
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Kadınların ilişkide yaptığı en büyük hatadan Sweet Bobby Catfishing Kabusu belgeseline Bilinç Akışı’nda kalıyoruz.🫂 Yeni bölüm her çarşamba&pazar tüm platformlarda!
📩 info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Herkes acilen hayatındaki erkeğin annesi gibi davranmayı bırakabilir mi?
Adamın arkasını toplamayı, üzerinden sorumluluk almayı, ona yardım etmeyi, yönlendirmeyi bırakabilir miyiz lütfen?
Ben Zeynep, hepimizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Geçenlerde bir belgesel izledim.
Aynen güzelim, bir makalede okudum TikTok.
Yok gerçekten, Netflix'te bir belgesel izledim.
Adı Sweet Bobby, Catfish'in kabusuydu.
Catfishing ne demek hemen açıklıyorum.
Bir insanın internette sahte bir kimlik oluşturması ve o sahte kimlik üzerinden ilişkiler kurması.
Hani sosyal medyadan yani dating uygulamalardan falan.
Sahte fotoğraflarla gerçek olmayan bir profil oluşturup insanlarla duygusal bağ kurması.
Bu belgesel de gerçekten bir kabus bu arada.
Bir de şu anda belgesel olduğu için spoiler olmaz diye düşünüyorum.
Konusunda yazılıyor zaten ana temanı ne oldu.
O yüzden anlatıyorum ve tüm bölümde buradan hareketle konuşacağız.
Belgeselin konusu şu.
Bir kadın Facebook'ta tanıştığı bir adam tarafından 8 yıl boyunca kandırılıyor.
Bunun 3 yıllığı falan ilişkileri oluyor bu ikisi arasında.
Ve adam... Tamamen sahte bir profil, sahte bir hayat.
Kadına maddi bir çıkar falan da sağlamıyor bu arada.
Ama duygusal olarak kadının yıllarına mal oluyor.
Manipüle ediliyor. Duygusal şiddet uğruyor.
Adamın neden böyle bir şey yaptığını da anlatacağım.
Ama önce kadından bahsedeyim.
Kadının adı Kirat Aslen Kenyalı.
İngiltere'de yaşıyor. 17 yıllık ilişkisi olan, iş hayatında başarılı, çok sosyal bir kadın.
Ama o 17 yıllık ilişkisi de inişli çıkışlı böyle sorunlu bir ilişki.
Zaten sonunda bitiyor. Bobby ile yani bu adamla da daha önce Facebook'tan ekleşmişler.
Arada konuşuyorlar ama adam da evli, kadının da ilişkisi var zaten.
Hani aralarında duygusal bir şey olmuyor.
Böyle yıllar geçiyor.
Bu yıllar içinde arada nasılsın, iyi misin, hayat nasıl gidiyor falan diye konuşuyorlar.
Hatta adam boşanıyor bir ara.
Bunun muhabbeti oluyor. Bunlar bir arkadaşlık kuruyor.
Adamın sonra yeni sevgilisi oluyor.
Adam Kirat'a diyor ki yeni kız arkadaşım var onunla da tanışmanı istiyorum diyor.
Kirat'la kız Facebook'tan ekleşiyorlar.
Böyle bir sosyal medya arkadaşlığı.
Sonra yine aradan zaman geçiyor.
Bu sefer Bobby'nin kız arkadaşı bir paylaşım yapıyor.
Bobby suikasta uğradı.
Şu an hayata tutunmaya çalışıyor falan diye bir paylaşım yapıyor.
Kirat şok oluyor, çok üzülüyor.
Arkadaşlıkları var neticede.
Sonra Bobby kurtuluyor ama sol tarafa felç kalıyor.
Bobby de Kenyalı bu arada ve Kenya'nın böyle çok zengin ve çok iyi ailelerinden birinden.
O yüzden bunu suikasttan sonra tanık koruma programıyla Amerika'ya götürüyorlar.
Bir hastane odasında tek başına aylarca kalıyor Bobby.
Kirat bu sırada İngiltere'de.
Bobby sevgisinden ayrılıyor bu tanık koruma programındayken ve bunlar Kirat'la devamlı konuşmaya başlıyorlar.
Hikaye de burada başlıyor zaten.
Ama sadece mesajlaşıyorlar çünkü Bobby sesle iletişim kuramıyor.
Sesi de gitmiş felç olunca.
Sadece mesajlaşabiliyor işte.
Falan filan yıllar geçiyor.
Böyle bunlar bir türlü görüşemiyorlar.
