
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
En iyi versiyonumuza ulaşmak için yeni bir rutin oluşturuyoruz💗
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Her ay hayata yeniden başlayıp bir süre tüm tuşlara basıp ansızın bir gece vakti çöküş moduna geçiyorsanız...
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem...
Bayan Manifest Bakanı. Sevmediğim mesleğimi...
Astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma teklifini o kadar özledim ki...
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde dinliyorsanız artık...
Jim Carrey'e saygılarımla girişleri sanırım biraz böyle yapmaya karar verdim.
Günün hangi saati de değil aslında sadece hani hangi zamanda hangi yılda dinliyorsanız ya bu çok garip bir şey ya.
İki yıl önce çektiğim bölümleri bugün dinleyenler oluyor mesela bir şey yazıyorlar.
Aşırı garip geliyor internetin sonsuzluğuna bir ürün bırakmak değişik bir his.
Belki de... Mesela 5 yıl sonra dinliyor olacaksınız siz de bu bölümü.
Ve belki siz de bu yoldan geçiyor olacaksınız.
Ama ben o sırada bambaşka bir yolda olacağım.
Heyecanlı. Bugün duygusalım yine.
Aslında değildim, çok konsantreydim.
Ama tam bölüme girmeden önce bir video izledim.
Ya var ya hüngür hüngür ağladım.
Bir evlat edinmiş, video paylaşmış.
O kadar duygulandım ki ama nasıl ağlıyorum?
Hani sebebi de şu.
Daha önce söylemiştim, hatırlayanlar olur belki.
Bu evlat edinme işi benim hayattaki...
gerçekten hani kendimi bildim bileli olan bir iki hedefimden birisi tamam mı?
Hani diğeri zengin olmak zaten.
Başka da hedefim yoktu muhtemelen küçükken.
Hep şunu derdim yani bir tane çocuk doğururum bir tane de evlat edinirim.
Ki avukat olduktan sonra ve SSÇ diyoruz hani suça sürüklenen çocuklar oluyor.
Onları gördükten sonra bu isteğim hani netlik kazandı öyle söyleyeyim.
Nereden başladığını tam hatırlamıyorum.
Hatta hiç hatırlamıyorum. Çünkü kendimi bildim bileli olan bir istekti.
Yani bu yüzden de videoya çok duygulandım.
Ama bence bugün bu kadar ağlamamın sebeplerinden birisi şu oldu.
Evlat edinmenin şartlarına ara ara bakıyordum tamam mı?
İlk bu fikir. geldiğinden beri ve interneti keşfettiğimden beri.
İlk baktığımda baya küçüktüm.
Hani lisede falandım sanırım.
Çünkü şunu düşündüğümü hatırlıyorum.
Şimdi evlat edilmenin şartları hala aynı.
O zaman da böyleydi. İşte 30 yaşından büyük olman gerekiyor.
30 yaşını doldurmuş olman gerekiyor.
Ben de hani o zaman muhtemelen 15 yaşında falandım demek ki.
Çünkü şunu düşündüğümü hatırlıyorum.
İyi tamam ya daha 15 yıl var.
Hani o zamana kadar ben her şeyi oturturum zaten.
Bir de evlilikte de böyle 5 yıldır falan evli olmanız gerekiyor.
Ben de 25 defa zaten kesin evlenirim diye düşündüğüm için tam 30-35 gibi evlat edinirim diye hep böyle bir düşüncem vardı.
Sonrasında yaş ilerledikçe şunu da düşündüm.
Bekar bir şekilde de evlat edinebiliyorsun ama yine 30 yaşında oldurman gerekiyor.
Diyordum ki tamam ya o zaman zaten iyi para kazanıyor olurum.
Biriyle evlenmesem de evlat edinirim yani diye düşünüyordum.
Şimdi bu videoyu izleyince...
Yani evlat edinmeyi bir çocuğa bakmayı bırak ben kendime zar zor bakıyorum.
Yani bu hedefimden ne kadar uzakta olduğumu fark ettim ve bence o yüzden de çok üzüldüm.
Ama şöyle yani bu ara modum düşük değil.
Sizin DM'leriniz aşırı derecede yükseltti modumu.
Zaten Dünya Sağlık Örgütü'ne göre de artık herkes yaşının 10 yaş gerisindeymiş aslında zaman kavramı değiştiği için.
O zaman ben 20 oluyorum ama ben kendimi 27 hissediyorum.
Demek ki olgun bir insanım.
Neyse, hayata yeniden nasıl başladığımı anlatacaktım bugünkü bölümde.
Geçen haftaki bölümden sonra, Kendimle Savaş'ın bölümü, DM'lerin tamamından oy birliğiyle, bakın oy çokluğu bile değil, her gelen DM beni ikna etti buna.
Bali'ye gitmem gerektiğini anlıyorum.
Bilmeyenler için kendimle savaşın bölümünde küçük bir iç savaş yaşıyorum.
Bali'ye gitmek istiyorum ama köklenmem lazım falan gibi hani şımarık dertlerim var.
DM'leri okuyunca aklıma ne geldi biliyor musunuz?
Şımarık dert değil bu arada.
Derdi küçümsemiyorum ama şimdi dışarıdan söyleyince öyle gibi oldu ondan.
Neyse aklıma şu geldi.
Ben 2021'de Malta'ya gitmiştim.
