
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
ghostlanmak, ıssız adam tripleri, erkeklerin cinsellik için yaklaşması ve ayrılma/boşanma kararı vermek üzerine Bilinç Akışı'nda kalıyoruz🌝 Takip edip zili açmayı unutmayınız💌
Instagram: zeynepkelesin
Apple podcastte puanla
Youtube için tıklayın
Tiktok için tıklayın
Twitter için tıklayın
İletişim için: info.bilincakisipodcast@gmail.com
#ghosting #ayrılık #boşanma #ilişkiler #duygusaldayanıklılık #modernilişkiler
Transkript
Altyazı M.K.
Bilinç Akışı Podcast'in 78.
ve Gönül Davalarının ilk bölümüne iyi ki geldiniz, iyi ki sizler geldiniz.
Sizden hayatınızdaki sorunları, ilişkisel, ailesel, şahsi böyle her şey olur.
DM'den yazmanızı istemiştim.
Bir sürü DM geldi, hepsini sık neşat aldım.
Bu bölüm olmazsa diğer bölüm illaki konuşuruz.
Ya var ya bu arada aşırı heyecanlıyım.
Yeni şeylerin heyecanına bayılıyorum.
Bölüme de duruşmaya hazırlanır gibi hazırlandım.
Ben hep şey yaparım ceza duruşmalarında.
Hukukta sizi zaten dinlemiyorlar da.
Ceza duruşmalarında dilekçeler, dosya falan okey öyle gidiyoruz.
Ama hani bir not çıkarırım.
O da okey. Onu da herkes yapar zaten.
Bir de tam duruşmaya girmeden önce notun notunu çıkarırım.
O duruşma sırasında savunma yaparken sonuçta nota o kadar fazla bakamazsınız ya.
Göz ucuyla bakıp...
Tek bir kelimeden anlayacağım şekilde böyle kelime kelime en fazla iki kelime iki kelime notun notunu çıkartırım.
Konsantre not. Şu anda da öyle yaptım.
Bu arada ses kaydı mı istesem DM'den yoksa mesaj mı istesem hani onun arasında kaldım.
Ses kaydını mı dinletsem bölümde diye.
Ama Ece Targıt öyle yapıyor ve ben onu sevmiyorum.
Ya bir podcast'ı dinlerken Ece Targıt dinliyorsa özür dilerim ama ben bir podcast'ı dinlerken araya başkasının ses kaydının hızlandırılmamış şekilde girmesinden rahatsız oluyorum.
Zaten ses kaydı dinlemeye tahammülüm yok.
O yüzden mesaj olarak istedim.
Şimdi de mesajları direkt okuyayım mı?
Yoksa kendi ağzımdan özetleyip mi size sorun olarak söyleyeyim?
Bunu bilemedim. İkisini de deneyeceğim.
Hangisi daha iyi geliyorsa size dinlerken fikrinizi yazın bana.
Instagram bilinç.akış.podcast Bazısı da yani var ya Gılgamış Destanı yazmış.
Bazısı Müge Anlı olayı gibi anlatmış.
Yani hiçbir şey anlamadım abi.
Neyse ilk bölümün günahı olmaz.
Başlıyoruz. Öncelikle seni çok seviyorum.
Teşekkür ederim. Ben de seni çok seviyorum. Şaka şaka buraları okumayacağım.
Böyle okurlar ya şeylerde.
Ay sana bayılıyorum falan. O kısımları da okurlar.
Okumayacağım dalga geçiyorum. Yaz saatinde...
Abi çok heyecanlandım.
Ay nasıl yapacağız ya?
Dur bakayım deniyorum. Şimdi ilk mesajı direkt okuyarak yapacağım tamam mı bunu?
Yaz saatinde işe girdiğim bir yerde biriyle konuşuyordum.
Kendisi... Tüm yaz peşimden koştu.
İşten çıktıktan sonra yazdı.
İlk hafta her şey çok güzel.