Hani kafayı yiyorsunuz belgeseli izlerken zaten.
Belgesel tamamen bunun üzerine kurulu.
En sonunda da ortaya çıkıyor bu catfishing olayı.
Ve daha kötü bir yere geliyoruz.
Bu olayın yaşanma sebebi ne biliyor musunuz?
Hani şu an onu düşünüyorsunuz muhtemelen neden, neden diye.
Bunun sebebi Kirat'ın kuzeyine yani kızın kendi öz kuzeyine bir tane bir kız, genç bir kız.
O yapıyor her şeyi. Bobby adında bir profil oluşturup yıllar boyunca, 8 yıl boyunca Kirat'ı kandırıyor.
Ve daha garibi belgeseli izlerseniz göreceksiniz bir sürü yan profil oluşturuyor.
Ya bir sürü. Bobby'nin kardeşi, Bobby'nin ailesi, arkadaşları hepsine Facebook'ta ayrı ayrı profiller açıyor.
Hepsinden Kirat'la konuşuyor.
Ya Kirat sanıyor ki ben Bobby'nin hayatının içindeyim.
Ailesini tanıyorum, arkadaşlarını tanıyorum, çevresini tanıyorum.
Kız böyle sanıyor yıllarca.
Halbuki kuzeni planlamış her şeyi tek tek.
Ve bir şekilde Kirat'ı kandırıyor.
Yani gerçek hayatta öbür taraftan da kendi kuzeni kimliğiyle zaten Kirat'a destek veriyor devamlı.
İşte Bobby ile devam etmelisin.
Yok sen yanlış anlıyorsun.
Bobby yanlış bir şey yapmıyor falan.
Hani böyle Kirat ilişkisi sorunlarını anlatıyor mesela kuzenine.
Kuzene hep Bobby'i tutuyor.
Sonra olay ortaya çıkıp sebebi sorulduğunda da işte ben de kötü şeyler yaşadım falan diyor bu kız.
Ama hasta bence. Bu tamamen hastalık.
Yıllarca bununla uğraşıp buna mesai harcayıp kuzenine bu kadar kötü bir şey yapmak.
Çünkü bu olay yıllar içinde Kirat'ı asosyal bir hale getiriyor.
Kirat Bobby ne derse yapmaya başlıyor.
Sosyal çevresinde işini kaybediyor.
Yalnızlaşıyor. Acayip kilo veriyor.
Psikolojisi bozuluyor kızın.
Ve kuzenine de bunların hepsinde şahit oluyor.
Bu hastalık dilde nedir?
Korkunç ötesi. Korkunç bir olay.
Şimdi davalar açmışlar falan işte karşılıklı bir şeyler.
Ama kadının hayatından 8 yıl gitmiş.
Bir de 32-40 yaş arası.
Yani küçük bir yaş da değil.
Bu belgeseli izlerken o kadar çok şey düşündüm ki.
Ya kadın Bobby sağlık sorunları yaşıyor.
O hastanede tek başına yalnızlık çekiyor falan diye.
Adamı çok bağlanıyor birden.
Ona üzülüyor. Ben ona yardımcı olmalıyım diye düşünüyor.
Ya neden abi? Sen kimsin ki?
Sen neden gidip hiç hayatında görmediğin bir adama yardımcı olasın?
Bana ihtiyacı var diye nasıl düşünebiliyorsun?
Herkes her şeyi tek başına halledebilir veya adamın kendi çevresi vardır zaten.
Yani bilmiyorum ben bu belgeseli izlerken bu konu üzerine çok fazla şey aklıma geldi.
Yani bence bizim kadınların öncelikle anlaması gereken şey bu.
Bu arada bu bölümde ilk kez biraz kadınlar üzerinden konuşmuş olacağız.
Biraz kadınlar aleyhine konuşmuş olacağız diyene.
Ki ben asla kadınlar aleyhine konuşmam.
Yani çok görs görs biriyim her zaman.
Ama bazen biz de saçmalıyoruz gerçekten ya.
Ve yine bizim iyiliğimiz için bunların konuşulması lazım.
Mesela ben bu belgeseli izlerken şunu düşündüm.
Ya kadınların üzerine iş alma meselesini abarttığını ve kendilerini bir anneye dönüştürdüklerini ilişki içinde bizim de görmemiz gerekiyor bazı durumlarda.
Bunu fark etmemiz gerekiyor.
Bu arada belgeselle ilgili başka podcast yapılmış mı diye bakarken bir tane kanal buldum.