4 ay falan kalacaktım.
Ama şöyle hani 4 ay kalacaktım da bir yandan orada tamamen mi kalsam diye düşüncelerim vardı.
Ama psikolojim başka bir sebepten hiç iyi değildi tamam mı?
Çok bitik bir durumdaydım.
Dönmeye yakın böyle tam bilet aldım.
Bir ortamda bir kadınla tanıştım.
Kadın Malta'da hukuk bürosu olan bir Türk böyle müthiş işler yapıyor.
Hani çok iyi bir ofis falan.
Malta hukuk bürosu yazsanız muhtemelen o kadın çıkar.
Çünkü başka şey yok.
Türk ofisi yok zaten.
Bu kadın dedi ki işte kadınla tanıştık konuştuk falan.
Hani görüşmeye bir gel dedi. Sonra gittim.
Kadın direkt böyle başla dedi tamam mı görüşmeden sonra.
Ben de başladım hani halbuki döneceğim ama diyorum yani başladım da diyorum ne yapacağım şimdi tam bilet aldım çok kötü denk geldi falan diyorum.
Ne yapmalıyım, kalmalı mıyım, dönmeli miyim, denemeli miyim?
Orada da stajyer olarak sıfırdan başlamam gerekiyordu.
Ben de o sırada dördüncü yılımdayım avukatlıkta, staj dahil.
Yok dedim ya hani bunca yılı başa sar, yapamam, vakit kaybederim.
Pılım pırtımı topladım, döndüm.
Bir de orada kalsam maaşımla direkt eve çıkamam.
Hani oda kiralamam lazım falan.
Konfor alanından da çıkmak istemedim tam olarak.
Döndüm. Yani bok vardı döndüm gerçekten.
Şu an bakınca anlıyorum ki o kadınla karşılaşmam aslında orada kalmam için bahaneydi.
Aslında hayat orada bir vesile sunmuştu belki de.
Çünkü o kadınla karşılaşmam değişik bir olaydı.
Malta'da içinde bulunduğum bir ortam değildi çok.
Ama ben o an bunu fark edemedim.
O ofiste işe başlamanın tüm hayatımda edineceği yeri değil de anlık uğraşmam gereken...
Böyle küçük dertleri, problemleri dert ettim.
Halbuki o problemleri ileride hiç hatırlamayacaktım kalsaydım.
Yani sadece o anda onlarla mücadele etmem gerekecekti ve çok kolay bir şekilde çözülebilecek şeylerdi.
Eminim bana o ülkeye hani kalsam çok güzel şeyler katardı.
Zaten sonra alakasız bir şekilde tekrar gittim.
Yani bir dahaki gidişim hayatımda geçirdiğim en güzel bir ay falandı.
Malta güzeldi.
Orada yaşamak da çok güzeldi.
Demek ki benim orada biraz daha kalmam gerekiyormuş.
Onu o zaman yapmadığım için belki de bilmiyorum.
Sonra tekrar bir şekilde yolum düştü.
Ama ben o anki hislerime saplandığım için bunları göremedim.
Tabii ki dönüşümde de vardır bir hayır.
Mesela geri döndüm.
Ne oldu? 50'lik buluşma 7'de anlattığım, 3 saat geçirip 3 yıldır unutamadığım o elemanla tanıştım.
O bölümün ses kalitesi de köyde olduğum için çok kötü.
Ama hani böyle aşırı...
cringe bir bölüm tamam mı?
Yani cringe şeyler yaptığımı anlattığım bir bölüm.
Eğer kendinizi böyle ben mal mıyım diye yargıladığınız bir flörtünüz olursa o bölümü dinleyip tamam abi Zeynep daha malmış ya yalnız değilmişim diyebilirsiniz.
Bu arada retro varmış yine.
Astrolojiyi fırlattım attım.
Bu konuda netiz. Ama birisi tweet atmış retroda ilkokul aşkınız bile dönebilir diye.
Diyorum ki şey acaba o çocuk döner mi ya?
Bizim bitişleri kabullenemeyiş.
Yok yok valla BFF'im geçen bir tane gönderi atmış.
Gönderi bende gözükmüyor.
Bizde bununla yıllardır her hafta Satürn'den kaçanın haftalık burç yorumunda bir şey var.
Onu böyle okuruz ve birbirimize atarız.
Her pazartesi böyle bir rutinimiz var.
Ve bu kız yani ben önceki bölümde Kendine verdiği sözü öyle bir tutmuş ki yılların rutininde takip ettiği kişiyi bile engellemiş Satürn'den kaçanı.
Düşünün astroloji bitmiştir.
En azından şimdilik. Neyse Malta'da kalmalıydım işte bence.
Şimdi bakınca anlıyorum bunu.
E Bali'yle ilgili de aynı şeyi yaşamak istemiyorum.
Bir dahakine aynı farkındalığa vardığımda artık hani 30 değil belki 35 yaşında olacağım.
Ve bir şeyler daha da ilerlemiş olacak hayatımda.
O yüzden planlarıma göre...
Doğum günümde Eylül'de Bali'de olamıyorum.
Duruşmalarım var mutlaka katılmam gereken.
Hani başkasını da yollayamam.
Bunda da vardır bir hayır.
Hani ne yapalım? Demek ki Eylül'de gitmemem gerekiyormuş.
