
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Nasıl motive olurum? Ülkenin ekonominin mevcut durumunda motivasyon bulamıyorum, istikrarlı olamıyorum diyorsanız 🫵🏻🦆🎧 devamı gelecek..
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Devamlı motivasyon videoları izleyip her gece yeminler edip Verdiğiniz sözleri tutamadığınız yeni günlere uyanıyorsanız, Bilinç Akışı Podcast'ın 60.
bölümüne hoş geldiniz.
Oha diyorum. 60 mı?
60. bölüme geldiğime inanamıyorum.
Ya 50. bölümde falan bir sponsorluk alırım gibi düşünmüştüm.
Ama gerçek şu ki ben de pek uğraşmadım.
Bir ajansla anlaşmıştım.
Ondan da vazgeçtim.
Çünkü hiçbir şey yapmadılar bir buçuk ay boyunca.
Ya adresimi bile almadılar o bir buçuk ayda.
Ama bana bir şey gelse yani bir iş gelse anlaşmamız gereği %30 komisyon alacaklardı.
Ben de dedim yani kendim takılayım.
Kendim kovalarım falan diye düşündüm.
Fakat tam da bugünün konusu olduğu üzere bu konuda bir motivasyon bulamadım ve...
Yani böyle ne bir markaya yazdım ne bir şey araştırdım.
Öyle gelişine içerik üretiyorum.
Bir de şöyle bir şey var ya bana hep şöyle gibi geliyor.
Hayatla ilgili böyle bir hissim var genel olarak.
Sanki bir düğüm var çözmem gereken.
Hani o düğümü çözünce maddi olarak böyle her şey çok kolay bir şekilde akacakmış gibi geliyor.
Ve benim o ana kadar kaybettiğim parayı da kazanacakmışım gibi geliyor.
Ya kaybetmek derken hani kumar falan oynamadım tabii ki öyle bir kaybetmekten bahsetmiyorum.
Ama mesela şu anda bu bölümü sponsorsuz çekmem bile bir kayıptır aslında.
Hani hiçbir iş birliğim olmadan geçen günler benim için bir kayıp.
Neyse kendimi mi kandırıyorum bilmiyorum ama böyle bir hissiyatım var.
O yüzden de hiç kasmıyorum.
Tamam ya diyorum hani zaten çok iyi bir yere gidecek bu iş.
Ben 9 aydır bunu severek ve karşılıksız bir şekilde yapıyorum.
2 ay daha devam ederim modundayım.
Motivasyon konusu da tam da burada girmem gereken bir mesele bence.
60. bölüme geldik ya şimdi.
İlk 10 bölüm bakın hani o kadar tatava ki kendim editlediğim ayda bir falan çektiğim zamanlar ama son 50 bölüm arkadaşlar bakın son 50 bölüm 9 aydır düzenli ürettiğim
içerik yani ayda 5,5 bölüm yapıyor.
Her haftadan hesaplarsak haftada 1,5 bölüm yapıyor.
Bu inanılmaz bir şey bence.
Peki sizce ben her hafta motive miydim?
Ya her seferinde böyle mükemmel bir iştahla mı yaptım?
Mesela şu an ev 50 derece falan bakın.
Abartmıyorum benim bulunduğum oda.
Çünkü ben ses gelmesin diye camı da kapattım.
Vantajatörü de kapattım.
Yüzümden böyle ter akarak falan çekiyorum bölümleri son zamanlarda.
Ya da geçen eve gelemedim işte mikrofonum da yoktu.
Kaldığım yerde yere oturdum.
Telefona havlu kağıt koydum.
Hani yine tüm camları kapadım ve öyle çektim.
Ya bunlar sizce benim hani...
Çok motive olduğum anlar mı?
Tabii ki hayır. Özellikle de hadi şu an bir kitle var ama ilk başladığımda iki kişi falan belki dinliyordu.
Yani inanın on bin kişi varken bir şeye motive olmak çok daha kolay.
Asıl mesele daha hiçbir şey yokken yani o iki kişi bile yokken o işe başlama ve sürdürme motivasyonunu bulabilmek.
Bu bölümle birlikte Instagram'da paylaşacağım başladığım günden bugüne olan podcast'ın dinlenme grafiğini.
Ya ben o grafiğe ne zaman baksam bana hep şunu hatırlatıyor.
Ya diyorum hani... Bir konuda ilerlemek tam olarak böyle bir şey.
Uzun süre dümdüz ilerliyor grafik.
Sonra hafif hafif yükseliyor.
Şu an en yüksek yerinde olsa da şu andaki o yüksekliğe gelene kadar, o imeyi yakalayana kadar full inişli çıkışlı.
Ya en baştaki o düz kısmı düşünün tamam mı şimdi?
Beni orada bir hayal edin.
Veya hayatınızda başladığınız bir yol varsa, istediğiniz bir şey varsa kendinizi o grafiğin en başındaymış gibi o yolun en başında bir düşünün.
