
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
Transkript
Günaydın, iyi günler, iyi geceler.
Günün hangi saatinde ve hangi yılda bu podcast'a denk geldiyseniz...
Genciz, çıtırız, yeniden başlarız.
30'una yaklaşan bir erkeksem, bayan manifest bakanı.
Sevmediğim mesleğimi, astrolojiden istifa ediyorum.
Erkekler iyice şımardı.
Bazı yollar biz yolda kaybolmayalım diye kapanır.
Çıkma taksimi o kadar özledim ki.
2000'li erkek magneti haline geldim ya.
Bu hayat sadece sizin.
Ben Zeynep. Hepinizin Bilinç Akışı'na hoş geldiniz.
Bilinç Akışı Podcast'ın 85.
ve Gönül Davalarının 4.
bölümüne iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Bugün biraz deep talk yapacağız, derinlere ineceğiz.
Biz de deriniz yani. Bana her hafta konuşmamızı istediğiniz konuları yazın diyorum ya.
Bir yandan düşünüyorum tamam mı?
Ben dinleyici olsam ne yazardım falan oluyorum.
Sonra işte şu anda yıl bitiyor, yeni bir yıla gireceğiz, bu yıl ne oldu ne bitti derken geçen yıl bu zamanlar ne yapıyormuşum, ne hissediyormuşum bir bakayım dedim.
Ve tam bir yıl önceki günlüğüme göz attım.
Bir yıl önceki halimin gönül davalarına soru sormaya çok ihtiyacı varmış arkadaşlar.
Bugün günlüğüme bir göz atıp geçen yüki halime tavsiyelerde bulunacağız.
Çok heyecanlandım.
29 Eylül 2024.
Zeynep yaratıcı yazarlık eğitimine başladım diye doğum günümde güzel bir kalem almış, onunla yazıyorum.
Böyle bilgi verirsin ya günlük insanmış gibi.
Arkadaşım kalem almıştı, ondan bahsediyorum niyeyse.
Dün ağlayarak uyudum.
Durun neyse bölmüyorum. Dün ağlayarak uyudum.
Kasım'da 3 yıl olacak her şey olalı.
Ben Malta'ya gideli, onca hayal kırıklığı yaşayalı ve oranın bana açtığı kapılar.
Ama bu duruma hiç kızgın değilim.
Hatta başıma gelen en iyi şeylerden biri oraya gitmek benim hayatımı değiştirdi.
Ya bu konuyu bana sormayın lütfen.
Muhtemelen hiçbir zaman detaylandırmayacağım bir konu ama ara ara bahsediyorum.
Hani Malta'ya gitmiştim bir dönem ve sonra böyle bayağı her şey değişti diye.
Neyse devam ediyorum. Dün ağlayarak uyuma sebebim...
Artık çok yoruldum. Abi hep yorgunum bakın.
20'lerimin sonları kronik bir ruhsal yorgunlukla geçti.
Hayatta istediğim şey o kadar basit ki sevip sevildiğim kafalarımızın uyduğu sadık bir ilişki, aile kurmak, bir çocuk yapmak, sonra bir tane evlat edinmek, 4-5 kişilik ailemde sakin, huzurlu,
iyilik yaparak ve sanatla uğraşarak, çalışarak, üreterek bir hayat geçirmek.
Dünyada büyük hırsları, kötülükleri olan insanlar her istediğini elde ederken ben neden hayatımın en verimli, en genç yıllarında yalnızım?
Herkesin güzel bir ilişkisi var.
Onlarda gözüm yok. Herkes mutlu olsun.
Ama düşünüyorum. Ben 3 yıldır neden kimseyle o aşamaya geçemedim?
4 yıl oldu şu an bu arada.
Ya müthiş bir sayfa bakın.
Hayallerini kovala, hayatı anlamlı yaşa, gez, terapiye git, oku, araştır, sanatla uğraş, spor, meditasyon yap.
İyi biri ol, inançlı biri ol.
Hepsini yapıyorum. Yine de aşk olmayınca her şey var ama her şeyin içi boş gibi.
