
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Neden ilişkim olmuyor? Kronik yalnızlık kaderim mi? 30 yaşında hala bekar olmak ve fazlası🌹
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem, bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi, astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma teklifini o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepimizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde, hatta hangi yılda, hangi ayda dinliyorsanız 67.
bölümle buradayım be, buradayım.
Bugün kendimde ve çevremde en çok karşılaştığım şeylerden birisi olan ne zaman aga.
Question mark üzerine konuşacağız.
Aslında bu bölüme başlarken bu haftanın konusu olarak farklı bir şey seçmiştim.
Yalnız kalmayı da sadece bir örnek olarak verecektim.
Ama yalnız kalma örneğinde ve meselesinde o kadar takılı kaldım ki dedim tamam demek ki bu hafta bizim yalnızlık üzerine konuşmamız gerekiyor.
Demek ki birilerinin bugün bunları duymaya ihtiyacı var.
O yüzden bölüm buraya evrildi.
Nerede, hangi zamanda, hangi yaşınızda bu bölüme denk geldiyseniz...
Umarım size iyi gelir. Tabii burada önce şunu söyleyeyim.
Ya ben podcast'te bir fikri dayatmayı hiç sevmiyorum deyip 60 bölümdür burada akıl satmam.
Ya hayır ama gerçekten böyle bir konu hakkında kesin kesin konuşup bakın şunu yaparsanız şöyle olur, böyle yaparsanız şunu yaşarsınız.
İşte o kişiyi bulamıyorsun çünkü...
Hayatımda şunlar eksik falan ya böyle çok kesin bir yerden konuşmayı hiç sevmem ve böyle insanları dinlemeyi de hiç sevmem.
Sadece kendi deneyimlerimden, yaşadıklarımdan böyle sindirip, önce kendi içimde sindirip belli bir yere oturtabildiğim şeyleri anlatıyorum burada.
O yüzden sadece bunların bir deneyim ve düşünce ve belki de bir iddia olduğunu lütfen unutmayın.
Farklı fikirleriniz varsa her zaman açığım zaten.
Hatta çok merak ediyorum.
Mesela ben bir bölüm çekiyorum.
Onunla ilgili farklı bir fikir, böyle çürüten bir fikir falan geliyor ya.
Ben buna bayılıyorum çünkü bana başka bir bakış açısı katmış oluyor.
Neyse bugün de işte ben kendi bakış açımı ve kendi değişen bakış açımı anlatacağım aslında.
Zaten bugün hani yalnızlıkla ilgili bir bölüme geldiyseniz muhtemelen bu sizin kafanızı kurcalayan bir şey.
Ben niye yalnızım, niye hayatıma kimse girmiyor gibi düşünceler içindesiniz belki.
Ben de bunu çok düşünüyordum.
İşte çok fazla yalnız arkadaşım da vardı, onlarla da konuşuyorduk.
Ondan sonra ben düşünce yapımı şu şekilde değiştirdim bir noktada.
Nasıl oldu, başlangıcı nasıldı hatırlamıyorum.
Ama şöyle düşünmeye başladım. Ya ben kendimi hazır hissediyorum bir ilişkiye ama ya belki benimle eşleşecek olan o kişi hazır değil henüz buna.
Yani bu tek ilişkiye hazır olmak anlamında söylemiyorum.
Belki onun hayatında düzeltmesi gereken şeyler var.
Belki bir süreçten geçiyor ve o süreçte biz tanışsak birbirimizin değerini hiç bilemeyeceğiz.
Ya da mesela bizim kendimize değiştirmemiz gereken şeyler olabilir o insanla tanışmak için.
İlişki Koçubal abla şöyle bir örnek vermişti.
Bu arada ilk kez dinliyorsanız İlişki Koçubal benim ara sıra bahsettiğim, düşünce yapısını beğendiğim bir ablamız.
Kadın direkt Instagram'ına gidip bakabilirsiniz.
Çünkü yani bana sormayın lütfen.
Gerçekten çok yoruldum.