Ne kadar süre dümdüz böyle minimumda ilerleyecek bilmediğiniz bir grafiğin içindesiniz.
Bunu düşündüğünüzde zaten insan beyninin çalışma şekli olarak motivasyon bulmanız imkansız.
O yüzden motivasyon aramayı bırakmak lazım.
Bu bölümle ilgili söyleyeceğim ilk şey bu.
Yaptığımız en büyük hata bu bence.
Devamlı motivasyon arıyoruz.
Abi motivasyon diye bir şey yok.
Motivasyon sosyal medyanın, TikTok'un, o itgirl videolarının insanların uydurduğu, herkesin peşine düştüğü ama kimsenin bulamadığı bir şey.
Babil'in aslında bahçelerini aramak gibi yani.
Belki de hiç yok o şey orada.
Neyse abartmayayım da yani motivasyon meselesinin ben kesinlikle...
Böyle çok abartıldığını düşünüyorum.
Mesela en basitinden herkesin derdi olan şeyi düşünelim tamam mı?
Spora başlamak istiyorsun.
TikTok'ta, YouTube'da, Instagram'da böyle devamlı spor yapan insanları görüyorsun.
Yaptığın en büyük hata o insanlarla kendini kıyaslamak.
Bunu üşengeçlikten üretkenliğe geçiş bölümünde anlattım çok daha detaylı.
Ama o insanla aynı hayat şartlarında olmadığına göre kendini kıyaslaman gereken ve motive olamıyorum diye moralin bozulması gereken bir yerde değilsin.
O bölümü dinlerseniz kendimden de örnekler verdim.
Sosyal medyayla kıyaslama işini o yüzden bu bölümde bir kenara koyuyorum orada anlattığım için.
Şimdi motive olamıyorum, sürekli sağlayamıyorum falan diyenler için bir örnekleme yapalım.
Aslında bilmiyorum bir örnek düşündüm de kendi becerebildiğim konulardan örnek vereceğim.
Çünkü bir insan bir şey anlatıyorsa ve o konuda akıl veriyorsa şu an ben akıl veren pozisyonundayım.
Önce o konuyu halletmiş olması gerekiyor bence.
O yüzden de ben önce halledebildiklerimden bahsedeceğim.
Sonra halledemediklerimi ve sürekli sağlayamadıklarımı konuşacağız.
Şimdi podcast bence bunun en müthiş örneği o yüzden hep bunu veriyorum.
Zihnimin çalışma şeklini anlatayım size.
Ağustos 2023'te ben bunu düşünmeye başladım.
Bölümü çekmem. Ekim 2023.
Bakın yüklediğim bölümlerin tarihlerini söylüyorum şimdi.
İlk 10 bölüm falan şu şekilde gidiyor.
Ekim 2023 bir bölüm.
Kasım 2023 iki bölüm.
Sonra Aralık 2023, Ocak 2024, Nisan 2024, Temmuz 2024, Ağustos 2024 birer bölüm.
Her ay bir bölüm. O da böyle dağınık dağınık.
Sonra Kasım 2024'ten itibaren de full fokus düzenli gidiyor.
Haftada bir buçuk bölüm şeklinde.
Bu ne şimdi? Hani bok gibi bir başlangıç değil mi?
Aşırı düzensiz, istikrarsız, yani saçma sapan.
Ve ilk bölümlerimi de hiç sevmiyorum.
Aşırı amatör geliyor. O bir yıl boyunca ben burada ne kadar motivasyon aradım, kendime kızdım, edit yapmayı öğrendim, bilmiyordum hiç, onu uğraştım ya da yapamadım, kendime kızdım.
Yarım yamalak iş yaptığım için daha da kızdım.
Başlasam mı, başlamasam mı, dert mi alıyorum, işte avukatlıkla mı uğraşmalıyım, böyle bir arada kaldım.
Bunları hayal edebiliyor musunuz?
Sonra şöyle bir şey yaptım.
Ekim 2024'te, yani podcast'a başladıktan bir yıl sonra, o bir yıl böyle dağınık dağınık gitti.
Bu hisle ben artık baş edememeye başladım.
Ya motive olamıyorum, bir şey yapmak istiyorum ama bunu sürdüremiyorum.
O bir yılın acısı Ekim'de çıktı benden.
Ve bence ben depresyona girdim o zaman.
Ya böyle hiçbir şey yemiyordum, zayıfladım.
Hani aşırı derecede modum düşük, mutsuzum.
O kadar mutsuzum ki. Çünkü kendime saygımı kaybettim.
Çok fazla kendime kızıyordum.
Arkadaşlarımın hepsine dedim ki...
Ben en az bir ay yokum.
Bir ay kimseyle konuşmayacağım.
Her gün konuştuğum bir BFF'im var mesela.
Dedim yani düşünün 10 yıldır her gün konuşuyoruz.
