
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Çabasızlık beni buz gibi yapıyor🎣 dont the wayyyyy😮💨🫗 🛎️
favori kitaplarımın bazıları https://app.hb.biz/1QjFhPaGIdzf #reklam #ortaklık Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Eminim ki ihtiyacı olan insanı doğru zamanda bulacak bu bölüm.
Gecenin tam üçünde dertlerin en gücündeyiz.
Genciz. Çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem, bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi, astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma teklifini o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Bazı şeyleri hissederken size de anlatasım geliyor.
O yüzden hemen kaydı açtım.
Ya erkekleri bilmem ama kızlarda benim gözlemlediğim şey yıllardır arkadaşlarımda kendimde hep görüyordum.
Artık DM'den gelen mesajlardan da anlıyorum ki bazı duyguları biz fazla ağır yaşıyoruz ya.
Bazı hisleri çok büyütüyoruz.
İlgimizin zerresini hak etmeyen erkeklere bel bağlıyoruz.
Hiç orada olmasalar da onları görmek istiyoruz.
Oldurtmaya çalışıyoruz, olmayana direniyoruz.
Olmadığını bir türlü kabul edemiyoruz.
Yuvayı dişi kuş kurar lafını anlamak istediğimiz yerden anlıyoruz.
Bana o kadar çok mesaj geliyor ki böyle güzel güzel kızlardan.
Hepinize ve hepimize şunu söylemek istiyorum.
Başka ülkeleri bilmem ama ya bu ülkede bir kız çocuğu olarak büyümek bizi böyle başkasının sevgisine muhtaç hale getirdi.
En ferah, en iyi ailede...
büyüyen insan olsan bile bir erkek çocuğa gösterilen özveriye, tanınan özgürlüğe, hak görülen şeylere sahip olamıyorsun.
Çünkü büyüme işi ve büyürken edinilen tüm o data anne de bitiyor.
Ve anne hani böyle aşırı bilinçli, düzgün, bir şeyleri aşmış, kendi geliştirmiş bir insan değilse ki böyle bir anneye rastlamadım hayatımda.
Evde kız çocuğuyla kendisini ya bir noktada rakip görüyor.
Bakın gerçekten hani ben artık bunun 2 artı 2 eşittir 4 kadar kesin bir şey olduğunu düşünüyorum.
Hatta başka ülkeleri bilmem dedim ama geçen yabancı bir arkadaşımla dertleşiyorduk.
O da aynı yorumu yaptı.
Ya bazen annemin beni kıskandığını düşünüyorum dedi.
Hani kendi yaşayamadıklarını benim yaşadığımı görünce içgüdüsel olarak sabote ettiğini düşünüyorum dedi.
Şok oldum biliyor musunuz?
Çünkü ben bunu Türk ailelerinde, Türk aile yapısında tüm kız çocuklarının hissettiğine ama dile getirmediğine emin gibiyim.
Erkekler de babalarıyla sanırım aynı problemi yaşıyor.
Ondan aldığın sevgi kadar doyuyorsun bir şeylere genelde.
Sadece sevgi de değil ya, genel kriterler açısından çok önemli bir bağ oluşuyor yani.
Annenin arandaki bağ senin aslında ilerideki sevgi ihtiyacını gösteren bir şey oluyor.
İçindeki duygusal boşlukları dolduramıyorsun.
Hani dönüp bakman gereken yer orası aslında.
Ortaokuldan beri kızlarda devamlı bir aşk meşk mevzuları bu yüzden başlıyor mesela bence.
Erkekler daha umursamaz ve daha net oluyorlar.
Çünkü evde annesinden o sevgiyi tam anlamıyla alabiliyorlar.
bir tespit değil tabii ki.
Ama yani şahsen benim bunca yıldır gözlemlediğim bir mevzu.
Nasıl anlatabilirim bunu bilmiyorum ama kız çocuklarındaki o boşluk hissi, hayatları boyunca orayı doldurma arzusunu eminim dinleyen çoğu insan anlamıştır.
