkekler de aynı şekilde.
Onlara da küstüm. Onlara bayağıdır küstüm zaten.
Astrolojide erkekler de boş atıyor.
Böyle bomboş atıyorlar. Bu arada şimdi siz bunu dinlerken gözümde canlanıyorsunuz.
Ev süpüren, böyle şirkette çalışırken arkada çalan, akşam yürüyüş yapan kadınlar.
Evet, başınızı salladığınızı ve beni onayladığınızı biliyorum.
Bu erkeklerle ilgili isyan muhabbetini şu an oturduğumuz herhangi bir masada, herhangi bir kadının niye diye karşılama ihtimali yok ya.
Direkt herkesin onay verdiğine eminim.
Biz kendilerimizi anlıyoruz da ben bunu anneanneme anlatamıyorum.
Beni arayıp böyle yokluyor.
İşte evlilik yok şu arkadaşın da evlendi buradaki.
Bu arkadaşın da falan böyle 5 yaşındaki arkadaşlarımı söylüyor bir daha görmediğim.
Her seferinde dilimin ucuna geliyor.
Anneanne demek istiyorum. Sen bu ahir zaman erkeklerini bilmiyorsun.
Sen sanıyorsun ki torunum bir sürü insanla tanışıyor.
İşte geziyor ediyor.
Oralarda illaki.
Torununla evlenmek isteyen düzgün efendi insanlar var.
Ama bu iş de olmuyor.
Demek ki torununda sıkıntı diye bir bağ kuruyorsun.
Ama yok. Senin illiyet bağları çoktan çözüldü gitti anneanne.
Devir ahir zaman devri.
Tayyip gibi konuştum.
Neyse. Erkekler kadınlaştı.
Kadınlar erkekleşti.
Güneş... Batı'dan doğa yazdı, o da ayrı bir konu.
Hani kadına tutup bir yerinden anlatsam, neresinden anlatacağımı gerçekten bilmiyorum.
Bu devrin erkeklerinin ne kadar pasif, ne kadar çekinik olduklarını zaten bence 40 yaş üstü herhangi bir insanın algılama ihtimali gerçekten yok.
Yine de ben üzerime gelen tüm aile üyelerim sebebiyle birkaç kötü date anısı ifşa ederek bu iflah olmaz döngüleri, kadınları bezdiren, Simge
sağını, Hafsanur sancak tutanı bile magazine dert yanacak hale getiren bu erikoları biraz taramak istiyorum bugün.
Favorilerimden biriyle başlayacağım.
Geçenlerde bir tane çocukla tanıştım.
Arada mesajlaşıyoruz falan Instagram'dan ama görüşmüyoruz çocukla.
Çocuk beni devamlı iş yerine çağırıyor.
İş yeri de şey hani kafe, fuar falan böyle şeyler yapıyor.
Ya bunlar haricinde bir kere aradı böyle kahve içelim diyor.
O zaman da benim işim vardı.
Görüşmedik neyse. Sonra işte devamlı kafe çağırıyor.
Fuarı çağırıyor. E ben de gitmiyorum.
Yani ne yapayım? Abi ben senin kafene gelip hello ben geldim falan yapıp sana el mi salacağım?
Ne yapacağım? Fuar zaten saçmalık.
İşte aile işçileri orada tüm ailesi var.
Ben baya sinir oldum.
Sildim bunu. Bu sefer de çocuk devamlı story'lerime bakmaya başladı.
Ama bu iki ay falan sürdü.
Her gün bakıyor, her story'ime bakıyor.
Çocuğu da böyle hani biraz beğendiğim için engellemiyorum.
Neyse biraz daha zaman geçti.
Ben bu konuyu bir düşünmeye başladım.
Evde duruyorum böyle kendi kendime, düşünüyorum.
Ya diyorum bu çocuk 90'lı, kaç yaşına gelmiş, eli yüzü düzgün, işi gücü iyi.
Geleneksel de bir tip. Hani öyle modern ve evlenmeyeceğim kafasında bir tipe de benzemiyor.
Bu çocuk niye bu yaşa kadar evlenmemiş derken birden vahiyindi.
Bu çocuk zaten evli o an.
Dank etti. O yüzden buluşmuyor ama sosyal medyada da peşimi bırakmıyor.