Bununla ilgili çok fazla soru geliyor ve DM'imin bu şekilde meşgul olmasından hiç hoşlanmıyorum artık.
Böyle gelen diğer DM'lere cevap veremiyorum çünkü.
Yani açıkça söylüyorum İlişki Koçubal.
Instagram'a yazın çıkıyor tamam mı?
Neyse dediğim gibi düşünce yapısını beğendiğim bir kadın.
Şöyle bir örnek veriyor. Belki hayatınızda olacak kişi sabırlı bir insan veya sizin onunla bir yol gitmeniz için, bir yol yürütmeniz için sabırlı olmanız gerekiyor.
Ama siz çok acelecisiniz.
Siz onunla karşılaşana kadar hayat sizi sınar diyor.
Hep sabrınızla sınar ki...
Bu yönünüzü törpüleyin, daha sabırlı bir hale gelin.
Çünkü size uygun kişi sabırlı bir insandır ve sizin onunla uyumlu olmanız gerekir karşılaşabilmeniz için diyor.
Bu düşünce hepsi bana çok mantıklı geliyor.
Eskiden böyle şeylerle dalga geçerdim ama artık çok mantıklı buluyorum.
Çünkü yeni tanıştığım arkadaşlarıma bakınca da bunu çok net bir şekilde fark edebiliyorum.
Mesela ben hayat kalitemi arttırdıkça hayat kalitesi iyi olan insanlarla daha çok arkadaş olmaya başladım.
Arkadaş çevrem baya hani böyle değişmedi de eklenmeler yaşandı hani öyle söyleyeyim.
Ben o insanlarla daha önce de tanışabilirdim.
Ama tanışmadım çünkü ben orada değildim.
Anladınız mı? Ben ne zaman böyle daha güzel, daha kaliteli bir hayat yaşamaya karar verdim ve kendimi o yönde geliştirmeye başladım, öyle insanlarla arkadaş da olmaya başladım.
Daha önce de kalitesiz bir hayat yaşıyordum demiyorum ama bir üste çıkmaktan bahsediyorum.
Yani kendimi bir tık daha geliştirmekten bahsediyorum.
Bir de şöyle bir şey oluyor mesela, başka bir örnek.
Biz bazen sadece yaşadığımız anı düşünüyoruz.
Mesela 25 yaşındayken ben şunu hiç düşünmüyordum.
Ben 30 yaşında nasıl bir insan olacağım?
Bunu hiç düşünmüyordum. Sadece 25 yaşındaki halimle o an istediğim şeylere odaklanıyordum.
Ve bu çok yanlıştı. Sadece anı düşününce, kendi ilerideki halini hiç hesaba katmayınca sadece senin anına uygun insanlarla denk geliyorsun.
Halbuki bizim hayatımıza girecek kişi, hani günlük şeylerden bahsetmiyorum, takılmalık insanlar falan düşünüyorsanız onlarla bahsetmiyorum.
Gerçekten güzel bir ilişkiden bahsediyorum.
Güzel bir ilişkinin amacı nedir?
Uzun süre sağlıklı bir dinamik, güzel bir bağ, derin bir bağ, güzel vakit geçirme, uzun süreli bir şey isteriz değil mi?
O zaman biz sadece ana odaklanmamalıyız.
Çünkü o insanın ilerideki haliyle bizim ilerideki halimizin de uyumlu olması gerekir.
Ama bazen şunu kaçırabiliyoruz.
İlerideki kendi halimizi de düşünmüyoruz.
Karşımıza çıkan kişinin...
ileride nasıl bir insan olacağını da düşünmüyoruz.
Sadece o an biz iyi miyiz değil miyiz falan bunlara bakıyoruz.
Bu benim geçmişte yaptığım hatalardan birisiydi.
Gerçekten Allah korudu da yanlış bir yola girmedim yani.
Ama sırf bu hatam yüzünden girebilirdim.
O yüzden biraz daha kendimizin merkezi alarak gelecek halimizi düşünerek bir şeyleri istemek lazım diye düşünüyorum.