9-10 yıldır. Ve kızla diyorum ki ben yokum.
Hani bu benim için büyük bir şeydi o zaman.
İşte dedim inziva yapacağım.
Bir oturup düşüneceğim hani ben ne yapmalıyım diye.
O bir ayda tek bu konuya konsantre oldum.
Avukatlık ve bu konu. Hani sosyal hayatın benim konsantrasyonumu dağıtmasına veya insanların fikir vermesine kendimi kapadım.
Şunu düşündüm. Ben bu işi yapmak istiyor muyum?
İçerik üretmek istiyor muyum?
Bu sürdürülebilir olabilir mi?
Ve ben ne yapabilirim?
Şu an ben podcast bpt ile çalışıyorum.
Onlar yapıyor editimi.
İşte her ay danışmanlık veriyorlar podcast ile ilgili.
Mesela benim böyle bir şeyden hani podcast ile ilgili danışmanlık diye bir şeyden hiç haberim yoktu.
O bir ay konsantre oldum.
Ne yapsam diye düşündüm dedim ya.
O sırada buldum. O günden beri de o bir ay bana o kadar iyi geldi ki.
Çok kötü hissediyordum bu arada.
Ama oradan çok iyi bir şekilde çıktım konsantre olduğum için.
Ve o günden beri de 9 aydır aksatmadan full fokus, disiplinli bir şekilde devam ediyorum.
Şimdi abla motivasyon, abla motivasyon.
Bu hikayede motivasyon...
Nerede? Bu hikayenin neresinde motivasyon var?
Hiçbir yerinde yok biliyor musunuz?
Bazen insanın çok daha fazla içinden geliyor.
Enerjisi yüksek oluyor.
Ben iki gündür üç bölüm çektim mesela ama bir yıldır bu kaç defa oldu dersen ilk kez oluyor.
Böyle zamanlar nadiren olabilir ama bazen de hiçbir şey çekesim gelmiyor.
Hiçbir şey çekesimin gelmediği çok daha fazla kez oldu.
Yine de devam ediyorum çünkü motivasyon aramıyorum artık ben bu işte.
Ben kendimi disipline ettim.
Burada danışmanlık almam da çok etkili oldu bu arada.
Her ay ona ücret ödeyince kendini daha iyi disipline ediyorsun.
Editleri ben yapsam salardım muhtemelen bazen.
Şuna da karşı değilim. Yani bazen disipline olmak için gerekirse para vermeyi göze almak gerekiyor.
Spor salona yazılmak gibi bir şey bu.
İşte o bir yıl dağınık...
Çalıştığım zamanda hep motivasyon aradım.
Ve motivasyon aramak, arada bulup sonra motive olamadığında daha beter bir düşüş yaşamak beni aşırı yıprattı.
Dediğim gibi ne zaman ben kendimi terbiye ettim, disipline oldum o zaman sürekli sağladım.
Bu motivasyonla ilgili mesela insanlara bakmayın, kıyaslamayın diyorum ya.
Bunun aslında en büyük sebebi hani benimle de kıyaslamayın.
Çünkü sebebi şu, o motive gözüken insanlar belli bir noktaya gelmiş insanlar.
Bakın geçen bir video izliyordum.
YouTube kanalında 200 bin abonesi var.
1 milyon olmak istiyorlarmış Ceyda Ateş'le eşi.
Eşi de iş adamı yani hani boş bir adam değil kafası basan bir adam.
Adam diyor ki bence 1 milyon olmamız hiç zor değil.
O kadar şaşırdım ki bunu duyunca hani daha 200 binsin.
Ama adam diyor ki izleyenlerin yüzde bilmem kaçı abone olsa 1 milyon oluruz zaten diyor.
Abi 200.000'in 5 katı, yani 5 tane daha 200.000 olman gerekiyor.
200.000'e sen 2 yılda geldiysen 10 yılda gidebiliyorsun 1 milyona mantıken düşünürsen.
Tabii ki oradaki istatistik farklı daha inmelenerek gidiyor da.
Ama adam hiç zor değil diyor, hani böyle bakıyor düşünebiliyor musunuz?
Ben de öyleyim mesela, benim 2000 takipçim olmuştu.
O 2000'i ama hani gerçekten bir yerim yırtılı yani o 2000 olana kadar.
2000 gerçek kişi.
Çünkü gelenler olduğu kadar gidenler de çok fazla.
Zaten gidenler olmasa şu an iki katı falan olurdu hesabım.
Neyse ben o 2000'i gördüm ya.
Dedim ki ben bunu 2000 yaptıysam 200.000 de yaparım.
Ama 20 kişi varken 2000'i yapabileceğine inancın daha az oluyor.
Ya böyle bazı sınırlar var.
Herhangi bir yolda. Yani ben bunu içerikle, takipçiyle verdim ama her yolda bu böyle.
Bazı kırılma anları var.