Bu direkt çocuğa yazdım zaten sen evli misin diye.
Çocuk şey dedi. Hahaha evet.
Hahaha. Okey.
Bir de daha önce konuşurken ben buna sen nerelisin, ailen de burada mı bilmem ne falan diye sordum da çocuk şey demişti.
Bizim aile konuları karışık biraz.
Baya karışıkmış gerçekten.
Ben de dedim ki boşanma protokolü lazım olursa ararsın deyip engelledim.
Laf da sokmamışım bu arada şu an düşünce o an laf sokmuşum gibi gelmişti de direkt engellemek lazım.
Neyse arkadaşlar evet yani gizemli sandığınız insanların...
malın teki olduğunu ve biriyle görüşmeden önce barkodlu, medeni hal durumu istemeyi sakın unutmayın.
İkincisi, bence bu daha kötü.
Hadi ilk malmış, karakteri bozukmuş, karısını aldatıyor.
Bunda gerçekten çocuk farkında bile değil hiçbir şeyin.
Şöyle, ben bir çocukla görüşüyordum.
Her şey güzel gidiyor, ikinci kez buluşacağız.
O zaman da Ramazan, ben oruçluyum.
İftardan sonra görüşelim dedim çocuğa işte hani sonra gider kahve içeriz diye düşünüyorum.
Yok işte illa iftara gidelim yemek yiyelim falan dedi.
Ya ben de aslında sevmiyorum daha yeni tanıştığım bir insanla yemek yemek falan hoşuma gitmiyor.
Hani ne bileyim fazla geliyor bana böyle fazla fazla.
İşte bu bayağı ısrar etti işte davet ediyor.
İşte yok ben bir yer ayarlayacağım oraya gideriz şöyle böyle.
Neyse iyi dedim tamam hani gidelim.
Sonra işte mekanı ayarladı.
Gittik böyle her şeye güzel güzel muhabbet ediyoruz.
Sipariş veriyoruz. Ben de oruçlu olduğum için hani normalde yerim ama Ramazan'da böyle bir yiyemezsiniz ya.
Bu yani bana göre biraz fazla sipariş veriyordu.
Dedim ki bak o kadar şey söylemeyelim ben yemem.
Yani falan dedim.
Ondan sonra neyse sipariş verdik geldi.
Güzel yemek yedik güzel muhabbet ettik.
Çok güzel her şey. Hani böyle karşındakinin sana düştüğünü diyeceğim ama buna da geçen bir arkadaşım kızdı ya.
Ama düştüğün hani olabilir.
Ben düşerim. O düşer.
Herkes düşebilir. Öyle düştüğünü anladığın bir kırılma noktası olur ya.
O noktadayım. Bunu hissettim.
Çocuk çok okey. Ve ben de okeyim bu arada.
Beni yemeğe çağırmış.
İşte ben de tatlayacağımız bir yer bulmuşum.
Hani ben de onu tatlaya götürürüm diye.
Ondan sonra yemek yedik.
Yemek bitti. Garson geldi.
Hesabı aldık. Çocuk şey dedi.
İkiye bölelim. Ne?
Ya ne alaka ya?
Yani beni yemeğe çağırıyorsun.
Bir, beni yemeğe çağırıyorsun.
İki, istemediğim kadar çok sipariş veriyorsun.
Üç, her şeyi yiyorsun ve ikiye mi bölüyoruz?
Madem bunun hesabındasın o zaman adisyonlanmak git yediğini öde.
Nasıl bir görgüsüzlük bu?
Kadın erkek fark etmeksizin iki çalışan insanın olduğu ortamda davet eden öder.
Bu. Yazılı olmayan bir görgü kuralıdır.
Hatta belki yazılı bile olabilir.
Bunu hayatında duymadın mı sen?
O kadar Twitter falan da kullanıyorsun.
Neyse ben bozuntuya vermedim.
Canım sıktı hani kafamın arkasında kaldı da.
Neyse dedim belki parası yoktur bir şeydir.
Ki bu arada bence parası yoksa yemeğe çağırmasın.
Ben mi dedim sana yemeğe gidelim diye?
Ben zaten kahveye gidelim demişim.
Ayrıca belki benim param yok. Beni götürüyorsun kafana göre bir yere.
Bir siparişler veriyorsun ikiye bölelim diyorsun.