En zoru da devamlı umarak geçen yıllar.
Her şeyin iyi olacağına inanıyorum.
Kendimi telkin ediyorum. Evet her şey iyi ama her şey eksik.
Aslında mesele ben bu kadar hazırken istediğim hayatı yaşamıyor olmak.
Abi nasıl yani bir şey diyeyim mi bu arada eksiksiz okuyorum.
Yani çok özel yerler olmadıkça eksiksiz okuyorum.
Ama ya ben hep kendimi yazarak ifade eden bir insanım.
O yüzden her şeyi böyle bir kompozisyon gibi yazmışım.
Devam ediyorum. Belki de podcast için hiç uğraşmamalıyım.
Bir işe girip çalışmalı, kendime ev tutmalı ve stajyerken görüp anlamlandıramadığım o hayatsız avukatlardan biri olmalıyım.
Belki de podcast için hiç uğraşmamalıyım mı?
İçi mürperde arkadaşlar var ya Allah korusun.
Zeynep sakın sakın bu düşünceye kapılma.
Sakın bunlara inanma diye bağırasım var.
Hayatı anlamlı yaşamaya çalışmak günün sonunda bana bir şey katmadı.
Bu bir arayış mı yoksa kendimi mi kandırıyorum artık anlamıyorum.
Hayatı için hiçbir şey yapmayan insanlarla aynı yerdeyim.
Belki de boşa uğraşıyorum.
Allah ol der ve olur.
Bir ana bakar yani olması.
Neden o an gelmiyor?
Ay öleceğim. Ağlayarak yazıyorum muhtemelen bu sırada ama yani benim dramakulinik.
Uzun süre yalnız kaldım, kendimi dinledim, psikolojimle ilgilendim, istediğim şeyleri buldum.
Artık tek eksik aile kurmak kaldı.
Herkes bir bir evlenirken yalnız kalmak beni sıkıyor.
Daha da kötüsü, yıllar sonra burayı okuyup aynı durumda olma ihtimalim.
Sana kötü bir haberim var.
Bir yıl sonra hala aynı durumdasın.
Bu aile meselesine takılma sebebim aslında üstündeki baskı ve etrafımdaki herkesin tek tek evlenmesi.
Bir çocuk beni ghostlamış ondan bahsetmişim.
Şey demişim. Hep aynı şey.
Biriyle konuş iyi anlaş sonra seni ghostlasın.
Kusacağım artık. Gerçekten ne yapmalıyım ben ya?
Bir ofise girip çalışıp kafamı dağıtsam mı?
Abi ofiste benim babam, kardeşim ve kuzenimleyiz tamam mı?
Onlar muhasebe yapıyor. Hep kendi aralarında inside bir muhabbetleri var işle ilgili.
Benle ilgilileri yok. Ben tek kalıyorum.
Ofis ortamını o yüzden özlemişim sanırım.
Hani bir yerde çalıştığım zamanları.
Şu anda da özlüyorum bu arada.
Hatta daha az önce bununla ilgili bir story atmıştım.
Yani gerçekten evden çalışırken çok sıkılıyorum.
Veya ofiste de sıkılıyorum. O kalabalık ofisleri özlüyorum bazen.
Devam ediyorum. Herkesin hayallerinin gerçekleşmesini izlemekten sıkıldım.
Ki kimseye asla haset duymuyorum.
Hayatımda duymadım. Sadece izleyen tarafta kalmaktan sıkıldım.
Aklım almıyor ya. Dünyada o kadar insan var.
Nasıl yalnız kalıyorum?
Bazen yaşamak istemiyorum.
Hayatımı oturtamıyorum.
Bunun içinden çıkamıyorum.
Sanki yapmam gereken bir şeyler var ama onları nasıl yapacağımı bilmiyorum.
Bana mı öyle geliyor anlamıyorum.
Her şey anlamsız geliyor artık.
Bu yalnızlıktan çok yoruldum.
Abi o gün hangi günse artık hani ilişkisel bir bıkkınlık bir atak geçirmişim ve bayağı yazmışım.