Koç Burcu olduğu için aşırı inattı.
Benden sürekli adım bekliyordu.
Ben de normal seviyede konuşuyordum.
Bir gün yazmayı bıraktı.
Ben de neden diye sormadım.
Öylece kaldı. Yarım kaldığı için kötü hissediyorum.
Öncelikle aşkı o.
Allah aşkına senin özlerinde söylemiyorum.
Şimdi direkt senin özlerinde söylüyormuş gibi olacağım da.
Allah aşkına bakın şu burçlara suç atma işini acilen bırakabilir miyiz ya?
Koç burcu olduğu için inattı.
Ya bakın bu o kadar bahane ki.
Belki kız öylesine yazdı bunu bilmiyorum ama.
Ben diyelim oğlak burcuyum tamam mı?
Birisine adım atmak istiyorum.
Ben şey demem eminim ki.
Ya ben oğlak burcu olduğum için adım atamıyorum.
Hani bunu derim. Bir derim iki derim.
Ama üçüncüye çok istiyorsam.
adım atarım. Bunun Burç'la hiçbir ilgisi yok çünkü.
Bunun kadın erkekle bile ilgisi yok ki erkekler daha müsait bence harekete geçmeye.
O yüzden Burcu'yla hiçbir ilgisi olduğunu düşünmüyorum.
Bir de şöyle işte Tümyaz peşinden koşmuş falan ya.
Ay bakın gerçekten bu bir problem tamam mı?
Bu peşinden koşup elde ettikten sonra defolup giden erkekler Sağlıklı değiller zaten.
Ben bunun bu kadar sağlıksız bir hareket olduğunu da bilmiyordum bu arada önceden.
Keyfimin Kahyaları diye bir podcast var.
Onların kaçan kovalanır mı diye bir bölümü var.
Lütfen bu bölümü bitirdikten sonra oraya gidin, o bölümü dinleyin ve bu kaçan kişiyi kovalamayı seven, peşinden devamlı koşup ondan sonra elde edince bırakan insanların ne
kadar problemli olduğunu, ne kadar özdeğer sorunları olduğunu anlayın.
Zaten bunu anlayınca o insanlardan soğuyacaksınız.
Yarım kaldığı için de kötü hissediyorum demişsin.
Ya bu çok normal. Bu insan psikolojisiyle alakalı bir şey.
Hemen yine akızı satmaya başladım.
Hayır yani bildiğim kadarıyla şöyle.
Zayganik etkisi diye bir şey var.
Bu 1920'lerde bir tane psikolog bunu keşfediyor.
Şöyle keşfediyor. Olay da şuradan çıkıyor.
Bir restorana gidiyor adam. Restoranda garsonların tüm siparişleri aklında tuttuğunu fark ediyor.
Ama siparişleri teslim ettikten sonra...
Kimden ne sipariş aldığını direkt unuttuğunu fark ediyor.
Sonra da bu teoriye zayigarnik etkisi diye isim takıyor.
Bu aslında insan beyninin yarım kalan şeyi düşünmeye daha meyilli olduğunu gösteren bir teori.
Teori mi denir artık bilmiyorum.
Etki. Bunun psikolojide bir yeri var.
Bunu da oku. Bir de şöyle düşün.
Şu ana kadar kaç kişi aklımızda kaldı?
Sen bunu bana yazdın. Üç gün sonra bunu dinliyor olacaksın.
O üç günde bile aklından gitmiş olacak.
Yani biraz da tecrübeyle bakmak lazım bence.
Şu ana kadar... Yarım kalan şeyler evet içimizi rahatsız etti, aklımıza takıldı, böyle bir acaba mı dedirtti.
Ama ondan sonra zaten bir noktada unuttuk hepsini.
Yenisi geldi, onu da kafaya taktık.
Sonra onu da unuttuk. Hani bazı şeylerde geçmiş tecrübelerimize bakmak lazım bence.