O yüzden şimdilik 2 Ekim'de önemli bir duruşmam var.
Ondan çıkışta böyle fış diye gitmeyi planlıyorum.
Tabii her şey yolunda giderse ve ben aynı ben, aynı fikirde olan ben olursam giderim ya da gitmem.
Hani artık o biraz akışa bağlı.
Ama ben şöyle bir kalkınma planı yaptım.
Yani 10 dakikada anca girdim konuya ama başlıyorum.
Şimdi benim 30 olmama tam 2 ay var tamam mı?
Ve kendime bazı kararlar aldım.
Bu kararları almak için böyle doğum günümün...
Olduğu günü, pazartesiyi, ay başını, yazın bitişini, eylülü, yılbaşını falan beklemedim.
Bu günleri beklemek bence insanın ertelemesinden ibaret.
Yani çünkü artık hepimiz biliyoruz.
Önemli olan bu zamanlarda başlamak değil, bu zamanlar geldiğinde yapmak istediğimiz şeyleri yapıyor olarak hayatımıza devam etmek.
Mesela ben 30 yaşıma girdiğimde 30 yaşımdaki hedeflerime ulaşabileceğim şekilde davranıyor olmak istiyorum.
Yani o hedefleri...
Ulaşmak isteyen bir insan veya o hedeflere ulaşmış bir insan nasıl davranıyorsa ben 30 yaşıma o şekilde girmek istiyorum.
Hemen kısaca özetleyeceğim şimdi.
Bunlar öyle kısıtlayıcı ve zorlayıcı şeyler değil.
Hani böyle gecenin üçünde tüm hayatını değiştirmek için aldığın büyük büyük...
Kararlar değil ve sonra uygulamadığın tamamen sürdürülebilir olmasına dikkat ettim.
Bir de kendimde fark ettiğim olumsuz alışkanlıkları düzeltmek odaklı bir kalkınma planı yaptım.
Tabii en en en önemlisi de ben bu yaşıma kadar hiçbir şeyde maksimum çaba göstermedim tamam mı?
Hani bir şeyi elimden gelenin en iyisini yaptığımda nasıl olur bilmiyorum.
Daha doğrusu bunu hani yaptım tabii ki bazı şeylerde.
Hayatım bundan ibaretti.
Hani haftada 3 gün okul antrenmanı, 3 gün kulüp antrenmanına gidiyordum.
İşte maçlar oluyordu falan.
Ve benim lise hayatımda voleyboldan başka yaptığım hiçbir şey yok.
Ve idmanları da aşırı önemsiyordum.
Hasta olsam da gidiyordum hani ektiğimi falan asla hatırlamam zaten.
Full ötesi full bir disiplindeydim.
Ve o zaman gerçekten çok iyi bir oyuncuydum.
Yani karşılığını bunun alıyordum.
Ama şimdi baktığımda diyorum ki hani keşke başka şeyler de yapsaydım.
Hiçbir şey yapmadım. Lise hayatım ot gibi geldi geçti.
Neyse bir de işte mesela podcastime de çok emek verdim.
Full konsantrasyonla.
Ama mesela podcaste hadi yine daha iyisini her zaman yapabilirsin.
Ya haftada bir bölümü kesin çekiyorsan her hafta iki bölümü hedefleyebilirsin.
Yine onun için maksimum verimli yaptım diyemem.
Neyse bunlar dışında genel olarak böyle...
Maksimum verimli çalışan bir insan değilim.
O yüzden bu yılki hedefim, bu yıl değil aslında hayatımın geri kalanında bunu görmek istiyorum.
Ya kendimin en iyi halini görmek istiyorum ya.
Hani bunu merak ediyorum.
Bir şeyi kafaya koyunca yaparsın tamam.
Ama o yaptığım şeyi en iyi halde yaptığımda ortaya nasıl bir şey çıkıyor bunu çok merak ediyorum.
Şimdi anlatacağım rutin de tamamen bununla ilgili.
Siz kendinize göre uyarlayabilirsiniz.
Bu rutini de belirlememdeki en büyük iki etken şunlardı.
Birincisi önceki bölüme o kadar çok mesaj geldi ki kendimle savaşın bölümüne.
O mesajlardan şunu anladım.
Hepinize çok çok çok teşekkür ederim.
Hani bana ne kadar iyi geldiğinizi tahmin edemezsiniz.
İşte şunu anladım. Dedim ki benim şu an mesela o bölümde işte ilişkimin olmamasına takılıyorum tamam mı?
Ama şunu fark ettim ya dedim ki benim şu an ilişkimin olmama sebebi Benim daha burada yapmam gereken şeyler var.
Hani burada bunca insanla bir bağ kuruyoruz.
Bu bağı kurabilmemizin sebebi aslında hani oradaki çıkış noktası benim yalnız olmam.
Yalnız olduğum için çünkü.
Bazen depresif oluyorum, bazen karamsar oluyorum veya daha çok hani böyle bir şeyler üstüne düşünmeye vaktim oluyor.
Bu olumsuzluklar da beni üretken olmaya itiyor.
Yani bunlardan yaptığım çıkarımları burada sizinle paylaşıyorum.
O yüzden burada demek ki almam gereken biraz daha yol var diye düşündüm.
Daha fazla insana ulaşmalıyım, daha fazla şey anlatmalıyım.