Mesela benim istediğim şeylerden birisi ya ben hayatımın önce hep bunu istedim.
Tamam çocukken de istedim. Hayatımın farklı dönemlerinde farklı yerlerde yaşamak.
Daha önce bunu Kısa süreli olarak yaptım veya git geller falan yaptım.
Ama mesela şu an geldiğim noktada bir tık daha uzun kalmak istiyorum.
Uzun derken hani 6 ay, 1 yıl falan yine ama 6 ay değil de 1 yıl falan.
Ama hani biraz bir kalmak, başka bir yerde bir hayatı bir deneyimlemek istiyorum.
Bunun beni çok besleyeceğini de düşünüyorum.
Buna işte şey diyelim, bir yıl yurt dışında yaşamak diye düşünelim bu örneği.
Ben bunu istiyorum ya, hayatıma girecek kişi belki henüz o kafada değil.
Belki bağlı çalışıyor ve hiç kafasında böyle bir fikir yok, hiç böyle bir istek yok.
Biz belki de o yüzden karşılaşmıyoruz henüz.
Çünkü şöyle, onun hayatında herhangi bir sebepten dolayı...
Düşünceleri değişmeye başladığında belki bu fikir oluşmaya başladığında biz karşılaşacağız.
Anladınız mı? Çok soyut örnekler veriyorum ama sadece atıyorum yani şu anda.
Bir sürü parametresi olabilir.
Tabii ki siz kendinize göre düşünmeye çalışın veya kendi iç dünyamla ilgili düşünelim.
Eyleyip buluşma bölümlerinde yaşadığım abuk sabuk date'leri anlatıyorum ya.
Mesela hepinizin favorisi olan...
Üşüyünce montunu üzerimden alan çocuk.
Evet arkadaşlar bu yaşandı bilmeyenler için.
Özetle şöyle. Çocukta uzun kollu gömlek var.
Bende kısa kollu elbise var.
Çocuğun ceketi üstümle.
Çocuk dondurma yedi.
İki kaşık falan abartmıyorum.
Üşüdü dondurma yediği için.
Ve ceketi üzerimden aldı.
Giydi. Ben kısa kollu elbiseyle kaldım.
O uzun kollu gömlek ve ceketle yanımda dolaştı.
Bakın anlatırken şoka girdim.
Ben bunu nasıl yaşadım diye.
Ama o çocuk bunu bana yapabildi.
Niye yapabildi biliyor musunuz?
Ben de o zamanlar kendime gerekli değeri ve özeni göstermiyordum.
Yani kendi değerimin farkında değildim.
Kendim kendim üstüme düşmüyordum.
O yüzden de başkasının benim üzerime düşmesi veya beni düşmesi mümkün değildi.
Şu an birisinin bunu bana yapabileceğine inanmıyorum mesela.
Çünkü gerçekten çok değersiz bir davranış bence.
Ben artık kendime...
Önlem verdiğim için, daha kendi değerimin farkında olduğum için, biraz daha bilinçli bir şekilde yaşadığım için bana denk gelen insanlar da hem benim değerimi hem de kendi değerini bilen insanlar olacaktır.
Muhtemelen, umarım. Ama ben o zamanı düşünüyorum şimdi.
O zamanlar ben daha kendi içimde kendi değerimi bilmezken tabii ki de bana değer verecek bir insanla eşleşemem.
Sonra da işte ya niye karşıma hep abuk sabuk insanlar çıkıyor, niye böyle saçma şeyler yaşıyorum falan derim.
Halbuki orada o yaşadığım şeyin tek sebebi benim zaten.
Ben henüz o noktaya gelmemişim.
O noktaya gelmeyince de istediğim davranış seviyesindeki insanlarla rastlaşamıyorum.
Yani çünkü bu zaten fiziksel olarak mümkün değil.
Aslında çok soyut bir şey anlatıyorum ama fiziksel olarak düşünün tamam mı?
Çok farklı enerji seviyelerinde olduğunuzu düşünün.
Diyelim ki kendinize değer vermiyorsunuz veya gerekli değeri göstermiyorsunuz ama şey istiyorsunuz.
