
Bireyselliğine alan açmak istersen, NEFES30 koduyla Terappin’de alacağın ilk tekil ve paket seansların Temmuz’a özel %30 indirimli! 💜
#AnlaşılmakİyiGelecek
Instagram: zeynomental
Apple podcastte puanla
Youtube tıklayın
Tiktok zeynomental
Twitter zeynomental
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içermektedir.
Transkript
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde ve hangi yılda karşılaştıysak Terapi'nin sunduğu 125.
bölüme iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksimi o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin. Ben Zeynep.
Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Ben Zeynep.
Evet ya ben Zeynep.
Neden bunu hiç söylemiyorum bilmiyorum.
Geçen kuaföre gittim.
Saç kesimle hep aynı kuaföre gidiyorum.
Bir kez paylaşmıştım.
O benden görüp giden çok kişi olmuş kuaföre.
Ama şey diyorlarmış. Ben Bilinç Akışı podcast'ten geldim.
Kızın adı neydi hatırlamıyorum.
Geçen bir de storyime şey yazmış.
Aa senin adın Zeynep mi?
Ve bayadır takip edip devamlı DM atan birisi.
Neyse ilk kez bu bölümle karşılaştıysak tanışmış olduk.
Arkadaşlar nasılsınız?
Ben yine yorganın altında mikrofonla kayıt aldığım o günlere geri döndüm.
Ya şeyi anlamıyorum ya şu an ofiste kalıyorum da o yüzden buna geri döndüm.
Eski mikrofonumu ofise getirdim o burada dursun diye.
Hani buradayken bununla kayıt alırım diye.
Ama bunda da yorganın altına girmem gerekiyor.
Şunu anlamıyorum. Burada kanepede yatıyorum.
Kanepede bile değil deri koltukta yatıyorum böyle.
Dar bir şey falan haftaya çık alırken.
Diyorum ki insanların 20-25 yaşında yaşadığı şeyleri 30-31 yaşında yaşıyorsun.
Sanki hayatım böyle.
İleri gitmesi gereken yere geri doğru gidiyormuş gibi geliyor bir yandan.
Tabii ki öyle değildir.
Fakat bunu da bir düşünmüyor değilim ya.
Bilmiyorum. Konforum düşüyor ya.
Neyse olabilir tamam.
Bu yaşlar çalışma yaşları.
Biraz böyle arayışta olma yaşlarını geçtik ama ben daha yeni geliyorum oraya.
O yüzden şikayet etmiyorum.
Sesimi çıkarmıyorum. Sadece şunu düşündüm.
Ben bu bölümü bir yaz akşamında çekiyorum.
Siz ne zaman dinliyorsunuz bilmiyorum ama.
Hatta siz bunu dinlerken belki de...
2028'de dinliyorsunuz ya.
Ben bazı podcastların 5 yıl önceki bölümlerini dinliyorum.
Belki siz de 2028'de, 2029'da dinliyorsunuz ve ben 2026'da kanepemden, yorganın altından sesleniyorum size.
Acaba siz bunu dinlerken ben neredeyim?
Kesin açıp bakarsınız Instagram'dan.
Belki de şey yapmışımdır.
Tüm sosyal medyamı, her şeyimi kapatıp yok olmuşumdur.
Bunu da yapma potansiyeli bazen görüyorum kendimde.
Neyse şunu düşünüyordum. Şimdi bir yaz akşamı ya böyle güzel, serinlik.
Ne bileyim insanın içi tatlı bir huzurla kaplanıyor.
Umarım seneye ölmem.
Sağlıklı olurum. Şartlar da el verir.
Çok keyifli bir tatil yaparım.
Bunu o kadar istiyorum ki.
Ya o kadar istiyorum ki.
Yıllardır en çok isteyip bir türlü yaşayamadığım şeylerden birisi her şey dahil bir otele gidip 5 gün yatmak.
Şimdi diyeceksiniz ki 5 günde sıkılırsın.
Sıkılayım. Sadece yatmak.
Gün içinde ne yiyeceğim, nerede yiyeceğim derdi olmadan her şeyin belli olduğu bir yer.
Yemeğe karar vermeme bile gerek yok.