Kalbimi belki daha da açmalıyım.
Hani daha ne kadar açabilirim bilmiyorum ama belki de hani zorlamalıyım, bir düşünmeliyim daha fazla.
Bu inanılmaz bir şey ya, nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
Gelen mesajların hepsini herkese paylaşabilsem keşke, yani orada oluşan o bağı.
Sanki dünyanın her yerinden aynı hisleri yaşayan bir topluluk kurmuşuz ve görünmez bağlarla birbirimize bağlanmışız gibi.
Mesela bana attığınız mesajlarda hep şunu diyorsunuz işte, hani yalnız olmadığını bil diye sana bu mesajı atıyorum diyorsunuz.
Siz de şunu bilin, hani o kadar çok mesaj geldik ya aynı mimalde, ben yalnız olmadığımı anladım ve...
Hani siz de yalnız olmadığınızı anlayın.
Çünkü çok fazla insan aynı şeyleri yaşıyor.
Ve inanın ben şükrediyorum artık.
Hani iyi ki kalbim kırılmış.
İyi ki BFF'lerim İstanbul'dan taşınmış.
İyi ki babam araba almamış.
Kimse sırtını sıvazlamamış.
İyi ki yalnız kalmışım.
Yani iyi ki, iyi ki hepsine.
Bunların hepsi şu an daha anlamlı bir hayat sürmemi sağlıyor sizle beraber.
Her şeyde bir hayır var işte.
Yani kendimle savaşın bölümünü çektikten sonra bunları anladım.
İyi ki çekmişim. Dedim ki tamam hani özellikle ilişki konusunu artık takmıyorsun.
Çünkü burada üretmen gereken daha çok şey var.
İlişkim olsa da üretirim bu arada.
Hani o zaman da farklı şeyler üretirim.
Ama demek ki benim önceki süreçle ilgili daha anlatmam gerekenler var.
Böyle düşüncede tevekkül haline bayağı bir geçebildim.
Bir de şunu aşırı derecede öneriyorum.
Şimdi ben şöyle bir şey yaptım.
Yani çok iyi bir formül falan değil.
Bilinmezliği bulmadım da. Şimdi dert ettiğim konulara bir baktım genel hatlarıyla.
En basit yerden başladım tamam mı?
Hangileri hakkında bir şey yapabilirim?
Hangilerinde benim iradem daha az çalışır?
Hangileri mesela daha çok dış faktörlere bağlıdır bunları belirledim.
Tabii ki de kendi elimde olan ve benim çabamla daha iyiye götürebileceğim yerlerden bu kalkınma planına başladım.
Güzel bir ilişkim olmasında mesela güzel olma kısmı evet bana bağlı ama o insanın benim karşıma çıkma işi yani nasip kısmet kısmı bana bağlı değil.
Yani sokaklarda çıkıp adam arayamayacağıma göre.
O artık bir noktada timing, hayatın zamanlamasıyla alakalı bir şey.
Veya para kazanma, biriktirme işinde yine rızık ve kısmet tabii ki işin içine giriyor.
Ama benim çabamla daha çok sonuç alabileceğim bir nokta.
O yüzden buna yönelebilirim.
Bedenimi istediğim versiyona getirmek.
Yani zaten tamamen benim elimde.
Mental iyileşme yine tamamen benim elimde.
O yüzden gayretle aktifleşebilecek niyetlere odaklandım.
İlişki Koçu Bal dinleyenlere selam olsun.
Öncelikle 30 yaşından itibaren istediğim yaşam tarzı şöyle.
Şimdi bir, kredi kartını sadece mantıklı şekilde kullanmak.
2. Anlı kazlarla para harcamamak.
Yani irademi yönetebilmek.
3. Yeme alışkanlığımı düzenlemek.
Böyle daha dengeli beslenmek ve şu fast food işini ve porsiyonları azaltmak.
Ya bunu istememin de bakın en büyük nedeni aslında hafiflemek.
Ya hafifleyince her şey çok daha güzel oluyor.
Daha iyi esniyorsun, daha iyi sıçrıyorsun, kondisyonun daha iyi oluyor.
Ya sokakta yürürken bile daha rahat yürüyorsun.
Ama beslenme bozulunca vücut çok...
ödem tutuyor ve ağırlaşıyor.
4. Vücudumun en iyi halini görmek.
Benim vücudum spora aşırı yatkın bir vücut.
Ne yapsam direkt karşılığını alabildiğim bir vücut.
Bu yönden doğuştan verilmiş bir şans var benim elimde.
Ama ben bu yaşa kadar bunu düzgün kullanamadım.
Neden? Çünkü beslenmem kötü.
Hep kötüydü. İyi beslendiğimde bile çok yiyorum.
İstediğim şey doğuştan bana verilen bu avantajı kendi irademle birleştirerek ortaya çıkacak olan sonucu görmek.
Ya bunu merak ediyorum. Hani bu avantajı kullandığımda...
Güzel bir şekilde.
Ne çıkacak abi? Belki de hiçbir şey çıkmayacak ama en azından bir daha uğraşmam.
Normal hayatımın keyfime bakarım.
Ama bu merak benim aklımda durdukça kafamı kurcalıyor ve kendime kızıyorum.
Hani bakın burada işte zayıflamak, 10 kilo vermek, 20 kilo vermek falan gibi şeylerden bahsetmiyorum.