Hayatınızda böyle sizi çok düşünecek, sizi el üstünde tutacak bir insan istiyorsunuz.
Ya bu insanla karşılaşmanız mümkün olabilir mi?
Siz kendinize o değeri göstermeden size değer gösteren bir insanla karşılaşmanız mümkün olabilir mi?
Bu arada mümkün olabilir ama bu ancak o insanın sorunlu olması halinde olur.
Neyse o başka bir konu.
Bazen de o şekilde hani çiftler birbirinin travmalarıyla birbirlerine denk geliyorlar ve oraları iyice deşiyorlar falan.
Neyse. Mesela benim...
En yakın arkadaşlarımdan birisi, şimdi güzel bir örnek vereceğim.
İçiniz ferahlayacak çok eminim.
En yakın arkadaşlarımdan birisi bayağıdır yalnızdı tamam mı?
Haziranda Amerika'ya gidecekti birkaç aylığına.
Gitme tarihi ertelendi.
Hatta iki kez falan ertelendi.
Sonra normalde Amerika'da olması gereken zamanda, Haziranda yani, birisiyle tanıştım.
Çok önceden de tanışabileceği bir insandı.
Ama hiç denk gelmemişler.
Neden denk gelmediler mesela sizce?
Tabii ki iki tarafın da hayatında birileri olabilir falan, o ayrı bir konu.
Ama bence, benim gözlemlediğim, hayata bakış açıları henüz aynı değildi.
Onlar tanışmadan önce hani eski zamanlarda.
Bakış açıları ortak bir paydaya gelince benzer insanlar olarak birbirleriyle rastlaştılar.
Hatta bunun o kadar yaşanması gerekiyordu ki yani o denk gelişin o kadar yaşanması gerekiyordu ki arkadaşımın Amerika işi ertelendi.
Böylece çocukla tanıştı.
Hatta biraz yol kat edecekleri kadar zaman geçirebildiler.
Arkadaşım öyle gitti. Şu an ben bayılıyorum onlara.
Ya gördükçe diyorum ki tamam.
Tamam abi dışarıda bu insanlar var.
Yok herkes kapıldı yok işte biz kaldık böyle.
Bu mesaj bana çok geliyor.
Böyle düşünmeyin ya böyle düşünmeyin ve bana da söylemeyin lütfen.
Çünkü ben kendi bakış açımı korumaya çalışıyorum.
Mesela çevremdekiler de armudun sapı üzümün çöpü diyorsun.
İşte böyle yapma bazı istediğin şeylerden kız falan diyorlar.
Hayır abi yeryüzünde milyon tane insan var.
Biz bize uygun insanla...
Eninde sonunda denk geleceğiz.
Eğer kendi içimizde hissettiğimiz bir insan tipi varsa ben eminim ki o kişi bir yerlerde yaşıyor.
Bu arkadaşım mesela ya olabilecek bir sürü insanı evledi bu çocuğa kadar.
Baktığımızda düzgün tiplerdi, uygun kişilerdi ama içten içe bence hissediyordu ona daha uygun birisi olduğunu ve karşısına da çıktı gerçekten.
Ben evleneceklerini düşünüyorum.
Maşallah diyelim hep beraber.
Onları gördükçe içim ferahlıyor.
Çünkü... Böyle genel toplumsal baskıların aksine ikisi de 30 yaşın üstünde insanlar.
Hatta birisi 40'a doğru gidiyor.
Ama o zamana kadar birbirlerinin karşısına çıkmadılarsa veya başka insanlarla da olmadılarsa bunu da bir sebe...
Sebebi vardı demek ki.
Hepimiz için aynısı geçerli.
Yine Bal ablanın dediği gibi ihtiyacımız olan sadece bir kişi.
O da bir yerlerde var.
Burada güzel olan şey o kişiyle karşılaşmamız bizim de elimizde.
Nasıl birini istediğinizi düşünün tamam mı?
Benim mesela takık olduğum bir konu var.
Abi 60 bölümdür aynı şeyi anlatıyorum ama.