4 Kasım 2024.
Bu ara çok iyi para kazanıyorum.
İnanmıyorum bunu yazdığım bir zamanın olduğunu var ya gerçekten son.
Bir yılda bunu cümle içinde kurmadım.
Çok şaşırdım, unutmuşum.
Hayat böyle işte arkadaşlar. Gerçekten bir öyle olur, bir başka türlü olur.
Sıkıntı etmemek lazım.
Böyle parasal şeyleri çok değişebiliyor çünkü.
Babam da her gün erken kalkmıyorum diye laf ediyor.
Ya ben yıllarca erken kalkıp işe gittim.
Zaten kendi işimi yapma sebebim özgürlüğümün olması.
Şu an kurduğum hayattan çok memnunum.
Memnun olursun tabii yani bu anlattıklarına göre.
İstediğim saatte uyanıp arabamla ofise gidebiliyorum.
İstediğim gün gitmiyorum. Çok yormayan işler denk geliyor.
Podcast yapıyorum. Yaratıcı yazarlığa gidiyorum.
İki gün voleybol idmanına gidiyorum.
Spora gidiyorum. Spor salonum çok güzel.
Ofiste kalabiliyorum. Kendime ait alanım oluyor istediğimde.
Gerçekten binlerce şükür.
Yine şükür moduna bağlamışız.
Şöyle, o zaman ailemle yaşıyordum.
Zaten ben daha 8 aydır, 9 aydır falan kendim yaşıyorum.
Ofiste kalıyordum bazen tek kalmak istediğimde.
O koltukta uyumak ve kendime alan açabilmek bile beni çok mutlu ediyordu.
Hayatım da bayağı iyi bir standarttaymış bu arada.
Bir yıldır standartlarım acayip düştü.
Survive moduna geçtim.
Ama o zamana bakınca bir garip geldi şu an.
2024'te hatta 3 kez falan yurt dışına gitmişim.
Öyle bir hayattı. Neyse.
Devam ediyorum. Aa bakın bu çok iyi.
Bir aydır herkesten uzaklaşıp işe odaklandım.
Bomboş vakit geçirdim.
Ne yapsam diye düşündüm ve terapi, enerji işlerini saldım.
Öğretici kitapları da saldım.
Psikolojik kitaplar okumuyorum.
Sadece roman okudum.
Duygularımı yaşadım. Spor yaptım.
O kadar iyi geldi ki anlatamam.
Temiz kafayla düşünebildim.
Podcast için danışmanlık almaya karar verdim.
Nedense içim çok rahatladı.
Bence çok güzel olacak.
Danışmanlık alma fikri de bu süreçte aklıma geldi.
Bazen hayatını çok iyi bilen insanlardan uzaklaşmak lazım kendi sesini duyabilmek için.
Podcast'i çok iyi büyüteceğimi düşünüyorum.
Sadece içimde hala çözemediğim bir şeyler var.
Ruh halim dengesiz.
Sevilmek için girdiğim yollar ve kayboluşlarım.
Cümlesinin vücut bulmuş haliyim.
Aga be ne yazmışım ya.
Böyle bir tweet vardı ondan bahsetmişim.
Biriyle beraber hayatı paylaşmayı çok özledim.
Oluru olmayan kişilere ufak bir ışık görürsem şans veriyorum.
Sonra o da olmuyor.
Çünkü zaten olmamalı.
Bu dönem ben 50'yi buluşma 6.30'daki çocukla tanışmışım.
Hristiyan olan. Ondan falan bayağı bahsetmişim.
Hala da aynısını düşünüyorum.
Gerçekten benim hayatımdaki en ideal, en istediğim, en bana uygun insandı şu ana kadar karşıma çıkan gayrimüslim olması dışında.
Bana o kadar uyması ama imkansız olması benim moralimi bozmuş bayağı.
Bir de oluru olmayan kişilere ben normalde şans vermiyordum.
Arkadaşlarım da diyordu ki hani herkese bir şans ver, herkese bir kahve iç.
Bilemezsin falan diyorlardı.
Sonra ben onları dinlemeye başladım.