Düşünsenize sabah uyanıyoruz.
Evet beraber uyanıyoruz.
Hayır hayır. Cidden ama bakın uyandınız.
Denize bakan bir odada uykunuzu alarak istediğiniz saatte uyandınız.
Odada bir kahve içtiniz.
Pencerenin önünde kitap okuyorsunuz.
Dışarısı sıcaktır içeridesiniz.
Püfür püfür yukarıdan dönen bir pervane var.
Öyle klima soğuğu da değil.
Onun altında acıkana kadar kahve içip kitap okuyorsunuz.
Yok sabah kahve içmek kortizolu arttırır.
Yok kahvaltıya geç kaldım derdi yok.
Uzun uzun ve huzurlu huzurlu kitabınızı okudunuz.
Kahvaltı saati olmayan bir otel burası.
İndiniz aşağı. Canınız ne isterse onu aldınız açık büfeden.
Öyle alengirli şeylere de gerek yok.
Zeytin, peynir, güzel bir dana füme, sıcacık pişi, mantarlı kaşarlı omlet, mis gibi bir çay.
Oturdunuz kahvaltı ediyorsunuz deniz kenarında.
Ağlayacağım şimdi. Hiç var ya orada şey de yok hani böyle yemek yerken bir şey izlemeyim, dopaminimi bozmayayım da yok.
Açtınız, yaprak dökümü izliyorsunuz ya.
Aramızda kalsın izliyorsunuz.
Aramızda kalsın dizisine başladım bu arada önerinizle.
Çok huzurlu, çok güzel, bayıldım.
Yabancı damat da güzeldi de orada çok bağırıyorlardı.
Yordu beni bir süre sonra.
Aramızda kalsın sakin, huzurlu.
Dizide böyle bahçede yemek yiyorlar.
Mutfakta yemek yapıyorlar.
Sakin sakin konuşuyorlar.
Çok hoşuma gitti. Onu izliyorsunuz kahvaltı yaparken.
Çıktınız, gittiniz sahile.
Şezlon kapma derdi yok.
Bu arada çok iyi otellerde bile şezlon kapma derdi oluyormuş biliyor musunuz ama hani böyle ekstrem pahalı otellerden bahsediyorum.
Anyways, attınız havluyum.
Şemsiye açık. Güneş mineş çarpmıyor.
Uzandınız. Kulaklığı taktınız.
Bilginç Akışı Podcast dinliyorsunuz.
Çünkü bildirimleri açmışsınız falan.
Hayır hayır. Ne istiyorsanız onu dinliyorsunuz.
Sonra sıcak bastığı denize girdiniz.
Denizin girişi ayağınızı acıtmayan bir taş.
Hatta özel getirmişler ya.
Taşı getirip özel taşları, ayak acıtmayan taşları denizin girişine yığmışlar.
Kum olursa su çok bulanıyor.
O yüzden taş ve mis gibi cam gibi bir deniz.
Saatlerce denizde me time yapıyorsunuz.
Arkadaşınız varsa onunla muhabbet ediyorsunuz.
İki dakika sonra yorulan bir tip değil arkadaşınız.
O da çok okey.
Denizde uzun uzun durmaya.
Çıktınız. Güneş kreminizi sürdünüz.
O yaz kokusunu aldınız.
Bir dondurma yediniz.
Yaşıyorum ya şu an bu anı.
Bitirmeyeceğim de bu arada devam ediyorum.
Sonra gün batımına kadar kitabınıza devam ettiniz.
Ayfer Tunç okuyor olun tamam mı?
Ayfer Tunç okuyoruz.
Aynen. Arkadaşınıza gittiyseniz darlamıyor.
Size fotoğraf çektirmiyor.
Aşk acısını derdini anlatmıyor.
Gerçi hepsi evlendi artık aşk acısı da yok ama.
Kaynanasını maynanasını anlatmıyor.
Telefonunuz hiç çalmıyor.
Story atmıyorsunuz.
Sosyal medyaya bakmıyorsunuz.
Sadece akşamüstü serinliğinde.
Ağaçların, yaprakların o rüzgarını duyuyorsunuz.
Denizin dalgasını dinliyorsunuz.
Ve kitap okurken uyuyakalıyorsunuz.