Ben öyle yapıyorum. Diyorum ki tamam daha önce geçti, bu da geçecek.
Bir de öyle elde edince giden ve hani böyle inatlaşan, ne bileyim senden adım bekleyen bir insanın sana herhangi bir pozitif katkıda bulunabileceğini ben düşünmüyorum.
Sen bu cevapları zaten biliyorsun da.
Bir de şöyle bir şey. İlişkilerde, flörtlerde, her şeyde, her türlü ilişkide aslında.
Ama flört bazında konuşursak ben hep şunu diyorum farkındaysanız.
Bence bir ilişki, bir iletişim böyle pimpon topu şeklinde gidip gelmeli.
Masa temizliği oynuyormuşsunuz gibi.
Sohbette öyle akmalı, flörtte öyle gitmeli.
Hep bir taraftan adım bekleyen, bir tarafın peşinden koşmasını bekleyen veya bir tarafın peşinden devamlı koşan insanla sağlıklı ilişki kurulmuyor.
Bir de şöyle bir şey var. Yalnız her bir soruya bu kadar yarım saat cevap verirsem bu bölümler uzun olacak belli ki.
Ama şunu da söylemeden geçmek istemiyorum.
Bir gün yazmayı bıraktı demişsin ya.
Ya bu bir gün yazmayı bırakan insanların paralelinde bir sürü kişiyle, hadi en az iki kişiyle diyeyim, flört ediyor oluyorlar tamam mı?
Bir tanesiyle daha hızlı ilerliyor, daha iyi gidiyor.
Onunla muhtemelen sevgiliye dönüyor veya flörtün bir ileri aşamasında dönüyor.
O yüzden de sana yazmayı bırakıyor.
Bunun tek bir açıklaması var.
O da bu bence. Burcu'ymuş, oymuş, buymuş inadıymış senden adım beklemesiymiş değil.
Yedekte birileri var ya da paralelde birileri var.
Başka biriyle olan flörtü daha önde gidiyor.
Ya ne olur ıssız adam modunda takılıp triplere giren erkekleri konuşalım.
Bunlar kendini ne sanıyor biraz da biz dalga geçelim.
Konuşuyoruz zaten bacım. Aslında şöyle bence ıssız adamlarla ilgili.
Kendilerini bir şey sanmıyorlar abi.
Yani kendileri aslında normal takılıyorlar.
Ama bizim onlara yaptığımız hareketler sayesinde onlar kendi bir şey sanıyor.
Yani sen ona hiç prim vermesen, hiç ona tamah etmesen, hiç böyle onun o tribe girmesini sağlamasan, ilgilenmesen onunla zaten kendisini bir şey sanmayacak.
Bence bunun cevabı bu kadar basit.
Aha bakın bu...
Çok önemli bir soru.
Zeynep Selam, Z kuşağı biri olarak.
Erkekler hep bana cinsellik amaçlı yaklaşıyorlar.
Bu konuda yalnız olmadığımı biliyorum.
Çünkü çevremden de benzer şeyler duyuyorum.
Mesela dün eksim yazdı.
Bir şeyler yaşadık ve bugün yazmıyor.
Bu konu hakkında konuşmanı çok isterim.
Ama bir şey canım var ya bunu alan babam dinlemez inşallah.
Zaten onlar dinlemediği için ben bir hatıra şey yapıyorum da.
Umarım annem dinlemez. De değil bu podcast neticede.
Ama şöyle, bence bu konuyu konuşabiliriz.
Z kuşağısın, o zaman 97'den başlıyor sanırım.
2000'li falansın herhalde, bilmiyorum.
Neyse, önemli değil de. Ya ben bu konuda şöyle düşünüyorum.
Bir insanın bir insana yaklaşmasında birçok farklı amaç olabilir, tamam mı?
Ya senle evlenmek için de yaklaşıyor olabilir.
Flört için de, cinsellik için de, takılmak için de, işte...
...stationship için de, arada takılmak için de bir sürü farklı artık ilişki çeşidi var ve...