Her şey iyice boka sardı.
Ya olur olmayan kriterlerine uymayan kişiye şans vermeyeceksin abi.
Daha çok moralim bozuluyor.
Devam ediyorum. Voleybolda da çok moralim bozuluyor.
Kolumdaki sorunu aşamıyorum.
Nasıl çözeceğim bilmiyorum. Ya benim bileğimde bir sorun var.
Ameliyat oldum aslında geçti ama psikolojik olarak hala...
Oraya zarar gelecek gibi hissediyorum.
Ve voleybola 8 sene sonra geri dönmüştüm.
O sorunu bir türlü aşamadım abi.
Bu benim canımı çok sıkıyordu.
O yüzden çok sevmeme rağmen bana iyi gelmiyordu artık.
Zaten sonra tekrar bıraktım.
Aşamadım. Bir türlü manşetlerim düzelmedi falan.
Düzgün oynayamıyordum. İyi oldu bıraktığım bence.
Psikolojimi zorluyordu. Çok mahcup oluyordum bir de takımdakilere karşı.
Ay daha çok var. Bugün buraya kadar olan kısmı bir konuşalım.
Öncelikle çok garip geldi.
Ya bir yıl önce sanki başka bir kafadaymışım ilişkiye bakış açısı yönünden.
Okuduğumda siz de aynı şeyi düşünmüşsünüzdür belki.
Ya benim fark ettiğim şey bu konuya çok takmışım, çok odaklanmışım.
Halbuki odak noktamı almam gereken başka öncelikler var.
Mesela her açıdan hazırım ama niye gelmiyor falan diyorum.
Her açıdan hazır olduğumu sanıyorum ama aslında değilim.
Bir kere yapmak istediğim şeyler var, bunu fark ediyorum ama bunları ikinci plana atıyorum.
Onların üstüne gitmekten bahsetmiyorum da hani hayatıma adam gibi birinin girmesinden falan bahsediyorum.
Halbuki öbür taraflar daha yarım yamalak.
Ofiste kalıyorum mesela. Tamam bu güzel bir şans ama eve çıkmak...
Başlarda mesela podcast ile ilgili olarak acaba hiç uğraşmasam mı diyorum ya.
O ses işte insanın kendi kendine sabote ettiği ses arkadaşlar.
Yolun en başında çok yoğun bir şekilde duyuluyor.
İnsanı şüpheye düşürüyor.
Halbuki orada düşünmem gereken şey şu.
Ben neden başka bir iş değil de bu işi yapmak istiyorum?
Neden başkaları değil de ben istiyorum bu işi?
Çevremle mesela. Hayatım beni oraya itmesinin bir sebebi var aslında.
Ama bunu çok görememişim.
Biraz... Şansa ilerlemişim bence.
Ya hatta öyle yani bir şeylerin güzel gideceğini hissediyordum ama hiç bilinçli değildim bu yola girerken.
Her şeyi yolla öğrendim.
Zaten insan bambaşka bir alana, bambaşka hiç bilmediği bir şeye atılırken bilinçli olamıyor çok fazla.
Hatta bence olmamak lazım yoksa cesaret edemezsin.
Ama hayatın sizi ittiği, sizin çekildiğiniz bir yer varsa orada kendinizi durdurmak yerine bir sorgulayın, bir düşünün.
Neden onun böyle bir fikri yok, neden benim böyle bir fikrim var diyeyim mesela.
Senin var çünkü orada senin için bir yol var.
Hayatı anlamlı yaşamakla ilgili de çok şüpheye düşmüşüm.
Bu çok büyük bir yanılgı.
Yani şimdi baktığımda ne kadar yanıldığımı anlıyorum.
Hayatımda yaptığım en mantıklı şey o saydıklarım var ya.
Psikolojime yönelmek, kendimi geliştirmek, spora gitmek, meditasyon yapmak, inançlı olmak falan sayıyorum ya.
Bunlar abi. Ya bunları yapmasaydım...
Ben şu an kim bilir nerede, nerelere savruluyor olurdum.