Bir düşünün, bu bölümü dinleyen bir erkekseniz eminim ki ne dediğimi anlamıyorsunuz.
Çünkü size göre hoşlandığınız kız vardır mesela ve ona belli ediyorsunuzdur, gerekeni yapıyorsunuzdur.
Ama bu bölümü dinleyen bir kızsanız hayatınız boyunca hep hoşlandığınız, baktığınız, anlam aradığınız, gel gitlerine rağmen onu orada beklediğiniz, bazen ailelerinizden kaçmak istediğiniz biri
mutlaka olmuştur.
Bundan sonra iki yol oluyor zaten.
Ya her şeyi Yapmasına rağmen o insanı kabul edip o insana böyle yıllar harcıyorsunuz.
Ya da bir noktada bu döngüyü kırıp yalnız kalmaya itiliyorsunuz.
Yalnız kalınca bu sefer toplum baskısı başlıyor.
O da ayrı bir mesele. O toplum baskısında kendi korumakla, geliştirmekle, anlamakla apayrı bir mücadele geçiyor.
Ama en azından hani günün sonunda sen onu topluma anlatamasan da kendi içinde kendini seçmenin rahatlığını hissedebiliyorsun.
Artık birini böyle kaçış yolu olarak görmemenin ferahlığını sen biliyorsun.
Az önce birinizle DM'den konuşuyorduk.
Aslında tüm bu... Bölüm oradan çıktı.
Onu sürüncemede bırakan bir erkek için hayatımı mahvetti dedi.
Lafın gelişi dedi tabii ama benim de böyle laflar ettiğim zamanlar olmuştu.
Şu an anlıyorum ki kimse benim hayatımı mahvetmedi.
İçinde bulunduğum, içinde olduğum duygusal boşluğu anlayacak farkındalıkta olmadığım zamanlar kendim o kişiye...
DM'den konuştuğum kıza bakıyorum mesela.
Ya çok güzel, çok akıllı, güzel bir işi var, güzel bir mizah anlayışı var.
Hani aklım almıyor. Yani arkadaşlarıma baktığımda da aynı şeyi görüyorum.
Diyorum ya sen nasıl o çocuğa tamah edersin ya?
Ama insan işte hani bu aile örüntülerinden, şemalarından, bilmem nelerinden dolayı kendi değerini fark edemeyebiliyor.
Ve bu yüzden hani yakınında, ona en yakında olan, en optimum gözüken insana bir sığınma ihtiyacı duyuyor.
Ya lütfen bunu yapmayalım artık.
Biz erkeklere kızıyoruz ama aslında erkekler çok netler bence.
Hani görüldü mü attı mesela?
Atsın abi istemiyor demek ki.
Adamın sana orada bir umut vermesinden daha iyi bir şey görüldü atması.
Bir gelip bir gidiyor mu?
Ya o kadar orada olmak istiyor demek ki.
Bunları anlam yükleyip kafada büyütüp onları düzeltmeye çalışan, bir şeyleri tamir etmeye çalışan aslında sadece biziz.
Erkeklerle ilgili şöyle bir şey var.
Erkek kadını yok aslında bunun.
Kendinizden pay biçebilirsiniz.
Bir insan bir şeyi yapmak istiyorsa yapar.
İstemiyorsa yapmaz. Bak bu bu kadar net.
Beni dinleyen çoğu kişiden büyük olduğumu biliyorum.
Hani bana derseniz ki ne biliyorsun bu hayatta?
Hani ne öğrendin bu yaşa kadar derseniz gerçekten sadece şunu derim.
Herhangi bir konuda, herhangi bir insan bir şeyi istiyorsa yapar.
Yok utanıyor, yok çekiniyor, yok ailevi problemleri var.
Ya geçin artık bunları ne olur ya.
Hepimiz aslında kendimize layık gördüğümüz şeyleri yaşıyoruz.
Sen bir erkeğin mesaj atmasını kendine layık görüyorsan, daha doğrusu mesaj atmasını beklemeyi kendine layık görüyorsan, onun mesaj atmasını beklersin.
