
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Korkunç giden iş ve aşk hayatı, geç kalmışlık hissi, ne zaman aga? soruları.. hayat hep umarak mı geçecek? Kafamdaki sesi susturamadığım için size anlatıyorum. Fleabag state of mind 🙂↕️
favori kitaplarımın bazıları https://app.hb.biz/1QjFhPaGIdzf #reklam #ortaklık Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Çocukluğunuza dönmek ve sıfır sorumlulukla birkaç gün geçirmek ister miydiniz?
Yoksa yetişkin olma işini sevdiniz mi?
Ben büyüme ve yetişkin olma işini aşırı sevdim ya.
Ya of, bu konuya devam etmeyeceğim.
Bugün bu yetişkin olma konusunu ve böyle tevekkülle kalmayı konuşacaktık ama şu an bu konuya devam edemeyeceğim.
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
Otuzuna yaklaşan bir erkeksem...
Bayan Manifest Bakanı. Sevmediğim mesleğimi...
Astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksimi o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Ben bu bölüme dün başlamıştım.
Dünkü benle bugünkü ben aynı değil yine.
Bugün aşırı modum düşük.
Hani bölüm çekmeyecektim ama sırf sırf sırf.
Bir de bu konuda kendimi saygımı kaybetmeyeyim diye yeni bölüm çekmeye oturdum.
Bir de şöyle bir şey oluyor. Ben ne zaman böyle kötü hissetsem burada sizle bunu paylaşmak yani o kötü hissin içinden bir şey üreterek çıkmak bana hep iyi geliyor.
Bir yandan da bunu bildiğim için.
Kendimi zorladım açıkçası bayağı.
Yani kaç saattir mikrofonun başına oturmayı bekliyorum.
Bir de şunu düşündüm. Ya ben burada hayatımı hep...
gerçek zamanlı olarak aktarıyorum.
Yani ne sadece geçmişten bahsediyorum ne sadece bilgi veriyorum.
Gerçek zamanlı bir deneyime ortak olmanızı istiyorum.
Çünkü mesela ben de çok podcast dinlerim ve gerçekten sıkı bir podcast dinleyicisiyimdir.
Ama nasıl diyeyim hep böyle insanlar bir yere geldikten sonra anlatıyor ya bence böyle eş zamanlı olarak anlatan çok insan olmadığı için bunun bir yerlerde birilerine de iyi geleceğini düşünüyorum.
O yüzden sizin de gerçek zamanlı bir deneyime ortak olmanızı istiyorum.
Bu yol tabii iyi de olabilir, kötü de olabilir.
Ama ne bileyim hani mesela ilk podcastları dinlediğinizde şunu görüyorsunuz.
2023 Ekim'de başlıyor podcastlar.
İşte bir şeylere karar vermiş ama nereden başlayacağını bilemeyen 28 yaşında bir kız var.
Hani 18 yaşında da değil bu arada 28 yaşında.
Ses kalitesi kötü, editler amatör, bölümler bayağı uzun, bölümler amatör.
O günden bugüne geldikçe hem hayatımda olanlar değişiyor hem de...
Podcast süreci açısından da ilgilisine güzel bir arşiv var aslında.
Podcast ile ilgili bana soru soranlara hep cevap veriyorum bu arada.
Hani geçen biri dinlememi istemişti.
Hep isteyenler oluyor ve gerçekten dinliyorum, yorumluyorum.
Çünkü bu yola girerken ben böyle olduğunu bilmiyordum.
Ve en azından bildiğim kadarıyla, şu ana kadar tecrübelerim kadarıyla birilerine yardımcı olmaya çalışıyorum.
Neyse yine birisi dinlememi istemişti.
Yorum yaptım ben de. Bakın hani kimse oturup bununla uğraşmaz yani.
Kıza bayağı detaylı bir yorum yaptım.
Kız bana diyor ki nasıl düzeltebilirim peki bunları bir fikrin var mı?
Var kardeşim yani bende çok fikir var biraz da sana dağıtayım.
Ya bu nasıl bir talepkarlık ben anlamıyorum.
Hani kendin biraz uğraşman gerekmiyor mu bunlar için?
Ben hani bir podcaster'a mesaj atsam kimse bana cevap vermezdi bile.
Ya dedim bana podcastlerini seviyorum diyorsun.
Hani kız bana öyle dedi çünkü senin podcastlerini çok seviyorum falan bir şeyler dedi.
Hani muhtemelen tek başına soru sormamak için de öyle bir şey dedi.
Onun farkındayım ama ben yine de dinledim hani merak da ediyorum.
E madem seviyorsun git benim bir ilk bölümlerime, son bölümlerime bak.
Hani ikisi arasındaki farka bir bak.
Önünde daha yeni büyüyen ve büyüme aşamasında olan bir kanal var.
Ve her şeyi açık açık paylaşıyor bu kanal.
Yani bence bu işe girmek istiyorsan bunu kullanmak lazım.
Neyse işte tek podcast da değil hani hayatım, işim, isteklerim hepsiyle ilgili süreçleri de paylaşıyorum ya.
Bugünkü modum da bu sürece dahil bir mod.
Ve biraz da yorumunuzu merak ediyorum aslında.
Ya bende şöyle hiç sevmediğim bir olay var.
Bir haftanın 6 günü düzenli ve disiplinli böyle istikrarlıysam bir günü dipte oluyorum.
Ve o gün hiçbir şey yapmak istemiyorum.
Ya hiçbir şey yapmak istememeyi geçtim.
Aşırı umutsuz oluyorum.
Hani kendime kızıyorum devamlı bir şeyler için.
Ya bu konuda ne yapmalıyım bilmiyorum gerçekten ama yıllardır hep böyle.
Bugün de o gün işte.