O kırılma anlarını geçtikten sonra her şey çok daha kolay ilerliyor.
Mesela ben şu an podcastta motive gözüküyorum değil mi?
Çünkü artık belli bir noktaya geldim.
Bazı kırılım anlarını yaşadım.
Dinlenme sayısına baktığımda üzülmüyorum.
Dinlendikçe daha çok çekesim geliyor.
O yüzden benim motivasyonum artıyor.
Ama işin en başında ortada hiçbir şey yokken insanın kendini...
Disipline etmesi de motivasyon bulması da çok zor.
En başta emek vermeniz gereken zamanda da o an düşünmeyeceksin.
O anı hiç takmayacaksın kafaya.
Yarını da takmayacaksın.
Sadece ulaşmak istediğin son noktayı düşünmen gerekiyor bence.
Ve ona inanmamız gerekiyor.
İnanmadığın bir şey de zaten sen bir şeye inanmıyorsan o enerji de öyle yayılacağı için o şeyi sürdürmen mümkün değil.
Ben podcast'e hep inanıyordum.
Hep arada anlatıyorum.
Bir gün bunun iyi bir yere geleceğini ben biliyordum.
Bunu böyle egosal bir yerden ya da aşırı özgüvenli bir yerden söylemiyorum.
Ben bazı adımlarımı bile ona göre attım hayattaki.
İnsanlarla olan iletişimimdeki.
Hala da ona göre atıyorum.
Şimdi 50 ilk buluşmada anlatacağım size.
Daha önce 50 ilk buluşma 6.30'da da anlattım mesela.
Bazen insanlarla kurduğum ilişkide bile buna dikkat ediyorum.
Ve önceden de ediyordum. Ortada hiçbir şey yokken de ediyordum.
Çünkü bir gün bunun iyi bir yere geleceğini biliyordum.
Buna inandığım için sürdürebiliyorum zaten.
İnsanın inanmadığı bir şeye emeğini, zamanı sürdürülebilir kılması mümkün değil.
Ya benimle dalga geçiyordu herkes başladığımda.
Anlattım daha önce. Arkadaşlarım takmıyordu.
Kardeşim mesela hala dinlemiyor.
İşte tanıdıklarım bir şeyler diyordu.
İnstagram'a falan hani kulağıma geliyordu anladınız mı?
Böyle şeyler duyuluyor. Ben sadece şunu düşünüyordum.
Utanacaklar böyle düşündükleri için.
Ama böyle bunu hani hırslı bir yerden veya utanacaklar böyle düşündükleri için böyle...
tırnaklarımı kemirerek de söylemiyordum.
Sadece çok rahattım ve diyordum tamam utanacaklar böyle düşündükleri için.
Ve ne oldu biliyor musunuz? Hani utandılar mı bilmiyorum ama şimdi o dalga geçen insanlar Reels videonundan takip ediyor.
Görüyorum. Hani takip eden insan eğer keşfetine düştüysen sen o insanın ve işte keşfetine düştün Reels'e tıkladı, Reels'i izledi.
Oradan sana geldiyse o takipçi takipçinin o şekilde geldiğine dair bildirim geliyor.
İşte Reels videonundan seni takip etmeye başladı diye.
Ve inanın böyle Sayısız insan var şu anda.
Benle zamanında dalga geçip benim Reels videomdan beni takip etmeye başlayan.
E ne oldu abi? Ben onları dinlesem, utansam, demotive olsam bugünkü veya yarınki yerlere ulaşamayacaktım.
O yüzden siz kafanızda inandığınız bir şey varsa bunun için motivasyonu da beklemeyin.
İnsanların sizi demotive etmesine de izin vermeyin.
Ama şöyle bir şey de var. Kimseye de sırtınızı yaslamayın.
Bir fikir karşısında siz dik durursanız zaten kimse ağzını açamıyor.
Arkandan konuşuyorlar en fazla.
Onları da görüyoruz işte sonu nereye bağlanıyor.
Bence bu podcast sürecim motivasyon değil, disiplini aramamız gerektiğine ilişkin çok iyi bir örnek.
Ben bundan sonra hiçbir konuda motivasyon aramamaya başladım.
Hep disiplinin peşindeyim.
Kendimi disiplin etmenin derdindeyim.
Spora da mesela bu ara çok zor gidiyorum.
Hayata karşı genel olarak hani yazdan mıdır neydendir bilmiyorum.
Ama zorlanıyorum yani normalde sevdiğim bir şey olmasına rağmen.
Ama her pazar şunu düşünüyorum.
Bugün de antrenman yaparsam bu hafta işte atıyorum 3 antrenman yapmış olacağım.
Ama bugün antrenman yapmazsam bu haftayı 2 antrenmanla kapamış olacağım.
O aradaki bu hafta kaç kez spora...
Biz sanıyoruz ki bir noktada rahata erişeceğiz.