Tamam uyanın bitti.
Ya nasip olur mu ya? Lütfen olsun ya.
Bunu sıkılacağımı bilmeme rağmen günlerce yapmak istiyorum.
Sıfırlanıp enerji dolmak istiyorum o tatilde.
Öyle bir enerji dolayım ki böyle öf Zeynep yoğurdun ya enerjinle desinler benim muhatap olduğum insanlar.
Son zamanlarda düşük pil modundayım sadece.
Bugün yapmak zorunda olduğum şeyler neler?
Ona bakıyorum, onu yapıyorum.
Sonrası sonra diye düşünerek ilerliyorum.
O kadar ihtiyacım var ki bu tatile.
Maalesef bu yaz da olmadı.
Başaramadık abi. İşte bugün bunu düşünüyordum az önce.
Umarım bunu seneye yapabilirim diye.
Aklıma direkt ne geldi biliyor musunuz?
Seneye belki de öleceğim.
Okey ölmüş olabilirim.
Bu benim açımdan sorun değil.
Farkında olmayacağım. Daha kötüsü Allah korusun ama sevdiğim birini kaybedebilirim, bir sağlık sorunu yaşayabilirim veya bir yakınım bir sorunu yaşayabilir.
Bu kadar güzel bir hayalle birlikte bu ihtimaller de geldi aklıma.
İnşallah olumsuz bir durum olmaz da yaparım dedim.
Kendimi bazen bir şeyi istedikten sonra kaygılanırken yakalıyorum.
Umarım bu herkese oluyordur ya da umarım olmuyordur ama insani bir özellik mi bunu merak ediyorum.
Veya durduk yere kuruyorum.
Uyku tutmadı diyelim gece, aklından olumsuz senaryolar geçiyor.
Bu davayı açmam lazım ama ya yetiştiremezsem?
Bu videoyu çekeceğim şimdi ama ya beğenmezlerse?
Veya sevdiğim birinden vedalaşırken onunla ya onu bir daha göremezsem?
Gibi gibi gibi yani çok yüksek bir kaygı boyutunda değil ama ihtimal olarak aklından geçiyor bu düşünceler.
Eskiden çok daha fazla oluyordu.
Özellikle küçükken bir sürü saçma şeyin olmasından korkuyordum.
Bunları örneklendirmeyeceğim şimdi.
Korktuğum şeylerden başına gelen varsa aranızda kimseyi tabii ki üzmek istemem.
Herkesin hayatta sınandığı şeyler farklı.
Ama böyle kaygılar oluyordu onu demek istiyorum.
Bu kaygıları ben ikiye ayırıyorum.
Biri hiç gerçekleşmemiş ve boşuna endişelendiğim şeyler dediğim gibi.
Bunlarla ilgili boşu boşuna kendi kendime...
Olumsuz duygulara kapılıp günlerimi geçirdiğim oldu.
Ya şöyleyse, ya böyleyse, ya bunu derse, ya bana bunu yaparsa.
E demedi, gelmedi, yapmadı.
Ben kafamda senaryo kurup bu ihtimallerle ilgili kendimi yıprattım.
Zihnim orada bir ilüzyon yarattı.
O ilüzyona inandı.
Hatta bazen saplandı.
Ondan çıkamadım.
Sonunda her şey olacağına vardı.
Ben de olumsuz duyguları yaşamamla kaldım.
Diğer bir durumda ikiye ayırıyorum dedim ya.
Diğeri de bazı şeyler başıma gelirse çok kötü olur sanıyorum.
Çok kötü olur. Nasıl yaparım?
Nasıl ederim? Ben altından kalkamam diye düşünüyorum.
Sonra o şey başıma geliyor ve sandığım kadar zor olmadığını anlıyorum.
Sanki o kehaneti oluşturuyorum.
Sonra onu yaşıyorum ve korktuğum kadar kötü bir şey olmadığını görüyorum.
Biraz basit ama iyi anlaşılabilecek bir örnek vereceğim.
Belki biraz saçma gelecek ama o kadar hassas bir konu ki böyle büyük büyük örnekler de vermek istemiyorum.
Bir yerde çalışıyordum. İstifa etmek istiyorum ama patronum çok sert birisi tamam mı?