Herhangi birisi ona uygundur.
O da o amaçla insanlara bakıyordur.
Bence bunda bir sıkıntı yok açıkçası.
Yani şu gerekiyor çünkü.
İki tarafın da amacın aynı olması gerekiyor değil mi günün sonunda?
Sana yaklaşan insanın niyeti seni ilgilendirmemeli diye düşünüyorum.
Kendim için de öyle. Bana o niyetle yaklaşan bir insan zaten ben o niyetle değilsem zaten geri püskürtülmüş oluyor.
Anladınız mı? O zaman orada onun niyetinin bir önemi kalmıyor.
Yani tüm erkekler cinsellikle yaklaşıyor diye bir şey de yok bence.
Erkekler hep bana cinsellik amaçlı yaklaşıyorlar demiş.
Seni yanlış anlıyor olabilirler bence.
Nasıl diyebilirim bunu?
Ne bileyim atıyorum sen mesela nazik bir insansındır ve dışa dönük bir insansındır.
Senin arkadaşla konuşmandan bile cesaretlenip bu...
diyaloğu bir ileriye taşıyor olabilirler.
Yani orada belki kendini doğru ifade edemiyor olabilirsin.
Çünkü oradaki bence bana önemli bir nokta.
Ben ilk başta Z kuşağındaki tüm erkekler öyle diyorsun sandım da.
Burada genel olarak da ya işte erkekler hep cinsellik amaçlı yaklaşıyor ya da Erkekler hiç evlenmek istemiyor.
Hani artık ben bunları hiç genellemiyorum biliyor musunuz?
Çünkü bir sürü çeşit insan var, bir sürü çeşit ilişki çeşidi var.
Herkesin beklentisi farklı.
Ben kendimle aynı beklentideki, aynı bakış açısındaki insanı arıyorum mesela.
E o bana uygun değilse de okey abi uygun değildir, hiç sorun değil.
O kendi yoluna gider, ben kendi yoluma giderim.
Bundan hiç mesela... Gocunmam da.
Çünkü olabilir. Hatta bu niyetini baştan doğru bir şekilde açık bir şekilde ifade etmesinde bence hiçbir sıkıntı yok.
Yani öbür türlüsünde çünkü seni kandırıp bir süre flört edip ondan sonra niyetini göstermiş oluyor.
Ki bu hem seni duygusal olarak zedeler hem de sana zaman kaybı yaşatır.
Bence bunda bir sıkıntı yok.
Bence burada şöyle bir şey oluyor.
Mesela ya kızlar bunu fark ediyor tamam mı bazen?
Bu kişi için söylemiyorum.
Hani senin için söylemiyorum da.
Kızlar bunu fark ediyor. O adamın sana ne için yaklaştığını fark ediyor.
Ama... Ondan hoşlanıyor ve kafasında şunu düşünüyor.
Tamam ya ben hani onu değiştiririm, onun düşüncesini değiştiririm, onu ikna ederim gibi bir yerden bakıyorlar.
Ben buna kesinlikle inanmıyorum.
Özellikle bir erkeğin fikrinin kolay kolay esneyebileceğine yani bakış açısının kolay kolay esneyebileceğine inanmıyorum.
Erkekler bakmayın genelde ne istediğini daha iyi biliyorlar bizden.
Hani biz yine esneyebiliyoruz ama erkekler ne istediğini bizden çok daha iyi biliyor.
Daha nokta atışlı gidiyorlar.
Hani böyle her yere savrulmuyorlar.
O yüzden hiçbir erkeği değiştirmek de işte onun fikri acaba bir gün değişir mi diye bu evlilik konusunda da böyle.
Beklemekle falan uğraşmayın.
Eksine takıldık bugün yazmıyor demişsin ya.
Ya tamam demek ki aslında no text is a text to diye İngilizce'de bir değiş mi denir?