Ben arkadaşlar ben böyle kendimdeki hayat standardı olayına takığım tamam mı?
Çok konfor bağımlısıyım ve kaliteli şeyleri çok seviyorum.
Ya herkes sever zaten de.
O sırada her böyle abla kıyafetin ne?
Kıyafetin linki var mı diyene çok eski ablam cevabımın ortama girişi.
Yok arkadaşlar bakın son 6 aydır falan.
Bayağı zor bir dönemden geçiyorum bu anlamda.
Bu tamamen benim risk alıp podcast'a odaklanmam ve avukatlıktan sıyrılmaya çalışmamla ilgili bir şey.
Hiç takmıyorum o yüzden artık.
Çünkü bir noktada şuna emin oldum.
Bu kalıcı değil.
Bu sadece bir süreç.
Ben bir şeye yatırım yapıyorum.
Ve aslında kendi gelecekte olmak istediğim halime yatırım yapıyorum.
Podcast'ın çok güzel bir yere geleceğine eminim artık.
Maddi olarak da rahatlatacak benim bir noktada.
Hani gelir kaynağı haline gelecek.
O zamana kadar da okey abi zorlanırız.
Hayat bazen de böyledir modundayım.
Bu sebeple alışveriş falan hiç yapmıyorum.
Ne sorsanız çok eski çıkıyor hep.
Ama normalde hayatı yaşama şeklim.
veya yaşamayı istediğim hayat böyle çok gezmeli, olabildiğince konforlu, işte güzel yemekler, değişik deneyimler, devamlı spor.
Hani genel hatlarıyla böyle tamam mı?
Şimdi ben bugüne bakmıyorum, son 6 aya da bakmıyorum.
Dediğim gibi ana bakmıyorum.
İlerideki halime baktığımda ben böyle bir hayat istiyorum.
O yüzden de artık şunu biliyorum.
Yaşamak istediğim hayat standartı yüksek olduğu için, daha doğrusu yüksek değil, orta üst diyelim.
Ben şu an henüz o seviyede olmadığım için bana uygun insanlarla karşılaşamıyorum.
Niye karşılaşamıyorum? Aynı yerlerde takılmıyoruz, aynı hayatı yaşamıyoruz muhtemelen.
Yani bunu illa maddesel bir yerden söylemiyorum.
Atıyorum aynı mekanlara gitmiyoruz falan gibi bir yerden kesinlikle söylemiyorum.
Aynı enerji seviyesinde değiliz muhtemelen.
Ya da maddesel bir yerden söylersen de, ya ben Bali'ye gitmek istiyordum mesela, gidemedim ya.
Belki o Bali'de, anladınız mı?
Şu maddi stabilite biraz otursun.
O zaman karşılaşacağım yani bunu biliyorum.
Ya da tek maddi de değil.
Diğer sebebi de şimdi artık podcast oturdu, instagram oturdu falan ama daha önceki zamanlarda hayatıma birisi girseydi.
Bakın gerçekten iyi ki girmemiş diyorum biliyor musunuz?
Buna gerçekten şükrediyorum.
Çünkü birisi girseydi en basitinden ben 50 ilk buluşma serisine başlamazdım.
Çünkü aklıma bile gelmezdi.
Bunları anlatmak. Yani bunun üzerine düşünmezdim bile.
Benim zaten güzel bir ilişkim varken ben niye daha önceden yaşadığım saçma sapan date anılarını falan düşüneyim ki aklıma gelsin ki?
Veya mesela Instagram'a bazı vlogları atmaya utanabilirdim.
Şu an hiç utanmıyorum. Böyle sıfır sosyal anksiyete şeklinde bam bam bam her şeyi atıyorum.
Ama insan hayatında birisi olunca bence daha çok utanıyor böyle cringe gözükebilecek şeyleri yapmaya.
En azından ben öyleyim.
O yüzden biliyorum ki ben hayatımda birisi olsaydı...
Instagram'a bu kadar abanamazdım.
Utanırdım, çekinirdim falan.