Feminist Perspective'dı sanırım adı.
Bayıldım yani kesinlikle dinleyin çok güzel.
Kız da bu belgeselle ilgili bir bölüm yapmış.
O kız şey diyor bu tarz davranan kadınlara hemşire davranışı gibi bir şey diyor.
Kadınlarda gerçekten de hemşire olma potansiyeli var.
Hayatındaki erkeğe kendini adayınca onun yemeğini, temizliğini yapıp her şeyini yönlendirip düzenini sağlayınca O erkeğin kendisini daha çok seveceğini düşünüyorlar.
Şimdi kusura bakmayın ama sizle konuşacağım.
Çünkü bu bende pek yok.
Kötü olup da bende olmayan nadir şeylerden biri.
Bu arada belki bende de vardı eskiden bilmiyorum.
Belki de ben fark etmiyordum.
Şu anda da fark etmeyen birileri varsa acilen fark ettirelim elden ele.
Şu an çünkü benim umuda değil ya.
Yani ben kimsenin annesi değilim.
Kimsenin hayatına çekidüzen veremem.
Herkes kendisi birer birey zaten.
Karşımdaki kişi bu yaşa kadar geldiyse, ortalama bir insan zekasına sahipse hayatındaki çoğu şeyi kendisi halledebilir.
Belgeselle gördüğünüz şeyde kadın adamın kurtarıcısı olarak görüyor birden kendini.
Ya onun bana ihtiyacı var, onun yanında olmalıyım, kendi başına atlatamaz, ben cevap vermezsem üzülür diye diye yıllarını geçiriyor.
Böyle... Tanrısal bir kimliğe bürünüyor aslında.
Benim bu konuda üzerine düşündüğüm bir mesele var.
Bunu çok düşünüyorum.
Hepimizde olan bir annelik içgüdüsü var ya.
Dünyaya bir canlı getirebiliyoruz.
O kadar ulvi ve kutsal bir şey ki.
Yani düşünün bir canlı senin vücudunda yaratılıyor ve dünyaya geliyor.
Senin aracılığına nesillerin devamını sağlayabiliyorsun.
İnanılmaz bir üstünlük.
Düşünüyorum belki de bu üstünlük bize içgüdüsel olarak...
bir güç zehirlenmesi veriyor.
Egomuzu tatmin etmek istediğimiz için anne olmak istiyoruz belki de bir yandan.
Çünkü doğurduğumuz bebek yaşamak için bize muhtaç oluyor.
Dünyada bize muhtaç olan, biz olmadan yaşayamayan ve ömür boyu bize bağlı olacak bir canlı var.
Çok derinlerde bu konuları...
Annelik meselesinin çok derinlerinde böyle sebepleri olabilir diye düşünüyorum.
Bilmiyorum doğru mu. Bölümü çekmeden önce de biraz baktım ama pek bir şeye denk gelemedim yani.
Ama illaki vardır bir şeyler.
Neyse şuna geleceğim. Kadınların kendini...
belki işe yarar hissetmesi belki egosunu tatmin etmesi belki henüz anneliği yaşamadıysa annelik içgüdüsünden dolayı yani belki de mesela bu belgeselle kadının 32 yaşında başlıyor
bu süreç belki de kadının o biyolojik saatinden dolayı annelik şeyleri duyguları kabarıyor aslında ve onu belki de adama aktarıyor bilemiyorum ki erkeklere karşı Bu yüzden böyle davranıyor olabiliriz
diye düşünüyorum. Yani öyle gözlemliyorum bir de.
İlişkinin başında böyle tatlı, neşeli, kendi halinde, kendi dünyasında olan kadın ilişki ilerledikçe, o ilişkiye bağlandıkça kendisini erkeğin annesi gibi görmeye başlıyor.
Kendine ait hayatını sınırlıyor.
Hayatını daha çok erkeğin hayatına bağlı bir hale getiriyor.
Neşesinde, üzüntüsünde o ilişkiye böyle bağlıyor.
Sonra sorun yaşadığında erkeği suçluyor.
O da çok yanlış bir şey. Bakın ben erkekleri asla ama asla savunmam.
Ama burada objektif olmamız lazım.
Ya sen kendine ait bir hayat kuramazsan, tüm hayatını, çevreni, ilişki temeli yaşamaya başlarsan tek dünyanın o ilişki olur zaten.
O ilişkiyle var olursun ve ancak o kişiye hizmet ederek kendi değerini hissedersin.