Hani bir laf var. Hani hiç mesaj yazmaması da bir mesajdır gibi düşünebilirsiniz.
Bence yazmaması iyi bir şey.
Çünkü demek ki sadece takılmak istedi ve orada bırakmak istedi.
Ya bunları biraz acımasızca konuşuyorum belki ama bence bunları görmek gerekiyor.
Biz bunu arkadaş ortamlarında da konuşuyoruz.
Çünkü hani bir de hatırlıyorum önceden üniversitedeyken falan birbirimizle konuşurken Kısa
Hani hep böyle birbirimizi kandırıyorduk.
Böyle hep iyi yanından bakmaya çalışıyorduk.
Ama hayır abi bazı şeylere objektif bir şekilde bakmak gerekiyor.
Ve objektif bir şekilde görmek gerekiyor.
Ki senin için olan kişiye daha çok yaklaşabil.
Ay bir şey diyeceğim. Çok uzun bir mesaj var.
Bunu aktaracağım.
Özetleyip. Özetle şöyle üniversitede tanıştığı ilk sevgilisiyle evlenmiş bir arkadaşımız.
Uzun yıllardır birlikteymiş.
Hayatımın yarısı onunla geçti diyor.
Ama hani sanki artık olmuyor.
Biz aynı hedefler için yaşamıyoruz.
Farklı pencerelerden bakıyoruz.
Bir türlü bazı sorunları çözemiyoruz demiş.
Bir yıldır terapiye gidiyorlarmış.
Şimdi burada şöyle bir şey yaşıyor anladığım kadarıyla.
Bu zaten çok fazla insanın başına gelen bir şey.
Ya bu... Küçüklük ilişkilerinde başlayan şeyler var ya beni hep korkutur.
Ben de aynı hataya düşmek üzereydim ve iyi ki düşmemişim diye inanın her aklıma geldiğine şükrediyorum.
Listedeyken veya üniversitedeyken başladığınız ilişkiyle evlendiğinizde şöyle düşünün.
O insanı hadi ortalama 18-20 yaşında tanımış oluyorsunuz.
O zaman sevmiş, o zaman anlaşmış oluyorsunuz.
Ama 30 yaşınıza geldiğinizde...
İkinizin de artık karakteri tamamen oturmuş, hayata bakış açısı, perspektifi tamamen oturmuş oluyor.
Ve karşınızdaki insan da 20 yaşındayken tanıdığınız insan olmuyor.
Siz de 20 yaşındaki siz olmuyorsunuz.
O yüzden birbirinizle uyumlu olma ihtimaliniz bence bayağı bir düşüyor.
Evet birlikte büyüyorsunuz, bazı yolları birlikte aşıyorsunuz, birlikte olgunlaşıyorsunuz.
Ama bunun dezavantajı sizin hayalleriniz artık karşınızdakinin hayalleriyle paralel gitmiyor olabiliyor.
Bunu ben çok fazla duyuyorum.
Boşanma dosyalarına falan da aşırı geliyor.
Yani hep şunu siz de duyarsınız ya.
10 yıldır sevgili olup evlenip bir yıl sonra ayrılan insanlar.
Bu da mesela aynı evin içine girince birbirine uygun olmadığını anlayan insanlar.
Ama çok iyi anlıyorum.
Bak gerçekten... Hayatının bu kadar uzun zamanında sana eşlik etmiş insanı bırakmak çok zor bir karar.
Zaten onu yazmışsın.
Hani o kararı veremiyorum, çok vicdanlı hareket ediyorum.
Hep doğruyu yapmak istiyorum demişsin.
Bu konuda ben şunu düşünüyorum açıkçası.
Şöyle düşünün. Bize verilen bir beden ve ruh var tamam mı?
Biz bence bu bedene de bu ruha da iyi bakmakla yükümlüyüz.
Ya bu bizim vazifemiz.
Mesela atıyorum. Ziyan olmasın diye bir şey yiyoruz ya bazen.
Ben hep şunu düşünüyorum artık.