Allah korusun gerçekten. Şüpheye düşmemi de anlıyorum ama.
Hani insan bir yolda ilerlerken, sonu belirsiz bir yolda ilerlerken ben ne yapıyorum ya diyor.
Ben nereye gidiyorum? Bunca insan bu yolu seçmedi.
Dümdüz başka yoldan gidiyor.
Ben neden buraya saptım?
Bu yolda engebeler var, bu yolda virajlar var.
Ben de şu düz yoldan kaptırıp gidiverseydim diye düşünüyor.
O belirsizliğin sonunda çiçekler, ağaçlar olduğunu bilmediği için, o engebelerden geçtikçe yolun daha da güzelleşeceğini, kendi emeğiyle ilerlediği için, her şeyin daha da anlamlı olacağını bilmediği için,
Sis pus öylece gittiğini sanıyor.
Ben de öyle sanıyordum bunları yazdığımda.
Ya önümü göremediğim bir zamandaydım.
İçimde bir şeyler var. Hayatımla ilgili bir şeyleri değiştirmek istiyorum.
Bir şeyler yapmam gerekiyor.
Bunu biliyordum. Ama yanlış mı düşünüyorum acaba?
Bunun telaşındaydım.
Bir de avukatlıkta bakın iyi kazandığım bir döneme girmişim tamam mı?
Orada da hani orada durmak da kolay bir şey değil.
Ben şu an bakıyorum mesela.
Podcast'a abandığım gibi avukatlığa abansaydım o dönem orada da bir şeyler olurduk, yapardık yani ne bileyim.
Bakmayın zor mor ama avukatlıkta da toplu para kazanacak alanlar var.
Kazanan nasıl kazanıyor?
Ben zaten hiçbir zaman maddi yönden laf etmiyorum avukatlığa farkındaysanız.
Çünkü orada da kazanılır para.
Beni psikolojik olarak tatmin etmiyor.
Giderim işlek bir noter abi bakın şimdi düşünüyorum.
Tüm gün gelen giderle muhabbet ederim, kart vizit veririm, iş bağlarım.
Giderim cezaevine, orada takılırım yine iş bağlarım.
Her meslekte işi oturtana kadar oraya buraya gideceksin, koşturacaksın, tırmalayacaksın.
Sonra işi oturtur, yoluna koyarsın.
Dediğim gibi ben o yolu istemedim.
Ama işte acaba yanlış mı düşünüyorum, acaba buradan mı ilerlemeliyim diye bir kaygı içindeyim.
Şu an bakınca diyorum ki, ya iyi ki denemişim.
İş değiştirmek öyle kolay bir mesele değil.
Ama bence riski az bir olay.
İstediğin zaman kendi mesleğine dönebilirsin sonuçta.
Aklında başka bir iş, başka bir girişin varsa dene gitsin.
Yani ne kaybedersin ki?
Emek, zaman ve para kaybedebilirsin tabii ki.
Ama hiç denememekten iyidir.
Yani koca ömürde hatırlayacağın belki çok kötü iki yıl olur.
Ki oradaki o çok kötü bir tecrübe yaşasan orada edindiğin tecrübeler de sana bir şeyler katacağı için her türlü buna değer diye düşünüyorum.
Ben o dönem bir ay boyunca hiç kimseyle görüşmemiştim.
Mesajlaşmıyordum bile. Kendi halimde kalmıştım bir.
Hani ne yapsam ne etsem, podcast'e girsem mi, avukatlıktan devam mı etsem falan diye düşünmüştüm.
Spora gidip kitap falan okuyordum işte sadece.
Enerji carçurt saldım diyorum ya zaten.
Arkadaşlarımla görüşmeyi kesmek benim orada aldığım en doğru karardı bence.
Çok kilit bir şey söylemişim bakın.
Bazen hayatını çok iyi bilen insanlardan uzaklaşmak lazım.
Kendi sesini duyabilmek için.
Çevremdeki kimse benim avukatlığı bırakmamı, podcast'e başlamamı ciddiye almadığı için, desteklemediği için bana söylesin ya da söylemesin.