Bir yandan mantıken biliyorum yaptığım şeyler kendi hakkımı yememem gereken şeyler.
Ama bir yandan da etrafıma bakıyorum.
Ya herkesin ya düzenli ilişkisi ya düzenli geliri bir şeyi var tamam mı?
Ben bu ikisini sağlayamadıkça kendimle savaşım bitmeyecek sanırım.
Ya gidip işe girdim Ekim'de.
Mesela sırf hani bunu denemek için, düzenli işi denemek ve eve çıkmak için.
Abi oraya gittim. Bu sefer de orada kendime saygımı kaybettim.
Hani hafif gidip kızlara özel manifest bölümüydü sanırım.
Aynen orada anlatmıştım. Şimdi o detaya tekrar girmeyeyim ama.
Ya ben bir yere bağlı çalışabilecek bir insan değilim tamam mı?
Ama bu yüzden de kendime kızıyorum.
Hani inanın her 10 günde bir bu soruyla kendi kendimi yiyorum.
Her şeyi ama her şeyi boşverip hani sırf avukatla mı odaklanmalıyım?
Bunu düşünüyorum. Ya bunun sebebi de ne biliyor musunuz?
Mesela ben en hani bugün hiçbir şey yapmadım tüm gün yattım dediğim günde bile son bir yıldır falan 8 aydır ya bir vlog editlemişimdir ya podcast çekmişimdir ya Instagram'a TikTok'a bir içerik üretmişimdir.
Bugün olduğu gibi mesela hani bugün ciddi anlamda hiçbir şey yapmadım ama bir bölüm podcast çektim yine.
Ama sorun...
Şu sanırım her ne kadar içerik üretmek zor olsa da avukatlık veya normalde yaptığım işler o kadar sıkıntılı ve uğraştırıcı işler ki ben ona alıştığım için hani 8 yıldır avukatlık yaptığım
için ve o sektörde olduğum için çalışmak benim için biraz seni zorlayan ve seni sıkan bir şey olmalı gibi kodlanmış durumda.
İçerik ürettiğimde o yüzden kendimi çalışmış gibi hissetmiyorum.
Yani buna saygı duyuyorum.
Hani kendime de saygı duyuyorum. Diğer insanlara çok saygı duyuyorum.
Bir hesabı büyütmek, yönetmek, devam ettirmek bakın gerçekten aşırı zor.
Ama dediğim gibi hani öyle kodlandığım için bu bana bir hobi gibi.
Yani bilmiyorum anlamadım.
İlla bir şeyde debelenmem ve zar zor yapmam mı lazım çalışmak için?
Hayatım boyunca ben bunun için uğraştım ya.
Gerçekten hani bir yerlerde çalışırken, adliyede sürünürken ya da son işte 8 aydır buraya...
İçerik üretirken hep bunu düşündüm.
Yani hayatım boyunca sevdiğim işi yapıp çalışmış gibi hissetmemek için uğraştım ve uğraşıyorum.
Öyle bir söz vardı ya bakamayacağım şimdi anladınız siz.
Ama şu anda bu işi yaparken kendime kızıyorum devamlı.
Hani hiç çalışmıyorsun diye.
Halbuki dediğim gibi en hiçbir şey yapmadığım günde bile mutlaka bir içerik falan üretmiş oluyorum.
Ya bilmiyorum hani belki de hala para kazanmadığım için.
Onu da bilmiyorum. O da şöyle.
Ya mesela hepsi burada da link hazırlayabiliyormuşum artık tamam mı?
Başvuruyorsun, mail atıyorsun, bilmem ne form dolduruyorsun.
Kabul edilirse link verebiliyorsun.
O verdiğin linklerden de işte takipçilerin o linkten ürünü aldıkça sen komisyon alıyorsun.
Trendyol'da 30 bin takipçi istiyormuş.
Hepsi burada da 10 bin takipçi istiyor.
Neyse ben başvurdum buna 10 bin olunca.
Kabul edildi. Abi bu sefer de şey oldum.
Ne yapacağım ben şimdi boş boş salak salak link bırakıyorum mu diyeceğim.
Hani çok boş bir iş gibi geliyor.
Halbuki düşünüyorum mesela evle ilgili şeyler linki benden inanılmaz çok isteniyor.
Bakın aylardır yani eve çıktığımdan beri bu isteniyor.
Ben bu düşünceyle değil böyle bir şey olacağını bilmiyordum.
Hani komisyon link 10 bin çabuk olacağımı falan.
Ama her yazana da cevap verdim.
Dedim ki ben bu ürünleri daha yeni aldım.
Hani birkaç ay deneyip öyle link hazırlamak istiyorum.
Çünkü ev ürünü yani ev eşyası sonuçta belki de çok dandik çıkacak, kötü çıkacak.
Onu önermek istemiyorum.
Neyse mesela şimdi bunu hepsi buradan hazırlayabilirim.
Çünkü gerçekten de iyi niyetli olarak hani komisyonu falan hiç aklımın ucundan geçmeyerek birkaç ay beklemiştim.
Ama bu bile şu an boş geliyor.
Ve o linki hazırlamak da kolay bir iş değil.
Her şeyi tek tek oradan buluyorsun bilmem ne.
Zart, zurt, fatura kesmen gerekiyor bir şeyler.
Yani bilmiyorum ya kafamın içinde böyle bir devamlı bir münakaşa var.
Hani ne olsa ne aşamaya geçsem bir yetersiz hissediyorum.
Hani öbür yandan bakıyorum 55.
bölümü çekiyorum bugün. Yani hep diyorum hayatımda hiçbir şeye buraya emek verdiğim kadar emek vermedim.
En mecalim olmayan anlarda bile hani podcast bölümü çektim.