İstifa etmeye korkuyorum.
O kadar sert birisi.
Sırf istifa edemediğim için iki ay daha işe gittim geldim.
Ya saçmalığa bakın. Kadının yanına gidiyorum.
Ağzına çıkmıyor. Ben işten ayrılmak istiyorum diyemiyorum.
Kadının sağı solu belli değil çünkü ve çok tersi yapabilir.
Sonra bir gün cesaretimi topladım.
Gittim söyledim. Sen bilirsin dedi.
Hiç sandığım gibi bir tepki vermedi.
Yine bir iki şey söyleyip moralimi bozdu da sandığım kadar büyük bir reaksiyon göstermedi.
Ya da daha geniş zamandan bir örnek verirsem.
Bu konuda örnek vermezsek artık bölüm olmaz yani.
Sonra bana diyorsunuz ki Zeynep çok takıyorsun.
Hayır abi takmıyorum ama belki de...
Eskiden mi takmışım bilmiyorum ya da hayatın içinde olan şeyler olduğu için mi mecbur örnek veriyorum?
25 yaşındayken diyordum ki ya 30 yaşına gelince hala bekar olursam, tüm arkadaşlarım da evlenmiş olursa mesela ben tek kalsam çok üzülürüm.
Hani çok üzücü olur buna dayanamam.
E oldu abi hani dayanıyorum.
Yani dayanmayıp ne yapacağım zaten de hani dayanacağım bir statüde de değil bu sorun şu an benim için.
25 yaşındayken...
Çok büyük bir problem olurmuş gibi gözüküyordu bana belki.
Ama 30 yaşındaki halime geldiğimde o zaman zannettiğim kadar büyük bir problem olmadı.
O süreçte ben de değiştim çünkü.
Benim hayata bakışım da değişti.
Ne bileyim psikolojim de daha iyi bir yere gitti.
Ya biraz hassas bir örnek geliyor böyle şeyleri düşününce aklıma.
Onu söyleyeceğim ama ondan önce yakın zamanda yaşadığım şu olaydan bir örnek vereyim.
Geçen size de dedim ya.
140'la giderken lastiğim patladı otobanda diye.
Böyle bir kaza ihtimali her otoyolda aklıma geliyordu tamam mı?
Ay Allah korusun başıma gelsen ne yaparım falan diye düşünüyordum.
Hemen böyle Allah göstermesin falan oluyordum.
Sonra geldi başıma.
İlk bir an endişelendim.
Durdum şöyle bir dedim ki bir nefes al.
Önce şöyle bir nefes aldım verdim bir sakin oldum.
Kendimi böyle telkin ettim.
Sonra çekici çağırdım lastikçiye gittim.
Halloldu. Gözümle büyüttüğüm kadar büyük bir şey değilmiş.
Fakat yaşayana kadar çok daha büyük ve zor bir şey gibi geliyordu.
O an ben durup bir nefes almak, bir saniye de olsa sakinleşmek için kendimi telkin edebildim.
Ama daha önceden olsaydı belki kendimi o şekilde telkin edemezdim.
Siz de derseniz ki Zeynep ben henüz zihnimi o aşamaya getiremedim.
Tek başıma yapamıyorum.
O zaman nefes 30 koduyla, terapinde geçerli %30 indirimle...
sarıp sarmalandığınız bir destek alabilirsiniz.
Hep söylediğim gibi terapi sürecimde kendi tecrübe ettiğim konuları seçiyorum bu sponsorlu bölümlerde.
Kaygının zihnimi ele geçirdiği çok zaman oldu.
Uzun ve istikrarlı bir terapi sürecinden geçtikten sonra zihnimi böyle nasıl sakinleştirip düşüncelerimi nasıl regüle edeceğimi artık öğrendim bence.
En çok istediğim şey benim hayatımı değiştiren bu süreci sizin de yaşamanıza vesile olmak.
Bu arada terapin yalnızca terapi platformu değil.
Yüzlerce farklı terapist, fizyoterapist, diyetisyen, spor eğitmeni olan bir platform.
Size uygun bütçeyle kendi konfor alanınızda bu uzmanlardan destek alabilirsiniz.
