
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Her gün heyecanla uyanmamı sağlayan bi düşünce keşfettim 🥹♥️ Geç kalmış olmak diye bir şey yok; kendi ritmimiz bizi en güzel yerlere götürüyor!!!!🫰🦋
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Her nasip vaktine esirdir diye bir söz duydunuz mu hiç?
Ben bunu ilk duyduğumda of nasip neden bu kadar krocasın olmuştum.
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem...
Bayan Manifest Bakanı. Sevmediğim mesleğimi...
Astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma teklifini o kadar özledim ki...
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde dinliyorsanız Bilinç Akışı Podcast'ın 58.
bölümüne hoş geldiniz.
Her nasip vaktine esirdir.
Aşırı İslamik değil mi?
Ben bu sözü böyle ne zaman duydum?
18 yaşında falan duymuştum ve çok şey gelmişti.
Oha ne kadar güzel bir söz.
Ama şu an biraz İslamik geliyor.
Ya bu arada bir şey diyeceğim.
Ben İslamik bir insan değilim.
Bazen hani gelen DM'lerden öyle zannedildiğimi falan fark ediyorum.
Arada dediğim şeylerden dolayı muhtemelen.
Hatta benim yakın bir erkek arkadaşım var bunu daha önce de söylemiştim.
Neyse geçen şeydeyiz bir yerdeyiz voleybola gidiyoruz biz işte maç falan yapıyoruz.
İlk kez girdiğimiz bir ortam.
Orada da bizi çift sanmasınlar diye ben bir şeyler dedim tamam mı?
Hani çünkü yakın erkek arkadaşın bazen kısmetini kapatabilir ya.
Böyle şey diyorum hani biz eş değiliz ya falan diyorum.
Bana diyor ki ne yapayım ben senin gibi İslamik bir insanım zaten diyor.
Ya o bile böyle. söyle. Ya İslamik falan değilim ya.
Protest tırnaklarımı çıkarttıramadım bir aydır.
İslamik bir insan bunu yapmazdı.
Ama ben şimdi gidip ona para vermek istemiyorum yani.
O yüzden devamlı kesiyorum. Zaten yarısına geldi.
Bu arada evde çıkartılabiliyor yani.
Kendisi çıkartabilirsiniz. Geçenlerde ben çıkartmıştım.
Şimdi de yine çıkartacağım.
Çünkü bunu çıkartmak için falan muhtemelen 500 lira.
gibi bir şey istiyorlar. Hiç çok manasız bir para.
Neyse bu söze geleceğim ama asıl bu bölüm başlığı nasıl?
Böyle derin bir ironi barındırıyor bence.
Anonim bir söz sanırım.
Twitter'da görmüştüm. Yani Twitter'da bu şekilde görmedim de böyle şey gibi bir şey görmüştüm.
Hani koşsan da yetişemezsin şayet yazılmadıysa gibi böyle kroca bir şekilde görmüştüm.
O yüzden kredit veremiyorum.
Koşmasaydım yetişecektim olarak Bilginç Akışı Podcast tescilhanesine yazıyorum.
Abla konuya gir artık. Bu bölümü ben bir hafta önce bir gece vakti kafamda çektim tamam mı?
Şöyle plaj voleybolu maçımız vardı işte.
Ben de o gün arabayla gitmek istemedim.
Çok trafik oluyordu. Dedim ofisten gideyim sonra metrobüste ofise döner ofiste kalırım.
Zaten diğer gün iş var yine.
Hani eve git gel yapmam.
Neyse gittim dönüşte de arkadaşım beni metrobüste bırakacak.
Airdrop'la... Fotoğrafları almaya çalışıyorum ben de o beni götürene kadar.
Ama fotoğraflar bir türlü gelmiyor.
Hani bazen takılıyor ya bu airdrop zaten bunu da anlamıyorum.
Yıl olmuş 2025. Yani bluetooth bile daha iyi çalışıyordu zamanında ya.
Fotoğraflar o kadar uzun süre gelmedi ki.
Hani biz sağa çektik bununla uğraşıyoruz gece gece.
Neyse sonra bindim metrobüse indim.
Bayağıdır da kullanmıyordum metrobüste ofise gitme işini.
O yüzden yanlış çıkıştan çıkmışım.
Ofise yürüme yolum uzadı biraz.
Sonra ofise giden yolda, sitenin girişinde yani, sokak köpeği gördüm.
Böyle bir yanında da bir tane çocuk vardı.
Bir endişelendim ben.
Sonra çocuk gelince rahatladım hani demek ki sahipli diye.
Yürüyorum, onlar da yürüyor.
Bir noktada beraber yürümeye başladık.