Burada gerçekten benim bunu istememde asıl beni motive edecek olan hisse odaklanıyorum.
Beş, daha çok para kazanabilmek için gerekenleri yapmak.
Altı, manevi yönümle bağımı kuvvetlendirmek.
Ya bu dini de olabilir, spritüel de olabilir.
Yani aslında atıyorum...
Daha önce bahsetmiştim hani zikir çekmek bana çok iyi geliyor tamam mı?
Ben bunu daha yeni fark ettim.
Onu arttırmak olabilir. Yani ne bileyim böyle şeyleri söylemek doğru mu bilmiyorum ama namaz kılmak olabilir.
Yani bunları örnek olarak veriyorum bakın.
Ben muhafazakar yaşayan bir insan değilim bunu da pazarlamıyorum asla.
Sadece inançlı bir insanım ve bu yönümü kuvvetlendirmek istiyorum.
7. Meditasyonu bırakmamak.
Bakın çok klişe gelebilir ama ben eskiden bir dakika dahi olsa meditasyona katlanamayan bir insandım.
Sonra kendimle aramı iyi tutmaya başladıkça meditasyon hayatıma girebildi ve beynimin çalışma şeklini değiştirdi.
Size öyle söyleyeyim.
O yaşadığım içsel çöküşlerin sıklığının artması benim meditasyonu bırakmamla alakalı.
Ben bunu biliyorum. Şimdi namaz kılmak aynı şey falan demeyin.
O aynı şey değil bence.
Onu düşünenler olacaktır.
Ama meditasyonun çok çeşidi var tamam mı?
Ya atıyorum araba sürerken bile meditasyon yapabilirsiniz.
Birçok çeşidi var. Benim bahsettiğim şey normal.
Hani yönlendirmeli meditasyon dinleyerek.
Normal oturup yapılan meditasyon.
Mesela yönlendirmeli olmayan böyle sessiz meditasyonu hala yapamıyorum.
Ama yapmak için de uğraşmıyorum.
Çünkü yönlendirmeli olan bana zaten çok iyi geliyor.
Onu da Ece Targıt'ın Flow Stüdyo'dan yapıyordum.
Yani yıllarca oradan üyelik aldım, yaptım.
Yıllarca dedim iki yıl falan.
Ama bayağıdır yapmıyorum.
Yani bu aslında su içmek gibi ruhumun ihtiyacı olan bir şeydi.
Nasıl laflar bunlar ya?
Çetin Çetin Taş gibi.
Neyse su içmek gibiydi gerçekten ve hani yapamıyordum onsuz.
Sonra bir noktada bıraktım ve bazı şeyleri bir kere bırakınca geri dönemiyorsunuz.
Şunu da söyleyeyim bakın şimdi ilk başta hiç fark görmüyordum tamam mı?
Sadece hoşuma gidiyordu o yönlendirmede söylenen şeyler.
Atıyorum 5 dakika 10 dakika dinliyordum hoşuma gidiyordu.
Ama uzun vadede...
Bana kattığı şeyleri şu an düşününce anlıyorum.
Geçen BFF'ime de anlatıyordum.
Mesela ben her şeye müdahil olurum tamam mı?
Kontrofilik bir insanım normalde.
İnsandım daha doğrusu.
Ve bunun yapısal bir şey olduğunu değişmeyeceğini sanıyordum.
Meditasyon uzun vadede öyle bir şey yapıyor ki senin anda kalabilmeni kolaylaştırıyor.
Sen bir anı yaşarken o anın böyle sonuna kadar farkında oluyorsun ya.
Her hücrenle o anı fark etmeye başlıyorsun.
Sanki o andaki böyle sahneyle...
ve dakikaları daha iyi fark ediyorsun ve zamanı daha iyi farkına varıyorsun.
Hani böyle uçuyoruz gibi düşünmeyin.
Çünkü refleksif olarak zihnin anı daha iyi algılamaya başlıyor.
Öyle olunca da mesela örnek üzerinden gideyim.
Mesela biri bir şey yapıyor tamam mı?
Normalde ona hiç düşünmeden yarım saniyede bir şey diyorsam artık direkt tepki vermiyorum.
Ağzına bir şey çıkmadan önce sanki o anda böyle nasıl anlatabilirim?
Asılı kalıyorum. Yine delirmişlik lafları.
Ya şunu demek istiyorum. Mesela kardeşim evi siliyor.
Ya şurayı da silsene der.
Gösteririm normalde.
Karışırım yani ona. Konsolcülük de girer işin içine.
Ama zamanla ona bakınca direkt tepki vermek, yorum yapmak yerine ona sadece bakmaya ve o an ağzından çıkacak olan cümlenin farkına varmaya, kendimi frenlemeye ve o işe karışmamaya
başladım. İlk başta bunu bilinçli olarak hani kendimi frenleyerek yapıyordum.
Ama zamanla beynimin çalışma şekli buna döndü.
Ve artık baktığımda tamam bir şey demeyeceğim diye bile düşünmüyorum çok.
Direkt bir şey demiyorum. Geçiyorum.
Nasıl yapıyorsa yapsın yani.
Arkamı dönüyorum. Bu bir örnek tabii ki.
Ama birçok konuda bakın.
Hani düşünüyorum gerçekten. Birçok konuda benim farkındalığımı arttırdım.