Ya ben bunu ziyan olmasın diye yiyeceğim.
Evet tabii ki ziyan olmasın o da günah.
Ama öbür taraftan da mideme ziyan etmiş olacağım.
Ve hani inançlı bir insansanız öbür taraf inancı diye bir şey falan var ya.
Hani derler ya orada her bir organımız bizden hesap soracak.
E midem de benden hesap soracak öbür tarafta.
Ama o yemek de benden hesap soracak.
Ama bence ben önce mideme karşı sorumluyum.
Hani anlatabiliyor muyum? Saçma mı bir örnek oldu bilmiyorum ama bunu okuyunca aklıma o geldi.
Hani bence biz ruhumuza karşı da sorumluyuz.
Hayatta kendi yapmak istediklerimizle de odaklanmalıyız.
Doğru hareket etmek istiyorum demişsin ya.
Evet doğru hareket etmelisin.
Vicdanlı hareket etmelisin.
Karşındakini üzmekten korkuyorsun anladığım kadarıyla.
Ama ne olursa olsun her şeyden önce kendine karşı sorumlusun.
Her şeyden önce sen kendine karşı bir hesap vereceksin.
O yüzden de ben merkezi düşünmek gerekiyor biraz.
Ben bunu biraz da şöyle düşünüyorum açıkçası.
Hani sana laf etmek için söylemiyorum da.
Biraz laf ediyor olacağım herkese burada.
Siz de bana edin bu arada. Hani ben de bazen bir şeyler anlatıyorum.
Siz de ediyorsunuz gerçi de. Hiç sorun değil.
Şey diyeceğim. Ya mesela bana boşanma için gelen kadınların onda biri falan boşanma kararının arkasında duruyor biliyor musunuz?
Geliyor, karşıma oturuyor. Görüşüyoruz, ediyoruz, toplantı yapıyoruz.
Defalarca konuşuyoruz. Zaten boşanmada var ya.
Of yani. Psikolog gibi oluyorsunuz.
Yani tabii ki tırnak içinde söylüyorum.
O kadar çok konuşuyorsunuz ki müvekkille.
Ama onda biri... O cesareti gösterebiliyor.
Hep böyle o cesareti gösteremediği için bir bahanesi oluyor.
Mesela işte genelde zaten çocuk bahane oluyor.
Çocuk büyüsün oluyor. Sonra çocuk okulu bitirsin oluyor.
İşte yaz gelsin oluyor.
Okul bitsin oluyor. Hani anladınız mı?
Devamlı böyle bahaneler oluyor.
Ben bunu şöyle düşünüyorum.
Artık şunu fark ettim çünkü.
Kendisi hazır değil ve o yüzden bu bahaneleri öne sürüyor.
Sende de bence böyle. Yani sen gerçekten buna hazır olsan veya gerçekten bu kararlarla emin olsan, gerçekten bunu çok istesen vicdanın veya doğru karar almak gibi şeylerde önceliğe kendini
koyarsın ve bu kararı verirsin.
Ama şöyle tabii ki mesela demiş ki iş kurmak istiyorum, işe de odaklanamıyorum.
Hani belki bu olay çözülse daha iyi odaklanacağım falan demiş.
Mesela ben buna da çok inanıyorum.
Bazen biz şey düşünüyoruz işte diyoruz ki mesela Boşandığımda boşanmış bir kadın olarak maddi olarak geçinmek çok zor diye düşünüyoruz.
Okey bu çok doğru. Ülke şartlarında kesinlikle hak verdiğim bir şey.
Ama bir yandan da iş kurmak istiyor ya mesela.
Şunu düşünüyorum. Belki boşanıp iş kursa o iş öyle güzel ilerleyecek ki o maddi kaygısı da ortadan kalkacak.
Ama şey gibi oluyor.
İnsan bunun içindeyken şöyle görüyor.
Diyor ki önce maddiyatımı sağlama alayım sonra boşanayım.