Sonra muhabbet ettik falan. Sahiplenmiş işte çocuk köpeği.
Çocuk da böyle hani tatlı bir tipti tamam mı?
Hoşuma gitti. Onun da hoşuna gitti bence.
Zaten şöyle bir şey oluyor bence.
Size de oluyor mu bilmiyorum. Ama hani yılların verdiği flört tecrübesiyle artık...
Bir insanla geçirdiğin ilk 10 dakikada falan onun into you denir ya böyle hani sana doğru mu diyeyim.
Yani senden hoşlanıp hoşlanmama potansiyeli olup olmadığını anlıyorsun bence.
Bu da öyle oldu yani o yüzden bence onun da hoşuna gitti diye düşünüyorum.
Bir de düşünsenize gece gece köpeği dolaştırırken karanlıklardan bir kız geliyor muhabbet ederek yürüyorsun.
Hani tatlı bir olaydı.
Tasması takıl değildi köpeğin o sırada.
Ben de işte tedirgin oldum uzaktan görünce falan dedim.
Ya takayım dedi. Yok yok diyorum.
Ondan sonra işte sevmek ister misin diyor.
Yok diyorum. Hani mala bağladım böyle anladınız mı?
Ya birinden hoşlanınca mallaşırsınız ya.
Gerçekten oydun ve ben bunu çok yapıyorum ya.
Köpeğin adını sordum çocuğun adını sormadım.
Ama o da bana sormadı. Ama onun davranışlarından yani nasıl diyeyim?
O an muhabbeti uzatmak istiyordu bence.
Bunu dinlerse yani bir tesadüfen bir yerde dinlersen çocuk belki diyecek ki şizofren bu kız.
Bence ama benim hissime göre muhabbeti uzatmak istiyordu.
Sadece şunu hesap edemedim.
Yürüyoruz ya bizim site böyle sırayla sokak sokak devam ediyor.
Benim sokağa geldik.
Ben böyle çat diye işte tamam iyi geceler deyip gittim.
Çocuk şaşırdı bakın. Bunun yüzünde gördüm.
Orada hesap edemediği şey daha yürüyeceğiz sandı bence.
Hani benim sokağımın birden geleceğini düşünemedi gibime geldi.
Ben de normalde eskiden olsa hani ya burada mı oturuyorsun adın ne falan böyle muhabbete girerdim.
Ya da o sokağın benim sokağım olduğunu çaktırmaz ve ileri doğru yürümeye devam ederdim.
Bakın size yemin ederim o an ben Zeynep olarak iç sesimi kaybettim.
İç sesim kime dönüştü biliyor musunuz?
İlişki koçu bala. Böyle diyor ya işte muhabbetin en güzel yerinde benim kalkmam lazım falan deyin.
Hani gizemli olun üstüne gitmeyin kimsenin diyor mesela.
O an böyle birden bunlar kafamın içinde üşüştü sanki.
Ve çocuğu da beğendiğim için beynim durdu.
Mal gibi arkamı dönüp gittim.
Hani orada şunu hesap edemedim ben de.
Hani o an tanışmazsak başka şansımız yok.
Hani burasını es geçtim.
Şey düşünüyorum tamam ya nasipse denk geliriz bir daha.
Hani böyle bir rahatlık. Çocuk sevmek ister misin falan diyor.
Hani şey yapmaya çalışıyor yani belli ki beni orada tutmaya çalışıyor.
Ben yok ya iyi geceler deyip gidiyorum.
Ya of! Ama şöyle bir şey de vardı o an.
İki saat plaj voleybolu oynamışım.
Leş gibiyim. Her yerim kumlu falan.
Üstümde elbise var. İş elbisem ama yani işte giydiğim elbisem.
Ama altında kumlu tight bra böyle hani iğrenç hissediyorum.
Orada bir 10 dakikam olsaydı böyle duş alıp geri gelebilseydim zamanı durdurup kelebek olurdum gerçekten.
Neyse. Sonra şunu düşündüm.
O gün arabayla gitmemem, arkadaşımla sağ çekip telefonla uğraşmamız böyle 15 dakika falan, yanlış çıkıştan çıkıp yolu uzatmam.
Yani her şey ama her şey site girişinde o çocukla karşılaşmamız sağladı.
Çünkü böyle tam dan dan denk geldik aynı anda.
Koşmadım ve yetiştim aslında.
Aşırı hoşuma gitti bu durum.
Ya dedim hani... Hayatın zamanlaması ne kadar garip.
Müthiş bir düzen içinde işliyor.
Bunları düşündüm. 3 dakika gördüğüm elemana yüklediğim anlamlar.
Hayır tabii ki. O sadece bir vesile oldu bunları fark etmem için.