Kadınlar olarak biz toplumsal rollerin baskısına çok maruz kalıyoruz.
Buna ek olarak bir de bizden önceki nesillerden de Böyle gördük.
Ama düşünün ya aranızda kaç kişi çok mutlu bir ailede büyüdü?
Kaç evlilik iyi gidiyor?
50 yaş üstü kadınların ekonomik özgürlüğü ve cesareti olsaydı bunların kaçı evliliklerine kalmaya devam ederdi?
Demek ki bizim tüm kalıpları aldığımız o nesilde bir şeyler çok yanlış yapılmış.
Ya bizim bunları şu anki duruma aktarmamamız lazım.
Bence bir ilişkide anlaşılması gereken ilk şey iki insan var ortada.
Yani umarım iki insandır.
Herkes neden karşısındakini değiştirmeye çalışıyor?
25-30 yaşında bir insanla tanıştığınızda 30 yıl boyunca bambaşka bir ailede, çevrede yetişmiş, bambaşka kalıpları olan kendinizden ayrı bir insanla tanışmış oluyorsunuz.
O ilişkiye başladınız diye karşınızdaki insan her şeyi sizin istediğiniz gibi yapamaz.
O da ayrı bir birey.
Onda duyguları, istekleri, bir geçmişi, psikolojisi, travmaları var.
Hayatı algılayış şekli, davranış şekilleri var.
Bu davranış şekillerini değiştirmeniz çok zor.
Tamam ya şimdi böyle ama hani hallederim ben, değişir bu diye bir ilişkiye başlanmamalı.
Değişmiyor çünkü. Hatta başta kötü olan huylar zaman ilerledikçe daha da kötü oluyor veya ilişkiye daha da çok etki etmeye başlıyor.
Tabi burada insanların karşılıklı konuşarak orta yolu bulduğu, birbirlerinin huyuna yaklaştığı istisnaları hariç tutuyorum.
Yani öyle ilişkiler de var.
Ama bu yaşa kadar gelen karaktere oturmuş bir insanı kolay kolay değiştiremezsiniz.
O da sizi değiştiremez.
Bu umutla hiçbir şeye... adım atmayın.
Mesela bazen de karşısındakinin psikolojisini düzeltmeye çalışanlar oluyor.
Böyle en büyük yalandır ya.
Ya bu ara psikolojim iyi değil.
Varoluşsal sorunlar yaşıyorum.
İşte ıssız adam triplerine falan giren erkekler vardır ya.
Abi bunun tek sebebi seni rölantide tutuyor.
Ne seni tamamen ghostluyor ne de Tamamen sana geliyor.
Neden? Çünkü muhtemelen arkada başkaları daha var.
Onlarla bir şeyler belki daha hızlı gidiyor veya daha iyi gidiyor.
Ama oradan da tam emin değil.
Seni de o sırada orada tutuyor yani.
Senden de vazgeçemiyor, yedekte tutuyor.
Bunun başka hiçbir açıklaması yok.
Siz kimsenin psikolojisini düzeltmek zorunda değilsiniz.
Bu durumda şey yapanlar oluyor çünkü.
Aa işte ben ona yardım edebilirim, ben...
O kızın dediği hemşire tabiri işte çok doğru burada.
Ben ona yardım edebilirim.
Ben hayatımda bir şeyler kötü gidiyormuş.
İşte ben ona destek olayım falan.
Ya hayır abi olma. Kimsenin terapisi de değilsiniz ya.
Kimseyi alttan almak zorunda değilsiniz.
Bu yaşa kadar gelip benim sorunlarım var bahanesine sığınan biri için siz neden kendinizden verirsiniz ki?
Hani ilişkin içinde de söyleyebiliyor erkekler bunu bahane olarak kullanıyorlar.
Mesela işte kızı manipüle ediyor, kötü davranıyor, ilgisiz davranıyor falan.
Benim sorunlarım var.
Hadi ya. Bir şeyleri düzeltmek ister, uğraşır tamam o ayrı.
Destek olursunuz. Ama psikolojim iyi değil diye diye.
Aylarca, yıllarca sizi manipüle eden insanlar kendisine annelik yapmayan kadınların etrafında dönüp duruyorlar.
Onlara gayet de enerjileri oluyor.
Kimsenin psikolojisi falan bozuk değil.
Ya kimse bir şeyleri düşünemiyor, edemiyor da değil.
Sadece işlerine gelmiyor veya canları istemiyor.
Ve siz erkekleri çocuğunuz gibi görüp onların hayatını kolaylaştırdıkça erkekler bu rahata iyice alışıyor.