Yani herkes saçma bulduğu için bir kendimle kalıp düşünmek istemiştim.
Sizi ve hayatınızı iyi bilen insanlardan uzaklaşmak çok doğru bir adım böyle kritik anlarda.
Onlar sizin iyiliğinizi istiyor ve risk almanızı istemiyor tamam mı?
Yani hani bak şimdi denersin olmaz üzülürsün falan gibi bakıyorlar.
İnsanlar en yakınındaki insana karşı daha tutucu oluyor.
Değişime kapalı, mevcut düzeni destekleyen ama yeniliklere şüpheli bakan bir halde oluyorlar.
Böyle durumlarda bence burnunun dikine gitmek lazım.
Sizin içinizdeki hissi siz bilirsiniz.
Ya ananız babanız bile anlayamaz.
Onlar bambaşka bir insan.
Onların yolu başka. O yüzden büyük bir yatırım risk falan yoksa ortada.
Bence kendi kafana göre hareket etmek lazım.
Şu an bakınca da o bir aylık zamanı iyi ki kendime ayırmışım ve bu yola girmişim diyorum.
Ki bir ay yani benim için uzun bir zamandı o zaman.
Çünkü arkadaşlarımla falan çok görüşüyordum.
Yine de bir ay yetmiş bana ama daha uzun da olabilirdi tabii ki.
Burada ben baktığımda bir de şunu görüyorum.
Çok fazla parçaya bölünmüşüm.
Ya cidden o dönem öyleydi.
Avukatlık zaten ofis işleri bilmem ne full mesai devam ediyor.
Haftada iki gün çok sağlam voleybol antrenmanı yapıyoruz.
Yani orası profesyonel bir yer.
Haftada üç dört gün spora gidiyorum.
Bir yandan yeni bir işe atılıyorum.
Sosyal medyamı da büyütmem gerekiyor öbür yandan.
E bir de sosyalleşme falan derken ben yalnızlıktan dert yanıyorum da vaktim yok ki zaten.
Hayatımda alan yok bir insana.
Onu da geçtim. Aynı anda bu kadar şeyle uğraşmamak lazım.
Eğer hayatın henüz oturmadıysa.
Voleybol ya da spor olmalıydı mesela.
İkisi birden olmamalıydı.
Birini elemeliydim. Sonradan voleybolu eledim.
Evime çok uzak. Bir de onun için hani yol faktörü eklenince duygusal olarak iyi gelmemesinin üstüne bazı şeylerin miladı doluyor.
Yani onları zorlamamak lazım.
Veya bir dönem bize iyi gelmiyor.
Kağıt üstünde yapmak daha iyi olduğu için zorluyoruz.
Halbuki pratikte faydasından çok zararı dokunabiliyor.
İlişkisel olarak da ya diğer alanlar yarım yamalakken onlara yönelmem gerekirken düşünsenize o sırada benim hayatıma çok düzgün çok iyi biri girdi.
Her şey şahane gidiyor.
Zaten kafam karışık.
Acaba yeni bir işe girsem mi girişmesem mi şüphe içindeyim.
Ciddi ilişkiye başlasam girmezdim podcast'a bunu biliyorum.
Aynı anda bin tane şeye konsantre olamam.
Enerjim yetmez. Onu ertelerdim yani.
Buraya girmeyi ertelerdim.
Kendi mesleğime odaklanayım falan derdim.
Utanırdım yani. Bir kere hayatımdaki insandan utanırdım içerik üretirken.
En çok tanıdığınız insanlardan utanıyorsunuz çünkü bu süreçte.
Sonuçta ben o zaman daha sıfır takipçili falan bir insanım.
Hani nereye geleceğini bilmiyorum. Her şeyden bir haberim.
Her şey bir risk benim için.
Ve çok amatörüm.
Tabii ki utanırdım. Ya da eve çıkmak istiyordum.
Ya eve çıkma fikrinden de uzaklaşırdım.
Farkındaysanız aile kurmaya, evlenmeye çok takmışım.
E ciddi biri ise sonuçta ciddi düşüncem onunla.