Böyle işte bir yere geç kalırsın.
Vardır bir hayır dersin.
Bir şey unutur eve dönersin.
Hani söylenirsin ama tamam ya belki bir kazadan korumuştur diye düşünürsün.
Bunlar çok okey. Hani düşündüğümüz şeyler.
Ama günlük hayatın ritminde o kendi ritmimizin bizi götürdüğü bir yer olduğunu fark etmek başka bir his oldu.
Anlatamıyorum. Anlatamıyorsan niye bölümü yapıyorsun?
Ya heyecanlandım yani hayata karşı.
Anladınız mı? Hani tek aşk ilişki falan da değil.
Düşünüyorum mesela. Ya diyorum hani bugün beni kim bilir neler bekliyor ya.
Böyle alelade gittiğim bir yerde güzel bir şey olabilir.
Milyonluk dava gelebilir.
Hayat bir an çünkü. Hani zamanlamayla ilgili hiçbir şeyden şikayet etmemek lazım aslında.
Anda kalıp bu an, bugün, bu akşam bana neler yaşatacak bakalım diye böyle bir heyecan duyar hale geldim.
Sonra o çocuğu bir daha görmedim bu arada.
Bir hafta falan oldu herhalde ben onu görelim.
Burası da konuya dahil.
Şimdi koşup yetişemediğim yere geliyoruz.
Çocuğun köpeği vardı dedim ya.
Zaten çocukla kafamdaki tek bilgi köpeğinin olması.
İşte ben de köpeği olan arkadaşıma soruyorum ya.
Köpek kaç saatte bir gezdiriliyor falan diye bilgi almaya çalışıyorum.
Ona göre bir hesap yapıp birkaç kez dolandım sitede.
Ama yok yani göremedim.
Hani belki arka sokağımda oturuyor bu arada.
Ama... Denk gelemedim hiç.
İşte dediğim gibi koştum ve yetişemedim.
Anladınız mı? Ya istesem bulurum aslında o çocuğu.
Bizim sitenin orada bir veteriner var.
Muhtemelen oraya kayıtlıdır o köpek.
Ona sorsam işte Ares büyük bir köpek falan.
Sahibine de ulaşırım. Ama tabii ki öyle bir şey yapmayacağım.
Siz yapacaksınız.
Gayretepe'de Ares isimli sokak köpeğimsi.
Büyük köpüşün sahibini arıyorum.
Twitter'da yayalım. Bu arada dünya o kadar küçük ki hani...
Ay küçük demişken var ya bu çocuk küçük olabilir.
Ya artık çünkü gerçekten öyle bir hale geldik ki hani biriyle tanışıyorum.
2000'liyse şükrediyorum ya.
2002 falan diyorlar ya Allah'ım.
Neyse dünya gerçekten küçük.
Bu podcastı dinleyenlerin geri dönüşünden bunu anlıyorum.
İşte bilmem neyim bilmem neyim işte oradan arkadaşımın arkadaşıymışsın falan gibi.
Hani dinliyor ama tesadüfen bunu öğreniyor falan.
O yüzden çocuğun bir arkadaşı da dinliyor olabilir mesela.
Dinliyorsa yazsın. Şaka şaka.
Ben hiçbir erkek için böyle adımlar atmıyorum artık.
Zaten düşünsenize yani çocuğa bu şekilde denk geldim dedim.
Atıyorum veterinere sordum veya bunu dinleyen bir çocuğu tanıyormuş falan.
Sapık gibi olurum.
Ya çocuk diyecek ki hani biraz muhabbet ettik ya.
Ne mana? Sevgilim var.
Evliyim falan. Hani düşünsenize.
Çok kötü. Ayrıca şöyle bir şey de var.
O benim sokağımı biliyor.
İstese bulur. Ama belki o da böyle düşünmüştür.
Neyse tapık gibi gözükmek istememiştir.
Neyse arkadaşlar. İşte bu küçük ve tatlı tesadüf.
Bunun üzerine çok anlam yüklemeye gerek yok.
Ama o kattığı küçük şeye odaklanmak lazım.
Günün sonunda bu durum bana bir heyecan verdi.
Hayata dair, yaşamaya dair.
Artık böyle evden çıkarken mutlu çıkıyorum ya.
Hani nedense bilmiyorum.
Diyorum bugün de tatlı şeyler olabilir.
Böyle bir beklentiyle değil de.
O hayata karşı heyecanımı geri kazandım sanki.
Abla Biden yani.
Ama bu arada dediğim gibi tek biriyle karşılaşmak anlamında değil.
Hatta o konuyu kafamda bayağı saldım sanırım ben.
Bence zaten o kadar salmasam öyle kolayca o çocuğa arkamı dönüp gidemezdim.
