
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yapman gerekenleri yapasın gelmediğinde, istikrar sağlayamadığında, disiplinin bozulduğunda ve ilhamını kaybettiğinde buraya bak👀
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Hayatın tıkandığı, bir şeylerin akıp gitmediği, yapmaya çalıştığınız işi bitiremediğiniz, enerji bulamadığınız bir gündeyseniz...
Genciz. Çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem, bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi, astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksimi o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde, hangi yılda bu podcast'e denk geldiyseniz iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Açıkçası bu haftayı pas geçecektim.
Tamam diyecektim ya. 6 aydır her hafta 2 bölümü yayınlıyorum.
Bu hafta pazar bölümünü es geçiyorum.
Dinleneceğim diyecektim ama yapamadım.
Sebebi şu, ben Podcast BPT'den danışmanlık alıyorum.
Yani alıyordum, onu da anlatacağım.
Güzel gelişmeler oldu. Danışmanlık nasıl oluyor?
Onlar edit'i yapıyor, görselleri hazırlıyor.
Bir de aylık toplantı yapıyoruz.
Orada analizlere bakıyoruz, neyi nasıl yapmalıyım?
Bu konuda danışmanlık veriyorlar.
6 ay önce bir toplantıda bana dediler ki, istatistikler iyi gidiyor ama hiç hafta atlamadan her pazar bölümü yayınlarsanız bir ivme yakalarız, bir pik yaparsınız falan dediler.
Ben bunu çok ciddiye aldım abi.
Hani o zamana kadar zaten her hafta aslında bölüm yayınlıyordum ama böyle aralarda nadiren yayınlamadıklarım olmuştu.
Orada bunu duydum ya. Sonrasında hiçbir üşenme, şımarıklık, bahane ya hiçbir şey kalmadı.
İki elim kanda olsa her pazar o bölümleri yayınlamaya devam ettim.
Bir hafta bile atlamadım.
Bir işe giriyorsan...
profesyonel ilerlemek gerektiğini düşünüyorum ben tamam mı?
Bu işi bilen insanlar bir öneride bulunuyorsa ona uyacaksın.
Kafana göre takılmayacaksın.
Bu arada dinlediğiniz platformda takip edip yanındaki zili de açmanız gerekiyormuş.
Dinlenme sayısına göre podcast takipçisi düşükmüş.
Bu beni üzer ve üzdü.
Bir saniyenizi alır ya basıverin takip et butonuna ve yanındaki zile.
Kimler takip ediyor göremiyorum.
Gizli gizli dinleyenler varsa hiç çekinmesinler, takip edebilirler.
Neyse işte iki elim kanda olsa her hafta bölümü çekmeye devam ettim.
Bugünkü gibi. Yani bugün canım o kadar istemiyor ki konuşmak falan.
İbrahim Tatlıses'in ben konuşmama kararı aldığım yazısı gibiyim.
Zaten muhtemelen sesim yankılanıyor falan ailemin evindeyim.
Ortam da çok müsait değil.
Ama sürdürdüğüm bu istikrarı bir kez bile olsun bozmak istemiyorum.
Yani şey gibi geliyor hani bir kere bozarsam bir dahaki bozmak istediklerimle bu kendime kötü örnek olacakmış gibi geliyor.
O yüzden kendimi zorlayarak oturdum mikrofonun başına.
Otururken de düşündüm ya şu ana kadar nasıl hep düzenli bölüm yayınladım diye.
Bugün şu anda modum düşük evet ama bugün sadece bugünle ilgili bir şey.
Yani nasıl diyeyim? Bugün modumun düşük olması sebebiyle bölümü yayınlamazsam bugün geçecek gidecek ve benim modum normale dönecek.
Ama bugün bölüm yayınlamamam benim analizlerimi etkileyecek.
Yani daha da önemlisi kendime kötü bir örnek olacak.
Kendime güvenimi kıracak, disiplinimi bozacak.
Kendi istatistikimi bozacak aslında anlatabiliyor muyum?
Geçici bir ruh haliyle hareket etmemeliyim.
İleri düşünerek bunu yapmalıyım gibi bir yerden kendimi zorluyorum şu anda.
Bu arada artık başladıktan sonra şu anda zorlamıyorum.
Hani yanlış anlamıyorum. Şu an gayet keyifli bir şekilde devam ediyorum.
Ama biliyorsunuz işte bazen o başlama kısmı çok zor oluyor.
Neyse kendimden ilham almayı çok yapmaya başladım ama biliyor musunuz?
Mesela en basitinden. Bakın çok basit bir şey ama devamlı story atıyoruz ya.