Bir noktada her şeyi severek yapacağız.
İşimizi full motivasyon devam ettireceğiz.
Spora düzenli gideceğiz.
Mesela ben eve çıkınca böyle her şeyi çok isterek yapacağımızı sanıyordum.
Hayır abi öyle bir şey yok.
İnsanın ruh hali hep değişiyor.
Bir kere biz çok fazla olayın yaşandığı bir ülkedeyiz.
Farkında olmasak da...
Bu bile bize bir yorgunluk veriyor.
Yok kış miskinliği, yok yazma içmesi ekleniyor buna.
E hayat hep böyle geçecek.
Biz bunlara motivasyon ararken yıllar, günler, saatler o kadar hızlı geçiyor ki yani ben inanamıyorum artık.
O yüzden bizim hayatın hep böyle geçeceğini yani hep bir mücadeleyle geçeceğini kabul etmemiz gerekiyor bence.
Biz buna direnince yani mücadelenin bu yolun bir doğalı olduğuna direnince hep kendimizi yetersiz hissediyoruz.
Ya herkes motive ama ben değilim falan gibi geliyor.
Mesela benim spor storylerim.
Zorla gittiğimde özellikle story atıyorum.
Story atıyorum ki birisi yerinden kalkıp spora gitsin diye.
Ha bir ki ben de zorla gittim.
Ama gören kişi şey diyordur hani ya bu kızda da ne motivasyon var falan diyordur.
İçerik üreticileri için yaptığın şeyi paylaşabilmek ya bir motivasyon tamam mı?
Bu bir gerçek. Yani podcast mesela.
Belki de benim yaşadığım bir şey üzerine...
Daha fazla düşünmemi sağlıyor.
Çünkü ben burada size anlatacağım için motive oluyorum, mutlu oluyorum.
Veya story çekeceksem bir parlatıcı sürmeye motivasyonum oluyor.
O yüzden içerik üreticilerle kendinizi hiçbir zaman kıyaslamayın.
Çünkü siz o işi yapmıyorsunuz.
Sizin aynı konularda motivasyon bulmanız o yüzden mümkün değil.
Ama siz kendinize göre bir motivasyon bulabilirsiniz böyle ufak ufak.
Mesela spor kıyafetleri beni çok motive ediyor.
Bir işi yaparken sonunda kazanacağım para mesela beni motive ediyor.
İş kurmak, iş büyütmek, sürdürmek mesela bunlar en zor kısımlar.
Ama o para akışı başlayınca insanın motivasyonu çok artıyor.
Yani motivasyon en başta bulunan ve ona bağlı olarak yola çıkılan bir araç değil bence.
Motivasyon yolun devamında senin o sürecine kıvılcım çakan bir şey.
Bir de şöyle bir şey var. Bence bunu çok göz ardı ediyoruz.
Bazı insanların motivasyon bekleme lüksü yok.
Benim yakın arkadaşlarımın hepsi mesela ailelerinden falan hep bir şeyler kalacak.
Bir şekilde hayatları garanti olan insanlar tamam mı?
Hani ben de hani bakınca tamam çok şükür yani bir şey diyemem.
Ama açıkçası benim...
Hayatım garanti değil.
Yani ailem bana o güveni vermiyor.
Sırtımı yaslayamam hiçbir zaman.
Avukatlıktan iğreniyorum mesela ben.
Bilen biliyor. Artık çoğunuz biliyorsunuz.
Bırakmak istiyorum ve yani diyorum ki bakın hani son bir yıldır aklına bu düşünce var.
Ya diyorum şunu bırakabilsem, şu sosyal medyaya bir full fokus odaklanabilsem kafamda hiçbir şey olmadan eminim çok daha böyle çığ gibi büyüyecek.
Ama bunu yapamıyorum avukatlık çok vakit aldığı için.
Artık kafaya koydum tamam mı?
Dedim ki ben ailemden yardım isteyeceğim.
Babama dedim bana 3 ay yardımcı olur musun?
Bak dedim sadece 3 ay istiyorum senden.
İş kuruyorum gibi düşün.
Ben yeni dosya almayayım.
Hani dışarı falan da çıkmam çok.
Hani geçimim için minimumda takılırım.
Ama o 3 ay sen hani benim masraflarımı karşıla.
Kabul etmedi biliyor musunuz?
Hani karşılamam dedi.
Ya insanlar çocuklarını iş kuruyor ya.
Ya milyonlar batırıyor millet.
Bak milyonlar batırıyor.
Ya ben ne dosyalar görüyorum.
Adam her şeyi kumarda kaybediyor.
Bahis oynuyor, dolandırıcıya kaptırıyor.
Ama o insanlara bile aileleri destek oluyor.
Ya da ne bileyim bir düğün yapıyor, ev alıyor.
Hani benim orada istediğim o 3 aylık para bunun yanında hiçbir şey değil.