Evlilik falan olabilir bir süre sonra.
Gerek yok eve çıkmayayım şimdi derdim.
Ve ve ve ve bakın.
Ya kendi hayallerimi, isteklerimi süresiz şekilde ötelemiş olurdum.
Şimdi diyeceksiniz hayatına biri gelince de bunları yapabilirdin.
Ya herkes kendi bilmeli.
Takkeyi önüne koymak o ne?
Öyle bir laf vardı ya. Kimse kendini kandırmamalı.
Ben kendimi biliyorum. Şu an etkilenmem.
Bunları yaparım.
Zaten bir yılda kafa yapım da çok gelişti sonuçta.
Ama o döneme etkilenirdim.
Arkadaşlarımla bile görüşmeye kesmişim.
Baksanıza hani kafamı karıştırıyorlar diye.
İyi ki olmamış. Yani iyi ki biri çıkıp da kafamı karıştırmamış.
Hayatımda en çok ilerleme kat ettiğim, en çok hayallerime böyle istediğim hayata yaklaştığım yıl bu yıl oldu çünkü.
Eve çıktım bir kere. Hani bunu çok istiyordum.
İş değiştirdim. Sayılır.
Değiştire yazdım. Bunları yaparken aklım karışmamalıydı.
O dönem o Hristiyan çocuğun gelme sebebi de bu bence.
Olmayacak biri gelmiş. Zaten insan hazır değilse veya işte başka şeylere yönelmesi gerekiyorsa hep böyle olmayacak, hep böyle saçma sapan tipler gelir.
Ya küçüktür, ya işte başka imkansızlıklar vardır.
Ya sevgilisi vardır falan.
Hani ya uzak mesafedir.
Bakın dikkat edin. Hep böyle şeyler denk gelir.
Bana da olmayacak biri gelmiş.
Kendimi kaptırmam mümkün değil o yüzden.
Ama o bunalmışlık içinde bana iyi de gelen biri.
Hayatın beni eyleme şekli falan gibi bir şey sanırım bu.
Öyle işte arkadaşlar ya.
10 yılda olmayan 1 yılda oluyor.
1 yılda olmayan 1 anda oluyor.
Ben şimdi bakınca geçen yılki halime.
İlişki, evlilik falan toplum baskısında kaldığımı görüyorum.
Kıyaslama görüyorum. Kötü bir yerden değil bu kıyaslama ama.
Yine de kendimi kıyaslamışım.
Yetersiz hissetmişim.
Bende bir sorun mu var falan olmuşum.
Kendime haksızlık etmişim.
Şu an her şeyin olması gerektiği zamanda olacağını bilerek.
Elimdekilere ve elimden gelen...
Bir yılda kafa yapımda en çok değiştirdiğim bakış açısı bu sanırım.
Olmayana değil olana odaklanmak.
bir şeylerin olması için diretmek yerine kafamı bir çevirip acaba öbür tarafta mı yapmam gereken şeyler var diyebilmek.
Bu çok önemli. Mesela şu an bu aile kurma meselesine takmıyorum.
Bir şey daha var. Yani onu hani halletmem gereken bir şey daha var.
Onu biliyorum. Şu an bu yalnızlıkta full fokus bir verimle bir hayat düzeni oturtmama bence çok az kaldı.
Herkesin yolu farklı bu arada.
Bazı insan da önce aile kurar sonra hayatını oturtur.
Ama benim önce hayatımı oturtmam gerekiyor.
Hani bunu hissedebiliyorum.
Ondan takmıyorum. Son düzlükteyim.
Yani şunları da bir halledeyim.
Şu hayatım bir otursun, bir otura yazsın.
Gerisi gelir. Buna güveniyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Bir kere bunu sevdiniz mi bu bölümü?
Bu günlükten çıkarımlarınız var mı?
Sizin çok daha iyi tahliller yapacağınıza eminim.
Hem onu yazın. Hem de haftaya gönül davalarında konuşmamızı istediğiniz konuları yazın.
Bekliyorum. Instagram bilinç.akşi.podcast.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