Hani sosyal medyada içerik üretirken.
Ya bazen tıkanıyorum. Hani story atarken görselliği nasıl yapacağımı bilemiyorum.
Kafam çalışmıyor. O an yaratıcı bir şey yapamıyorum.
Eski storylerime bakıyorum.
Aa diyorum ne güzel yapmışım ya.
Onlardan ilham alıyorum. Instagram bilinç.akışı.podcast bu arada.
Bazen daha büyük şeylerde hayata inancımı kaybettiğimde böyle yok ya bir şeyler yoluna girmeyecek.
Hani artık... Bu işi ben sürdüremeyeceğim falan hissi geldiğinde, bıktığımda, yorulduğumda geçmişe bakıyorum.
Daha önceden denediğim ve başardığım şeyleri, hayatın getirdiği güzellikleri hatırlamaya çalışıyorum.
Onlardan ilham alıyorum.
Tamam diyorum, daha önce olduysa yine olur.
Benim en büyük motivasyonum bu aslında.
Bir kere yaptıysam yine yaparım.
Müthiş bir motivasyon bence.
Diğeri de şey, bu bile yaptıysa ben de yaparım.
Bu ikisini unutmayın tamam mı?
Mesela daha önce bir keresinde, gerçekten bir kere oldu hayatımda.
Biraz kilo vermiştim tamam mı?
Şimdi de vermek istiyorum. Onu düşünüyorum.
Tamam diyorum daha önce yaptım.
Şu an hayli hayli yaparım.
Sonuçta artık daha bilinçliyim, daha kendi düzenimdeyim.
Bence 20'li yaşların en büyük sıkıntısı kendinden ilham alamamak oluyor.
Geçmişe dönüp bakabileceğiniz çok bir veri olmuyor elinizde.
İlla vardır tabii de. Ya daha somut şeylerden bahsediyorum.
Mesela mesleki açıdan.
Henüz sağlam bir başarı yakalamış olamıyorsunuz 20'lerin başında veya ortasında.
Ama 20'lerin sonuna doğru basit bile olsa illaki bir başarınız oluyor.
Atıyorum benim açımdan bakarsak bir müvekkili bağlamaya çalışırken 25 yaşındayken çok daha umutsuz oluyordum.
25'de başlamadım gerçi.
26'da başladım kendi işimi yapmaya ama.
26 yaşındayken çok daha umutsuz oluyordum.
Öncesinde sağlam bir referansım yoktu çünkü kendimde.
Ama şu anda daha önce bağladığım müvekkiller var.
Yeni müvekkil adayı gelince diyorum ki tamam diyorum yani daha önce ben bunu yaptım yine yapabilirim.
Yapamazsam da vardır bir sebebi vardır bir hayır deyip geçiyorum.
Ama o ilk başladığım zamanlarda 26 yaşındayken falan hani yapamadığımdan ve müvekkili bağlayamadığımda kendimi yetersiz hissediyordum.
Oraya takılı kalıyordum.
Belki de yetersizdim bu arada hani sonuçta daha gençtim daha tecrübesizdim.
İlla bunun da etkisi vardı.
Ama şu anda yetersizsem bile mesela şu an gelecek bir dosyada yetersizsem bile yetersiz olmamı sorun etmiyorum.
Diyorum ki tamam hallederim tamam.
Başka bir müvekili bağlarım ya da yetersiz olduğum noktayı iyileştirebilirim diye düşünüyorum.
Sanırım insanlar bu yüzden orta yaşlarında prime zamanlarını yaşıyorlar.
45-50 yaşında mesela of yani üstesinden geldiğin, başardığın bir sürü şey vardır.
İnsan daha özgüvenli olur.
Tamam ya daha önce hallettik yine hallederiz çatır çatır modunda olur.
Mesela geçen ilk kez kredi çektim hayatımda tamam mı?
Bu arada şey bölümden bölüme benim finansal durum kötüleşmeye devam ediyor.
Yok yok şöyle diyeyim. Gerçekten hani çok şükür geçen bölüm size anlatmıştım işte kendi bahçeni yaratmak iki bölümde.
Finansal olarak bayağı sıkıntıda olduğumu, kredi kartımı falan filan.
Bakın çok şükür kapattım abi hepsini.
Krediyle değil bir iş geldi o şekilde kapattım.
Hani şu anda dönüp bakınca diyorum ki dönüp baktığım yerde iki hafta önce boşa stres yapmışım diyorum.
Çünkü hayat böyle bir şey yani bir yerden bir iş geliyor ve sen ne bileyim borçlarını da kapatabiliyorsun, bir rahata erebiliyorsun.