Muhtemelen bunun da etkisi vardır bir yerlerde.
Ama işte hani her şeye karşı ne bileyim.
Mesela ben daha önce bahsetmiştim böyle.
Yeni arkadaş edinmek gibi şeylere inanmıyordum bir yaştan sonra.
Bakış açım değiştikten sonra hani özellikle şu son 6 ayda falan çok tatlı insanlarla tanıştım.
Ve yenileri için de heyecanlıyım.
Hani böyle bir şey olabilir.
Bir iş çıkar, bir şey olur.
Her şey olur yani. Kendi ritmimizde devam edince, hiçbir şey için acele etmeyince, telaş yapmayınca eminim o ritim bizi olması gereken yere götürüyor.
Ben de yani bir bölüm ağlıyorum ve içinizi karartıyorum.
Diğer bölüm böyle aşırı yüksek bir yerden, yok yaşamaya dair falan Nazım Hikmet'imsi yerlerden abartarak yaşıyorum.
Bu dengesizlik beni de yoruyor.
Ama kabullendim artık.
Bir de tam bölüme girmeden bir story gördüm.
Severek takip ettiğim bir kızın, Elit Çevik diye bir kız.
Konuşmalarını falan bayağı seviyorum.
İşte neyse onun bir storiesini gördüm.
Normalde çok disiplinli biri tamam mı?
Ama şey yazmış işte haftada iki gün burnout yaşıyoruz hepimiz falan demiş.
Var ya içim öyle bir rahatladı ki.
Çünkü daha dün bu konuyu düşünüyordum.
Mesela bugün enerjim iyi ya.
Dün kötüydüm sabah.
Yani uyandım diyorum ya diyorum yeter yoruldum artık hani niye ben böyle bir hafta boyunca stabil bir enerjide kalamıyorum diye düşünüyordum.
İşte dün hani öyle hissederken sonra kendimi zar zor spora götürdüm.
Bildiğin sanki Sims gibi dışarıdan bir kuvvet beni aldı ve götürdü spora.
İşte spora gidince toparladım falan ama dedim hani ya bu normal değil falan diye düşündüm.
Haftada bir gün kesin olarak enerjim böyle düşük oluyor.
İyi hissetmiyorum diye sorguladım.
Kızın bunu yazdığını görmek o yüzden bugün içimi rahatladı.
Tamam dedim. Hani herkes oluyor demek ki.
Yalnız olmadığını bilmek garip bir şekilde iyi geliyor her zaman insana.
Bu arada bu hisleri Instagram'da daha aktif paylaşıyorum.
Hesap büyüdükçe DM'lere dönüş hızım bayağı yavaşladı.
Kardeşim geçen dedi ki nasıl ya dedi.
Hani tüm DM'lere cevap mı veriyorsun?
Böyle şaşırdım. Instagram bilinç.akışı.podcast.
Ve hangi platformdan dinliyorsanız hemen üşenmeyip takip et butonunu basın lütfen.
Neyse ben de kardeşime dedim tabii ki cevap veriyorum.
Hani niye cevap vermeyeyim dedim.
O da dedi ya bunu yapmak zorunda değilsin.
Ayrıca tüm DM'lere dönmen için düzenli olarak, devamlı olarak işsiz olman lazım dedi.
Ben de dedim salak mısın Cemile?
Düşünsenize ya bir insan sizi hiç tanımadan zaman ayırıp oturup DM yazıyor ve size iyi gelecek bir mesaj.
Bunda hiçbir karşılık beklemiyor.
Bunu nereden anlıyorum? Cevap verince şaşırıyorsunuz çünkü çoğunuz.
Eğer sen bana yani o insan bana o kıymetli vakti veya katkıyı sunuyorsa karşılıksız şekilde ben de er ya da geç tabii ki cevaplayacağım yani.
Bence bu işin bir parçası da bu aslında.
Özellikle benimki gibi bir hesapta bu çok besleyici oluyor.
Telegram'ı da açtım bu arada sonunda, aylar sonunda.
Grup açtım, link ile giriliyor sadece.
DM'den soranları atıyorum.
İşte orada kaynatıyoruz biraz.
50'lik buluşmada anlatacağım bir şey var bu hafta.
Onu önce grupta anlattım.
Az kişiyiz ve çok tatlı oluyor bence.
Bunlar falan hani baktığında bana iş yükü aslında.
Anne hizmeti falan der dışarıdan bakan birisi.
Sonuçta hiçbir karşılığı olmayan şeyler.
Ama manevi olarak bir karşılığı var.
Bir bağ kurduğumuz için hepimize iyi geliyor diye düşünüyorum.
Hepinize teşekkür ediyorum.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