Ama yani başka şeylere harcamayı tercih ediyorlar.
Okey hani o da onların tercihi.
Artık kızmıyorum. Ama ben şunun farkındayım.
Ben kendim kendime bir çıkış yolu bulmak zorundayım.
Ya ben yalnızım bak. Benim eşim de yok, sevgilim bile yok şu anda.
Ailem de destek olmuyor.
Ben bu hayatta yalnızım ha.
Ben kendi çıkış yolumu kendim bulmaktan başka benim şu an hiçbir çarem yok.
O zaman benim ne düşünmem gerekiyor?
Benim sahip olduğum şeyler neler?
Elimde neler var? Becerebileceğim şeyler neler?
Arkamda olan ne var olmayan ne var.
E ben şimdi burada işte yakın bir arkadaşımla kendimi bir tutabilir miyim?
İşte bana diyelim ki şey dedi.
Ya kanka hiç işe gidesim yok.
Hani bu ay hiç iş alasım yok dedi.
Ben şey diyebilir miyim orada?
Ya aynen ya yatış bu ay yatalım.
Ben bunu diyebilecek bir konumda değilim.
Çünkü benim böyle bir lüksüm yok.
O demotive olma lüksüm yok.
Ben kendimi var etmek zorundaysam.
Ya bu konuda önceden nasıl diyeyim?
Hani hayata kırgındım tamam mı?
Aynı çevrede büyüyüp hani farklı bir ilerleyiş sağladığım için hani aslında aileden de aynı şartlara sahip olmama rağmen benim ailem farklı tercihler yaptığı için ben hayata kırgındım,
aileme kızıyordum falan.
Ama artık bunların hepsini hallettim.
Hiçbir olumsuz hissim kalmadı.
Zaten ilk bölümü dinleyenler fark eder.
Orada tüm bu kırgınlıklarımı, kızgınlıklarımı falan hep anlatıyorum.
Artık şey düşünüyorum hani eminim vardır bir sebebi.
Benim derdim şu an kendi istediğim hayatı kendim yaratmakta.
Zaten ailesinden dolayı şanslı olup ileride olan insanlar dikkat ettiyseniz hani böyle çok tırmalamaz.
Hep aynı ivmede gider.
Hani belli standardı olur onu korur.
Böyle çok üzerine çok çıkmazlar.
Ama ailesinden böyle şeyler göremeyen insanlar öyle bir tırmalar ki senin o sahip olduğun standardı da geçer.
Ben hiçbir şey görmedim değil benden daha göremeyen veya...
kötü şekilde büyümüş insanlar var mesela.
Onlar beni geçmiş durumda.
Ben de bu çıkarımları oradan yapıyorum yani.
Veya hayatta genel olarak baktığımda.
Şimdi ben ne yapayım?
Hani babam kabul etmedi diye.
Ay benim canım sıkıldı. Motivasyonum kırıldı.
Ben bu sosyal medya işinden tamamen vazgeçeyim.
Podcast'ı da bırakayım. Çekip gideyim.
diyeyim yani. Motivasyonu ararsam yapacağım şey bu olurdu.
Ama hayır. Bir şey istiyorsak bunu hiçbir şekilde dış bir etmene bağlı kılmamamız gerekiyor.
Yani burada kendimiz var olmamız ve kendimiz bunun için emek göstermemiz gerekiyor.
Ne Türkiye'nin mevcut durumu, ekonominin kötüye gitmesi, ne ailenin destek olmaması.
Abi hiçbir lüksün yok.
Millet sıfırdan neler yapıyor?
Yani tarihte hep sıfırdan yapan insanlar vardı.
Hala da var. Sen burada ağlayıp zırlarken birileri sıfırdan bir şeyler inşa ediyor.
İnan zaten sen burada bir şey için motivasyon arıyorsan hayatın sillesini yememişsin ki o motivasyonu arıyorsun.
Bir de şunu söyleyebilirim.
Biz insanız ve çok küçük bir parçasıyız ya tüm kainatın.
Ama yani şöyle bir yanılgıya düşüyoruz.
Her şeyi öngörebileceğimizi sanıyoruz.
Atıyorum hayatım boyunca ev alamam bu ekonomide.
O yüzden uğraşmayacağım falan diyoruz.
Ya bunu sen bilemezsin.
Mucizelere inan 777 falan demiyorum burada.
Tamamen realistik bir şeyden bahsediyorum.
Bazen bazı şeyler öyle bir yolunu buluyor ki, öyle bir hayat seni oraya götürüyor ve hayat sana o fırsata hazırlıyor ki ya böyle var ya inanamıyorsun.
Bir kanun değişir, bir yönetim gelir, bir fırsat çıkar, bir kriz biter.
Hani bunların hepsini yaşayabiliriz ve hiçbirini yani ileride ne olacağını öngöremeyiz.
Anladınız mı? Dünyada sonsuz ihtimal var.