Daha fazlasını da kazanabiliyorsundur da ben de oraya gelemedim.
Ben hani gelen işle sıfıra çıkabildim.
Şu an benim için sıfıra çıkmak da bir başarı.
O da bir tik. O yüzden hani biraz rahatladım ve geri dönüp baktığımda boşa stres yaptığımı fark ediyorum.
Neyse kredi çektim işte başka bir sebepten.
Önceden olsa böyle bir şeye hiç cesaret edemezdim.
Ya bu parayı kazanamazsam ya ödeyemezsem diye düşünürdüm.
Ama şimdi geçmişe dönüp bakınca bunca zaman kazanmışım.
Yani ben ne olursa olsun bunca zaman bir şekilde hayatımı idame ettiriyorum ve hani...
bu paradan çok daha fazlasını kazanıyorum aslında her ay diye bir istatistik yaptım kredi çekerken.
O yüzden de kredi çekerken böyle daha rahattım.
Şu anda da öyle bakıyorum. Diyorum tamam ya şu ana kadar kazandım.
O para bir şekilde geldi. Yine gelir hani Allah'ın izniyle öderim ben bu parayı diye düşünüyorum.
Bu krediyi, bu borcu diye düşünüyorum.
Tabi burada şeyin de etkisi oldu.
Mesela o işin gelmesi ve benim kredi kartlarımı düzlemem bir özgüven verdi.
Yani aslında yine dediğim şey oluyor.
Kendimden ilham almış oluyorum.
Kendi geçmişimden iyi örneklere bakabilmiş oluyorum.
Ama bu yaşa kadar bakamamıştım.
Neden? Çünkü hani bu kadar...
İyi bir örnek yaşamamıştım.
Daha yeni yaşıyorum ben de, 30 yaşındayım.
Belki siz daha küçüksünüz ve daha hiç yaşamadınız.
Veya daha büyüksünüz ve daha hiç yaşamadınız.
Ben de ilk kez yaşıyorum ama şunu demek istiyorum.
Yani bunu illa ki yaşayacağız.
Bir noktada yaşayacağız ve bir kere yaşamamız zaten bizim kendimize örnek almamız için yeterli bir şey.
Ama insan o bir kere iyi bir şey yaşayana kadar kendine inancı olmuyor.
Ama bir kere yaşadığında da kendine inancın tamamen geliyor.
Kendine özgüvenin tamamen geliyor.
Anlatamadım sanırım bu kısmı.
Neyse. İlişkisel olarak da böyle.
Hayatımda bir kere bile düzgün ve istediğim gibi biriyle karşılaştıysam bakın hani düzgün biriyle ilişkide olmaktan bile bahsetmiyorum şu anda.
Öyle biriyle karşılaştıysam dışarıda başkaları da vardır diye düşünüyorum artık.
Veya bir kere bile güzel bir ilişki yaşadıysam, sevdiysem, sevildiysem Tamam diyorum ben bayağıdır yalnızım belki ama ben bu hissi daha önce yaşadım.
Ben bu hissi biliyorum.
E bunu daha önce yaşadıysam yine yaşayabilirim.
Manifestler de böyle oluyor bence.
Daha önce hayatınızda çektiğiniz şeyleri bir kez fark ettiğinizde hatta oturup yazabilirsiniz.
Yeni şeyleri de çekebileceğinizi, istediğiniz şeylerin yine hayatınıza geleceğini görmüş oluyorsunuz.
Kendinizde inancınız artıyor.
Ya bu aslında bence tamamen matematik işi biliyor musunuz?
Şu an bir istatistikten bahsediyoruz.
İşte bu bölümün başına da böyle oturdum.
Daha önce hiç canım istemediğinde bölüm çektim.
Yine çekebilirim diye düşündüm.
Hatta size şöyle söyleyeyim.
Benim şu ana kadar en çok içime sinmeyen hani böyle en zorla yayınladığım iki podcast bölümü bir de Instagram'da hiç canım istemeyerek yani resmen zorla
koyduğum bir Reels tüm sosyal medyamda şu ana kadar en çok izlenen ve dinlenen içerikler oldu.
Buna o kadar şaşırıyorum ki.
Ya neredeyse yayınlamayacaktım, neredeyse paylaşmayacaktım bunları.
Üçü de beni patlattı diyebilirim.
İyi anlamda patlamaktan bahsediyorum.
Bu bence hayatın devam et deme şekli.
Ya en azından ben öyle anlıyorum.
Bazen en korktuğumuz, en yorulduğumuz an, elimizin gitmediği şeyler ya tam tersi bizim en çok faydalanacağımız.