Beni mesela çok daha sakin bir insan yaptı.
Kolay sinirlenmiyorum artık.
Hani çok takmıyorum bir şeylere.
Bunlar tabii olgunlaşmanın da getirdiği şeyler.
Ama aslında hepsi böyle küçük küçük şeyler.
İşte bir meditasyon yaparsın.
Bir hani kitap okursun.
film izlersin. Bunların hepsi toplanıp sana bir şeyler katıyor ve senin aslında karakterini siniyor.
Yani ben böyleyim, ben değişmem.
Böyle bir şey yok. Herkes gerçekten kendi iradesiyle ve kendi emeğiyle kendisini törpüleyebilir.
Yani ya da ne bileyim mesela böyle anlık yükselişler, işte birini yargılamak, birinin dedikodusunu yapmak.
Artık cidden bunların hiçbiri yok hayatımda biliyor musunuz?
O kadar huzurluyum ki.
Hani aşırı derecede kendi eksenimdeyim.
Kendimle ilgiliyim, kendi hayatımla ilgiliyim.
Hani benimle ilgili söylenen şeyleri bile mesela işte duyuyorsun yani insanız hepimiz.
Bir şeyler duyuyorum. Son zamanlarda da mesela böyle duydum hani yakın arkadaşlarımızın farklı algılayıp yanılgıya düştüğü.
Hani ve bunun dedikodusunu yaptığı bazı şeyleri duydum.
Ya saçma ve mantıksız buldum evet.
Ama diyorum ki hani bu onların dünyası.
Demek ki bu insanlar...
Kaostan besleniyor. Öyle işlerine geliyor.
Hani istedikleri şekilde algılıyorlar.
Yani benim buna yapabileceğim hiçbir şey yok.
Gidip düzeltmem bile.
Çünkü atıyorum böyle kaostan, dedikodudan, nifak tohumu ekmekten beslenen bir insan.
Benim hayatımda olmasın daha iyi.
Hani inanın o kadar kendimleyim ki artık o dengeyi baya güzel bir şekilde bulduğumu, oturttuğumu düşünüyorum.
Şükrettim mesela bu konunun karşıma çıkmasına.
Dedim ki ya iyi ki karşıma çıktı.
Hani karşıma çıkmasa ben salak gibi işte o insanları evime de alacaktım.
Aynı şekilde ilişkilerime de devam edecektim onlarla.
Ama onlar içlerinden böyle hani...
hoş olmaya şeyler düşünecekti ve belki arkamdan konuşacaklardı.
Hani ben kandırılacaktım yani aslında.
Ortada bayağı ayıp edilen bir durum olmasına rağmen ve yakın olduğum insanlar olmasına rağmen hani inanın böyle tam bir tevekkül haliyle Tamam ya hani herkes kendine göre arkadaş bulsun moduna girdim.
Önceden olsa daha fevri olurdum.
Ne bileyim tartışırdım, iletişime geçerdim, hesap sorardım belki.
Ama artık dediğim gibi hani zihnim çok duruldu ve herkesi de olduğu gibi kabul edip herkes yolunda güzel modunda süzülüyorum.
Bunda da meditasyonun kesinlikle etkisi var.
Yani seni sakinleştiriyor, seni dinginleştiriyor.
Şimdi bu saydığım maddeler basitçe benim hayatıma adapte etmek istediğim, hayat tarzım haline gelmesini istediğim konular.
Bunun için de çok basit bir rutin yaptım.
Ya ben rutinden sapınca da kafam çok bulanıyor bu arada.
Onu fark ediyorum. Hani siz de nasıl bilmiyorum ama ben böyle aşırı derecede sabit düzene bağlıyım.
Hani çok kötü hissediyorum aksi olunca.
Bir de şimdi ben bu kararları kötü bir dönemden geçerken aldım ya.
O noktada rutin oluşturmak çok önemli.
Çünkü bu dönemlerde genelde zaten beynin hep olumsuza...
Ve orada bir rutin oluşturursan daha güvende hissediyorsun.
Çünkü rutin böyle devamlı aynı şeyi yapmak ve sıkıcı bir monoton bir hayat demek değil aslında.
Tekrar eden hareketler ve bu hareketlerden beklenen sonuçları aldığın için bilinci altında istikrarlı ve güvenli bir alan oluşturuyorsun.
Ben zaten hayatımda genel olarak belirsizlikle mücadele ediyorum ve bu bana iyi gelmiyor ya şu an.
Bazı şeylerin nereye gittiğini bilmeden onlarla uğraşıyorum.
Bunu dengeliyor. Çünkü orada hiçbir belirsizlik yok.
Ve bu durum zihnime bir konfor sağlıyor.
Ben biliyorum ki işte sabah kalkınca şunu yapacağım.
Bu belirlediğimiz rutinler bizim enerji israfı yapmamızı engelliyor.
Öyle söyleyeyim. Mesela benim için içgüdüsel hareket etmek, anlık hazlarla hareket etmek büyük bir problem.
Kendimi terbiye etmem gereken bir nokta.
Rutine bağlı kaldığımda bunları bayağı minimuma indirgemiş oluyorum.
O yüzden şöyle basit bir rutin yaptım.
Sabah telefona bakma falan bunları geçiyorum.