Ya en basiten story hazırladım, story attım anladın mı?
Mesela şu anki gibi. Niye bu savaşım bitmedi bir kendimle onu anlamıyorum ama.
Hani bilmiyorum ya.
Buradaki içeriklerimi asla küçümsemiyorum.
Hepsi aşırı emek ve üretkenlik istiyor.
Ama genel anlamda bu iş bana iş gibi gelmediği için sanırım böyle bir...
Kendime kızıyorum. Aslında bence bu bir bug biliyor musunuz?
Şimdi ben buraya iş gibi bakmadığım için de buradan gelir elde edemiyorum.
Hani buradan bir gelir elde etmeye başlasam burayı daha iş gibi göreceğim ve daha kendi içimde daha saygı duyulan bir yere koyacağım.
Aslında şu anki haliyle de saygı duyuyorum ama anlatamadım tam ya.
Neyse işte buraya odaklandığım için avukatlığı da çok savsaklıyorum.
Asla peşinden koşmuyorum hiçbir işin.
Duruyorum böyle hani iş gelirse alıyorum.
Savsaklıyorum derken hani işin peşinden koşmuyorum anlamında.
Gelen işi tabii ki özenle ve disiplinle...
ne yapıyorum. Zaten aksi mümkün değil.
Öyle bir şansın yok. Ama işte peşinden koşmuyorum.
E onun peşinden koşma.
Burada daha bir şey kazanamıyorsun.
Aşırı derecede çıkmaza girdim.
Çözümü de kendime kızmakta buluyorum.
Bir de kendime en çok kızdığım şeylerden birisi.
Hani bende gerçekten şöyle iğrenç bir inanç var.
Artık buna iğrenç diyorum. Hani önceden bu bana iyi hissettiriyordu ve çok kendimden emindim.
Hani aksini hiç düşünmemiştim.
Ama artık iyi hissettirmiyor.
Ben hep şu kafadayım. Zaten çok zengin olacağım ya.
Hani bunu düşündüğüm için mesela hayatım boyunca hiç birikim yapmadım.
Yapamadım yani. Mesela ya bakın şimdi olayın saçmalığına bakın.
Mesela para mı biriktirdim biraz?
Şey derim böyle kendi kendime.
Ya zaten ileride bunun kaç katını kazanacağım?
Hani bari şu günümü, bu günümü güzel yaşayayım.
Bu yaşımda güzel bir deneyimim olsun.
Gideyim işte atıyorum. Hani İspanya'ya gideyim arkadaşlarımın yanına.
Biraz gezeriz beraber, vakit geçiririz falan.
Bakın hayatım böyle geçti.
29 yaşındayım. Hala hiçbir birikimim yok.
Hani bu bir inanç mı, his mi?
Yoksa kendini kandırmak mı?
Hani sorumluluktan kaçmak mı?
Bilmiyorum. Hala çok zengin olmadım çünkü.
Ama böyle sandığım için...
Zengin gibi yaşıyorum. Anlık zevklerden, keyiflerden falan hiç ödün veremiyorum.
Benim şu hayatla aramda duran şey, bir şeylere ulaşmamı engelleyen şey bu keyif pezevenk değil.
Keyifçiliğin işlemediği tek yerde podcast ve instagram hesabım mesela instagram bilinç.akışı.podcast takip edin ya da etmeyin hani siz bilirsiniz valla bugün bu anonsla hiç uğraşamayacağım işte
buralara içerik üretirken hep disiplinliyim para biriktirmek veya başka konularda hayatla arama hep hazcılık giriyor ama ya merak ediyorum şimdi hani Burayı mesela gerçekten çok merak ediyorum.
Sizde de böyle şeyler oluyor mu?
Yoksa bende bir problem mi var?
Hani bir manik depresiflik falan mı var?
Bu dengesizlik hep hayatım boyunca oldu çünkü.
Ama bu bir noktada geçecek mi?
Şu an oturmayan düzenin bir sonucu mu?
Bu düzen bu yaşta hala oturmadıysa ne zaman oturacak?
Yani ya da bu bir ruh hali ve beynimin kimyası mı böyle?
Onu anlayamadım. Ama şunu fark ediyorum.
Eskiden bu çok daha fazla oluyordu.
Bir şeyleri başardıkça böyle hayatta bir şeyleri tik attıkça daha az olmaya başladı.
Ama asıl istediğim hani böyle büyük konulardaki işte tikleri atamadıkça sanırım böyle her hafta değil de ayda iki kere falan olmaya devam edecek diye düşünüyorum.
Bakın mesela şimdi diyorum ki hani tüm gün yattım ya bugün.
Ya haftada üç gün spora gidecektim ki ben spora hep gidiyordum biliyorsunuz.
Mesela o konuda da çok hayata sinirliyim anladınız mı?
Allah'ım ya. Bak gerçekten hani çok düzenli ve hani severek istikrarla gittiğim bir spor salonum vardı.
Dinleyenler bilir önceden.
Abi orayla benim bağımı kesmem gerekti.
Mesela buna da çok sinirliyim.
Hani neden böyle şeyler karşıma çıkıyor?
Zaten hayatta yolunda giden sadece birkaç şey var benim için.
Hani sağlığı ayrı tutuyorum.
Ona tabii ki her zaman şükür ediyorum.
Bu arada sağlıkla ilgili de sorunlar yaşadım ben.
Hani onları... Aşmamda bir yıl daha yeni geçti.
Ciddi bir sıkıntım vardı.
Neyse. İşte mesela o spor salonu bıraktım ki oraya haftada 5 gün falan kendi isteğimle gidiyordum.
Hiç kilo vermek için falan değil.
Bana Allah aşkına abla kilo nasıl veriyorsun?