Neyse takmadım ben onu bir noktadan sonra.
Çıktık yürüyoruz böyle güzel muhabbet ediyoruz.
Ben kafayı topladım biraz.
Çünkü daha kötüsü olacağından haberdar değildim.
İşte tatlı yiyeceğimiz yere falan da gitmedik.
Başka bir kafeye oturduk.
Yine sipariş veriyoruz ve ben oradaki tatları beğenmedim.
İstemiyorum. Birer tatlı yemem ben.
Dedim bir tane tatlı söyleyelim.
Bu yine yok dedi.
Yemesek de kalsın falan.
İki tatlı iki kahve söyledik.
Benim iradem dışında olaylar gelişiyor.
Yani tahmin edersiniz artık hesap geldi ve çocuk yine ikiye bölelim dedi.
Ama var ya bu sefer gerçekten sinirlendim artık.
Birincisi o masada ben hesap bölme muhabbeti yapmak istemiyorum.
İkincisi istemediğim şeyler sipariş ediliyor ve sonucuna katlanıyorum.
Üçüncüsü ya...
Ben senden hoşlanıyordum ya.
Aptal çocuk. Neden 15 yaşında gibi davranıyorsun?
Hani işi gücü falan da olan bir insan yani.
Bu sefer zaten diyecektim.
Yok ben öderim bunu muhabbetini yapmayın falan diyecektim.
Kendimi yine tuttum. Hani diyorum neyse tamam.
Sonra işte biz o 3 kuruşu da ikiye böldük.
Birkaç gün geçti aradan.
Yine güzel muhabbet ediyoruz. Ben bu konuyu düşünmüyorum.
Takmıyorum. Diyorum ki Zeynep hayır.
Önyargılı olmayacaksın insanlara karşı.
Tek bir hareket tüm karakterin yansıması değildir sonuçta.
Bu görgü kuralını bilmiyor.
Yani bu başlı başına bir fail.
Ama ne bileyim işte bir şeyler diyorum kendi kendime.
Erkekler de bıktı artık. Bu sosyal medyada eril enerji muhabbeti.
Belki böyle daha önce karşısına çok feminist bir kız çıktı ve şey dedi.
Sen ne cüretle benim hesabımı ödersin falan dedi.
Çocuğu bozdu belki. Bilmiyorum ki.
Ben böyle düşünerek kendimi çocuğu aklamaya çalışıyorum.
Ama yok çalışmayacaksın.
Çalışmayacaksın. Böyle cimrilikler, böyle yol yordam bilmezlikler.
30 yaşına gelmiş bir insan için gayet de çok iyi bir fragman bence.
Neyse biz birkaç gün sonra tekrar buluştuk.
O arada da konuşuyoruz.
Bu bana bir tane tweet attı ya neydi?
Aslan besleyen yemini düşünmez falan gibi bir şey.
Şey yazmış bir de. Böyle olduğunu biliyorsun değil mi?
Ne? Yo.
Bilmiyorum. Diyemedim.
Aynen falan dedim. İlk bir takmadım.
Hani anlam veremedim. Sonra aklıma düştü.
Böyle düşünüyorum ya diyorum. Bu çocuk niye böyle bir şey?
Hani fark etti demek ki davranışını diyorum.
Arkadaşına anlattı da acaba arkadaşı mı uyardı falan.
Diyorum ki şey düşündüm.
Kesin podcastlerimi dinledi.
Çünkü buluşmadan sonra dinleyecekti.
Söylemişti. Söz vermişti. Ben bir tane bölümde Müslüm Gürses alma verme dengesini nasıl bozdu bölümünde apaynı bu çocuk gibi davranan erkeklere baya
gömüyorum. Ama resmen çocuğu anlatıyorum.
İşte o masada bunun hesabının yapılması da kaç yaşına gelmişsiniz de ben her zaman hesap ödeyin demiyorum da falan filan böyle bir büyük konuşmalar böyle bir gömmeler içindeyim.
Çocuk muhtemelen onu dinledi ve fark etti.
Utandı belki bilmiyorum.
Neyse dedim tamam iyi güzel bari anlamış.
Podcast ile anlatacağız demek ki biz derdimizi artık herkese.
Sonra biz üçüncü kez buluştuk.
Dondurma aldık falan işte ben gerçekten kasada şey yapmak istemedim.