Yani bunu 2025 yılında hala uyanıp Reels izleyen varsa yapmayın.
Kendinize biraz saygınız varsa bunu yapmayın.
Çünkü uyandığımızdaki o ilk 20 dakika, ilk 30 dakika aşırı önemli.
Fatih Altaylı bile dinlemiyorum ben o ilk 30 dakikada.
Size öyle söyleyeyim. Öyle basit kısımları geçiyorum.
Şimdi mesela 9.30 ile 10.00 arasında böyle bir yarım saat boş bir zaman tamam mı?
İşte meditasyon, kahve, muz, fıstık ezmesi gibi basit bir kahvaltı.
10.00 ile 12.00 arasında full konsantrasyon çalışma.
12 ile 2 arasında spor ve öğle yemeği.
Şimdi spora gideceğim için muz fıstık ezmesi gibi basit bir kahvaltı söyledim, belirledim.
Öğle yemeğini de önceki akşamdan belirleyeceğim ki böylece spordan sonra ne yiyeceğim diye düşünmeyeceğim ve hani zaten spordan sonra böyle ilk bir saat içinde iyi bir protein almanız gerekiyor ya o da hazır olacak böylece.
2 ile 5 arasında yine full konsantrasyon çalışmaya devam edeceğim.
5 ile 5.30 arasında ev işleri.
Sonra freeyim yani istediğimi yapabilirim.
Bir de evde olduğum günler akşam 9.30-10.30 arasında yürüyüş yaparım.
12-12.30 arasında da böyle bir kitap okuyup hani hedefim 12.30 gibi uyumak.
Mesela burada yanlış şeyler var aslında tamam mı?
Sabah ilk bir saat kahve içmeyin, yemek yemeyin diyorlar.
Ya içeceğim. Çünkü benim ilk hedefim yasak koymak değil ve kendime uygun ve sürdürülebilir bir düzen oluşturmak istiyorum.
Ya ben burada it go rutini çekmiyorum TikTok'a.
Hani bağlı çalışmadığım için öncelikle hedefim kendimi disipline etmek.
Bir de artık evim uzak o yüzden ofise de çok gitmiyorum.
Evden çalışınca gözüme devamlı ev işleri batıyor.
Bunu yapmayacağım yani. Akşam 5'e kadar...
Ev işi yapmayacağım. Çünkü bağlı çalışsaydım o işi yapmayacaktım.
Bir de çok dağılıyorum, dikkatim dağılıyor.
Sadece günde yarım saat böyle işlerimi bitirdikten sonra yarım saat bir ev işi yapacağım.
Onda böyle bir saat, iki saat her şeyi yapmayacağım.
Yarım saatte ne bitiyorsa.
Öbür türlü çok sıkılıyorum. Beş gün böyle tüm işleri yapsam...
Diğer beş gün hiçbir şey yapmıyorum.
Her şeyin dengesi çok önemli.
Mesela kitap okumak.
İnsanlar sabah kitap okuyor ama ben uyumadan önce okumayı seviyorum.
Sabah çünkü aklımda bir sürü şey var.
Benim gün içinde yapmam gereken yazacağım dilekçeler, bilmem neler.
Kitap okurken kitaba odaklanamıyorum.
Senin bence sabah kitaba odaklanabilmen için gerçekten gün içinde önemli işlerin olmaması lazım.
Yürüyüşte mesela yine kardiyoyu da sabah yapın derler.
Ama ben böyle uyumadan önce hani bir zihnim sakinleşsin diye yapmayı seviyorum.
Bunun her gün aynı saatte olması da çok önemli.
Çünkü artık biyolojik saatinizi atıyorum ben şimdi 9.30 dedim.
Ama ben böyle bir yıl falan devamlı düzenli yürüyüş yapıyordum tamam mı?
İşte kafayı topladığım zamanlarda.
Her gün 9 gibi falan çıkıyordum akşamları ve artık saate bakmasam bile biyolojik saatin bunun farkında oluyordu.
Hani bir ayaklanıyordum bir bakıyordum saat 9 olmuş gerçekten.
O yüzden tekrar zihnime onu alıştırmak istiyorum.
Atomik Alışkanlıklar kitabını okuyun bu arada yeni alışkanlık elde etmek istiyorsanız.
Oradan öğrenmiştim bunu da ve çok işe yarıyor.
Sevdiğim kitapların linkini Instagram'da paylaştım aşağıya da koyacağım.
Şey diyecektim. Şimdi yürüyüş instagram bilinç.akışı.podcast takip edin ve nereden dinliyorsanız takip etmeyi unutmayın lütfen.
Çünkü ben seni takip etmiyormuşum diyenler oluyor dinlediği platformdan.
Gözünüzden kaçmış olabilir.
Şimdi yürüyüşle ilgili şunu söyleyeceğim.
Şu an benim hedefim telefonsuz ve müziksiz böyle podcast'siz yürümek.
Çünkü mindfulness yürüyüş diye bir şey var.
Ki bunu bir ara bayağı yapmıştım.
Çok iyi geliyordu. İşte böyle her şeyin farkında olarak yürümek.
Yani yanında hiçbir şey olmayınca, müzik olmayınca, telefon olmayınca atıyorum yürürken gördüğün ağaçtaki yaprakları bile görüyorsun.
Bu da senin kendinle alnına daha çok bağlantıda kalmanı sağlıyor.