Yok işte spora neden gidiyorsun falan yazmayın.
Bu benim sinirimi bozuyor.
Çünkü ben spora sadece sevdiğim için ve hayatımın önce hep spor yaptığım için gidiyorum.
Hatta spora gittikçe ben kilo falan veremiyorum.
Çünkü spora gidince hani hep hareketli sporlar seviyorum.
Ve onlar da beni çok acıktırıyor.
Çok fazla yiyorum. Hatta şimdi McDonald's söyledim.
Çok mutsuz olduğum için.
Bölüm kaydedene kadar o gelecek.
Yani yememe hiç dikkat etmiyorum.
Bu konuda da kendime çok kızıyorum.
Ne bileyim ya sigara falan içmiyorum mesela böyle şeylere önem veririm ama hani spor da çok severim.
İlerideki kondisyonumu düşünüyorum.
Doğum yapacağım mesela bir gün işte yaşlanacağım edeceğim hani bunları düşünüyorum ve şu anda yaşıtlarıma göre kondisyonum çok iyi.
Buna bir yatırım yapıyorum severek de olsa.
Hani biraz da yemene dikkat ettim mi ama yok yani iğrenç besleniyorum.
Ya iğrenç değil de mesela ev yemeği abi ne anlatıyorum var ya.
Neyse ev yemeği yapıyorum hep.
Ev yemeği çok severim. Ama mesela tek yaşıyorum ya.
Bir tencere pilavı falan bitiriyorum kendimi.
Ya sinirim bozuldu.
Neyse işte spor diyordum.
Spor salonuna artık devam edemediğim için de onu 50'lik buluşma 9'da mı 10'da mı 11'de mi artık birisinde anlattım.
Hatırlamıyorum şu an. Spor salona devam edemediğim için işte bu sitedeki salona gideceğim.
Mesela haftada 3 gün giderim ağırlık falan çalışırım diye böyle düşünmüştüm.
Hani bunu bir kural olarak bile koymadım.
Bu zaten benim severek yaptığım bir şey olduğu için.
Ama bu hafta 2 gün gittim.
Bugün gidemedim. Kendime bir de o yüzden kızdım.
Ya diyorum sen mal mısın ya?
Hani ayrı eve çıkacağım dedin, çıktın.
Spor seviyorsun, spor salonuna şu an 5 dakikada ulaşıyorsun yürüyerek.
İşte ister git yüz, ister spor yap, ister git işte öbür tarafta güneşlen, kitap oku.
Hani bunlar hep senin böyle sevdiğin şeyler ama sen hala yatakta yatıyorsun.
Yani bunları elde ettin.
O kadar işte ağladın, zırladın, aylarca, yıllarca uğraştın.
E bunları elde ettin. Şu an bugün neden bunu?
Hani hayatından bir günü neden bu şekilde öldürüyorsun?
Bu yüzden mesela kendime çok kızıyorum.
Yani devamlı böyle bir iç ses var kafamda.
Aslında ben sebebini biliyorum.
Şimdi bu öz şefkat konusunu ben bayağı bir hallettim aslında.
Ama böyle anlar, böyle günler yaşamamda şöyle bir örüntü fark ettim.
Hep tetikleyici bir unsur oluyor.
Bu hisse girmeden hemen önce bir şey beni çok tetikliyor.
O yüzden giriyorum. Ya işle ilgili olumsuz bir şey oluyor.
Ya mesela geçen ay da oldu bu bana.
Hatta o zaman köydeydim.
Aşırı büyük bir iş vardı tamam mı?
Arkadaşımla alacaktık bunu.
Avukatlık işi işte. Toplantı yaptık.
Toplantı çok iyi geçti falan.
İş bizde gibi ama benim hayatımda ben böyle bir para kazanmadım.
Öyle söyleyeyim. Hani kaptırmamaya çalışıyorum ama bir yandan da çok mutlu oldum.
Çünkü şöyle düşünüyorum bu para beni bayağı uzun bir süre idare edecek ve ben o sırada başka hiçbir avukatlık işi almayacağım.
Sosyal medyanın da podcast'in de içinden geçebileceğim böylece.
Bunu düşünüyorum ve beni mutlu eden şey bu biliyor musunuz?
Hani orada kazanacağım para işte şu yatırımı yaparım şunu yaparım bunu yaparım değil.
Bende böyle bir para mefhumu yok zaten.
Bunu bir türlü geliştiremedim.
Hatta en basitinden şöyle söyleyeyim.
Benim en yakın arkadaşım parayı falan iyi yöneten bir insan.
Ve ben hani bu mefhumum hiç olmadı ve geliştiremediğim için sanki hep yanımda o varmış gibi alışveriş yapıyorum.
Hani sanki onun sesi kafamın içindeymiş gibi.
Çünkü başka yolunu bulamıyorum yani yönetemiyorum parayı falan.
Neyse işte beni çok mutlu etti bu durum.
Çünkü istediğim gibi... İçerik üretebilecektim artık.
Hani Instagram'ı da geçtim. Podcast.
Yani podcast'ı var ya haftada 3-5 gün falan yapardım.
O kadar söyleyeyim size. Çünkü beni besleyen asıl yer burası zaten.
O yüzden de çok mutlu oldum. Ama sonra bu iş iptal oldu.
Bakın biliyorum. Olanda ve olmayanda hayır vardır.
Bunu ben kendim de hep söylüyorum.
Başkalarına da söylerim. Ama bu beni öyle bir tehditledi ki.
Çünkü çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
O zaman da işte dediğim gibi köydeydim.
Hatta köydeki ilk günümdü.
Ve uçak bilete baktım yani bayram falandı.
Dedim ben İstanbul'a geri döneyim.
Hani ben burada durmak istemiyorum.