Manifest bölümünde anlatmıştım mesela.
Ya ben de araba alamam falan diye düşünüyordum.
Çok iyi bir ödeme yöntemi denk geldi bir bayide.
Tek o bayide varmış falan.
Öyle olabilir. Ama ben hani böyle ya zaten araba alamam falan diye devam etseydim ki öyle diyordum uzun süre.
Bu yüzden demotive olsaydım o yöntemle hiç karşılaşamazdım.
O yüzden anlık ülke ve ekonomi durumlarını, genel bir umutsuzluk yayılmasını.
İzin vermeyin kendi bünyenizde.
Yani kendi bünyenizdeki o umutsuzluktan kurtulun.
Herkes çok mutsuz. Herkes umutsuz.
Siz bundan demotive olur.
Her şeyi salarsanız o sırada umutsuz insanlar çalışmaya devam eder.
Yarın bir gün hepsi istediği yere gelir.
Mal gibi baka kalırsınız.
Bakın bunlar gerçek şeyler.
Ya ben bunların çoğunu yaşadığım için tecrübeyle sabit anlatıyorum.
Çoğunuzun benden küçük olduğunu biliyorum.
O yüzden böyle biraz emin emin konuşuyorum.
Çünkü önceki yaşlarımda ben de farkında değildim bunun.
Geçen hava aşırı sıcaktı.
Ben de spor salonuna gidiyordum.
Yürüyorum işte böyle ya dedim hani bu sıcakta spora gidiyorum.
Helal olsun ya falan oldum.
Sonra düşündüm. Dedim ne diyorsun ya?
Şu an sen bu sıcakta klimalı spor salonuna evinin bahçesinden yürüyerek 3 dakikada ulaşabiliyorsan kendi evin var.
Öğle vakti spora gitme imkanın var.
Hani buna imkanın var. Bir de gözlerin, ellerin, uzuvların bunları zaten saymıyorum.
Bunlar bambaşka bir şükür sebebi.
Sonra işte atıyorum spor sonrası karnı doyurabileceğin bir buzdolabın var ve içi dolu.
Ya sen bunlara sahipsen muhtemelen dünyanın %80'inden daha şanslısın o anda.
Senin bunu zaten yapman gerekiyor.
Ben artık şöyle düşünüyorum.
Hayatta bazı ayrıcalıklarımız, bazı şanslarımız varsa...
Hatta yeteneklerimiz varsa ya bunları layığıyla kullanmak da bizim bu hayata borçlu olduğumuz şeylerden birisi bence.
Bizim nesilde kesinlikle bir şükür eksikliği var.
Hep eksik olanı, hep negatif olanı görüyoruz.
Twitter ve Instagram yüzünden o da.
Beynimiz bizim böyle çalışıyor artık.
Ama cidden bir şeylere şükredip şımarıklık yapmayı bırakmamız gerekiyor bence.
Kendime de söylüyorum bunu hep.
Düşünüyorum mesela üniversitede yazın evde yatıyordum devamlı.
Yok canım hiçbir şey yapmak istemiyor.
falan hani motivasyon aradığım zamanlardı işte ya bu nasıl bir şımarıklık sen yaz tatilindesin okul derdin yok iş derdin yok hayatının en rahat zamanlarındasın gençsin ne demek motivasyon aramak
ya ne demek motivasyonum yok demek bunlar çok Şımarık söylemler geliyor şu anda.
Keşke tekrar dönebilsem o 4 yaz boyunca o 4 yaza tekrar dönebilsem gerçekten çok güzel şeyler yapardım ya.
Ertelemeyi bırakmakla ilgili ve üşengeçlikle ilgili bölümlerde de anlattım.
Atomik Alışkanlıklar diye bir kitap var biliyorsunuzdur.
O kitabı okuyun ve not alarak okuyup uygulayın arkadaşlar.
Bakın gerçekten mutlaka öneriyorum çok iyi bir kitap.
Bir de 5 Saniye Kuralı diye bir kitap var.
O kitabı almanıza gerek yok.
Çok tekrarı düşüyor. Hani çok gaza gelmek istiyorsanız alın ama YouTube'dan video falan izleyebilirsiniz içeriğiyle ilgili.
Bu iki kitap bu konularda bayağı işe yarıyor.
Benim son iki yılda kendime kattığım bazı alışkanlıkları edinmemi sağladı veya böyle zihnimin çalışma şeklinde katkılar sundu.
Ama en işe yarayan şey insanın kendi hayat yolunu çizmesi bence.
İki aylık kalkınma planında sağlıklı beslenmeye söz verdim ya ben.
Yapamıyorum. Yok yani.
Hani bu işi ben beceremiyorum.
Hayatta sürdüremediğim şeylerden birisi.
Ayrı eve çıkınca hepten bozuldu düzenim.
Başta yemek falan yapıyordum ama sürdüremiyorum.
E ben burada ne yapayım şimdi?