Biz sıralama yapıyoruz ama bence hayatın sıralaması her zaman o şekilde olmuyor.
Biraz tersinden de bakmaya çalışmak lazım.
Belki de sen boşandıktan sonra sen kendi yolunu çizdiğin için o kadar özgüvenli olacaksın ki o işe de o özgüvenin yansıyacak, o enerji yansıyacak ve senin o aldığın risk bir noktada senin avantajına dönecek.
Ya bilmiyorum genel olarak şeyi söylemiş işte hani boşanma kararı alamıyorum, insanlar nasıl boşanıyor, bunu nasıl yapıyor.
Dediğim gibi bana gelen insanların onda biri anca boşanıyor ve ben hani inanın...
En taviz verdiğim, en çok esnediğim her açıdan hem hizmet vermek, hem konuşmak, hem telefonda konuşmak, yüzde görüşmek, ödeme planına kadar en çok esnediğim şey boşanma davaları oluyor.
Çünkü kadınların boşanmasını ve buna cesaret etmesini çok değerli buluyorum.
Bir sürü insanla karşılaşıyorum.
O kararı bir türlü alamayan, ona cesaret edemeyen ve her yıl beni arıyorlar.
Mesela her yıl geliyor tamam mı?
Diyor ki bu sefer boşanacağım deyip avukatı arıyor.
Ama yok abi yine...
Ona cesaret edemiyor. Ve ben şunu düşünüyorum diyorum ki geçen yıl buna cesaret edebilmiş olsaydı bu bir yılda çok çok daha ileri bir noktada olacaktı.
Ama geçen yıl ona cesaret edemediği için şu anda aynı sorunu, aynı problemi yaşıyor.
Aynı duygusal sıkıntıların içinde dönüp duruyor diye düşünüyorum.
Ve buna gerçekten çok üzülüyorum.
O yüzden biraz da sosyal sorumluluk gibi görüyorum boşanma davalarını.
Ve her zaman destek olmaya çalışıyorum elimden geldiğince nacizane.
Bir de bence şunu da düşünmek lazım ya zaten bunu herkes düşünüyordur illaki ama belki şu an duymak size daha iyi gelir.
Boşanma işinde annelerinizi düşünün tamam mı?
Annelerinizi, teyzelerinizi, halalarınızı ya bir düşünün abi anneannelerinizi.
Hani kaç tanesi elinde olsaydı boşanırdı?
Bence %95'i elinde bir fırsat olsaydı, ekonomik özgürlük olur, başka bir şey olur, böyle bir şansı olsaydı.
Ama bakın onları hayatları boyunca istemedikleri bir evliliğini, istemedikleri bir düzenin içinde ömürlerini geçirdiler, saçlarını süpürge ettiler ve şu anda geri dönüp baktıklarında muhtemelen
hani keşke diyorlar.
Ya ben Türk kadınlarına kesinlikle bunun olduğunu düşünüyorum maalesef.
O kadınlardan biri olmak istiyorsanız kalın o ilişkilerin içinde ama olmak istemiyorsanız Allah her zaman böyle adım atana, kendisine bir yol çizene destek olur.
Ben buna inanıyorum. Siz bir yola çıktıktan sonra o yol açılır.
Yani bunu dışarıdan söylemek kolay diye olabilirsiniz belki.
Ama inanın öyle değil. Muhtemelen sizin hayatınızda gördüğünüzden çok daha fazla boşanma örneği görmüşümdür.
Veya boşanmaya çalışan kadın görmüşümdür.
Bu artık hani genel bir istatistik çıkartıp ona göre yorum yapıyorum.
Öyle söyleyeyim. Bir de şöyle bir şey var.
Tek boşanma için söylemiyorum.
Bir ilişkiyi bitirmek olabilir.
Bir iş yerinden ayrılmak olabilir.
Bir şehre taşınmak olabilir.