Hani onun ailesinden, onun arkadaşlarından bile çekinebilirdim.
O yüzden de şimdi bakınca neden hani mesela geçtiğimiz bir yıl içinde böyle bir insan hayatıma girmedi bunu anlayabiliyorum.
Çünkü benim buraya odaklanmam gerekiyordu.
Ya bu size belki saçma geliyor olabilir bilmiyorum ama ben kendimi tanıyorum.
Benim için kilit noktalar bunlar ve hesaplarımı büyütmem için hayatımda birinin olmaması gerekiyormuş.
Ben de şu anda anlıyorum. Artık hesap oturdu tabii.
Hani şu an artık utanmam etmem.
Ama öncesinde kesin çekinirdim.
Ya tabii bunları ben daha ne zamandır düşünüyorum bakayım.
Ya aslında ben de daha birkaç aydır fark ediyorum.
Benim aymam da uzun sürdü.
Öncesinde düşünüyordum. Ya biraz takıyordum yani.
Diyordum ya niye hani olmuyor?
Bu kadar insan denk geliyor ama bir türlü kafama göre birisi denk gelmiyor falan diye düşünüyordum.
Aslında oradaki olayın o kişi değil de benim hayatımla ilgili bazı meseleler olduğunu fark ettim.
Şimdi genel olarak düşünürsek, özetle şu açılardan bakabilirsiniz aslında konuya.
Bir, ben nasıl bir insanım ve hayatımda nasıl bir insan istiyorum?
Hayatımda istediğim kişiyle benim özelliklerim, yaptıklarım farklıysa zaten o insanla denk gelme ihtimalim yok.
İnsanlar boşuna demiyor istediğiniz kişi olun önce diye.
Gerçekten biz istediğimiz kişi olmadan o kişiyle karşılaşamıyoruz bile.
Ya tek ilişki de değil. Dediğim gibi arkadaşlıkta da istediğimiz türden arkadaş edinmek için bizim de öyle bir insan olmamız gerekiyor.
Mesela atıyorum ben çok spor yapan birisini istiyorum ama kendim hiç spor yapmıyorum.
Ya böyle bir istek olabilir mi?
Tabii ki de olamaz. 2.
Şu an yalnız olmasam.
Hayatımda birisi olsa şu an yaptığım neyi yapamazdım?
Veya yalnız olduğum bu süreçte yapmam gereken bir şeyler var mı acaba?
Bunu bir düşünün. Bu mesela spora abanmak olabilir, bir hobiye başlamak olabilir, bir hobide ilerlemek olabilir, daha fazla çalışmak olabilir, işine daha çok odaklanmak olabilir.
Yalnız geçen süreçlerin hep bir sebebi var.
Ben buna artık çok inanıyorum çünkü kendim birebir yaşadım.
Hayatımızın bir döneminde yalnız kalıyorsak ya kendimize odaklanmamız lazımdır, ya yeni bir şeye başlamamız lazımdır, ya bir şeyleri görmemiz lazımdır.
Kendim yaşadığım şey de şuydu, düzenli dinleyenler bilir ama ilk kez dinleyenler için...
Sonra iki yıldır çok yalnız kaldım tamam mı?
Normalde böyle çevresi çok kalabalık bir insandım.
Ama ya bir şekilde o kadar değişti ki hayatımdaki şeyler.
Arkadaşlarımın yakın arkadaşlarım hatta taşındı.
İşte İstanbul'dan gittiler.
Bazıları evlendi. Bazıları sevgili yaptı.
Böyle bir şekilde biz farklı bir noktalara geldik.
Tabii ki hala devam ediyoruz ama eskisi kadar görüşemeyeceğim şekilde bir yalnızlık oluşmaya başladı.
Ondan sonra benim hayatıma hiç böyle bir türlü düzgün bir insan girmedi.
O yüzden ilişkim oldu.
Ve o veya bu sebepten ben çok fazla yalnız kaldım.
Çok fazla yalnız kaldığım için de kendime dönebildim.
Mentalimi iyileştirebildim.
Yaratıcı bir işe başlayabildim.