Ben ödeyecektim sonra bir şey oldu ödeyemedim.
Çocuk böyle yapıyor. Saçmalama hayır hayır ben ödeyeceğim falan yapıyor.
Yani okey.
Ben saçmalıyorsam okey.
Bu arada çıkınca da dondurma pahalıymış muhabbeti yaptı.
O da ayrı bir şey. Gerçekten.
Bilmiyorum. Bunu arkadaşınıza, ailenize tanıdığınıza kimseye yapmayın artık ya.
İpler hala kopmadı.
Ben hala keyifliyim. İplerin koptuğu o an yaşandı.
Biz güzel güzel dondurmamızı yiyoruz.
Dışarıda böyle caddede yürüyoruz.
Bir banka oturduk.
Nisan falan da aylardan da.
Vakitlerden bir Nisan akşamı.
Ne kadar tatlı bir an değil mi?
Ben de arabadan gelirken ceketimi almamıştım.
Hava güzel diye. Çocuk da almıştı.
Ben de o arada üşüdüm bir.
Hani dondurmadan sonra mı neyse işte.
Bu verdi elindeki ceketi.
Zaten giymiyordu bu arada elindeydi.
Ben de giydim öyle dondurma yiyoruz falan.
Çocuk birazdan ya gerçekten daha zaten aldığımız 2-3 top dondurma hani düşün daha bir top falan bitti.
Çocuk böyle bir sızlanmaya başladı.
Ya işte boğazım ağrıdı falan yapıyor.
Ben ilk bir şey demedim.
Hani ne oldu falan dedim.
Bir dakika sonra tekrar şey dedi.
Ben işte soğuk giyince hemen boğazım bilmem ne oluyor falan ağzının içinden bir şeyler söylüyor.
Evet ben de dedim al istiyorsan ceketi.
Sonra aldı bu.
Leyla ile Mecnun'a ki Arda gibi.
Ya o çocuk bile daha iyiydi ya.
Arda en azından öyle tarzan gibi çıkarsan üşürsün falan böyle komik bir şeyler söyledi.
Bu çocuk normal bir şekilde prenses gibi aldı ceketi ve onun üzerinde uzun kollu gömlek var.
Beynin üstünde kısa kolu elbise var.
O giydi güzelce gömleğinin üzerine ceketini.
Ben de kısa kolluyla kaldım.
Bankta oturuyoruz.
Beş dakika üşüyemedi adam ya.
Beş dakika üşü zaten dondurmanı ye.
Gidip arabanın benim ceketimi de alırız değil mi?
O beş dakika için kendi düşürdüğü şu duruma değer mi ya?
Ya bu insanlıktır zaten.
Benim orada bir tane arkadaşım olsa hani kız bir arkadaşımla birlikte olsam.
Kızdan ben ceketi geri almam derim dondurmamızı bitirelim arabaya bir gidelim derim gider ceketimi alırım ya.
Bu nasıl bir bencillik ya bunun tek adı bencillik.
Bir de sen daha üçüncü kez görüştün ve hoşlandın kızla yapıyorsun bunu.
Daha üçüncü görüşmeden yani on gün içinde sen beş on dakika üşüme fedakarlığını dahi gösteremiyorsan benle nasıl bir duygu paylaşımı yapabilirsin ki?
Bir de şey diyor sonra bana işte Burada gözümde zaten tamamen bitti.
Sonrasında ben onunla görüşmek istemiyorum falan dediğinde şey diyor.
Hani ben ciddi olarak görüşebiliriz diye düşünmüştüm.
Abi sen ciddi düşündüğün insanın üstüne nasıl ceket alırsın ya?
Kimsenin alamazsın zaten de.
Neyse çocuk orada gözümde benim artık tamamen bitti.
Ve bir kez daha anladım ki kimse salak değil.
Kimse fakir falan da değil.
Bir şey değil. Herkes her şeyi bilerek yapıyor.
Çocuk nasıl hesap konusunda cimri ise fedakarlık konusunda da cimri.
Zaten diyorlar ya böyle cimrilik sadece para puldu olan bir şey değil diye.
Cimri insanlar eylemlerinde de cimri oluyor.
İşte birine iyilik yapmakta, sevdiği kişiye çaba harcamakta böyle şeylerde de cimri oluyorlar diye.