Odak sürenin uzatmasına inanılmaz katkı sağlıyor.
Bakın odak sürenizi uzatmak istiyorsanız mindfulness yürüyüşü araştırın ve uygulayın.
Mesela benim konsantrasyon sürem bayağı iyidir.
Bu da meditasyon ve böyle şeylerle geliştirdiğim bir şey.
Yoksa özellikle de Instagram'dan bir iş yaparken bu devirde bunun olması çok zor.
Meditasyonu bırakınca konsantrasyon sürem de düştü.
Onu fark ediyorum. Yani özetle çok basit şeyler.
Kendi işimi yaparken kendimi disipline etmek için, maksimum verimde çalışmak, hafta işleri full çalışmak için zihnime odaklanmama iyi gelecek şeyleri düzenli olarak yapmak hedefindeyim.
Mesela iyi beslenmek.
de var hedefimde. Ama bunu hani ideali bunun %80'e %20 bir dengede iyi beslenmek ya ben bunu %70'e %30 olarak hedefliyorum.
Çünkü şu an ben mevcut durumda %50 %50'yim.
Hani %50 iyi beslenip %50 iyi beslenmiyorum.
Bir tık artırsam bile benim için müthiş olur.
Hani yıllardır bunca spora biraz beslenmeme de dikkat etseydim nasıl bir durumda olurdum merak ediyorum.
O yüzden de bu arada hani Spora gidiyorum diye yemeyin gerçekten.
Çünkü beslenme bu işin %75-%80'i falan.
Beslenmenize de dikkat edin.
Böyle kısıtlayıcı bir şekilde değil de sürdürülebilir bir şekilde.
Neyse uzun gibi duruyor bunlar.
Ama düşündüğünde bir gün 24 saat ve günü verimli geçirmek için ideal bir plan.
Hani fazlasıyla boş zaman da var.
Atıyorum günde 5 saat full konsantre çalışmaktan bahsediyorum.
Kalanı zaten kendime ayırdığım vakitler.
Bir de şöyle düşün. Hani günde kaç saat Reels izliyorsunuz?
Kaç saat TikTok kaydırıyorsunuz?
Bunlar o kadar fazla vakit harcıyoruz ki aslında.
Sonra böyle planlar yapınca çok zor gibi geliyor.
Halbuki o boşa giden zaman çok daha fazla.
İşte yani doğum günüme kadar full konsantre böyle yaşayacağım.
Bir bakacağım ne sonuçlar çıkacak ortaya.
Çalışmayan kısımları sonra değiştiririm.
Yani dediğim gibi en iyi halimi merak ediyorum ve buna odaklanacağım aslında iki ay.
Aslında haftada 3-4 CMK görevi almak diye düşünmüştüm bunu yaparken.
Ama ondan vazgeçtim.
Çünkü artık 30 yaşındayım ve CMK'ya gitmek istemiyorum.
Beni fakir enerjisine sokuyor.
Yani böyle demek istemiyorum ama.
Şimdi yani burada kendinizi de kıyaslamayın öncelikle.
Ben de hani daha bugün böyle düşünmeye başladım.
Öyle düşünün. Ama bir yoksulluk enerjisine giriyorum o göreve giderken.
Hani son çarem buymuş gibi.
Son çarem hani CMK göreviymiş gibi düşününce de başka yerden gelecek olan bir işi engelliyorum bence.
Aslında uzun vadeli iş almamak için gidiyordum ama abi parası o kadar az ki hani o az para karşısında verdiğin emek o kadar fazla ki insan kendisine saygısını kaybediyor.
Bir de hani yok ya 6 yıllık avukat olarak CMK'ya gitmek bana iyi hissettirmiyor artık.
Gitmeyeceğim mecbur kalmadıkça.
Ki öyle bir düşünceye girdim ki bu konuda hani birden buz gibi soğudum.
Birden böyle ben oraya gitmeyi ödeme almak için bir ton uğraşmayı hak etmiyorum ya.
Dedim. Hani bunu ilk kez böyle hissettim.
Demek ki benim orayla işim gücüm bitmiş yani.
O yüzden büyük ihtimalle mecbur kalmam artık.
Belli ki o enerjiden çıkmışım.
Dediğim gibi lütfen kendinizle kıyaslamayın.
Buna çok üzülürüm. Çünkü farklı sebeplerle farklı koşullarda yapılıyor.
Ve benim yıllarca ekmeğini yediğim ve hala faydalandığım bir yer.
Çünkü oradan işte özele dönen insanlar olduğunu ne bileyim.
Birileriyle tanıştım, onlar müvekkilim oldu falan.
Asla nankörlük edemem.
Sadece şu an benim hayat akışımda bana uymuyor artık.
Bu anlattıklarım da benim şu ana kadar kendimdeki artı ve eksileri keşfedip ona göre iyileştirme ve daha iyiye götürmek için attığım küçük adımlar aslında.
Genel bir mindset olabilir diye anlattım size de.
Kendinize de aynı mantıkla uyarlayabilirsiniz.
Bir de hani böyle bir fikriniz falan olursa da bana yazın.
Hani siz neye karar verdiniz veya ne bileyim ufak da olsa bir şey hani yeni aldığınız bir karar, bir rutin var mıdır?
Öyle bir şey varsa siz de bana yazın.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