Nefes 30 koduyla %30 indirimiz var dediğim gibi detayları açıklamaya bırakıyorum.
Hatta bu bölümün çıkış noktası da o lastiğin patlaması oldu aslında.
Sandığım kadar büyük bir şey olmadığını fark edince dedim ki tamam ben bununla ilgili genel olarak bir bölüm yapayım.
Çünkü daha önceden endişelendiğim ve bunu tecrübe ettiğim çok fazla şey oldu.
Vereceğim diğer bir örnek de dediğim gibi hassas bir konu.
Ama ilgimi çekmişti.
Zeynep Selvili diye bir psikolog var ya, yaz terapisi üzerine çalışıyor sanırım.
Yaz tutan insanların itiraflarını paylaşmıştı.
Bayağı oldu bir storiesinde görmüştüm diye hatırlıyorum.
Birisi şey yazmıştı.
Yıllarca babamı kaybetmekten korktum ve bu korkuyla yaşadım.
Babam öldükten sonra...
Artık o korkudan kurtulduğum için rahatladım.
Bu itiraf beni inanılmaz etkilemişti.
Ya bir şeyin başına geleceğinden o kadar korkuyorsun ki sonucun ne kadar kötü olursa olsun artık bu korkum gerçekleşti ve bir daha gerçekleşemez.
Bitti, hayatımdan çıktı.
Sadece sonucuna üzüleceğim diye düşünüyorsun.
İnsanın hayatını ne kadar ele geçiren bir durum yani.
Aklına başka örnekler de geliyor aslında.
Ama burada anlatmak istemiyorum.
Bir kısmı hiç yaşamadığım ve boşuna endişelendiğim şeylerdi.
Bir kısmı yaşadıktan sonra bu muymuş ya o kadar da kötü değilmiş dediğim şeylerdi.
Ama hepsi toplanınca çözmem gereken bir başlık olarak yer alıyordu hayatımda veya hala alıyor.
Ama tabii artık daha az daha minimal bir seviyede alıyor dediğim gibi.
En azından düşüncelerimi cegile edebiliyorum.
Artık böyle kaygıları kapılınca diyorum ki bak bu yaşa kadar şunun olmasına korktun.
Oldu mu? Olmadı.
Şimdi aklına gelen şey de olmayabilir.
Olmayacaksa da, olacaksa da zaten sen önüne geçemezsin.
İçinde olduğun anı bu kaygıyla mahvetme.
Kendime devamlı bunu telkin ediyorum öyle anlarda.
Bir yandan da korktuğum şeylerden başıma gelmeyen kısım için şükrediyorum ya.
Diyorum ki ben 10 yaşındayken bundan korkuyordum.
20 yaşındayken şundan korkuyordum.
Hiçbirini yaşamadım. Ne kadar şanslıyım, ne kadar minnettarım.
Kalbim böyle minnetten patlıyor gibi oluyor o örnekleri düşündüğümde.
Hayata borçlanmış gibi hissediyorum.
Tabii korktuğum ve başıma gelen de çok şey oldu.
Ama dediğim gibi hiçbirinde zihnimde büyüttüğüm kadar zor bir sonuçla karşılaşmadım.
Belki de zordu ama ben artık onları aşabilecek güçteydim.
Dönüp bakınca o kaygıların birer tuzak olduğunu, zihnimin huzurumu bozmak için yarattığı ilüzyonlar olduğunu anlıyorum.
Yaş almanın güzel yanı sanırım şu.
Veriyi topluyorsunuz.
Bu yaşa kadar olacağını sandığım şeylerin %95'i olmadı.
Tamam bundan sonra bir şey aklıma gelince bu %95'i baz alarak içimi rahatlatabiliyorum.
Hayatımın çoğunu hiç olmayan olaylar için endişe ederek yaşadım diyen Mark Twain'i anlamak istemiyorum.
Bu tuzaklara artık düşmüyorum.
En azından düşmemeye çalışıyorum.
Umarım sizler de bunu yapabiliyorsunuzdur veya yapmaya çalışıyorsunuzdur.
Kendi tecrübelerinizi benimle paylaşırsanız çok merak ediyorum.
Instagram Zeyno Mental.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