Podcast'a başlayabildim.
Ve bu sayede de sevmediğim işimi...
bırakabilecek bir düzen oturttum kendime.
Yani avukatlıktan bahsediyorum.
Ben etrafım kalabalıkken kendimde bu potansiyelleri göremediğim için hayat belki de şunu dedi artık hani sen insanlar varken kendi içine dönmüyorsun.
O yüzden al bakalım yalnız kal ve bunları artık görebil.
Kendindeki potansiyeli görebil.
Kendi asıl istediğin şeyleri görebil ve bir adım at dedi belki de.
Belki de demedi bakın. Bilmiyorum.
Hafif gidik mi konuşuyorum?
Onu da bilmiyorum. Ama bir şeylerin bu düzende ilerlediğine inanıyorum.
İlişkisel anlamda da bazen de kendimizde düzeltmemiz gereken şeyler oluyor.
Onu da eklemeden geçmeyeyim.
Mesela çok yargılayıcı bir insan olmak, çok şekilci bir insan olmak.
Bunları düzeltmeden bence bir insanın hayatına gerçekten sağlıklı ve kaliteli bir insan girmiyor.
Ben mesela, abi bakın, ben gerçekten çok şekilciyim.
Çok iğrenç geliyor şu an söyleyince ama çok şekilci bir insandım.
Ya nasıl diyeyim? Bunun belki terazi burcu olmamla falan alakası olabilir.
Bu arada 23 Eylül doğum günüm.
Bir astrolog dedi ki sen dedi terazisin.
Ben başak sanıyordum kendimi.
Ben 29 yıl başağım diye yaşadım.
Bu arada başakla da çok uyumluyum ama astrolog işte terazisin dedi ve ben 29 yaşından sonra terazi olduğumu öğrendim.
Bilmiyorum bu doğru mu arkadaşlar 23 Eylül?
Galiba saate göre belli oluyormuş.
Neyse terazi...
Burcu olduğum için mi bilmiyorum ama estetik şeylere falan çok önem veriyorum tamam mı?
Veya böyle şekli şeylere.
Ve çok uzun süre ya hatta hayatım boyunca benim boy takıntım vardı.
Ya böyle 1.85'in altındaki erkekler falan bana kısa geliyordu.
Şu an çok saçma geliyor ama bakın bunu yaşayan çok fazla kadın olduğuna eminim.
Bu arada benim boyum 1.66 hani ben de 1.75 falan değilim.
Ama belki de öyle alıştığım için bilmiyorum gerçekten.
Kısa geliyordu ve ben böyle şey diyordum direkt.
Ya kısaymış bu. Bakın iğrenç bir tavır.
Ya böyle bir tavır olabilir mi? Hiç humanist bir tavır değil bir kere.
Mesela ben bunu aştım kendimde.
Nasıl aştığımı hatırlamıyorum.
Ama bir noktada sanırım aslında hepsi birbirine bağlı.
Yani hayata daha kabullenici bir yerden, daha az yargılayıcı bir yerden bakmaya başlayınca herkese ve her şeye olduğu gibi kabullenmeye başlıyorsunuz.
İşte mesela benim bu aşmam gereken bir şeydi bence.
Veya yargılayıcı olmak, eleştirel olmak.
Böyle özellikleri aşmadan...
gerçekten güzel şeyler yaşanabileceğine ben inanmıyorum.
O yüzden kendinizdeki olumsuz özellikleri fark edip o konular üzerine belki çalışabilirsiniz.
Bir de şöyle bir şey var. Şunu da söyleyeyim.
Şimdi beni dinleyince şey diyorsunuz.
Ya inanmıyorum.
Mesela bu bölümden sonra bu mesajın çok fazla geleceğine aşırı eminim.
Ya Zeynep inanmıyorum. Ben kendimi çok yalnızım sanıyordum.
Benimle aynı şeyleri düşünen birileri daha varmış.
Seni dinleyince o yüzden şaşırdım.
Bu mesaj bana bakın günde belki 20 kere geliyor.
O yüzden buradan şunu söyleyeyim.