Şu an o kadar kötüyüm ki durmam.
...mam lazım falan dedim.
Neyse dönmedim sonra. Kendimi tuttum ama iyi ki dönmemişim.
Çünkü o gün dönsem o vlogların devamı gelmezdi ve hani Hasan bu ay çok büyüdü.
O büyümezdi. Şimdi kafamda bir ses de diyor ki iyi büyüdü de ne oldu?
Hani ee ne oldun? Nereye vardın falan diyor.
Of. Şimdi işte tetiklemek dedim.
Hayatımda iki eksik olduğu için birisi sabit gelir, birisi ilişki.
Allah... Yani neyse.
Bak abi bir insan ne derse desin tamam mı?
İster ben yalnız çok mutluyum ister evlenmek istemiyorum falan desin.
Evlenmek istemeyebilirsin bu arada o çok okey.
Çünkü ben de hani o evlilik kafasına bir türlü giremedim açıkçası.
Ama hani güzel bir ilişkim olsun istiyorum şu anda.
Kimse yalnız mutlu değildir.
Bak bir dönem mutlu olabilirsin.
Benim de öyle bir dönemim oldu.
Hatta uzun bir dönem.
Yalnız gerçekten çok mutluydum.
Ama hayatında bir şeyler oturdukça hayat müşterek olduğu için o güzellikleri paylaşacak bir insana ihtiyaç duyuyorsun.
Yoksa duygusal boşluklar oluyor ve onları saçma sapan şekilde doldurmaya çalışıyorsun.
Mesela ben önceden böyle akşam dışarı çıkmaya, gece dışarı çıkmaya canlı müzik dinleyelim.
Yok işte şuraya gidelim, buraya gidelim. Bunları falan hiç seven bir insan değildim.
Ama şu an biliyorum. Mesela bu ara çok ihtiyaç duyuyorum.
Böyle arkadaşlarımla falan hep dışarı çıkıyoruz.
Çünkü ben o içimdeki duygusal boşluğu atıyorum.
Eğlenerek doldurmaya çalışıyorum.
İşte bu hayatımın üç temel taşından ikisi eksik olduğu için benim için şu anda.
Diğeri de sağlık zaten. Hani çok şükür o yerinde yani de.
Üçte bir de çok tatsız ya.
Yani 29 yaşındayım. İki ay sonra 30 yaşına giriyorum.
Bu iki konudaki hani para ve ilişki konusundaki herhangi bir olumsuz gelişme beni çok tetikliyor.
Bugün böyle hissetmemin sebebi de duygusal, romantik mi diyeyim ne diyeyim hiçbir şey demek istemiyorum inanın artık.
Hani ilişkisel diyeyim.
O öyle bir sebepten oldu.
Belki anlatırım bir 50 ilk buluşmanın yeni bölümünde de hani onu bile anlatasım yok artık öyle diyeyim.
Çünkü artık çok yoruldum.
Son zamanlarda muhatap olduğum insanlara baktım.
Aslında beni yoran şey bu oldu.
İşte 50 ilk buluşma 6.30'dan başlayın tamam mı?
11'e kadar. Hepsi sıkıntılı ya.
Yani bir tane elle tutulur insan yok.
Ya sevgilisi olanlar mesela.
Ya defolun gidin ya. Ya bak sinirimi bozuyorlar.
İletişime geçmeyin benimle.
Şimdi ben o bölümü çektikten sonra 50'lik buluşma 10'muş baktım şimdi.
50'lik buluşma 10'u çektikten sonra şimdi diyorum ya orada işte birileri var falan filan.
Onlar benimle tekrar iletişime geçti tamam mı?
Abi ikisinden de o kadar soğudum ki.
yaklaşma ya bana yaklaşma ya senin hayatında birisi varsa bana neden yaklaşıyorsun bana niye bunu yapıyorsun sen o an işte belki uzun ilişkiden sıkıldın belki yeni bir heyecan belki bir şey ya öylesine yazdığın bir
insan veya işte bir sosyal ortamda öylesine samimiyet gösterdiğin bir insanda Farklı şeyleri tetikleyebiliyorsun.
Ya da ne bileyim böyle olacak gibi olup olmayan şeyler.
Ya inanın hiç halim kalmadı.
Sırf bu yüzden yeni biriyle tanışmak istemiyorum.
Bakın görüşmeye geçtim tanışmak istemiyorum.
Çünkü tanışıyorsun sonra görüşene kadar bile bazı şeyler patlıyor.
İlla sorun çıkıyor ve benim bir kere daha inancım kırılıyor.
Kimseyle görüşmediğimde veya tanışmadığımda en azından evde televizyon izliyorum.
Ve hani nötr bir ruh halinde oluyorum.
Veya umudum kırılmıyor. Ama biriyle görüştüğümde kötü geçerse eve dönerken o kapıyı açıyorum eve giriyorum ya ya da eve yürüyorum ya böyle.
Hani o kadar kırılgan hissediyorum ki.
Yani anlamıyorum abi.
Bunca insan bu işi hallediyor tamam mı?
Ne problem olabilir ya bende?
Hani bilsem ve çözsem keşke direkt gidip.
İki yıl terapi aldım.
Yakın arkadaşımla her şeyi çok açık bir şekilde birbirimize söylüyoruz.
Hani bir sorun olsa o da bana söyler zaten.
Ben de ona söylerim. Hani dışarıdan bir gözle bakınca da kimse bir şey demiyor.
Yani anlamıyorum o yüzden.
Çözemiyorum buradaki problemi.
Ya inanın karşıma çıkan insanın beni üzme potansiyeli ve ihtimali yok artık.
Bakın hani büyük konuşuyorum bu konuda.
Çünkü ben çok üzüldüm daha önce.