Onu yaparsak... Kırılım yaşayacağımız noktalar oluyor.
Yani hayat belki de orada sınıyor.
Ne bileyim. Bir şeye eliniz gitmiyorsa, üşüyen geçtikten de farklı bir şekilde, bir korkuyla yapasınız gelmiyorsa orada sizi bekleyen güzel bir yol oluyor.
Ben bunu çok kez tecrübe ettim.
Hayatta her şeyi kendimiz tecrübe edemeyiz.
Bu mümkün değil. Bazen de başkalarının tecrübelerinden ders çıkarmamız, kendimize başkalarının tecrübelerini uyarlamamız gerekiyor.
Bana biraz güveniyorsanız elinizin gitmediği, bir türlü adım atamadığınız şeye adım atın derim.
Burada çok ince bir çizgi var tabii.
Bazı şeyleri... İçten içe iyi gelmeyeceğini hissediyoruz tamam mı?
O yüzden hiç gidesiniz gelmiyor.
Hiç yapasınız gelmiyor.
Veya mesela yeni bir insanla tanıştığımızda bir date düşünün.
Biriyle ilk kez görüştüğünüzü düşünün.
Bazen insan içgüdüsel olarak o insanda bir sorun çıkacağını anlıyor.
Ama onun üzerine kapatıyor.
Yok ya diyor bana öyle gelmiştir diyor.
Böyle bir şeyden bahsetmiyorum.
Bunları yapmamak lazım. Yani böyle şeylerde içgüdülerimize güvenmek lazım.
Hani hiç içimizden gelmiyorsa gitmemeliyiz oraya.
Ben buna inanıyorum. Bahsettiğim şey bazen insan yapması gerektiğini hissediyor ama kendisini durduruyor, sabote ediyor.
İçten içe bunun ikisinin arasındaki farkı anlarsınız tamam mı?
Ben şu an kendimi sabote mi ediyorum yoksa ben içgüdüsel olarak burada bir tehlike sezdiğim için mi elim ona gitmiyor?
Çok ince bir çizgi var farkındayım ama biraz böyle dikkat ederseniz ikisi arasındaki farkı anlayabilirsiniz.
Mesela yok ya şimdi yapsam bunu ne işe yarayacak ki diye kendinizi küçümsüyorsanız ya da utanıyorum, sıkılıyorum diye düşünüyorsanız, boş bir heves gibi geliyorsa bu sizin içgüdünüz değildir.
Bu sizin kendinizi sabote etme şeklinizdir.
O sabotajı kırınca güzel şeyler açılacak ama bunu bilmeniz lazım.
Ya anlatabildim mi bilmiyorum. Bugün beni mazur görün.
Bunu bölümden bile saymıyorum aslında.
Ufak bir selam vermiş oldum diyelim.
Bölümün sonuna gelirken kendime verdiğim sözü tuttuğum için iyi hissediyorum.
Her ne kadar bu bölüm içime sinmiş olmasa da hani normalde çünkü çok daha derinlikli, çok daha düşünerek böyle notlar alarak hani tüm hafta aldığım notları birleştirerek bir bölüm çıkarıyorum.
Bugün baya spontane oldu.
Ama yani bu da hayata dahil.
Bazen bu kadar çıkıyor.
Hiç çıkmamasından iyidir.
Hani okey diye bakmaya çalışıyorum.
Bu ara baya güzel şeyler oluyor aslında.
Ama hayat güncellemelerimi YouTube vloglarda anlatacağım.
Buna karar verdim. Böyle şeyleri yüzde konuşmak bence daha samimi ve daha iyi oluyor.
Bilmiyorum bana da daha iyi geldi YouTube vlog.
Bir şeylerin değiştiği bir dönemdeymişim gibi hissediyorum.
Hatta öyle. Bunu hissediyordum.
Ekim ayının böyle geçeceğini ben biliyordum zaten tamam mı?
Yazdan beri diyorum ki Ekim'de bir şeyler değişecek.
Gerçekten de değişmeye başladı.
Belki de bunun huzursuzluğu var içimde.
Ne kadar iyi yönde değişimler olsa da alıştığım düzen değişiyor sonuçta.
Neyse her şeyi anlamak ve anlamlandırmak zorunda değiliz.
Bazen sadece yaşamak lazım.
Dümdüz yaşamaktan bahsediyorum.
Bir düşünmeden, bir sorgulamadan, her şeyin bir sebebini bulmaya çalışmadan kendine verdiğin sözleri tutup, kendinden ilham alarak devam etmek lazım.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