Zaten en kabul edilemezliğini bence bu.
Benim en sinir olduğum şey bir de şu.
Ya ben Hani yatlar katlar isteyen, gözü aşırı yükseklerde, pahalı hediyeler bekleyen, oraya gidelim buraya gidelim öyle yaşayan bir kız değilim.
Hani bu da zaten çok belli.
Normal bir insanım, normal standartlarım var.
E sen benim hayat standartımı düşürerek hayatımda olabileceğini mi sanıyorsun?
Bu bir. İkincisi, bu kadar insani beklentiler içindeyken neden başıma böyle aptal üstü aptal olaylar geliyor?
Bunu da anlamıyorum. Anlamıyordum.
Anlıyorum artık. Bölümün sonunda anlatacağım.
Çünkü bu ilk kez başıma gelmedi.
Birkaç kez böyle saçma sapan şeyler geldi.
Bir kere tamam insanın içten dışa böyle sorunlar hani böyle şeylerle karşılaşmak benim kendi içimdeki düşünce kalıplarıyla da ilgili ama ya erkekler Allah aşkına
bir tartın karşınızdakini ya.
Size fazla geliyorsa ya o kişiye yaklaşmayın ya da oraya uygun davranmaya çalışın.
Ne sanıyorsunuz?
Bu yaştan sonra o standartı düşürecek mi sanıyorsunuz?
Burada benim hayat standartından kastım tek maddi değil zaten.
Davranışsal olarak, görgü olarak, yol yordam olarak da dengeli olmalı insanlar.
Gidin biraz İmangasi falan izleyin ya.
Yani çocuk erkeklerin kitabını yazıyor olabilir gerçekten.
Bakın biz Wizard List izliyoruz.
Wizard List kadınların, İmangasi erkeklerin kitabını yazıyor bu insanlar.
İnsan her zaman parası olmayabilir tabii ki o ayrı bir konu ama ilk buluşmada hoşlanınız kızla masada hesap muhabbeti yapacak duruma da düşürmeyin kendinizi artık ya.
Benim lisedeki kuzenlerim yapmıyor bunu.
Sonuçta ilk buluşmadan ıstakoz yemeye gitmeniz gerekmiyor yani yeri gelir termosa kahve koyarsın sahilde oturmayı teklif edersin.
Ama... O termosa o kahveyi koyacak kadar emek vermeye hazır olmak zorundasınız.
Bu kadar basit. 2 artı 2 4.
Seda sayan gibi olmaya başladım ama cidden sinirlendim ya.
Artık öyle bir duruma geldi ki her şey.
Termosta kahveyi de açılan sandalyeyi de kız getirsin taşısın.
Biz sahilde buluşuruz kafasına girdiniz.
Ben şimdi anneanneme gidip bunları nasıl açıklayayım Allah aşkına.
Kadın hayatında...
Kocası varken 1 lira bir şey ödemiş mi acaba?
Ya da dayılarım falan hani yanına üşüyen biri varken ceketini üstünden almak ne demek algılayabilir mi?
Cidden sinirim bozuldu, gülüyorum.
Ama bu erkekleri bu hale biz getirdik.
İlk buluşmada adam maşerete aykırı davranan adamla ikinci kez buluşursak onlar aynı şeyleri kadınlara yapmaya daha çok devam ederler.
Yani ben o çocuk şimdi gidip başka kadınlara da aynısını yapıyordur.
Özür diliyorum o kadının her kimse.
Benim yüzümden olabilir.
Ben ona o yüzü verdim.
Umarım sen vermezsin.
O yüzden bu son olaydan sonra böyle bariz ve belirleyici şeylerde artık ben hiç kendimi kandırmıyorum.
O fragman kesinlikle içerikle ilgili çok büyük bir bilgi veriyor.
Çok büyük bir ipucu veriyor aslında.
Artık o yüzden ben böyle bariz şeyler gördüm de laps diye kestirip atıyorum.
Yok şans vermek, yok emek vermek.
Bazı şeylerin emeği olmuyor.
Ben şimdi... Kendi halimde zaten iyiyim.
Sana ihtiyacım yok. Böyle bana dert olacaksan bu yaştan sonra sana görgü kuralı mı öğreteceğim ben?
Sevgi dilimi öğreteceğim.