Şu ana kadar o kadar çok kez hani kalbim kırıldı ki zaten.
O yüzden yeni bir insan artık beni hani üzemez.
Ama benim orada üzüldüğüm şey şu oluyor.
Aynı şeylerin, olaylar aynı olmasa bile aynı hislerin tekrar tekrar yaşanması.
Hani kimsenin yapacağın işin moduna girmek.
Bu arada daha kötü olan şey de şu.
Burada hep bu konuyu anlatıyor olduğuma bakmayın.
Bu hani konseptlerden birisi.
Evlilik buluşma veya ilişkiler.
Hani benim hayatımdaki gündemler ve hani benim ailemin veya işte arkadaşlarımın da benden beklediği şey.
Benim de beklediğim şey şu an hayatımda.
Bir ilişkimin olması. O yüzden ben bundan çok bahsediyorum.
Ama ben normal hayatımda, gündelik hayatımda hani...
Böyle gidip de aranıp da devamlı bunun üzerine düşünüp de yani hatta hiç düşünmüyorum çünkü çok akışta yaşıyorum normalde veya gidip de aranmıyorum.
Duruyorum böyle çünkü aramaya hevesim dahi yok artık.
Kendi hayatıma odaklanıyorum mecburen.
Ama işte o son zamanlarda anlattığım insanlar hayat akışında denk gelen insanlardı.
O insanlar da beni etkilemiyor.
Yani üzemez zaten hiçbiri ama dediğim gibi ya bir kere ben onlara saygı duymuyorum tamam mı?
Miden bulanıyor hatta şu an düşününce.
Ya korkaklar ya hayatlarında biri varken başkasına yöneliyorlar.
Ya bu karakterlere bir şey hissedemiyorum.
50'lik buluşma 6.5 hariç.
Geçen birisi şey yazmış işte 50'lik buluşma 6.5'u o kadar beğendim ki arkadaşlarıma önerdim falan yazmış.
Ben de bayağı zaman geçtiği üzerinden dedim ben hani nasıl anlattım acaba o kadar etkilenecek kadar dedim.
Oturdum dinledim hani sanki yaşamamışım gibi.
Normalde kendi podcastlerimi dinlemiyorum ama onu bir dinledim.
Abi çok moralim bozuldu ya.
Neyse. Demek istediğim şey genel bir yorgunluk mevcut bu bünyede.
Bugün tetikleyen şey de Bambaşka biri işte dediğim gibi belki anlatırım sonra ama duygusal bir konu.
Hani böyle şeyim ya gelmeyin ve yaklaşmayın hani ne olur.
Çünkü ben 2 ay sonra 30 oluyorum ve artık çok yorgunum.
Bari anlamın akıyla yalnız kalayım en azından kafam rahat olsun.
Bunları niye anlattım bilmiyorum. Yani biliyorum aslında tabii ki.
Instagram'da genelde çok enerjik biri gibi duruyorum.
İşte siz beni bir de Twitter'da görün.
Twitter linki de aşağıda bu arada.
Sizden gelenleri oradan ben de takip ediyorum.
Çünkü orası da böyle çok pure bir şekilde yer aldığım bir platform.
Benim aslında 2010'dan beri kullanıcısı olduğum bir yerde.
O hesabım başka bir hesap.
Hatta size şöyle söyleyeyim. Ben Twitter'ı o kadar içten bir şekilde kullanıyorum ki 2010'dan beri...
Mesela benim hayatıma birisi girdiğinde ben ona Twitter'ımı söylemem.
Hani sadece yakın birkaç arkadaşım var.
O kişiyle de böyle hani en son 6 ay sonra falan takipleşmiştim.
Öyle diyeyim. Çünkü geçmişe dönük düşünsenize.
2010'dan beri yaşadığım ve hissettiğim her şeyi görebilir o insan yani.
Böyle sanki günlüğümü okuyormuş gibi bir his geliyor.
Şu an hayatıma biri girse hiç söylemem zaten.
Ama işte podcast adını açtığım Twitter hesabı zaten podcast olarak kullanmıyorum.
Orayı kullanıyorum artık kendim.
O yüzden de sizinle orada takipleşmeyi seviyorum.
yazdığınız şeyleri okumak, sizi oradan tanımak falan benim hoşuma gidiyor.
Bir de orada az kişiyiz daha bilmiyorum tatlı oluyor.
Twitter'sız bir hayat düşünemiyorum.
Neyse işte Instagram'da enerjik duruyorum ve herkes öyle duruyor aslında.
Oraya en iyi halini atıyorsun ya çünkü.
Ama madem böyle bir iş yapıyorum artık hani ortak hislerimi paylaşıyorum.
Bu da ortak bir histir diye düşünüyorum.
Ya bazı günler her şey bok gibi oluyor ya.
Ve bu sefer sizi rahatlatamayacağım.
Yani bu bölümde normalde genelde hep rahatlatmaya yönelik bir bölüm oluyor.
Ama bu bölümde benim hissettiğim şey aslında şu an hani umarım yalnız değilimdir hissini şu anda ben konuşurken hissediyorum.
Çünkü benim etrafımda böyle şeyler yaşayan biri yok şu anda.
Hani olmasın da zaten tabii ki.
Ama artık geldiğimiz noktada herkes bir şekilde yolunu bulmuş da ben hala hani olmayacak şeylere umut bağlıyormuşum gibi hissediyorum.
Bu arada... Astrolojiyi de kafamdan silmek istiyorum ya.
Ben çok düşkün değilim biliyorsunuz.
Bazı zamanlarda sadece inancım kuvvetleniyor.
Ama genel olarak hani oraya çok berbağlamamaya çalışıyorum.