Siz podcast'ı dinleyince sadece benim sizle aynı veya benzer şeyler yaşadığımı sanıyorsunuz.
Ama şunu bilin ya sizin gibi...
Onlarca insan daha bana mesaj atıyor.
Yani aslında tek ben değil.
Daha onlarca, yüzlerce insan da hatta binlerce, on binlerce insan da sizinle aynı şeyi yaşıyor.
Bazı şeyleri sadece biz yaşıyoruz sanıyoruz.
Bazen işte 30 yaşına geldim, 35 yaşına geldim, 40 yaşına geldim, hala yalnızım.
Bunu tek biz yaşıyoruz sanıyoruz.
Ama bunu böyle sanmamızın sebebi çevremizde en fazla kaç kişi var?
Belki 15 kişi var. 15 kişinin 12 kişisi bizim gibi değil diye biz sanıyoruz ki...
Bir bizde sorun var. Bir bizim hayatımız farklı.
İşte bir biz yalnız kaldık.
Ya öyle değil. Biraz daha geniş düşünmek lazım.
Biraz daha tüm yaşıtlarımıza odaklanmak lazım.
Ya bu globalde de çok fazla geyiği dönen bir şey.
İşte 30 yaşındayım hala bekarım.
40 yaşındayım hala bekarım.
Ya bu kadar insan aynı şeyi yaşıyorsa yalnız olmamızın ihtimali yok.
Ama mesela geçen bir arkadaşım şey dedi.
Instagram kanala yazmışım sanırım.
Demişim ki ya ben zaten hani en de sonunda evleneceğim.
O zamana kadar bari istediğim şeyleri yapayım.
Daha kendime vakit ayırayım falan gibi bir şey demişim sanırım.
Demiş olabilirim çünkü bu benim düşünce yapım.
Artık şey düşünüyorum ya tamam abi zaten o gün gelecek.
Zaten ben o insanla karşılaşacağım.
Bunu şu an takmamın anlamı yok diye düşünüyorum.
Ama önceden ben de böyle düşünmüyordum.
Arkadaşım da dedi ki sen böyle deyince ben böyle şey oldum dedi.
Ya ben niye böyle düşünmüyorum ya?
Ben niye umudumu kestim?
Hani ben niye olumsuz düşünüyorum?
diye düşündüm ve bana çok iyi geldi o bakış açısı dedi.
Bence herkesin o şekilde düşünmemesinin sebebi de işte sadece kendi çevresine bakması.
Sadece kendi çevrenize bakınca Sadece siz bir şeyleri yaşıyorsunuz ve sizin başınıza güzel şeyler gelmeyecek sanıyorsunuz.
Ama dediğim gibi dünyada ve Türkiye'de ve her yerde yaşıtlarımızla, kendimizden büyüklerde hep aynı şeyler yaşanıyor.
Lütfen böyle düşünmeyin. Bunu da söylemek istedim.
Kronik bir yalnızlık yaşıyorsak veya işte uzun süredir hayatımızda doğru düzgün bir insan girmiyorsa, istediğimiz gibi bir ilişki yaşamıyorsak bunun illaki bir sebebi vardır.
Bizim önce o sebebi bulmamız gerekiyordur diye düşünüyorum.
Şimdi ben size böyle anlatınca tabii şunu diyebilirsiniz.
Sen böyle anlatıyorsun da hani elinde hala bir şey yok diyebilirsiniz.
Ama sizi temin ediyorum ki bir gün gelip burada şunu anlatacağım.
İşle ilgili de bu konuyla ilgili de.
Ya arkadaşlar ben eniştenizle tanıştım ve güzel bir noktadayız.
Ve neden şu ana kadar olmadığını çok iyi anladım.
Bakın o zaman size anlattığım şeylerin bir doğruluk payı varmış.
Bu bu bu da kanıtı diye geleceğim ve burada anlatacağım.
Buna aşırı eminim.
O zamana kadar takipte kalın.
Instagram bilinç.akşı.podcast.
Sizi seviyorum. Hoşça kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