Neyse diğer bir olay da ya bu da beni sinir eden.
Bir yıl geçti üstüne hala sinir olduğum bir olay ya.
Bayağıdır böyle beni beğenen bir çocuk vardı işte.
Ama üniversiteden beri falan bayağıdır yani.
Çocuğa ben çok yanaşmıyordum bazı sebeplerden dolayı.
Sonra da dedim ki tamam.
Tamam ya. Artık büyüdük, ettik.
Ben bu çocukla görüşeceğim.
Ciddi bir niyetle, güzel bir niyetle.
Hani ben de beğeniyorum onu çünkü.
Ona kanalize olacağım.
Hani belki güzel bir şeyler olur.
Bakalım. Yıllar sonra, yani yıllardır ilk kez çocuğa ben ılımlı davrandım.
Ve konuşuyoruz biz.
İşte ben o ara böyle hayatımda bir şeyler değişiyor falan.
Hani yardıma ihtiyacım olan konular var.
Çocuk birden... Hiçbir şey sormamaya başladı.
Ne yapıyorsun? Ne ediyorsun? Şunu ne yaptın?
Bunu ne yaptın? Ve laps diye ghostladı beni.
Ama öyle bir ghostladı ki birden yok oldu.
Yavaş yavaş azaltarak falan da değil.
Ya salak mısın?
Ya bu nasıl bir mallık?
Yıllardır bu zamanı bekliyordun sen.
Nereye gittin ya?
Neyse sonra söyledim ben buna.
Ben artık çünkü açık iletişimin peşindeyim.
Açık iletişimin köpeğiyim yani gerçekten.
O yüzden açıkça söyledim.
Hani anlamadım çünkü kaç yıldır bekliyorsun ben gelince nasıl yok oluyorsun.
Ya psikolojik olarak da merak ediyorum bunun açıklamasını.
Bir de böyle şeylerde tepkiyi verip karşı tarafı da rahatsız etmek lazım bence artık.
Ben artık öyle yapıyorum. Ben rahatsızsam senin gün gibi ortada olan bir hareketinden dolayı sen bana böyle sinir krizi geçirtiyorsan sen de rahatsız olacaksın.
İnsanlara tepki vermeye vermeye daha da şımarmalarını sağlıyoruz.
Taviz tavizi doğuruyor.
Yani bize tepki vermeyen insanlara karşı da aynısı oluyordur.
Ve insanlar yaptığı hareketin tepkisini görmedikçe sorununu da almıyor.
O yüzden ben böyle yargıda atmaya başladım.
Her neyse ben söyledim buna.
Şey dedi bana. Buluşalım yüzde konuşalım işte çok haklısın falan filan.
İyi dedim tamam. İlk başta istemedim bu arada.
Yüzde de konuşmak istemiyorum.
Ne konuşacağım bunu yapan bir insanla.
Çünkü yaptığı şeyi de kabul ediyor. İyi dedim tamam.
Görüşelim. İşte biz buluşacağız o gelecek bana yakın olan taraflara.
Buluşma günü şey yazmış bana.
Sen bu tarafa gelsen sahilde otursak olur mu?
Ya Maloğlu benim araban yok.
Kalkıp metrobüsle ben o sıcakta bir saat yol mu geleceğim?
Seni yıllardır beklediğin buluşma için.
Bir de sende araba var yani.
Hani sende de araba olmasa okey orta bir noktada buluşalım.
Ya araban var ya kalk gel ya kalk gel.
Bunun pazarlığını yapmak neyin kafası?
Bana şey diyor ben akşam bırakırım seni.
Ay sağ ol. Hem kendini istiyorsun hem yok oluyorsun.
Hem sonra yüzde konuşmak istiyorsun.
Hem de ben ayağına geliyorum.
Ben cidden bu denklemi anlamıyorum.
Bu kabul edilemez bir.
İkincisi hadi kabul edilemez de.
Buradaki psikolojik sıkıntı ne ya?
Mental açıklamasını ben merak ediyorum.
Bu insanların aileleri mi farklı?
Benim bildiğim, gördüğüm Türk aile yapısında erkekler dışarı işlerinde daha vericidir.
Ne bileyim böyle şeylerde alırlar, bırakırlar.
Hani sana yakın yere gelirler.
Kadını koruyucu yaklaşırlar.