Ama hani şimdi düşünüyorum şu an mesela Dolunay var.
Dolunay'dan mı böyle oldu bilmiyorum.
Hani bunu düşünüyorum. Ama bu ihtimali de unutmak istiyorum ya.
Hatta ilişki koçu balı bile.
Yani yaptığı her eğitimi alacağım artık.
Hani her ay ben 577 lira fatura gibi düşünüyorum artık bunu.
Hepsine de katılıyorum ve hepsi çok güzel.
Ama bu ara dinlemek istemiyorum mesela.
Yani çünkü yoruldum. Çünkü bir şey ummaktan ve umduğum gibi ilerlememesinden yoruldum.
Bakın şimdi bu ayrı bir mevzu.
Bu tevekkül işte akışta kalmak, teslimiyet.
Bunu hayatımda %90 yapıyorum size öyle söyleyeyim.
Onu işleyeceğim aklımda o konuyor.
Ama %10 yapmadığımda mesela bugünkü gibi hislerde de %10'unda o kadar yapmıyorum ve o kadar...
Hani kötü hissediyorum ki bu sefer tüm her şeye dair inançlarım kırılıyor.
Yani bilmiyorum en basit şeylerin bile hani çok görülmesi bana artık iyi hissettirmiyor.
Şimdi eski tweetlerimden bir şeye denk geldim az önce.
2019'da yazmışım.
Yazmışım ki Bali'ye veya Hawaii'ye gidip okyanusta surf öğrenmek, lokal ve sağlıklı şeyler yemek, yoga yapmak, basit yaşayıp motosiklet kullanmak.
Bu hayalimi düşündükçe ağlamak istiyorum.
Belki de bunu yapmalıydım ya.
Bali son zamanlarda çok popüler biliyorum ve herkesin artık midesi bulanıyor.
Ama gördüğünüz gibi bunu 2019'da yazmışım ve hep istiyordum.
2015'te Tayland'a gitmiştim ben ve orada bu kadar ait olduğum bir yer hissetmemiştim iklim olarak.
O egzotik iklimi, Asya kültürünü orada yaşadığımdan beri böyle bir hayat istiyorum.
Hatta bu yaz için böyle geçen yıl bir plan yapmıştım.
Güney Asya turu falan gibi hani Vietnam'a falan giderim oradan Bali'ye geçerim aylarca kalırım gibi bir şeyler düşünmüştüm.
Neden yapmadım mesela? Çünkü onu yapsaydım da hiç köklenmiyorsun bir yere ait hissetmiyorsun falan değil kendime kızacaktım.
Geçen yıl işte bu yol ayrımındayken ya Bali'ye gidecek aylarca kalacaktım buna kesin olarak karar vermiştim.
Yani ikinci seçeneğim de şuydu burada çalışıp burada eve çıkmak ve burada bir düzen oturtmaktı.
Bakın şu an çok iyi hatırlıyorum.
Bali biletini almak üzereydim.
Ödeme sayfasındaydım ve dönüş yok sadece gidiş bileti.
Sonra dedim ki bu sefer bunu yapmayacaksın.
Duygularından kaçmak için hep geziyorsun.
Bu sefer yapma. Hani burada kalmayı ve düzen kurmayı dene.
Deyip gidip kendime hayatımda ilk kez bitki almıştım.
Hani böyle sembolik bir şekilde topraklanmak falan hesabı köklenmek.
O bitki şimdi evimde duruyor.
O bitkiyi alırken...
Ettiğim niyet gerçek oldu.
Ama bu sefer de aklımda diğer ihtimal kaldı.
Hangisi doğruydu bilemiyorum ama %60 bu yol doğru gibi geliyor.
Çünkü gerçekten ben hiç köklenen bir insan değildim.
Yani bir problemim mi var?
İşte hemen böyle kalkıp gideyim, gezeyim, bir yere gideyim.
Her sorundan bu şekilde kaçıyordum.
O yüzden yani mesela o zaman ofiste çalışıyordum, maaşım vardı.
Mutlaka yılda birkaç defa bir yerlere gidiyordum ve hiçbir para biriktiremiyordum.
Siz tabii beni aşırı evcimen bir şekilde tanıdınız, evcimen bir zamanda tanıdınız ama geçen yıl en son İspanya'ya gittim sanırım ve orada dedim ki ikinci kez gitmiştim ve sırf arkadaşlarımı görmeye böyle sadece tatil
ve keyfine gitmiştim.
Orada dedim ki tamam dedim hani bundan sonra bir süre İstanbul'a köklenene kadar böyle kendini tanıyıp ne bileyim kendi düzenini oluşturana kadar hiçbir yere gitmiyorsun dedim ve o zamandan beri de hiçbir yere gitmedim.
İyi mi oldu, kötü mü oldu?
İnanın bilmiyorum. Bu bölüm akışı normalde yetişkin olmak ve tevekkül edebilmek üzerineydi.
İronik. Şu an ben de tevekkül edemiyorum.
Yani vardır bir hayır deyip işin içinden çıkamıyorum.
Kaydı kapatıp Bali'ye gitsem nasıl olurdu falan diye düşüneceğim.
Hatta bazen o kadar mal olabiliyorum ki.
Ya bakın bu mallıktan nefret ediyorum.
Bu mallık benim içimde hissettiğim bir his.
Bunun üzerinden mantıken gelebiliyorum irademle.
Ama içimdeki bu histen kurtulamıyorum.
Mesela şu an ben ne düşünüyorum biliyor musunuz?
Ben zaten parayı her türlü kazanırım deyip Bali'ye uçak bileti almayı düşünüyorum.
Sinirim bozuldu ya. Bu arada bakın hani bu gerçekten böyle oluyor.
Hani her türlü ben bir şekilde parayı kazandım hayatım boyunca.