Motivasyon araman benim doğal bir şey olur mu?
Kendimi terbiye etmeye çalışıyorum işte.
Kendi zihninizi en iyi siz tanırsınız.
Ben mesela şöyle düşünüyorum.
İyi geliyor. Gelecekteki halim şu anki halime nasıl bakardı?
Ne derdi? McDonald's yemek istiyorum mesela.
Diyorum ki gelecekte benim olmak istediğim kişi bu McDonald's'ı yer miydi?
Veya bugün spora gider miydi?
Ya da daha çok çalışmak istiyorum.
Avukatlığı bırakıp başka bir iş kurmak istiyorum.
Bunu da sürdüremiyorum bir türlü.
Ya bu zaten iki yıl oldu.
Bakın Ağustos 2023'tü.
Ben avukatlığı bırakmaya karar verdim.
Ağustos 2025'teyiz.
Ben lanet olsun hala beceremedim bunu bırakmayı.
O istikrarı, disiplini sağlayamadım.
Ama düşünüyorum işte 2026 yazında ben nerede olmak istiyorum?
Ya Zeynep nerede olmak istiyor?
Mesela bu yaz hiç tatil yapamadım.
Şimdi iki buçuk günlüğüne tatil yapacağım.
Düşünüyorum diyorum ki 2026 yazında ben tekne tatili yapmak istiyorum ve bunu kafam rahat hiçbir şey düşünmeden istediğim kadar yapmak istiyorum.
O zaman ben bu yaz tatil yapmamaktan feragat ediyorum veya bunu minimuma indiriyorum.
Ne yapmam lazım? İşte bunları bunları yapmam lazım.
Bu tabii yani şöyle şimdi bunu garanti edemem çünkü bu benim deneyimlediğim bir yol değil.
Daha doğrusu şu an hala deneyimlemekte olduğum bir yol ama Nereden başlayacağımı bilmediğim bir zamandayım ya şu anda.
Şunu biliyorum. En iyi şey bir şeyleri kurcalamak oluyor.
Siz de mesela bir şey istiyorsunuz ama nereden başladığınızı bilmiyorsunuz.
İşte o başlama motivasyonu bulamıyorsunuz ya.
Bakın dümdüz Google'a aklındakileri yazın.
Video izleyin, kurcalayın.
Ya bir şeyi kurcaladıkça başka şey geliyor insanın aklına.
Veya sen bir şeyi bir ortamda söylediğinde o kişi sana onunla ilgili bir fikir veriyor.
Sen o enerjiye girdiğinde onunla ilgili şeyler karşına çıkıyor.
Mesela en basitinden ben bu bölüme başlarken bölümün devamında ne konuşacağımla ilgili hiçbir fikrim olmuyor.
Yani kafamda bir konu belirliyorum.
Ara ara... Notlar alıyorum evet ama böyle genel bölümle ilgili hiçbir şey belli olmuyor.
Ben ama buna başladığımda o bölüm kendi kendini tamamlıyor.
Aslında büyük şeylerde de bu hep böyle oluyor.
Önemli olan o yola başlayabilmek.
Şimdi zihnimin diğer bir çalışma yolda şu.
Bunu yıllar önce Twitter'da biri yazmıştı.
En büyük motivasyonum diye.
Bu geri zekalı bile yaptıysa ben de yaparım.
Bakın bu kadar basit.
Podcast'ta mı başlamak istiyorsun mesela?
Bu gerizekalı demenin de.
Zeynep bile yaptıysa ben de yaparım de.
Çünkü Zeynep de sıfırdaydı.
Zeynep de seninle aynı problemleri yaşadı.
O bile yapıyorsa hala sen de yapabilirsin.
Geçen bir kıza denk geldim bir podcast hesabına.
Kızın aşırı çok takipçisi var.
Benim kaç katım bilmiyorum. Ama kızın podcastlerini hiç sevmedim.
Dedim ulan yani bu bile yaptıysa ben ortalama...
Şaka şaka. Neyse bölümü Büyük Üstat Teoman'ın röportajıyla kapatmak istiyorum.
Instagram bilinç.akışı.podcast, YouTube, Apple Podcast artık her yerden dinlemeseniz bile YouTube'dan, Apple'dan lütfen oralardan da takip edin.
Bu da önemliymiş çünkü. Teoman'ın ekip arkadaşlarına söylediği bir şey.
Bunu aylar önce izledim ve her böyle motivasyon aradığımda aklıma geliyor.
Mesela bir prova yapacaklar, bir şey yapacaklar.
Çalışacaklarında ekip arkadaşlarını çatava yapıyormuş bazen.
Hani üşeniyorlar muhtemelen, istemiyorlar o an.
Motive değiller. Teoman onlara diyormuş ki...
Bugün Orhan Pamuk ne yaptı biliyor musunuz?
8 saat roman yazdı.
Haftaya görüşürüz.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