Bu konforun tadını çıkarıyorlar.
Ama kötü olan şey bu konfordan dolayı size minnettar olup dünyaları önünüze sermiyorlar.
Hatta bence çoğu zaman gittikçe sizden uzaklaşıyorlar.
Bu arada ben bunları bir taktik olarak söylemiyorum.
Aman erkek kalsın, erkeği kaybetmeyin, o yüzden bunları yapın gibi bir yerden söylemiyorum.
Sadece böyle durumları fark edin ve biraz gözlemleyin diye söylüyorum.
Çünkü bunlar yapılmadığında yani tam tersi herkes kendisi birey olarak kendi sorumluluklarını bilip çift olarak da birbirine destek olduğunda, sorumluluklar bölüşüldüğünde bir taraf çocuk bir taraf anne rolüne girmediğinde
her şey çok keyifli ilerliyor.
Kadın kendisi kadın olarak daha mutlu oluyor ilişkide.
Erkek de aynı şekilde. Ya nasıl diyeyim böyle akıp gidiyor ya.
Masa tenisi gibi düşünün.
Pat pat böyle top gidip gelir ya.
İlişki de öyle karşılıklı, dengeli bir şekilde ilerleyip gidiyor.
Bir ilişkiye bir insanı bağlamak, onu orada tutmak için overdose emekler verip, yemekler, temizlikler, ütüler yapıp hünerlerinizi göstermek zorunda değilsiniz.
Onun işte ütüsünü yapıp, bavulunu hazırlayıp her şeyi onun yerine düşündüğünüz için mesela bir erkeğin teşekkür ettiğini gördünüz mü siz?
Yani teşekkür eder de hani teşekkürler gibi falan gibi söyler.
Hiç böyle bunun ne kadar büyük bir şey olduğunu fark etmezler.
Ya ben görmedim. Bence fark etmiyorlar ya gerçekten.
Çünkü anneleri de zamanında onlar için yaptığı için onlar için normal.
Hayatındaki kadın onun için her şeyi yapar ve olması gereken budur gibi bir yerde oluyorlar.
Ve bence daha da kötüsü böyle bir beklenti içinde değiller aslında.
Hani tam tersine en başta çekici olan şey tek kadın içinde değil erkek içinde.
Kendi ait bir hayatının olması, kendi düzeninin olması, uğraşlarının sosyal çevresinin olması bunlar olsun hayatınızda.
O sırada birisi gelirse okey yani ne kadar güzel, size bir güzellik katıyorsa, keyifli vakit geçiriyorsanız hayatı paylaşırsınız.
Ama hem toplumsal dayatmalar yüzünden hem kadınların hiç içgörü yapmadan ailelerinde gördüğünü direkt kendi ilişkisine aktararak Hayat amacını erkeği memnun etmek üzerine kurması ilişkiyi,
evliliği erkek için mükemmel, kadın için ise hamallık haline getiriyor bence.
İnsan yapısal olarak kendisini işe yarar hissetmek istiyor.
Bunu anlıyorum. Ama kendine yetemiyorsa birine bağlanmaya çok müsait oluyor.
Ve bence bu çok tehlikeli.
Kendi kendini tamamlayamadığı için başkasıyla tamamlanacağını sanıyor çünkü.
O girdiği ilişkide de kendisine...
durduk yere böyle yüce bir görev atfedip her şeye müdahale etmeye başlıyor.
Ya her şeyden önce kendinize bir hayat kurun ya.
Kendinizle ilgilenin.
Kendinizle ilgilenip onu çözerseniz sonra kendinize yetmeye başlarsınız.
Tamamlanmaya başlarsınız.
Tamamlandıkça ve kendinize yettikçe bağımlı ilişkilere yönelmezsiniz.
Hatta gittikçe böyle birinin bağımlı olması falan itici hale gelir.
Başkasıyla tamamlanacağınızı Zannetmezsiniz.
Böyle bir yanılgıya düşmezsiniz.
Çünkü siz kendi yarattığınız birey olarak varsınızdır.
Başkası ancak artı değer olarak hayatınıza dahil olabilir.
Ve hayatınızda ilişki temeli kurmadığınız için, kendi değerinizin farkında olduğunuz için, değerinizi başkasına hizmet etmek üzerinden ölçmezsiniz.
Bunların hepsi ilüzyon.
Büyük resmi görün. Rockefeller ailesinin oyunları bunlar.
Haftaya görüşürüz. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