Kadınlar da evle ilgili konularda daha vericidir.
Bu insanlar bana nasıl denk geliyor onu da anlamıyorum.
Hani her şey ailedendi. Benim ailem dümdüz bir Türk ailesi ya.
Kadın erkeğe de geçtim.
Benim ailemde arabası...
olmayan, arabası olan taraf olmayanın yanına giden.
Gerçekten bu böyle. Bu psikolojik şeyler de yani kötü şeylerin hepsi aileden geliyor ama güzel şeyler aileden gelmiyor mu?
Bak ne kadar güzel bir özelliği var ailemin.
Ama bana denk gelene bak ya.
Daha böyle onlarca şey var da arkadaşlarımın başına gelenler işte.
Mesela geçen kuzenim istemeye gelecekler kızı.
İstemeye gelecekler.
Aynı gün yani gelecekleri gün ailesi şey demiş.
Annesi babası çocuk gelecek.
Annesi babası şey demiş. Çocuk işte başka bir şehre gitmesi gerekti de tek biz gelsek olur mu?
Ya salak mısınız ya?
Ya kızı istemeye gelirken nasıl çocuk gelmeyebilir?
Veya çocuğun nasıl sonlandığı işi çıkıyor da gidiyor?
Hani orada alacağın cevap senin evet olabilir mi?
Zaten orada tanışacak insanlar ya.
Bu aslında tanışma görüşmesi.
Nasıl çocuk olmadan tanışabilirsiniz ya?
Böyle yani toplumun her kesiminden ister dışarıda date'le ister istemeye gelerek görücü usulü görüş ya bu gerçekten çok salak bir durumda şu anda ortalık ya.
Sonuç olarak şu devirde biz kadınlar olarak da çok hatalı davrandık yani ben bunu kabul ediyorum.
Kalp hediyemdir yok cevap vermiyor çünkü işi vardır.
Yanaşmıyor çünkü çekiniyor.
İşte bu şekilde pasifliği aklamaktır.
Bu hataları biz hep yaptık bu net.
Biz böyle yapa yapa da erkekler iyice şımardı ve böyle oturup bekler hale geldiler.
Zaten şu an muhtemelen istatistiksel olarak bir erkek azlığı var ve erkekler de bunu biliyor ve hissediyor.
Kolektif bir şekilde mi hissediyorlar artık bilmiyorum.
Çünkü şu an etrafınıza bakın, düşünün.
Böyle güzel, işi gücü olan, hem akıllı hem eğlenceli...
O kadar çok kız var ki.
Benim tüm arkadaşlarım böyle zaten.
%80'i bekar şu anda.
Ama bu özelliklere sahip erkek sayısı çok az.
30 yaşında bu özelliklere sahip.
Hem akıllı hem eli yüzü düzgün.
Hem saygılı efendi. Hem işinde gücünde kafa dengi biri.
Böyle bir erkek bulmak.
Yani erkek ihtimali o kadar düşük ki.
Bulma ihtimali düşük demeyeceğim.
Çünkü ne dersek onu çekiyoruz.
Bir yerlerde var ve karşılaşacağız.
Buna inanıyorum da.
Erkekler bu istatistiklerin bence farkında oldukları için az sayıda olduklarını ve erkek oranın düşük olduğunu bildikleri için iyice şımarıyorlar.
Yani gerçekten çakacağım bir tane hepsine.
Ben işte bu olayların üzerine baya düşündüm.
Her zamanki gibi.
Yani yıllardır olan saçma sapan şeyler aslında.
Hep saçma sapan şeyler görüyorum da.
Bu son iki yıldır falan bence iyice mallaştı ortalık.
İşte ben de düşündüm.
Sonra da Rezonans Kanunu diye bir kitap okudum.
Bu arada zaten bayağı popüler.
Psikoloji ve Rezonans Kanunu matchlediğimde şöyle bir çıkarıma vardım.
Rezonans Kanunu da diyor ki benzer benzeri çeker.
Mottomuz bu. Siz hangi frekanstaysanız o frekanstaki insanları çekersiniz.
Çünkü şöyleymiş yaydığımız enerji Mecburen kendisine benzer titreşimdeki bir enerjiyle karşılaşıyormuş.
Aslında karşımıza çıkan her insanda bizden bir şeyler oluyormuş.