Ve hani çok şükür gerçekten çok şükür kendi başıma iyi şartlarda yaşayabiliyorum.
Ama bu biraz gerçek dışı bir şey mi diye sorguluyorum artık.
Yani bilmiyorum yine hayatla arama keyifçilik giriyor.
Ama mesela şöyle düşünüyorum.
Oraya gitsem böyle bir şort bir terlik.
Az eşya, böyle kitap, mikrofon, telefon, bilgisayar.
Sıfır dilekçe, sıfır duruşma.
Her gün vlog çeksem. Haftada 2-3 kez podcast çeksem.
Zaten orada bana o kadar çok malzeme çıkar ki.
O yüzden bayağı vlog çekebilirim ve hesabımı da büyütebilirim.
Yani bu sayede çalışıyor da olabilirim.
Değişik insanlarla tanışırım.
Basit yaşarım. Egzotik meyveler yerim devamlı.
Açık havadaki spor salonları var ya orada spor yaparım.
Yüzerim, sörf öğrenirim.
Ve bunu şu an hayatımın en özgür olduğum döneminde yapabilirim.
Yani beni buraya bağlayan hiçbir şey yok çünkü.
Sadece evim var. Ya işte bakın bunlar bence duygusal boşluktan oluyor.
Ya bilmiyorum bunlar duygusal boşluktan mı oluyor?
Yoksa benim oraya gitmem gerekiyor?
Yani benim hayat akışımda bunu yapmam mı gerekiyor?
İleride mesela işte 10 yıl sonra ya ne duygusal boşluğu basıp gitseydin?
Gerekirse kredi çekip borçlansaydın.
Çünkü o borçları ödeyebilirsin zaten bir şekilde.
Ama bir daha hiç hani 30 yaşında olmayacaksın.
Niye bunu yapmadın?
mı diyeceğim acaba kendime?
Mesela bu Eylül'de ben 30 yaşına giriyorum ve hep hani aylardır da geçen yıl gitmedikten sonra şunu düşündüm.
Dedim ki tamam 30 yaşına Bali'de girerim.
Hani bu bir tatil olur.
O şekilde giderim kalıcı olarak gitmek yerine.
Giderim böyle bir ay falan kalırım diye düşündüm.
Yani bilmiyorum bunları yapmalı mıyım?
Ya aşırı derecede gerçekten tam bir bilinç akışı bir bölüm oluyor.
Yani ben burada savruluyor muyum duygusal boşluktan dolayı ya da benim ruh halim mi bu şekilde bunu çözemiyorum.
Yani çözmek için şu anda bir hevesim de yok açıkçası ama belki de bunu çözsem biraz daha sağlıklı ilerleyebilirim.
Sadece dün düz yaşamak istiyorum ya.
Dünyanın geri kalanı aklımı kurcalamasın.
Yaratıcılıkla ilgili bir kaygım olmasın.
Hani hiçbir şey üretmeden, böyle evde edit yapmadan, dümdüz oturarak düz bir akşam geçireyim, televizyon izleyeyim, çay içeyim, sabah işe gideyim, maaşımı alayım, oturayım, verilen işleri yapayım, beklentisiz
bir evlilik yapayım. Hani bir yandan da bunu yapmadığım için kendime kızıyorum.
Çünkü olması gereken bu ya aslında.
Öbür türlüsü umarak mı geçiyor?
Çünkü diğer senaryoda biraz ütopik yani.
Belki de hiç olmayacak bir hayat için boşuna uğraşıyorum ben bugün.
Ama kepenk indirip gidemiyorum da.
Çünkü buraya da çok emek verdim ve şu an baya ilerledim.
Bu noktada kapatıp gitmek çok kötü olur.
Beni tatmin edecek bir büyüme noktasında da değil daha.
Bu da motivasyonumu kırıyor.
Benim sorunum aslında burayı bir iş gibi görebilecek kadar büyütmem lazım sanırım.
Yoksa çalışmıyor ve bir şey yapmıyor gibi hissediyorum.
Ya bir de çok kötü bir şey yaptım şimdi bunu konuşunca.
Çetçipiti horarı bakıyormuş ya.
Bunu bana söyleyen kişi kimse.
Hatırlamıyorum DM'den yazmıştı biri.
Ama yani keşke yazmasaydın ya.
Çünkü Çetçipiti'ye Bali'ye gitmem iyi olur mu diye sordum.
Kaçış için istiyorsan iyi gözükmüyor dedi.
Podcast'ta konuştuklarımı dinliyor muhtemelen.
Of kafayı yiyeceğim ya!
Yapmıyorum bir daha. Bak gerçekten söz veriyorum.
Ne horari, ne astroloji hiçbirini yapmıyorum valla.
Bunlar tam mutsuz insanın kaçış noktaları çünkü.
Hani umut bağlamak istiyorsun bir şeye ve zaten umut tacirliği yapıyor bu insanlarda.
Astroloji ne kadar doğru olursa olsun sen orada o insana o parayı sırf o an umuda ihtiyacın olduğu için veriyorsun.
Dümdüz yaşayacağım. Her şeyi kapatıp gidemiyorum.
10.000 olduk. 10.000 kişiyi geçtik hatta.
Ama biraz daha düz yaşayacağım.
Söz veriyorum. Az söz yok.
Horary yok. İlişki koçu bağlı yok.
Birileriyle tanışmak yok.
Bir ortamda denk gelirse hani belki görüşürüz tamam mı?
5 mesaj atarsa bir tane cevap veririz belki.
Çünkü gerçekten takatim kalmadı.
Öbür salak sulak insanları düşünmek yok.
İnanmıyorum 40 dakika olmuş bölüm.
Gidiyorum ben. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