Hatta story yanıtlamasını beklersin.
Bak daha kötü. Gerçekten istediği kişiye böyle bodozlama yürüyen adam, storyden birini likeladı diye mutlu olursun.
Ya midem bulanıyor artık böyle şeylerden.
Bir şey ya vardır ya yoktur.
Var mı yok mu diye şüpheye düşüyorsan o şey yoktur.
Kendinize, arkadaşlarınızla birlikte böyle bir senaryo uydurup da o yazmıyor işte çünkü şöyle böyle yok kanka meşgul, yok sınavı var ya bunları demeyi bırakın artık.
Sadece şunu deyin. Ben bunu mu hak ediyorum ya?
Ben bir insanın boş vakitte aklına gelirse Lütfedip yazacağı insan olmayı mı hak ediyorum?
Kapı eşiğinde beklemeyi mi hak ediyorum?
Kapı azıcık aralık olsa ben o boşluktan girerdim hissiyle beklemeyi mi hak ediyorum?
Bir çocuk vardı böyle tamam mı?
Yıllardır sürüncemede kalan bir insandı.
Bana hiçbir zaman emek vermedi.
Ama lafa gelince yok ben seni çok sevdim de zartta zurtta yani beni böyle manipüle ediyor her konuştuğumuzda.
Bakın hani abartmıyorum gerçekten yıllarca gitti böyle.
Bu anlattıklarımı ben o zamanlar hiç fark etmedim.
Ama ne zaman ben kendime döndüğüm kendi değerimi fark ettim onu o zaman tamamen bitirebildim.
Hani o kadar yıllarca sürüncemede kalmasına rağmen.
Ya dedim hani sen ne diyorsun ya hani yine beni manipüle etmeye çalışıyordu.
Bir kere benim kolumdan tutup ben buradayım dedin mi?
Bir kere beni yemeğe çıkarttın mı?
Hani doğum günümde bir özel günde ne bileyim en ufak bir şeyde orada mıydın?
Seviyorsan da git kendi kendine sev yani artık beni ilgilendirmiyor.
Çünkü öyle yok işte sadece lafta seviyorumlar bilmem neler hani eyleme dökülmeyen hiçbir duyguyla ben artık ilgilenmiyorum.
İşte anca o zaman böyle son noktaya koyabildim.
Önce siz kendinizde değer verim muhabbeti var ya hani o aşırı doğru.
Siz kendinizi nerede görürseniz insanlar da size o kadar değer veriyor.
Hani ben şu an bu bölümde sadece ilişkiler açısından veya kadın erkek açısından ele aldım ama bu genel geçerli bir kural ya.
Sen kendine ne kadar değer verirsen insanlardan da o değeri görüyorsun.
İlla böyle gördüğünüz, duyduğunuz güzel ilişkiler, pamuklara sarılan kızlar falan vardır.
Hani siz sanıyor musunuz ki onlar hep tesadüf?
Onlar böyle ulaşılmaz bir yerde duran, böyle hayali karakterler mi sanıyorsunuz?
Hayır, onlar gerçek. Güzel şeyler yaşayan, değer gören insanların hepsi kendilerine bunu layık gördükleri için, önce kendileri kendi değerlerinin farkına vardıkları için değer görüyor.
O yüzden biri size bir ayıp ediyorsa, istemediğiniz bir duruma, tercih etmeyeceğiniz bir konuma düşüyorsanız kendinize şunu söyleyin.
Dışarıda beni bebeği gibi sevecek bir insanı kaçırıyorum.
Hani belki de ben şu an bu salağa şans verdiğim için.
Ben bunu mu hak ediyorum deyin ya?
Hani olması gerekenden azına tamah edip aşk kırıntısıyla doymayı mı hak ediyorum?
O kırıntıların peşinde koşuyorsanız peşinde koştuğunuz kırıntıları değil neden peşinde koştuğunuzu çözmelisiniz önce.
Bir şeyleri çözdüm mü ben bilmiyorum ama artık çabasızlık beni buz gibi yapıyor.
Çarşamba günü görüşürüz.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