Her konuda... Eğer çok istediğiniz bir şeyi yapamıyorsanız veya artık bitmiş bir şeyde ısrarcı oluyorsanız hayat sizin oradan gitmeniz için kendisi sebepler
yaratmak zorunda kalıyor.
Ve o yarattığı sebepler genelde çok daha üzücü oluyor.
Bu arada sizle konuşuyorum da hepimiz için aynısı geçerli.
Ben dilili anlatmalıyım.
Belki de hani siz de deyince böyle çok yukarıdan anlatıyormuş gibi oluyor belki de.
O anlamda söylemiyorum. Ama ben bunu çok tecrübe ettim kendimde.
Ve mesela bir tane müvekkilim vardı.
Kadın boşanmak istiyor, yapamıyor falan filan.
Böyle yıllar geçti. Kadın bir gün benim ofisime en son elinde koca bir dosyayla geldi.
İki yıldır falan görüşmüyorduk sanırım.
Geldi, önüme dosyayı koydu.
İki yıldır eşinin...
Telefonunu, bilgisayarını, her şeyini kayıt altına almış, her şeye bakmış.
Böyle sayfa sayfa fotoğraflar, sayfa sayfa yazışmalar.
Bir sürü kadınlarla, onlarla, bunlarla hani bakmaya utanırsınız dosyaya öyle söyleyeyim.
Kadın o dosyayı hazırlamış, geldi koydu önüme dedi ki ben bu sefer boşanacağım.
Bu kadın iki yıl önce de boşanmak istiyordu.
Üç yıl önce de boşanmak istiyordu.
Ama bunu bir türlü yapamadığı için hayat artık onun karşısında.
daha da üzüleceği şekilde bir sebep çıkarttı ve onun kesin bir karar almasını sağladı.
Bence biten şeylerde, artık vadesi dolan şeylerde hiçbir zaman o noktaya gelmemek lazım.
Biraz sorumluluğu alıp, biraz riskleri alıp o yola adım atmak lazım.
Bunun çok zor olduğunu biliyorum ama hayattaki her şey risk.
Benim şu anda burada bu bölümü çekiyor olmam da bir risk.
Bu konuda keyfimin kahyalarından yine bir bölüm önereceğim.
Veda etmek diye bir bölümü var.
Onu lütfen dinleyin.
Gerçekten çok kompakt bir şekilde bizim için bitmesi gereken şeyi nasıl bitirebiliriz?
Kafamıza vura vura bunu anlatıyor.
Burada bir şey diyeceğim. Ben bölümlerde bir şey öneriyorum ya.
Bunu genelde altta da yazmaya, eklemeye çalışıyorum da.
Anlaşılır bir şekilde önerdiğimi düşünüyorum.
Hani geri alsanız orada duyacaksınız aslında neyi önerdiğimi.
Ama DM atıyorsunuz.
Hani DM atın bende sıkıntı yok benim açımdan.
Ben cevaplarım ama ben onu geç görüyorum.
Bu sefer baya geç cevap vermiş oluyorum ve siz o şeye ulaşamıyorsunuz.
O yüzden biraz daha dikkatli dinlerseniz bölümlerde mutlaka ya açıklamada vardır ya aşağıda etlidir.
Ya da net bir şekilde söylüyorumdur.
Mesela şu an olduğu gibi. Keyfimin kahyaları podcast.
Veda etmek bölümü. Arkadaşlar devam etmek istiyorum da benim sesim...
Zaten bu ara bir hasta olma modundayım.
Sanırım Allah korusun ama.
O yüzden devam etmeyeceğim.
Ses kalitesinin düşmemesi için.
Haftaya diğer soruları yeni bölümde konuşuyor olacağız.
Bölümle ilgili tüm feedbacklerinizi Instagram'dan bekliyorum.
Yeni bir konsept olduğu için tüm eleştirilerinize açığım.
Daha da iyileştirmeye çalışırım zaten ben de.
Sizin eleştirilerinizde yardımcı olur.
Sizi seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