Mesela bu olayda, bu anlattıklarımı düşünürsek, çocuğun reketini vermemesi, bence bunu değer vermeme davranışı olarak nitelendirebiliriz.
Belki de benim temel inancım bu yöndeydi önceden.
Belki de bilinçaltın, prenses vibe'ında dişil enerjiyi katman katman yayan o kızlarla aynı bilinçaltına sahip değildi.
Bilmiyorum. Bunun en önemli adımı da, önemli olan kısım burası.
Yani burayı bilmek önemli. Önce kendine değer vereceksin.
Bunu herkes biliyor, farkındayım.
Ama yapmıyoruz. Kendimizi çok yargılıyoruz.
Her şeyde suçu kendimizde arıyoruz.
Önce kendimizi dövüyoruz mental olarak.
Ben kendime özen gösterirsem, layık olduklarımı fark edersem karşımdaki insan bana aksi yönde davranamaz.
Ben artık bunu nasıl diyeyim?
İyice isterleştirmeye başladım.
Hani davransa bile karşımdaki o davrandığı noktada ben orada durmuyorum.
Belki de eski halim olsa bunlara rağmen çocuğu beğeniyorum diye onunla görüşmeye devam ederdi.
Bilmiyorum. Yüksek ihtimalle öyle olurdu.
Ama zaman içinde kendime değer vermeye, dışarıdan beklediğim özeni önce kendime vermeye Başladığım için artık aynı rezonans olmadığım insanlarla böyle direkt pat
pat kopmaya başladım.
Çünkü kitaba göre insanlar birbirlerini bulduktan sonra kolay bir şekilde birbirlerinden kopabiliyorlarsa enerji alanları değişmiş oluyormuş.
Biri diğerine uyumlu olmuyormuş ve frekansları farklı oluyormuş.
O yüzden de böyle birbirinden direkt uzaklaşıyormuş.
Yani hayat da seni ayırıyormuş.
Ben de bu konuda yıllar içinde...
kendi kendime şefkatli davranarak ve biraz drama queenlik yaparsam kendi kendimi yeniden büyüterek dışarıdan beklediğimi önce kendime sağlayarak hak etmediğim
durumlarla karşılaşınca oradan uzaklaşmaya başladım.
Bunu böyle diyorum ama bu gerçekten bence çok zor bir şey.
Ben de %100 yapabiliyorum diyemem herhalde.
Şu an o kadar örnek yaşamıyorum ama insan örnek yaşamadan anlamıyor bazı şeyleri.
Artık ben Bir manifesto olarak şımarık ve pasif erkeğe şans vermiyorum kızlar.
Vermiyorum ya. Ben o rezonanstan çıkıyorum.
Siz de çıkın.
Bizim değerimizi bilen, toplumsal ve cinsiyetsel yükümlülükleri yerine getiren, bunu mesele bile yapmayan, çünkü kendi doğal aile öyle olan, işinde, gücünde, iyi
aile babası olabilecek erkeklerle ilgileniyoruz artık sadece.
Tamam mı? Çocuğumuzun babasını seçiyoruz burada ya.
Lütfen biraz daha özenli olalım.
Travmatik bağları aşk zannetmeyelim.
Bu insanlarla karşılaşana kadar da yol üstünde 10 dakika dümenden çaba gösterip sonra ghosting belasına bulaşanlara gözümüzün ucuyla bile bakmıyoruz.
Zaten insan kendi yerinin farkına varınca radarları da açılıyor.
En ufak harekette karşındakinin ne yapmak istediğini sezip oradan uzaklaşıyor.
Sizin dünyanızda ve sizde bulunmayan hiçbir şey size ulaşamaz.
Bunu unutmayın. Rezonans kanlı okuyun ne olur.
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
Şimdi biraz hadise dinlemek bizim kafayı toplar.
Öptüm. Her şey burada bitti, toparlan gidiyorsun.
Zamana bırakmadım, tehlike arz ediyorsun.
Suçüstü tövbeler, kalbi ağır darbeler.
İlahi sevgilim sen kimi kandırıyorsun?
Yalnızlık bu ilişki, bu ne yaman çelişki.
Bir senden sakınmadım, hep gözü karaydın.
Bir tatlı tesadüfken şimdi acı tecrüben.
Podcast fikriniz
var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
